Eşi Aldatan Kişiyle Birlikte Olan Üçüncü Kişiye Tazminat Davası
22 Haziran 2026

Eşi Aldatan Kişiyle Birlikte Olan Üçüncü Kişiye Tazminat Davası

Boşanma sürecinde en çok merak edilen sorulardan biri şudur: “Eşim beni aldattı; eşimin birlikte olduğu kişiye de tazminat davası açabilir miyim?” Bu konu yıllarca tartışılmış, Yargıtay daireleri farklı kararlar vermiştir. Tartışma, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 6 Temmuz 2018 tarihli kararıyla (E. 2017/5, K. 2018/7) açıklığa kavuşmuştur. Bu rehberde aldatılan eşin üçüncü kişiye karşı dava hakkını sade bir dille açıklıyoruz.

Kural: Sırf Aldatma Sebebiyle Üçüncü Kişiden Tazminat İstenemez

Yargıtay’ın bağlayıcı içtihadına göre, evlilik birliği sürerken eşlerden biriyle – onun evli olduğunu bilerek – birlikte olan üçüncü kişiye karşı, aldatılan eş haksız fiil hükümlerine dayanarak manevi tazminat davası açamaz. Yani sadece “eşimle birlikte oldu” gerekçesiyle üçüncü kişiden tazminat istenemez. Bu, İçtihadı Birleştirme Kararı’yla belirlenen ve tüm mahkemeleri bağlayan temel kuraldır.

Neden Bu Sonuca Varıldı?

Kararın gerekçesi, hukukun temel ilkelerine dayanır. Sadakat yükümlülüğü, evlilik birliğinden doğar ve yalnızca eşleri bağlar (nispî bir yükümlülüktür). Üçüncü kişi bu evlilik ilişkisinin tarafı olmadığından, eşler arasındaki sadakat borcunu ihlal eden konumunda değildir. Ayrıca hukuki sorumluluk için gereken uygun illiyet (nedensellik) bağı bakımından da, ortaya çıkan zarar ile üçüncü kişinin davranışı arasında doğrudan bir bağ kurulamaz; zarara yol açan asıl irade, sadakat yükümlülüğü altındaki eşin iradesidir. Bu nedenle sorumluluk, kural olarak aldatan eşe ait kabul edilmiştir.

İstisna: Üçüncü Kişinin Bağımsız Haksız Fiili

Bu kuralın önemli bir istisnası vardır. Üçüncü kişi, yalnızca evli biriyle birlikte olmanın ötesine geçerek, aldatılan eşe yönelik bağımsız ve ayrı bir haksız fiil işlemişse, bu fiil nedeniyle sorumlu tutulabilir. Örneğin aldatılan eşin özel hayatına ilişkin görüntü veya bilgilerin ifşa edilmesi, ona doğrudan hakaret veya tehditte bulunulması, kişilik haklarına yönelik ayrı ve doğrudan bir saldırı gerçekleştirilmesi gibi hâllerde, bu bağımsız haksız fiile dayanarak üçüncü kişiye karşı tazminat davası açılabilir. Burada dayanak, aldatma değil, üçüncü kişinin kendi başına hukuka aykırı olan ayrı eylemidir.

Aldatma ve boşanmada tazminat haklarınızı mı merak ediyorsunuz?

Somut durumunuzu değerlendirip doğru yolu birlikte belirleyelim.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Asıl Muhatap: Aldatan Eşe Karşı Haklar

Aldatma nedeniyle tazminat talebinin asıl muhatabı, sadakat yükümlülüğünü ihlal eden eştir. Aldatılan eş, açacağı boşanma davasında, kusurlu eşten Türk Medeni Kanunu m.174/2 uyarınca manevi tazminat isteyebilir; kişilik hakkı zarara uğrayan eş lehine bu talep değerlendirilir. Ayrıca m.174/1 uyarınca, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz/az kusurlu eş maddi tazminat da talep edebilir. Aldatma, duruma göre zina (TMK m.161) özel boşanma sebebini ya da evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m.166) genel sebebini oluşturabilir.

İçtihadı Birleştirme Kararının Bağlayıcılığı

İçtihadı Birleştirme Kararları, benzer hukuki konularda tüm mahkemeler ve Yargıtay daireleri için bağlayıcıdır. Bu nedenle 6 Temmuz 2018 tarihli karardan sonra, sırf aldatma sebebiyle üçüncü kişiye açılan manevi tazminat davaları reddedilmektedir. Karardan önce farklı yönde verilmiş kararların bulunması, bugünkü hukuki durumu değiştirmez; güncel ve bağlayıcı kural bu içtihatla belirlenmiştir. Dava açmadan önce bu çerçevenin bilinmesi, gereksiz yargılama gideri ve zaman kaybının önüne geçer.

Delil ve Uygulamada Dikkat

Aldatmanın boşanma davasında ileri sürülmesi hâlinde, iddianın hukuka uygun delillerle ispatı gerekir. Bu noktada önemli bir uyarı vardır: eşin telefonuna, e-postasına veya özel hesaplarına hukuka aykırı biçimde erişilerek elde edilen kayıtlar, hem delil olarak sorun oluşturabilir hem de ayrıca suç teşkil edebilir. Bu nedenle delil toplama sürecinin hukuka uygun yürütülmesi büyük önem taşır. Aldatma, boşanma ve tazminat süreçlerinin, hak kaybı yaşanmaması için bir avukat eşliğinde değerlendirilmesi yerinde olur.

Boşanmada Manevi Tazminatın Şartları

Aldatan eşe karşı istenecek manevi tazminatın kabul edilmesi için bazı koşulların birlikte bulunması gerekir. Öncelikle tazminat istenen eşin, boşanmaya sebep olan olaylarda kusurlu olması aranır; tazminat isteyenin ise ya kusursuz olması ya da diğer eşe göre daha az kusurlu olması beklenir. Ayrıca aldatma nedeniyle, tazminat isteyen eşin kişilik haklarının zarar görmüş olması gerekir. Manevi tazminatın miktarı; tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve olayın özellikleri dikkate alınarak hâkim tarafından hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Bu talep, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde ayrı bir dava olarak da açılabilir.

Süreçte Doğru Yaklaşım

Aldatma iddiasıyla açılan boşanma davalarında, duygusal yoğunluğun yüksek olması nedeniyle taraflar bazen hukuken sonuç doğurmayacak taleplere yönelebilir; sırf aldatma sebebiyle üçüncü kişiye açılan tazminat davaları bunun tipik bir örneğidir. Oysa enerji ve kaynakların, hukuken sonuç doğurabilecek doğru muhataba (aldatan eşe) ve doğru taleplere (boşanma ile maddi ve manevi tazminat, varsa nafaka ve velayet) yöneltilmesi çok daha etkilidir. Delillerin hukuka uygun toplanması, kusurun doğru biçimde ortaya konması ve taleplerin usulüne uygun ileri sürülmesi, davanın sonucunu belirleyen unsurlardır. Bu nedenle sürecin baştan bir avukatla planlanması, hem hak kaybını önler hem de gereksiz dava masrafından kaçınmayı sağlar.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşimi aldatan kişiye tazminat davası açabilir miyim?

Kural olarak hayır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre (06.07.2018) sırf aldatma sebebiyle, eşinizin birlikte olduğu üçüncü kişiye haksız fiil hükümlerine dayanarak manevi tazminat davası açamazsınız.

Neden üçüncü kişiden tazminat istenemiyor?

Çünkü sadakat yükümlülüğü evlilik birliğinden doğar ve yalnızca eşleri bağlar; üçüncü kişi bu ilişkinin tarafı değildir. Ayrıca zarar ile üçüncü kişinin davranışı arasında uygun illiyet bağı kurulamaz; asıl sorumlu, sadakat borcunu ihlal eden eştir.

Üçüncü kişiye hiçbir şekilde dava açılamaz mı?

Açılabilir. Üçüncü kişi, aldatmanın ötesinde bağımsız ve ayrı bir haksız fiil işlemişse (örneğin özel hayatın ifşası, hakaret, kişilik haklarına doğrudan saldırı) bu ayrı fiil nedeniyle tazminatla sorumlu tutulabilir.

Aldatan eşe karşı ne yapabilirim?

Boşanma davasında kusurlu eşten TMK m.174/2 uyarınca manevi tazminat isteyebilirsiniz. Menfaatleriniz zedelenmişse m.174/1 uyarınca maddi tazminat da talep edebilirsiniz. Aldatma, zina (TMK m.161) veya birliğin sarsılması (TMK m.166) sebebi olabilir.

Eşimin telefonundan aldığım mesajları delil olarak kullanabilir miyim?

Dikkatli olunmalıdır. Eşin özel hesaplarına hukuka aykırı erişilerek elde edilen kayıtlar delil olarak sorun oluşturabileceği gibi ayrıca suç da teşkil edebilir. Delillerin hukuka uygun yollarla toplanması gerekir.

Boşanma ve tazminat sürecinizde yanınızdayız

Hukukçular Evi Ankara — durumunuzu birlikte değerlendirelim.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Mevzuat Çerçevesi: Hangi Hüküm, Hangi Talep?

Tazminat talebinin dayanağı, olayın niteliğine göre değişir. Yanlış hukuki sebep seçimi zamanaşımı, ispat yükü ve talep edilebilecek kalemler bakımından farklı sonuçlar doğurur.

HükümNeyi düzenlerZamanaşımı
TBK m. 49Haksız fiil — genel sorumluluk2 yıl / 10 yıl; suç oluşturuyorsa uzamış süre
TBK m. 49/2Ahlaka aykırı fiilZarar verme kastı aranır
TBK m. 51, 52Tazminatın belirlenmesi ve indirim
TBK m. 53, 54Ölüm ve bedensel zarar kalemleri
TBK m. 55Belirlenme esasları7589 s.K. ile faiz ve mahsup eklendi
TBK m. 56, 58Manevi tazminat; kişilik hakkı ihlali
TBK m. 66Adam çalıştıranın sorumluluğuKusursuz sorumluluk
TBK m. 67Hayvan bulunduranın sorumluluğuKusursuz sorumluluk; kurtuluş kanıtı
TBK m. 112 vd.Sözleşmeye aykırılıkKural olarak 10 yıl
TBK m. 125Borçlu temerrüdünde seçimlik haklarMüspet / menfi zarar ayrımı
TMK m. 24, 25Kişilik haklarının korunması

Hukuki sebep seçimi neden belirleyici?

Aynı olay hem sözleşmeye aykırılık hem haksız fiil oluşturabilir. Sözleşmeye dayanmak zamanaşımı bakımından çoğu zaman avantajlıdır; buna karşılık ispat yükü ve talep edilebilecek kalemler farklılaşır. Sözleşme ilişkilerinde ayrıca müspet ve menfi zarar ayrımı yapılır ve seçimlik hakkın kullanımı hangi zararın isteneceğini belirler.

Ayrıntı: Müspet ve menfi zarar ayrımı (TBK m. 125) · Haksız fiilde maddi ve manevi tazminatın esasları

Kusur Sorumluluğu ile Kusursuz Sorumluluk

Sorumluluk türüKusur aranır mı?Tartışma neyin üzerinden yürür
Haksız fiil (TBK m. 49)EvetKusur, zarar, illiyet bağı
Adam çalıştıran (TBK m. 66)HayırKurtuluş kanıtı
Hayvan bulunduran (TBK m. 67)HayırGerekli özenin gösterildiği ispatı
Yapı malikiHayırYapıdaki bozukluk ve bakım eksikliği
Araç işleteni (KTK m. 85)HayırTehlike sorumluluğu; kurtuluş kanıtı

Kusursuz sorumluluk hâllerinde zarar görenin ispat yükü belirgin biçimde hafifler; tartışma kusur üzerinden değil illiyet bağı ve kurtuluş kanıtı üzerinden yürür.

Görev, Yetki ve Süreler

DavalıGörevli mahkeme
Gerçek kişi veya adi ortaklıkAsliye Hukuk Mahkemesi
Sigorta şirketiAsliye Ticaret Mahkemesi
İşveren (iş kazası)İş Mahkemesi
Sağlık kuruluşu — özelAsliye Hukuk veya Ticaret; kuruluşun niteliğine göre
Kamu hastanesi ve idareİdare Mahkemesi — tam yargı davası
Eşler arası (boşanma kaynaklı)Aile Mahkemesi

Talebin birden fazla muhataba yöneltileceği hâllerde tek dilekçede birleştirme görevsizlik kararına yol açabilir. Muhataplar farklı mahkemelerin görev alanına giriyorsa davalar ayrı açılmalıdır.

📘 Bağlayıcı içtihat bakımından: İçtihadı Birleştirme kararları bağlayıcı niteliktedir ve 2018 öncesi aksi yöndeki içtihat terk edilmiştir. Anayasa Mahkemesi Ömer Sivrikaya kararında (B. No: 2020/3519, 25.10.2023) bu görüşü anayasal düzeyde teyit etmiştir. Bu nedenle internette hâlâ bulunan 2018 öncesi tarihli ‘üçüncü kişiye dava açılabilir’ yönündeki içerikler güncel değildir.

Hesap Yöntemi ve Faiz: 2026 Çerçevesi

Bedensel zarar ve ölüm tazminatlarında hesap, birbirini çarpan değişkenlerle yapılır. Gelecekteki zararın bugünkü değere indirgenmesinde uygulanan yöntem, uzun süreli dosyalarda sonucu belirgin biçimde etkiler.

AşamaUygulanan yöntem
Bilinen (işlemiş) dönemGerçek veriler; iskonto uygulanmaz
Bilinmeyen (işleyecek) dönemYerleşik uygulamada progresif rant yöntemi
Aktif dönemİspatlanan gerçek gelir
Pasif dönemNet asgari ücret
Bakiye ömürGüncel TRH-2010 yaşam tablosu

Anayasa Mahkemesi’nin E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı ve 17.07.2020 tarihli kararı ile genel şartlara atıf yapan hükümler iptal edildiğinden, hesap genel şartlar ekindeki cetvellere göre değil Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiile ilişkin hükümlerine göre yapılır.

7589 sayılı Kanun ile gelen faiz düzenlemesi

31 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle iki değişiklik olmuştur. Oran bakımından yasal faiz, TCMB reeskont oranının yüzde sekseni olarak belirlenmiş ve hesap dönemsel hâle gelmiştir. Başlangıç bakımından ise bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarında faiz, bilinen dönem için olay tarihinden, bilinemeyen dönem için karar tarihinden işletilir. Ayrıca tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödeme, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminattan oransal olarak mahsup edilir.

Hâkimin Takdir Yetkisi ve Denetimi

Tazminatın belirlenmesinde hâkime takdir yetkisi tanınmıştır; ancak bu yetki denetimden muaf değildir.

  • Gerekçe zorunluluğu. Takdirin hangi olgulara dayandığı kararda gösterilmelidir.
  • Bilirkişi raporundan ayrılma. Hâkim raporla bağlı değildir; ancak denetime elverişli bir rapordan ayrılmak için gerekçe göstermesi gerekir.
  • İndirim oranı. Müterafik kusur ve hakkaniyet indirimlerinde oranın gerekçelendirilmesi aranır; aşırı indirim bozma sebebidir.
  • Talep sınırı. Talep edilmeyen kaleme ve faize hükmedilemez.

Pratik sonuç: rapora itiraz ederken “tutar düşük” demek zayıf kalır. Güçlü itiraz, raporun hangi olgudan hangi sonuca vardığını göstermediğini, yani denetime elverişli olmadığını ortaya koymaktır.

Talep Kurgusunda Altı Kontrol

  1. Hukuki sebebi belirleyin. Haksız fiil mi, sözleşmeye aykırılık mı? Zamanaşımı ve ispat yükü buna bağlıdır.
  2. Sorumluluk türünü tespit edin. Kusursuz sorumluluk hâli varsa kusur ispatına gerek kalmaz.
  3. Muhatapları ve görevli mahkemeyi ayrıştırın. Farklı mahkemelerin görev alanına giren talepler tek dilekçede birleştirilemez.
  4. Kalemleri tek tek sayın. Sayılmayan kalem hesaba girmez.
  5. Faizi dönem ayrımıyla ve dönemsel oranla talep edin. Talep edilmeyen faize hükmedilmez.
  6. Talep artırım hakkını saklı tutun. 31 Temmuz 2026’dan itibaren belirsiz alacak davası yoluna gidilemediğinden kısmi dava kurgusu kullanılır; HMK m. 109/4 uyarınca artırım bir defaya mahsustur.

Talebinizin hukuki dayanağını birlikte belirleyelim. İlk görüşme ücretsizdir.

📞 0554 648 37 15 💬 WhatsApp

Kararın Gerekçesi: Neden Üçüncü Kişiye Dava Açılamıyor?

İçtihadı Birleştirme kararının dayandığı üç gerekçe vardır ve bunların bilinmesi, hangi hâllerde dava açılabileceğini de gösterir.

GerekçeAnlamı
Sadakat yükümlülüğü sözleşmeseldirTürk Medeni Kanunu m. 185/3’te düzenlenen yükümlülük evlilik sözleşmesinden doğar ve yalnızca taraflarını bağlar
Üçüncü kişi sözleşmenin tarafı değildirEvlilik birliğinin tarafı olmayan kişinin bu yükümlülüğe uyma zorunluluğu bulunmaz
Mutlak bir kişilik hakkı yoktur“Eşi tarafından aldatılmamayı isteme hakkı” biçiminde herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak bir hak kanunlarda yer almaz

Üçüncü gerekçe belirleyicidir: haksız fiil sorumluluğunun doğması için ihlal edilen bir hukuk kuralı veya mutlak hak aranır. Böyle bir hak bulunmadığından, üçüncü kişinin eyleminde hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmez.

TBK m. 49/2: Ahlaka Aykırılık Yeterli mi?

Akla gelen ilk itiraz şudur: fiil ahlaka aykırı değil midir? Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinin ikinci fıkrası bu ihtimali düzenler; ancak ağır bir şart getirir.

Buna göre fiil emredici bir hukuk kuralına değil de yalnızca ahlaka aykırıysa, sorumluluğa gidilebilmesi için failin zarar verme kastıyla hareket etmiş olması gerekir. Yani üçüncü kişinin, aldatılan eşe bilerek ve isteyerek zarar vermeyi amaçlamış olması aranır.

Birlikte olunan kişinin evli olduğunu bilmek, bu kast için tek başına yeterli değildir. Bu nedenle uygulamada bu yoldan sorumluluk kurulması oldukça sınırlıdır.

Hangi Hâllerde Dava Açılabilir?

Karar mutlak bir yasak getirmez. Üçüncü kişinin aldatma dışında bağımsız bir kişilik hakkı ihlali bulunduğu hâllerde sorumluluk doğabilir.

EylemDava açılabilir mi?
Salt evli bir kişiyle birlikte olmakHayır
Konut dokunulmazlığını ihlal etmekEvet — bağımsız ihlal
Özel yaşama müdahale, sır alanına girmekEvet
Ele geçirdiği özel bilgileri ifşa etmekEvet
Söz ve davranışlarla onur ve saygınlığı zedelemekEvet
Hakaret veya tehditEvet — ayrıca ceza sorumluluğu

Bu hâllerde dayanak aldatma değil, üçüncü kişinin kendi eylemidir. Dava dilekçesinde hukuki sebep buna göre kurulmalı; aldatma olgusu yalnızca olayın anlatımında yer almalıdır. Aldatmayı dayanak gösteren bir dilekçe, bağlayıcı içtihat karşısında reddedilir.

Eşe Karşı Talep Ayrı Yürür

Üçüncü kişiye dava açılamaması, aldatılan eşin haklarını ortadan kaldırmaz. Aldatma, eşler arasında sadakat yükümlülüğünün ihlalidir ve kusurlu eşe karşı talep hakkı doğurur.

TalepMuhatapDayanak
BoşanmaZina veya evlilik birliğinin sarsılması
Maddi tazminatTMK m. 174/1
Manevi tazminatTMK m. 174/2
NafakaKoşulları ayrıca değerlendirilir
Bağımsız kişilik hakkı ihlaliÜçüncü kişiTMK m. 24-25, TBK m. 58

Boşanma tazminatında belirleyici olan kusur karşılaştırmasıdır: tazminat isteyen tarafın daha az kusurlu olması aranır. Eşit kusur hâlinde kural olarak tazminata hükmedilmez.

Zina ve Af

Zina sebebine dayanan boşanma davasında dikkat edilmesi gereken bir başka nokta aftır. Aldatıldığını öğrenen eşin, hiçbir şey olmamış gibi evlilik hayatını sürdürmesi örtülü af olarak değerlendirilebilir ve zinaya dayanan dava hakkını etkiler.

Ayrıca zina sebebine dayanan boşanma davası için kısa hak düşürücü süreler işler. Bu nedenle karar verilirken gecikilmemeli, af sayılabilecek davranışlardan kaçınılmalıdır.

Uygulamada Sık Sorulan Beş Soru

Karar geriye yürür mü? İçtihadı Birleştirme kararları, yayımından sonra görülen davalarda uygulanır. 2018 öncesinde açılmış ve kesinleşmiş dosyalar kendi hükmüne tabidir; ancak derdest dosyalarda karar dikkate alınır.

Ceza davası açılabilir mi? Zina, Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmemiştir. Buna karşılık üçüncü kişinin hakaret, tehdit, konut dokunulmazlığını ihlal veya özel hayatın gizliliğini ihlal gibi bağımsız eylemleri ayrı suçları oluşturabilir.

Kadın veya erkek olması fark eder mi? Etmez. Karar cinsiyetten bağımsız olarak üçüncü kişiye karşı manevi tazminat isteminin dayanaksız olduğunu ortaya koymuştur.

Delil toplarken sınır nedir? Hukuka aykırı yolla elde edilen deliller yargılamada kullanılamaz. Özellikle dijital kayıtlarda bu sınır önem taşır; hukuka aykırı elde edilen kayıt hem delil değeri taşımaz hem ayrı bir suç oluşturabilir.

Üçüncü kişiye dava açarsam ne olur? Salt aldatma dayanağıyla açılan dava, bağlayıcı içtihat karşısında reddedilir ve aleyhe yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilir. Bu nedenle dilekçe kurgusunda hukuki sebep dikkatle seçilmelidir.

Doğru Strateji: Talepleri Ayrıştırmak

  1. Eşe karşı talepleri boşanma davasında toplayın. Maddi ve manevi tazminat ile nafaka aynı yargılamada istenebilir; kusur tespiti tek seferde yapılır.
  2. Kusur delillerini eksiksiz sunun. Tazminat, kusur karşılaştırmasına dayanır; iddia tek başına yetmez.
  3. Üçüncü kişiye yönelecekseniz bağımsız ihlali gösterin. Dayanak aldatma değil, o kişinin kendi eylemi olmalıdır.
  4. Delillerin hukuka uygun elde edildiğinden emin olun. Aksi hâlde delil değeri taşımaz.
  5. Af sayılabilecek davranışlardan kaçının. Zinaya dayanan dava hakkı etkilenebilir.
  6. Süreleri takip edin. Zina sebebine dayanan boşanma davasında kısa hak düşürücü süreler işler.

İlgili Rehberler

Post by Av. Fatma Öztürk