Askerî Ceza Hukuku Rehberi: 1632 Sayılı Kanunda Suçlar ve Yargılama
07 Ağustos 2026

Askerî Ceza Hukuku Rehberi: 1632 Sayılı Kanunda Suçlar ve Yargılama

Askerî mahkemeler 2017 yılında kaldırıldı. Buna rağmen 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu yürürlüktedir ve asker kişilere özgü suçları düzenlemeye devam etmektedir. Değişen şey suçlar değil, yargılamanın yeridir: bu suçlar artık adli yargıda görülmektedir.

Bu rehber, 1632 sayılı Kanunun genel çerçevesini kurar ve her suç grubunu ayrıntılı olarak ele alan sayfalara yönlendirir. Rehberde yer alan madde numaraları ve ceza aralıkları kanunun resmî metninden teyit edilmiştir; teyit edilemeyen hiçbir bilgiye yer verilmemiştir.

Kimler “Askerî Şahıs” Sayılır?

Kanunun uygulanabilmesi için failin askerî şahıs olması gerekir. 1632 sayılı Kanunun 3. maddesi (Değişik: 22/3/2000-4551/1 md.) bu kavramı tanımlar. Buna göre askerî şahıslar şunlardır:

  • Mareşalden asteğmene kadar subaylar
  • Astsubaylar
  • Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel
  • Uzman jandarma
  • Uzman erbaş
  • Sözleşmeli erbaş ve er
  • Erbaş ve erler
  • Askerî öğrenciler

Bu liste dava bakımından ilk kontrol noktasıdır. Sivil personelin de kapsamda olması, uygulamada sıkça gözden kaçan bir noktadır. Buna karşılık kanun kapsamı dışındaki bir kişi, kural olarak askerî suçun faili olamaz; ancak bazı suç tipleri (örneğin kaçaklara yardım) sivil kişiler tarafından da işlenebilecek şekilde düzenlenmiştir.

Askerî Cürüm ve Askerî Kabahat Ayrımı

Kanunun temel sistematiği, cezanın türüne göre kurulmuştur:

  • Kanunun ölüm, ağır hapis ve hapis cezalarıyla cezalandırdığı suçlar askerî cürümlerdir.
  • Kanunun kısa hapis cezasıyla cezalandırdığı suçlar askerî kabahatlerdir.

Kanun ayrıca iki temel yönlendirme yapar. Birincisi: Türk Ceza Kanununa göre cürümler ve cezalar hakkında genel olarak geçerli olan esaslar, bu Kanunda aksi yazılı olmadıkça askerî cürüm ve cezalar hakkında da uygulanır. İkincisi: askerî şahısların askerî olmayan suçları için Türk Ceza Kanunu hükümleri uygulanır.

Bu ikinci cümle uygulamada belirleyicidir. Bir asker kişinin işlediği her suç askerî suç değildir. Örneğin izinliyken sivil bir kişiye karşı işlenen bir suç, askerî suç değil genel ceza hukuku meselesidir. Nitelendirmenin doğruluğu, görevli mahkemeyi ve uygulanacak hükümleri baştan belirler.

Hakkınızda askerî bir suçtan işlem mi var?

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Sırf Askerî Suç Kavramı ve Zamanaşımı

Askerî suçlar iki gruba ayrılır. Sırf askerî suçlar, tüm unsurları yalnızca Askerî Ceza Kanununda düzenlenen ve yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilen suçlardır; firar, emre itaatsizlikte ısrar ve üste hakaret bu grubun tipik örnekleridir. Askerî suç benzerleri ise unsurları kısmen Türk Ceza Kanununda düzenlenen, ancak Askerî Ceza Kanunundaki atıf nedeniyle askerî nitelik kazanan suçlardır.

Bu ayrım uzun süre tartışmalıydı. 24/6/2021 tarihli ve 7329 sayılı Kanunla eklenen Ek Madde 11 belirsizliği gidermiş ve sırf askerî suçları tek tek saymıştır. Maddeye göre bu Kanunda düzenlenen ve asker kişiler tarafından işlenen şu maddelerdeki suçlar sırf askerî suçtur:

m. 60 · 62 · 65 · 66 · 67 · 68 · 70 · 79 · 81 · 82 · 85 · 87 · 88 · 89 · 90 · 91 · 97 · 98 · 100 · 101 · 102 · 136

Aynı maddenin birinci fıkrası daha geniş bir çerçeve çizer: bu Kanunda düzenlenen suçlar ile asker kişilerin askerlik hizmet ve görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlar askerî suçtur. Yani her sırf askerî suç askerî suçtur, ancak her askerî suç sırf askerî suç değildir.

