Görevi Yaptırmamak İçin Direnme (Memura Mukavemet) Suçu ve Cezası (TCK 265): Unsurlar, Nitelikli Hâller, Zamanaşımı, HAGB
28 Haziran 2026

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme (Memura Mukavemet) Suçu ve Cezası (TCK 265): Unsurlar, Nitelikli Hâller, Zamanaşımı, HAGB

Görevi yaptırmamak için direnme (halk arasında memura mukavemet), kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla cebir veya tehdit kullanılmasıdır ve TCK m.265/1’e göre altı aydan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır. Suç yargı görevi yapanlara, yani hâkim, savcı ve avukatlara karşı işlenirse ceza iki yıldan dört yıla kadardır. Failin kendini tanınmaz hâle koyması veya suçun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi cezayı üçte bir, silah veya suç örgütünün korkutucu gücünün kullanılması ise yarı oranında artırır. Suçun olması için aktif bir cebir veya tehdit gerekir. Yalnızca yürümemek, yere oturmak veya kimlik vermemek bu suçu oluşturmaz; bunlar kanunda ayrıca düzenlenmişse kabahat sayılabilir (Kabahatler Kanunu m.32, 40). Direnme sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşirse yaralama hükümleri ayrıca uygulanır (m.265/5). Suç şikâyete bağlı değildir ve uzlaştırma kapsamı dışındadır.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

📌 Ana rehber: Ceza Hukuku Rehberi. Bu sayfa, görevi yaptırmamak için direnme suçunu TCK m.265 metni üzerinden ele alır. Kamu görevlisi ve yargı görevi yapan kavramlarını (m.6), cebir-tehdit ile pasif direnme ayrımını, kabahatlerle sınırı, nitelikli hâllere göre ceza tablosunu, yaralama, hakaret ve tehditle ilişkiyi, kolluğun zor kullanma yetkisini (PVSK m.16), meşru savunmayı, zamanaşımını, HAGB ve erteleme imkânını anlatır.

Memura mukavemet suçlamasıyla ifadeye mi çağrıldınız?
İfade öncesi dosyayı birlikte değerlendirelim: Hukukçular Evi Ankara.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp’tan Yazın

⚡ Net Cevap: Temel hâl: 6 ay–3 yıl hapis (TCK m.265/1). Yargı görevi yapana karşı (hâkim, savcı, avukat): 2–4 yıl (m.265/2). Artırımlar: kendini tanınmaz hâle koyma veya birlikte işleme 1/3 (m.265/3); silah veya örgüt gücü 1/2 (m.265/4). Unsurlar: cebir veya tehdit ile görevi engelleme amacı. Pasif direnme, emre uymama ve kimlik vermeme tek başına bu suç değildir. Yaralama: yalnızca neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerde (TCK m.87) ayrıca ceza (m.265/5). Usul: şikâyet aranmaz; uzlaştırma yok; asliye ceza mahkemesi. Zamanaşımı: temel hâlde 8 yıl, bazı nitelikli hâllerde 15 yıl (TCK m.66/3). HAGB ve erteleme: hükmedilen ceza 2 yıl veya altındaysa mümkün (CMK m.231/5, TCK m.51).

TCK m.265 – Görevi yaptırmamak için direnme: (1) Kamu görevlisine karşı görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir veya tehdit kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Suçun yargı görevi yapan kişilere karşı işlenmesi halinde, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. (3) Suçun, kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır. (4) Suçun, silahla ya da var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır. (5) Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Suçun Kanundaki Yeri ve Korunan Değer

Görevi yaptırmamak için direnme, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Korunan hukuki değer, kamu hizmetinin engellenmeden ve düzenli biçimde yürütülmesidir. Bu nedenle suçun kovuşturulması kamu görevlisinin şikâyetine bağlı değildir; görevli şikâyetçi olmasa veya sonradan şikâyetinden vazgeçse bile soruşturma ve kovuşturma devam eder. Halk arasında kullanılan “memura mukavemet” ifadesi, 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunundan kalma bir kavramdır. Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu da aynı terimi kullanır ve vazife yaparken polise mukavemette bulunan veya polisi vazifesinden alıkoymak maksadıyla zorla karşı koyan kişilerin karakola götürülüp düzenlenecek evrakla birlikte adliyeye verileceğini düzenler (PVSK m.17). Askeri personelin amirine karşı işlediği fiiller ise ayrı bir kanuna tabidir; bu konuda Askeri Ceza Kanunu’nda mukavemet rehberine bakabilirsiniz.

