Emanet Bıraktığım Mal Haczedildi: Mülkiyet Karinesi ve İspat (İİK 97/a)
08 Ağustos 2026

Emanet Bıraktığım Mal Haczedildi: Mülkiyet Karinesi ve İspat (İİK 97/a)

Arkadaşınıza tezgâhınızı ödünç verdiniz, akrabanıza jeneratörünüzü emanet ettiniz ya da malınızı bir depoda tutuyorsunuz. Bir gün öğreniyorsunuz ki o kişinin borcu nedeniyle yapılan hacizde sizin malınız da haczedilmiş.

Bu durumda “mal benim, faturası bende” demek çoğu zaman yetmez. İcra hukuku, taşınırlarda zilyetliğe dayalı bir mülkiyet karinesi kurmuştur ve bu karine malın bulunduğu yere göre kimin lehine işleyeceğini belirler. Aşağıda karinenin nasıl çalıştığını ve nasıl çürütüleceğini ele alıyoruz.

Temel kural: elinde bulunduran malik sayılır

İİK 97/a’ya göre bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Madde bununla da yetinmez: borçlu ile üçüncü şahısların taşınır malı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde dahi mal borçlu elinde addolunur.

Bu ikinci cümle, emanet ilişkilerinde belirleyici olan hükümdür. Mal borçlunun hâkimiyet alanındaysa, sizin de üzerinde bir hakkınız bulunması karineyi değiştirmez; mal borçlunun sayılır.

Karineden yararlanmak için elde bulundurmanın malik sıfatıyla olması da gerekmez. Yani borçlu, malı emanetçi, kiracı veya ödünç alan sıfatıyla elinde tutuyor olsa bile karine işler.

Karine kimin lehine, ispat yükü kimde?

Mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla onun mallarını haczettiren alacaklı yararınadır. Bunun ispat hukuku bakımından sonucu ağırdır.

Alacaklı, yalnızca karine temeline ilişkin vakıayı — yani malın borçlu elinde haczedildiğini — ispatla yetinir; malın borçluya ait olduğunu ayrıca ispat etmesi gerekmez. Karinenin aksini ispat külfeti, iddia eden kişiye yani istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişiye düşer.

Maddenin son cümlesi bu yükün kapsamını da belirler: istihkak davacısı, malı ne suretle iktisap ettiğini ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri göstermek ve bunları ispat etmekle mükelleftir.

Yani iki ayrı şeyi birlikte ispatlamanız beklenir: malı nasıl edindiğinizi ve malın neden borçlunun yanında bulunduğunu. Sadece fatura göstermek, ikinci unsuru karşılamaz.

Malınız borçlunun yerinde mi haczedildi?

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Borçlunun kabulü sizi kurtarmaz

Uygulamada sık rastlanan bir yanılgı, borçlunun “evet bu mal filancanındır” demesinin yeterli olacağıdır.

Böyle değildir. Borçlunun üçüncü kişinin istihkak iddiasını kabul etmiş olması alacaklıyı etkilemez. Borçlunun ikrarına rağmen üçüncü kişi iddiasını ispat etmek zorundadır.

Bunun sebebi açıktır: aksi hâlde borçlu ile üçüncü kişi anlaşarak her haczi etkisiz kılabilirdi. Kanun, karineyi bu tür anlaşmalara karşı dayanıklı hâle getirmiştir.

Mal sizin yerinizde haczedilmişse tablo tersine döner

Karinenin yönü, haczin nerede yapıldığına bağlıdır ve bu, istihkak hukukunun en önemli ayrımıdır.

Mal borçlunun elinde veya hâkimiyet alanında haczedilmişse, karine borçlu ve alacaklı lehine, istihkak iddia eden aleyhinedir. İzlenecek usul İİK 97’dir ve ispat yükü üçüncü kişidedir.

Mal üçüncü kişinin elindeyken haczedilmişse, karine üçüncü kişi lehinedir. Bu hâlde ispat yükü yer değiştirir ve alacaklı, mülkiyet karinesinin aksini ispat yükü altına girer. İzlenecek usul İİK 99’dur.

Bu ikinci durumda, üçüncü kişinin İİK 96 hükmüne dayanarak dava açmış olması bile ispat yükünü değiştirmez; yük yine alacaklıdadır.

Ancak bir uyarı gerekir. Yargıtay uygulamasına göre, haciz üçüncü kişinin adresinde yapılmış olsa bile, haciz mahallinde o adresin fiiliyatta borçluya ait olduğunu gösteren bir evrak bulunmuşsa mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı yararına kabul edilmektedir. Bu hâlde İİK 97 prosedürü uygulanır.

Pratik sonucu şudur: borçluya ait faturaların, yazışmaların veya tabelanın bulunduğu bir adreste yapılan haciz, adres sizin üzerinize kayıtlı olsa dahi aleyhinize işleyebilir.

Birlikte oturulan yerler için özel kural

Aile içi hacizler için maddede ayrı bir hüküm vardır. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibarıyla kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve âdet, sanat, meslek veya meşgale icabı olanlar bunların farz olunur.

Bu hüküm, eşyanın niteliğinden kime ait olduğunun anlaşıldığı hâllerde karineyi yumuşatır. Kişisel kullanım eşyaları ile mesleki araçlar bakımından işlerlik kazanır.

Buna karşılık bu istisna da mutlak değildir: karinenin aksini ispat külfeti yine iddia eden kişiye düşer.

İstihkak iddianız için destek ister misiniz?

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

7343 ile gelen yediemin imkânı

2021 yılında 7343 sayılı Kanunla İİK 97/a’ya eklenen iki cümle, uygulamada önemli bir rahatlama sağlamıştır.

Borçlu ile üçüncü şahsın malı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde mal borçlu elinde sayılır; ancak bu hâlde üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği takdirde bu mal muhafaza altına alınmaz. Ancak İİK 97’nin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir.

Bu değişiklikten önce, borçluyla ilgisi olmayan bir adreste bulunan mallar dahi muhafaza altına alınabiliyor ve üçüncü kişi, malını istihkak davası sonuçlanana kadar kullanamıyordu. Yeni hüküm, üçüncü kişiye malı yediemin sıfatıyla elinde tutma imkânı vererek bu mağduriyeti azaltmıştır.

Pratik sonuç: haciz sırasında yedieminliği kabul ettiğinizi beyan edin ve bunu tutanağa yazdırın. Bu, malın depoya kaldırılmasını ve yediemin ücretinin birikmesini önler.

Alacağın gerçekliği: özel dava şartı

İstihkak davasında üçüncü kişinin lehine işleyen bir denge unsuru da vardır. Takip hukukuna dayalı istihkak davalarında davanın dinlenebilmesi için takip konusu alacağın da gerçek olması gerekir; bu bir özel dava şartıdır.

Alacağın varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Alacağın varlığı ispatlanmadığı sürece davanın dinlenebilirlik koşulu gerçekleşmemiş sayılır ve dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.

Bununla bağlantılı olarak, takip dayanağı alacağa karşı açılan menfi tespit davası sonucu alacak ortadan kalkarsa istihkak davası da konusuz kalır. Bu nedenle menfi tespit davalarının istihkak davaları yönünden bekletici mesele yapılması gerekir.

Karineyi çürütmek için ne gerekir?

Karinenin aksi her türlü delille ispat edilebilir. Uygulamada işe yarayan deliller, iki unsuru birlikte karşılayanlardır.

  1. İktisap belgesi. Fatura, satış sözleşmesi, ödeme kaydı. Ödemenin banka kanalıyla ve sizin hesabınızdan yapılmış olması belirleyicidir.
  2. Malın neden borçluda olduğunu açıklayan belge. Ödünç, emanet, kira veya iş sözleşmesi. Tarihli ve karşılıklı imzalı olması önemlidir.
  3. Resmî sicil kaydı. Sicile kayıtlı mallarda kayıt güçlü delildir. Yargı kararlarında hayvan pasaportları ve çiftçi destekleme alım kaydı gibi resmî kayıtların delil olarak kullanıldığı görülmektedir.
  4. Zilyetliğin niteliğini gösteren kayıtlar. Malın bakım, sigorta veya vergi yükümlülüğünü kimin taşıdığı.
  5. Tanık. Tek başına zayıftır; belgeyi destekleyici olarak değerlidir.

Dava açıldıktan sonra düzenlenen belgelerin ikna gücü düşüktür. Emanet ilişkisi kurulurken yazılı bir belge düzenlemek, sonradan yapılacak her savunmadan daha etkilidir.

Haciz anında yapılacaklar

  1. İstihkak iddianızı hemen beyan edin ve haciz tutanağına yazdırın.
  2. Yedieminliği kabul ettiğinizi belirtin. Bu, malın muhafaza altına alınmasını önleyebilir.
  3. Malın nerede haczedildiğini tutanaktan teyit edin. Karinenin yönünü bu belirler.
  4. Adreste borçluya ait evrak bulunup bulunmadığına dikkat edin. Bu tespit karineyi tersine çevirebilir.
  5. Belgelerinizi ikili hazırlayın: hem iktisabı hem de malın borçluda bulunma sebebini gösteren belgeler.
  6. Süreleri takip edin. İstihkak usulünde öngörülen süreler kısadır ve kaçırıldığında iddia dinlenmez.

Sıkça Sorulan Sorular

Emanet bıraktığım mal haczedilirse ne olur?

İİK 97/a uyarınca taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır. Borçlu ile üçüncü şahısların malı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde dahi mal borçlu elinde sayılır; bu nedenle istihkak iddiasında bulunmanız gerekir.

İspat yükü kimdedir?

Mülkiyet karinesi borçlu, dolayısıyla alacaklı yararınadır. Alacaklı yalnızca malın borçlu elinde haczedildiğini ispatla yetinir; karinenin aksini ispat külfeti iddia eden üçüncü kişiye düşer.

Neyi ispat etmem gerekir?

İki şeyi birlikte: malı ne suretle iktisap ettiğinizi ve malın borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebep ve hadiseleri. Sadece fatura göstermek ikinci unsuru karşılamaz.

Borçlu malın benim olduğunu kabul ederse yeterli mi?

Yeterli değildir. Borçlunun istihkak iddiasını kabul etmiş olması alacaklıyı etkilemez; borçlunun ikrarına rağmen üçüncü kişi iddiasını ispat etmek zorundadır.

Mal benim adresimde haczedilirse durum değişir mi?

Değişir. Mal üçüncü kişinin elindeyken haczedilmişse karine üçüncü kişi lehinedir ve alacaklı karinenin aksini ispat yükü altındadır. Ancak haciz mahallinde adresin fiiliyatta borçluya ait olduğunu gösteren evrak bulunmuşsa karine yeniden alacaklı yararına kabul edilir.

Malım depoya kaldırılmadan kurtulabilir miyim?

7343 sayılı Kanunla eklenen hükme göre üçüncü şahıs yedieminliği kabul ettiği takdirde mal muhafaza altına alınmaz. Ancak İİK 97’nin birinci fıkrası uyarınca takibin devamına karar verilmesi hâlinde mal muhafaza altına alınabilir.

Evdeki eşyalar için özel bir kural var mı?

Vardır. Birlikte oturulan yerlerdeki mallardan mahiyetleri itibarıyla kadın, erkek ve çocuklara aidiyetleri açıkça anlaşılanlar veya örf ve âdet, sanat, meslek ya da meşgale icabı olanlar bunların farz olunur. Karinenin aksini ispat külfeti yine iddia edene düşer.

Takip konusu alacak gerçek değilse ne olur?

Takip hukukuna dayalı istihkak davalarında alacağın gerçek olması özel dava şartıdır ve varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Menfi tespit davaları istihkak davaları yönünden bekletici mesele yapılmalıdır.

Bu içerik İcra ve İflas Hukuku alanındadır. Tüm başlıklar için İcra ve İflas Hukuku Rehberi ve Hukuk Rehberleri sayfalarına bakabilirsiniz.

Post by Av. Fatma Öztürk