Kamulaştırmasız El Atma: Fiili ve Hukuki El Atma Rehberi
26 Nisan 2026

Kamulaştırmasız El Atma: Fiili ve Hukuki El Atma Rehberi

Kamulaştırmasız el atma, idarenin usulüne uygun bir kamulaştırma yapmadan özel mülkiyetteki taşınmaza müdahale etmesidir. Mülkiyet hakkının, bizzat onu korumakla görevli idare tarafından ihlali niteliğindeki bu durum, malike önemli dava hakları tanır. Bu rehber, kamulaştırmasız el atmanın türlerini, görevli mahkemeyi, malikin haklarını ve süreçleri bütüncül biçimde ele alır.

Taşınmazınıza kamulaştırma yapılmadan mı el atıldı? Haklarınızı ve doğru dava yolunu birlikte belirleyelim.

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Kamulaştırmasız El Atma Nedir?

Devlet, ancak kamu yararı bulunan hâllerde ve kanunda gösterilen usule uyarak özel mülkü kamulaştırabilir. İdarenin bu prosedürü işletmeden, gerçek karşılığını ödemeden taşınmaza el koyması veya kullanılamaz hâle getirmesi kamulaştırmasız el atmadır. Yargı, bu ağır hukuksuzluğu idari bir eylem değil ‘fiili yol’ (haksız fiil) olarak nitelendirir. Türk hukukunda bu kurum, ilk olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 16.05.1956 tarihli kararıyla tanımlanmış ve zamanla kapsamı genişlemiştir.

Fiili El Atma

Fiili el atma, idarenin taşınmaza fiziksel olarak müdahale etmesidir: tapulu parselin bir kısmının yola katılması, üzerine park, okul, hizmet binası, otopark yapılması ya da enerji nakil hattı, kanal, istinat duvarı gibi tesislerle taşınmazın fiilen kullanılamaz hâle getirilmesi tipik örneklerdir. Fiili el atma haksız fiil sayıldığından, bundan kaynaklanan davalar adli yargıda görülür. (Ayrıntılar için Fiili El Atma yazımıza bakabilirsiniz.)

Hukuki El Atma

Hukuki el atma ise fiziksel bir müdahale olmadan gerçekleşir: taşınmaz, uygulama imar planıyla yol, park, okul, yeşil alan, SİT veya dere koruma alanı gibi kamusal kullanıma ayrılır, ancak idare uzun süre kamulaştırma yapmaz ve pasif kalır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.12.2010 tarihli kararıyla tanımlanan bu durumda, malikin taşınmazını kullanma hakkı süresiz biçimde kısıtlanır. Bugün bu süre kanunla da belirlenmiştir: 2942 sayılı Kanunun Ek 1. maddesi ve 3194 sayılı İmar Kanununun 10. maddesi, uygulama imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştırma veya kısıtlılığı kaldıracak plan değişikliği yapılmasını öngörür; bu süre dolduğunda hukuki el atmanın koşulları oluşur.

Malikin Açabileceği Davalar

Kamulaştırmasız el atmada malikin başvurabileceği başlıca yollar şunlardır:

Görevli Mahkeme ve Yetki

Görevli mahkeme, el atmanın türüne göre belirlenir: fiili el atmada adli yargı (taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi) tartışmasız görevlidir. Hukuki el atmada ise görev uzun süre tartışılmıştır: bir dönem idari yargı kabul edilmiş; Ek 1. maddedeki “idari yargıda dava açılabilir” cümlesinin Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli, E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla iptalinden sonra Yargıtay’da adli yargı lehine kararlar verilmiştir (örneğin aynı imar planı kapsamında fiilî ve hukuki el atmanın birlikte bulunduğu bir dosyada Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/4/2021 tarihli, E.2017/5-2032, K.2021/497 sayılı kararı). 26 Kasım 2022 tarihli kanun değişikliğiyle bu davaların adli yargıda görüleceği belirlenmiş; ancak Anayasa Mahkemesi 16 Ocak 2025 tarihli, E.2024/135, K.2025/20 sayılı kararıyla bu cümleyi iptal etmiş, iptal 30 Ocak 2026’da yürürlüğe girmiştir. Bugün kanunda görevli yargı kolunu açıkça belirleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle dava öncesinde güncel durum değerlendirilmelidir. Yetki bakımından, dava taşınmazın aynına ilişkin olduğundan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. (Detay: Kamulaştırmada Görevli Mahkeme.)

Zamanaşımı ve Uzlaşma Şartı

Mülkiyet hakkına dayanan el atmanın önlenmesi ve bedel/tazminat tahsili davaları zamanaşımına tabi değildir; idare yıllar önce el atmış olsa da mülkiyet malikte olduğu sürece dava her zaman açılabilir. Buna karşılık ecrimisil 5 yıllık zamanaşımına tabidir ve geriye dönük en fazla 5 yıl istenebilir. Ayrıca 9 Ekim 1956 – 4 Kasım 1983 arasındaki el atmalarda, dava öncesi idareyle uzlaşma yoluna gitmek dava şartıdır ve uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde dava açılmalıdır. 8 Ekim 1956’ya kadar fiilen kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlarda ise 7588 sayılı Kanunla 2026’da eklenen geçici 20. madde nedeniyle taşınmaz tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır ve 12 Ocak 1963’ten sonra ileri sürülen bedel dâhil talepler kabul edilmez. (Detaylar: Zamanaşımı ve Uzlaşma Dava Şartı.)

Dava Süreci ve Bedel

Bedel davasında mahkeme, bilirkişi marifetiyle taşınmazın değerini (m. 11 esaslarına göre) tespit eder; belirlenen bedel idareden tahsil edilir ve taşınmaz idare adına tescil olunur. Bedel, dava tarihindeki gerçek değer üzerinden hesaplanır. Anayasa Mahkemesi’nin ilgili iptal kararı sonrasında, kamulaştırmasız el atma davalarında verilen hükümler kesinleşmeden icraya konulabilmektedir. Talebin doğru kurulması, görevli mahkemenin isabetli seçimi ve değerlemeye etkin itiraz için uzman desteği önemlidir.

Kamulaştırmasız el atma davanızda gerçek bedele ulaşmak için bir avukatla çalışın.

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Yanlış yargı kolunda açılan dava aylar kaybettirir

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Taleplerin Maddeleri: TMK m.683, m.995, m.705 ve Usulde HMK m.2, m.12

Kamulaştırmasız el atmada üç ayrı talep vardır ve üçünün dayanağı Kamulaştırma Kanunu değil, Medenî Kanun‘dur. Dilekçede hangi talebin hangi maddeye dayandığının gösterilmesi, davanın nitelendirilmesini de belirler.

El atmanın önlenmesinin kaynağı: TMK m.683. Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Maddenin ikinci fıkrası iki ayrı dava verir: malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. “El atmanın önlenmesi” talebinin kanuni adı ve dayanağı budur; idarenin kamu gücü kullanıyor olması bu hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

Ecrimisilin kaynağı: TMK m.995. Yazıda anılan haksız işgal tazminatının dayanağı zilyetlik hükümlerindedir: iyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. İkinci ifade önemlidir: idarenin taşınmazdan gelir elde etmemiş olması talebi düşürmez; elde edilmesi ihmal edilen ürün ve kira geliri de hesaba katılır.

Bedel davasının sonucu: TMK m.705. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması kural olarak tescille olur; miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır. Bedel davasında verilen karar bu nedenle yalnızca para hükmü değildir: taşınmazın idare adına tescili sonucunu da doğurur ve malikin mülkiyeti sona erer. Bu, bedel davasının el atmanın önlenmesi davasından ayrıldığı en kritik noktadır; iki talep birlikte değil, tercih edilerek kurulur.

Tapu kaydından doğan zarar: TMK m.1007. Bazı dosyalarda zararın kaynağı fiilî el atma değil, tapu kaydındaki durumdur. Bu hâlde uygulanacak hüküm açıktır: tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Kayıt hatası, yolsuz tescil veya sicilin yanlış tutulması nedeniyle mülkiyetini kaybeden malikin talebi bu maddeye dayandırılır ve husumet Hazineye yöneltilir.

Görev: HMK m.2. Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Fiilî el atmada adli yargıdaki görevin dayanağı budur; bedelin büyüklüğü görevi değiştirmez.

Yetki kesindir: HMK m.12. Taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin veya aynî hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Kesin yetki taraflarca değiştirilemez ve mahkemece re’sen gözetilir; yanlış yerde açılan dava esasa girilmeden yetkisizlikle sonuçlanır. El atmanın önlenmesi, bedel ve ecrimisil talepleri bu kapsamdadır.

Talepler arasındaki ilişki. Üç talebin birlikte kurulup kurulamayacağı sık sorulur. El atmanın önlenmesi ile bedel talebi birbirini dışlar: biri müdahalenin sona erdirilmesini, diğeri fiilî durumun kabulü karşılığında bedel ödenmesini ister. Ecrimisil ise her ikisiyle birlikte istenebilir; çünkü geçmiş dönemdeki haksız kullanımın karşılığıdır. Bedel davasında tescil gerçekleştiğinde ecrimisil yalnızca tescil tarihine kadar olan dönem için hesaplanır.

Hangi talep, hangi madde

TalepDayanakSonuç
El atmanın önlenmesiTMK m.683Müdahale sona erer; mülkiyet malikte kalır
İstihkakTMK m.683Malın iadesi
EcrimisilTMK m.995Zarar ve elde edilen ürünlerin karşılığı
İhmal edilen gelirTMK m.995Elde etmeyi ihmal ettikleri de istenir
Bedel davasıTMK m.705 ile birlikteTaşınmaz idare adına tescil edilir
Tapu kaydından doğan zararTMK m.1007Devlet sorumlu; husumet Hazineye
Görevli mahkemeHMK m.2Asliye hukuk; miktar görevi değiştirmez
Yetkili mahkemeHMK m.12Taşınmazın bulunduğu yer; kesin yetki
Yetkinin gözetilmesiHMK m.12Re’sen; taraflarca değiştirilemez
Bedel ile men ilişkisi—Birbirini dışlar; tercih edilerek kurulur
Ecrimisil ile ilişki—Her ikisiyle birlikte istenebilir

Hangi Rejim Uygulanır? El Atmanın Tarihi ve Türü Yolu Belirler

Kamulaştırmasız el atma tek bir hukuki rejim değildir. Taşınmaza ne zaman ve nasıl el atıldığı, hangi kanun hükmüne dayanacağınızı, dava açmadan önce hangi aşamalardan geçmeniz gerektiğini ve bedelin nasıl hesaplanacağını doğrudan değiştirir. Uygulamada en sık yapılan hata, üç ayrı rejimi tek bir kalıpla ele almaktır.

El atmanın türü ve tarihine göre uygulanacak hükümler

DurumDayanakÖne çıkan usul kuralı
8/10/1956’ya kadar kamulaştırmasız olarak fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş taşınmaz2942 s.K. geçici m.20 (7588 s.K., yürürlük 11/7/2026)Taşınmaz tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. 12/1/1963’ten sonra ileri sürülen bedel dâhil talepler kabul edilmez; kural görülmekte olan davalara da uygulanır.
9/10/1956 – 4/11/1983 arasında fiilen el konulmuş taşınmaz2942 s.K. geçici m.6Uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. Uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde bedel tespiti davası açılabilir.
4/11/1983 sonrasında fiilen el konulmuş taşınmazYİBK 16/5/1956; ödemede 2942 s.K. geçici m.19Uzlaşma dava şartı değildir; doğrudan asliye hukuk mahkemesinde dava açılır. Harç ve vekâlet ücreti nispidir. 4/11/1983 – 28/7/2021 arasındaki el atmalarda ödemeler geçici 19. maddedeki yüzde üçlük bütçe payından, yetmezse garameten ve taksitle yapılır.
İmar planında umumi hizmete ayrılıp kamulaştırılmayan taşınmaz (hukuki el atma)2942 s.K. ek m.1Uygulama imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıllık süre içinde imar programı, imar uygulaması, kamulaştırma veya kısıtlılığı kaldıracak plan değişikliği yapılması gerekir.

Bu ayrımın pratik sonucu şudur: 1956–1983 aralığındaki bir el koymada uzlaşma aşamasını atlayarak doğrudan dava açarsanız, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Buna karşılık imar kısıtlaması kaynaklı bir talepte dayanağınız geçici m.6 değil, ek m.1’dir ve beş yıllık süre ölçütü devreye girer. Kamulaştırma, fiilî el atma ve hukuki el atmanın dava, mahkeme, süre ve ödeme bakımından yan yana karşılaştırması ile 2026’daki değişiklikler için fiili el atma ile hukuki el atma farkı rehberimize bakabilirsiniz.

Uzlaşma Aşaması: Atlanamayan Zorunlu Basamak

Geçici 6. madde kapsamındaki taleplerde kanun, uzlaşmayı bir tercih değil dava şartı olarak düzenler. Süreç idarenin daveti veya malikin müracaatıyla başlar ve şu basamaklardan geçer:

  1. Tahmini değerin tespiti. Fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde kurulan irtifak hakkının değeri, Kanun’un 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre kurulan kıymet takdir komisyonu eliyle belirlenir. Değerlendirmede taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınır; hesaplama 11. ve 12. maddelere göre yapılır.
  2. Uzlaşmaya davet. Tespitten sonra, 8. maddenin üçüncü fıkrasına göre kurulan uzlaşma komisyonu, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde tebliğ edilen bir yazıyla talep sahibini görüşmeye çağırır. Bu davet yazısında tahmini değer bildirilmez.
  3. Görüşmeler. Hukuki veya fiili engel yoksa görüşmeler, davete icabet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır ve uzlaşmaya varılıp varılmadığı tutanağa bağlanır.
  4. Sonuç. Uzlaşma sağlanırsa hakkın türünü, şartlarını, varsa nakdi bedeli ve ödeme şartlarını içeren bir sözleşme yapılır; taşınmaz resen tapuya tescil veya terkin edilir.

Uzlaşma yalnızca para ödemesi anlamına gelmez. Kanun dört yol sayar: idareye ait bir taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması, imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması veya bunlar mümkün değilse nakdi bedel. Uzlaşılan bedel, bütçe imkanları dâhilinde sonraki yıllara sâri biçimde taksitle de ödenebilir; taksitli ödeme süresince 3095 sayılı Kanun’a göre ayrıca kanuni faiz işler.

Uygulamada kritik bir ayrıntı: uzlaşma tutanağı ile görüşmelere ilişkin bilgi ve belgeler, açılacak davalarda taraflar aleyhine delil teşkil etmez. Yani görüşme sırasında dile getirilen rakamlar sonraki yargılamada size karşı kullanılamaz.

Uzlaşma sağlanamazsa, uzlaşmazlık tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Bu üç aylık süre kaçırıldığında yeniden uzlaşma sürecinin işletilmesi gerekir; bu da aylarca zaman kaybı demektir.

Bedel Nasıl Hesaplanır: İki Ayrı Tarih, İki Ayrı İş

Kamulaştırmasız el atma bedelinin hesabında sıkça karıştırılan iki tarih vardır ve bunları ayırmak, bilirkişi raporunu denetlemenin temelidir:

Değerlemede esas alınan iki tarih

Ne belirlenirHangi tarih esas alınır
Taşınmazın nitelikleri (arsa mı arazi mi, imar durumu, üzerindeki yapı ve ağaçlar)El koyma tarihi
Taşınmazın değeri (ödenecek bedel)Dava tarihi

Bu ikili yapı geçici 6. maddede açıkça düzenlenmiştir: el konulduğu andaki nitelikler dondurulur, ancak bedel güncel tarihe göre hesaplanır; mahkeme bu tespiti Kanun’un 15. maddesine göre yapılacak bilirkişi incelemesiyle yürütür ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline ya da terkinine hükmeder. Ek 1. maddede hukuki el atma için bir dönem aynı yönde bir değerleme hükmü bulunuyordu; ancak bu hüküm, maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi dışındaki bölümleriyle birlikte Anayasa Mahkemesinin 20/12/2018 tarihli, E.2016/181, K.2018/111 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 1983 sonrası fiilî el atmalarda ve hukuki el atmada değer dava tarihine göre belirlenir; niteliğin hangi tarihe göre saptanacağı, özellikle el atmadan sonra plan değişikliği olmuşsa, bilirkişi incelemesinde ayrıca tartışılır.

Bilirkişi kurulunun oluşumu da kanunla güvence altına alınmıştır. Kamulaştırmaya konu yerin cins ve niteliğine göre en az üç kişilik bir kurul zorunludur ve bunlardan birinin taşınmaz geliştirme alanında yüksek lisans veya doktora yapmış uzmanlar ya da 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na göre yetkilendirilen gayrimenkul değerleme uzmanları arasından seçilmesi gerekir. Raporun Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kabul edilen değerleme standartlarına uygun ve gerekçeli olması, 11. maddenin açık gereğidir.

Bedel tespitinde gözden kaçırılmaması gereken bir sınır daha var: 11. madde uyarınca, kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değer artışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kâr dikkate alınmaz. Yani yolun veya tesisin kendisinin yarattığı değer artışı bedele eklenmez.

Harç ve Vekâlet Ücretinde Maktu Rejim

Kamulaştırmasız el atma davalarının parasal usul rejimi, olağan alacak davalarından ayrılır. Geçici 6. madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri, bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. Ek 4. madde de bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçlarının, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirleneceğini düzenler. Ancak Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 4/11/1983’ten sonraki fiilî el atmalardan doğan davaların kaynağını kanundan değil 1956 tarihli içtihadı birleştirme kararlarından aldığını, bu nedenle bu davalarda harç ve vekâlet ücretinin nispi olduğunu kabul etmektedir. Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığının 24.10.2024 tarihli yazısı da icra dairelerine bu ayrımı duyurmuştur: geçici 6 ve Ek 1 kapsamındaki dosyalarda maktu, 1983 sonrası fiilî el atma ilamlarında nispi harç.

Harç, vekâlet ücreti ve ödeme: el atmanın türüne göre

DosyaHarç ve vekâlet ücretiÖdeme ve tahsilDayanak
9/10/1956 – 4/11/1983 arası fiilî el atmaMahkeme ve icra harçları ile vekâlet ücreti maktuBütçeden en az yüzde iki pay; yetmezse garameten ve taksitle; idarenin mal, hak ve alacakları haczedilemez2942 geçici m.6
4/11/1983 sonrası fiilî el atmaHarç ve vekâlet ücreti nispiEk 4. maddedeki otuz günlük ödeme kuralı uygulanmaz; karar genel hükümlere göre ilamlı icraya konulur. 4/11/1983 – 28/7/2021 arası el atmalarda bütçeden yüzde üç pay ayrılır, yetmezse garameten ve taksitle ödenirYargıtay 5. HD 06.05.2025, E.2025/4105, K.2025/6982; Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi Başkanlığının 24.10.2024 tarihli yazısı; 2942 geçici m.19
Hukuki el atma (Ek 1. madde kapsamı)Harç maktu ve davalı idareye ait; Yargıtay 5. HD vekâlet ücretinin de maktu belirlenmesi gerektiğini kabul ediyor4/11/1983 – 28/7/2021 arası hukuki el atmalarda geçici 19. maddedeki bütçe payı usulü2942 Ek m.4/3; geçici m.19; Adalet Bakanlığı 24.10.2024 tarihli yazı
Tüm kamulaştırmasız el atma tazminat dosyaları—İdarenin teminat göstermeden icranın geri bırakılmasını isteme imkânı kalktı (karar 7/8/2026’da yürürlüğe girdi)AYM 13/5/2026, E.2026/24, K.2026/106

Bunun malik açısından iki yüzü vardır. Olumlu tarafı, milyonlarca liralık bir talepte nispi harç yükü altına girmemenizdir; dava açmanın maliyeti dava değerine göre katlanmaz. Diğer tarafı ise, geçici 6. madde kapsamındaki davalarda kazanılan davada karşı taraftan alınacak vekâlet ücretinin de maktu kalmasıdır. Bu nedenle el atma tarihinin belgelenmesi, davanın maliyetini ve kazanılacak vekâlet ücretini doğrudan belirler.

2026 Değişikliği: Tapu Harçları İdareye Yüklendi

11 Haziran 2026 tarihli ve 7584 sayılı Kanun’un 16. maddesiyle 2942 sayılı Kanun’un 29. maddesi değiştirildi. Yeni düzenleme, giderleri sayarken kamulaştırmasız el koymayı açıkça kapsama aldı: kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davaları sonucunda tescile yönelik kesinleşen mahkeme kararlarının infazında veya kamulaştırmasız el koyma nedeniyle malik ile idare arasında düzenlenen uzlaşma tutanağının uygulanmasında ortaya çıkan tapu harçları idarece ödenir.

Değişiklikten önce, tescil aşamasında doğan tapu harcının kime ait olduğu tartışma konusuydu ve uygulamada malikten talep edilebiliyordu. Yeni metin bu tartışmayı kapatıyor. Aynı madde kapsamında mahkeme heyetinin harcırahları ile bilirkişilerin ve keşifte dinlenen muhtarın ücretleri de idarece karşılanır.

Kararı Aldınız: Bedeli Nasıl Tahsil Edersiniz?

Kamulaştırmasız el atma dosyalarında asıl darboğaz çoğu zaman kazanmak değil, tahsil etmektir. Kanun burada özel bir düzen kurar.

Otuz günlük ödeme yükümlülüğü. Ek 4. maddenin birinci fıkrasına göre, bu Kanun uyarınca mahkemelerce hükmedilen bedel, tazminat, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri; davacının veya vekilinin davalı idareye yazılı olarak bildireceği banka hesap numarasına, bildirim tarihinden itibaren otuz gün içinde yatırılır. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa genel hükümler dairesinde icra yoluna gidilir. Pratik sonuç: hesap numarasını yazılı olarak bildirmek, otuz günlük süreyi başlatan işlemdir. Ancak bu kural her el atma dosyasında uygulanmaz. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığı gidermek için verdiği 06.05.2025 tarihli, E.2025/4105, K.2025/6982 sayılı kesin kararıyla, Ek 4. maddenin birinci fıkrasının 4/11/1983’ten sonra fiilen el atılan taşınmazlar için açılan davalarda uygulanamayacağına karar vermiştir. Bu dosyalarda karar genel hükümlere göre ilamlı icraya konulur. Hesap numarasının idareye bildirilmesi yine de faydalıdır; ancak icra takibinin otuz günlük süreye bağlı olmadığı bilinmelidir.

Teminatsız icra durdurma imkânı kaldırıldı. Ek 4. maddenin ikinci fıkrası, bu Kanun uyarınca yapılacak icra takiplerinde idarenin İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını talep etmesi hâlinde teminat gösterme zorunluluğu bulunmadığını öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi, 13 Mayıs 2026 tarihli E.2026/24, K.2026/106 sayılı kararıyla bu fıkrayı “kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden iptal etti. Böylece bu dosyalarda idarenin teminatsız olarak icrayı durdurma imkânı ortadan kalktı.

Bütçe payı ve garameten ödeme. 9/10/1956 – 4/11/1983 arasındaki el atmalarda geçici 6. maddenin sekizinci fıkrası, kesinleşen kararlara istinaden yapılacak ödemeler için idarelerin bütçelerinden pay ayrılmasını düzenler: merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerin yüzde ikisi; belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleri için en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idareler için en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi. Kesinleşen alacakların toplamı bu ödeneği aşarsa ödemeler sonraki yıllara sâri olacak şekilde garameten ve taksitlerle yapılır; taksitli ödeme süresince ayrıca kanuni faiz işler. 4/11/1983 – 28/7/2021 arasındaki fiilî ve hukuki el atmalarda ise 7421 sayılı Kanunla eklenen geçici 19. madde uygulanır: merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerde sermaye giderleri ödeneğinin yüzde üçü, belediyeler ve diğer idarelerde en az yüzde üçü oranında pay ayrılır; yetmezse ödemeler garameten ve taksitlerle yapılır. Geçici 19. maddedeki taksitlere yalnızca kanuni faiz uygulanmasını öngören cümle Anayasa Mahkemesinin 27/6/2024 tarihli, E.2024/4, K.2024/129 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Haczedilmezlik. Geçici 6. madde uyarınca, bu madde kapsamında ödenecek bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez. Tahsil planlaması yapılırken bu sınırın baştan bilinmesi, müvekkile gerçekçi bir zaman beklentisi vermek açısından önemlidir.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan El Atma Türleri

Kamulaştırmasız el atma iddiaları pratikte belirli kalıplar etrafında yoğunlaşır:

  • Yol ve kavşak çalışmaları. Güzergâh üzerindeki parselin bir kısmının ya da tamamının kamulaştırma yapılmaksızın yola dâhil edilmesi.
  • Su yapıları. Baraj, gölet, sulama kanalı ve isale hattı çalışmalarında taşınmazın su altında kalması veya kanal güzergâhına girmesi.
  • Enerji nakil hatları ve direkler. Taşınmazın üzerinden geçen hat nedeniyle kullanımın kısıtlanması. Burada talep çoğu zaman mülkiyetin değil, irtifak hakkının bedeline yönelir; Kanun’un 11. maddesi irtifak tesisinde taşınmazda meydana gelen kıymet düşüklüğünün kamulaştırma bedeli sayılacağını belirtir.
  • Belediye hizmet alanları. Parselin park, yeşil alan, otopark veya hizmet binası alanı olarak fiilen kullanılmaya başlanması.
  • İmar planı kısıtlamaları. Fiziksel bir müdahale olmaksızın, planda umumi hizmete ayrılan taşınmazın yıllarca kamulaştırılmaması.

Dosyayı Zayıflatan Sekiz Hata

  1. Rejimi karıştırmak. 1956–1983 aralığındaki bir el koymada uzlaşma aşamasını atlayıp doğrudan dava açmak, dava şartı yokluğuna yol açar.
  2. Üç aylık dava süresini kaçırmak. Uzlaşmazlık tutanağı düzenlendikten sonra süre işlemeye başlar; tutanağın tarihi dosyada takip edilmelidir.
  3. El koyma tarihini belgesiz bırakmak. Nitelikler bu tarihe göre belirlendiğinden, el koymanın ne zaman gerçekleştiği hava fotoğrafı, imar arşivi, yapı kayıtları ve tanık beyanıyla ortaya konmalıdır.
  4. Bilirkişi raporunu denetlemeden kabul etmek. Kurulda gayrimenkul değerleme uzmanının bulunup bulunmadığı, raporun gerekçeli ve değerleme standartlarına uygun olup olmadığı ilk bakılacak noktalardır.
  5. Emsal seçimini tartışmasız bırakmak. Arsalarda kamulaştırma gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlar esas alınır; uygun olmayan emsal, bedeli doğrudan aşağı çeker.
  6. Ecrimisili unutmak. Bedel talebiyle birlikte geçmişe dönük kullanım karşılığı ayrıca değerlendirilmelidir.
  7. Muhdesatı atlamak. Taşınmaz üzerindeki yapı, ağaç ve tesislerin bedeli ayrı kalemlerdir; sadece zemin üzerinden hesap yapılması eksik tazminata yol açar.
  8. Ödeme rejimini karıştırmak. Ek 4. maddedeki otuz günlük süre, Kanun kapsamındaki kararlarda hesap numarasının yazılı bildirimiyle başlar; 1983 sonrası fiilî el atma kararlarında ise Yargıtay bu süreyi uygulamamaktadır ve takip genel hükümlere göre yapılır.

El atma türünün belirlenmesi için görüşelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Sıkça Sorulan Sorular

Kamulaştırmasız el atma nedir?

İdarenin usulüne uygun bir kamulaştırma yapmadan, gerçek karşılığını ödemeden özel mülkiyetteki taşınmaza müdahale etmesidir. Mülkiyet hakkının ihlali niteliğindedir ve malike dava hakkı tanır.

Fiili ve hukuki el atma arasındaki fark nedir?

Fiili el atma, idarenin taşınmaza fiziksel müdahalesidir (yol, park, bina yapımı). Hukuki el atma ise fiziksel müdahale olmadan, imar planıyla taşınmazın kamusal kullanıma ayrılıp uzun süre kamulaştırılmamasıdır. Bu ayrım görevli mahkemeyi etkiler.

Kamulaştırmasız el atmada hangi davaları açabilirim?

El atmanın önlenmesi (men) davası, taşınmaz bedelinin (tazminatının) tahsili davası ve ecrimisil davası açabilirsiniz. Bedel davasında taşınmaz idare adına tescil edilirken dava tarihindeki değeri size ödenir.

Kamulaştırmasız el atma davası zamanaşımına uğrar mı?

4/11/1983 sonrası el atmalarda el atmanın önlenmesi ve bedel/tazminat tahsili davaları mülkiyet hakkına dayandığından zamanaşımına tabi değildir. 1956–1983 arası el atmalarda ise uzlaşmazlık tutanağından itibaren üç ay içinde dava açılmalıdır; 8/10/1956’ya kadar yapılan fiilî tahsislerde 7588 sayılı Kanunla eklenen geçici 20. madde nedeniyle 12/1/1963’ten sonra ileri sürülen talepler kabul edilmez. Ecrimisil 5 yıllık zamanaşımına tabidir ve geriye dönük en fazla 5 yıl için istenebilir.

Kamulaştırmasız el atma davası hangi mahkemede açılır?

Fiili el atmada taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesi (adli yargı) görevlidir. Hukuki el atmada 2022 değişikliğiyle adli yargı belirlenmiş, ancak bu kural Anayasa Mahkemesinin 16 Ocak 2025 tarihli kararıyla iptal edilmiş ve iptal 30 Ocak 2026’da yürürlüğe girmiştir; bugün kanunda açık bir görev hükmü yoktur, dava öncesinde güncel durum değerlendirilmelidir. Yetki her hâlde taşınmazın bulunduğu yerdedir.

Kamulaştırmasız el atma bedeli nasıl belirlenir?

Mahkeme, bilirkişi marifetiyle taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerini (m. 11 esaslarına göre) tespit eder; bu bedel idareden tahsil edilir ve taşınmaz idare adına tescil olunur.

El atmanın önlenmesi davasının dayanağı nedir?

TMK m.683 uyarınca malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir. İdarenin kamu gücü kullanıyor olması bu hakkı kendiliğinden ortadan kaldırmaz.

İdare taşınmazdan gelir elde etmemişse ecrimisil istenebilir mi?

TMK m.995 uyarınca iyiniyetli olmayan zilyet, haksız alıkoyma yüzünden verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. Elde edilmesi ihmal edilen gelir de hesaba katıldığından, gelir elde edilmemiş olması talebi düşürmez.

Bedel davası kazanılırsa taşınmaz kimde kalır?

TMK m.705 uyarınca mülkiyet kural olarak tescille kazanılır; mahkeme kararı gibi hâllerde ise tescilden önce kazanılır. Bedel davasında verilen karar taşınmazın idare adına tescili sonucunu doğurur ve malikin mülkiyeti sona erer.

El atmanın önlenmesi ile bedel talebi birlikte istenebilir mi?

Hayır, bu iki talep birbirini dışlar: biri müdahalenin sona erdirilmesini, diğeri fiilî durumun kabulü karşılığında bedel ödenmesini ister. Ecrimisil ise her ikisiyle birlikte istenebilir; bedel davasında tescil gerçekleştiğinde ecrimisil tescil tarihine kadarki dönem için hesaplanır.

Dava hangi mahkemede ve nerede açılır?

HMK m.2 uyarınca malvarlığı haklarına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesidir. HMK m.12 uyarınca taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; bu yetki taraflarca değiştirilemez ve re’sen gözetilir.

Kamulaştırmasız el atmada uzlaşmaya gitmek zorunlu mu?

9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasında fiilen el konulan taşınmazlara ilişkin taleplerde, 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi uyarınca öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır. Bu aşama tamamlanmadan açılan dava usulden reddedilir.

Uzlaşma sağlanamazsa dava açmak için ne kadar sürem var?

Uzlaşmazlık tutanağının düzenlendiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir.

Uzlaşma sadece para ödemesiyle mi olur?

Hayır. Kanun dört yol öngörür: idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması, imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması veya bunlar mümkün değilse nakdi bedel.

Bedel hangi tarihe göre hesaplanır?

Geçici 6. madde kapsamındaki (1956–1983) el atmalarda kanun açıktır: taşınmazın nitelikleri el koyma tarihine göre belirlenir, ödenecek değer ise dava tarihine göre hesaplanır. 1983 sonrası fiilî el atmalarda ve hukuki el atmada kanunda açık bir değerleme hükmü kalmamıştır; değer dava tarihine göre belirlenir, niteliğin hangi tarihe göre saptanacağı bilirkişi incelemesinde tartışılır.

Kamulaştırmasız el atma davasında nispi harç öder miyim?

El atmanın tarihine ve türüne bağlıdır. Geçici 6. madde kapsamındaki (1956–1983) davalarda harç ve vekâlet ücreti maktudur; hukuki el atma (Ek 1. madde) davalarında harç Ek 4. madde uyarınca maktudur ve idareye aittir. 4/11/1983 sonrası fiilî el atma davalarında ise Yargıtay 5. Hukuk Dairesi uygulamasına ve Adalet Bakanlığının 24.10.2024 tarihli yazısına göre harç ve vekâlet ücreti nispidir.

Tapu harcını kim öder?

11 Haziran 2026 tarihli ve 7584 sayılı Kanun’la değiştirilen 29. madde uyarınca, kamulaştırmasız el koyma ve tazminat davaları sonucunda tescile yönelik kesinleşen kararların infazında veya uzlaşma tutanağının uygulanmasında ortaya çıkan tapu harçları idarece ödenir.

İdare kararı ödemezse ne yapabilirim?

Ek 4. maddeye göre Kanun kapsamında hükmedilen bedel ve tazminat, davacının veya vekilinin idareye yazılı olarak bildireceği banka hesabına bildirimden itibaren otuz gün içinde yatırılır; ödenmezse genel hükümlere göre icra takibi yapılır. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 06.05.2025 tarihli kararıyla bu otuz günlük kuralın 1983 sonrası fiilî el atma davalarında uygulanmayacağını kabul etmiştir; bu dosyalarda karar doğrudan ilamlı icraya konulabilir.

İdare icrayı teminat göstermeden durdurabilir mi?

Anayasa Mahkemesi 13 Mayıs 2026 tarihli E.2026/24, K.2026/106 sayılı kararıyla, idareye teminatsız olarak icranın geri bırakılmasını talep etme imkânı tanıyan kuralı kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları yönünden iptal etmiştir.

1956’dan önce el konulan taşınmaz için bugün bedel istenebilir mi?

7588 sayılı Kanunla eklenen ve 11/7/2026’da yürürlüğe giren geçici 20. maddeye göre, 8/10/1956 tarihine kadar kamulaştırma yapılmadan fiilen kamu hizmetine tahsis edilen taşınmazlar tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. 12/1/1963’ten sonra ileri sürülen bedel dâhil talepler kabul edilmez ve bu kural görülmekte olan davalara da uygulanır. Bu nedenle eski tarihli dosyalarda tahsisin gerçekten 1956 öncesi olup olmadığı belgelerle incelenmelidir.

Post by Av. Fatma Öztürk