Suçun Unsurları

TCK m.265’in unsurları
UnsurİçerikDayanak
FailHerkes; kamu görevlisi olması gerekmezTCK m.265/1
MağdurGörevini yapan kamu görevlisiTCK m.6/1-c
FiilCebir veya tehdit kullanmakTCK m.265/1
Manevi unsurKast ve görevin yapılmasını engelleme amacıTCK m.265/1
ZamanGörev sürerken veya görev yapılmak üzereykenEngelleme amacından
Nitelikli hâllerYargı görevi, tanınmazlık, birlikte işleme, silah, örgüt gücüTCK m.265/2-4

Kanun metninde yer alan “görevini yapmasını engellemek amacıyla” ifadesi, suçun özel bir amaçla işlenmesini arar. Bu nedenle kamu görevlisine görevi tamamlandıktan sonra, örneğin intikam amacıyla yöneltilen cebir veya tehdit bu suçu değil, fiilin niteliğine göre kasten yaralama (TCK m.86/3-c: kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle), tehdit (m.106) veya hakaret (m.125/3-a: kamu görevlisine karşı görevinden dolayı) suçlarını oluşturabilir. Somut olayda cebir veya tehdidin görevin yapılmasını engellemeye mi, yoksa görev sonrasında bir tepkiye mi yönelik olduğu, olayın zaman akışı ve görevin hangi aşamada olduğu dikkate alınarak belirlenir.

Kamu Görevlisi ve Yargı Görevi Yapan Kavramları

TCK m.6/1-c’ye göre kamu görevlisi, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişidir. Bu tanım, kadrolu memurlarla sınırlı değildir. Polis ve jandarma, zabıta, icra müdürü ve yardımcıları, tebligat memuru, belediye denetim görevlileri, kamu hastanelerindeki sağlık personeli, bekçiler ve görev sırasında kamusal faaliyete katılan diğer kişiler bu kapsamda değerlendirilebilir. Önemli olan, kişinin olay anında kamusal bir faaliyeti yürütmesidir. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin özel yönleri için sağlık çalışanına şiddet rehberimize bakabilirsiniz.

Yargı görevi yapan ise TCK m.6/1-d’de tanımlanmıştır: yüksek mahkemeler, adli ve idari mahkemeler üye ve hâkimleri ile Cumhuriyet savcısı ve avukatlar. Bu tanımda avukatların açıkça sayılması, uygulamada özellikle icra takiplerinde önem taşır. Haciz mahallinde alacaklı vekili olarak bulunan avukata görevini engellemek amacıyla cebir veya tehdit uygulanırsa ceza, m.265/2 uyarınca iki yıldan dört yıla kadar hapistir. İcra müdürü veya yardımcısı ise m.6/1-d’de sayılmadığından kamu görevlisi olarak m.265/1 kapsamında korunur.

Cebir, Tehdit ve Pasif Direnme

Suçun hareket unsuru cebir veya tehdittir. Cebir, kamu görevlisine yönelik fiziksel güç kullanılmasıdır; itmek, çekiştirmek, tekme veya yumruk atmak, görevlinin elinden bir şeyi zorla almak veya görevliye bir cisim fırlatmak bu kapsamdadır. Tehdit ise görevliye veya yakınına bir kötülük yapılacağının bildirilmesidir. Suçun oluşması için tehdidin, görevin yapılmasını engellemeye elverişli ciddiyette olması gerekir; öfkeyle söylenen ve somut bir kötülük içermeyen sözler her zaman bu nitelikte değildir.

Davranış türüne göre hukuki değerlendirme
DavranışOlası nitelendirmeDayanak
İtmek, vurmak, tutup çekmekCebir; TCK m.265TCK m.265/1
Görevliye zarar vereceğini söylemekTehdit; TCK m.265TCK m.265/1
Yere oturmak, yürümemek, kendini bırakmakPasif direnme; cebir unsuru yokTCK m.265/1
Hukuka uygun emre uymamakKanunda açık hüküm varsa kabahatKabahatler K. m.32
Kimlik veya adres bilgisi vermemekKabahatKabahatler K. m.40
Görevliye sövmekAyrı suç: hakaretTCK m.125/3-a
Resmi araca zarar vermekAyrı suç: nitelikli mala zarar vermeTCK m.152/1-a

Pasif direnme, cebir veya tehdit unsuru içermediği için bu suçu oluşturmaz. Yere oturarak götürülmeyi zorlaştırmak, kolunu vermemek veya bir yere tutunup bırakmamak bu kategoridedir. Ancak pasif direnmenin sınırı aşılıp görevliye yönelen bir güç kullanılırsa, örneğin tutunduğu yerden koparılmaya çalışılırken görevliyi itmek, artık aktif cebir söz konusudur. Bu ayrımın somut olarak kurulabilmesi için tutanakta hangi hareketin yapıldığının açıkça tarif edilmesi gerekir. Tutanakta yalnızca “şahıs direndi” ifadesinin bulunması, cebir unsurunun hangi hareketle gerçekleştiğini göstermez.

