Askerî Ceza Kanununun “Askerî itaat ve inkıyadı bozan suçlar” faslında, amir ve üste yönelen eylemler ağırlık sırasına göre kademelendirilmiştir. Bu kademelerin en üstünde mukavemet (m. 90) ve fiilen taarruz (m. 91) yer alır. İkisi arasındaki sınır ile “az vahim hâl” değerlendirmesi, cezayı altı aydan ölüm cezasına kadar değiştirebilecek genişliktedir.
Mukavemet Suçu (AsCK m. 90)
Kanunun 90. maddesinin birinci fıkrası suçu şöyle tanımlar: bir amiri veya üstü zorla ve tehdit ile hizmet emrini ifadan menetmeye, yahut hizmete müteallik bir muameleyi yapmak veya yapmamak için zorlamaya kalkışan mukavemet cürmünü yapmış olur.
| Hâl | Ceza |
|---|---|
| Temel şekil | 6 aydan 10 seneye kadar hapis |
| Az vahim hâller | 3 aydan az olmamak üzere hapis |
| Seferberlikte | 2 seneden az olmamak üzere hapis |
| Seferberlikte az vahim hâller | 6 aydan aşağı olmamak üzere hapis |
Maddenin ikinci fıkrası kapsamı genişletir: mukavemet cürmü amirin muhafazasına memur olan yahut bu maksatla getirilen erbaşa ve ere karşı yapılırsa yine aynı ceza verilir. Yani rütbece ast olan bir nöbetçiye veya koruma görevlisine karşı gösterilen direnç de aynı hükme tabidir.
Suçun Ayırt Edici Unsurları
Madde metninde üç unsur birlikte aranır ve savunma bu üçü üzerinden kurulur:
- Zor veya tehdit. Sözle karşı çıkma, itiraz etme veya emri yerine getirmeme tek başına mukavemet değildir; bu davranışlar duruma göre emre itaatsizlik (m. 87) kapsamında kalır. Mukavemet için fiziksel güç veya tehdit gerekir.
- Hizmete yönelik amaç. Fiil, hizmet emrinin yerine getirilmesini engellemeye ya da hizmete ilişkin bir muameleyi yaptırmaya veya yaptırmamaya zorlamaya yönelmiş olmalıdır. Kişisel bir tartışmadaki itişme, hizmet bağı kurulamıyorsa bu maddeye girmez.
- Kalkışma yeterlidir. Madde “kalkışan” ifadesini kullanır; sonucun gerçekleşmesi aranmaz.
Hakkınızda bu isnatla soruşturma mı var?
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Amire ve Üste Fiilen Taarruz (m. 91): Dört Kademe
91. madde, mukavemetten bir adım ileri giden fiilî saldırıyı düzenler ve dört ayrı kademe öngörür. Maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları 22/1/2004 tarihli ve 5078 sayılı Kanunla değiştirilmiştir.
| Hâl | Ceza |
|---|---|
| Temel şekil — fiilen taarruz veya taarruza teşebbüs | 3 seneden, az vahim hâllerde 6 aydan aşağı olmamak üzere hapis |
| Nitelikli hâl — silahlı olarak, hizmet esnasında, toplu asker karşısında veya silah ve tehlikeli bir aletle | 5 seneden, az vahim hâllerde 1 seneden aşağı olmamak üzere hapis |
| Vücutta tahribat | 15 seneden az olmamak üzere ağır hapis |
| Ölüm | Müebbet ağır hapis; az vahim hâllerde 24-30 sene ağır hapis |
Seferberlikte rejim tamamen değişir: taarruz veya taarruza teşebbüs seferberlikte yapılmışsa 20 seneden, az vahim hâllerde 15 seneden az olmamak üzere ağır hapis; eylem vücutta tahribat meydana getirmişse müebbet ağır hapis; ölüme yol açmışsa ölüm cezası öngörülmüştür.
“Teşebbüs” de Tamamlanmış Suç Gibi Cezalandırılır
Maddenin birinci fıkrasındaki ifade dikkat çekicidir: “fiilen taarruz eden veya fiilen taarruza teşebbüs eden“. Yani teşebbüs, ayrı bir indirim rejimine tabi tutulmamış, doğrudan aynı ceza bandına yerleştirilmiştir. Bu, genel ceza hukukundan önemli bir sapmadır ve savunmada teşebbüs indirimi beklentisini geçersiz kılar.
“Az Vahim Hâl” Değerlendirmesi
Her iki maddede de “az vahim hâller” ifadesi, cezayı belirgin biçimde aşağı çeker. Fiilen taarruzda temel ceza 3 seneden az olamazken, az vahim hâlde alt sınır 6 aya iner. Bu, savunmanın en verimli çalışma alanıdır.
Az vahim hâl kanunda tanımlanmamıştır; somut olayın bütünü üzerinden değerlendirilir. Uygulamada dikkate alınan olgular şunlardır: eylemin şiddet derecesi ve süresi, yaralanma olup olmadığı ve derecesi, olayın geçtiği ortam ve tanık sayısı, olayı başlatan tarafın kim olduğu, aradaki rütbe farkının derecesi, failin geçmiş sicili ve disiplin durumu, olay sonrası davranışı.
Kritik Savunma Hükmü: Rütbeyi Bilme Şartı (m. 107)
Kanunun 107. maddesi, bu fasıldaki tüm suçlar için geçerli bir şart koyar ve uygulamada en az bilinen hükümlerden biridir. Madde metnine göre; bu fasılda astlar hakkında tayin edilen ağır cezaların verilmesi için üstün rütbesi ve kıdeminin herhangi bir suretle ast tarafından bilinmesi şarttır. Astın üstün durumunu bilmediği sabit olursa hakkında uygulanacak ceza genel hükümlere tabi olur.
Bu hükmün pratik sonucu büyüktür: rütbesi bilinmeyen bir kişiye karşı işlenen fiil, AsCK m. 90 veya 91 yerine Türk Ceza Kanununun ilgili hükümlerine göre değerlendirilir — bu da çok daha düşük bir ceza bandı anlamına gelebilir.
Hükmün gündeme geldiği tipik durumlar: farklı birliklerden kişiler arasındaki olaylar, sivil kıyafetli personelin karıştığı olaylar, rütbe işaretinin görünmediği kıyafet ve ortamlar, yeni katılmış personelin tanımadığı üstlerle yaşadığı olaylar, karanlık veya kalabalık ortamlar. Dosyada tanık beyanları, kıyafet durumu ve tarafların birbirini tanıyıp tanımadığı bu nedenle özellikle sorgulanmalıdır.
Amirin Tahriki (m. 92)
Kanunun 92. maddesi, 90 ve 91. maddeleri açıkça kapsar. Maddeye göre; bir amir veya üst, askerî nizamlara ve askerlik kaidelerine aykırı muamelede bulunmak yahut makam ve mevkiinin salahiyetini aşmak suretiyle astını tahrik eder ve ast bu tahrik sebebiyle 82 ilâ 91. maddelerdeki suçlardan birini hemen işlerse, astın cezası hafifletilir.
Maddenin ikinci fıkrası ayrıca, tahriki yapanların tahrikin türü ve niteliğine göre 116, 117 ve 118. maddelerdeki cezalarla cezalandırılacağını düzenler. Yani tahrik savunması kabul görürse amir bakımından ayrı bir sorumluluk doğabilir.
İki şart birlikte aranır: tahrikin mevzuata aykırı muamele veya yetki aşımı niteliği taşıması ve suçun tahrik üzerine hemen işlenmesi. Sert bir üslup tek başına yeterli değildir; aradan zaman geçmesi hükmün uygulanmasını zorlaştırır.
Ast-Üst İlişkisi Her Zaman Dikkate Alınır mı?
Hayır. Ek Madde 12 önemli bir sınır çizer. Askerlik hizmet ve görevlerine ilişkin hâller dışında; asker kişilerden nişanlıların, evlilik bağı kalmasa bile eşlerin, kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoy ile üçüncü derece dâhil hısımların veya evlâtlık bağı olanların birbirlerine karşı işledikleri suçlar bakımından amir-maiyet ve üst-ast ilişkisi dikkate alınmaz.
Ayrıca yükümlü erbaş ve erler arasında ast, üst veya amir ilişkisinin dikkate alınması için fiilin askerî hizmet ve görevlerinden dolayı işlenmiş olması şarttır. Koğuşta veya izinde, hizmetle ilgisi olmayan bir tartışmada erbaş ve erler arasında geçen olaylarda bu şart ayrıca tartışılır.
Nöbetçi, Karakol ve Devriyeye Karşı İşlenirse (m. 106)
Kanunun 106. maddesi bu iki suçun kapsamını genişletir. Maddeye göre; askerî karakola, nöbetçiye ve devriyeye hakaret eden veya bunları dinlemeyen veya bunlara mukavemette bulunan yahut fiilen taarruz eden, bu suçları amire karşı yapmış sayılır ve öylece cezalandırılır.
Yani nöbetçiye karşı gösterilen direnç, rütbe farkı olmasa bile m. 90’daki cezaya; nöbetçiye yönelen fiilî saldırı ise m. 91’deki cezaya tabi olur. Kanunun 15. maddesi bu kavramları tanımlar: nöbetçi, emniyet, muhafaza, disiplin ve gözetleme amaçlarıyla silahlı olarak bir yere konulan ve belirli bir talimatı bulunan tek veya çift askerdir; karakol, aynı amaçlarla konulan ve bir amir emrinde bulunan silahlı bir kısım askerdir; devriye ise aynı amaçlarla belirli bir bölgede hareketli olarak görev yapan bir veya daha fazla silahlı askerdir.
Savunmada kontrol edilecek nokta şudur: fiilin muhatabı, olay anında gerçekten nöbetçi, karakol veya devriye sıfatını taşıyor muydu? Bu sıfat, kanundaki tanımlara uygun bir görevlendirmeyi gerektirir.
“Toplu Asker Karşısı” Ne Demektir? (m. 14)
91. maddenin nitelikli hâllerinden biri fiilin toplu asker karşısında işlenmesidir ve bu, cezayı 3 seneden 5 seneye çıkarır. Kavram kanunda sayısal olarak tanımlanmıştır.
Kanunun 14. maddesine göre bir fiilin toplu asker karşısında yapılmış sayılabilmesi için; amir veya üst ile failden veya şeriklerden başka, askerî hizmet maksadıyla toplanmış en az yedi askerî şahsın bulunması şarttır.
Bu tanım savunmada doğrudan kullanılır. İki koşul birlikte aranır: sayının en az yedi olması ve bu kişilerin askerî hizmet maksadıyla toplanmış olması. Tesadüfen bir arada bulunan, hizmet maksadıyla toplanmamış kişiler bu sayıya dâhil edilemez. Ayrıca fail, şerikler ve mağdur amir bu sayının dışındadır. Dosyada olay anında kaç kişinin bulunduğu ve neden bir arada olduğu tek tek tespit edilmelidir.
Mahkûmiyetin İdari Sonucu
Bu iki suç, Ek Madde 11 uyarınca sırf askerî suçlar arasında sayılmıştır. Bunun üç sonucu vardır.
Erteleme: Kanunun 47. maddesine göre sırf askerî suçlardan yapılan yargılama sonunda hükmolunan netice cezanın üç ay veya daha fazla süreli hapis cezası olması hâlinde ceza ertelenmez.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması: Ek Madde 17’ye göre sırf askerî bir suçtan altı ay veya daha fazla süreli hapis cezasına hükmedilmesi hâlinde bu kurum uygulanmaz.
Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma: Kanunun 30. maddesine göre taksirli suçlar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis veya bir seneden fazla hapis cezası ile hükümlülük hâlinde, subay, astsubay, uzman jandarma ve özel kanunlarında belirtilen asker kişiler hakkında asıl ceza ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilir; bu husus hükümde yazılmasa dahi çıkarmayı gerektirir.
Fiilen taarruzun temel şeklinde alt sınırın üç sene olduğu düşünüldüğünde, bu üç eşiğin tamamının aşılacağı görülür. Bu nedenle savunmanın hedefi çoğu zaman az vahim hâl değerlendirmesi ve tahrik indirimi üzerinden netice cezayı aşağı çekmektir.
İddianameyi birlikte inceleyelim.
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Ne Yapmalısınız?
Nitelendirmeyi kontrol edin. İsnat mukavemet mi fiilen taarruz mu? Aradaki sınır zor veya tehditle sınırlı kalma ile fiilî saldırıya geçme arasındadır ve ceza bandını kökten değiştirir.
Rütbeyi bilme şartını sorgulayın. Olay anında karşı tarafın rütbe ve kıdemini biliyor muydunuz? Bilmediğiniz sabit olursa m. 107 uyarınca genel hükümler uygulanır.
Toplu asker sayısını saydırın. Nitelikli hâl iddiası varsa, olay anında hizmet maksadıyla toplanmış en az yedi askerî şahsın bulunup bulunmadığı belgelenmelidir.
Az vahim hâl için delil toplayın. Yaralanma raporu, tanık beyanları, olayın süresi ve failin geçmiş sicili bu değerlendirmede doğrudan etkilidir.
Tahrik varsa belgeleyin. Amirin mevzuata aykırı muamelesi veya yetki aşımı varsa m. 92 savunması en güçlü unsurdur; olayın kronolojisi dakikası dakikasına kurulmalıdır.
İki süreci birlikte yönetin. Disiplin savunmanız ile ceza dosyasındaki beyanınız tutarlı olmalı; aceleyle verilen bir disiplin savunması ceza dosyasını zora sokabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Amire fiilen taarruz suçunun cezası nedir?
AsCK 91. maddeye göre amire veya üste fiilen taarruz eden ya da taarruza teşebbüs eden üç seneden, az vahim hâllerde altı aydan aşağı olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılır. Silahlı olarak, hizmet esnasında, toplu asker karşısında veya silah ve tehlikeli bir aletle işlenmesi hâlinde ceza beş seneden, az vahim hâllerde bir seneden aşağı olamaz.
Mukavemet ile fiilen taarruz arasındaki fark nedir?
Mukavemet, AsCK 90. maddeye göre amiri veya üstü zorla ve tehdit ile hizmet emrini ifadan menetmeye ya da hizmete ilişkin bir muameleyi yapmak veya yapmamak için zorlamaya kalkışmaktır. Fiilen taarruz ise 91. maddede düzenlenen fiilî saldırıdır. Mukavemette zor veya tehdit yeterliyken, fiilen taarruzda fiilî saldırı aranır.
Teşebbüs hâlinde ceza indirimi olur mu?
AsCK 91. maddenin birinci fıkrası fiilen taarruz eden ile taarruza teşebbüs edeni aynı ceza bandına yerleştirmiştir. Bu nedenle teşebbüs, ayrı bir indirim rejimine tabi tutulmamıştır.
Karşımdakinin rütbesini bilmiyordum, bu savunma olur mu?
AsCK 107. maddeye göre bu fasılda astlar hakkında tayin edilen ağır cezaların verilebilmesi için üstün rütbesi ve kıdeminin herhangi bir suretle ast tarafından bilinmesi şarttır. Astın üstün durumunu bilmediği sabit olursa hakkında uygulanacak ceza genel hükümlere tabi olur.
Toplu asker karşısı kaç kişi demektir?
AsCK 14. maddeye göre bir fiilin toplu asker karşısında yapılmış sayılabilmesi için; amir veya üst ile failden veya şeriklerden başka, askerî hizmet maksadıyla toplanmış en az yedi askerî şahsın bulunması şarttır. Tesadüfen bir arada bulunanlar bu sayıya dâhil edilmez.
Nöbetçiye karşı yapılan eylem hangi maddeye girer?
AsCK 106. maddeye göre askerî karakola, nöbetçiye ve devriyeye hakaret eden, bunları dinlemeyen, bunlara mukavemette bulunan yahut fiilen taarruz eden, bu suçları amire karşı yapmış sayılır ve öylece cezalandırılır. Rütbe farkı bulunmasa dahi bu hüküm uygulanır.
Az vahim hâl neye göre belirlenir?
Kanunda tanımlanmamıştır; somut olayın bütünü üzerinden değerlendirilir. Uygulamada eylemin şiddet derecesi ve süresi, yaralanma olup olmadığı, olayın geçtiği ortam, olayı başlatan taraf, rütbe farkının derecesi ve failin geçmiş sicili dikkate alınır. Fiilen taarruzda alt sınırı üç seneden altı aya indirdiği için savunmanın en verimli alanıdır.
Bu suçtan mahkûmiyet meslek hayatımı etkiler mi?
Her iki suç da Ek Madde 11 uyarınca sırf askerî suçtur. AsCK 47. maddeye göre sırf askerî suçta netice ceza üç ay veya daha fazlaysa erteleme, Ek Madde 17’ye göre altı ay veya daha fazlaysa hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmaz. Ayrıca 30. maddeye göre bir seneden fazla hapis cezası Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarmayı gerektirir.
📘 İlgili Rehberler
- Askerî Hukuk Mevzuat Takvimi ve Değişiklik Kaydı
- Fesat ve Askerî İsyan Suçları (m. 97-105)
- Askerî Ceza Yargılaması Usulü ve Soruşturma İzni (Ek m. 13-21)
- AsCK Madde Dizini: 1632 Sayılı Kanunun Tüm Maddeleri
- Askerî Personel Hukuku (Ana Rehber)
- Askerî Ceza Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- Amir ve Üste Hakaret Suçu (m. 85)
- Asta Müessir Fiil ve Nüfuzu Kötüye Kullanma
- Firar, İzin Tecavüzü ve Emre İtaatsizlik
- TSK Disiplin Cezaları ve İtiraz (6413)
Bu içerik Askerî Personel Hukuku alanındadır. Tüm başlıklar için Askerî Personel Hukuku Rehberi ve İdare Hukuku Rehberi sayfalarına bakabilirsiniz.


