Mehir (Mehir Senedi) Alacağı ve Hukuki Niteliği
22 June 2026

Mehir (Mehir Senedi) Alacağı ve Hukuki Niteliği

Mehir, evlenme sırasında ya da evlilik birliği içinde, çoğunlukla erkeğin kadına vermeyi taahhüt ettiği para, altın veya malvarlığı değeridir. İslam hukuku kökenli bir kavram olmakla birlikte, Türk hukuk uygulamasında toplumsal bir gerçeklik olarak sık karşımıza çıkar. Bu rehberde mehrin hukuki niteliğini, mehir senedinin geçerlilik şartlarını ve mehir alacağı davasını sade bir dille açıklıyoruz.

Mehrin Hukuki Niteliği: Bağışlama Vaadi

Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu mehri doğrudan düzenlememiştir; ancak eşlerin birbirine bir mal veya para vermesini ya da vermeyi vaat etmesini yasaklayan bir hüküm de yoktur. Bu nedenle mehir, hukuken geçerli ve korunan bir taahhüttür. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre mehir senedi, Türk Borçlar Kanunu’nun 288. maddesi anlamında bir “bağışlama vaadi” olarak nitelendirilir. Bu yaklaşımın temeli, Yargıtay’ın 2 Aralık 1959 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına kadar uzanır.

Mehir Türleri: Muaccel ve Müeccel

  • Mehr-i muaccel: Evlenme sırasında peşin olarak verilen mehirdir; kararlaştırıldığı anda muaccel (istenebilir) hâle gelir.
  • Mehr-i müeccel: Ödenmesi ileri bir tarihe – genellikle boşanma ya da ölüm hâline – ertelenen mehirdir. Bu mehir, evliliğin boşanma veya ölümle sona ermesiyle muaccel olur ve talep edilebilir.

Mehir Senedinin Geçerlilik Şartları

Mehir bir bağışlama vaadi sayıldığından, bağışlama vaadinin geçerlilik şartlarına tabidir:

  • Yazılı şekil: TBK m. 288 uyarınca bağışlama vaadi yazılı yapılmalıdır; bu, mehir senedi için de bir geçerlilik şartıdır. Sözlü mehir vaadi kural olarak geçerli kabul edilmez.
  • Taahhüt edenin imzası bulunmalı, bağışlanacak şey açıkça belirlenmiş olmalıdır.
  • Mehir bir taşınmazın devrini içeriyorsa, resmî şekilde (tapuda) yapılması gerekir.

İspat: Senetle İspat Kuralı

Mehir alacağı senetle ispat hükümlerine tabidir; yazılı senet, borcun varlığını ispat için yeterli sayılır. Buna karşılık kural olarak tanıkla ispat mümkün değildir. Yazılı belge yoksa ancak bir “delil başlangıcı” varsa tanık dinlenebilir; hiçbir delil yoksa mahkeme, davacıya yemin teklif etme hakkını hatırlatır.

Görevli Mahkeme Konusundaki Tartışma

Mehir alacağı davasında görevli mahkeme konusunda Yargıtay kararlarında tam bir görüş birliği yoktur. Bir kısım kararda, mehrin evlenme akdinden kaynaklanması ve aile hukukuyla bağlantısı gerekçesiyle Aile Mahkemesi görevli kabul edilir. Başka kararlarda ise uyuşmazlığın artık saf bir alacak (bağışlama vaadi) ilişkisine dönüştüğü gerekçesiyle genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi görevli görülür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen gözetilir; bu nedenle davanın somut niteliğine göre doğru mahkemenin belirlenmesi önemlidir.

Dava ve Zamanaşımı

Mehir alacağı, boşanma davasıyla birlikte ileri sürülebileceği gibi, boşanmanın kesinleşmesinden sonra ayrı bir alacak davasıyla da talep edilebilir. Bir alacak hakkı olarak mehir, on yıllık genel zamanaşımına tabidir; bu süre kural olarak boşanmanın kesinleşmesinden ya da eşin ölümünden itibaren işlemeye başlar.

Mehrin Geri İstenmesi

Mehir bir bağışlama niteliğinde olduğundan, ancak Türk Borçlar Kanunu’nda sayılan sınırlı “bağışlamadan dönme” sebeplerinin (örneğin bağışlanan kişinin bağışlayana karşı ağır bir suç işlemesi veya aileye karşı kanundan doğan yükümlülüklere ağır aykırılık) varlığı hâlinde geri istenebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Post by Hukukçular Evi Ankara