Yakalamada Zor Kullanma ve Kelepçe: Sınırları, Yasak Hâller ve Başvuru Yolları
24 Temmuz 2026

Yakalamada Zor Kullanma ve Kelepçe: Sınırları, Yasak Hâller ve Başvuru Yolları

Kelepçe, hukukumuzda yakalamanın otomatik bir parçası değildir; belirli belirtilerin varlığına bağlı, istisnaî bir güvenlik tedbiridir. Aynı şekilde zor kullanma da sınırsız bir yetki değil, direnmenin derecesine göre kademeli olarak artan ve orantılılıkla çevrelenmiş bir yetkidir. Bu sınırların aşılması hem ayrı bir suç oluşturabilir hem de tazminat sorumluluğu doğurur.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Net Cevap: Polis ancak görevini yaparken direnişle karşılaşırsa, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanabilir; zor, direnmenin mahiyetine ve derecesine göre bedenî kuvvet, maddî güç ve şartları varsa silah şeklinde kademeli olarak artar (PVSK m.16/1-2). Kelepçe “maddî güç” aracıdır (m.16/3-b) ve yalnızca kişinin kaçacağına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlüğü bakımından tehlike oluşturduğuna ilişkin belirtiler varsa takılabilir (CMK m.93; Yönetmelik m.7). Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz (5395 s.K. m.18). Görevin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanan kamu görevlisine kasten yaralama hükümleri uygulanır (TCK m.256); işkence suçunda zamanaşımı işlemez (m.94/6). Başvuru yolları: suç duyurusu, idare aleyhine tam yargı davası (Anayasa m.129/5), haksız yakalamada CMK m.141 tazminatı ve olağan yollar tüketildikten sonra otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru.

Zor Kullanma Yetkisinin Dayanağı ve Üç Şartı

Zor kullanma yetkisinin anayasal çerçevesi açıktır: kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz (Anayasa m.17/3). Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi de hiç kimsenin işkenceye, insanlık dışı ya da aşağılayıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamayacağını düzenler (AİHS m.3). Kolluğun zor kullanma yetkisi bu yasakların istisnası değil, onların sınırları içinde tanınmış bir yetkidir.

Polis Vazife ve Salâhiyet Kanununun 16. maddesinin birinci fıkrası yetkinin kaynağıdır: “Polis, görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.” Bu tek cümlede üç ayrı şart saklıdır:

  • Direnme bulunmalıdır. Direnme yoksa zor kullanma yetkisi de doğmaz. Sakin şekilde kimliğini veren, talimata uyan bir kişiye karşı güç kullanılması hukuki dayanaktan yoksundur.
  • Amaç direnmeyi kırmak olmalıdır. Cezalandırma, sindirme veya “ders verme” amacı bu yetkinin dışındadır.
  • Ölçü, direnmeyi kıracak kadar olmalıdır. Direnme sona erdiği anda zor kullanma da sona ermek zorundadır. Etkisiz hâle getirilmiş, yere yatırılmış, kelepçelenmiş bir kişiye uygulanan güç artık zor kullanma değildir.

Kademelilik İlkesi: Bedenî Kuvvet, Maddî Güç, Silah (PVSK m.16/2-5)

Kanun zor kullanmayı bir merdiven olarak kurar: direnmenin mahiyetine ve derecesine göre, direnenleri etkisiz hâle getirecek şekilde kademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartları gerçekleştiğinde silah kullanılabilir (m.16/2). Her basamağın kendi tanımı ve dayanağı vardır; bir olayda hangi basamağın uygulandığı, orantılılık denetiminin de zeminini oluşturur.

Tablo 1 — PVSK m.16’ya göre zor kullanmanın basamakları ve kuralları
KuralİçerikDayanak
Bedenî kuvvetPolisin direnen kişilere karşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî güçPVSK m.16/3-a
Maddî güçBedenî kuvvetin dışında kullanılan kelepçe, cop, basınçlı ve/veya boyalı su, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri ve atları ile sair hizmet araçlarıPVSK m.16/3-b
SilahYalnızca kanunda sayılan şartlar gerçekleştiğindePVSK m.16/2 ve silah kullanmaya ilişkin fıkralar
İhtarZor kullanmadan önce, direnmeye devam edilmesi hâlinde doğrudan zor kullanılacağı ihtar edilir; direnmenin mahiyeti ve derecesine göre ihtarsız zor kullanılabilirPVSK m.16/4
Araç ve derecenin takdiriPolis, direnmeyi etkisiz kılmak için kullanacağı zor ve araçların derecesini kendisi takdir eder; toplu müdahalelerde bu takdiri müdahale eden kuvvetin amiri yaparPVSK m.16/5

Bu tabloda savunma açısından en kritik bilgi şudur: kelepçe hukuken bir “maddî güç” aracıdır — yani zor kullanmanın ikinci basamağıdır. Kelepçe takmak nötr bir işlem değil, bir zor kullanma biçimidir ve kademelilik ile orantılılık denetimine tabidir.

İhtar kuralı da aynı mantıkla okunmalıdır: ihtar kural, ihtarsızlık istisnadır ve istisnanın gerekçesi tutanakta gösterilebilmelidir. Bununla birlikte “ihtar yapılmadı” iddiası tek başına yeterli değildir; ihtarın yapılmamasını haklı kılacak bir direnme yoğunluğunun bulunmadığı da ortaya konmalıdır. Takdir yetkisi (m.16/5) ise sınırsız değildir: takdir, birinci fıkradaki amaç ve ölçü şartlarıyla bağlıdır; direnmeyi kırmaya yetecek olandan ağır bir aracın seçilmesi takdirin değil, ölçünün aşılmasının konusudur.

Yakalama Yetkisi Kimde? (CMK m.90)

Zor kullanma tartışması çoğu zaman bir yakalama anında doğar; bu nedenle önce yakalamanın hukuka uygun olup olmadığı sorulmalıdır. Hukuka aykırı bir yakalamayı gerçekleştirmek için kullanılan zor, ölçülü olsa bile dayanaktan yoksundur. CMK m.90 yakalama yetkisini ikiye ayırır:

Tablo 2 — Yakalama yetkisi ve yakalamadan sonraki yükümlülükler
Kim yakalayabilir?Hangi hâlde?Dayanak
Herkes (geçici yakalama)Kişiye suçu işlerken rastlanması; suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçma olasılığının bulunması veya hemen kimliğinin belirlenememesiCMK m.90/1
Kolluk görevlileriTutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerCMK m.90/2
Şikâyete bağlı suçlardaÇocuklara ve kendilerini idareden aciz bulunanlara karşı işlenen suçüstü hâllerinde yakalama şikâyete bağlı değildirCMK m.90/3
Yakalamadan sonraKolluk, yakalanan kişiye kanuni haklarını derhâl bildirir; kişi ve olay hakkında Cumhuriyet savcısına hemen bilgi verilerek emri doğrultusunda işlem yapılırCMK m.90/4-5

Tablonun ilk satırı önemli bir ayrımı gösterir: herkesin yapabildiği yakalama geçici niteliktedir ve kişinin kolluğa teslimiyle sona erer. Kolluk dışındaki kişilerin zor kullanma yetkisi PVSK m.16’dan değil, genel hükümlerden, özellikle meşru savunma ve hakkın kullanılması kurallarından doğar. Yakalamanın ve gözaltının süreleri için gözaltına alındım, beni ne kadar tutabilirler? yazımıza bakabilirsiniz.

Silah Kullanma: Ayrı ve Daha Dar Bir Rejim (PVSK m.16/6-9)

Silah, zor kullanma merdiveninin son basamağıdır ve kanun onu bedenî kuvvet ile maddî güçten ayrı, sayılı şartlara bağlamıştır. Bu şartlar dışında silah kullanılması, kademelilik ilkesinin doğrudan ihlalidir:

Tablo 3 — PVSK m.16’ya göre silah kullanma hâlleri
HâlKanuni çerçeveDayanak
Meşru savunmaPolis, kendisine veya başkasına yönelik bir saldırı karşısında, zor kullanmaya ilişkin koşullara bağlı kalmaksızın, TCK’nın meşru savunmaya ilişkin hükümleri çerçevesinde savunmada bulunurPVSK m.16/6; m.16/7-a
Direnişin kırılamamasıDireniş bedenî kuvvet veya maddî güç kullanılarak kırılamadığında, direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüdePVSK m.16/7-b
Yakalamanın sağlanmasıHakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri verilmiş olan kişilerin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve yakalanmasını sağlayacak ölçüdePVSK m.16/7-c
Patlayıcı veya yanıcı silahlarla saldırıSaldırıyı etkisiz kılmak amacıyla ve etkisiz kılacak ölçüdePVSK m.16/7-d
Kaçan kişiÖnce “dur” çağrısı; uymayarak kaçmaya devam ederse önce uyarı amacıyla ateş; buna rağmen kaçmakta ısrar etmesi nedeniyle ele geçirilmesi mümkün değilse yakalanmasını sağlamak amacıyla ateşPVSK m.16/8
Silahla saldırıya teşebbüsZor veya silah kullanma yetkisini kullanana karşı silahla saldırıya teşebbüs edilmesi hâlinde duraksamadan ateş edilebilirPVSK m.16/9

Silah kullanma hâllerinde de “amaç” ve “ölçü” şartları korunur: yakalamayı sağlamak için silah kullanılan hâlde bile ateş, yakalamayı sağlayacak ölçüyle sınırlıdır. Kaçan kişi bakımından kanun, “dur” çağrısı ve uyarı ateşinden oluşan iki aşamalı bir sıra öngörür; bu sıranın atlanıp atlanmadığı, silah kullanılan olaylarda ilk incelenecek noktadır. Kelepçe ve bedenî kuvvet tartışmasının aksine, silah kullanımında olayın her aşaması bilirkişi incelemesi, balistik rapor ve olay yeri tespitleriyle ayrıca belgelenmelidir.

Kelepçe Ne Zaman Takılabilir? CMK m.93 ve Yönetmelik m.7

Ceza Muhakemesi Kanununun 93. maddesinin metni şöyledir: “Yakalanan veya tutuklanarak bir yerden diğer bir yere nakledilen kişilere, kaçacaklarına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlükleri bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hallerinde kelepçe takılabilir.” Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin 7. maddesi aynı ölçütü aynen tekrarlar.

Düzeltme notu. Bu yazının önceki sürümünde, Yönetmelik m.7’nin “direnme veya saldırı hâlinde kelepçe takılır, kaçma ihtimalinde takdire bağlıdır” şeklinde ikili bir ayrım yaptığı belirtilmişti. Yürürlükteki m.7 metninde bu ayrım yer almaz; madde, CMK m.93 ile aynı “belirti” ölçütünü koyar. Metni buna göre düzelttik.

Hükmün iki kritik özelliği vardır. Birincisi, fiil kipi “takılabilir”dir — zorunluluk değil, imkân getirir. İkincisi, dayanak soyut bir ihtimal değil belirtidir; yani somut, gösterilebilir bir olgu aranır. “Her yakalanana kelepçe takılır” şeklindeki uygulama, kanunun metnine değil, alışkanlığa dayanır.

Tablo 4 — Kelepçe için belirti değerlendirmesi (CMK m.93)
DurumDeğerlendirmeTutanakta aranacak husus
Yakalamaya direnme, kaçmaya teşebbüs, saldırıKaçma veya tehlike belirtisi bulunabilirDirenmenin veya teşebbüsün somut tarifi
Kişinin silahlı olması veya kendine zarar verme girişimiHayat ve beden bütünlüğü bakımından tehlike belirtisi bulunabilirOlgunun ne zaman ve nasıl tespit edildiği
Kendiliğinden teslim olan, talimatlara uyan kişiBelirti yoksa kelepçenin kanuni dayanağı yokturKelepçenin hangi belirtiye dayandığı
Tutuklunun bir yerden başka yere nakliAynı belirti ölçütü uygulanırNakil sırasındaki somut risk
Çocuk (on sekiz yaşını doldurmamış)Kelepçe takılamaz; ancak başka önlemler alınabilir5395 s.K. m.18; Yönetmelik m.19

Pratikte savunmanın soracağı soru şudur: Tutanakta kelepçenin hangi belirtiye dayandığı yazıyor mu? Kaçma şüphesi neye dayanıyor? Kişinin daha önce direnme veya saldırı davranışı var mı? Bu sorulara cevap veremeyen bir kelepçe uygulaması hukuka aykırılık tartışmasına açıktır. Kelepçeli yürütme ve masumiyet karinesi bakımından AİHM kararları için kelepçeli yürütme ve masumiyet karinesi yazımıza bakabilirsiniz.

