Terk Sebebiyle Boşanmada İhtar Şartı ve Süreç (TMK m. 164)
22 June 2026

Terk Sebebiyle Boşanmada İhtar Şartı ve Süreç (TMK m. 164)

Eşlerden birinin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak konutu terk etmesi ya da haklı bir sebep olmaksızın eve dönmemesi, Türk Medeni Kanunu’nun 164. maddesinde özel bir boşanma sebebi olarak düzenlenmiştir. Ancak bu sebebe dayanarak hemen dava açılamaz; kanun, sıkı süre ve biçim şartlarına bağlı bir “ihtar” mekanizması öngörür. Bu rehberde terk sebebiyle boşanmanın koşullarını, eve dön ihtarının nasıl çekildiğini ve sürecin işleyişini sade bir dille açıklıyoruz.

Terk Ne Demektir?

Terk, bir eşin evlilik yükümlülüklerinden kaçınma amacıyla ortak konutu bırakıp gitmesi veya haklı bir nedeni olmadığı hâlde eve dönmemesidir. Önemli olan, ayrılığın “ortak hayata son verme” iradesiyle yapılmış olmasıdır. Bu nedenle askerlik, tutukluluk, hastane tedavisi, iş ya da öğrenim amaçlı uzun süreli ayrılıklar terk sayılmaz. Aynı evde küs durmak veya ayrı odalarda kalmak gibi durumlar da tek başına terk oluşturmaz.

Kanun önemli bir dengeyi de korur: Diğer eşi konuttan kovan, kapı kilidini değiştirerek dönüşünü engelleyen ya da şiddet ve baskıyla evi terk etmeye zorlayan eş de “terk etmiş” sayılır. Uygulamada buna “yapıntı (kurgulanmış) terk” denir; kendi haksız davranışıyla eşini uzaklaştıran kişi, sonradan terk gerekçesiyle dava açamaz.

4 + 2 = 6 Ay Kuralı

Terke dayalı boşanma davası açılabilmesi için ayrılığın en az altı ay kesintisiz sürmüş ve hâlen devam ediyor olması gerekir. Bu altı ay kademeli bir takvime bağlanmıştır:

  • İlk 4 ay: Terkin başlangıcından itibaren dördüncü ay dolmadan ihtar istenemez. Erken çekilen ihtar geçersizdir.
  • İhtar: Dördüncü ayın sonunda terk edilen eş, hâkim veya noter aracılığıyla terk eden eşe “eve dön” ihtarı gönderir.
  • Son 2 ay: İhtarın tebliğinden sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. Bu sürede eş dönmezse altı aylık süre tamamlanmış olur.

Ayrılık süresi içinde eşin birkaç günlüğüne, çocuğu görmek gibi geçici amaçlarla eve uğraması süreyi kesmez; ancak fiilen birlikte yaşamaya yeniden başlanması süreyi sıfırlar.

İhtar Bir Dava Şartıdır

İhtarın usulüne uygun çekilmesi davanın temelidir; eksik veya erken ihtara dayanan dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. İhtarın geçerli sayılması için şu hususları içermesi beklenir:

  • Terk eden eşin iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmezse boşanma davası açılacağı uyarısı,
  • Ortak konutun açık adresi ve gerekiyorsa eve giriş için anahtarın güvenilir, sürekli ulaşılabilir bir yerde bırakıldığı bilgisi,
  • Eşin bulunduğu yerden eve dönmesi için gereken yol ve yemek (iaşe) giderinin karşılandığı ve gönderildiği.

İhtarın “samimi” olması da şarttır. Çağrının yapıldığı konutun gerçekten yaşanabilir ve bağımsız olması aranır; üçüncü kişilerle ortak kullanılan ya da sağlık-güvenlik bakımından elverişsiz bir yere yapılan çağrı samimi kabul edilmez. Aynı şekilde, eş başka biriyle birlikte yaşarken çekilen ihtar da samimiyetten yoksun sayılabilir.

Haklı Sebep Savunması

Terk eden eş, eve dönmemekte haklı olduğunu ispatlarsa dava reddedilir. Şiddet, hakaret veya ağır geçimsizlik gibi durumlar haklı sebep oluşturabilir. Bu durumda ispat yükü, haklı sebebi ileri süren eştedir; darp raporu, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki uzaklaştırma kararları, tanık beyanları ve mesaj kayıtları delil olarak kullanılabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Hem ihtar talebi hem de boşanma davası bakımından görevli mahkeme Aile Mahkemesi’dir (aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla Asliye Hukuk Mahkemesi). Dava yönünden yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri ya da davadan önce son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir.

Terke dayalı boşanmada sürecin her aşaması (sürelerin hesabı, ihtarın içeriği, tebligat ve masraf belgeleri) titizlik gerektirir. Tek bir günlük erken ihtar bile davanın tümünü etkileyebileceğinden, sürecin baştan doğru kurgulanması sonucu doğrudan etkiler.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Post by Hukukçular Evi Ankara