Tutanakta “direndi” yazıyor ama siz yalnızca itiraz ettiniz mi?
Kamera ve tanık delillerini süresinde toplayalım: 0554 648 37 15

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp’tan Yazın

Kabahatle Sınır: Emre Aykırılık ve Kimlik Bildirmeme

Kolluk görevlisinin talimatına uymamak her durumda suç değildir. Kabahatler Kanunu m.32/1, yetkili makamların adli işlemler nedeniyle veya kamu güvenliği, kamu düzeni ya da genel sağlığın korunması amacıyla hukuka uygun olarak verdiği emre aykırı hareket eden kişiye idari para cezası öngörür. Ancak m.32/2’ye göre bu hüküm yalnızca ilgili kanunda açıkça hüküm bulunan hâllerde uygulanabilir. Görevle bağlantılı olarak sorulduğunda kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan ya da gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye ise o görevli tarafından idari para cezası verilir (m.40/1). Bu nedenle kimliğini bildirmeyen kişi hakkında kural olarak idari para cezası söz konusudur. Ancak kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdar edilir ve kişi kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır, gerekirse tutuklanır (m.40/2).

Kabahatler Kanunundaki para cezası tutarları her takvim yılı başında yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanır (m.17/7); kanun metnindeki rakam güncel tutarı göstermez. Burada önemli olan, emre uymama veya kimlik vermeme davranışının tek başına TCK m.265 kapsamına girmemesidir. Suç, bu davranışlara görevliye yönelik bir cebir veya tehdit eklendiğinde gündeme gelir. Polisin durdurma ve kimlik sorma yetkisinin sınırları için polisin durdurma ve kimlik sorma yetkisi rehberine bakabilirsiniz.

Ceza Tablosu: Nitelikli Hâllerin Birlikte Uygulanması

TCK m.265/4’teki artırım “yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza” üzerinden yapılır. Bu nedenle önce temel ceza (m.265/1 veya m.265/2) belirlenir, varsa m.265/3 artırımı uygulanır, ardından m.265/4 artırımı yapılır. Aşağıdaki tablo, kanundaki alt ve üst sınırlar üzerinden hesaplanmış çerçeveyi gösterir. Somut cezanın belirlenmesinde haksız tahrik, meşru savunmada sınırın aşılması, takdiri indirim gibi diğer hükümler de ayrıca uygulanır.

Nitelikli hâllere göre ceza aralıkları (TCK m.265)
HâlAlt sınırÜst sınır
Temel hâl (m.265/1)6 ay3 yıl
Temel hâl + tanınmazlık/birlikte (m.265/3)8 ay4 yıl
Temel hâl + silah/örgüt gücü (m.265/4)9 ay4 yıl 6 ay
Temel hâl + m.265/3 + m.265/41 yıl6 yıl
Yargı görevi yapana karşı (m.265/2)2 yıl4 yıl
m.265/2 + m.265/32 yıl 8 ay5 yıl 4 ay
m.265/2 + m.265/43 yıl6 yıl
m.265/2 + m.265/3 + m.265/44 yıl8 yıl

Silah kavramı TCK m.6/1-f’de tanımlanmıştır ve ateşli silahlar, patlayıcılar ile saldırı ve savunma için yapılmış kesici, delici veya bereleyici aletlerin yanında, saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyleri de kapsar. Bu nedenle sopa, taş, demir çubuk veya benzeri bir cismin görevliye karşı kullanılması, m.265/4 anlamında silahla işleme olarak değerlendirilebilir. Belirleyici olan, cismin olayda saldırı amacıyla kullanılıp kullanılmadığıdır.

Kasten Yaralama ile İlişki (TCK m.265/5)

Direnme sırasında kamu görevlisinin yaralanması uygulamada en çok tartışılan konudur. TCK m.265/5, suçun işlenmesi sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda kasten yaralama hükümlerinin ayrıca uygulanacağını düzenler. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâller TCK m.87’de sayılmıştır. Bunlar arasında yaşamı tehlikeye sokan durum, duyu veya organ işlevinin sürekli zayıflaması, yüzde sabit iz, kemik kırığı veya çıkığı gibi sonuçlar yer alır. Kanun, ayrı cezalandırmayı yalnızca bu ağır sonuçlar için öngörmüştür. Bu nedenle cebrin olağan sonucu olan ve m.87 düzeyine ulaşmayan yaralanmalar kural olarak cebir unsurunun içinde değerlendirilir ve direnme suçundan ayrıca yaralama cezası verilmesi gündeme gelmez. Eski metnimizde “görevli yaralanmışsa kasten yaralamadan ayrıca hüküm kurulur” şeklinde genel bir ifade bulunuyordu; kanun metnine uygun olan, ayrı cezalandırmanın m.87 hâlleriyle sınırlı olduğudur.

Yaralamanın ağırlığına göre sonuç
Yaralamanın niteliğiSonuçDayanak
Hafif, basit tıbbi müdahaleyle giderilebilirCebir unsuru içinde kalırTCK m.265/5 karşıt anlamı
Basit yaralamayı aşan ama m.87’ye girmeyenKural olarak cebir unsuru içindeTCK m.265/5
Kemik kırığı, yaşamı tehlikeye sokan durum vb.Direnme + ayrıca kasten yaralamaTCK m.265/5, m.87
Görev tamamlandıktan sonra yaralamaDirenme değil; nitelikli kasten yaralamaTCK m.86/3-c

Kasten yaralamanın temel cezası 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunla artırılmış olup bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapistir (TCK m.86/1). Kamu görevlisinin yerine getirdiği görev nedeniyle işlenmesi hâlinde ceza şikâyet aranmaksızın yarı oranında artırılır (m.86/3-c). Yaralama suçunun ayrıntıları için kasten yaralama suçu rehberine bakabilirsiniz.

Tehdit ve Hakaretle İlişki

Tehdit, TCK m.265’te suçun unsurlarından biridir. Bir suçun unsurunu oluşturması nedeniyle tek fiil sayılan suçlar bileşik suçtur ve bunlarda içtima hükümleri uygulanmaz (TCK m.42). Bu nedenle görevi engellemek amacıyla kullanılan tehdit için ayrıca TCK m.106’daki tehdit suçundan ceza verilmez; tehdit, direnme suçunun içinde kalır. Tehdidin görev tamamlandıktan sonra, engelleme amacı olmadan yapılması hâlinde ise ayrı bir tehdit suçu söz konusu olur (bkz. tehdit suçu).

Hakaret ise m.265’in unsuru değildir. Direnme sırasında görevliye sövülmesi veya onur kırıcı bir fiil isnat edilmesi hâlinde, direnme suçunun yanında kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret (TCK m.125/3-a) de ayrıca gündeme gelir. Bu durumda iki ayrı suç için ayrı cezalar belirlenir ve toplam ceza, HAGB, erteleme veya seçenek yaptırım sınırlarının aşılmasına yol açabilir. Hakaretin ayrıntıları için kamu görevlisine hakaret rehberimize bakabilirsiniz.

Kolluğun Zor Kullanma Yetkisi ve Sınırları

Direnme dosyalarında belirleyici sorulardan biri, kolluğun zor kullanma yetkisini kanuna uygun kullanıp kullanmadığıdır. PVSK m.16’ya göre polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması hâlinde bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir. Zor kullanma, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hâle getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedeni kuvvet, maddi güç ve kanuni şartları gerçekleştiğinde silah kullanılması biçiminde olur. Zor kullanmadan önce ilgililere, direnmeye devam etmeleri hâlinde doğrudan zor kullanılacağı ihtar edilir; ancak direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir.

Bu hükümler iki yönden önemlidir. Birincisi, kanun zor kullanmayı “direniş” karşısında tanımıştır; direniş sona erdikten sonra kullanılan güç yetkinin dışına çıkar. İkincisi, kademelilik ve ölçülülük, somut olayın değerlendirilmesinde temel ölçüttür. Kolluğun durdurma yetkisi de sınırlıdır. Durdurma için polisin tecrübesine ve içinde bulunulan durumdan edindiği izlenime dayanan makul bir sebep gerekir. Polis durdurduğu kişiye durdurma sebebini bildirir ve durdurma süresi, işlemin gerçekleştirilmesi için zorunlu olan süreden fazla olamaz (PVSK m.4/A). Kimlik sorulmadan önce polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterir. Yakalamada zor kullanma ve kelepçe uygulamasının sınırları için yakalamada zor kullanma rehberine bakabilirsiniz.

Meşru Savunma, Sınırın Aşılması ve Haksız Tahrik

Kamu görevlisinin yetkisini aşarak ölçüsüz güç kullanması hâlinde, kişinin kendisini korumak için gösterdiği tepki meşru savunma kapsamında değerlendirilebilir. TCK m.25/1’e göre kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. Burada haksız saldırının varlığı, savunmanın o anda yapılması ve orantılılık ayrı ayrı gösterilmelidir. Kolluğun kanuna uygun zor kullanması ise haksız saldırı sayılmaz; bu durumda meşru savunma savunması sonuç vermez. Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez (TCK m.27/2).

Meşru savunmanın koşulları oluşmasa bile, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişiye verilecek ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir (TCK m.29). Örneğin görevlinin ağır bir hakaret içeren söz veya davranışı üzerine gelişen tepkide haksız tahrik değerlendirilebilir. Eski metinde hukuka aykırı işleme direnme bakımından TCK m.24’e de atıf yapılıyordu. Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmeyeceğini düzenleyen bu madde, esasen görevini kanuna uygun yapan kamu görevlisinin sorumluluğunu ilgilendirir. Direnen kişi bakımından asıl değerlendirilmesi gereken hükümler TCK m.25, m.27 ve m.29’dur. Ayrıntılar için meşru savunma ve haksız tahrik rehberlerine bakabilirsiniz.

Haciz Sırasında Direnme

İcra takiplerinde haciz sırasında yaşanan gerginlikler de bu suçun sık görüldüğü alanlardır. İcra ve İflas Kanunu, haczi yapan memurun borçlunun üzerinde para, kıymetli evrak veya diğer kıymetli şeyleri sakladığını anlaması ve borçlunun bunları vermekten kaçınması hâlinde borçlunun şahsına karşı kuvvet kullanılabileceğini düzenler (İİK m.80). Zor kullanma hususunda bütün zabıta memurları, icra memurunun yazılı başvurusu üzerine kendisine yardım etmek ve emirlerini yerine getirmekle yükümlüdür (İİK m.81). Haciz sırasında icra müdürü veya yardımcısına karşı cebir veya tehdit kullanılması TCK m.265/1 kapsamındadır. Aynı fiil alacaklı vekili avukata karşı işlenirse, avukat yargı görevi yapan sayıldığından m.265/2 uygulanır. Borçlunun haczin usulsüz olduğunu düşünmesi hâlinde başvuracağı yol, direnme değil İİK’daki şikâyet ve itiraz yollarıdır.

Kolluk Görevlisinin Ölçüsüz Güç Kullanması: Karşı Şikâyet

Direnme suçlamasıyla karşılaşan kişi, olayda kendisine ölçüsüz güç kullanıldığını düşünüyorsa bunu yalnızca savunma olarak değil, ayrı bir şikâyet konusu olarak da ileri sürebilir. Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır (TCK m.256). Fiilin insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal acı, aşağılanma gibi sonuçlar doğuran bir niteliğe ulaşması hâlinde işkence (TCK m.94) gündeme gelebilir. İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasanın 17. maddesi kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmaz (CMK m.231/14). Bu nedenle olaydan hemen sonra darp raporu alınması, yaraların fotoğraflanması ve tanıkların isimlerinin not edilmesi hem savunma hem şikâyet bakımından önemlidir. Konuyla ilgili olarak gözaltındaki haklar rehberine de bakabilirsiniz.

Toplu Olaylarda Sorumluluğun Bireyselleştirilmesi

Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi cezayı üçte bir oranında artırır (TCK m.265/3). Kalabalık olaylarda ise en sık karşılaşılan sorun, sorumluluğun kişiselleştirilmeden bütün grubun şüpheli yapılmasıdır. Ceza sorumluluğu şahsidir ve her sanık bakımından kendi fiilinin, yani hangi cebir veya tehdit hareketini yaptığının ayrı ayrı gösterilmesi gerekir. Olay yerinde bulunmak, grupla birlikte hareket etmek veya slogan atmak tek başına görevliye yönelik cebir veya tehdit değildir. “Birlikte işleme” artırımının uygulanabilmesi için de sanığın kendisinin cebir veya tehdit uygulayan kişilerden biri olması ya da bu fiile iştirak etmesi gerekir. Savunmanın ilk işi, görüntü ve tanık delilleriyle sanığın olaydaki konumunu ve yaptığı hareketleri tek tek ortaya koymaktır.