Çocuklara Kelepçe Takılabilir mi? Kanuni Yasak

Hayır. 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 18. maddesi açıktır: “Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz. Ancak; zorunlu hâllerde çocuğun kaçmasını, kendisinin veya başkalarının hayat veya beden bütünlükleri bakımından doğabilecek tehlikeleri önlemek için kolluk tarafından gerekli önlem alınabilir.” Yönetmeliğin 19. maddesi de çocuklara kelepçe ve benzer aletler takılamayacağını tekrarlar ve çocuklarla ilgili işlemlerin mümkün olduğu ölçüde sivil kıyafetli görevliler tarafından yerine getirilmesini öngörür.

İstisna, kelepçe takmaya izin veren bir istisna değildir: zorunlu hâlde alınacak önlem kelepçe dışında bir tedbir olmalıdır (refakat, araç düzeni, ek personel gibi). Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur (TCK m.31/1); yönetmelik bu yaş grubu ile on beş yaşını doldurmamış sağır ve dilsizler bakımından ayrıca özel kurallar koyar. Çocuğa kelepçe takıldığına ilişkin bir iddia varsa, bu tek başına ciddi bir hukuka aykırılık iddiasıdır ve derhâl tutanağa geçirilmeli, adli muayene ve şikâyet yoluna gidilmelidir.

Duruşmada ve Basın Karşısında Kelepçe

Duruşmada. Ceza Muhakemesi Kanununun 191. maddesinin birinci fıkrasına göre sanık, duruşmaya bağsız olarak alınır. Kelepçeli savunma, masumiyet karinesi (Anayasa m.38/4: “Suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.”) ve savunma hakkı bakımından kabul edilebilir değildir; duruşmada güvenlik ihtiyacı varsa bu, kelepçeyle değil başka tedbirlerle karşılanır.

Basın karşısında. Kelepçeli görüntünün yayınlanması ayrı bir suçun konusu olabilir: “Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması halinde, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” (TCK m.285/5). Soruşturma evresindeki usul işlemlerinin gizliliği ilkesi de (CMK m.157) aynı yönde bir güvencedir. Görüntünün yayılması hâlinde suç duyurusu, içeriğin kaldırılması talebi, kişilik haklarına dayalı tazminat ve ilgili görevliler hakkında şikâyet yolları birlikte işletilebilir.

Yakalamada Bildirilmesi Gereken Haklar ve Tutanak

Zor kullanma iddiasının ispatında yakalama anının belgeleri belirleyicidir. Yönetmeliğin 6. maddesine göre yakalanan kişiye, suç ayrımı gözetilmeksizin yakalama sebebi ve hakkındaki iddialar ile susma ve müdafiden yararlanma, yakalanmaya itiraz etme hakları ile diğer kanunî hakları ve itiraz hakkını nasıl kullanacağı, her hâlde yazılı, bunun hemen mümkün olmaması hâlinde sözlü olarak derhâl bildirilir. Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır ve bu tutanağın bir sureti yakalanan kişiye verilir.

Tutanak suretinin talep edilmesi, sonraki aşamada delilin güvenceye alınmasının en pratik adımıdır: zor kullanıldıysa hangi gerekçeyle, hangi araçla ve ne zaman kullanıldığının tutanakta yazıp yazmadığı, iddianın ilk dayanağıdır. Gözaltı süreleri ve haklar için yakalama, gözaltı ve süreleri (CMK 90-91) yazımıza bakabilirsiniz.

Yakalama sırasında orantısız güç veya hukuka aykırı kelepçe uygulaması mı yaşadınız?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp’tan Yazın

Görevlinin Savunması: Kanunun Hükmünü Yerine Getirme ve Sınırı (TCK m.24)

Ölçülü zor kullanma bir suç değildir; çünkü “Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez” (TCK m.24/1). Kolluk görevlisinin PVSK m.16’daki şartlar içinde kalan müdahalesi bu hukuka uygunluk nedeniyle cezalandırılmaz. Aynı madde emir ilişkisine de sınır çizer: yetkili bir merciden verilip yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz (m.24/2); ancak “Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.” (m.24/3).

Bu hükümlerin sonucu şudur: “Amirim böyle emretti” savunması, emrin konusu suç teşkil ediyorsa uygulayanı kurtarmaz ve emri veren amir de ayrıca sorumlu olur. Hukuka uygunluk nedeninin sınırı PVSK m.16’nın kendisidir: direnme yoksa, amaç direnmeyi kırmak değilse veya kullanılan güç direnmeyi kıracak ölçüyü aşıyorsa, fiil artık “kanunun hükmünü yerine getirme” kapsamında değildir ve TCK m.256 devreye girer.

Sınır Aşılırsa Ne Olur? Suç Tipleri

Zor kullanma yetkisinin sınırının aşılması hukukumuzda ayrıca yaptırıma bağlanmıştır. TCK m.256’nın metni şöyledir: “Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması hâlinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” Ölçü aşımının derecesine ve niteliğine göre farklı suç tipleri gündeme gelebilir:

Tablo 5 — Ölçüsüz zor kullanmada gündeme gelebilecek suçlar
SuçTemel unsurDayanak ve not
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılmasıGörevin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanmaTCK m.256; kasten yaralama hükümleri uygulanır
Kasten yaralamaVücuda acı verme, sağlığın veya algılama yeteneğinin bozulmasıTCK m.86-87; neticeye göre ağırlaşır
İşkenceKamu görevlisinin, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışlarıTCK m.94; bu suçtan dolayı zamanaşımı işlemez (m.94/6)
EziyetBir kimsenin eziyet çekmesine neden olacak davranışlarTCK m.96
Görevi kötüye kullanmaGörevin gereklerine aykırı hareketle kişilerin mağduriyetine neden olmaTCK m.257
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaHukuka aykırı olarak bir kişinin bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakılmasıTCK m.109

Hangi suç tipinin uygulanacağı, kuvvetin miktarına, süresine, amacına ve mağdurda bıraktığı etkiye göre belirlenir. Direnme sona erdikten sonra, etkisiz hâle getirilmiş bir kişiye uygulanan güç artık “zor kullanma” sayılmaz; bu hâlde m.256’nın ötesinde işkence veya eziyet tartışması açılır. Ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümler, işkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda uygulanmaz (CMK m.231/14). Ayrıntılar için işkence suçu (TCK 94), eziyet suçu (TCK 96) ve kasten yaralama (TCK 86-87) yazılarımıza bakabilirsiniz.

Orantılılık Denetimi: Bir Olay Hangi Sorularla İncelenir?

Kişi hürriyeti ve güvenliği Anayasa ile güvence altındadır (Anayasa m.19) ve temel hak ve hürriyetlere getirilen sınırlamalar ölçülülük ilkesine aykırı olamaz (Anayasa m.13). Zor kullanma, bu sınırlamaların en somut biçimidir. Bu nedenle bir yakalama olayında zorun hukuka uygun olup olmadığı, aşağıdaki sorular sırayla cevaplanarak değerlendirilir; her soru bir kanun hükmüne dayanır:

Tablo 6 — Zor kullanmanın hukuka uygunluk denetimi
SoruDayanakCevap “hayır” ise
Yakalama hukuka uygun muydu?CMK m.90Yakalamayı sağlamak için kullanılan zor da dayanaktan yoksundur
Kişi direnmiş miydi?PVSK m.16/1Zor kullanma yetkisi hiç doğmamıştır
İhtar yapıldı mı; yapılmadıysa direnmenin mahiyeti bunu haklı kılıyor muydu?PVSK m.16/4İhtarsız müdahalenin gerekçesi tartışmaya açılır
Seçilen araç direnmenin derecesine uygun muydu?PVSK m.16/2-3Kademelilik atlanmış, ölçü aşılmış olabilir
Direnme bitince zor da sona erdi mi?PVSK m.16/1 (“kıracak ölçüde”)Etkisiz hâle getirilmiş kişiye uygulanan güç TCK m.256, m.94 veya m.96 kapsamına girebilir
Kelepçe için kaçma veya tehlike belirtisi var mıydı?CMK m.93; Yönetmelik m.7Kelepçe dayanaksız bir zor kullanma işlemidir
Tutanak, sağlık raporu ve kamera kayıtları birbiriyle tutarlı mı?Yönetmelik m.6, m.9Tutanaktaki anlatımın güvenilirliği zayıflar

Bu sıralama, hem şikâyet dilekçesinin hem de savunmanın iskeletini oluşturur. Dilekçede her soruya dosyadaki bir delille cevap verilmesi, iddianın soyut bir “orantısız güç” iddiası olmaktan çıkıp denetlenebilir bir hukuka aykırılık iddiasına dönüşmesini sağlar. Kolluk görevlisi bakımından da aynı sorular, müdahalenin TCK m.24/1 kapsamında kalıp kalmadığını gösterir.

Başvuru Yolları: Ceza, İdari Yargı, Tazminat ve Bireysel Başvuru

Ölçüsüz zor kullanma iddiası tek bir yolla değil, birbirini tamamlayan birkaç yolla ileri sürülür. Her yolun kendi süresi ve muhatabı vardır:

Tablo 7 — Başvuru yolları ve süreleri
YolDayanakMuhatap ve süre
Suç duyurusuCMK m.158/1; m.161/5Cumhuriyet başsavcılığı veya kolluk; adliye ile ilgili görevlerde kolluk amir ve memurları hakkında savcılık doğrudan soruşturma yapar
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazCMK m.173/1Kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde sulh ceza hâkimliği (7499 sayılı Kanunla; önce on beş gün)
Tam yargı davasıAnayasa m.129/5; İYUK m.13/1Dava idare aleyhine açılır; önce idareye, eylemi öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde başvurulur
Koruma tedbiri tazminatıCMK m.141/1-a; m.142/1Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan kişi; kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay, her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruAnayasa m.148/3; 6216 s.K. m.47/5Başvuru yollarının tüketilmesinden itibaren otuz gün

Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabilir (Anayasa m.129/5). Bu nedenle tazminat talebi görevli kişiye değil, bağlı olduğu idareye yöneltilir; ceza soruşturmasının sonucu beklenmeden de idari başvuru süresi işlemeye başlar. Haksız yakalama ve gözaltı tazminatı için haksız tutuklama ve gözaltı nedeniyle tazminat (CMK 141), bireysel başvuru için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yazılarımıza bakabilirsiniz.

Delilini Kaybetmemek İçin İlk 24 Saatte Yapılması Gerekenler

Bu tür iddialarda dosyayı kazandıran şey öfke değil, belgedir. Sırasıyla:

  • Adli muayeneyi eksiksiz yaptırın. Yönetmeliğin 9. maddesine göre hekim ile muayene edilen kişinin yalnız kalmaları ve muayenenin hekim–hasta ilişkisi çerçevesinde yapılması esastır; ancak hekim, kişisel güvenlik endişesini ileri sürerek muayenenin kolluk görevlisinin gözetiminde yapılmasını isteyebilir. Darp ve cebir izlerinin rapora eksiksiz yazdırılması kritik önemdedir.
  • Raporun size ait nüshasını alın. Hekim raporu üç nüsha düzenlenir; yakalama veya nezarethaneye giriş raporunun bir nüshası sağlık kuruluşunda saklanır, bir nüshası gözaltına alınana, bir nüshası soruşturma dosyasına eklenmek üzere kolluğa verilir (Yönetmelik m.9).
  • Şikâyetinizi tutanağa geçirtin. “Zor kullanıldı” beyanınız ifade tutanağına veya ayrı bir tutanağa yazılmalıdır.
  • Fotoğraf ve tarih. İzleri tarih bilgisiyle kaydedin; birkaç gün içinde kaybolabilir.
  • Kamera kayıtlarını isteyin. Olay yeri ve karakol kayıtlarının silinmemesi için savcılığa yazılı ve süratli talep verin; kayıtlar kısa süre içinde üzerine yazılabilir.
  • Tanık bilgileri. Olayı gören kişilerin iletişim bilgilerini alın.
  • Müdafi ile görüşün. Beyanın hangi aşamada nasıl verileceği sonucu doğrudan etkiler.

Sık Sorulan Bir İtiraz: “Direndi” Denilirse Ne Olur?

Uygulamada orantısız güç iddialarının karşısına çoğu zaman görevi yaptırmamak için direnme suçlaması (TCK m.265) çıkarılır. Bu, iki yönlü bir dosya doğurur: bir yanda vatandaşın şikâyeti, diğer yanda kolluğun tutanağı. Direnmenin varlığı zor kullanmayı başlatabilir, ama ölçüsünü haklı kılmaz: PVSK m.16/1 zoru ancak direnişi “kıracak ölçüde” tanır.

Bu tabloda belirleyici olan üç şey vardır: zamanlama (şikâyet ne zaman yapıldı, rapor ne zaman alındı), tutarlılık (tutanaktaki anlatım ile rapordaki bulgular örtüşüyor mu, yaralanma tarif edilen olaya uyuyor mu) ve bağımsız delil (kamera, tanık, çevredeki kayıtlar). Yalnızca kolluk tutanağına dayanan bir direnme iddiası ile bağımsız delille desteklenen bir orantısız güç iddiası, aynı ağırlıkta değildir. Direnme suçlamasının unsurları için görevi yaptırmamak için direnme (TCK 265) yazımıza bakabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Her yakalanan kişiye kelepçe takılır mı?

Hayır. Kanun kelepçeyi zorunlu kılmaz; kaçacağına ya da kendisi veya başkalarının hayat ve beden bütünlüğü bakımından tehlike arz ettiğine ilişkin belirtilerin varlığı hâlinde takılabileceğini düzenler (CMK m.93; Yönetmelik m.7).

Kelepçe hukuken zor kullanma sayılır mı?

Evet. PVSK m.16/3-b kelepçeyi “maddî güç” araçları arasında sayar. Bu nedenle kelepçe takılması da kademelilik ve orantılılık denetimine tabidir.

Çocuğa kelepçe takılabilir mi?

Hayır. Çocuklara zincir, kelepçe ve benzeri aletler takılamaz; zorunlu hâllerde kaçmayı veya tehlikeyi önlemek için kolluk tarafından başka önlemler alınabilir (5395 s.K. m.18; Yönetmelik m.19).

Duruşmaya kelepçeli çıkarılabilir miyim?

Hayır. CMK m.191/1’e göre sanık duruşmaya bağsız olarak alınır. Güvenlik ihtiyacı başka tedbirlerle karşılanır.

Kelepçeli görüntümün yayınlanması suç mu?

Soruşturma ve kovuşturma evresinde kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması altı aydan iki yıla kadar hapis cezası gerektirir (TCK m.285/5).

Polis hangi durumda zor kullanabilir?

Yalnızca görevini yaparken direnişle karşılaştığında, direnişi kırmak amacıyla ve kıracak ölçüde (PVSK m.16/1). Zor, direnmenin derecesine göre kademeli olarak artar ve direnme bitince sona ermelidir.

Polis zor kullanmadan önce uyarmak zorunda mı?

Kural olarak evet: direnmeye devam edilmesi hâlinde doğrudan zor kullanılacağı ihtar edilir. Ancak direnmenin mahiyeti ve derecesine göre ihtar yapılmadan da zor kullanılabilir (PVSK m.16/4).

Ölçüsüz güç kullanan polis hangi suçtan sorumlu olur?

Görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanan kamu görevlisine kasten yaralama hükümleri uygulanır (TCK m.256). Fiilin niteliğine göre işkence (m.94) veya eziyet (m.96) de gündeme gelebilir.

Polis hangi durumlarda silah kullanabilir?

Meşru savunmada; direniş bedenî kuvvet ve maddî güçle kırılamadığında direnişi kırmak amacıyla; hakkında tutuklama, gözaltına alma, zorla getirme kararı veya yakalama emri bulunan kişinin yakalanmasını sağlamak amacıyla ve patlayıcı veya yanıcı silahlarla saldırıyı etkisiz kılmak amacıyla (PVSK m.16/6-7). Kaçan kişiye önce “dur” çağrısı ve uyarı ateşi gerekir (m.16/8).

Vatandaş da birini yakalayabilir mi?

Evet, ancak geçici olarak: kişiye suçu işlerken rastlanması veya suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçma olasılığının bulunması ya da kimliğinin hemen belirlenememesi hâlinde herkes geçici yakalama yapabilir (CMK m.90/1). Yakalanan kişi derhâl kolluğa teslim edilir.

Amirin emriyle zor kullanan polis sorumlu olur mu?

Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; aksi takdirde yerine getiren ile emri veren birlikte sorumlu olur (TCK m.24/3).

İşkence suçunda zamanaşımı var mı?

Hayır. İşkence suçundan dolayı zamanaşımı işlemez (TCK m.94/6).

Kolluk görevlisi hakkında HAGB verilebilir mi?

İşkence ve eziyet suçları ile kamu görevlisinin görevi sebebiyle işlediği ve Anayasa m.17 kapsamında kötü muamele kabul edilebilecek suçlarda hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulanmaz (CMK m.231/14).

Tazminat davasını polise mi açarım?

Hayır. Kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ancak idare aleyhine açılabilir (Anayasa m.129/5). Önce idareye, eylemi öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde beş yıl içinde başvurulur (İYUK m.13/1).

Hukuka aykırı yakalandıysam tazminat alabilir miyim?

Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan kişi Devletten tazminat isteyebilir (CMK m.141/1-a). İstem, kararın kesinleştiğinin tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde kesinleşmeyi izleyen bir yıl içinde yapılır (m.142/1).

Anayasa Mahkemesine ne zaman başvurabilirim?

Olağan başvuru yolları tüketildikten sonra, tüketildiği tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuru yapılabilir (Anayasa m.148/3; 6216 s.K. m.47/5).

Doktor muayenesinde polis yanımda bulunabilir mi?

Esas olan hekim ile muayene edilen kişinin yalnız kalmasıdır; ancak hekim kişisel güvenlik endişesini ileri sürerek muayenenin kolluk gözetiminde yapılmasını isteyebilir (Yönetmelik m.9). Raporun bir nüshası gözaltına alınan kişiye verilir.

Direnmediğim hâlde bana güç kullanıldıysa ne olur?

Zor kullanma yetkisi ancak direnişle karşılaşıldığında doğar (PVSK m.16/1). Direnme yoksa kullanılan güç, görevin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanılması niteliği taşıyabilir ve kasten yaralama hükümleri uygulanır (TCK m.256).

Yakalama tutanağının bir örneğini isteyebilir miyim?

Evet. Yakalama işlemi bir tutanağa bağlanır ve bu tutanağın bir sureti yakalanan kişiye verilir (Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği m.6). Tutanak, zorun hangi gerekçeyle ve hangi araçla kullanıldığının ilk kaydıdır.

Kolluk görevlisi hakkındaki şikâyetimi kim soruşturur?

Cumhuriyet savcılığı. Adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk amir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır (CMK m.161/5).

Belirti yokken kelepçe takılması tek başına hukuka aykırı mı?

Kelepçe ancak kaçma veya hayat ve beden bütünlüğü bakımından tehlike belirtisi varsa takılabilir (CMK m.93). Belirti yoksa işlem dayanaksız bir zor kullanmadır; ceza sorumluluğu kullanılan kuvvetin ölçüsüne ve etkisine göre değerlendirilir, idare aleyhine tazminat ve bireysel başvuru yolları ayrıca açıktır.

Orantısız güç kullanıldığında ne yapmalıyım?

Adli muayenede tüm izlerin rapora yazdırılmasını isteyin ve rapor nüshanızı alın, şikâyetinizi tutanağa geçirtin, kamera kayıtlarının saklanması için savcılığa yazılı talep verin, tanık bilgilerini alın ve müdafiinizle görüşün.

Adli muayene raporu ve tutanaklar zamanla kaybolur — hızlı hareket edilmelidir
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp’tan Yazın


Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk