Yapılandırma kanunu yürürlükte değilken vergi ve diğer kamu borçlarını taksitlendirmenin yolu 6183 m.48’deki tecildir: ödeme güçlüğü (çok zor durum) içindeki borçlu, tecil faizi işlemek ve gerektiğinde teminat göstermek koşuluyla borcunu 2026 itibarıyla 72 aya kadar taksitlendirebilir; taksitlerin aksatılması tecili bozar ve borcu eski hâline döndürür.
Tecil Şartları ve Başvuru
Tecil, kamu alacağının belirli şartlarla ertelenmesi ve taksitlendirilmesidir. Kendiliğinden uygulanmaz, talep edilmelidir.
| Şart | İçeriği | Not |
|---|---|---|
| Çok zor durum | Borcun defaten ödenmesinin borçluyu zor duruma düşürmesi | Temel şart |
| Talep | Yazılı başvuru şart | Resen yapılmaz |
| Teminat | Belirli tutarı aşan borçlarda aranır | Muafiyet sınırı var |
| Teminat türleri | Para, banka teminat mektubu, gayrimenkul, kefil | Kanunda sayılı |
| Tecil faizi | Taksit süresince işler | Gecikme zammından farklı |
| Sonuç — hacizler | Kabul edilirse hacizler kaldırılabilir | En büyük fayda |
| Süre | İdarenin belirlediği vade | Değişebilir |
| Taksit aksarsa | Tecil bozulur | Ağır sonuç |
| Reddedilirse | Gerekçe istenmeli | İdari yol |
Birinci ve ikinci satırlar başvurunun iki temel unsurudur: tecil için “çok zor durum” hâlinin bulunması ve bunun yazılı talep ile ortaya konması gerekir — idare bu değerlendirmeyi kendiliğinden yapmaz.
Altıncı satır ise en büyük pratik faydadır; tecil talebinin kabulü hâlinde mevcut hacizlerin kaldırılması gündeme gelir ve borçlu ticari faaliyetine devam edebilir. Ayrıntı için vergi borcu yapılandırması rehberimize bakabilirsiniz.
Konkordato, iflas ve kamu alacağı rehberlerimiz: konkordato süreci · geçici ve kesin mühlet farkı · mühlette takipler · iflas davası ve depo emri · vergi borcunda tecil · 6183 ile İİK karşılaştırması
Başvuru Dilekçesinde Neler Bulunmalı?
Tecil talebinin kabulü büyük ölçüde dilekçenin somutluğuna bağlıdır.
| Unsur | İçeriği | Neden |
|---|---|---|
| Borç bilgisi | Dönem, tür ve tutar | Hangi borç için |
| Çok zor durum gerekçesi | Somut mali veriler | Temel şart |
| Mali tablolar | Bilanço, gelir tablosu, nakit akışı | Belgeleyin |
| Faaliyet durumu | Ciro düşüşü, tahsilat sorunu | Sebep gösterin |
| Ödeme planı önerisi | Gerçekçi taksit önerin | Ödenemeyecek plan bozulur |
| Teminat | Ne sunulacağı | Tutara göre |
| Haciz kaldırma talebi | Ayrıca yazın | Kendiliğinden olmaz |
| İletişim | Güncel adres ve telefon | Tebligat |
| Ek belgeler | İstenirse tamamlanmalı | Takip edin |
İkinci ve beşinci satırlar talebin kaderini belirler: “çok zor durum” iddiası somut mali verilerle desteklenmeli ve önerilen taksit planı gerçekçi olmalıdır — ödenemeyecek bir plan kısa sürede bozulur ve durum daha da ağırlaşır. Yedinci satır ise sık atlanır; hacizlerin kaldırılması ayrıca talep edilmelidir.
Konkordato, iflas ve kamu alacağı rehberlerimiz: konkordato süreci · geçici ve kesin mühlet farkı · mühlette takipler · iflas davası ve depo emri · vergi borcunda tecil · 6183 ile İİK karşılaştırması
Vergi veya SGK borcunuzu tek seferde ödeyemiyor musunuz?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.
2026 Güncellemesi: 7582 Sayılı Kanun Tecili Kökten Değiştirdi
Bu, güncel bilgiyi kritik biçimde etkileyen bir değişikliktir. 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun, 6183 sayılı Kanun’un 48. maddesindeki tecil rejimini önemli ölçüde genişletti: azami tecil süresi 36 aydan 72 aya çıkarıldı, teminatsız tecil edilebilecek borç tutarı ise önce 1.000.000 TL’ye, ardından 13 Haziran 2026 tarihli 11414 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 10.000.000 TL’ye yükseltildi. 5 Haziran 2026 tarihi itibarıyla vadesi gelmiş kamu alacakları bu kapsamdadır ve başvurular 31 Ağustos 2026’ya kadar yapılabilir. Bu, eski “36 ay, 50.000 TL” bilgisiyle hareket eden mükellefler için önemli bir fırsat penceresidir; bu yazının yazıldığı 16 Ağustos 2026 itibarıyla başvuru penceresi hâlâ açıktır.
Tecil Nedir, Yapılandırmadan Farkı Ne?
İki kurum sık karıştırılır. Yapılandırma, TBMM’nin dönem dönem çıkardığı özel kanunlarla faiz-zamların silinip yerine düşük güncellemenin konduğu istisnai bir imkândır ve her zaman açık değildir. Tecil ise 6183 sayılı Kanun m.48’de düzenlenen, her zaman başvurulabilen kalıcı mekanizmadır: borç silinmez, faiz durmaz; ama borçluya nefes aldıran bir vade-taksit planı kurulur ve en önemlisi, tecil süresince borçlu hakkında yeni cebren tahsil (haciz-satış) işlemlerine devam edilmez, borcu yoktur yazısı alınabilmesi mümkün hâle gelir.
Temel Şart: “Çok Zor Durum”
Tecilin kanuni şartı, borcun vadesinde ödenmesinin borçluyu çok zor duruma düşürecek olmasıdır. İdare bunu ölçmek için mali analiz kullanır: işletmelerde bilanço-likidite göstergeleri, gerçek kişilerde gelir-gider ve malvarlığı durumu değerlendirilir. Başvuru dilekçesinde zor durumun somut anlatılması (nakit akış tablosu, alacak-borç dökümü, sipariş-iş kaybı belgeleri) kabul şansını doğrudan etkiler. Kasten ödememe görüntüsü veren dosyalarda (yüksek harcamalar sürerken borcun bekletilmesi gibi) ret olasılığı yükselir.
Taksit Sayısı Sabit Değil: Likidite Oranına Göre Belirlenir
72 ay bir “azami” sınırdır, otomatik bir hak değildir. Uygulamada taksit sayısı, mükellefin likidite oranına (kısa vadeli varlıkların kısa vadeli borçlara oranı) göre kademeli olarak belirlenir — likidite oranı düşük olan (mali durumu daha zayıf) mükellefler daha uzun vadeye, likidite oranı yüksek olanlar ise daha kısa vadeye tabi tutulabilir. Bu nedenle her başvuru sahibi otomatik olarak 72 ay elde edeceğini varsaymamalı, kendi mali tablosuna göre bir ön hesaplama yapmalı ve gerekirse mali müşavir desteğiyle likidite oranını başvuru öncesinde netleştirmelidir.
Süre, Faiz ve Teminat
Kanunun çizdiği güncel çerçeve şudur: tecil süresi en fazla 72 aydır (2026 öncesi 36 aydı) ve taksitler kural olarak aylık eşit tutarlarla belirlenir. Tecil edilen borca, oranı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca belirlenen tecil faizi işler; bu oran dönemsel olarak güncellendiğinden ve 7582 sayılı Kanun kapsamındaki yeni başvurularda standart orandan farklı (indirimli) bir oran uygulanabildiğinden, başvuru öncesi GİB’in güncel tebliğinden teyit edilmesi şarttır. 10.000.000 TL’ye kadar olan borçlarda teminat aranmaz; bu tutarı aşan borçlarda ise yalnızca aşan kısım için teminat (banka mektubu, gayrimenkul ipoteği gibi) istenir. Hâlihazırda haczedilmiş mallar, değerleri ölçüsünde teminat yerine geçebilir.
Eski ve Yeni Rejim: Somut Karşılaştırma
| Unsur | 2026 öncesi (eski rejim) | 2026 sonrası (7582 sayılı Kanun) |
|---|---|---|
| Azami tecil süresi | 36 ay | 72 ay |
| Teminatsız tecil sınırı | 50.000 TL | 10.000.000 TL |
| Kapsam | — | 5 Haziran 2026 itibarıyla vadesi gelmiş kamu alacakları |
| Başvuru son tarihi | — | 31 Ağustos 2026 |
Bu tablo, değişikliğin büyüklüğünü somutlaştırır: teminatsız tecil sınırı tam 200 kat artmış, süre ise iki katına çıkmıştır. Eski bilgiyle hareket eden bir mükellef, bugün çok daha elverişli koşullardan yararlanabileceğini fark etmeyebilir ve gereğinden ağır bir teminat sunma yoluna gidebilir.
Uyumlu Mükellefe Özel Kapı (m.48/A)
Vergisel yükümlülüklerini düzenli yerine getiren mükellefler için kanun ayrı bir kolaylık öngörür: m.48/A kapsamındaki vergiye uyumlu mükellef tecili, şartları taşıyanlara daha uzun vade ve daha elverişli faiz-teminat koşulları sağlayabilir. Geçmiş dönem beyan-ödeme düzeni burada anahtar kriterdir. Hangi rejimden yararlanılacağı, başvuru öncesi karşılaştırmalı hesaplanmalıdır. SGK prim borçları da 6183 sayılı Kanun kapsamında değerlendirildiğinden, aynı 72 aylık azami süre ve 10.000.000 TL’lik teminatsız limit SGK borçları için de geçerlidir; ancak başvuru SGK’nın kendi birimlerine yapılır ve süreç idari olarak ayrı yürütülür — vergi dairesine yapılan bir tecil başvurusu, otomatik olarak SGK borçlarını da kapsamına almaz, her iki kurum için ayrı başvuru gerekir.
Somut Örnek: Tecil Faizi Nasıl Hesaplanır?
Basit bir örnekle mantığı gösterelim. Diyelim ki bir mükellefin 4.000.000 TL’lik bir vergi borcu, 4 ay vadeyle ve 4 eşit taksitte ödenmek üzere tecil edildi. Bu durumda taksit tutarı 4.000.000 / 4 = 1.000.000 TL olur. Her taksite, o taksitin vadesine kalan gün sayısına göre hesaplanan tecil faizi ayrıca eklenir — yani ilk taksitin faizi en az, son taksitin faizi en fazla olur, çünkü tecil faizi basit faiz usulüyle ve geçen süreye göre işler. Gerçek hesaplamada güncel faiz oranının GİB’den teyit edilmesi ve her taksit için ayrı hesaplama yapılması gerekir; bu örnek yalnızca mantığı somutlaştırmak içindir. Vade uzadıkça toplam faiz maliyeti de artacağından, 72 aya kadar uzayabilen yeni sistemde, mükelleflerin “en uzun vadeyi almak” ile “toplam faiz maliyetini düşük tutmak” arasında bilinçli bir tercih yapması gerekir.
Başvuru Nasıl Yapılır?
Başvuru; borcun bağlı olduğu vergi dairesine yazılı dilekçeyle veya İnteraktif Vergi Dairesi ya da dijital.gib.gov.tr üzerinden elektronik olarak yapılır. Dilekçeye; taksit önerisi (peşinat ve ay sayısı), zor durumu ispatlayan belgeler ve teminat önerisi eklenir. İdare talebi kısmen kabul edebilir (daha kısa vade, daha yüksek peşinat); bu durumda planın sürdürülebilirliği yeniden hesaplanmalıdır.
Talep Reddedilirse: Yargı Yolu
Tecil talebinin reddi, borcun kesinleştiği anlamına gelmez, ancak acil bir değerlendirme gerektirir. İdarenin tecil talebini reddetmesi bir idari işlemdir ve kural olarak vergi mahkemesinde iptal davasına konu edilebilir. Ancak burada iki ayrı takvim iç içe geçer: ödeme emrine karşı açılacak dava için 15 günlük özel süre işlerken, tecil talebi bu süreden bağımsız olarak sonuçlanabilir. Bu nedenle tecil başvurusu reddedilen bir mükellef, yalnızca “yeniden başvuru yaparım” diye beklememeli — aynı anda ödeme emrine karşı dava açma süresini de kaçırmamak için iki yolu paralel olarak takip etmelidir. Ret gerekçesi usul eksikliğiyse (örneğin eksik belge), genellikle eksikliği tamamlayıp yeniden başvurmak daha hızlı bir çözümdür; ret gerekçesi “zor durum” şartının oluşmadığı yönündeyse, bu değerlendirmeye karşı dava açmak daha güçlü bir yol olabilir; her iki durumda da gerekçenin doğru okunması, hangi yolun izleneceğini belirleyen ilk adımdır.
Taksitleri Aksatırsanız: Tecil Bozulur
Tecilin devamı katı bir disipline bağlıdır: taksitlerin süresinde ödenmemesi veya tecil şartlarına uyulmaması hâlinde tecil bozulur; borç, yapılan ödemeler mahsup edilerek gecikme zammıyla birlikte derhâl muaccel hâle gelir ve cebren tahsil kaldığı yerden başlar. Ayrıca tecil süresinde tahakkuk eden cari dönem borçlarının da ödenmesi beklenir; “eski borcu taksitlendirip yeni borcu biriktirme” pratiği tecilin sonunu getirir. Plan; iyimser değil, gerçekçi nakit akışına göre kurulmalı, sıkışılan ayda vade değişikliği için ödemesizlik doğmadan idareyle iletişime geçilmelidir — bu iletişim, tecili tamamen bozulmaktan kurtarabilecek en pratik önlemdir. Tecili bozulan bir borcun icra sürecinin nasıl işlediğine dair ayrıntılar için Tecil Bozulursa: İcra Sürecinin İşleyişi yazımıza bakabilirsiniz.
İki Rejimin Karşılaştırması
Kamu alacağının takibi ile özel hukuk alacağının takibi farklı kanunlara tabidir; taksitlendirme imkânları da ayrışır.
| Ölçüt | İİK (2004) | 6183 sayılı Kanun |
|---|---|---|
| Nitelik | Adli icra | İdari icra |
| Merci | İcra dairesi | Alacaklı idare |
| Taksit | Haciz sonrası taahhüt (İİK m.111) | Tecil ve taksitlendirme (6183 s.K. m.48) |
| Şart | Alacaklının kabulü veya kanuni şartlar | Kendi rejimindeki şartlar |
| İhlal | Tazyik hapsi (İİK m.340) | Tecilin bozulması |
| Hacizler | Ayakta kalması | Kendi rejimine göre |
| İtiraz | Şikâyet (İİK m.16) | Kendi rejimindeki yol |
| Tasarruf iptali | İİK m.277-284 | 6183 s.K. m.24 vd. |
Beşinci satır, iki rejim arasındaki en önemli sonuç farkıdır: özel hukuk alacaklarında taahhüdün ihlali tazyik hapsi talebine konu olurken, kamu alacağında tecilin bozulması ve takibin kaldığı yerden devamı gündeme gelir.
Alacağın niteliği ilk tespit edilecek husustur. Gelen ödeme emrinin hangi kanuna göre düzenlendiği, belgenin üzerindeki kanuni dayanaktan anlaşılır. Bu tespit yapılmadan başvurulan yol sonuç vermez; itiraz süresi, mercii ve taksitlendirme usulü her iki rejimde farklıdır.
İcra Takibinde Taksit
Özel hukuk alacaklarında taksitle ödeme kendi rejimine tabidir.
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Taahhüt | Haciz sonrası taksitle ödeme taahhüdü | İİK m.111 |
| Satış | Usulüne uygun taahhüdün satışı durdurması | |
| Haciz | Hacizlerin ayakta kalması | |
| Unsurlar | Toplam borç, taksit tutarı ve tarihlerin gösterilmesi | |
| Kabul | Borçlunun tutarı kabul beyanının tutanağa geçirilmesi | |
| Faiz | Taahhüt süresince faizin işlemesi | |
| İhlal | Taahhüde uyulmaması hâlinde tazyik hapsi | İİK m.340 |
| Sona erme | Ödeme hâlinde yaptırımın düşmesi |
Üçüncü satır, en sık yanlış anlaşılan husustur: taksit taahhüdü satışı durdurur ancak hacizleri kaldırmaz. Tapu, trafik ve banka kayıtlarındaki hacizler taahhüt süresince görünmeye devam eder.
Karşılaştırma için 6183 ile İİK karşılaştırması rehberimize bakabilirsiniz.
Haczedilmezlik Karşılaştırması
Her iki rejimde de borçluyu koruyan hükümler bulunur.
| Ölçüt | İİK (2004) | 6183 sayılı Kanun |
|---|---|---|
| Dayanak | İİK m.82-83 | Kendi rejimindeki hükümler |
| Konut | Haline münasip ev (İİK m.82) | Benzer koruma |
| Meslek aracı | Zorunlu araçlar (İİK m.82) | Benzer koruma |
| Maaş | Kanuni kesinti sınırı (İİK m.83) | Kendi rejimindeki sınır |
| Feragat | Takipten önceki feragatin geçersizliği (İİK m.83/a) | Kendi rejimine göre |
| İleri sürme | Şikâyet (İİK m.16) | Kendi rejimindeki yol |
| Süre | Yedi gün | Kendi rejimindeki süre |
| Merci | İcra mahkemesi | Kendi rejimindeki merci |
Altıncı ve sekizinci satırlar birlikte okunmalıdır: koruma her iki rejimde de bulunsa da ileri sürülme yolu ve mercii farklıdır. Yanlış mercie başvuru süre kaybına yol açar.
Aynı borçluda iki dosya ayrı izlenir. Hem kamu hem özel alacak takibi yürüyen dosyalarda her birinin süreleri, mercileri ve haciz sıraları ayrı ayrı izlenmelidir. Bir dosyadaki işlem diğerini etkilemez; paylaştırma aşamasında ise sıra sorunu birlikte değerlendirilir.
Üçüncü Kişideki Alacakların Haczi
Her iki rejimde de üçüncü kişilerdeki alacaklar haciz konusu olur; usul farklıdır.
| Ölçüt | İİK m.89 | 6183 sayılı Kanun |
|---|---|---|
| Bildirim | Haciz ihbarnamesi gönderilmesi | Kendi rejimindeki bildirim |
| İtiraz | Yedi gün (İİK m.89/1) | Kendi rejimindeki süre |
| Zimmet | İtiraz edilmezse borcun zimmette sayılması (İİK m.89/2) | Benzer sonuç |
| Aşama | Üç ihbarname sistemi | Kendi rejimine göre |
| Dava | Menfi tespit (İİK m.89/3) | Kendi rejimindeki yol |
| Tazminat | Gerçeğe aykırı beyan (İİK m.89/4) | Sorumluluk hükümleri |
| Muhatap | Banka, işveren, kiracı | Aynı kişiler |
| Cevap | Süresinde yazılı cevap zorunluluğu | Aynı şekilde |
Sekizinci satır, her iki rejimde de ortak olan yükümlülüktür: bildirime hiç cevap verilmemesi, itiraz edilmemiş sayılması sonucunu doğurur.
Tecil hacizleri kendiliğinden kaldırmaz. Taksitlendirme veya tecil kararı alınması, mevcut hacizlerin kalkması sonucunu doğurmaz. Hacizlerin kaldırılması ayrıca talep edilmeli ve ilgili sicile yazı gönderildiği teyit edilmelidir.
Sıra ve Paylaştırma
Aynı borçlu hakkında hem kamu hem özel alacak takibi yürüdüğünde paylaştırma sorunu doğar.
| Konu | Değerlendirme |
|---|---|
| Hacizde sıra | Haciz tarihine göre oluşması |
| İştirak | Kanunda öngörülen şartlarla (İİK m.100) |
| Kamu alacağı | Kendi rejimindeki öncelik hükümleri |
| İmtiyaz | Kanuni sıradaki konumu (İİK m.206) |
| Cetvel | Sıra cetvelinin düzenlenmesi (İİK m.140) |
| Şikâyet | Sıraya yönelik başvuru (İİK m.16) |
| Dava | Esasa yönelik başvuru (İİK m.142) |
| Garame | Aynı sırada oransal paylaşım (İİK m.207) |
Altıncı ve yedinci satırlar birlikte okunmalıdır: cetveldeki sıraya yönelik başvuru şikâyet, bir alacağın esasına yönelik başvuru ise dava yoluyla ileri sürülür.
Kesinleşen cetvel düzeltilemez. Süresinde başvurulmayan sıra cetveli kesinleşir; alacağın sırası ve tutarı sonradan değiştirilemez. Bu nedenle cetvelin tebliğ tarihi kaydedilmeli ve inceleme gecikmeden yapılmalıdır.
Uygulamada Sık Yapılan Hatalar
İki rejimin karıştırılması tekrarlanan hatalara yol açar.
| Hata | Sonucu |
|---|---|
| Mevzuat | Yanlış kanuna dayanılması |
| Merci | Yanlış mercie başvurulması |
| Süre | İlgili rejimdeki sürenin kaçırılması |
| Yol | Şikâyet ile idari yargı yolunun karıştırılması |
| Taksit | Yanlış rejimdeki taksit usulüne başvurulması |
| Hacizler | Taksitle hacizlerin kalkacağının sanılması |
| Koruma | Haczedilmezliğin ileri sürülmemesi |
| Tespit | Alacağın niteliğinin belirlenmemesi |
Altıncı satır, her iki rejimde de ortak yanılgıdır: taksitlendirme veya tecil kararı mevcut hacizleri kendiliğinden kaldırmaz; kaldırma ayrıca talep edilmelidir.
Belge üzerinden tespit yapılmalıdır. Gelen ödeme emrinin hangi kanuna göre düzenlendiği, belgenin üzerindeki kanuni dayanaktan anlaşılır. Bu tespit yapılmadan başvurulan yol sonuç vermez.
Uygulamada Sık Sorulanlar
Kamu alacağında taksitlendirme konusunda tekrarlanan sorular belirli başlıklarda toplanır.
| Soru | Cevap |
|---|---|
| Dayanak | Kendi mevzuatındaki tecil hükümleri |
| Şart | Öngörülen şartların sağlanması |
| Başvuru | İlgili idareye yapılması |
| Teminat | Gerekiyorsa teminat gösterilmesi |
| İhlal | Tecilin bozulması |
| Hacizler | Kendiliğinden kalkmaması |
| İcra takibi | Ayrı rejim (İİK m.111) |
| Tespit | Alacağın niteliğinin belirlenmesi |
Yedinci satır, iki rejimin ayrıldığı noktadır: özel hukuk alacaklarında taksitle ödeme icra dosyasında taahhüt yoluyla, kamu alacağında ise idareye başvuru yoluyla sağlanır.
İhlalin sonuçları farklıdır. İcra dosyasındaki taahhüdün ihlali tazyik hapsi talebine konu olabilirken (İİK m.340), kamu alacağında tecilin bozulması ve takibin kaldığı yerden devamı gündeme gelir. Bu ayrım taahhüt verilmeden önce bilinmelidir.
Taksitlendirme için icra borcunu taksitle ödeme rehberimize bakabilirsiniz.
Borçlu Bakımından Yol Haritası
Kamu alacağına ilişkin ödeme emri alındığında izlenecek adımlar sıralıdır.
| Adım | İçerik |
|---|---|
| Belge | Ödeme emrinin hangi kanuna dayandığı |
| Tarih | Tebliğ tarihinin kaydedilmesi |
| Süre | İlgili rejimdeki itiraz süresi |
| Merci | Başvurulacak merciin belirlenmesi |
| Sebep | İtiraz sebeplerinin gösterilmesi |
| Tecil | Taksitlendirme başvurusunun değerlendirilmesi |
| Teminat | Gerekiyorsa teminat gösterilmesi |
| Hacizler | Konulan hacizlerin izlenmesi |
Birinci satır, tüm süreci belirler: belgenin hangi kanuna göre düzenlendiği belirlenmeden ne süre ne de merci doğru tespit edilebilir.
İki rejimde süre ve merci farklıdır. Özel hukuk alacağında itiraz icra dairesine yedi gün içinde yapılırken, kamu alacağında kendi mevzuatındaki süre ve merci geçerlidir. Yanlış mercie yapılan başvuru süresinde yapılmış sayılmaz.
Ödeme ve Kapanış
Borcun ödenmesiyle süreç kendiliğinden sona ermez.
| Adım | İçerik |
|---|---|
| Hesap | Güncel borç tutarının alınması |
| Kalemler | Asıl alacak, gecikme zammı ve masraflar |
| Ödeme | Tutarın yatırılması |
| Belge | Ödeme belgesinin saklanması |
| Hacizler | Kaldırma talebinde bulunulması |
| Sicil | Kayıtların düşürülmesi |
| Teyit | Şerhlerin fiilen kalktığının kontrolü |
| Diğer dosya | Varsa diğer takiplerin izlenmesi |
Sekizinci satır, birden çok takip yürüyen dosyalarda önem taşır: bir dosyanın kapanması diğer dosyalardaki hacizleri etkilemez; her dosya için ayrı kaldırma talebi gerekir.
Her şerh kendi kaynağına göre kaldırılır. Aynı mal üzerinde hem kamu hem özel alacak kaynaklı şerh bulunabilir. Bir dosyadan alınan fek diğer şerhleri etkilemez; bu nedenle sicil kaydı bütün olarak çıkarılmalı ve her şerhin kaynağı tespit edilmelidir.
Mal Kaçırma İddiasında İki Rejim
Borçlunun malvarlığını kaçırdığı iddiası her iki rejimde de ileri sürülebilir.
| Ölçüt | İİK m.277 vd. | 6183 s.K. m.24 vd. |
|---|---|---|
| Dayanak | İcra ve İflâs Kanunu | 6183 sayılı Kanun |
| Ön şart | Kesin aciz vesikası veya iflas | Kendi rejimindeki şartlar |
| Davacı | Alacaklı | Alacaklı idare |
| Süre | Beş yıl (İİK m.284) | Kendi rejimine tabi |
| Sebepler | İvazsız tasarruflar, aciz hâli, zarar kastı | Kendi maddelerinde sayılanlar |
| Taraf | Borçlu ve üçüncü kişi | Aynı yapı |
| Sonuç | O mal üzerinden cebrî icra | Benzer sonuç |
| Mülkiyet | Davacıya geçmemesi | Aynı şekilde |
İkinci satır, iki rejim arasındaki en önemli usul farkıdır: özel hukuk alacaklarında kesin aciz vesikası aranırken, kamu alacaklarında bu şart kendi mevzuatındaki hâllere göre değerlendirilir.
Yanlış mevzuat davayı sonuçsuz bırakır. Kamu alacağı için İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine dayanılarak açılan dava veya bunun tersi, esasa girilmeden reddedilebilir.
Süreç Yönetimi
Tecil başvurusundan kapanışa kadar izlenecek adımlar sıralıdır.
| Adım | İçerik |
|---|---|
| Belge | Ödeme emrinin incelenmesi |
| Tarih | Tebliğ tarihinin kaydedilmesi |
| Değerlendirme | İtiraz mı tecil mi |
| Başvuru | İlgili idareye müracaat |
| Teminat | Gerekiyorsa gösterilmesi |
| Plan | Taksit planının izlenmesi |
| İhlal | Aksama hâlinde doğacak sonuçlar |
| Kapanış | Ödeme sonrası hacizlerin kaldırılması |
Üçüncü satır, sürecin yönünü belirler: borç tartışmalıysa itiraz, kabul ediliyor ancak ödeme güçlüğü varsa taksitlendirme yolu değerlendirilir. İki yolun süresi ve mercii farklıdır.
Taksit planı izlenmelidir. Taksitlerden birinin aksaması hâlinde tecil bozulabilir ve takip kaldığı yerden devam eder. Bu nedenle ödeme takvimi kayıt altına alınmalı ve her ödemenin belgesi saklanmalıdır.
Tecil ile İcra Taahhüdünün Karşılaştırması
İki taksitlendirme yolu şart ve sonuç bakımından ayrışır.
| Ölçüt | İcra taahhüdü (m.111) | Kamu alacağında tecil |
|---|---|---|
| Dayanak | İİK m.111 | Kendi mevzuatı |
| Merci | İcra dairesi | Alacaklı idare |
| Şart | Haciz sonrası ve kanuni şartlar | Öngörülen şartlar |
| Teminat | Aranmaması | Gerekebilmesi |
| Satış | Durması | Kendi rejimine göre |
| Hacizler | Ayakta kalması | Kendiliğinden kalkmaması |
| İhlal | Tazyik hapsi (İİK m.340) | Tecilin bozulması |
| Faiz | İşlemeye devam etmesi | Kendi rejimine göre |
Yedinci satır, iki yol arasındaki en ağır sonuç farkıdır: icra dosyasındaki taahhüdün ihlali tazyik hapsi talebine konu olabilirken, kamu alacağında tecilin bozulması ve takibin devamı gündeme gelir.
Taahhüt öncesinde hesap alınmalıdır. Her iki yolda da taksit planı güncel borç tutarı üzerinden kurulmalıdır. Hatalı bir hesaba dayanılarak verilen taahhüt hem daha yüksek bir borcun kabulü hem de gerçekçi olmayan bir plan anlamına gelir.
Sıkça Sorulan Sorular
Vergi borcu kaç aya kadar taksitlendirilebilir?
2026’daki 7582 sayılı Kanun değişikliğiyle 6183 m.48 kapsamında en fazla 72 aya kadar tecil edilebilir (önceki sınır 36 aydı); uyumlu mükellefler için m.48/A’da daha elverişli koşullar öngörülmüştür.
Tecilde faiz işler mi?
Evet; tecil edilen borca, oranı Bakanlıkça belirlenen ve dönemsel güncellenen tecil faizi uygulanır. Faizsiz taksitlendirme ancak özel yapılandırma kanunlarıyla mümkündür.
Tecil için teminat şart mı?
2026 itibarıyla 10.000.000 TL’ye kadar olan borçlarda teminat aranmaz; bu tutarı aşan borçlarda yalnızca aşan kısım için teminat istenir.
Tecil başvurusu haczi durdurur mu?
Tecil kabul edildiğinde tecil şartlarına uyulduğu sürece cebren tahsil işlemlerine devam edilmez; başvuru aşamasındaki riskler için idareyle yazılı süreç yürütülmelidir.
Taksiti aksatırsam ne olur?
Tecil bozulur; borç, ödemeler mahsup edilerek gecikme zammıyla muaccel hâle gelir ve haciz süreci kaldığı yerden devam eder.
72 ay herkese otomatik uygulanır mı?
Hayır. Taksit sayısı mükellefin likidite oranına göre kademeli belirlenir; 72 ay bir azami sınırdır, otomatik bir hak değildir.
Tecil talebim reddedilirse ne yapmalıyım?
Ret bir idari işlemdir ve vergi mahkemesinde dava konusu edilebilir. Aynı zamanda, ödeme emrine karşı 15 günlük dava süresi ayrı işlediğinden, iki yolu paralel takip etmek önemlidir.
📚 İlgili Rehberler
Tecil başvurularının hazırlanması ve ret kararlarına karşı yollar için
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.


