23 Ekim 2026

Eşim Dinî Baskı ve Yaşam Tarzı Dayatması Yapıyor: Boşanma Sebebi mi? (TMK 166/1, 185; Anayasa m.24)

Eşlerin farklı dinî inançlara veya farklı yaşam tarzlarına sahip olması tek başına boşanma sebebi değildir; hukuken önemli olan, eşlerden birinin kendi inancını veya yaşam tarzını diğerine dayatıp dayatmadığıdır. Anayasa, herkesin vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahip olduğunu ve kimsenin ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya veya dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamayacağını güvence altına alır (Anayasa m.24/1, 3). Bu özgürlük evlilikte de sürer; kimse özgürlüklerinden vazgeçemez (TMK m.23/2). Eşler ise evlilik birliğinin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve birliği beraberce yönetmekle yükümlüdür (TMK m.185/2, m.186/2). Bu nedenle eşini örtünmeye veya örtüsünü çıkarmaya, ibadete katılmaya veya ibadetten vazgeçmeye zorlamak, inancını aşağılamak ya da kıyafetine, arkadaşlarına ve sosyal hayatına sürekli müdahale etmek, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir (TMK m.166/1). Anayasa Mahkemesi, eşin evlilik öncesinde giydiği çarşafı bırakmayı vaat edip sürdürmesinin ileri sürüldüğü bir boşanma dosyasında, boşanma kararının TMK m.166’daki evlilik birliğinin sarsılması olgusuna dayandığını, tarafların anlaşmazlığının bazı dinsel sebeplere dayanmasının otomatik olarak din özgürlüğüne müdahale anlamına gelmediğini belirterek başvuruyu kabul edilemez bulmuştur (AYM, B. No: 2015/6064, 13.09.2018). Cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla kişinin inanç, düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihlerine müdahale etmek ise ayrıca suçtur (TCK m.115/3). Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir; bu hakkı sınırlayan sözleşmeler geçersizdir (TMK m.341).

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Güncel durum (23 Ekim 2026). Anayasa’nın 24. maddesi, TMK m.23, 166, 185 ve 341 ile TCK m.115’te son dönemde bir değişiklik yapılmamıştır. TCK m.115’in yaşam tarzı tercihlerine müdahaleyi düzenleyen üçüncü fıkrası 2014 yılında yürürlüğe girmiştir.

Eşin dinî baskısını veya inancını eşine dayatmasını doğrudan konu alan ve esas-karar numarasıyla yayımlanmış bir Yargıtay kararına bu yazının hazırlandığı tarihte ulaşamadık. Bu yazıdaki değerlendirmeler; Anayasa Mahkemesinin yukarıdaki kararına, Yargıtay’ın eşin giyimine ve kişisel tercihlerine müdahaleye ilişkin kararlarına ve kanun metinlerine dayanmaktadır. Yazı, hangi yönde olursa olsun dayatmayı aynı ölçüyle ele alır: Dindar eşe yönelik baskı ile dindar olmayan eşe yönelik baskı hukuken aynı korumaya tabidir. Bu yazı, yayımlandığı tarihte yürürlükte olan metinlere göre hazırlanmıştır.

İnanç ve yaşam tarzı baskısında haklarınızı birlikte değerlendirelim

Kusur, delil, tazminat, çocukların dinî eğitimi ve gerekirse koruma kararı için dosyanıza uygun yolu belirleyelim. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

İçindekiler

Kısa Cevaplar

Dinî baskı ve yaşam tarzı dayatması, evlilikte en hassas uyuşmazlık konularından biridir. Aşağıdaki tablo, hukukun bu konuya nasıl yaklaştığını kısaca göstermektedir; ayrıntılar ilgili bölümlerdedir.

Tablo: Dinî baskı ve yaşam tarzı dayatmasına ilişkin kısa cevaplar

SoruKısa cevapDayanak
Eşimle farklı inançlara sahibiz; bu boşanma sebebi mi?Tek başına hayır; belirleyici olan ortak hayatın çekilmez hâle gelip gelmediğidirTMK m.166/1
Eşim beni örtünmeye zorluyor; ne yapabilirim?Zorlama kusur olabilir; cebir veya tehdit varsa suç da oluşabilirAnayasa m.24; TCK m.115/3
Eşim örtümü çıkarmamı istiyor, ibadetimi engelliyorAynı ölçü uygulanır; ibadetin engellenmesi ayrıca suç olabilirAnayasa m.24; TCK m.115/2
Eşim inancımla alay ediyorHakaret ve aşağılama kusur ve suç oluşturabilirTCK m.125/3-b; TMK m.166/1
Evlenmeden önce verdiğim söz bağlayıcı mı?İnanç ve yaşam tarzına ilişkin özgürlüklerden vazgeçilemezTMK m.23/2
Dinsel bir anlaşmazlığa dayanan boşanma din özgürlüğünü ihlal eder mi?Otomatik olarak hayır; karar ortak hayatın sarsılmasına dayanırAYM, B. No: 2015/6064, 13.09.2018
Kıyafetime ve arkadaşlarıma karışıyorKişisel tercihlere sürekli müdahale kusur sayılabilirY2HD 25.09.2018, E.2017/3590, K.2018/9923
Çocuğun dinî eğitimine kim karar verir?Ana ve baba; bu hakkı sınırlayan sözleşmeler geçersizdirTMK m.341
Dinî inancım velayeti etkiler mi?Tek başına ölçüt olamaz; çocuğun üstün yararı esastırTMK m.182; AİHM Hoffmann/Avusturya
Tazminat alabilir miyim?Kusuru daha az olan eş maddi ve manevi tazminat isteyebilirTMK m.174

Hukuki Çerçeve: İnanç Özgürlüğü Evlilikte de Sürer

Evlilik, eşlere birlikte yaşama ve ortak kararlar alma yükümlülüğü getirir; ancak eşlerin kişisel özgürlüklerini ortadan kaldırmaz. Anayasa’ya göre herkes vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir; ibadet, dinî ayin ve törenler serbesttir ve kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz (Anayasa m.24/1-3). Medeni Kanun da kimsenin özgürlüklerinden vazgeçemeyeceğini veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamayacağını düzenler (TMK m.23/2).

Tablo: Dinî baskı ve yaşam tarzı dayatmasına ilişkin temel hükümler

HükümİçerikEvlilik açısından anlamı
Anayasa m.24Vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyeti; ibadete zorlama yasağıEş, diğer eşin inancını belirleyemez
TMK m.23/2Özgürlüklerden vazgeçilemez ve hukuka aykırı sınırlanamazİnanca veya yaşam tarzına ilişkin “söz” bağlayıcı değildir
TMK m.185/2Birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamaKarşılıklı saygı ve uzlaşma beklenir
TMK m.186/2Birliği eşler beraberce yönetirTek taraflı dayatma ortak yönetime aykırıdır
TMK m.192Meslek ve iş seçiminde eşin izni gerekmezDinî veya başka gerekçeyle çalışmanın engellenmesi kusur olabilir
TMK m.166/1Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıDayatma bu sebebe dayanan davada kusur olarak ileri sürülür
TCK m.115İnanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engellemeCebir, tehdit veya hukuka aykırı davranış varsa suç
TMK m.341Çocuğun dinî eğitimi ana ve babaya aittirTek taraflı karar ve sözleşmeyle sınırlama mümkün değildir

Bu hükümler birlikte okunduğunda şu sonuç ortaya çıkar: Evlilikte eşlerin inanç ve yaşam tarzı konusunda birbirini etkilemeye çalışması, sohbet etmesi, öneride bulunması veya ortak bir yaşam biçimi üzerinde uzlaşması doğaldır. Hukuken sorun oluşturan, bu ilişkinin “dayatmaya” dönüşmesidir; yani eşin iradesine rağmen ve baskı, tehdit, aşağılama veya yaptırım yoluyla belirli bir inanca ya da yaşam tarzına uymaya zorlanmasıdır.

Farklı İnanç Tek Başına Boşanma Sebebi mi?

Hayır. Kanunda din, mezhep veya yaşam tarzı farkı ayrı bir boşanma sebebi olarak sayılmamıştır. Eşlerin farklı inançlara sahip olması veya biri dindar diğeri değilken evlenmiş olmaları, kendi başına ortak hayatı çekilmez kılmaz. Türkiye Barolar Birliğinin internet sitesinde yayımlanan “Boşanma Sebepleri ve Yargıtay Uygulaması” başlıklı sunumda (Av. Muazzez Yılmaz) da dil, din, ırk, renk, mezhep veya siyasi düşünce ayrılığının bulunması, boşanma sebebi sayılmayan durumlar arasında gösterilmiştir; aynı sunumda eşine örtünmesi için baskı yapmak ise sosyal şiddet örnekleri arasında sayılmıştır.

Tablo: Farklılık ile dayatma arasındaki ayrım

DurumHukuki değerlendirmeDayanak
Eşlerin farklı dinlere veya mezheplere mensup olmasıTek başına boşanma sebebi değildirTMK m.166/1
Eşlerden birinin evlilik sırasında daha dindar veya daha az dindar hâle gelmesiKendi başına kusur değildir; inanç değişikliği de özgürlük kapsamındadırAnayasa m.24
Farklılık yüzünden süren ve uzlaşılamayan derin geçimsizlikEvlilik birliğinin temelinden sarsılması olarak değerlendirilebilirAYM, B. No: 2015/6064
Eşin kendi inancını veya yaşam tarzını diğerine zorla kabul ettirmeye çalışmasıKusur oluşturabilirTMK m.185, m.166/1
Eşin inancını aşağılama, alay etmeKusur ve suç oluşturabilirTCK m.125/3-b

Anayasa Mahkemesinin aşağıda ayrıntılı olarak ele alınan kararı, bu ayrımı açıkça ortaya koyar: Tarafların anlaşmazlığının dinsel sebeplere dayanması, boşanma kararını kendiliğinden din özgürlüğüne müdahale hâline getirmez; çünkü mahkemeler bir inancı veya kıyafeti değil, ortak hayatın sürdürülemez hâle gelip gelmediğini değerlendirir. Bu nedenle davada inancınızı veya eşinizin inancını değil, somut davranışları ve bunların evliliğe etkisini anlatmanız gerekir.

Hangi Davranışlar Dayatma Sayılır?

Dayatma, hangi yönde olursa olsun aynı ölçüyle değerlendirilir. Dindar eşin ibadetini engellemek ile dindar olmayan eşi ibadete zorlamak; örtünen eşi örtüsünü çıkarmaya zorlamak ile örtünmeyen eşi örtünmeye zorlamak hukuken aynı korumaya konu olur. Aşağıdaki tablo uygulamada sık karşılaşılan davranışları göstermektedir; bu davranışların kusur sayılması, sürekliliğine, ağırlığına ve somut olayın koşullarına bağlıdır.

Tablo: Dinî baskı ve yaşam tarzı dayatmasına örnek davranışlar

AlanÖrnek davranışOlası hukuki sonuç
KıyafetÖrtünmeye veya örtüyü çıkarmaya zorlamak; giyim tarzına sürekli müdahaleKusur; cebir veya tehdit varsa TCK m.115/3
İbadetİbadete, oruca veya dinî törenlere katılmaya zorlamak ya da bunları engellemekKusur; TCK m.115/2 kapsamında suç olabilir
İnancın aşağılanmasıİnancı nedeniyle alay etmek, kınamak, hakaret etmekKusur; TCK m.125/3-b
Sosyal hayatArkadaş, aile ve sosyal çevreyi inanç veya yaşam tarzı gerekçesiyle kısıtlamakKusur; 6284 kapsamında psikolojik şiddet
Çalışma ve eğitimDinî veya başka bir gerekçeyle çalışmayı ya da eğitimi engellemekTMK m.192 ve m.185 bakımından kusur
Cemaat veya toplulukEşi belirli bir topluluğa katılmaya veya ayrılmaya zorlamakKusur; tehdit varsa suç
ÇocuklarÇocuğun dinî eğitimine diğer ebeveyni dışlayarak tek başına karar vermekTMK m.341; velayet değerlendirmesi
Ev içi düzenYeme-içme, müzik, televizyon gibi tercihleri zorla yasaklamakSüreklilik ve baskı varsa kusur

Tabloda yer alan “6284 kapsamında psikolojik şiddet” ifadesi önemlidir. 6284 sayılı Kanun, şiddeti fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranış olarak tanımlar (6284 s.K. m.2/1-d). Sürekli baskı, aşağılama ve sosyal hayattan dışlama biçimini alan dayatma, bu tanım kapsamında koruma tedbiri talebine konu olabilir. Aile büyüklerinin yaşam tarzı baskısı ve eşin buna sessiz kalması için kayınvalide ve aile baskısı yüzünden evliliğimiz bitti, eşin sosyal hayatı kontrol etmesi için eşim aşırı kıskanç, telefonumu kontrol ediyor yazılarımıza bakabilirsiniz.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Ne Diyor?

Dinî baskıyı doğrudan konu alan ve numarasıyla yayımlanmış bir Yargıtay kararına ulaşamadık; ancak Anayasa Mahkemesinin bir bireysel başvuru kararı ve Yargıtay’ın eşin kişisel tercihlerine müdahaleye ilişkin kararları, mahkemelerin bu konuya yaklaşımını göstermektedir.

Tablo: Konuya ilişkin yargı kararları

KararOlaySonuç
AYM, B. No: 2015/6064, 13.09.2018Kadının evlilik öncesinde de giydiği çarşafı evlilikten sonra bırakmayı vaat ettiği, ancak sürdürdüğü ileri sürülmüş; ilk derece mahkemesi bu ısrarı evlilik birliğini temelinden sarsan geçimsizlik sayarak boşanmaya karar vermiş, Yargıtay onamışBoşanma kararı TMK m.166’daki sarsılma olgusuna dayanmaktadır; dinsel sebeplere dayanan anlaşmazlık otomatik olarak müdahale sayılmaz; başvuru kabul edilemez
Y2HD 25.09.2018, E.2017/3590, K.2018/9923Erkeğin eşinin giyimine ve makyajına müdahale ettiğiErkek tam kusurlu bulunmuştur
Y2HD 28.05.2018, E.2016/19222, K.2018/6741Giyime müdahale iddiası dilekçede süresinde ileri sürülmemişBu vakıa kusur belirlemesine esas alınamamış; erkek diğer davranışları nedeniyle tam kusurlu

Anayasa Mahkemesi kararında, derece mahkemelerinin kıyafete ilişkin ifadelerinin olumsuz bir ton taşıdığı kabul edilmiş; ancak boşanma kararının kıyafetin kendisine değil, evlilik birliğinin temelinden sarsılması olgusuna dayandığı belirtilmiştir. Karar, mahkemelerin bir inancı değerlendirmediğini, ortak hayatın sürdürülebilirliğini değerlendirdiğini göstermesi bakımından önemlidir. Bu yaklaşım iki yönlü çalışır: Bir yandan eşin inancına dayanan kişisel tercihi tek başına kusur sayılmamalı; öte yandan eşlerden birinin kendi tercihini diğerine dayatması veya uzlaşmaz tutumu, ortak hayatı sarsan bir olgu olarak değerlendirilebilir.

Yargıtay’ın eşin giyimine ve makyajına müdahaleyi kusur saydığı karar (Y2HD 25.09.2018, E.2017/3590, K.2018/9923), kişisel görünüm ve tercihler üzerindeki baskının, dinî gerekçeye dayansın veya dayanmasın, kusur değerlendirmesine girdiğini göstermektedir. Diğer karar ise usule ilişkin bir uyarı içerir: Dilekçede süresinde ileri sürülmeyen bir vakıa kusur belirlemesine esas alınmayabilir (Y2HD 28.05.2018, E.2016/19222, K.2018/6741). Bu iki Yargıtay kararına, kararları aktaran bir hukuk bürosu yayını üzerinden ulaşılmıştır.

Evlenmeden Önce Verilen Söz ve Değişen Yaşam Tarzı

Uygulamada sık karşılaşılan bir durum, eşlerden birinin evlenmeden önce yaşam tarzını değiştireceğine (örneğin örtünmeye başlayacağına, örtüyü bırakacağına, ibadete başlayacağına veya bırakacağına) dair söz vermesi ve sonradan bu sözü yerine getirmemesidir. Hukuken bu tür bir söz bağlayıcı değildir; çünkü kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz (TMK m.23/2). Eş, verdiği söze rağmen inancını ve yaşam tarzını serbestçe belirleyebilir.

Tablo: Söz, değişim ve hukuki sonuçları

DurumDeğerlendirmeDayanak
Evlenmeden önce yaşam tarzına ilişkin söz verildi, tutulmadıSöz yerine getirilmeye zorlanamazTMK m.23/2; Anayasa m.24
Uyuşmazlık ortak hayatı çekilmez hâle getirdiEvlilik birliğinin temelinden sarsılması değerlendirilebilirTMK m.166/1; AYM, B. No: 2015/6064
Eşlerden biri evlilik sırasında inancını değiştirdiKendi başına kusur değildirAnayasa m.24/1
Değişen eş, yeni tercihini diğerine dayatıyorDayatma kusur olabilirTMK m.185, m.186/2
Evlenmeden önce önemli bir gerçek gizlendiSomut olaya göre evliliğin iptali gündeme gelebilir; kısa süreler vardırTMK m.149, m.150, m.152

Bu noktada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Sözün tutulmaması kişinin özgürlüğü kapsamında kalsa da, bu durumun eşler arasında yarattığı derin ve giderilemez geçimsizlik, ortak hayatın sürdürülmesini imkânsız hâle getirebilir. Anayasa Mahkemesi kararındaki olay da bu niteliktedir. Ancak bu değerlendirme, söz veren eşi tek başına kusurlu saymak anlamına gelmez; kusur değerlendirmesi, tarafların uyuşmazlık sırasındaki tüm davranışlarına göre yapılır. Evlenmeden önce gizlenen gerçeklerin iptal davasına etkisini eşimin evlenmeden önce önemli bir gerçeği gizlediğini öğrendim yazımızda ele aldık.

Ceza Boyutu: TCK 115, TCK 125 ve 6284

Dinî baskı ve yaşam tarzı dayatması, belirli bir ağırlığa ulaştığında boşanma davasının ötesinde ceza hukuku sonuçları da doğurur. Türk Ceza Kanunu, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engellemeyi üç fıkrada düzenler (TCK m.115). Cebir veya tehdit kullanarak bir kimseyi dinî, siyasi, sosyal, felsefi inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlayan ya da bunları açıklamaktan veya yaymaktan men eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m.115/1).

Tablo: Dinî baskıya ilişkin ceza hükümleri

HükümFiilNot
TCK m.115/1Cebir veya tehditle inanç, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya, değiştirmeye zorlama ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan men etmeBir yıldan üç yıla kadar hapis
TCK m.115/2Dinî inancın gereklerini yerine getirmeyi, dinî ibadet veya ayinleri cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla engellemeBirinci fıkradaki ceza uygulanır
TCK m.115/3Cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla inanç, düşünce veya kanaatten kaynaklanan yaşam tarzı tercihlerine müdahale etme veya bunları değiştirmeye zorlamaBirinci fıkradaki ceza uygulanır
TCK m.125/3-bDinî, siyasi, sosyal, felsefi inanç ve kanaatlerini açıklamasından, değiştirmesinden veya mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı hakaretCezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz
TCK m.125/3-cKişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlerden bahisle hakaretCezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz
TCK m.106TehditDayatma tehditle yapılıyorsa ayrıca değerlendirilir

TCK m.115/3’ün önemi, yalnızca inancın kendisini değil, inançtan kaynaklanan yaşam tarzı tercihlerini de korumasıdır. Kıyafet, beslenme, ibadet ve sosyal hayata ilişkin tercihlerine eşi tarafından cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla müdahale edilen kişi bu hüküm kapsamında şikâyette bulunabilir. Bununla birlikte her tartışma veya ısrar suç oluşturmaz; ceza sorumluluğu için cebir, tehdit veya hukuka aykırı bir davranışın varlığı gerekir. Hakaret ve tehdit suçlarının boşanma davasıyla ilişkisini eşim bana hakaret ediyor ve eşim beni tehdit ediyor yazılarımızda anlattık.

