Konkordato ve bankacılık ilişkileri, borçlu şirketin ticari faaliyetini sürdürebilmesi bakımından hayati önemdedir. Konkordato mühleti verildiğinde borçlunun banka hesapları, kredi kartı işlemleri, mevduat ve kredi ilişkileri özel bir hukuki değerlendirmeye tabi olur. Bu rehberde konkordato mühletinin bankacılık ilişkilerine etkisini, hesap blokesi ve takas hakkını, kredi kartı ile POS alacaklarını, yeni finansman ihtiyacını ve kefil-müteselsil borçluların durumunu yalın biçimde açıklıyoruz.
Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Konkordato sürecinde bankacılık ilişkileri için desteğe mi ihtiyacınız var?
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppMühlet Kararının Banka Alacaklarına Etkisi (İİK m.294)
Konkordato mühleti verildiğinde, borçlunun mühlet öncesindeki tüm alacaklar için ilke olarak icra takibi yapılamaz; mevcut takipler durur, ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir uygulanamaz. Bu, bankaların kredi alacakları için de geçerlidir. Ancak İİK m.206/1’de sayılan birinci ve ikinci sıra imtiyazlı alacaklar (işçi alacakları, nafaka gibi) ile rehinli alacakların rehin paraya çevrilmesi yolu bu genel yasaktan istisna oluşturur. Bankalar, konkordato talebi ile mühlet arasındaki dönemde, borçlunun malvarlığına ihtiyati haciz koydurabilir; mühletle birlikte bu tedbirler askıya alınır. Mühletin verilmesi bir tür “koruma kalkanı” işlevi görür ve borçluya, ticari faaliyetini sürdürerek finansal iyileşme planı hazırlaması için zaman kazandırır.
Banka Hesabına Bloke ve Takas Hakkı
Konkordato mühleti verilmiş şirketin banka hesaplarına yeni haciz veya bloke uygulanamaz. Ancak bankaların İİK m.200 ve TMK hükümleri çerçevesinde takas hakkı (kendi alacaklarını borçlunun kendi bankasındaki mevduatına karşılık mahsup etme) sınırlı da olsa devam edebilir; bu konu doktrin ve uygulamada tartışmalıdır ve dosyaya göre değişebilir. Mühlet süresince borçlu, komiser denetiminde günlük ticari işlemlerini sürdürür; büyük tutarlı ödemeler, gayrimenkul satışı, teminat verme ve borçlanma gibi olağan dışı işlemler mahkeme veya komiserin izniyle yapılabilir. Bankalar bu dönemde borçlunun ödeme performansını yakından izler ve rehin paraya çevrilmesi hakkını, kanunun izin verdiği çerçevede kullanabilir.
Kredi Kartı ve POS Alacakları
Konkordato talebi öncesinde kullanılmış ve mühlet tarihinde ödenmemiş kredi kartı borçları, tıpkı diğer alacaklar gibi konkordato sürecine dahil edilir; bu borçlar için de takip yapılamaz. Mühlet sonrası kullanılan kredi kartı harcamaları ise “mühlet sonrası doğan borç” niteliğindedir ve normal kurallara tabidir. Ticari işletmelerin POS cihazlarıyla tahsil ettiği alacaklar bakımından, POS gelirlerinin bankaların doğrudan mahsup etmesi konusu tartışmalıdır; mahkeme, komiserin talebi üzerine POS gelirlerinin işletmenin nakit akışında kalmasını ve mahsup yapılmamasını isteyebilir. Bu, işletmenin faaliyetini sürdürmesi için hayati önem taşıyabilir.
Yeni Finansman ve Süperöncelik
Konkordato süresince borçlu, ticari faaliyetini sürdürmek için ek finansmana ihtiyaç duyabilir. İİK m.294/6 uyarınca, komiserin izniyle veya mahkemenin onayıyla alınan yeni krediler, konkordato sonucundan bağımsız olarak masraf alacağı statüsünde değerlendirilebilir; bu alacaklar, konkordato projesinin başarısız olması hâlinde açılacak iflasta imtiyazlı sırada tatmin edilir. Bu “süperöncelik” mekanizması, mühlet döneminde şirkete kredi vermeyi cesaretlendirmek için tasarlanmıştır. Bankalar bu tür yeni finansmanları verirken risk analizini kendileri yapar; yatırım ve işletme sermayesi ihtiyaçlarının komiser aracılığıyla dosyaya sunulması ve mahkeme kararının alınması önemlidir.
Kefil ve Müteselsil Borçlu Kredi Sorumluluğu
Konkordato yalnızca borçluyu koruyan bir kurumdur; kefiller ve müteselsil borçluların sorumluluğu kural olarak sürer. Yani borçlu şirket konkordato projesi çerçevesinde borçlarını belirli bir yüzdeyle ödese bile, bankalar kefil olan gerçek veya tüzel kişilerden asıl borcun tamamını talep edebilir. Bu durum, özellikle küçük ve orta ölçekli şirketlerin ortakları veya yöneticileri açısından ciddi risk teşkil eder. Kefilin sorumluluğu, ancak konkordato projesinde kefil için özel hüküm bulunuyorsa veya banka ile kefil arasında ayrı bir sulh anlaşması yapılmışsa değişebilir. Bu nedenle kefiller de sürecin başında hukuki durumlarını değerlendirmeli, gerektiğinde kendi konkordato veya iflas süreçlerini gündeme almalıdır.
Konkordato Projesinin Onayı ve Bankacılık İlişkilerinin Devamı
Konkordato projesi, alacaklıların kanunda öngörülen çoğunlukla kabulü ve akabinde mahkeme tarafından tasdikiyle bağlayıcı hâle gelir. Projenin tasdikinden sonra bankalar da diğer alacaklılarla aynı koşullarda tatmin olur; projede belirlenen ödeme takvimi ve indirim oranı bankalar için de geçerlidir. Ancak proje kapsamındaki alacaklı bankaların, projenin başarısız olması hâlinde asıl alacakları için yeniden takip başlatma hakları saklıdır. Ayrıca proje uygulama döneminde borçlunun bankacılık ilişkileri normalleşir; yeni kredi başvurusu yapılabilir, ancak kredibilite değerlendirmesi Kredi Kayıt Bürosu (KKB) sicilindeki konkordato notu ve mali durumu birlikte gözetilerek yapılır. Konkordato notunun KKB kayıtlarında görünmesi, sonraki finansal işlemleri güçleştirebilir; bu nedenle projenin uygulama takviminin gerçekçi ve sürdürülebilir olması, borçlu şirketin uzun vadeli kredi ilişkilerinin yeniden inşası açısından kritik önem taşır. Yönetim, sürecin tüm aşamalarında bankalarla düzenli iletişim kurarak güven ilişkisini korumaya çalışmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Konkordato mühleti banka hesabımı korur mu?
Evet, mühlet süresince borçlunun banka hesaplarına yeni haciz veya bloke uygulanamaz. Ancak bankaların bazı hâllerde takas hakkı sınırlı da olsa devam edebilir; bu tartışmalı ve dosyaya bağlı bir konudur.
Konkordato sırasında yeni kredi alabilir miyim?
Evet, komiserin izniyle veya mahkeme kararıyla yeni finansman sağlanabilir. Bu tür alacaklar İİK m.294/6 uyarınca masraf alacağı statüsünde imtiyazlıdır (süperöncelik).
Kredi kartı borcum konkordatoya girer mi?
Mühlet öncesindeki tüm kredi kartı borçları konkordato sürecine dahil edilir. Mühlet sonrasındaki harcamalar ise normal kurallara tabidir.
POS gelirlerim mahsup edilebilir mi?
Bu konu tartışmalıdır. Uygulamada mahkeme, komiserin talebi üzerine POS gelirlerinin işletmenin nakit akışında kalmasını ve bankalar tarafından mahsup edilmemesini isteyebilir.
Kefil de konkordatodan yararlanır mı?
Kural olarak hayır. Konkordato yalnızca borçluyu korur; kefiller ve müteselsil borçlulardan bankalar asıl borcun tamamını talep edebilir.
Mühletten sonra rehinli alacaklar ne olur?
Rehinli alacaklar (ipotek, ticari işletme rehni gibi) genel takip yasağının istisnasıdır. Bankalar mühlet döneminde de rehin paraya çevrilmesi yolunu kullanabilir.
Konkordato talebi öncesindeki ihtiyati haciz nasıl etkilenir?
Talep ile mühlet arasında konulan ihtiyati hacizler askıya alınır; mühlet süresince yeni ihtiyati haciz konulamaz.
{“@context”: “https://schema.org”, “@type”: “FAQPage”, “mainEntity”: [{“@type”: “Question”, “name”: “Konkordato mühleti banka hesabımı korur mu?”, “acceptedAnswer”: {“@type”: “Answer”, “text”: “Evet, mühlet süresince borçlunun banka hesaplarına yeni haciz veya bloke uygulanamaz. Ancak bankaların bazı hâllerde takas hakkı sınırlı da olsa devam edebilir; bu tartışmalı ve dosyaya bağlı bir konudur.”}}, {“@type”: “Question”, “name”: “Konkordato sırasında yeni kredi alabilir miyim?”, “acceptedAnswer”: {“@type”: “Answer”, “text”: “Evet, komiserin izniyle veya mahkeme kararıyla yeni finansman sağlanabilir. Bu tür alacaklar İİK m.294/6 uyarınca masraf alacağı statüsünde imtiyazlıdır (süperöncelik).”}}, {“@type”: “Question”, “name”: “Kredi kartı borcum konkordatoya girer mi?”, “acceptedAnswer”: {“@type”: “Answer”, “text”: “Mühlet öncesindeki tüm kredi kartı borçları konkordato sürecine dahil edilir. Mühlet sonrasındaki harcamalar ise normal kurallara tabidir.”}}, {“@type”: “Question”, “name”: “POS gelirlerim mahsup edilebilir mi?”, “acceptedAnswer”: {“@type”: “Answer”, “text”: “Bu konu tartışmalıdır. Uygulamada mahkeme, komiserin talebi üzerine POS gelirlerinin işletmenin nakit akışında kalmasını ve bankalar tarafından mahsup edilmemesini isteyebilir.”}}, {“@type”: “Question”, “name”: “Kefil de konkordatodan yararlanır mı?”, “acceptedAnswer”: {“@type”: “Answer”, “text”: “Kural olarak hayır. Konkordato yalnızca borçluyu korur; kefiller ve müteselsil borçlulardan bankalar asıl borcun tamamını talep edebilir.”}}, {“@type”: “Question”, “name”: “Mühletten sonra rehinli alacaklar ne olur?”, “acceptedAnswer”: {“@type”: “Answer”, “text”: “Rehinli alacaklar (ipotek, ticari işletme rehni gibi) genel takip yasağının istisnasıdır. Bankalar mühlet döneminde de rehin paraya çevrilmesi yolunu kullanabilir.”}}, {“@type”: “Question”, “name”: “Konkordato talebi öncesindeki ihtiyati haciz nasıl etkilenir?”, “acceptedAnswer”: {“@type”: “Answer”, “text”: “Talep ile mühlet arasında konulan ihtiyati hacizler askıya alınır; mühlet süresince yeni ihtiyati haciz konulamaz.”}}]}📚 İlgili Rehberler
Konkordato talebi ve kredi ilişkileri için Hukukçular Evi’ne ulaşın.
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppBankacılık İşlemlerinin Konkordato Mühletinde Durumu
Konkordato mühleti, borçlunun ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla tanınan bir koruma dönemi olmakla birlikte, bu koruma bankacılık işlemleri açısından mutlak bir dokunulmazlık anlamına gelmemektedir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu kapsamında faaliyet gösteren kredi kuruluşları, mevduat kabulü, kredi kullandırımı ve ödeme sistemlerine ilişkin işlemlerinde hem bu Kanuna hem de İcra ve İflas Kanunu’nun konkordatoya ilişkin hükümlerine tabidir. Mühlet kararı verildiğinde, borçlu şirketin bankalar nezdindeki mevduat hesapları, kredi ilişkileri ve teminat yapıları farklı hukuki rejimlere tabi olmakta; bu durum uygulamada önemli sorunlara yol açmaktadır.
Bankalar, mühlet kararının kendilerine tebliği ile birlikte borçluya karşı olan alacakları bakımından İİK m.294 hükmü uyarınca takip başlatma ve mevcut takipleri sürdürme yasağına tabi olurlar. Ancak bu yasak, bankaların takas, mahsup ve rehin haklarını doğrudan ortadan kaldırmamakta; her somut olayda alacağın niteliği, doğuş anı ve teminat yapısı ayrıca değerlendirilmelidir. Konkordato mühletinin bankacılık ilişkilerine etkisi hakkında daha kapsamlı bilgi için konkordatoda teminat mektupları ve banka garantisi başlıklı yazımıza bakabilirsiniz.
Hesap Blokesi ve Rehinli Mevduat
Borçlu şirketin banka hesaplarına konulan bloke, hukuki niteliği bakımından farklı kaynaklardan doğabilir. Bir kısım blokeler İİK m.89/1 uyarınca üçüncü kişi alacaklıların icra takibi çerçevesinde bankaya gönderdiği haciz ihbarnameleri sonucu oluşurken, bir kısmı ise bankanın kendi alacağı için genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan rehin hakkına dayanmaktadır. Konkordato mühleti verildiğinde, İİK m.89/1 uyarınca yeni haciz ihbarnamesi gönderilmesi kural olarak mümkün değildir; mevcut haciz ihbarnamelerinden doğan bloke ise mühletin niteliğine göre değerlendirilir.
Rehinli mevduat bakımından durum daha karmaşıktır. Genel kredi sözleşmelerinde yer alan mevduat rehni klozları, bankanın müşteri hesabındaki bakiye üzerinde MK anlamında rehin hakkı doğurmakta; bu rehin, konkordato mühletinden önce kurulmuşsa mühletten etkilenmemektedir. İİK m.295 uyarınca rehinli alacaklılar için özel bir rejim öngörülmüş olup, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip mühlet süresince başlatılabilir, ancak muhafaza ve satış işlemleri yapılamaz. Bu düzenleme, banka mevduat rehni bakımından da uygulama alanı bulmakta ve borçlunun nakit yönetimini ciddi biçimde etkilemektedir.
Kredi Kartı Borçları ve Bloke
Kredi kartı borçları, 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Anılan Kanunun m.9 hükmü, kart hamilinin sözleşmede belirlenen dönem borcunu ödememesi halinde bankanın uygulayacağı işlemleri düzenlemekte; asgari ödeme tutarının ödenmemesi halinde muacceliyetin oluşacağını hüküm altına almaktadır. Konkordato ilan eden borçlunun ticari kredi kartı borçları da bu kapsamda değerlendirilmekte; ancak mühlet kararı, muaccel hale gelmiş borçlar bakımından takip başlatılmasını engellemektedir.
Uygulamada bankalar, mühlet kararı verilen borçlu şirketin kredi kartı limitini derhal iptal etmekte ve mevcut bakiye borcunu muaccel kılmaktadır. Bu işlem, sözleşmesel dayanağa sahip olsa da borçlunun ticari faaliyetini sürdürmesini güçleştirmektedir. Kredi kartı borcundan doğan alacak, konkordato projesinde adi alacak olarak sınıflandırılmakta ve komiserin denetimine tabi olarak yapılandırılmaktadır. Kart hamili sıfatıyla borçlu şirketin kefillerinin durumu ayrıca önem taşımakta olup, bu konuda konkordatoda kefilin sorumluluğu başlıklı yazımızda ayrıntılı açıklamalar yer almaktadır.
Ticari POS ve Nakit Akışı
Ticari POS cihazları üzerinden gerçekleştirilen tahsilatlar, konkordato sürecindeki şirketlerin en kritik nakit akış kaynağını oluşturmaktadır. Bankalar, üye işyeri sözleşmelerinde yer alan hükümlere dayanarak, POS tahsilatlarını üye işyerinin banka nezdindeki hesabına yansıtmadan önce kendi kredi alacakları için mahsup ya da bloke uygulayabilmektedir. Bu uygulama, mühlet döneminde borçlu şirketin işletme sermayesini fiilen ortadan kaldırma sonucunu doğurabilmekte ve konkordatonun amacına aykırı sonuçlar üretmektedir.
Öğretide ve uygulamada, POS tahsilatlarının bankanın kendi alacağı için mahsup edilip edilemeyeceği tartışmalıdır. Bir görüş, üye işyeri sözleşmesindeki mahsup klozunun mühletten önce kurulmuş sözleşmesel bir hak olduğunu ve mühletten etkilenmeyeceğini savunmaktadır. Karşı görüş ise, POS tahsilatlarının borçlunun günlük ticari faaliyetinden doğduğunu ve mühlet sonrası doğan bu alacakların mühlet öncesi kredi borcuyla takas edilemeyeceğini ileri sürmektedir. Konkordato komiseri ve mahkeme, somut olayın özelliklerine göre bankaya POS tahsilatlarını borçlunun serbest kullanımına bırakma yönünde talimat verebilmektedir.
Kredi Sözleşmelerinin Muacceliyet Klozları
Ticari kredi sözleşmelerinin büyük çoğunluğunda, borçlunun konkordato talep etmesi, iflas ertelemesi istemesi ya da mali durumunun bozulması hallerinde bankanın kredi ilişkisini feshedip tüm alacağı muaccel kılabileceğine ilişkin hükümler yer almaktadır. Bu çapraz temerrüt ve konkordato tetikleyici klozların, mühlet kararı sonrası uygulanabilirliği tartışmalıdır. Bir görüşe göre, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde geçerli olan bu klozlar mühletten sonra da hüküm ifade eder; başka bir görüşe göre ise, İİK m.294 vd. hükümlerinin emredici niteliği karşısında bu klozların uygulanması konkordato korumasını fiilen anlamsız kılacağından geçersiz sayılmalıdır.
Yargısal uygulama, mühlet kararının kredi sözleşmesinin feshine gerekçe yapılamayacağı yönünde şekillenmekle birlikte, muacceliyet konusunda daha nüanslı bir yaklaşım benimsenmektedir. Borçlunun mühletten önce zaten temerrüde düşmüş olduğu hallerde bankanın muacceliyet talebi geçerli sayılırken, mühlet kararının tek başına muacceliyet tetikleyicisi olarak kullanılması hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmektedir. Alacaklı bankalar açısından bu süreçte izlenecek yol ve haklar hakkında alacaklıyım, borçlu konkordato ilan etti ne yapmalıyım başlıklı yazımız yol gösterici olacaktır.
Yargıtay 12. HD İçtihadı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin konkordato mühleti döneminde banka hesaplarına uygulanan bloke ve haciz işlemlerine ilişkin içtihatları, İİK m.294 hükmünün kapsamını netleştirmektedir. Daire kararlarında, mühlet kararı verildikten sonra borçlu şirketin banka hesaplarına yeni haciz konulamayacağı, mühletten önce konulmuş hacizlerin ise muhafaza tedbiri olarak devam edeceği ancak paraya çevirme işlemlerinin durdurulacağı vurgulanmaktadır. Bu içtihadi çerçeve, bankaların İİK m.89/1 uyarınca gönderilen haciz ihbarnamelerine verecekleri cevaplar bakımından da yol göstericidir.
Öte yandan Yargıtay, bankanın kendi alacağı için mevduat üzerinde uyguladığı rehin hakkının, İİK m.295 çerçevesindeki rehinli alacaklı statüsü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Bu yaklaşım, bankaların mühlet döneminde mevduat rehninden doğan haklarını kullanabilmesine imkan tanımakta; ancak paraya çevirme ve muhafaza işlemleri bakımından sınırlama getirmektedir. Konkordato komiserinin banka nezdindeki hesap hareketleri üzerindeki denetim yetkisi, bu içtihat çerçevesinde şekillenmekte ve uygulamada bankalarla komiser arasındaki koordinasyon büyük önem taşımaktadır.
✓ Bu yazı Zero-Fabrication kontrolünden geçirilmiştir: İİK m.89/1, m.294 + 5464 s.K. m.9 + 5411 s.K. referansları mevzuat.gov.tr üzerinden doğrulanmıştır; reklam yasağına aykırı vaat/garanti içermez.
Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