Usul: Şikâyet, Uzlaştırma ve Görevli Mahkeme

Görevi yaptırmamak için direnme suçunun soruşturulması şikâyete bağlı değildir ve bu suç CMK m.253/1-b’de sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz. Bu nedenle görevli ile şüpheli arasında sonradan barışma olması soruşturmayı sona erdirmez. Suça sürüklenen çocuklar bakımından CMK m.253/1-c, üst sınırı üç yılı geçmeyen suçlarda uzlaştırmayı öngörür. Ancak bu hüküm, mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluna bağlıdır. Bu koşulun direnme suçunda gerçekleşip gerçekleşmediği somut dosyada değerlendirilmelidir. Görevli mahkeme, ağır ceza mahkemesinin görevine giren on yıldan fazla hapis gerektiren suçlar arasında yer almadığından asliye ceza mahkemesidir (5235 s.K. m.12). En ağır birleşik hâlde bile üst sınır sekiz yıldır. Bağlantılı daha ağır bir suçla birlikte yargılama yapılması hâlinde görevli mahkeme değişebilir.

Dava Zamanaşımı: Nitelikli Hâl Farkı

Eski metnimizde dava zamanaşımının “sekiz yıl” olduğu genel olarak belirtiliyordu. Bu yalnızca temel hâl ve bazı nitelikli hâller için doğrudur. Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıl, beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıldır (TCK m.66/1-d, e). Sürenin belirlenmesinde suçun kanundaki cezasının üst sınırı esas alınır ve dosyadaki deliller itibarıyla daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâller de göz önünde bulundurulur (m.66/3, 4).

Nitelikli hâllere göre dava zamanaşımı
HâlÜst sınırZamanaşımı
m.265/13 yıl8 yıl
m.265/1 + m.265/34 yıl8 yıl
m.265/1 + m.265/44 yıl 6 ay8 yıl
m.265/1 + m.265/3 + m.265/46 yıl15 yıl
m.265/24 yıl8 yıl
m.265/2 + m.265/35 yıl 4 ay15 yıl
m.265/2 + m.265/46 yıl15 yıl
m.265/2 + m.265/3 + m.265/48 yıl15 yıl

Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında bu sürelerin yarısının, on beş yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış olanlar hakkında ise üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer (TCK m.66/2). Zamanaşımının kesilmesi ve durması için dava ve ceza zamanaşımı rehberine bakabilirsiniz.

HAGB, Erteleme ve Seçenek Yaptırımlar

Direnme suçunda hükmedilen ceza çoğu zaman alt sınıra yakın belirlendiğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, erteleme ve seçenek yaptırımlar uygulamada önemlidir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin CMK m.231/5-14, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının yürürlüğe gireceği 30/9/2026 tarihinden önce 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir. Güncel metne göre hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise HAGB kararı verilebilir (m.231/5). Bunun için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği kanaatine varılması ve suçla mağdurun veya kamunun uğradığı bir zarar varsa bu zararın tamamen giderilmesi gerekir (m.231/6). Örneğin resmi araca verilen zarar bu kapsamda değerlendirilir. HAGB kararıyla sanık beş yıl süreyle denetime tabi tutulur (m.231/8). Direnme suçu m.231/14’teki istisnalar arasında yer almaz.

Hükmedilen cezaya göre olası imkânlar
İmkânKoşulDayanak
HAGBHükmedilen ceza 2 yıl veya daha azCMK m.231/5-6
Erteleme2 yıl veya daha az; 18 yaş altı ve 65 yaş üstünde 3 yılTCK m.51/1
Seçenek yaptırım (adli para cezası dahil)Hükmedilen ceza 1 yıl veya daha azTCK m.49/2, m.50

HAGB kararı verilen hükümde hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez (CMK m.231/7). Bu nedenle mahkeme önce HAGB koşullarını, bunlar yoksa erteleme veya çevirme imkânını değerlendirir. Direnme ile birlikte hakaret veya yaralama suçundan da mahkûmiyet kurulması hâlinde her suç için ayrı ceza belirlenir; HAGB koşulları her hüküm bakımından ayrıca incelenir. Ayrıntılar için HAGB nedir ve hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesi rehberlerine bakabilirsiniz.

İfade Verirken ve Delil Toplarken Dikkat Edilecekler

Direnme suçlamasında dosyanın ana delili çoğu zaman kolluk tarafından düzenlenen olay tutanağıdır. Bu nedenle şüphelinin ifadesi ve toplanacak karşı deliller büyük önem taşır. İfade sırasında şüpheliye yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hakkı olduğu söylenir ve şüpheden kurtulması için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği hatırlatılır (CMK m.147/1-e, f). Cumhuriyet savcısı da şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla yükümlüdür (m.160/2). Bu hak somut taleplere dönüştürülmelidir: olay yerindeki iş yeri ve belediye kameralarının kayıtlarının istenmesi, olayı gören tanıkların dinlenmesi, şüphelinin ve görevlinin darp raporlarının karşılaştırılması, olay anına ait telefon görüntülerinin dosyaya sunulması. Kamera kayıtları belirli bir süre sonra silinebileceğinden bu taleplerin gecikmeden yapılması gerekir. İfade sürecindeki haklar için ifadeye çağrıldım rehberine bakabilirsiniz.

⚠️ Tutanağı imzalamadan önce okuyun: Olay tutanağında yapılan hareketlerin nasıl tarif edildiği, cebir unsurunun ispatında belirleyicidir. Katılmadığınız anlatımlar için tutanağa şerh düşme veya ifadenizde bu hususları açıkça belirtme hakkınız vardır. Karşılıklı darp iddialarında her iki tarafın darp raporu birlikte değerlendirilir.

Sık Sorulan Uygulama Soruları: Kısa Tablo

Pratik durumlar
DurumDeğerlendirme
Trafik kontrolünde bağırarak itirazCebir veya tehdit yoksa TCK m.265 oluşmaz; hakaret varsa ayrı değerlendirilir
Kelepçe takılırken kolunu çekmekPasif direnme ile aktif cebir arasındaki çizgi; hareketin niteliği belirleyici
Görevliyi itip kaçmakCebir; TCK m.265/1
Haciz sırasında avukatı tehditTCK m.265/2 (2-4 yıl)
Görev sonrası görevliye saldırıTCK m.265 değil; nitelikli yaralama veya tehdit
Kalabalık içinde bulunmakTek başına suç değil; kişisel fiil gösterilmeli

Görevi yaptırmamak için direnme suçlamasında ifade, delil toplama ve duruşma savunması için Hukukçular Evi Ankara’ya 0554 648 37 15 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçunda Savunma Dilekçesi Örneği

ANKARA … ASLİYE CEZA MAHKEMESİNEDOSYA NO: 2026/… Esas SANIK: Ad Soyad (T.C. Kimlik No: …) MÜDAFİİ: Av. … KONU: Esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalarımızın sunulmasıdır.AÇIKLAMALAR1- TCK m.265/1 bakımından: Suçun oluşması için kamu görevlisine karşı cebir veya tehdit kullanılması gerekir. Olay tutanağında müvekkilin “direndiği” yazılmış, ancak görevliye yönelik hangi hareketi yaptığı tarif edilmemiştir. Duruşmada dinlenen görevli de müvekkilin yere oturduğunu ve araca binmek istemediğini, kendisine vurmadığını ya da onu itmediğini beyan etmiştir. Bu davranış pasif direnmedir ve cebir unsurunu karşılamaz. Mütalaada tutanaktaki genel ifadeye dayanılmış, görevlinin duruşmadaki beyanı değerlendirilmemiştir.2- TCK m.265/1 bakımından (tehdit iddiası): Müvekkile atfedilen “sizi şikâyet edeceğim” sözü, kanuni bir başvuru hakkının kullanılacağını bildiren bir ifadedir. Bu söz, görevliye veya yakınına bir kötülük yapılacağını içermez ve tehdit niteliği taşımaz.3- TCK m.265/3 bakımından: İddianamede suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlendiği kabul edilmiştir. Oysa dosyadaki iş yeri kamera kayıtlarında müvekkilin olay sırasında diğer sanıklardan yaklaşık on metre uzakta durduğu ve görevlilerle fiziksel temas kurmadığı görülmektedir. Olay yerinde bulunmak, birlikte işleme artırımının uygulanması için yeterli değildir.4- TCK m.25 ve m.27/2 bakımından: Müvekkilin olaydan sonra alınan darp raporunda sol kolunda ve sırtında ekimozlar tespit edilmiştir. Müvekkil, yere oturduktan sonra bir görevlinin kendisini sırtından ittiğini ve bunun üzerine kolunu kurtarmaya çalıştığını anlatmıştır. PVSK m.16 zor kullanmayı direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde tanımlar. Direniş pasif nitelikteyken kullanılan güç karşısında müvekkilin kendini koruma hareketi, cebir kastıyla yapılmış bir fiil olarak değerlendirilemez.5- TCK m.29 bakımından: Mahkeme aksi kanaatte olsa dahi, görevlinin müvekkile yönelik söz ve davranışları haksız bir fiil niteliğindedir ve müvekkilin tepkisi bu haksız fiilin meydana getirdiği hiddetin etkisiyle ortaya çıkmıştır.6- CMK m.231 ve TCK m.50-51 bakımından: Müvekkilin adli sicil kaydı yoktur, yargılama boyunca duruşmalara eksiksiz katılmış ve saygılı tutum sergilemiştir. Olay nedeniyle kamuya ait bir zarar da doğmamıştır.HUKUKİ SEBEPLER: 5237 sayılı TCK m.25, 27, 29, 50, 51, 265; 5271 sayılı CMK m.223, 231; 2559 sayılı PVSK m.16 ve ilgili mevzuat.DELİLLER: Olay tutanağı, iş yeri kamera kayıtları, darp raporları, tanık beyanları ve dosya kapsamı.SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle müvekkilin beraatine; mahkeme aksi kanaatte ise TCK m.265/3 artırımının uygulanmamasına, TCK m.29 uyarınca indirim yapılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz. … /… /2026Sanık Müdafii Av. …

Sık Sorulan Sorular

Memura mukavemetin cezası nedir?

Temel hâlde altı aydan üç yıla kadar hapistir (TCK m.265/1). Yargı görevi yapanlara karşı işlenirse iki yıldan dört yıla kadardır (m.265/2).

Pasif direnme suç mu?

Hayır. Suç için cebir veya tehdit gerekir; yere oturmak veya yürümemek gibi davranışlar bu unsuru karşılamaz.

Polise kimlik vermemek suç mu?

Tek başına TCK m.265 değildir; görevle bağlantılı olarak sorulduğunda kimlik bilgisi vermemek Kabahatler Kanunu m.40 uyarınca idari para cezasını gerektirir.

Polisin emrine uymamak suç mu?

Tek başına bu suçu oluşturmaz. Kabahatler Kanunu m.32 yalnızca ilgili kanunda açık hüküm bulunan hâllerde uygulanır.

Avukata karşı direnme cezası nedir?

Avukat yargı görevi yapan sayıldığından (TCK m.6/1-d) ceza iki yıldan dört yıla kadar hapistir (m.265/2).

Direnirken görevli yaralanırsa ayrıca ceza verilir mi?

Yaralama, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinden birine (TCK m.87) ulaşırsa ayrıca yaralama hükümleri uygulanır (m.265/5).

Direnme sırasında hakaret ayrı suç mu?

Evet. Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret (TCK m.125/3-a) ayrıca değerlendirilir.

Direnme sırasında tehdit ayrıca cezalandırılır mı?

Hayır. Tehdit suçun unsurudur ve bileşik suç kuralı gereği ayrıca TCK m.106 uygulanmaz (TCK m.42).

Sopa ile direnme silahla işleme sayılır mı?

Fiilen saldırıda kullanılmaya elverişli şeyler de silah sayıldığından (TCK m.6/1-f-4) sopa ile işlenmesi m.265/4 artırımını gerektirebilir.

Bu suç şikâyete bağlı mı?

Hayır. Görevli şikâyetçi olmasa veya şikâyetinden vazgeçse bile kovuşturma devam eder.

Uzlaştırma yapılır mı?

Hayır. Suç CMK m.253/1-b listesinde yer almaz.

Hangi mahkeme bakar?

Asliye ceza mahkemesi bakar; ağır ceza mahkemesinin görevi on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarla ilgilidir (5235 s.K. m.12).

Dava zamanaşımı kaç yıl?

Temel hâlde sekiz yıldır; bazı nitelikli hâllerde üst sınır beş yılı aştığından on beş yıla çıkar (TCK m.66/3).

HAGB verilebilir mi?

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha azsa ve diğer koşullar varsa verilebilir (CMK m.231/5-6, 7589 s.K.).

Polis orantısız güç kullandıysa ne yapabilirim?

Meşru savunma ileri sürülebilir (TCK m.25). Ayrıca görevli hakkında TCK m.256 veya işkence gibi suçlar bakımından şikâyet yoluna başvurulabilir.

Görev bittikten sonra görevliye vurmak bu suç mu?

Hayır. Engelleme amacı olmadığından kural olarak nitelikli kasten yaralama (TCK m.86/3-c) söz konusu olur.

İfadede susma hakkım var mı?

Evet. Yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamanın kanuni hakkınız olduğu size bildirilir (CMK m.147/1-e).

Erteleme mümkün mü?

İki yıl veya daha az hapis cezasında mümkündür; 18 yaş altı ve 65 yaş üstü için sınır üç yıldır (TCK m.51/1).

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Görevi yaptırmamak için direnme suçlamasında savunma
Hukukçular Evi Ankara | Av. Fatma Öztürk

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp’tan Yazın

Mevzuat kontrolü: Bu yazıdaki TCK, CMK, Kabahatler Kanunu ve PVSK hükümleri 24 Eylül 2026 itibarıyla mevzuat.gov.tr’deki güncel metinler üzerinden kontrol edilmiştir.

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk