Bu sayfanın kapsamı
Taşınmaza fiziksel müdahale hâlinde uygulanacak rejim ve talepler
Aynı konunun diğer yönleri için:
- Kamulaştırmasız El Atma — el atmanın genel çerçevesi
- Hukuki El Atma — imar planı kaynaklı kısıtlama
- El Atmada Uzlaşma — dava şartı olan uzlaşma aşaması
Fiili el atma, kamulaştırmasız el atmanın en sık görülen biçimidir: idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma yapmadan, malikin taşınmazına fiziksel olarak el koyması veya onu işgal etmesidir. Bu yazıda fiili el atmanın ne olduğunu, tipik örneklerini ve malikin başvurabileceği dava yollarını ele alıyoruz.
Taşınmazınıza fiilen mi el atıldı? Bedel ve men davası seçeneklerinizi birlikte değerlendirelim.
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppFiili El Atma Nedir?
Fiili el atmada idare, mülkiyeti bir gerçek veya özel hukuk tüzel kişisine ait olan taşınmazı, yasal bir kamulaştırma süreci yürütmeksizin ve bedelini ödemeksizin kullanır; yani taşınmaza fiilen zilyet olur. Bu müdahale, malikin rızası ve herhangi bir hukuki dayanak (kamulaştırma kararı, irtifak hakkı vb.) olmadan gerçekleştiği için haksız fiil niteliğindedir.
Tipik Örnekler
Uygulamada fiili el atmaya en sık rastlanan durumlar:
- Belediyenin yol genişletmesi sırasında tapulu parselin bir kısmını fiilen yola katması,
- Taşınmazın park veya yeşil alan düzenlemesi kapsamında iş makineleriyle düzenlenip halkın kullanımına açılması,
- Taşınmaz üzerine okul, sağlık birimi, hizmet binası, otopark gibi yapıların inşa edilmesi,
- Enerji nakil hattı, kanal, dere ıslahı, istinat duvarı gibi mühendislik yapılarıyla taşınmazın fiilen bölünmesi veya kullanılamaz hâle getirilmesi.
Belirleyici nokta, müdahalenin malikin taşınmazdan serbestçe yararlanmasını fiilen imkânsızlaştıracak yoğunluk ve süreklilikte olmasıdır.
Hukuki El Atmadan Farkı
Fiili el atma, idarenin fiziksel müdahalesidir. Hukuki el atma ise fiziksel müdahale olmadan, taşınmazın imar planıyla kamusal kullanıma ayrılıp uzun süre kamulaştırılmamasıdır. Bu ayrım önemlidir: fiili el atma davaları tartışmasız adli yargıda görülürken, hukuki el atmada görevli yargı kolu tartışmalıdır.
Malikin Hakları: Men ve Bedel Davası
Fiili el atmaya maruz kalan malik iki temel yola başvurabilir: el atmanın önlenmesi (men) davası ile haksız müdahalenin durdurulmasını isteyebilir; ya da fiilî durumu kabullenerek taşınmazın bedelinin tahsili davası açabilir. Bedel davasında, taşınmazın dava tarihindeki gerçek değeri idareden tahsil edilir ve taşınmaz idare adına tescil olunur. Ayrıca işgal süresi için ecrimisil talep edilebilir.
Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı
Fiili el atma haksız fiil (‘fiili yol’) sayıldığından, bedel, men ve ecrimisil davaları adli yargıda (taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi) görülür. Zamanaşımı bakımından: mülkiyete dayanan men ve bedel davaları süreyle sınırlı değildir; ecrimisil ise 5 yıllık (geriye dönük) süreye tabidir. 1956-1983 arası el atmalarda dava öncesi uzlaşma şartı bulunur. (Bkz. Görevli Mahkeme.)
Dikkat Edilmesi Gerekenler
Her kamusal planlama işlemi otomatik olarak fiili el atma sayılmaz; taşınmazın imar planında yol/park olarak ayrılmış olması tek başına ‘el koyma’ anlamına gelmez. Fiili el atmadan söz edebilmek için fiziksel ve sürekli bir müdahale gerekir. El atmanın başlangıç tarihi ve niteliği; talebin türü, görevli mahkeme ve özellikle ecrimisil süresi bakımından belirleyici olduğundan, dosyanın bir uzmanca değerlendirilmesi yerinde olur.
İlgili Rehberler
- 📘 Kamulaştırmasız El Atma: Fiili ve Hukuki El Atma (Ana Rehber)
- Kamulaştırmada Görevli Mahkeme
- Kamulaştırmasız El Atmada Zamanaşımı
- El Atmanın Önlenmesi (Müdahalenin Men’i)
- Kamulaştırma Hukuku Rehberi
- Kamulaştırmasız El Atmada Uzlaşma (Dava Şartı) ve İdareye Başvuru
- Hukuki El Atma (İmar Kısıtlılığı)
- İmar Kısıtlılığı (Hukuki El Atma) Tazminat Davası
- Kamulaştırmasız Fiili El Atmada Ecrimisil ve Bedel
Fiili el atma nedeniyle bedel veya men davanız için uzman avukatla çalışın.
Hukukçular Evi uzman avukat kadrosuyla yanınızda.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppKanunun Tarif Ettiği Fiili El Koyma
Fiili el atmanın kanuni tanımı, 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin ilk fıkrasındadır. Madde, kendi kapsamını çizerken aynı zamanda kurumun unsurlarını da sayar:
Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması…
Bu tanımdan dört unsur çıkar ve dördü birlikte aranır:
- Kamulaştırma yapılmamış veya tamamlanmamış olmalı. Usulüne uygun tamamlanmış bir kamulaştırma varsa el atmadan söz edilemez.
- Taşınmaz fiilen kamu hizmetine ayrılmış veya kamu yararına bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılmış olmalı. Fiili kullanım aranır.
- El koyma malikin rızası olmaksızın gerçekleşmiş olmalı.
- Müdahale fiziksel olmalı. Taşınmazın tamamına, bir kısmına veya üzerinde irtifak hakkı tesis edilerek gerçekleşebilir.
Uygulamada Karşılaşılan Biçimleri
Fiili el atma iddiaları pratikte belirli kalıplar etrafında yoğunlaşır:
- Yol ve kavşak çalışmaları. Güzergâh üzerindeki parselin bir kısmının veya tamamının kamulaştırma yapılmaksızın yola dâhil edilmesi.
- Su yapıları. Baraj, gölet, sulama kanalı ve isale hattı çalışmalarında taşınmazın su altında kalması veya kanal güzergâhına girmesi.
- Enerji nakil hatları ve direkler. Taşınmaz üzerinden geçen hat nedeniyle kullanımın kısıtlanması. Burada talep çoğu zaman mülkiyetin değil irtifak hakkının bedeline yönelir.
- Belediye hizmet alanları. Parselin park, yeşil alan, otopark veya hizmet binası olarak fiilen kullanılmaya başlanması.
- Okul, cami ve sağlık tesisi yapımı. Kamu binasının kamulaştırma yapılmaksızın taşınmaz üzerine inşa edilmesi.
Fiili ve hukuki el atmada yargı yolu farklıdır
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Hukuki El Atmadan Ayıran Çizgi
Fiili el atmanın ayırt edici unsuru fiziksel müdahaledir. Taşınmaz üzerinde bir tesis yapılmış, yol geçirilmiş veya taşınmaz fiilen kullanılmaya başlanmıştır.
Buna karşılık hukuki el atmada fiziksel bir müdahale yoktur; taşınmaz imar planında umumi hizmete ayrılmış ve kamulaştırılmadan bekletilmektedir. Bu hâlin dayanağı Ek 1. maddedir ve rejimi farklıdır.
| Fiili el atma | Hukuki el atma | |
|---|---|---|
| Müdahale | Fiziksel — tesis, yol, fiili kullanım | Yok — plan kaynaklı kısıtlama |
| Dayanak | Geçici m.6 (1956-1983) veya genel hükümler | Ek m.1 |
| Zilyetlik | İdareye geçmiştir | Malikte kalmaya devam eder |
| Tipik talep | El atmanın önlenmesi, bedel, ecrimisil | Bedel |
Bu ayrımın pratik önemi büyüktür: dayanılacak madde, izlenecek usul ve görevli yargı kolu buna göre değişir. Dosya kurulurken sorulacak ilk soru bu nedenle “taşınmaz üzerinde fiziksel bir müdahale var mı?” olmalıdır.
Hangi Rejim Uygulanır? Tarih Belirleyici
Fiili el atma tek bir hukuki rejime tabi değildir. El koymanın tarihi, izlenecek yolu belirler.
9/10/1956 ile 4/11/1983 arasındaki el koymalar geçici 6. maddenin doğrudan kapsamındadır. Bu maddenin en kritik hükmü ilk fıkranın son cümlesidir: bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. Uzlaşma aşaması işletilmeden açılan dava esasa girilmeden usulden reddedilir.
4/11/1983 sonrasındaki el koymalar bakımından ise geçici 6. maddenin bir başka fıkrası devreye girer: 4/11/1983 tarihinden bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması hâlinde kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekâlet ücretleri de, maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir.
Yirmi Yıllık Hak Düşürücü Süre Kalktı
Fiili el atma dosyalarında en çok yanlış bilinen nokta budur ve eski kaynaklarda hâlâ eski hâliyle anlatılmaktadır.
2942 sayılı Kanun’un 38. maddesi şu hükmü içeriyordu: kamulaştırma yapılmış ancak işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırma hiç yapılmamış iken kamu hizmetine ayrılarak veya kamu yararına yönelik bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmaz malın malik, zilyed veya mirasçılarının bu taşınmaz mal ile ilgili her türlü dava hakkı yirmi yıl geçmekle düşer; bu süre taşınmaz mala el koyma tarihinden başlar.
Anayasa Mahkemesi, 10 Nisan 2003 tarihli E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla 38. maddeyi iptal etmiştir.
Bunun sonucu şudur: fiili el atma nedeniyle açılacak davalar bakımından kanunda öngörülmüş yirmi yıllık bir hak düşürücü süre bulunmamaktadır. Otuz, kırk yıl önce el konulmuş bir taşınmaz için talepte bulunmanın önünde bu madde kaynaklı bir engel yoktur.
Geçici 6. madde bu yönde bir güvence daha getirir: maddenin bedele ilişkin hükümleri, vuku bulduğu tarih itibarıyla madde kapsamında olan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır. Yani geçmişte süreden reddedilmiş dosyalar için ikinci bir kapı açılmıştır.
Malikin Elindeki Üç Talep
Fiili el atmada malikin dayanağı mülkiyet hakkıdır. Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi bunun çerçevesini kurar: malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.
Buradan üç ayrı talep doğar:
- El atmanın önlenmesi. Müdahalenin durdurulması istenir. Ancak taşınmaz fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş ve üzerinde tesis yapılmışsa, müdahalenin fiilen durdurulması çoğu zaman mümkün olmaz.
- Bedel. Taşınmaz idare adına tescil edilirken değerinin ödenmesi sağlanır. Uygulamada asıl talep budur.
- Ecrimisil. Geçmişe dönük kullanım karşılığıdır ve dayanağını TMK m.995’ten alır: iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır.
Bu üç talep birbirinin alternatifi değildir; aynı dosyada birlikte değerlendirilebilir. Bedel taşınmazın geleceğine, ecrimisil geçmişine ilişkindir.
Bedel Nasıl Belirlenir: İki Ayrı Tarih
Geçici 6. madde, dava açılması hâlinde değerlemenin nasıl yapılacağını belirler: fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve 11 ile 12. maddelere göre hesaplanmak suretiyle, mahkemece 15. maddeye göre bilirkişi incelemesi yapılarak tespit edilir; taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline ya da terkinine hükmedilir.
| Ne belirlenir | Hangi tarih esas alınır |
|---|---|
| Taşınmazın nitelikleri (arsa mı arazi mi, imar durumu, üzerindeki yapı ve ağaçlar) | El koyma tarihi |
| Ödenecek değer | Dava tarihi |
Karar yapısı ikilidir: tescile veya terkine ilişkin hüküm kesindir, tarafların hükmedilen bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.
Harç ve Vekâlet Ücretinde Maktu Rejim
Geçici 6. madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri, bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.
Bunun malik açısından olumlu tarafı, milyonlarca liralık bir talepte nispi harç yükü doğmamasıdır. Diğer tarafı, kazanılan davada karşı taraftan alınacak vekâlet ücretinin de maktu kalmasıdır.
Bir başka kural daha vardır ve bilinmesi gerekir: 31. maddenin (e) bendi, kamulaştırma bedelinin tamamının veya bir kısmının avukat veya dava vekiline ait olacağının kararlaştırılmasını yasaklar. 33. madde bu yasağa aykırılığı bir yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına bağlar. Yani bu dosyalarda bedelin yüzdesi üzerinden ücret sözleşmesi kurulamaz.
Tahsil: Otuz Gün ve 2026 Kararı
Hükmedilen tutarın tahsili Ek 4. maddeye tabidir. Maddeye göre mahkemelerce hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri; davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı şekilde bildireceği banka hesap numarasına, bildirim tarihinden itibaren otuz gün içinde yatırılır. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa genel hükümler dairesinde icra olunur.
Maddenin ikinci fıkrası idareye, İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını talep etmesi hâlinde teminat gösterme zorunluluğu bulunmadığını tanıyordu. Anayasa Mahkemesi, 13 Mayıs 2026 tarihli E.2026/24, K.2026/106 sayılı kararıyla bu fıkrayı “kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden iptal etmiştir. Böylece bu dosyalarda idarenin teminatsız olarak icrayı durdurma imkânı ortadan kalkmıştır.
Ödeme tarafında ise geçici 6. maddenin sekizinci fıkrası bir bütçe düzeni kurar: idareler yılı bütçelerinde pay ayırır ve kesinleşen alacakların toplamı bu ödeneği aşarsa ödemeler sonraki yıllara sâri olacak şekilde garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir; taksitli ödeme süresince ayrıca kanuni faiz ödenir. Ayrıca bu madde uyarınca ödenecek bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.
Yargılama Giderleri Kime Ait?
29. madde, 11 Haziran 2026 tarihli ve 7584 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle değiştirilmiştir. Yürürlükteki hâline göre idarece ödenecek kalemler arasında; mahkeme heyetinin harcırahları, bilirkişilerin ve keşifte dinlenen muhtarın ücretleri, tapu harçları ve kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davaları sonucunda tescile yönelik kesinleşen mahkeme kararlarının infazında veya kamulaştırmasız el koyma nedeniyle malik ile idare arasında düzenlenen uzlaşma tutanağının uygulanmasında ortaya çıkan tapu harçları yer alır.
Dosya Kurulurken
- El koyma tarihi belirlenmelidir. Uygulanacak rejimi bu tarih belirler; hava fotoğrafı, imar arşivi, yapı kayıtları ve tanık beyanı kullanılır.
- Fiziksel müdahale belgelenmelidir. Keşif, fotoğraf ve kadastro paftası ile.
- Taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri ortaya konmalıdır; bedel bu niteliklere göre hesaplanır.
- Uzlaşma aşaması geçici 6. madde kapsamındaki dosyalarda önceden işletilmelidir.
- Üç talep birlikte kurulmalıdır: el atmanın önlenmesi, bedel ve ecrimisil.
- Ödeme bildirimi hüküm kesinleştikten sonra yazılı olarak yapılmalıdır; otuz günlük süre bununla başlar.
İdare Kamulaştırma Yapmaya Karar Verirse
Fiili el atma sürerken idarenin sonradan usulüne uygun kamulaştırma yoluna gitmesi mümkündür. Bu hâlde ödeme rejimi yine geçici 6. maddeye bağlanmıştır.
Maddeye göre, 4/11/1983 tarihinden ilgili fıkranın yürürlüğe girdiği tarihe kadar kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan ya da kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazların idare tarafından kamulaştırılması hâlinde; kamulaştırma bedeli ve mahkemelerce malikleri lehine hükmedilen tazminat ile bu davalara ilişkin mahkeme ve icra vekâlet ücretleri de maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkrada belirtilen usule göre ödenir.
Yani sonradan yapılan kamulaştırma, tahsil rejimini değiştirmez; ödeme yine bütçe payı ve garameten taksit düzenine tabidir.
Sık Yapılan Beş Hata
- Rejimi karıştırmak. 1956-1983 aralığındaki bir el koymada uzlaşma aşamasını atlayıp doğrudan dava açmak, dava şartı yokluğuna yol açar.
- El koyma tarihini belgesiz bırakmak. Nitelikler bu tarihe göre belirlendiğinden, el koymanın ne zaman gerçekleştiği hava fotoğrafı, imar arşivi ve tanıkla ortaya konmalıdır.
- Fiili ile hukuki el atmayı ayırmamak. Taşınmaz üzerinde fiziksel müdahale yoksa dosya Ek 1. madde rejimine girer; dayanak ve usul değişir.
- Muhdesatı atlamak. Taşınmaz üzerindeki yapı, ağaç ve tesislerin bedeli ayrı kalemlerdir; sadece zemin üzerinden hesap yapılması eksik tazminata yol açar.
- Ödeme bildirimini yapmamak. Ek 4. maddedeki otuz günlük süre, hesap numarasının yazılı bildirimiyle başlar.
El atma dosyanız için görüşelim
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Geçici 19. Madde: 1983 Sonrası El Atmalarda Ödeme Rejimi
Fiilî el atma davalarında kazanılan kararın icrası, çoğu zaman davanın kendisinden daha uzun sürer. Kanun koyucu bu nedenle idarelerin bütçelerinden zorunlu pay ayrılmasını öngörmüştür. Geçici 19. madde, 4 Kasım 1983 ile 28 Temmuz 2021 tarihleri arasında gerçekleşen el atmalar bakımından bu payı düzenler.
| Unsur | Kanuni düzenleme |
|---|---|
| Kapsam | 4/11/1983 – 28/7/2021 arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya üzerinde tesis yapılan taşınmazlar |
| Kapsanan el atma türü | Fiilî el koyma, irtifak tesisi ve hukuki el atma sebebiyle açılan davalar |
| Merkezî idareler | Sermaye giderleri ödeneğinin yüzde üçü |
| Belediye ve il özel idaresi | En son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının en az yüzde üçü |
| Diğer idareler | En son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde üçü |
| Ödenek yetmezse | Sonraki yıllara sâri olacak şekilde garameten ve taksitlerle ödeme |
| Taksitte faiz | 3095 sayılı Kanun’a göre ayrıca kanuni faiz |
| Uygulama alanı | Madde, yürürlük tarihinde bedeli ödenmemiş tüm dava ve icra takiplerine uygulanır |
Bu düzenlemenin iki pratik sonucu vardır. Birincisi, ödemenin garameten yapılması, aynı idare aleyhine kesinleşmiş çok sayıda alacak varsa her alacaklının payına düşen tutarın orantılı biçimde belirlenmesi demektir. İkincisi, taksitlendirme hâlinde alacağın değerini koruyan unsur kanuni faizdir; taksit takvimi kabul edilirken faizin işlemeye devam ettiği ayrıca teyit edilmelidir.
Geçici 6. madde döneminde haciz yolu kapalıdır. 9 Ekim 1956 ile 4 Kasım 1983 arasındaki el atmalar için öngörülen geçici 6. maddede, bu madde uyarınca ödenecek bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceği açıkça yazılıdır. Aynı maddede mahkeme ve icra harçları ile vekâlet ücretlerinin maktu belirleneceği de hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla bu dönem dosyalarında icra baskısı yerine bütçe payı takibi esastır.
İçtihadı Birleştirme Kararının Kurduğu Çerçeve
Fiilî el atmada malikin elindeki seçimlik hakkın kaynağı kanun değil, içtihattır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 16 Mayıs 1956 tarihli, E.1956/1, K.1956/6 sayılı kararı, usulüne uygun kamulaştırma yapılmaksızın taşınmazı yola dönüştürülen kişinin ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine el atmanın önlenmesi davası açabileceği gibi, bu fiilî duruma razı olması hâlinde taşınmazının değer karşılığını isteyebileceğini kabul etmiştir.
Bu kararın bugün de sürdürdüğü işlev şudur: malik, taşınmazını geri isteme ile bedelini isteme arasında seçim yapar. Bedel talebi, el atmaya rıza gösterildiği anlamına gelir ve kabulü hâlinde taşınmaz idare adına tescil edilir. İki talep aynı dosyada terditli olarak ileri sürülebilir; ancak birinin kabulü diğerini tüketir.
Ecrimisil talebinin buradaki yeri için fiilî el atmada ecrimisil ve bedel, imar kısıtlılığı için hukuki el atma rehberimize bakınız.
Sıkça Sorulan Sorular
Fiili el atma nedir?
İdarenin usulüne uygun bir kamulaştırma yapmadan, bedelini ödemeden özel mülkiyetteki taşınmaza fiziksel olarak el koyması veya onu işgal etmesidir. Haksız fiil niteliğindedir.
Fiili el atmaya hangi örnekler girer?
Taşınmazın yola katılması, üzerine park, okul, hizmet binası veya otopark yapılması, enerji nakil hattı, kanal, istinat duvarı gibi tesislerle fiilen kullanılamaz hâle getirilmesi tipik örneklerdir.
Fiili el atmada hangi davayı açabilirim?
El atmanın önlenmesi (men) davası ile müdahalenin durdurulmasını isteyebilir veya taşınmaz bedelinin tahsili davası açabilirsiniz. Bedel davasında taşınmaz idareye tescil edilir, dava tarihindeki değeri size ödenir; ayrıca ecrimisil istenebilir.
Fiili el atma davası hangi mahkemede görülür?
Fiili el atma haksız fiil sayıldığından, bedel, men ve ecrimisil davaları adli yargıda (taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi) görülür.
Fiili el atma davasında zamanaşımı var mı?
Mülkiyete dayanan men ve bedel davaları zamanaşımına tabi değildir. Ecrimisil ise 5 yıllık zamanaşımına tabidir ve geriye dönük en fazla 5 yıl için istenebilir.
İmar planında yol görünmesi fiili el atma mıdır?
Hayır. Taşınmazın imar planında yol/park olarak ayrılmış olması tek başına fiili el atma sayılmaz; fiili el atma için fiziksel ve sürekli bir müdahale gerekir. Sadece imar kısıtlaması varsa bu hukuki el atma kapsamında değerlendirilir.
Fiili el atma nedir?
Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya hiç yapılmamış olmasına rağmen taşınmazın fiilen kamu hizmetine ayrılması ya da kamu yararına bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılması suretiyle, malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulmasıdır.
Fiili el atma ile hukuki el atma arasındaki fark nedir?
Fiili el atmada taşınmaz üzerinde fiziksel bir müdahale vardır; hukuki el atmada ise fiziksel müdahale bulunmaz, taşınmaz imar planında umumi hizmete ayrılarak kamulaştırılmadan bekletilir.
Fiili el atma davasında yirmi yıllık süre var mı?
Hayır. Yirmi yıllık hak düşürücü süreyi öngören 38. madde, Anayasa Mahkemesi’nin 10 Nisan 2003 tarihli E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.
Bedel hangi tarihe göre hesaplanır?
Taşınmazın nitelikleri el koyma tarihine göre belirlenir, ödenecek değer ise dava tarihine göre hesaplanır.
Uzlaşmaya gitmek zorunlu mu?
9/10/1956 ile 4/11/1983 arasındaki fiili el koymalarda geçici 6. madde uygulanır ve bu kapsamda öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.
Bu davalarda nispi harç öder miyim?
Hayır. Geçici 6. madde kapsamındaki davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri maktu olarak belirlenir.
İdare icrayı teminat göstermeden durdurabilir mi?
Anayasa Mahkemesi’nin 13 Mayıs 2026 tarihli E.2026/24, K.2026/106 sayılı kararıyla bu imkânı tanıyan fıkra, kamulaştırmasız el atma tazminat davaları yönünden iptal edilmiştir.
İdare sonradan kamulaştırma yaparsa ödeme nasıl olur?
Geçici 6. madde uyarınca kamulaştırma bedeli ve hükmedilen tazminat ile mahkeme ve icra vekâlet ücretleri, maddenin sekizinci fıkrasına göre bütçelerden ayrılacak paydan ve aynı fıkradaki usule göre ödenir.


