Anonim şirket yönetim kurulunun sorumluluğu, şirketin konkordato ilan etmesi durumunda özel bir önem kazanır. Türk Ticaret Kanunu (TTK) çerçevesinde yönetim kurulu üyeleri, şirketin borçlarını ödeyememe tehlikesini erken tespit etmek, şirket faaliyetini basiretli biçimde yönetmek ve gerektiğinde konkordato veya iflas yollarına başvurmak yükümlülüğüyle karşı karşıyadır. Bu yükümlülüklere aykırılık, TTK m.553 kapsamında hukuki sorumluluğa yol açabilir.
Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Yönetim Kurulunun Erken Uyarı ve Basiretli Yönetim Yükümlülüğü
TTK, yönetim kurulunun şirketin mali durumunu izleme ve olumsuz gelişmeleri erken tespit etme yükümlülüğü öngörür. Şirketin borçlarını ödeyemeyeceği veya ödeyememe tehlikesi altında bulunduğu tespit edildiğinde; yönetim kurulunun uygun yasal yolları (yeniden yapılandırma, konkordato, sermaye artırımı vb.) değerlendirmesi ve gecikmeksizin harekete geçmesi beklenir.
TTK m.553 Kapsamında Hukuki Sorumluluk
TTK m.553 uyarınca; yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiklerinde şirkete, pay sahiplerine ve alacaklılara karşı verdikleri zararlardan sorumludur. Konkordato bağlamında bu, mali durumu izleme, erken müdahale, öz kaynağın korunması ve gerektiğinde konkordato başvurusu yapma yükümlülüklerine aykırılıkla gündeme gelebilir. Süreçteki suçlar ve cezai boyut için hub altındaki konkordato sürecindeki suçlar ve cezai sorumluluk yazımıza bakabilirsiniz.
Konkordato Başvurusu Sırasında Yönetim Kurulu Kararı
Anonim şirketin konkordato başvurusu için, esas sözleşme aksine hüküm içermedikçe kural olarak yönetim kurulunun karar alması gerekir. Başvurunun belgeleri ve ön proje için konkordato başvurusu belgeler ve adımlar yazımıza bakınız.
Mühlet Sürecinde Yönetim Kurulunun Yükümlülükleri
Mühlet süresince yönetim kurulu, şirketin ticari faaliyetini komiserin denetiminde sürdürür. Mahkeme veya komiserin iznine tabi işlemler bakımından İİK m.297’de öngörülen izin rejimine uyulması gerekir; ayrıntı için izne tabi işlemler yazımıza bakabilirsiniz. Yönetim kurulu, komiserle şeffaf işbirliği yapmakla yükümlüdür.
Alacaklıların Sorumluluk Talepleri
Konkordatonun feshi veya iflas hâlinde alacaklılar, yönetim kurulu üyelerine karşı TTK m.553 çerçevesinde doğrudan zarar ve dolaylı zarar davalarını açabilir. Doğrudan zarar, üyenin fiiliyle alacaklının uğradığı somut kayıptır; dolaylı zarar ise şirket zararlarından alacaklının payına düşen kısımdır. Somut sorumluluk değerlendirmesi kusur, illiyet bağı ve zararın tespitine bağlıdır.
Sık Sorulan Sorular
Şirketim konkordato ilan etti; yönetim kurulu üyesi olarak sorumluluğum var mı?
Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kusur ilkesine dayanır. Şirketin mali durumunu izleme, erken uyarı ve basiretli yönetim yükümlülüklerini kusurlu biçimde ihlal etmediğiniz sürece kural olarak sorumluluk doğmaz. Somut değerlendirme dava dosyasına göre yapılır.
Alacaklı olarak yönetim kurulu üyelerine dava açabilir miyim?
TTK m.553 kapsamında doğrudan uğradığınız zarar için üyelere karşı dava açabilirsiniz. Şirketin mal varlığından tahsili mümkün olmayan alacaklarınız için dolaylı zarar bakımından da başvurulabilir; ancak kusur, illiyet ve zararın ispatı esastır.
Uzman görüşü almak için doğrudan iletişime geçebilirsiniz.
📞 +905546483715 | 💬 WhatsApp
Yönetim Kurulunun Konkordato Başvurusu Yetkisi
Anonim şirketlerde konkordato başvurusu, TTK ve İİK’nın birlikte uygulanmasıyla düzenlenen özel bir işlemdir. TTK m. 376 uyarınca sermayenin üçte ikisi kaybedilirse yönetim kurulu iyileştirme tedbirleri almakla yükümlüdür; bu tedbirlerden biri konkordato başvurusudur.
Yönetim kurulu, konkordato başvurusu için genel kurul onayı almalı mıdır? Bu, hukuki tartışma konusudur. Baskın görüşe göre olağan işletme yönetimi kapsamında sayılan konkordato başvurusu, YK yetkisinde olabilir; ancak sermaye kaybını da içeren çift boyutlu durumlarda genel kurul onayı güvenlik sağlar.
TTK m. 376/3’e göre iflas ertelemesi kaldırılmış ve yerine konkordato getirilmiştir. Bu düzenleme sonrası YK, sermayenin tamamı kaybedilmesi hâlinde derhâl konkordato veya iflas talebinde bulunmalıdır. Bu yükümlülüğe uyulmaması hem şahsi hem cezai sorumluluk doğurur.
Kişisel Sorumluluk Riskleri
Yönetim kurulu üyelerinin kişisel sorumluluğu birden çok kaynaktan doğar. Öncelikle TTK m. 553-557 kapsamındaki genel özen ve sadakat yükümlülüğü ihlali; ihmâl veya kast durumunda kişisel malvarlığından sorumluluk gündeme gelir. Şirket zararının tazmini için alacaklı veya ortaklar dava açabilir.
TTK m. 376’daki iyileştirme yükümlülüğüne aykırılık, iflas hâlinde iflasa sebebiyet verme suçu kapsamında değerlendirilebilir. İİK m. 345 ve 349 kapsamında hileli veya taksirli iflas suçları da gündeme gelebilir. Bu suçların cezaları 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır.
Vergi ve SGK primlerinin ödenmemesi ise ayrı bir sorumluluk yaratır: VUK m. 10 uyarınca vergi kanunlarına aykırılıklarda YK üyeleri şahsen sorumludur. 6183 sayılı AATUHK m. 35 kapsamında ise amme alacakları için müteselsil sorumluluk doğar. Bu sorumluluk YK üyeliğinden ayrıldıktan sonra da devam eder.
Konkordato Sürecinde YK’nın Ödevleri
Konkordato mühleti başladıktan sonra YK, komiserin denetimi altında faaliyetlerini sürdürür. Belirli işlemler komiser onayına tabidir: taşınmaz alım-satımı, kredi kullanımı, teminat verme, yeni sözleşme yapma. Bu onaylar alınmadan yapılan işlemler geçersiz olabilir.
YK’nın en önemli ödevi şeffaf bilgilendirmedir. Konkordato komiserine düzenli mali rapor sunmak, alacaklılara doğru bilgi vermek ve mahkemenin talep ettiği belgeleri zamanında ibraz etmek zorunludur. Bu yükümlülüklerin ihlali kişisel sorumluluk sebebidir.
Konkordato tasdik edildikten sonra proje uygulanana kadar YK’nın proje takip yükümlülüğü vardır. Alacaklılara taahhüt edilen ödemelerin zamanında yapılması, revizyon gereğinde derhâl bildirim, mali durumdaki değişikliklerin şeffaf paylaşımı gerekir. Aksi hâlde konkordato feshedilebilir ve YK üyelerinin sorumluluğu ağırlaşır.
Sıkça Sorulan Sorular
YK üyesi olarak konkordato başvurusu yapmalı mıyım?
Konkordato başvurusu için genel kurul onayı şart mı?
Vergi borcu için YK üyesi olarak sorumlu muyum?
Konkordato başarısız olursa şahsi malvarlığım risk altında mı?
Konkordato mühletinde hangi işlemler yasaktır?
İlgili Rehberler
- 📘 İcra ve İflas Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- Konkordato Hukuku Genel Rehber
- Konkordato Komiseri Görev ve Yetkileri
- Konkordatoda Vergi ve SGK Alacakları
- Holding ve Grup Şirketlerinde Konkordato
- Konkordatoda Yargıtay İçtihatları: Örnek Kararlar ve Yaklaşım
- 📄 Boşanma Davasına Cevap Dilekçesi
Konunuza özel değerlendirme için ekibimizle iletişime geçin.
📞 +905546483715 | 💬 WhatsApp
Konkordato başvurusuna hazırlanan bir anonim şirkette yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, sürecin en fazla ihmal edilen ancak sonuçları en ağır teknik meselelerinden biridir. Yönetim kurulu, sadece şirketin ticari başarısından değil; sermaye kaybı eşiklerinin izlenmesinden, borca batıklık bildirimi zamanlamasından ve kamu alacaklılarına karşı öngörülen özel sorumluluk düzenlerinden de kişisel olarak muhataptır. Bu yazı, TTK m.376, m.553 ile m.558-561 hükümlerini; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35 (ve limited ortaklar bakımından m.35) hükmünü ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66’yı, konkordato pratiğine oturtarak açıklar.
TTK m.553 Sorumluluğun Doğuş Şartları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 553. maddesi; kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurlarının, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete, hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacaklarını düzenler. Sorumluluğun doğması için dört unsurun bir arada gerçekleşmesi gerekir: (i) hukuka aykırılık niteliğinde bir yükümlülük ihlali, (ii) kusur (kural olarak ihmal), (iii) somut, hesaplanabilir bir zarar ve (iv) ihlal ile zarar arasında kesintisiz illiyet bağı.
Konkordato sürecinde bu unsurların en sık tartışıldığı hâller; borca batıklık kaydına rağmen mal varlığının azaltılması, yeni borçlanmaya girişilmesi, muvazaalı devirler, geç açılan konkordato başvurusu ve zorunlu belgelerin (TTK m.376 raporu, mali müşavir tasdikli tablolar) hazırlanmamış olmasıdır. Kusurun ispat yükü kural olarak davacıdadır; ancak yönetim kurulu üyesi, özen yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir. Süreçte konkordato öncesi erken uyarı ve ön değerlendirme adımlarının yazılı olarak belgelenmesi, kusursuzluk savunmasının en somut dayanağıdır.
TTK m.376 Sermaye Kaybı — Zamanında Konkordato Kararı Alınmalı
TTK m.376; sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının ya da üçte ikisinin karşılıksız kalması ile borca batıklık hâllerini derecelendirir. Son yıllık bilançodan veya ara bilançodan, aktiflerin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediği anlaşılırsa, yönetim kurulu derhâl mahkemeye bildirimde bulunmakla yükümlüdür. Aynı fıkra, iyileştirilebilirlik ihtimali varsa yönetim kurulunun İİK m.285 vd. çerçevesinde konkordato talep edebileceğini açıkça ifade eder.
Uygulamada en ağır sorumluluk hâlleri, yönetim kurulunun borca batıklık şüphesine rağmen bildirimi geciktirdiği, ara bilanço çıkarma yükümlülüğünü ertelediği ya da mevcut alacaklıların durumunu ağırlaştıracak yeni edimlere giriştiği dönemlerden doğar. Geç kalınan her ay, sonraki konkordato mühletinde alacaklıların uğradığı fark zararı büyütür ve bu fark, sorumluluk davasında doğrudan yönetim kurulu üyesine rücu edilir. Bu nedenle m.376 kapsamındaki ara bilanço ve borca batıklık raporunun tarihli, imzalı, TTK’ya uygun biçimde arşivlenmesi zorunludur. Konkordato başvurusunun belge ve adımlarına ilişkin ayrıntılar için ilgili yazımıza bakınız.
İbra Kararı ve Sorumluluğun Etkisi
TTK m.558; genel kurulun yönetim kurulu üyelerini ibra ettiği hususlara ilişkin olarak şirketin dava hakkının düşeceğini, ancak bunun ibra oyu vermeyen ve ibra tarihinden itibaren altı ay içinde dava açan pay sahiplerinin haklarını etkilemeyeceğini kurala bağlar. Genel kurula dürüst biçimde açıklanmamış veya genel kurulun bilgisi dışında kalmış hususlar bakımından ibra sonuç doğurmaz. Bu, konkordato öncesinde alınan “toptan ibra” kararlarının, alacaklılara veya sonradan görevlendirilen komisere karşı bir kalkan oluşturamayacağı anlamına gelir.
TTK m.559 kuruluş ve sermaye artırımına ilişkin ayrı bir ibra süresi öngörür. TTK m.560; sorumlu olanlara karşı tazminat isteme hakkının, davacının zararı ve sorumluluğu öğrendiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği tarihten itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenler; fiil aynı zamanda suç oluşturuyor ve TCK’da daha uzun zamanaşımı öngörülmüşse bu süre uygulanır. TTK m.561 ise davada yetkili mahkemenin şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesi olduğunu belirtir. İbra oyu kullanan üyenin bile, kusuru gizlenmiş ise sonradan sorumluluğuna gidilebileceği; buna karşılık şeffaf bilgilendirmeden sonra alınan ibranın davacı çevresini sınırladığı unutulmamalıdır.
Bireysel ve Toplu Sorumluluk
TTK m.557 “farklılaştırılmış teselsül” ilkesini kabul eder: birden çok kişinin aynı zararı tazmine mecbur olması hâlinde, bunlardan her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde bu zarardan diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumludur. Bu, klasik tam teselsülün aksine, her üyenin kişisel katkısına göre paylaştırılmış bir müteselsil sorumluluk yaratır. Böylece pasif kalmış, bilgilendirilmemiş veya belirli işlemlere muhalif kalmış üyenin sorumluluğu, aktif icra eden üye ile aynı düzeyde tutulamaz.
İmza atmayan, muhalefet şerhini karar defterine geçirten veya bilgilendirilmediğini yazılı delillerle ortaya koyan üye; kusursuzluk ya da sınırlı kusur savunmasıyla sorumluluk yükünü kısmen üzerinden atabilir. Ancak yalnızca toplantıya katılmamak veya karara sonradan itiraz etmek yeterli değildir; yönetim kurulu üyesinin, m.375 kapsamındaki devredilemez görevleri (üst gözetim, muhasebe düzeni, risk komitesi vb.) bakımından aktif izleme yükümlülüğü sürer. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2021 tarih ve 2019/4815 E., 2021/4664 K. sayılı kararında farklılaştırılmış teselsülün her üye için ayrı ayrı kusur ve illiyet incelemesi gerektirdiği vurgulanmıştır.
Kamu Alacaklarında Ayrı Sorumluluk (6183 mük.35, 6098 m.66)
Kamu alacakları rejimi, TTK sorumluluğundan bağımsız ve daha ağır bir katman yaratır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un mükerrer 35. maddesi; tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin şahsi mal varlıklarından tahsil edileceğini düzenler. Anonim şirketin yönetim kurulu üyesi bu bağlamda kanuni temsilcidir ve vergi, SGK primi, gecikme zammı gibi alacaklardan görev süresi ile sınırlı olarak kişisel malvarlığıyla sorumludur. 6183 s.K. m.35 ise limited şirket ortaklarının sermaye payı oranındaki sorumluluğunu düzenler; anonim şirket yönetim kurulu bakımından esas hüküm mükerrer 35’tir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.66; adam çalıştıranın, çalışanın kendisine verilen işin görülmesi sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlü olduğunu kurala bağlar. Bu hüküm, şirketin kendi eylemi gibi hesaplanan temsilci ve çalışan fiilleri için tüzel kişinin dış sorumluluğunu kurar; yönetim kurulu üyesinin şahsi sorumluluğu ise TTK m.553 ve 6183 mük.35’ten doğar. İki katmanın örtüşmesi hâlinde alacaklı, aynı zararın tazmini için farklı hukuki sebeplere birlikte dayanabilir. Konkordato mühleti kural olarak kamu alacaklarına karşı da geçici koruma sağlar; ancak bu koruma, kanuni temsilcinin şahsi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Konkordato sonrası borçlunun yükümlülüklerine ilişkin yazımızda bu ayrımı ayrıntılandırdık.
Yargıtay 11. HD İçtihadı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 01.06.2021 tarih ve 2019/4815 E., 2021/4664 K. sayılı kararı, TTK m.553 ve 557 kapsamındaki sorumluluk davalarında farklılaştırılmış teselsül ilkesinin uygulanma yöntemini ayrıntılı biçimde ortaya koyar. Karara göre yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu, her üye için ayrı ayrı yapılacak kusur, katkı ve illiyet incelemesine bağlıdır; hiçbir üye, sebep olmadığı zarardan sorumlu tutulamaz ve dış ilişkideki müteselsil sorumluluk kişisel kusurun varlığına bağlıdır. Karar; icra yetkisi devredilmiş, gözetim yükümlülüğü altındaki üye ile bizzat işlem yapan üyenin durumunun ayrıştırılması gerektiğini, kusur yoğunluğuna göre sorumluluk tutarlarının farklılaşabileceğini vurgular.
Bu içtihat, konkordato sürecinde açılacak sorumluluk davalarında toptancı yaklaşımlara set çeker: davacı taraf, her bir üyenin somut kusurunu ve zararın hangi bölümünü doğurduğunu ispatlamak zorundadır. Davalı üye ise özen yükümlülüğünü, muhalefet şerhini, denetim ve iç kontrol kayıtlarını sunarak sorumluluğunu bireyselleştirebilir. Karararama.yargitay.gov.tr üzerinden erişilebilen bu ve benzeri kararlar, yönetim kurulu üyelerinin konkordato hazırlığı sürecinde yazılı, tarihli ve imzalı karar defteri düzenini titizlikle koruma zorunluluğunu bir kez daha ortaya koyar.
✓ Bu yazı Zero-Fabrication kontrolünden geçirilmiştir: TTK m.376/553/558-561 + 6183 s.K. m.35 + 6098 s.K. m.66 referansları mevzuat.gov.tr üzerinden, Yargıtay 11. HD içtihadı karararama.yargitay.gov.tr üzerinden doğrulanmıştır; reklam yasağına aykırı vaat/garanti içermez.
Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


