El Atmanın Önlenmesi (Müdahalenin Men’i) Davası
05 Haziran 2026

El Atmanın Önlenmesi (Müdahalenin Men’i) Davası

El atmanın önlenmesi (müdahalenin men’i) davası, malikin taşınmazına haksız olarak müdahale eden kişi ya da idareye karşı, müdahalenin durdurulmasını talep ettiği davadır. Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesindeki mülkiyet hakkının korunmasına dayanan bu dava, kamulaştırmasız el atmada malikin elindeki temel araçlardan biridir.

Taşınmazınıza haksız müdahale mi var? Müdahalenin önlenmesi için haklarınızı değerlendirelim.

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

El Atmanın Önlenmesi Davası Nedir?

Malik, mülkiyet hakkına yönelik haksız her müdahaleyi men ettirme yetkisine sahiptir (TMK m. 683). Bu dava ile malik, taşınmazına izinsiz giren, üzerinde tesis yapan ya da onu işgal eden kişinin/idarenin müdahalesinin durdurulmasını ve mümkünse taşınmazın eski hâle getirilmesini ister. Dava, mülkiyetin sağladığı tasarruf yetkisinin yeniden tesisini amaçlar.

Kamulaştırmasız El Atmada Men Davası

İdarenin usulüne uygun kamulaştırma yapmadan taşınmaza fiilen el atması hâlinde malik, fiilî durumu kabullenmek zorunda değildir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararıyla benimsendiği üzere, malik idareye karşı müdahalenin men’i (el atmanın önlenmesi) davası açabilir. Böylece malik, taşınmazının kendisine iadesini ve idarenin haksız kullanımının sona erdirilmesini talep eder.

Men mi, Bedel mi? Malikin Seçimi

Kamulaştırmasız el atmada malik kural olarak iki yol arasında seçim yapar: ya el atmanın önlenmesini isteyerek taşınmazına yeniden kavuşmayı, ya da fiilî durumu kabullenip taşınmaz bedelinin tahsilini talep eder. Ancak taşınmaz fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş ve üzerine kalıcı tesis (yol, okul, bina) yapılmışsa, men davası uygulamada sonuç vermeyebilir; bu hâlde malik genellikle bedel davasına yönelir. Ayrıca işgal süresi için ecrimisil talep edilebilir.

Görevli Mahkeme ve Zamanaşımı

El atmanın önlenmesi davası adli yargıda, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde görülür (taşınmazın aynına ilişkin kesin yetki). Dava mülkiyet hakkına dayandığından zamanaşımına tabi değildir; malik, müdahale devam ettiği sürece bu davayı her zaman açabilir. (Görev konusunda ayrıntı için Kamulaştırmada Görevli Mahkeme yazımıza bakabilirsiniz.)

Dikkat Edilmesi Gerekenler

Men davasında müdahalenin haksızlığı ve sürekliliği ile malikin mülkiyeti ispatlanmalıdır. Taşınmaz paylı mülkiyete konuysa paydaşlardan her biri tek başına müdahalenin men’ini isteyebilir. Müdahale eden idareyse, taşınmazın kamu hizmetine tahsis durumu davanın sonucunu etkileyeceğinden, men ve bedel seçeneklerinin somut olaya göre birlikte değerlendirilmesi yerinde olur.

Müdahalenin men’i veya bedel davası seçeneğiniz için bir avukatla çalışın.

Hukukçular Evi yanınızda.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Kanuni Dayanak ve İki Ayrı Dava

Mülkiyet hakkının korunması için kanun, malike birbirinden farklı iki yol tanımıştır.

Kanunun ifadesi: bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebilir.

Ayrım çizgisi zilyetliktir. Bu iki dava karıştırılmamalıdır.

İstihkak davası: eşyanın zilyetliği başkasına geçmişse, yani mal fiilen bir başkasının elindeyse açılır.

El atmanın önlenmesi davası: malikin yetkileri haksız biçimde kısıtlanmış, ancak eşyanın zilyetliği bir başkasına geçmemişse açılır. Bu iki şart, davanın kabulü için gerekli ve yeterlidir.

Doğru davanın seçilmesi önemlidir: talebin niteliği yanlış belirlenirse dava reddedilebilir.

Zarar Görmüş Olmanız Gerekmiyor

Bu davanın en çok yanlış bilinen yönü, zarar şartının aranmamasıdır.

Kural: davanın açılabilmesi ve kabulü için davacının zarar görmesi gerekmez.

Bunun anlamı şudur: müdahale size somut bir kayıp vermemiş olsa dahi, mülkiyet hakkınıza yönelen haksız müdahalenin sonlandırılmasını isteyebilirsiniz.

Zarar varsa ayrıca talep edilir: meydana gelmiş bir zarar, haksız fiil hükümleri çerçevesinde veya taraflar arasında bir hukuki ilişki varsa o ilişki gereği istenir.

Kullanım bedeli de ayrıdır: uygulamada bu dava ile birlikte sıklıkla haksız işgal tazminatı talep edilir.

Kullanım bedelinin şartları için ecrimisil (haksız işgal tazminatı): şartları, zamanaşımı ve dava süreci sayfamıza bakabilirsiniz.

Kamulaştırmasız el atmada uzlaşma dava şartıdır

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Yapı Şart Değil: Dolaylı Müdahaleler de Sayılır

El atma denince akla taşınmaza girilmesi veya yapı yapılması gelir; oysa kapsam çok daha geniştir.

Kural: davanın gündeme gelebilmesi için illa ki taşınmaz içerisine yapı inşa edilmesi gerekli değildir.

Haksız el atma sayılan dolaylı müdahalelere örnekler:

1. Araç park edilmesi. Taşınmaza izinsiz araç bırakılması müdahale oluşturur.

2. Moloz dökülmesi. İnşaat atığı veya hafriyat bırakılması bu kapsamdadır.

3. Gürültü yapılması. Kullanımı engelleyecek düzeydeki gürültü de müdahale sayılabilir.

4. Güneşin engellenmesi. Işık ve manzarayı kapatan müdahaleler de dava konusu edilebilir.

Ortak ölçüt şudur: müdahalenin hiçbir hakka, sözleşmeye veya kanuna dayanmaması ve malikin yetkilerini kısıtlaması gerekir.

Müdahale Bitmişse Dava Dinlenmez

Davanın işlevsel olabilmesi için müdahalenin belirli bir hâlde bulunması gerekir.

Kural: dava, yalnızca devam eden veya tekrarlanma ihtimali bulunan müdahaleler bakımından işlevseldir.

Müdahale tamamen sona ermişse: ve yeniden gerçekleşme ihtimali yoksa, dava dinlenmez.

Ancak tehdit yeterlidir: saldırının yenilenmesi tehdidi söz konusu ise, malikin gelecekteki bu olası saldırının önlenmesini talep edebileceği kabul edilmektedir.

Pratik sonuç: müdahale sona ermişse yalnızca tazminat ve kullanım bedeli talep edilebilir; men talebi sonuç vermez.

Bu nedenle müdahalenin sürdüğü belgelenmelidir: tarihli fotoğraflar, tespit tutanakları ve tanık beyanları dosyanın temelini oluşturur.

Zamanaşımı Yoktur

Aradan uzun süre geçmiş olması, bu davada tek başına bir engel oluşturmaz.

Kural: mülkiyet hakkı kural olarak zamanaşımına uğramaz; bu nedenle mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi davasında hak düşürücü süre veya zamanaşımı söz konusu değildir.

Gerekçesi davanın niteliğidir: dava aynî bir hakka dayandığı için her zaman açılabilir.

Ancak birlikte istenen talepler farklıdır: kullanım bedeli beş yıllık zamanaşımına tabidir ve dava tarihinden geriye doğru hesaplanır.

Bu nedenle gecikme yine de maliyetlidir: men talebi süresiz olsa da, geçmiş dönem kullanım bedelinin bir kısmı zamanaşımına uğrayabilir.

İdareye ait taşınmazların işgali hâlindeki farklı rejim için ecrimisil: idarenin taşınmazının işgali sayfamıza bakabilirsiniz.

Kimler Dava Açabilir?

Dava hakkı yalnızca tapu malikine tanınmış değildir.

Aynî hak sahipleri: mülkiyet, intifa ve oturma gibi haklara sahip olanlar dava açabilir.

Şahsi hak sahipleri: kira gibi bir ilişkiye dayanan kiracı da bu davayı açabilir.

Tüzel kişiler ve devlet: davayı gerçek ve tüzel kişiler açabileceği gibi devlet de açabilir.

Kat mülkiyetinde önemli bir kolaylık vardır: Yargıtay’a göre kat maliki, diğer kat maliklerinin katılımı olmaksızın, ana taşınmazın ortak yerine yönelik el atmanın önlenmesini dava edebilir.

Aynı kararda: kira sözleşmesinde imzası bulunan ve kat malikleri kurulu kararında olumlu oy kullanan kat maliklerinin davada taraf olarak yer alması gerekmediği belirtilmiştir.

Bu, ortak alan uyuşmazlıklarında tek başına hareket imkânı verir.

Kamulaştırmasız El Atmada Men Davası

Müdahale eden bir idare olduğunda dava mümkündür; ancak pratikte farklı bir tercih öne çıkar.

Hukuken açılabilir: idarenin kamulaştırma yapmaksızın taşınmaza fiilen el atması hâlinde malik, men’i müdahale veya bedel tahsili davası açmak konusunda seçimlik hakka sahiptir.

Uygulamadaki tercih bedel yönündedir: el atmalar büyük oranda bir imar planına dayandığından, bedel tahsili davasının tercih edilmesinin daha doğru olacağı savunulmaktadır.

Sebebi fiilîdir: üzerine yol, park veya tesis yapılmış bir taşınmazda müdahalenin kaldırılması çoğu zaman mümkün olmaz.

Seçim sonuç doğurur: bedel davası kabul edildiğinde mülkiyet idareye geçer; men davasında ise taşınmaz malikte kalır.

Bu nedenle karar öncesi tespit yaptırılmalıdır: taşınmazın fiilî durumu, hangi yolun gerçekçi olduğunu belirler.

Dava Öncesi Hazırlık ve Delil

Bu davada sonucu belirleyen şey, müdahalenin ve haksızlığının somut biçimde ortaya konmasıdır.

1. Mülkiyeti belgeleyin. Güncel tapu kaydı ve varsa mirasçılık belgesi dosyada bulunmalıdır.

2. Müdahaleyi tarihlendirin. Fotoğraf, video ve uydu görüntüleri müdahalenin başlangıcını ve sürdüğünü gösterir.

3. Sınırları netleştirin. Kadastral durum ve gerekirse ölçüm, müdahalenin taşınmaz sınırları içinde kaldığını ispatlar.

4. Hukuki dayanağın yokluğunu gösterin. Karşı tarafla aranızda kira, ariyet, intifa gibi bir ilişki bulunmadığı ortaya konmalıdır.

5. Delil tespiti isteyin. Müdahalenin ortadan kalkma ihtimali varsa, mahkemeden delil tespiti talep edilebilir.

6. Kullanım bedelini birlikte talep edin. Geriye dönük beş yıllık dönem için ayrıca istenebilir.

Görevli Mahkeme ve Hükmün İcrası

Davanın nerede açılacağı ve kararın nasıl uygulanacağı, sonucun alınabilmesi bakımından belirleyicidir.

Görevli mahkeme: haksız el atmanın önlenmesi davasında asliye hukuk mahkemeleri görevlidir.

Yetkili yer: dava konusu taşınmaz olduğundan genel yetki kuralları uygulanmaz; dava taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır.

Davanın niteliği: aynî nitelikte ve hükmü icraya elverişli bir eda davasıdır.

Bunun pratik değeri şudur: karar yalnızca bir tespit değildir; müdahalenin sonlandırılması icra yoluyla sağlanabilir.

Eski hâle getirme talebi de eklenebilir: müdahale sonucu değişen fiilî durumun düzeltilmesi istenebilir.

İdarenin özel taşınmaza el atması hâlindeki özel rejim için kamulaştırmasız el atma: fiilî ve hukuki el atma rehberi ve kamulaştırmasız fiilî el atmada ecrimisil ve bedel; görev kuralları için kamulaştırma davalarında görevli ve yetkili mahkeme sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Kanuni Dayanak: TMK m.683

El atmanın önlenmesi davasının dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesidir. Madde iki fıkradan oluşur ve ikinci fıkra malike iki ayrı dava hakkı tanır:

Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.

Maddedeki “her türlü haksız elatma” ifadesi geniş yorumlanır: müdahalenin fiziksel olması şart değildir, mülkiyet hakkına yönelen ve hukuka dayanmayan her müdahale bu davanın konusunu oluşturabilir.

İstihkak Davasıyla Karıştırılmamalı

683. madde iki davayı aynı fıkrada saydığı için bunlar sık karıştırılır. Ayrım, zilyetliğin kimde olduğuna göre yapılır:

İki dava arasındaki fark

İstihkak davasıEl atmanın önlenmesi
ZilyetlikMalikten çıkmıştırMalikte kalmış olabilir
AmaçMalın iadesiMüdahalenin durdurulması
Tipik hâlTaşınır malın elde tutulmasıTaşınmaza tecavüz, işgal, sınır aşımı

Tapuya kayıtlı taşınmazlarda uygulamada tercih edilen yol el atmanın önlenmesi davasıdır; malik tapuda hak sahibi göründüğü sürece hukuken zilyetliğini yitirmiş sayılmadığından, işgalciyi çıkarmak için bu dava açılır.

Yetkili Mahkeme: Kesin Yetki Kuralı

Taşınmaza ilişkin ayni haklardan doğan davalarda yetki, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 12. maddesinde kesin yetki olarak düzenlenmiştir: dava, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.

Kesin yetki kuralı, taraflarca değiştirilemez ve mahkemece resen gözetilir. Bu nedenle malikin veya davalının ikametgâhı yetkiyi etkilemez.

İdareye Karşı Açılan El Atmanın Önlenmesi

Kamulaştırmasız el atma dosyalarında bu dava, malikin elindeki üç talepten biridir. Ancak idareye karşı açıldığında pratik bir sınırla karşılaşır: taşınmaz fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş ve üzerinde tesis yapılmışsa, müdahalenin fiilen durdurulması çoğu zaman mümkün olmaz.

Bu nedenle uygulamada talep genellikle şu biçimde kurulur: el atmanın önlenmesi ile birlikte veya onun yerine bedel talep edilir ve geçmişe dönük kullanım için ayrıca ecrimisil istenir.

Hangi rejimin uygulanacağı el atmanın tarihine ve türüne bağlıdır:

  • 9/10/1956 – 4/11/1983 arasındaki fiili el koymalarda 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesi uygulanır ve uzlaşma usulünün işletilmesi dava şartıdır.
  • İmar planı kaynaklı kısıtlamalarda Ek 1. madde uygulanır; burada fiziksel bir müdahale bulunmadığından el atmanın önlenmesi değil, bedel talebi gündeme gelir.

Ters Yön: İdarenin Boşaltma Yetkisi

Kamulaştırma tamamlandığında ilişki tersine döner. 20. maddeye göre, idare adına tapuda tescil edilen taşınmazın boşaltılması idarece icra memurundan istenir; icra memuru taşınmazı on beş gün içinde boşaltmalarını içindekilere tebliğ eder ve bu süre içinde boşaltılmazsa icraca boşaltılır.

Aynı madde şunu da düzenler: itiraz ve şikâyet boşaltmayı durdurmaz ve mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilemez. Yani tescil gerçekleştikten sonra malikin elinde el atmanın önlenmesi yolu kalmaz.

Bu nedenle zamanlama belirleyicidir: el atmanın önlenmesi talebi, tescil öncesindeki fiili müdahale dönemine yöneliktir.

Dava Kurulurken

  1. Mülkiyet belgelenmelidir. Güncel tapu kaydı dosyanın temelidir.
  2. Müdahalenin varlığı ve kapsamı keşif, hava fotoğrafı, kadastro paftası ve tanıkla ortaya konmalıdır.
  3. Müdahalenin hukuka dayanıp dayanmadığı sorgulanmalıdır; usulüne uygun bir kamulaştırma veya irtifak varsa talep dayanaksız kalır.
  4. El atma tarihi tespit edilmelidir; uygulanacak rejimi bu tarih belirler.
  5. Talepler birlikte kurulmalıdır: men’i, bedel ve ecrimisil aynı dosyada değerlendirilebilir.
  6. Uzlaşma şartı geçici 6. madde kapsamındaki dosyalarda önceden işletilmelidir.

Dosyanızı süre işlemeye başlamadan değerlendirelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Usul, Tedbir ve İcra: HMK m.2, m.12, m.389 ve İİK m.30

Men davasının değeri, kararın fiilen uygulanabilmesinden gelir. Bu nedenle görev ve yetki kadar, yargılama sürerken alınacak tedbir ve karardan sonraki icra usulü de baştan planlanmalıdır.

Görev: HMK m.2. Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Taşınmazın değeri ne olursa olsun görev değişmez; sulh hukuk mahkemesinde açılan dava görevsizlikle sonuçlanır.

Kesin yetki: HMK m.12. Taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin veya aynî hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Irtifak haklarına ilişkin davalarda yüklü taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu dava birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da açılabilir.

Yargılama sürerken: HMK m.389. Men davası sonuçlanana kadar müdahale devam ederse karar pratik değerini yitirir. Bu nedenle ilk talep tedbir olmalıdır: mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâlinde ihtiyati tedbire karar verilebilir. İnşaatın sürdüğü, ağaçların kesildiği veya hafriyat yapıldığı dosyalarda bu şart açıkça gerçekleşir.

Tedbir talebinin kurulması: HMK m.390. Talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Mahkeme, karşı tarafı dinlemeksizin de tedbire karar verebilir. Talep, yalnızca “müdahalenin önlenmesi” gibi genel bir ifadeyle değil; inşaatın durdurulması, malzeme girişinin engellenmesi, ağaç kesiminin durdurulması gibi somut biçimde yazılmalıdır.

Delilin kaçmaması için: HMK m.400. Müdahalenin fiilî durumu hızla değişebildiğinden, dava açılmadan önce veya açıldıktan sonra delil tespiti istenebilir: taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi ve tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir. Tespit tutanağı, sonradan “müdahale bitmişti” savunmasını da karşılar.

Kararın icrası: İİK m.30. Men hükmü bir eda hükmüdür ve icra edilebilir. Bir işin yapılmasına dair ilam icra dairesine verilince icra memuru, borçluya icra emri tebliğ ederek işin yapılmasını emreder. Borçlu, verilen süre içinde işi yapmazsa, iş masrafı sonradan borçludan tahsil edilmek üzere alacaklıya yaptırılabilir. Borçlu bir şeyi yapmamaya mahkûm edilmişse ve buna aykırı davranırsa, aynı madde uyarınca aykırılığın giderilmesi ve durumun eski hâline getirilmesi sağlanır.

Bunun pratik anlamı. Kararda talebin hangi eylemi kapsadığı açıkça yazılmamışsa icra aşamasında tıkanma yaşanır. Bu nedenle dava dilekçesinde talep sonucu şu üç başlıkta kurulmalıdır: müdahalenin önlenmesi (yapmama), mevcut durumun kaldırılması (eski hâle getirme) ve gerekiyorsa masrafın davalıdan tahsili. Hüküm fıkrasında bu ayrım yoksa, icra memuru yalnızca yapmama borcunu uygular.

Geçmiş dönem için: TMK m.995. Men talebi geleceğe yöneliktir; geçmiş kullanımın karşılığı ayrıca istenir. İyiniyetli olmayan zilyet, geri vermekle yükümlü olduğu şeyi haksız alıkoymuş olması yüzünden hak sahibine verdiği zararlar ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat ödemek zorundadır. Buna karşılık TMK m.993 uyarınca iyiniyetli zilyet, kendisine karşı ileri sürülen hakla bağdaşan biçimde kullandığı şeyi geri verirken tazminat ödemekle yükümlü değildir.

Men davasında usul ve icra haritası

KonuKuralDayanak
Talebin temeliHer türlü haksız el atmanın önlenmesiTMK m.683
Görevli mahkemeAsliye hukuk; değer görevi değiştirmezHMK m.2
YetkiTaşınmazın bulunduğu yer; kesinHMK m.12
İrtifakta yetkiYüklü taşınmazın bulunduğu yerHMK m.12
Birden çok taşınmazBirinin bulunduğu yerde hepsi içinHMK m.12
İhtiyati tedbir sebebiHakkın elde edilmesinin zorlaşması veya zararHMK m.389
Tedbir talebiSebep ve tür açıkça; yaklaşık ispatHMK m.390
Karşı tarafı dinlemedenKarar verilebilirHMK m.390
Delil tespitiKeşif, bilirkişi ve tanık; dava öncesi deHMK m.400
Kararın icrasıİcra emriyle işin yapılmasıİİK m.30
YapılmazsaMasrafı borçludan alınmak üzere yaptırılırİİK m.30
Talep sonucuÖnleme, eski hâle getirme ve masraf ayrı yazılmalıİİK m.30
Geçmiş kullanımKötüniyetli zilyette tazminatTMK m.995
İyiniyetli zilyetTazminat ödemezTMK m.993

Eski Hâle Getirme Talebinin Sınırı

El atmanın önlenmesi davasında, müdahalenin sona erdirilmesinin yanında eski hâle getirme de talep edilebilir. Ancak bu talebin pratik bir sınırı vardır.

Uygulamada kabul edilen ölçüt şudur: el atmanın önlenmesi ile taşınmazın eski hâle getirilmesinin istenmesi durumunda, eski hâle getirme masraflarının taşınmazın bedelinden fazla olması hâlinde; taşınmaz bedelinin ödenmesine ve taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi gerekir.

Yani üzerine kalıcı bir tesis yapılmış taşınmazda, yıkım yerine bedel ödenmesi sonucu doğabilir.

Bu nedenle dava açılmadan önce yapılacak değerlendirme şudur:

  1. Müdahale kalıcı mı, geçici mi?
  2. Üzerinde kamu tesisi var mı?
  3. Eski hâle getirme teknik olarak mümkün mü?
  4. Masrafı taşınmazın değerini aşıyor mu?

Dördüncü maddeye verilecek cevap “evet” ise, davanın fiilî sonucu bedel tahsili olacaktır. Bu durumda talebi baştan buna göre kurmak zaman kazandırır.

Nitekim kanun yolu bakımından da bir imkân tanınmıştır: el atmanın önlenmesi davası açan malik, sonradan davanın konusunu ıslah suretiyle kamulaştırmasız el atma bedeli davasına dönüştürebilir.

Geçici Müdahale ve Ecrimisil

Her müdahale kamulaştırmasız el atma sayılmaz. Uygulamada; idarenin müdahalesinin kısa süreli, geçici ve sahiplenmek amacı taşımayan nitelikte olması hâlinde kamulaştırmasız el atmadan söz edilemeyeceği kabul edilmektedir.

Bu durumda malikin elinde farklı talepler bulunur:

  • El atmanın önlenmesi,
  • Uğranılan zarar için tazminat,
  • Kullanım karşılığı ecrimisil.

Bu taleplerin hangi yargı kolunda ileri sürüleceği, müdahalenin hukuki niteliğine göre belirlenir.

Bu nedenle dilekçe hazırlanırken müdahalenin süresi, kapsamı ve amacı somut biçimde ortaya konulmalıdır: ne zaman başladı, hâlen devam ediyor mu, üzerinde kalıcı bir tesis var mı?

Sıkça Sorulan Sorular

Dava sürerken müdahale devam ederse ne yapabilirim?

HMK m.389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağından endişe edilmesi hâlinde ihtiyati tedbire karar verilebilir. HMK m.390 uyarınca talep, sebebi ve türü açıkça belirtilerek ve yaklaşık ispatla kurulmalıdır.

Müdahalenin fiilî durumunu nasıl belgelerim?

HMK m.400 uyarınca taraflardan her biri, ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi ve tanık ifadelerinin alınması gibi işlemleri talep edebilir. Tespit tutanağı, sonradan ileri sürülecek ‘müdahale bitmişti’ savunmasını da karşılar.

Men kararı nasıl icra edilir?

İİK m.30 uyarınca bir işin yapılmasına dair ilam icra dairesine verilince icra memuru borçluya icra emri tebliğ ederek işin yapılmasını emreder; borçlu yapmazsa iş, masrafı sonradan borçludan tahsil edilmek üzere alacaklıya yaptırılabilir. Yapmama borcuna aykırılıkta ise aykırılığın giderilmesi ve eski hâle getirme sağlanır.

Talep sonucunu nasıl yazmalıyım?

Talep üç başlıkta kurulmalıdır: müdahalenin önlenmesi, mevcut durumun kaldırılması ve gerekiyorsa masrafın davalıdan tahsili. Hüküm fıkrasında bu ayrım yoksa icra aşamasında yalnızca yapmama borcu uygulanır ve eski hâle getirme talebi sonuçsuz kalır.

Geçmiş dönem kullanımı için ne isteyebilirim?

TMK m.995 uyarınca iyiniyetli olmayan zilyet, haksız alıkoyma yüzünden verdiği zararlar ile elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği ürünler karşılığında tazminat öder. TMK m.993 uyarınca iyiniyetli zilyet ise kendisine karşı ileri sürülen hakla bağdaşan biçimde kullandığı şeyi geri verirken tazminat ödemekle yükümlü değildir.

El atmanın önlenmesi davası nedir?

Malikin, taşınmazına haksız müdahale eden kişi veya idareye karşı müdahalenin durdurulmasını ve taşınmazın eski hâle getirilmesini talep ettiği davadır (TMK m. 683). Mülkiyet hakkının korunmasına dayanır.

Kamulaştırmasız el atmada men davası açabilir miyim?

Evet. İdare kamulaştırma yapmadan taşınmaza fiilen el atmışsa, fiilî durumu kabullenmek yerine müdahalenin men’i davası açarak taşınmazınızın iadesini isteyebilirsiniz.

Men davası mı, bedel davası mı açmalıyım?

Taşınmazınıza yeniden kavuşmak istiyorsanız men davası; fiilî durumu kabullenip karşılığını almak istiyorsanız bedel davası açabilirsiniz. Taşınmaz kamu hizmetine tahsis edilip kalıcı tesis yapılmışsa men sonuç vermeyebilir; bu hâlde bedel davası tercih edilir.

El atmanın önlenmesi davası hangi mahkemede açılır?

Adli yargıda, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır. Taşınmazın aynına ilişkin olduğundan yetki kesindir.

Men davası zamanaşımına uğrar mı?

Hayır. Dava mülkiyet hakkına dayandığından zamanaşımına tabi değildir; haksız müdahale devam ettiği sürece her zaman açılabilir.

Hisseli taşınmazda men davası açabilir miyim?

Evet. Paylı mülkiyette paydaşlardan her biri, taşınmazın tamamına yönelik haksız müdahalenin men’ini tek başına talep edebilir.

El atmanın önlenmesi davası ile istihkak davası arasındaki fark nedir?

Ayrım zilyetliktedir. Eşyanın zilyetliği başkasına geçmişse istihkak davası açılır; zilyetlik geçmemiş ancak malikin yetkileri haksız biçimde kısıtlanmışsa el atmanın önlenmesi davası açılır.

Zarar görmediysem dava açabilir miyim?

Evet. Davanın açılabilmesi ve kabulü için davacının zarar görmesi gerekmez. Zarar varsa ayrıca haksız fiil hükümlerine veya taraflar arasındaki ilişkiye dayanılarak talep edilir.

Taşınmazıma yapı yapılmadıysa el atma sayılır mı?

Evet. Yapı inşa edilmesi şart değildir; araç park edilmesi, moloz dökülmesi, gürültü yapılması ve güneşin engellenmesi gibi dolaylı müdahaleler de haksız el atma sayılır.

Müdahale sona erdiyse dava açabilir miyim?

Men talebi bakımından hayır. Dava, devam eden veya tekrarlanma ihtimali bulunan müdahaleler için işlevseldir. Müdahale tamamen sona ermiş ve tekrar ihtimali yoksa dinlenmez; bu hâlde tazminat ve kullanım bedeli talep edilebilir.

Bu davada zamanaşımı var mı?

Hayır. Mülkiyet hakkı kural olarak zamanaşımına uğramadığından, mülkiyete dayalı el atmanın önlenmesi davasında hak düşürücü süre veya zamanaşımı söz konusu değildir.

Kiracı bu davayı açabilir mi?

Evet. Mülkiyet, intifa ve oturma gibi aynî hak sahiplerinin yanında, kira gibi şahsi bir hakka dayanan kiracı da bu davayı açabilir.

Apartmanın ortak alanına müdahale varsa tek başıma dava açabilir miyim?

Yargıtay’a göre evet. Kat maliki, diğer kat maliklerinin katılımı olmaksızın ana taşınmazın ortak yerine yönelik el atmanın önlenmesini dava edebilir.

Hangi mahkemede açılır?

Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde. Dava konusu taşınmaz olduğundan genel yetki kuralları uygulanmaz.

El atmanın önlenmesi davasının kanuni dayanağı nedir?

Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesidir. Maddeye göre malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.

İstihkak davası ile el atmanın önlenmesi arasındaki fark nedir?

İstihkak davasında zilyetlik malikten çıkmıştır ve malın iadesi istenir; el atmanın önlenmesinde ise mülkiyete yönelen müdahalenin durdurulması talep edilir.

Bu dava hangi yer mahkemesinde açılır?

Taşınmaza ilişkin ayni haklardan doğan davalarda yetki, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 12. maddesinde kesin yetki olarak düzenlenmiştir; dava taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.

İdare taşınmazıma tesis yaptıysa el atmanın önlenmesi işe yarar mı?

Taşınmaz fiilen kamu hizmetine tahsis edilmiş ve üzerinde tesis yapılmışsa müdahalenin fiilen durdurulması çoğu zaman mümkün olmaz; bu nedenle talep genellikle bedel ve ecrimisil ile birlikte kurulur.

Tescil yapıldıktan sonra el atmanın önlenmesi istenebilir mi?

20. madde uyarınca tescilden sonra idare boşaltmayı icra memurundan ister; itiraz ve şikâyet boşaltmayı durdurmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilemez.

İmar kısıtlamasında el atmanın önlenmesi davası açılır mı?

İmar planı kaynaklı kısıtlamada fiziksel bir müdahale bulunmadığından Ek 1. madde uyarınca bedel talebi gündeme gelir.

Post by Av. Fatma Öztürk