Baskı psikolojik şiddet boyutuna ulaşmışsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma tedbirleri de istenebilir. Hâkim, şiddet uygulayanın şiddet mağduruna yönelik olarak şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına karar verebilir (6284 s.K. m.5/1-a); gerekirse ortak konuttan uzaklaştırma (m.5/1-b) da istenebilir. Eşin dayatmayı eve kapatma veya dışarı çıkmayı engelleme biçiminde uygulaması ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu gündeme getirebilir; bu konuyu eşim beni evde kilitliyor yazımızda ele aldık. Koruma kararı için uzaklaştırma kararı nasıl alınır yazımıza bakabilirsiniz.

Boşanma Davası: Kusur, İspat ve Dilekçe

Dinî baskı ve yaşam tarzı dayatması, kanunda ayrı bir boşanma sebebi olarak düzenlenmemiştir; bu davranışlar evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayanan genel boşanma sebebi içinde ileri sürülür (TMK m.166/1). Davada mahkeme, inancı veya yaşam tarzını değil; davranışın niteliğini, sürekliliğini ve ortak hayata etkisini değerlendirir.

Tablo: Dinî baskı iddiasında deliller

DelilNeyi gösterir?Dikkat
Mesajlar ve yazışmalarZorlama, tehdit, aşağılama ifadeleriHukuka uygun yoldan elde edilmiş olmalı (HMK m.189/2)
Tanık beyanlarıAile büyükleri, arkadaşlar veya komşuların gözlemleriOlayların tarihini ve somut ayrıntısını bilen tanıklar önemlidir
Sosyal medya paylaşımlarıKamuya açık aşağılayıcı veya baskıcı ifadelerPaylaşımın tarihi ve aidiyeti gösterilmeli
Sağlık ve psikolojik destek kayıtlarıBaskının ruh sağlığına etkisiMahkeme aracılığıyla istenebilir
Şikâyet ve koruma kararı kayıtlarıCebir, tehdit veya şiddetCeza soruşturması ve 6284 dosyaları

Dilekçede “eşim dinî baskı yapıyor” gibi genel bir ifade yeterli değildir. Hangi tarihte, hangi davranışın yapıldığını (örneğin belirli bir kıyafeti giymeye zorlandığınızı, ibadetinizin engellendiğini, inancınız nedeniyle aşağılandığınızı veya sosyal çevrenizden koparıldığınızı) ve bu davranışların ortak hayata etkisini somut olarak anlatmanız gerekir. Yargıtay’ın, giyime müdahale vakıasının süresinde ileri sürülmediği için kusur belirlemesine esas alınmadığı kararı (Y2HD 28.05.2018, E.2016/19222, K.2018/6741), vakıaların baştan eksiksiz yazılmasının önemini gösterir.

Kusuru daha az olan eş, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenmişse maddi tazminat, kişilik hakkı saldırıya uğramışsa manevi tazminat isteyebilir (TMK m.174). İnancı nedeniyle aşağılanmak veya yaşam tarzına zorla müdahale edilmek, kişilik haklarına saldırı niteliğinde değerlendirilebilir. Genel boşanma sebebinin ispatı için şiddetli geçimsizlik nasıl ispatlanır, duruşmada sorulabilecekler için boşanma duruşmasında hâkim ne sorar yazılarımıza bakabilirsiniz.

Çocukların Dinî Eğitimi ve Velayet

Dinî baskı uyuşmazlıkları çoğu zaman çocukların yetiştirilmesine de yansır. Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir; ana ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü sözleşme geçersizdir; ergin kişi dinini seçmekte özgürdür (TMK m.341). Anayasa da din kültürü ve ahlak öğretimi dışındaki din eğitim ve öğretiminin kişilerin kendi isteğine, küçüklerin ise kanuni temsilcisinin talebine bağlı olduğunu düzenler (Anayasa m.24/4).

Tablo: Çocukların dinî eğitimi ve velayet

KonuKuralDayanak
Evlilik devam ederkenDinî eğitim kararı ana ve babaya birlikte aittirTMK m.341/1
Bu hakkı sınırlayan sözleşmeGeçersizdirTMK m.341/2
Ergin çocukDinini seçmekte özgürdürTMK m.341/3
Velayet kararıÇocuğun üstün yararı esas alınırTMK m.182
Ebeveynin inancıTek başına velayet ölçütü yapılamazAİHM Hoffmann/Avusturya (1993); Palau-Martinez/Fransa (2003)
Kişisel ilişkiEbeveynin dinî görüşleri gerekçesiyle ilişkinin tamamen kaldırılması orantılı olmalıdırAİHM Vojnity/Macaristan (2013)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, annenin Yehova Şahidi olması gerekçesiyle velayetin babaya verilmesini dinî nedenlere dayanan ayrımcılık saymış (Hoffmann/Avusturya, 23.06.1993); çocuğun ikametine ilişkin kararda ebeveynin inancının çocuğun gerçek yararıyla bağlantı kurulmadan değerlendirilmesini ihlal olarak görmüştür (Palau-Martinez/Fransa, 16.12.2003). Babanın dinî görüşlerinin çocuğa zararlı olduğu gerekçesiyle kişisel ilişkinin tamamen kaldırılması da, çocuğun yararına olduğu gösterilemediği için ihlal sayılmıştır (Vojnity/Macaristan, 12.02.2013). Bu kararlar, velayet ve kişisel ilişki değerlendirmesinde ebeveynin inancının değil, çocuğa yönelik somut davranışların ve çocuğun üstün yararının esas alınması gerektiğini göstermektedir.

Buna karşılık çocuğun dinî veya başka bir gerekçeyle eğitimden alıkonulması, sağlığını tehlikeye sokan uygulamalara maruz bırakılması veya diğer ebeveyne karşı yönlendirilmesi, inançtan bağımsız olarak çocuğun yararına aykırı davranışlar olarak değerlendirilebilir. Çocuğun dinî eğitimine ilişkin ebeveyn anlaşmazlıklarını çocuğun dinî eğitimine kim karar verir, velayet ölçütlerini ise velayet davası nasıl kazanılır yazılarımızda anlattık.

Baskı İddiasıyla Karşılaşan Eş Açısından

Dinî baskı veya yaşam tarzı dayatması iddiasıyla karşılaşan eşin de ileri sürebileceği savunmalar vardır. Her fikir ayrılığı, öneri veya ricanın baskı sayılması mümkün değildir; mahkeme davranışın niteliğini ve sürekliliğini değerlendirir.

Tablo: Baskı iddiasına karşı savunma noktaları

SavunmaHukuki önemiNot
Yalnızca görüş bildirdim, zorlamadımÖneri ve fikir ayrılığı tek başına kusur değildirZorlama, tehdit veya yaptırım unsuru aranır
Eşim de benim inancımı aşağıladıKusur karşılaştırması yapılırEşit kusurda tazminat yoktur
Ortak bir yaşam biçiminde birlikte anlaşmıştıkUzlaşmanın varlığı değerlendirilirAncak özgürlükten vazgeçilemez (TMK m.23/2)
İddia edilen olay affedildiAffedilen olaylar kusur olarak yüklenemezAffı ileri süren ispat etmelidir
Delil hukuka aykırı elde edildiMahkemece dikkate alınamazHMK m.189/2

Kendi inancınızı yaşamanız ve bunu açıklamanız, eşinizin bundan rahatsız olması kusur sayılmasına yol açmaz; Anayasa herkesin inancını yaşama özgürlüğünü korur. Sorun, bu inancın eşe veya çocuklara baskı, tehdit ya da yaptırım yoluyla dayatılmasıdır. Kadının ve erkeğin boşanmadaki haklarının tamamı için boşanmada kadının hakları ve boşanmada erkeğin hakları rehberlerimize, dinî veya başka gerekçelerle çalışmanın engellenmesi için eşim çalışmıyor, evi geçindirmiyor yazımıza bakabilirsiniz.

Örnek Senaryolar

Aşağıdaki senaryolar gerçek dosyalar değil, kuralların nasıl uygulandığını göstermek için hazırlanmış basitleştirilmiş örneklerdir. Her iki yöndeki dayatma aynı ölçüyle değerlendirilmiştir.

Tablo: Basitleştirilmiş senaryolar

SenaryoOlası değerlendirmeDayanak
Eşiniz, örtünmezseniz sizi ailenizle görüştürmeyeceğini söyleyerek sürekli baskı yapıyor.Kusur; tehdit niteliği varsa TCK m.115/3 ve 6284 kapsamında koruma gündeme gelir.TMK m.166/1; TCK m.115/3
Eşiniz başörtünüzü çıkarmazsanız sizi işyeri etkinliklerine götürmeyeceğini söylüyor ve sizi aşağılıyor.Aynı ölçüyle kusur; aşağılama ayrıca hakaret oluşturabilir.TMK m.166/1; TCK m.125/3-b
Eşiniz namaz kılmanızı engellemek için seccadenizi saklıyor ve sizinle alay ediyor.İbadetin hukuka aykırı davranışla engellenmesi suç oluşturabilir; kusur.TCK m.115/2
Eşiniz sizi ibadete ve belirli bir topluluğun toplantılarına katılmaya zorluyor.Kusur; cebir veya tehdit varsa suç.Anayasa m.24/3; TCK m.115/1
Eşinizle farklı mezheplerdensiniz; ama birbirinizin inancına saygı gösteriyorsunuz.Farklılık tek başına boşanma sebebi değildir.TMK m.166/1
Evlenmeden önce yaşam tarzınızı değiştireceğinize söz verdiniz, ancak değiştirmediniz.Söz bağlayıcı değildir; ancak uzlaşılamayan derin geçimsizlik değerlendirilebilir.TMK m.23/2; AYM, B. No: 2015/6064

Bu örnekler, belirleyici olanın inancın kendisi değil, eşin özgür iradesine yönelik baskı, tehdit ve aşağılama olduğunu göstermektedir.

Adım Adım Yol Haritası

  1. Baskıyı tanımlayın. Fikir ayrılığı mı, yoksa zorlama, tehdit veya aşağılama mı yaşıyorsunuz? Hukuki sonuç bu ayrıma göre değişir.
  2. Olayları tarih sırasıyla not edin. Hangi gün, hangi davranışın yapıldığını ve tanıkları yazın.
  3. Delilleri hukuka uygun yoldan saklayın. Size gönderilen mesajlar ve tanıklar önemlidir; eşin telefonuna izinsiz girmeyin (HMK m.189/2).
  4. Güvenliğinizi önceliklendirin. Tehdit, şiddet veya eve kapatma varsa 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma kararı isteyin.
  5. Suç boyutunu değerlendirin. Cebir, tehdit veya hukuka aykırı davranışla yaşam tarzınıza müdahale TCK m.115 kapsamında suç olabilir.
  6. Çocukların durumunu ayrıca düşünün. Dinî eğitim kararı ana ve babaya birlikte aittir (TMK m.341); tek taraflı uygulamaları belgeleyin.
  7. Dilekçede vakıaları somut yazın. İnancı değil, davranışı ve ortak hayata etkisini anlatın.
  8. Mali taleplerinizi belirtin. Maddi ve manevi tazminat ile nafaka taleplerinizi dilekçede açıkça yazın (TMK m.174, m.175).

Sık Yapılan Hatalar

  1. İnanç farkını tek başına boşanma sebebi sanmak. Belirleyici olan dayatma ve ortak hayata etkisidir.
  2. Davada eşin inancını tartışmak. Mahkeme inancı değil, davranışı değerlendirir.
  3. Genel ifadelerle yetinmek. “Dinî baskı yapıyor” demek yerine somut olayları tarihleriyle yazın.
  4. Evlenmeden önceki sözü bağlayıcı sanmak. Özgürlüklerden vazgeçilemez (TMK m.23/2).
  5. Karşı tarafı aşağılayarak tepki vermek. Sizin de kusurunuz doğar; eşit kusurda tazminat yoktur.
  6. Delili hukuka aykırı yoldan toplamak. Mahkemece dikkate alınmayabilir ve suç riski doğar.
  7. Çocuğun dinî eğitimine tek başına karar vermek. Bu hak ana ve babaya birlikte aittir.
  8. Tehdit ve şiddeti “aile içi mesele” sayıp beklemek. 6284 ve TCK m.115 kapsamında korunma yolları vardır.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşimle farklı inançlara sahip olmak boşanma sebebi mi?

Tek başına değildir. Kanunda din veya mezhep farkı ayrı bir boşanma sebebi olarak sayılmamıştır. Belirleyici olan, bu farkın veya dayatmanın ortak hayatı çekilmez hâle getirip getirmediğidir (TMK m.166/1).

Eşimin beni örtünmeye zorlaması kusur mu?

Zorlama, baskı veya aşağılama yoluyla yapılıyorsa kusur olarak değerlendirilebilir. Kimse dinî inanç ve kanaatleri nedeniyle zorlanamaz (Anayasa m.24/3); cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka bir davranışla yaşam tarzı tercihlerine müdahale ayrıca suçtur (TCK m.115/3).

Eşimin başörtümü çıkarmamı istemesi kusur mu?

Aynı ölçü uygulanır. Dindar eşin inancından kaynaklanan tercihlerine baskı yoluyla müdahale etmek de kusur ve koşulları varsa suç oluşturabilir (Anayasa m.24; TCK m.115/3).

Eşim ibadet etmemi engelliyor; ne yapabilirim?

Dinî inancın gereklerini yerine getirmeyi veya ibadeti cebir, tehdit ya da hukuka aykırı başka bir davranışla engellemek suçtur (TCK m.115/2). Bu davranış boşanma davasında da kusur olarak ileri sürülebilir.

Eşim inancımla alay ediyor; bu hakaret mi?

Kişinin dinî inancını açıklamasından veya mensup olduğu dinin emir ve yasaklarına uygun davranmasından dolayı hakaret edilmesi hâlinde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz (TCK m.125/3-b). Bu davranış boşanmada da kusurdur.

Evlenmeden önce verdiğim söz bağlayıcı mı?

Hayır. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz (TMK m.23/2). Ancak bu konudaki uzlaşılamayan derin geçimsizlik, ortak hayatın sarsılması olarak değerlendirilebilir.

Dinsel bir anlaşmazlık nedeniyle verilen boşanma kararı din özgürlüğünü ihlal eder mi?

Anayasa Mahkemesi, tarafların anlaşmazlığının bazı dinsel sebeplere dayanmasının otomatik olarak din özgürlüğüne müdahale anlamına gelmediğini, boşanma kararının evlilik birliğinin sarsılması olgusuna dayandığını belirterek başvuruyu kabul edilemez bulmuştur (AYM, B. No: 2015/6064, 13.09.2018).

Yargıtay’ın bu konuda kararı var mı?

Dinî baskıyı doğrudan konu alan ve numarasıyla yayımlanmış bir Yargıtay kararına ulaşamadık. Ancak Yargıtay, eşinin giyimine ve makyajına müdahale eden erkeği tam kusurlu bulmuştur (Y2HD 25.09.2018, E.2017/3590, K.2018/9923).

Eşimin kıyafetime ve arkadaşlarıma karışması kusur mu?

Kişisel tercihlere sürekli ve baskıcı müdahale kusur olarak değerlendirilebilir; dinî gerekçeye dayanıp dayanmaması sonucu değiştirmez. Eşler birliği beraberce yönetir (TMK m.186/2).

Çocuğun dinî eğitimine kim karar verir?

Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve babaya aittir; bu hakkı sınırlayan her türlü sözleşme geçersizdir; ergin kişi dinini seçmekte özgürdür (TMK m.341).

Dinî inancım velayeti kaybetmeme yol açar mı?

Ebeveynin inancı tek başına velayet ölçütü yapılamaz; belirleyici olan çocuğun üstün yararıdır (TMK m.182). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, annenin inancı gerekçesiyle velayetin değiştirilmesini ayrımcılık saymıştır (Hoffmann/Avusturya, 23.06.1993).

Dinî baskı nedeniyle koruma kararı alabilir miyim?

Baskı tehdit, aşağılama veya psikolojik şiddet boyutuna ulaşmışsa evet. Hâkim, şiddet uygulayanın şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama veya küçük düşürmeyi içeren söz ve davranışlarda bulunmamasına karar verebilir (6284 s.K. m.5/1-a).

Dinî baskı nedeniyle tazminat alabilir miyim?

Kusuru daha az olan eş maddi tazminat, kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş manevi tazminat isteyebilir (TMK m.174). İnancı nedeniyle aşağılanmak kişilik hakkına saldırı olarak değerlendirilebilir.

Eşim dinî gerekçeyle çalışmama izin vermiyor; ne yapabilirim?

Eşlerden her biri meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir; ancak birliğin huzur ve yararı gözetilir (TMK m.192). Çalışmanın keyfî olarak engellenmesi kusur olarak ileri sürülebilir.

Eşimin ailesi yaşam tarzı baskısı yapıyorsa eşim sorumlu olur mu?

Eşin, ailesinin evliliğe müdahalesine sessiz kalması kusur değerlendirmesine girebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, başka unsurlarla birlikte evliliğine yapılan müdahalelere sessiz kalmayı kusur değerlendirmesinde dikkate almıştır (YHGK 18.04.2018, E.2017/2-1582, K.2018/792).

Baskı iddiasıyla karşılaştım; inancımı yaşamak kusur mu?

Hayır. Kendi inancınızı yaşamanız ve açıklamanız Anayasa ile güvence altındadır (Anayasa m.24/1). Kusur, inancın eşe veya çocuklara baskı, tehdit ya da yaptırım yoluyla dayatılmasıyla ortaya çıkar.

Bu yazının kaynakları. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.24; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.23, 166, 174, 175, 182, 185, 186, 192, 341; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.106, 115, 125; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m.2, 5; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.189; Anayasa Mahkemesinin 13.09.2018 tarihli, B. No: 2015/6064 sayılı kabul edilemezlik kararı; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 25.09.2018 tarihli, E.2017/3590, K.2018/9923 ve 28.05.2018 tarihli, E.2016/19222, K.2018/6741 sayılı kararları; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Hoffmann/Avusturya (23.06.1993), Palau-Martinez/Fransa (16.12.2003) ve Vojnity/Macaristan (12.02.2013) kararları; Av. Muazzez Yılmaz, “Boşanma Sebepleri ve Yargıtay Uygulaması” (Türkiye Barolar Birliği sitesinde yayımlanan sunum).

İnancınıza ve yaşam tarzınıza yönelik baskıya karşı doğru adımı atalım

Kusur, delil, tazminat, çocukların dinî eğitimi, velayet ve gerekirse koruma kararı için dosyanıza göre yol haritası çıkaralım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15.

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp

Evlilikte baskı ve kişilik hakları kümesindeki diğer rehberler:

Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi  ·  Aşırı kıskançlık  ·  Aile baskısı  ·  Hakaret  ·  Tehdit  ·  Evde kilitleme  ·  Çocuğun dinî eğitimi

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk