Askerî Ceza Kanunu Suçları: Firar, İzin Tecavüzü ve Emre İtaatsizlik
07 Ağustos 2026

Askerî Ceza Kanunu Suçları: Firar, İzin Tecavüzü ve Emre İtaatsizlik

Askerî mahkemeler 2017 yılında kaldırıldı; ancak 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu yürürlüktedir. Asker kişilere özgü suçlar bu Kanunda düzenlenmeye devam etmekte, yargılama ise sivil yargıda yapılmaktadır. Bu ayrımı bilmek, sürecin doğru yönetilmesi için ilk şarttır.

Askerî Suçlar Artık Hangi Mahkemede Görülüyor?

16 Nisan 2017 tarihli Anayasa değişikliğiyle (6771 sayılı Kanun) Anayasaya eklenen geçici 21. maddenin (e) fıkrası uyarınca Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır. Bunun ardından, Hâkimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesinin 31/5/2017 tarihli ve 831 sayılı kararı (RG: 3/6/2017, S. 30085) ile askerî suç tiplerinde sivil yargı organları görevlendirilmiştir.

Sonuç olarak: Askerî Ceza Kanunundaki suçların yargılaması adli yargıda, kural olarak asliye ceza mahkemesinde yapılır. Cezanın üst sınırına göre ağır ceza mahkemesinin görevli olduğu hâller ayrıca değerlendirilir. Mahkûmiyet kararına karşı istinaf yoluna başvurulur.

Soruşturma da Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür. Bu, uygulamada önemli bir sonuç doğurur: askerî suç isnadıyla karşılaşan personel, birlik içi disiplin sürecinden ayrı olarak adli bir ceza soruşturmasının da tarafıdır ve ceza muhakemesi güvencelerinden yararlanır.

Firar ve İzin Tecavüzü (AsCK m.66)

1632 sayılı Kanunun 66. maddesi, iki ayrı suç tipini birlikte düzenler ve ikisi için de bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörür.

Firar (m. 66/1-a)

Kıt’asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar firar suçunu işlemiş olur. Suçun temel unsuru, ayrılmanın izinsiz olması ve sürenin altı günü aşmasıdır.

İzin Tecavüzü (m. 66/1-b)

Kıt’asından veya görevini yapmakta olduğu yerden izin, istirahat veya hava değişimi alarak ayrılanlardan, dönmeye mecbur bulundukları günden itibaren altı gün içerisinde özürsüz olarak gelmeyenler izin tecavüzü suçunu işlemiş olur. Burada ayrılış hukuka uygundur; suç, dönüş yükümlülüğünün ihlalinden doğar.

İki suç arasındaki ayrım, ayrılışın izinli olup olmadığına dayanır ve pratikte önem taşır. Yargısal uygulamada, kısa süreli izin verilmiş olsa dahi personelin bulunması gereken askerî mahalle çok geç katılması hâlinde fiilin firar olarak nitelendirildiği örnekler bulunmaktadır. Bu nedenle isnadın hangi bende dayandığı, savunmanın kurulmasında ilk tespit edilecek noktadır.

İlgili Diğer Maddeler

  • m. 67: Asker kişilerin yabancı ülkelere firar etmeleri hâlinde verilecek cezalar düzenlenmiştir.
  • m. 68: Mehil içinde yakalananların durumu düzenlenmiştir.
  • m. 73: Geri gelen kaçakların cezalarının indirilmesi, yani etkin pişmanlık hâli düzenlenmiştir. Kendiliğinden geri dönüş, cezanın belirlenmesinde doğrudan etkilidir.
  • m. 71: Firar ve izin tecavüzü cürümlerinden hüküm giyen erbaşların rütbelerinin geri alınmasına da hükmolunur. Madde metni takdire yer bırakmaz; ceza mahkûmiyetine bağlı zorunlu bir sonuçtur ve tüm erbaşları kapsar.

Altı Günlük Sürenin Hesabı

Sürenin nasıl hesaplanacağı, suçun oluşup oluşmadığını doğrudan belirler. Askerî Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu bu konuya açıklık getirmiştir. Buna göre suçun kanuni unsurunu teşkil eden gün bakımından; izinsiz uzaklaşılan günün saati belli ise bu saatten itibaren yirmi dört saatin geçmesiyle bir gün gerçekleşir. Uzaklaşılan günün saati belli değilse, sanık lehine hareket edilerek suçun işlendiği günün sona ermesinden sonra ertesi günün sıfır saatinden başlayarak yirmi dört saatin geçmesiyle gün oluşur.

Bu içtihat savunmada doğrudan kullanılır: ayrılış saatinin dosyada belli olup olmadığı, tutanaklarda hangi saatin yazılı olduğu ve hesabın sanık lehine yapılıp yapılmadığı tek tek denetlenir. Bir günlük fark, suçun oluşup oluşmaması sonucunu değiştirebilir.

Ayrıca sürenin altı günü aşmadığı hâllerde fiil, suç değil disiplinsizlik olarak değerlendirilir ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu çerçevesinde işlem yapılır. Adli süreç ile disiplin süreci arasındaki bu sınır, dosyanın en kritik noktalarından biridir.

Mazeret ve Manevi Unsur

Her iki suç da kasıtlı suçlardandır. Firarda failin kıtasından izinsiz ayrıldığını bilmesi ve istemesi aranır. İzin tecavüzünde ise kişinin izninin bittiğini ve buna rağmen dönmediğini bilmesi ve istemesi gerekir.

Bu noktada mazeret belirleyicidir. Kanun metni izin tecavüzü bakımından açıkça “özürsüz olarak gelmeyenler” ifadesini kullanır. Askerî kişinin birliğine veya görev yerine dönmesine engel oluşturabilecek nitelikte bir mazeretinin bulunması hâlinde suçun unsurları tartışmalı hâle gelir. Sağlık raporu, hastane kaydı, ulaşımın kesilmesi, doğal afet, birinci derece yakının ölümü veya ağır hastalığı gibi olgular belgeye bağlanarak dosyaya sunulmalıdır.

Hakkınızda askerî bir suçtan soruşturma mı var?

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Emre İtaatsizlikte Israr (AsCK m.87)

Kanunun 87. maddesinin birinci fıkrası (Değişik: 22/3/2000-4551/22 md.) iki ayrı hareket ve iki ayrı ceza öngörür:

  • Hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  • Emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği hâlde emri yerine getirmeyenler üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Suç, seçimlik hareketlidir ve özgü suçtur; yalnızca asker kişiler ve kanunda belirtilenler tarafından işlenebilir. Suçun oluşabilmesi için dört unsur birlikte aranır: geçerli bir emrin varlığı, emri verenin emir vermeye yetkili olması, emrin hizmete ilişkin olması ve failin kasten hareket etmesi.

Savunmada Kullanılan Başlıklar

Emrin hizmete ilişkin olmaması. Madde açıkça “hizmete ilişkin emir” der. Hizmetle ilgisi bulunmayan, kişisel nitelikteki bir talimatın yerine getirilmemesi bu suçu oluşturmaz.

Emri verenin yetkisiz olması. Emrin, o konuda emir vermeye yetkili bir amir tarafından verilmiş olması gerekir.

Emrin belirsiz olması. Ne yapılması istendiği açık olmayan, muğlak bir talimatın yerine getirilmemesi hâlinde kastın varlığı tartışılır.

Kanunsuz emir. Konusu Anayasa, kanun, tüzük veya yönetmelik hükümlerine aykırı olan emir bakımından özel bir rejim vardır. Bu durumda kamu görevlisi emri yerine getirmez ve aykırılığı emri verene bildirir. Üstün emrinde ısrar etmesi ve emrini yazı ile yenilemesi hâlinde emir yerine getirilir ve bu hâlde emri yerine getiren sorumlu tutulmaz. Konusu suç teşkil eden emir ise hiçbir surette yerine getirilmez.

Fiilî imkânsızlık. Emrin yerine getirilmesinin fiilen mümkün olmadığı hâller (sağlık durumu, araç veya malzeme yokluğu, çakışan başka bir emir) belgeye bağlanarak ileri sürülür.

Amir ve Üste Karşı Diğer Suçlar

1632 sayılı Kanunun “Askerî İtaat ve İnkıyadı Bozan Suçlar” başlığı altındaki fasıl, amir ve üste yönelik eylemleri kademeli olarak düzenler:

  • m. 82: Amir veya üstü tehdit
  • m. 84: Yalan yere veya usulsüz şikâyet
  • m. 85: Amir veya üste hakaret
  • m. 87: Emre itaatsizlikte ısrar
  • m. 88: Toplu asker karşısında, silah başı emrine karşı, silahlı iken veya hizmetten sıyrılmak kastıyla yapılan itaatsizlik
  • m. 89: Büyük zararlar veren itaatsizlik
  • m. 90: Mukavemet
  • m. 91: Amire ve üste fiilen taarruz

Bu suç tipleri arasındaki sınır uygulamada tartışma konusudur; özellikle hakaret, mukavemet ve fiilen taarruz arasındaki ayrım, cezanın ağırlığını doğrudan değiştirir. Bu nedenle iddianamede seçilen nitelendirmenin doğruluğu, savunmanın ilk hedefidir.

Kanun ayrıca, askerî karakola ve nöbetçiye hakaret eden, bunları dinlemeyen, bunlara mukavemette bulunan veya fiilen taarruz edenlerin bu suçları amire karşı yapmış sayılacağını ve öylece cezalandırılacağını düzenler.

Yetkili Mahkeme: Firar Suçlarına Özel Kural (Ek Madde 19)

Firar ve izin tecavüzü suçlarında yetki, genel kuraldan ayrılır. 7329 sayılı Kanunla eklenen Ek Madde 19’un dördüncü fıkrasına göre; Kanunun 65, 66, 67, 68 ve 70. maddelerinde düzenlenen suçlara ilişkin dava ve işlerde yetkili mahkeme, şüpheli veya sanığın mensubu olduğu askerî birlik veya askerî kurumun bulunduğu yerde belirlenen il ve ilçe mahkemeleridir.

Bunun pratik anlamı şudur: yetki, suçun işlendiği yere, yakalanma yerine veya ilgilinin yerleşim yerine göre değil, birliğin bulunduğu yere göre belirlenir. Bu kural firar (m. 66), yabancı ülkeye firar (m. 67), mehil içinde yakalanma (m. 68), sözleşerek firar (m. 70) ve vazife ve memuriyetine gitmeme (m. 65) suçlarının tamamını kapsar. Yetkisiz mahkemede açılan bir dosya zaman kaybına yol açacağından, savunmanın ilk kontrol noktalarından biridir.

Genel kural bakımından ise askerî suçlara ilişkin dava ve işler, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan asliye ve ağır ceza mahkemelerinde görülür; askerî birlik ve personel yoğunluğunun gerektirmesi hâlinde Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen ilçelerdeki mahkemeler de görevlendirilebilir. Ülke sınırları dışında işlenen askerî suçlarda ise Ankara mahkemeleri yetkilidir. Bu dava ve işler acele işlerden sayılır ve adli tatilde de görülür.

Soruşturma bakımından da özel bir yapı vardır: ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarında askerî suçlar bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı görevlendirilir.

Sırf Askerî Suç Olmanın Sonuçları

Firar (m. 66), yabancı ülkeye firar (m. 67), mehil içinde yakalanma (m. 68), sözleşerek firar (m. 70) ve emre itaatsizlikte ısrar (m. 87) ile nitelikli hâlleri (m. 88, 89); Ek Madde 11 uyarınca sırf askerî suçlar arasında sayılmıştır. Bu nitelendirme üç ayrı kurumu doğrudan etkiler.

Erteleme (m. 47)

Türk Ceza Kanununun hapis cezasının ertelenmesine ilişkin hükümleri askerî suçlar hakkında da uygulanır. Ancak dört hâlde ceza ertelenmez: sırf askerî suçlardan yapılan yargılama sonunda hükmolunan netice cezanın üç ay veya daha fazla süreli hapis cezası olması; fiilin disiplini ağır şekilde ihlal etmesi veya birliğin güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da muharebe hazırlığını veya etkinliğini zafiyete uğratması ya da büyük bir zarar meydana getirmesi; fiilin savaş veya seferberlikte işlenmesi; ve daha önce sırf askerî bir suçtan mahkûm olunmuş olması.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (Ek Madde 17)

Ceza Muhakemesi Kanununun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri askerî suç ve cezalar hakkında da uygulanır; ancak üç hâl bunun dışındadır: sırf askerî bir suçtan altı ay veya daha fazla süreli hapis cezasına hükmedilmesi; fiilin disiplini ağır şekilde ihlal etmesi veya birliğin güvenliğini tehlikeye düşürmesi ya da muharebe hazırlığını veya etkinliğini zafiyete uğratması ya da büyük bir zarar meydana getirmesi; ve fiilin savaş veya seferberlikte işlenmesi.

Erteleme için eşik üç ay, hükmün açıklanmasının geri bırakılması için altı aydır. Bu iki rakamın karıştırılmaması gerekir; savunmanın hedefi çoğu zaman netice cezayı bu eşiklerin altında tutmaktır.

Önödeme ve Şikâyet

Kanunun 48. maddesine göre askerî suçların takibi şikâyete bağlı değildir; şikâyetten vazgeçme kovuşturmayı sona erdirmez. Ayrıca sırf askerî suçlar ile hapis cezasının üst sınırı üç ayı geçen askerî suçlar hakkında önödeme hükümleri uygulanmaz.

Mahkûmiyetin İdari Zinciri

Ceza dosyası hiçbir zaman yalnızca ceza dosyası değildir. Kanunun 30. maddesine göre; taksirli suçlardan verilen cezalar hariç olmak üzere ölüm, ağır hapis veya bir seneden fazla hapis cezası ile hükümlülük hâlinde subay, astsubay, uzman jandarma ve özel kanunlarında bu cezanın uygulanacağı belirtilen asker kişiler hakkında asıl ceza ile birlikte Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası da verilir. Madde açıkça belirtir: bu husus mahkeme hükmünde yazılmamış olsa dahi Silahlı Kuvvetlerden çıkarmayı gerektirir.

Askerî öğrenciler bakımından eşik daha düşüktür: 32. maddeye göre taksirli suçlar hariç ölüm, ağır hapis veya üç aydan fazla hapis cezasına hükümlülük hâlinde askerî öğrencilik hukukunu kaybettirme cezası verilir.

Uzman erbaşlar bakımından ayrı bir eşik vardır: 34. maddeye göre altı aydan fazla memuriyetten mahrumiyet cezası alan uzman jandarma ve uzman erbaşların Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkileri kesilir.

Bu üç eşik, savunma stratejisinin sayısal hedefini belirler. Netice cezanın bir gün farkla eşiğin üstünde veya altında kalması, meslek hayatının devam edip etmemesi anlamına gelebilir.

Disiplin Süreci ile Ceza Süreci Aynı Anda Yürür

Askerî bir suç isnadıyla karşılaşan personel hakkında çoğu zaman iki süreç eş zamanlı işler: 6413 sayılı Kanun çerçevesinde disiplin süreci ve adli yargıda ceza soruşturması.

Bu paralellik ciddi bir risk doğurur: bir süreçte verilen beyan, diğerini doğrudan etkiler. Disiplin soruşturmasında alelacele verilen bir savunma, ceza dosyasında aleyhe delil hâline gelebilir. Bu nedenle her iki sürecin birlikte planlanması gerekir.

Sonuç bakımından da ilişki güçlüdür. Sırf askerî suçlardan alınan cezalar, personelin sözleşmesinin feshine ve meslek hayatının sona ermesine dayanak oluşturabilir. Ayrıca 6413 sayılı Kanun kapsamında Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ayrı bir süreç olarak gündeme gelebilir. Dolayısıyla ceza dosyası, yalnızca ceza dosyası değildir; arkasında bir idari sonuç zinciri vardır.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Ne Yapmalısınız?

İsnadın hangi maddeye dayandığını tespit edin. Firar mı izin tecavüzü mü, emre itaatsizliğin hangi fıkrası, hakaret mi mukavemet mi? Nitelendirme cezanın alt ve üst sınırını belirler.

Süre hesabını denetleyin. Firar ve izin tecavüzünde ayrılış ve dönüş tarih-saatleri, tutanaklardaki kayıtlar ve altı günlük sürenin sanık lehine hesaplanıp hesaplanmadığı tek tek kontrol edilmelidir.

Mazeretinizi belgeleyin. Sağlık raporu, hastane kaydı, ulaşım engeli, ailevi zorunluluk gibi olgular yazılı belgeyle desteklenmelidir. Beyan tek başına zayıftır.

İki süreci birlikte yönetin. Disiplin savunmanız ile ceza dosyasındaki beyanınız birbiriyle tutarlı olmalıdır. Aceleyle verilen bir disiplin savunması ceza dosyasını zora sokabilir.

İdari sonuçları öngörün. Mahkûmiyetin sözleşme feshine, ilişik kesmeye veya rütbenin geri alınmasına yol açıp açmayacağını baştan değerlendirin; savunma stratejisi buna göre kurulur.

Etkin pişmanlık imkânını değerlendirin. Firar suçlarında geri gelen kaçakların cezalarının indirilmesine ilişkin düzenleme, sürecin erken aşamasında alınacak kararları doğrudan etkiler.

Sıkça Sorulan Sorular

Askerî suçlar hangi mahkemede yargılanır?

16 Nisan 2017 Anayasa değişikliğiyle askerî mahkemeler, Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesi kaldırılmıştır. Hâkimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesinin 31/5/2017 tarihli ve 831 sayılı kararıyla askerî suç tiplerinde sivil yargı organları görevlendirilmiştir; yargılama kural olarak asliye ceza mahkemesinde yapılır.

Firar suçunun cezası nedir?

1632 sayılı Askerî Ceza Kanununun 66. maddesine göre, kıt’asından veya görevi icabı bulunmak zorunda olduğu yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Yabancı ülkelere firar hâli 67. maddede ayrıca düzenlenmiştir.

Firar ile izin tecavüzü arasındaki fark nedir?

Firarda ayrılış izinsizdir; kişi kıt’asından veya bulunması gereken yerden izinsiz olarak altı günden fazla uzaklaşır. İzin tecavüzünde ise ayrılış izin, istirahat veya hava değişimi ile hukuka uygundur; suç, dönmeye mecbur olunan günden itibaren altı gün içinde özürsüz olarak dönülmemesinden doğar.

Altı günlük süre nasıl hesaplanır?

Askerî Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kuruluna göre; izinsiz uzaklaşılan günün saati belli ise o saatten itibaren yirmi dört saatin geçmesiyle bir gün gerçekleşir. Saat belli değilse sanık lehine hareket edilerek, suçun işlendiği günün sona ermesinden sonra ertesi günün sıfır saatinden başlayarak yirmi dört saatin geçmesiyle gün oluşur.

Altı günü geçmeyen devamsızlık suç mudur?

Süre altı günü aşmadığında fiil, Askerî Ceza Kanunu anlamında firar veya izin tecavüzü suçunu oluşturmaz; disiplinsizlik olarak değerlendirilir ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu çerçevesinde işlem yapılır.

Emre itaatsizlikte ısrar suçunun cezası nedir?

Askerî Ceza Kanununun 87. maddesine göre, hizmete ilişkin emri hiç yapmayan asker kişiler bir aydan bir seneye kadar; emrin yerine getirilmesini söz veya fiili ile açıkça reddeden veya emir tekrar edildiği hâlde emri yerine getirmeyenler üç aydan iki seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kanunsuz emri yerine getirmek zorunda mıyım?

Konusu Anayasa, kanun, tüzük veya yönetmelik hükümlerine aykırı olan emir yerine getirilmez ve bu aykırılık emri verene bildirilir. Üst emrinde ısrar eder ve emrini yazı ile yenilerse emir yerine getirilir; bu hâlde emri yerine getiren sorumlu tutulmaz. Konusu suç teşkil eden emir ise hiçbir surette yerine getirilmez.

Ceza davası sözleşmemin feshine yol açar mı?

Sırf askerî suçlardan alınan cezalar, personelin sözleşmesinin feshine ve meslek hayatının sona ermesine dayanak oluşturabilir. Ayrıca firar ve izin tecavüzü suçlarından mahkûmiyet hâlinde çavuş ve onbaşılar bakımından rütbenin geri alınmasına da karar verilebilir. Bu nedenle ceza süreci ile disiplin süreci birlikte planlanmalıdır.

🔄 Mevzuat kontrolü: Bu sayfadaki kanun maddeleri ve süreler 07.08.2026 tarihinde yürürlükteki metinlerle karşılaştırılmıştır. Mevzuat değişikliklerini takip ediyor ve sayfalarımızı güncelliyoruz.

Bu içerik Askerî Personel Hukuku alanındadır. Tüm başlıklar için Askerî Personel Hukuku Rehberi ve İdare Hukuku Rehberi sayfalarına bakabilirsiniz.

Post by Av. Fatma Öztürk