Liste ezberlenecek bir ayrıntı değildir; doğrudan sonuç doğurur. Sırf askerî suç niteliği; ertelemede (m. 47), hükmün açıklanmasının geri bırakılmasında (Ek m. 17), önödemede (Ek m. 8) ve tutuklamada (Ek m. 14) farklı rejimler devreye sokar.

Zamanaşımı bakımından genel kural, suçun gerektirdiği azami cezaya göre Türk Ceza Kanununun 66. maddesi çerçevesinde belirlenmesidir. Ancak mütemadi (kesintisiz) suçlarda süre farklı işler: firar gibi suçlarda zamanaşımı, fiilin başladığı tarihten değil birliğe dönüş veya yakalanma tarihinden itibaren işlemeye başlar. Bu, savunmada en sık gözden kaçan hesaplardan biridir.

Az Bilinen Bir Şart: Soruşturma İzni (Ek Madde 15)

Askerî ceza hukukunu genel ceza hukukundan ayıran en önemli usul kurallarından biri budur ve uygulamada sıkça gözden kaçar. Ek Madde 15’e göre asker kişilerin işledikleri askerî suçların soruşturulması izne tabidir. Yalnızca ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâllerinde soruşturma genel hükümlere göre yürütülür.

İznin nasıl işlediği şöyledir:

  • Kim verir: Asgari tugay komutanı veya eşidi askerî kurum amiri olmak üzere, asker kişinin görev yaptığı birlik komutanı veya askerî kurum amiri; yokluklarında vekilleri bizzat verir. Genelkurmay Başkanlığı, Kuvvet Komutanlıkları ve Millî Savunma Üniversitesi hariç, MSB merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlarda görev yapanlar hakkında izni Millî Savunma Bakanı verir.
  • Ön inceleme: İzin vermeye yetkili merci, ihbar veya şikâyetin işleme konulması hâlinde bir ön inceleme başlatır; bizzat yapabileceği gibi hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki bir asker kişiye veya en az üç kişilik bir heyete de yaptırabilir.
  • Süre: Karar, suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren ön inceleme dâhil en geç otuz gün içinde verilir. Zorunlu hâllerde on beş günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir.
  • İtiraz: Karara karşı on gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz, general ve amiraller için Danıştay Birinci Dairesine, diğer asker kişiler için yetkili merciin yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine yapılır. İtirazlar öncelikle incelenir ve en geç üç ay içinde karara bağlanır; verilen kararlar kesindir.
  • Önemli ayrıntı: Sırf askerî suçlara ilişkin verilen soruşturma iznine itiraz edilmesi, soruşturma işlemlerini engellemez.

Bir de 2022’de eklenen özel hüküm vardır: firar ve izin tecavüzü gibi hakkında ön inceleme yapılanın bulunamaması nedeniyle ifade almayı imkânsız hâle getiren zorunlu hâllerde ilgilinin ifadesi alınmaz.

Bu kural savunma bakımından somut bir denetim noktası yaratır: soruşturma izni usulüne uygun alınmış mı, süresinde mi verilmiş, yetkili merci tarafından mı verilmiş? Bu sorular dosyanın ilk aşamasında sorulmalıdır.

Soruşturmanın kendisi bakımından da özel kurallar vardır: subay ve astsubayların şüpheli sıfatıyla ifadesi bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından alınır (Ek m. 14). Ayrıca sırf askerî suçlarda tutuklama yasağına ilişkin hükümler uygulanmaz ve kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller varsa, sırf askerî suç nedeniyle askerî disiplinin ağır şekilde ihlal edilmesi hâlinde de tutuklama kararı verilebilir.

Ast-Üst İlişkisi Her Zaman Dikkate Alınmaz (Ek Madde 12)

Askerî suçların çoğunda ceza, ast-üst veya amir-maiyet ilişkisinin varlığına bağlıdır. Ek Madde 12 bu ilişkinin dikkate alınmayacağı hâlleri belirlemiştir ve bu, güçlü bir savunma dayanağıdır.

Maddeye göre, askerlik hizmet ve görevlerine ilişkin hâller dışında; asker kişilerden nişanlıların, evlilik bağı kalmasa bile eşlerin, kan veya kayın hısımlığından üstsoy veya altsoy ile üçüncü derece dâhil hısımların veya evlâtlık bağı olanların birbirlerine karşı işledikleri suçlar bakımından amir-maiyet ve üst-ast ilişkisi dikkate alınmaz.

İkinci fıkra ayrıca önemlidir: yükümlü erbaş ve erler arasında ast, üst veya amir ilişkisinin dikkate alınması için fiilin askerî hizmet ve görevlerinden dolayı işlenmesi şarttır. Koğuşta, izinde veya hizmetle ilgisi olmayan bir tartışmada erbaş ve erler arasında geçen bir olayda bu şartın gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca tartışılır.

Buna bir de 107. maddedeki şart eklenir: astlar hakkında bu fasıldaki ağır cezaların verilebilmesi için üstün rütbesi ve kıdeminin herhangi bir suretle ast tarafından bilinmesi şarttır. Astın üstün durumunu bilmediği sabit olursa hakkında uygulanacak ceza genel hükümlere tabi olur. Farklı birliklerden, sivil kıyafetli veya rütbesi görünmeyen kişiler arasındaki olaylarda bu hüküm doğrudan devreye girer.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

16 Nisan 2017 tarihli Anayasa değişikliğiyle (6771 sayılı Kanun) Anayasaya eklenen geçici 21. maddenin (e) fıkrası uyarınca Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi ve askerî mahkemeler kaldırılmıştır. Bunun ardından Hâkimler ve Savcılar Kurulu 1. Dairesinin 31/5/2017 tarihli ve 831 sayılı kararıyla (RG: 3/6/2017, S. 30085) askerî suç tiplerinde sivil yargı organları görevlendirilmiştir.

Bugünkü tablo şöyledir:

UyuşmazlıkGörevli mercii
Askerî Ceza Kanunundaki suçlarAsliye Ceza Mahkemesi; cezanın üst sınırına göre Ağır Ceza Mahkemesi
SoruşturmaCumhuriyet Başsavcılığı
Mahkûmiyet kararına karşıİstinaf (bölge adliye mahkemesi)
Disiplin cezasının iptaliİdare Mahkemesi
Sözleşme feshi, ilişik kesme, sicil, atamaİdare Mahkemesi

Yetki, 7329 sayılı Kanunla eklenen Ek Madde 19 ile ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir. Kural olarak askerî suçlara ilişkin dava ve işler, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan asliye ve ağır ceza mahkemelerinde görülür. Askerî birlik ve personel yoğunluğunun gerektirmesi hâlinde Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Kurulunca belirlenen ilçelerde kurulu asliye veya ağır ceza mahkemeleri de görevlendirilebilir. Bu dava ve işler acele işlerden sayılır ve adli tatilde de görülür.

Üç önemli istisna vardır:

  • Firar ve benzeri suçlarda özel yetki kuralı. Kanunun 65, 66, 67, 68 ve 70. maddelerinde düzenlenen suçlara ilişkin dava ve işlerde yetkili mahkeme, şüpheli veya sanığın mensubu olduğu askerî birlik veya askerî kurumun bulunduğu yer mahkemesidir. Yani firar, izin tecavüzü, yabancı ülkeye firar, mehil içinde yakalanma ve sözleşerek firar suçlarında yetki, yakalanma yerine veya yerleşim yerine göre değil birliğin bulunduğu yere göre belirlenir.
  • Yurt dışında işlenen suçlar. Asker kişiler tarafından ülke sınırları dışında işlenen askerî suçlara ait dava ve işlere bakmaya Ankara mahkemeleri yetkilidir.
  • Bağlantılı davalar. Diğer mahkemelerin görev alanına giren davalarla bağlantı nedeniyle birlikte yürütme zorunluluğu varsa davalar askerî suçlara bakan mahkemede birleştirilir; ancak Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerindeki suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlarla bağlantı hâlinde birleştirme, o suçlara bakmakla görevli mahkemede yapılır.

Soruşturma bakımından da özel bir yapı kurulmuştur: askerî suçlara ilişkin soruşturmalar, suçun işlendiği yerin bağlı olduğu ilin adıyla anılan Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür ve bu başsavcılıklarda askerî suçlar bürosu kurularak yeteri kadar Cumhuriyet savcısı görevlendirilir.

İki Süreç Aynı Anda Yürür: Disiplin ve Ceza

Askerî ceza hukukunu sivil ceza hukukundan ayıran en önemli yapısal özellik budur. Bir fiil nedeniyle asker kişi hakkında çoğu zaman iki ayrı süreç eş zamanlı işler:

  • Disiplin süreci: 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu kapsamında, disiplin amirleri ve kurullarınca yürütülür. İtiraz yolu ve dava mercii idaridir.
  • Ceza süreci: 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu kapsamında, Cumhuriyet Başsavcılığı ve adli yargı mahkemelerince yürütülür.

İki sürecin iç içe geçmesi ciddi bir risk doğurur: bir süreçte verilen beyan, diğerinde delil hâline gelir. Disiplin soruşturmasında alelacele verilen bir savunma, ceza dosyasında aleyhe kullanılabilir. Uygulamada en sık yapılan hata budur ve sonradan düzeltilmesi çok güçtür.

Sonuç bakımından da bağlantı güçlüdür. Sırf askerî suçlardan alınan cezalar, personelin sözleşmesinin feshine ve meslek hayatının sona ermesine dayanak oluşturabilir. Ayrıca 6413 sayılı Kanun kapsamında Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası ayrı bir süreç olarak gündeme gelebilir. Bu nedenle ceza dosyası hiçbir zaman yalnızca ceza dosyası değildir; arkasında bir idari sonuç zinciri vardır.

Seferberlik ve Düşman Karşısı: Cezayı Katlayan Koşullar

1632 sayılı Kanunun pek çok maddesinde, suçun işlendiği dönem cezayı doğrudan değiştirir. Barış döneminde birkaç ay hapis gerektiren bir eylem, seferberlikte veya düşman karşısında çok daha ağır yaptırımlara dönüşebilmektedir.

Örneğin emre itaatsizlikte ısrar suçunun temel şekli aylarla ölçülürken, aynı fiilin seferberlikte veya düşman karşısında işlenmesi cezayı yıllara taşır. Bu nedenle her dosyada suçun işlendiği tarih ve o tarihteki dönem ayrıca ve titizlikle belirlenmelidir. Bu tespit yapılmadan verilen bir savunma, yanlış hüküm üzerinden kurulmuş olur.

Amirin Tahriki: Az Bilinen Bir Savunma Hükmü

Kanunun 92. maddesi, uygulamada en çok gözden kaçan savunma dayanaklarından biridir. Madde metnine göre; bir amir veya üst, askerî nizamlara ve askerlik kaidelerine aykırı muamelede bulunmak yahut makam ve mevkiinin salahiyetini aşmak suretiyle astını tahrik eder ve ast bu tahrik sebebiyle 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90 ve 91. maddelerde yazılı suçlardan birini hemen işlerse, astın cezası hafifletilir.

Maddenin ikinci fıkrasına göre ayrıca, tahriki yapanlar da tahrikin türü ve niteliğine göre 116, 117 ve 118. maddelerde yazılı cezalarla cezalandırılır. Yani tahrik iddiası yalnızca astı korumakla kalmaz, amir bakımından ayrı bir sorumluluk doğurabilir.

Bu hükmün uygulanabilmesi için iki şart birlikte aranır: tahrikin mevzuata aykırı bir muamele veya yetki aşımı niteliğinde olması ve astın suçu tahrik üzerine hemen işlemesi. Aradan zaman geçmesi hükmün uygulanmasını zorlaştırır. Bu nedenle olayın kronolojisi, tanık beyanları ve varsa kamera kayıtları dosyaya erken aşamada girmelidir.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim.

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

📑 Madde Dizini

AsCK Madde Dizini: 1632 Sayılı Kanunun Tüm Maddeleri — 219 maddenin tamamı, yürürlükte ve mülga durumu, sırf askerî suç işareti ve fasıl yapısıyla tek tabloda.

🔄 Mevzuat Takibi

Askerî Hukuk Mevzuat Takvimi ve Değişiklik Kaydı — izlediğimiz kanunlar, değişiklik kaydı ve beklenen yönetmelikler. Sayfalarımızın en son ne zaman mevzuat denetiminden geçtiğini buradan görebilirsiniz.

Bu Rehberin Kapsamı

1632 sayılı Kanun on bir fasılda, yüzü aşkın maddede suç tipi barındırmaktadır. Her suç grubunu ayrı ayrı ele aldığımız sayfalar aşağıdadır. Bu liste, doğrulanmış madde metinleriyle üretildikçe genişletilmektedir.

Kanunun Tamamı

Askerlik Yükümlülüğünden Kaçınma Suçları

Amir ve Üste Karşı Suçlar

Yargılama Usulü

Toplu Hareket Suçları

Mallara Karşı Suçlar

Askerî Disiplini Bozan Fiiller

Nöbet, Karakol ve Hizmetin İhlali

Makam ve Memuriyet Nüfuzunu Suistimal

İlgili İdari Süreçler

Not: Bu rehberde yer alan madde numaraları ve ceza aralıkları kanunun resmî metninden teyit edilmiştir. Uygulamada, ikincil kaynaklarda madde numarası hataları sık görülmektedir; elinizdeki iddianame veya karar metnindeki madde numarasını her zaman kanunun kendi metniyle karşılaştırmanız önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Askerî mahkemeler kaldırıldıysa Askerî Ceza Kanunu yürürlükte mi?

Evet. 2017 Anayasa değişikliğiyle kaldırılan şey askerî mahkemeler, Askerî Yargıtay ve Askerî Yüksek İdare Mahkemesidir. 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu yürürlüktedir ve asker kişilere özgü suçları düzenlemeye devam etmektedir; değişen yalnızca yargılamanın yapıldığı mercidir.

Kimler askerî şahıs sayılır?

1632 sayılı Kanunun 3. maddesine göre askerî şahıslar; mareşalden asteğmene kadar subaylar, astsubaylar, Millî Savunma Bakanlığı ile Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşunda çalışan sivil personel, uzman jandarma, uzman erbaş, sözleşmeli erbaş ve er, erbaş ve erler ile askerî öğrencilerdir.

Askerî cürüm ile askerî kabahat arasındaki fark nedir?

Kanunun ölüm, ağır hapis ve hapis cezalarıyla cezalandırdığı suçlar askerî cürüm; kısa hapis cezasıyla cezalandırdığı suçlar ise askerî kabahattir. Ayrım cezanın türüne göre yapılır.

Asker kişinin işlediği her suç askerî suç mudur?

Hayır. Kanun açıkça, askerî şahısların askerî olmayan suçları için Türk Ceza Kanunu hükümlerinin uygulanacağını düzenlemiştir. Nitelendirmenin doğruluğu görevli mahkemeyi ve uygulanacak hükümleri baştan belirlediğinden dosyanın ilk kontrol noktasıdır.

Sırf askerî suç ne demektir?

Tüm unsurları yalnızca Askerî Ceza Kanununda düzenlenen ve yalnızca asker kişiler tarafından işlenebilen suçlardır; firar, emre itaatsizlikte ısrar ve üste hakaret tipik örnekleridir. 24/6/2021 tarihli ve 7329 sayılı Kanunla yapılan düzenleme sırf askerî suçları açıkça listeleyerek önceki belirsizliği gidermiştir.

Askerî suçlarda zamanaşımı nasıl hesaplanır?

Genel kural, suçun gerektirdiği azami cezaya göre Türk Ceza Kanununun 66. maddesi çerçevesinde belirlenmesidir. Ancak firar gibi mütemadi suçlarda zamanaşımı, fiilin başladığı tarihten değil birliğe dönüş veya yakalanma tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Disiplin cezası aldım, ayrıca ceza davası da açılır mı?

Aynı fiil iki ayrı süreci birlikte başlatabilir. Disiplin süreci 6413 sayılı Kanun kapsamında amir ve kurullarca yürütülür ve dava mercii idare mahkemesidir; ceza süreci ise Cumhuriyet Başsavcılığı ve adli yargı mahkemelerinde yürür. İki süreçteki beyanların birbirini etkilemesi nedeniyle birlikte planlanmaları gerekir.

Amirim beni tahrik etti, bu savunmada işe yarar mı?

1632 sayılı Kanunun 92. maddesine göre; amir veya üst, askerî nizamlara ve askerlik kaidelerine aykırı muamelede bulunmak yahut makam ve mevkiinin salahiyetini aşmak suretiyle astını tahrik eder ve ast bu tahrik sebebiyle 82 ilâ 91. maddelerdeki suçlardan birini hemen işlerse astın cezası hafifletilir. Ayrıca tahriki yapan amir de 116, 117 ve 118. maddelerdeki cezalarla sorumlu tutulabilir.

🔄 Mevzuat kontrolü: Bu sayfadaki kanun maddeleri ve süreler 07.08.2026 tarihinde yürürlükteki metinlerle karşılaştırılmıştır. Mevzuat değişikliklerini takip ediyor ve sayfalarımızı güncelliyoruz.

Bu içerik Askerî Personel Hukuku alanındadır. Tüm başlıklar için Askerî Personel Hukuku Rehberi ve İdare Hukuku Rehberi sayfalarına bakabilirsiniz.

Post by Av. Fatma Öztürk