Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibine bırakılan oran, sözleşme tarihindeki arsa değerine ve bölgedeki emsal paylaşım oranlarına göre açıkça düşükse ve bu oran arsa sahibinin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak elde edilmişse, arsa sahibi aşırı yararlanma (gabin) nedeniyle sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebilir veya sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesini isteyebilir (TBK m.28). Bu hak, öğrenmeden veya zor durumun sona ermesinden itibaren bir yıl ve her hâlde sözleşmeden itibaren beş yıl içinde kullanılır. Müteahhidin imar durumu, kat adedi veya binanın riskli olduğu konusunda gerçeğe aykırı bilgi vermesi hâlinde aldatma da ileri sürülebilir (TBK m.36, m.39). Arsa payının devrini içeren kat karşılığı sözleşmesi resmî şekilde, noterde düzenleme şeklinde yapılmalıdır (TBK m.237; TMK m.706). Kentsel dönüşümde karar, hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğuyla alınır ve karara katılmayanların payları rayiç değerden az olmamak üzere satılır (6306 sayılı Kanun m.6/1).
Bu konuda hukuki destek almak ister misiniz? Uzman hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.
Bu rehber, kat karşılığı (arsa payı karşılığı) inşaat sözleşmesinde arsa sahibinin aleyhine düşük bir oranla bağlandığı durumları ele alır: açık oransızlığın emsal paylaşım oranları ve değerlerle nasıl ölçüldüğü, arsa sahibinin zor durumu ve deneyimsizliği, müteahhidin bunu bilmesi, imar ve riskli yapı konusunda aldatma, kentsel dönüşümde salt çoğunluk kararı, sözleşmenin şekli, gabinin sonuçları (sözleşmeden kurtulma veya ek bağımsız bölüm ya da bedel), uyarlama ve temerrütten farkı, süreler, ispat, görevli mahkeme ve ihtiyati tedbir. Güncel kararlar, örnek dava dilekçesi ve kontrol listesi eklenmiştir.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, Türkiye’de en yüksek değerli taşınmaz işlemlerinden biridir. Arsa sahibi, çoğu zaman tek varlığı olan arsasını veya eski binasını müteahhide bırakır; karşılığında yeni yapılacak binadan belirli bağımsız bölümler alır. Oran bir kez imzalandıktan sonra, bir veya iki dairelik fark bile milyonlarca liralık bir kayıp anlamına gelir. Sözleşmenin imzalandığı anlar da çoğu zaman sakin değildir: bina riskli yapı ilan edilmiştir, kiracılar çıkmıştır, komşular imzalamış ve son imza beklenmektedir; arsa sahibi yaşlıdır, borçludur ya da bölgedeki imar ve fiyat gelişmelerinden habersizdir.
Bu rehber, oranın baştan dengesiz kurulduğu durumlar içindir. Müteahhidin işi bırakması, gecikmesi veya maliyet artışı gerekçesiyle ek daire istemesi farklı sorunlardır; bunlar için yarım kalan inşaat ve kat karşılığı merkezi ile müteahhidin uyarlama talebi yazılarımıza bakabilirsiniz. Gabinin genel çerçevesi için gabin (aşırı yararlanma) rehberimize bakabilirsiniz.
Kat Karşılığı Sözleşmenin Niteliği ve Şekli
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi iki unsuru bir arada taşır. Bir yanda müteahhit bir eser, yani binayı meydana getirmeyi üstlenir; eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m.470). Öte yanda arsa sahibi bu bedeli para olarak değil, arsasının belirli paylarını müteahhide devretmeyi vaat ederek öder. Taşınmaz satış vaadi resmî şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz (TBK m.237/2); taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerliliği de resmî şekle bağlıdır (TMK m.706/1). Noterler, niteliği bakımından tapuda işlem yapılmasını gerektiren sözleşmeleri düzenleme şeklinde yapar (1512 sayılı Noterlik Kanunu m.89). Bu nedenle kat karşılığı sözleşmesi uygulamada noterde düzenleme şeklinde yapılır. Şekil eksikliğinin sonuçları ve geçersiz sözleşmenin tasfiyesi için kat karşılığı inşaat sözleşmesi fesih ve tapu iptali yazımıza bakabilirsiniz.
Sözleşmenin karşılıklı edimleri, gabin bakımından ölçülecek dengeyi de belirler: arsa sahibinin edimi arsa veya arsa payları, müteahhidin edimi ise arsa sahibine teslim edilecek bağımsız bölümlerin inşasıdır. Oran, bu iki edimin dengesini gösteren en somut göstergedir.
Arsa sahibinin elindeki yollar: hangi sorun, hangi hüküm?
| Sorun | Hukuki dayanak | Süre | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Oran baştan açıkça düşük; arsa sahibinin zayıflığından yararlanılmış | Aşırı yararlanma (TBK m.28) | Öğrenmeden veya zor durumun sona ermesinden itibaren bir yıl; her hâlde sözleşmeden itibaren beş yıl | Sözleşmeyle bağlı olmama veya oransızlığın giderilmesi |
| İmar, kat adedi, emsal veya riskli yapı konusunda yanıltılma | Aldatma (TBK m.36) | Aldatmanın öğrenilmesinden itibaren bir yıl (TBK m.39) | Sözleşmeyle bağlı olmama; tazminat hakkı saklı |
| Ağır ve yakın bir zarar tehlikesiyle imzaya zorlanma | Korkutma (TBK m.37-38) | Korkutmanın etkisinin kalkmasından itibaren bir yıl (TBK m.39) | Sözleşmeyle bağlı olmama |
| Arsa sahibinin imza tarihinde ayırt etme gücü yok | TMK m.15 | Süreye bağlı değil | İşlem hukuki sonuç doğurmaz |
| Sözleşme noterde düzenleme şeklinde yapılmamış | TBK m.237/2; TMK m.706/1 | Süreye bağlı değil | Sözleşme geçersiz; tasfiye hükümleri uygulanır (ifasına başlanmış sözleşmede dürüstlük kuralı istisnası saklı) |
| Müteahhit işe başlamıyor, işi geciktiriyor veya bırakıyor | Temerrüt ve dönme (TBK m.123-125, 473) | Genel zamanaşımı ve sözleşme süreleri | Sözleşmeden dönme, tapu iptali, tazminat |
| Sözleşmeden sonra olağanüstü değişiklik (maliyet, kur) | Aşırı ifa güçlüğü (TBK m.138, 480/2) | – | Uyarlama veya dönme; gabin değil |
Tablodaki ayrım belirleyicidir: gabin, sözleşme kurulurken var olan dengesizliği konu alır. Sözleşme kurulduktan sonra ortaya çıkan olağanüstü değişiklikler aşırı ifa güçlüğü kapsamında değerlendirilir; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması ve sözleşmenin yapıldığı sıradaki olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi gerekir (TBK m.138/1). Müteahhit maliyet artışını gerekçe göstererek uyarlama isterken arsa sahibi, oranın baştan kendi aleyhine dengesiz kurulduğunu ayrıca ileri sürebilir; kanaatimizce bu iki iddia, örneğin uyarlama davasına karşı açılacak bir karşı davayla, aynı dosyada birlikte tartışılabilir.
Açık Oransızlık Nasıl Ölçülür? Oran, Emsal ve Değer
Gabin için edimler arasında açık bir oransızlık bulunmalıdır (TBK m.28/1). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre edimlerin değeri sözleşmenin kurulduğu ana göre, uzman bilirkişi eliyle ve emsal araştırması yapılarak belirlenir; oransızlık işten anlayan herkesin gözüne çarpacak yükseklikte olmalıdır (22.10.2025, E.2024/1-399, K.2025/643). Kat karşılığı sözleşmede bu ölçüt, arsa sahibine bırakılan payın sözleşme tarihindeki koşullarda makul olup olmadığı sorusuna dönüşür.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi, sözleşmede yapılacak bağımsız bölüm sayısı belirtilmeden arsa sahibine yalnızca üç daire verileceğinin kararlaştırıldığı ve projenin sözleşmeden sonra yapıldığı bir dosyada, arsa sahibinin iddiasını gabin hukuki nedenine dayalı olarak nitelendirmiş ve ölçüm yöntemini göstermiştir: sözleşme tarihinde yürürlükte olan imar planı ve mevzuata göre taşınmazda kaç kat ve kaç bağımsız bölüm yapılabileceği belirlenmeli; bu sayı esas alınarak “inşaat yapılan mahalde inşaatın niteliği, mevcut konumu, tarafların durumları ve menfaatler dengesi de gözetilerek paylaşımın hangi oranda yapılması gerektiği” bilirkişiye inceletilmelidir. Daire, arsa sahibinin deneyimsizlik ve düşüncesizliğini daha önce öğrendiğini müteahhidin ileri sürüp ispatlamadığını belirterek davanın hak düşürücü süre içinde açıldığını kabul etmiş ve kararı arsa sahibi yararına bozmuştur (17.05.2018, E.2018/971, K.2018/2048; bir hukuk bürosunun internet sitesinde yayımlanan tam metninden).
Bu kararın gösterdiği yöntem önemlidir: karşılaştırma, sonradan değişen imar haklarıyla değil, sözleşme tarihindeki imar hakkıyla yapılır. Müteahhidin sözleşmeden kısa süre sonra çok daha fazla bağımsız bölüm içeren bir proje onaylatması ise, sözleşme tarihinde bu imkânın zaten var olup olmadığı ve müteahhidin bunu bilip bilmediği sorusunu gündeme getirir; bu soru aldatma iddiası bakımından da önemlidir.
Oransızlığın ölçülmesinde kullanılacak veriler
| Veri | Neyi gösterir? | Nereden elde edilir? |
|---|---|---|
| Sözleşme tarihindeki imar durumu, emsal ve kat adedi | Yapılabilecek toplam inşaat alanı ve bağımsız bölüm sayısı | Belediyeden sözleşme tarihine ait imar durumu belgesi; plan değişikliği dosyaları |
| Onaylanan proje ve ruhsat | Gerçekte yapılan bağımsız bölüm sayısı ve alanı | Belediye imar arşivi, yapı ruhsatı |
| Bölgede aynı dönemde yapılan sözleşmelerdeki paylaşım oranları | Arsa sahibine bırakılan oranın emsallere göre durumu | Noter sözleşmeleri, tapu kayıtları, bilirkişi araştırması |
| Arsanın sözleşme tarihindeki rayiç değeri | Arsa sahibinin ediminin değeri | Gayrimenkul değerleme raporu, emsal satışlar |
| Arsa sahibine bırakılan bölümlerin konumu, katı ve cephesi | Aynı sayıda dairenin farklı değerde olabileceği | Proje, mimari çizimler, bilirkişi keşfi |
| Arsa sahibine yüklenen ek borçlar (kira yardımı yokluğu, harç, vergi, fark bedeli) | Edimler arasındaki dengenin gerçek görünümü | Sözleşme ve ek protokoller |
Oranın hangi ölçüte göre hesaplandığı da sonucu değiştirebilir. İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi’nin incelediği büyük ölçekli bir projede bilirkişi kurulu, sözleşmedeki “satılabilir inşaat alanı” ibaresinin iki farklı yorumuna göre iki ayrı hesap yapmış; bir yoruma göre arsa sahibinin fazla, diğer yoruma göre yaklaşık 4,6 milyon TL eksik bağımsız bölüm aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Daire, esasa ilişkin bir değerlendirme yapmadan, ihtiyati tedbirin kısmen kaldırılmasına ilişkin kararı yerinde bulmuştur (15.02.2023, E.2023/254, K.2023/185; dosyada iddia gabin değil, yanılmadır). Bu nedenle sözleşmedeki alan ve oran tanımlarının açık yazılması, sonradan çıkacak bir uyuşmazlıkta belirleyicidir.
İncelemelerimizde, arsa sahibine düşük oran verildiği gerekçesiyle kat karşılığı sözleşmesinin gabin nedeniyle iptal edildiği ya da oransızlığın giderilmesine hükmedildiği yakın tarihli bir bölge adliye mahkemesi kararına rastlamadık. Kanaatimizce bu tür davalarda sonucu, oransızlığın sözleşme tarihine göre ve emsallerle karşılaştırılarak bilirkişi eliyle ne kadar somut ortaya konduğu ve arsa sahibinin zayıflığının ne ölçüde belgelendiği belirleyecektir.
Sözleşme tarihindeki imar durumuna göre parselde kaç bağımsız bölüm yapılabiliyordu? Aynı bölgede aynı dönemde yapılan sözleşmelerde arsa sahiplerine hangi oranlar bırakıldı? Size bırakılan bölümlerin katı, cephesi ve konumu, müteahhide kalanlarla karşılaştırıldığında eşdeğer mi? Bu soruların cevabı belgelerle ortaya konmadan gabin iddiasının objektif unsuru kurulamaz.
Arsa Sahibinin Zayıflığı ve Müteahhidin Bunu Bilmesi
Açık oransızlık tek başına yetmez; bu oransızlık arsa sahibinin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak gerçekleştirilmiş olmalıdır (TBK m.28/1). Kat karşılığı sözleşmelerde bu unsurun sık görülen görünümleri şunlardır: ileri yaşta ve tek başına yaşayan, imar ve inşaat konularında hiçbir bilgisi olmayan malik; borç, haciz veya hastalık nedeniyle acil paraya ihtiyaç duyan malik; binası riskli yapı olarak tespit edilmiş, tahliye ve yıkım süreciyle karşı karşıya kalmış malik; diğer paydaşların imzaladığı ve son imzanın kendisinden beklendiği bir baskı ortamında kalan malik.
Arsa sahibinin çoğu zaman tacir olmaması, müteahhidin ise inşaat ve imar konusunda uzman bir tacir olması, bilgi farkının değerlendirilmesinde önemlidir. Tacir, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek zorundadır (TTK m.18/2); kanaatimizce bu yükümlülük müteahhidin, oranın belirlendiği imar ve maliyet bilgisini arsa sahibinden daha iyi bildiğinin kabulünü kolaylaştırır. Riskli yapı süreci de bu değerlendirmede dikkate alınabilir: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, görevli mahkemeye ilişkin bir kararında, riskli yapıdaki konut malikinin binanın yıkılarak yeniden yapılması için yüklenici ile “yasadan kaynaklı bir zorunluluk nedeniyle” sözleşme yaptığını belirtmiştir (12.02.2026, E.2026/23, K.2026/496; bir hukuk bürosunun internet sitesinde yayımlanan tam metninden). Karar gabine ilişkin değildir; ancak kanaatimizce bu tespit, zor durum unsurunun değerlendirilmesinde de yol göstericidir.
Ehliyet ve sağlık raporu. İleri yaşta veya ağır hastalığı bulunan arsa sahibinde iddia çoğu zaman ehliyetsizliğe de uzanır. İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi, kat karşılığı ön protokolü kapsamında arsa sahiplerinden alınan teminat senedine ilişkin davada, sonradan kısıtlanan ve Adli Tıp raporuna göre senedin düzenlendiği tarihte fiil ehliyeti bulunmayan arsa sahibi yönünden de borçsuzluğa karar vermiştir (08.03.2023, E.2020/420, K.2023/272). Buna karşılık karşı taraf da imza sırasında alınan bir sağlık raporuna dayanabilir. İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi’nin incelediği bir dosyada ileri yaştaki arsa sahibi, 2013’te tehditle ciro ettirildiğini ve o tarihte işlem ehliyetinin bulunmadığını ileri sürdüğü bir senetten borçlu olmadığının tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi, arsa sahibinin 2015’te davalının eşiyle kat karşılığı sözleşmesi yaptığını ve bu sırada doktor raporu alındığını gözeterek ehliyetsizlik iddiasını dinlenemez bulmuş, davayı TBK m.39’daki bir yıllık sürenin geçtiği gerekçesiyle reddetmiş; Daire istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir (06.04.2023, E.2019/2068, K.2023/648). Bu nedenle ehliyetsizlik iddiasında, imza tarihindeki durumu gösteren tıbbi kayıtlar ile karşı tarafın aldırdığı rapor birlikte değerlendirilmelidir.
İcra ve haciz baskısı. İcra takibi ve haciz zor durumun göstergelerinden biri olabilir; ancak tek başına yeterli görülmeyebilir. Antalya BAM 16. Hukuk Dairesi, kat karşılığı projesine bağlı bir kâr ortaklığından doğan borç için imzalanan bonoya karşı açılan davada, icra takibi ve haciz işlemi yapılmasının müzayaka hâli olmadığına ilişkin ilk derece gerekçesini benimsemiş; tehdit ve baskı iddialarının ise TBK m.39’daki bir yıllık süre geçtiği için dikkate alınamayacağını belirtmiştir (03.12.2025, E.2024/1064, K.2025/1347). Zor durumun, borcun büyüklüğü, haczin konusu ve arsa sahibinin başka bir çıkış yolunun bulunmaması gibi somut olgularla gösterilmesi gerekir.
Aldatma ve Korkutma: İmar, Kat Adedi ve Riskli Yapı
Kat karşılığı sözleşmelerde oranı belirleyen en önemli bilgiler müteahhidin elindedir: imar durumu ve beklenen değişiklikler, yapılabilecek kat adedi ve toplam inşaat alanı, inşaat maliyeti ve bölgedeki satış fiyatları. Taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir (TBK m.36/1). Müteahhidin “bu arsaya en fazla dört kat çıkar” diyerek yedi katlık bir projeyle oran belirlemesi, ya da yakında kesinleşecek bir imar artışını bilerek gizlemesi bu kapsamda değerlendirilebilir. Kanaatimizce müteahhidin imar ve proje konusunda arsa sahibine göre çok daha bilgili olması ve oranın tamamen bu bilgiye dayanması, dürüstlük kuralı gereği açıklama yükümlülüğünü güçlendirir; susarak aldatma iddiası bu nedenle kat karşılığı sözleşmelerde özellikle önemlidir.
Korkutmada ise korkutulanın, kendisinin veya yakınlarından birinin kişilik haklarına ya da malvarlığına yönelik ağır ve yakın bir zarar tehlikesinin doğduğuna inanmakta haklı olması gerekir (TBK m.38/1). Bir hakkın veya kanundan doğan bir yetkinin kullanılacağı korkutmasıyla sözleşme yapıldığında, bunu açıklayanın diğer tarafın zor durumda kalmasından aşırı bir menfaat sağlamış olması hâlinde de korkutmanın varlığı kabul edilir (TBK m.38/2). Kentsel dönüşüm sürecinde “imzalamazsan payın satılır” şeklinde yapılan açıklamalar bu yönüyle değerlendirilir: Kanunun öngördüğü satış yolunun hatırlatılması kendiliğinden korkutma değildir; sorun, bu yolla arsa sahibine emsallerin çok altında bir oranın kabul ettirilmesidir. Aldatma ve korkutmada sözleşmeyle bağlı olunmadığının, aldatmanın öğrenilmesinden veya korkutmanın etkisinin kalkmasından itibaren bir yıl içinde bildirilmesi gerekir (TBK m.39/1).
Kararlar, aldatma iddiasında ispatın belirleyici olduğunu göstermektedir. Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi, binasının arkasına ek yapı yaptırmak isteyen arsa sahibinin, müteahhidin “formalite” olduğunu söyleyerek noterde düzenleme şeklinde kat karşılığı sözleşmesi imzalattığını ve bağımsız bölümlerin yüzde 33’ünün istendiğini ileri sürdüğü davada, davanın bir yıllık süre içinde açıldığını kabul etmiş; ancak arsa sahibinin aldatmayı ispatlayamadığı gerekçesiyle ret kararını yerinde bulmuştur. Dairenin benimsediği ilk derece gerekçesine göre tanıklardan biri arsa sahibi yetkilisinin sözleşmeyi okuyup maddeleri hakkında soru sorduğunu anlatmış, hiçbir tanığın aldatmaya ilişkin bir beyanı olmamış ve yemin deliline dayanılmamıştır (25.12.2025, E.2025/271, K.2025/1133). Aynı uyuşmazlıkta Daire daha önce, müteahhidin bağımsız bölümleri satarak davayı sonuçsuz bırakabileceğini gözeterek taşınmaz kaydına teminatsız “davalıdır” şerhi konulmasına karar vermişti (11.07.2023, E.2023/669, K.2023/876).
İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi ise kat karşılığı sözleşmesine bağlı bir alt yüklenicilik ilişkisinde imzalanan ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının hile, korkutma ve aşırı yararlanma nedeniyle iptali istemini, tanıkların dinlenmesiyle yetinilerek reddeden ilk derece kararını kaldırmıştır. Daireye göre irade bozukluğu ve aşırı yararlanma iddiaları yazılı belge olmasa da tanıkla ve her türlü delille kanıtlanabilir; mahkeme, ileri sürülen suç duyurusuna ilişkin savcılık dosyasını incelemeli, tutanağı imzalayan arabulucuyu tanık olarak dinlemeli ve tutanakla kararlaştırılan hususlarda gabin olup olmadığını da değerlendirmelidir (16.03.2026, E.2025/1692, K.2026/351). Arabuluculuk anlaşmasına karşı gabin için sulh, ibra ve arabuluculuk anlaşmasına karşı gabin yazımıza bakabilirsiniz.
Ters yönde baskı. Kat karşılığı uyuşmazlıklarında baskı iddiası yalnızca arsa sahibinden gelmez. İzmir BAM 14. Hukuk Dairesi’nin incelediği bir dosyada müteahhit, inşaat bittikten sonra vekâletini azleden ve tescili ek ödemeye bağlayan bir paydaşa verdiği çekin korkutma ve gabinle alındığını ileri sürerek icranın durdurulmasını istemiş; Daire, sunulan delillerin yaklaşık ispat için yeterli olmadığı gerekçesiyle tedbir talebinin reddini yerinde bulmuştur (28.05.2024, E.2024/885, K.2024/843).
Kentsel Dönüşümde Salt Çoğunluk Kararı ve Gabin
Riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usullerle yeniden değerlendirmeye, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin hisseleri oranında paydaşların salt çoğunluğu ile karar verilir (6306 sayılı Kanun m.6/1). Bu çoğunluk, 7471 sayılı Kanunla (7.11.2023) “en az üçte iki” yerine “salt” çoğunluk olarak değiştirilmiştir; bu değişiklikten önceki işlemlere ilişkin kararlarda üçte iki çoğunluktan söz edilmesi bu nedenledir. Salt çoğunlukla alınan karar ve anlaşma şartlarını içeren teklif, karara katılmayan maliklere noter aracılığıyla veya muhtarlıkta on beş gün süreyle ilan edilerek bildirilir; bildirimde, on beş gün içinde teklif incelenmez veya kabul edilmezse arsa paylarının Kanun kapsamında satılacağı da belirtilir. Karara katılmayanların arsa payları, Başkanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulüyle satılır (m.6/1).
Bu düzen, gabin tartışmasını iki farklı yönden etkiler. Birincisi, karara katılmayan malik bakımından bir sözleşme yoktur; onun payı Kanun gereği rayiç değerden az olmamak üzere satılır ve satış bedelinin eksik hesaplandığı iddiası ayrı bir yargısal denetime konu olur. Kanun, satışın bedelin eksik hesaplandığı gerekçesiyle iptal edilmesi hâlinde yargı kararının, aradaki farkın hisseyi satın alan malik tarafından eski malike ödenmesi suretiyle uygulanacağını da düzenlemiştir (m.6/1). Karara katılmayan malikin payının satışı ve iptal davası için kentsel dönüşümde karara katılmayan malikin payının satışı ve arsa payı satışının iptali dava dilekçesi sayfalarımıza bakabilirsiniz.
İkincisi, salt çoğunluğa katılarak müteahhitle sözleşme imzalayan malik, imzaladığı sözleşmeyle bağlıdır ve bu sözleşme TBK m.28 ile irade bozukluğu hükümlerine tabidir. Kanaatimizce payının satılacağı baskısı altında ve süre darlığı içinde emsallerin çok altında bir orana razı edilen malikin durumu, zor durum ve yararlanma unsurları bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Bununla birlikte kanaatimizce, Kanunun öngördüğü bir sürecin işletilmesi tek başına yeterli olmayabilir; oranın emsallerin açıkça altında olduğu ve müteahhidin bu baskıdan bilerek yararlandığı somut olgularla gösterilmelidir. Kentsel dönüşüm sürecinin genel çerçevesi için kentsel dönüşüm rehberimize bakabilirsiniz.
Kentsel dönüşüm sürecinde imzalanan sözleşmelerde de geçerlilik sorunu gabinden önce gelebilir. İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi’nin incelediği dosyada müteahhit, 6306 sayılı Kanun kapsamında olduğunu ileri sürdüğü bir binada maliklerin üçte ikisinden fazlasıyla imzalanan kat karşılığı sözleşmesinin geçerli olduğunun tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi, sözleşme tarihinde tapuda riskli yapı şerhi bulunmadığını, bu nedenle o tarihte 6306 sayılı Kanunun uygulanamayacağını ve binanın yıkılıp yeniden yapılmasının ancak oybirliğiyle kararlaştırılabileceğini belirterek talebi reddetmiştir. Bu gerekçe istinaf edilmediğinden Daire tarafından ayrıca denetlenmemiş, HMK m.355/1 gereği korunmuştur (24.12.2025, E.2021/3297, K.2025/1526). Daire denetiminden geçmemiş olsa da bu ilk derece gerekçesi, kanaatimizce kentsel dönüşüm kapsamında olduğu söylenen her sözleşmenin, sözleşme tarihinde riskli yapı tespitinin bulunup bulunmadığı yönünden de incelenmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Kentsel dönüşümde salt çoğunlukla imzalanan bir sözleşmeye karşı azınlıktaki veya imzalayan malikin gabin ya da irade bozukluğu iddiasını esastan inceleyen bir bölge adliye mahkemesi kararına incelemelerimizde rastlamadık. Bu nedenle bu tür dosyalarda delillerin baştan dikkatle toplanması önem taşır: riskli yapı tespitinin tarihi, salt çoğunluk kararının ve teklifin içeriği, bildirim tarihleri, bölgedeki diğer dönüşüm projelerinde uygulanan oranlar ve imza sürecindeki yazışmalar.
Gabin İleri Sürülünce Ne Olur? Sözleşmeden Kurtulma mı, Ek Daire mi?
Aşırı yararlanmada zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşmeyle bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir (TBK m.28/1). Kat karşılığı sözleşmede bu iki yolun sonuçları çok farklıdır.
İki seçeneğin karşılaştırması
| Seçenek | Ne istenir? | Ne zaman uygun? | Dikkat |
|---|---|---|---|
| Sözleşmeyle bağlı olmama | Müteahhide devredilen arsa paylarının geri verilmesi; tapu iptali ve tescil | İnşaat başlamamış veya erken aşamadaysa; paylar üçüncü kişilere geçmemişse | Arsa sahibi de aldıklarını (kira yardımı, avans, teslim edilen bölümler) iade etmekle yükümlü olabilir; yapılan imalatın tasfiyesi ayrıca tartışılır |
| Oransızlığın giderilmesi | Ek bağımsız bölüm veya aradaki farkın bedel olarak ödenmesi | İnşaat ilerlemiş, bina tamamlanmış ya da bağımsız bölümler üçüncü kişilere satılmışsa | Hangi tarihteki değerlerin esas alınacağını mahkeme belirler; değerler bilirkişi incelemesiyle saptanır |
Tapu ve üçüncü kişiler. Müteahhit, inşaatın belirli aşamalarında kendisine devredilen arsa paylarını veya ileride yapılacak bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satabilir. Tapu sicilindeki kayda iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur (TMK m.1023). Bu nedenle sözleşmeyle bağlı olunmadığı bildirilir bildirilmez, müteahhide devredilen payların başkasına devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir istenmeli ve tedbir tapu kütüğüne şerh ettirilmelidir (HMK m.389).
Süreler. Bir yıllık süre düşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği, zor durumda kalmada ise bu durumun ortadan kalktığı tarihten başlar; her hâlde sözleşmenin kurulduğu tarihten itibaren beş yıl geçmişse hak düşer (TBK m.28/2). Kanaatimizce kat karşılığı sözleşmelerde öğrenme anı çoğu zaman projenin onaylanması, imar durumunun öğrenilmesi veya bölgedeki diğer parsellerde yapılan sözleşmelerin oranlarının duyulmasıdır. Bu tarihin belgelenmesi, dava açılırken ilk ele alınacak konudur.
Karşılıklı iade nasıl işler? Kanaatimizce kat karşılığı sözleşmesinin ortadan kalktığı bir dosya, gabin hâlinde doğacak sonuçlar için de yol göstericidir. İstanbul BAM 15. Hukuk Dairesi, yıllarca imalat yapmayan yükleniciler nedeniyle açılan davada, yükleniciye devredilen payların sözleşmenin ifasına yönelik avans niteliğinde olduğunu, sözleşme geriye etkili olarak ortadan kalktığında tarafların aldıklarını iade etmekle yükümlü olduğunu kabul etmiş; arsa sahibinin aldığı paranın iadesi karşılığında payların arsa sahibi adına tesciline ve yüklenici payları üzerindeki banka ipoteklerinin kaldırılmasına hükmetmiştir. Daire, ipotek alan bankanın basiretli tacir olarak araştırma yükümlülüğü bulunduğundan iyiniyet savunmasının dinlenemeyeceğini de belirtmiştir (21.03.2024, E.2023/1824, K.2024/267). Arsa sahibi bu dosyada zor durumundan yararlanıldığını da ileri sürmüş, ancak karar yüklenicinin temerrüdü üzerinden verilmiştir.
Sakarya BAM 5. Hukuk Dairesi de kat karşılığında yükleniciye yapılan pay devrinin satış bedelinin ödenmesi değil, yüklenicinin yükümlülüğüne mahsuben bir avans olduğunu; yüklenicinin iflas etmesinin arsa sahibinin sözleşmeyi feshederek mülkiyete dayalı tapu iptali ve tescil istemesine engel olmadığını belirterek ret kararını kaldırmıştır (06.07.2022, E.2022/606, K.2022/1015). Aynı kararda Daire, resmî şekle uyulmadan yapılmış olsa da arsa payının devriyle ifasına başlanan sözleşmede dürüstlük kuralı gereği geçersizliğin ileri sürülemeyeceğini kabul etmiştir; arsa sahibinin hile iddiası ise bu aşamada incelenmemiştir.
Süre kaçırılırsa. İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi, kat karşılığı ve hasılat paylaşımı sözleşmelerinden doğan bir uyuşmazlıkta imzalanan sulh protokolüne karşı TBK m.28’e dayanılarak açılan davayı, zor durumun protokol tarihinde sona erdiği ve bir yıllık süre içinde dava açılmadığı gerekçesiyle reddeden kararı yerinde bulmuştur; davayı müflis yüklenicinin alacaklısı, beş yıllık sürenin son gününde açmıştı (22.10.2020, E.2018/243, K.2020/1921). Beş yıllık süre bir üst sınırdır; bir yıllık sürenin ayrıca gözetilmesi gerekir.
Gabin ile uyarlama karıştırılmamalıdır. Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi, yüklenicinin faiz artışları ve ekonomik daralma gerekçesiyle yüzde 50’ye yüzde 50 olan oranın kendi lehine yüzde 60’a yüzde 40 olarak değiştirilmesi istemini, basiretli tacirin faiz artışlarını ve ekonomik krizleri öngörebilmesi gerektiğine ilişkin ilk derece gerekçesiyle reddeden kararı yerinde bulmuştur (16.10.2025, E.2025/823, K.2025/892). Uyarlama sözleşmeden sonraki değişikliklere bakar; gabin ise oranın sözleşme anında açıkça dengesiz kurulmasına. Arsa sahibi bakımından bu ayrım, müteahhidin uyarlama talebine karşı savunma yaparken oranın baştan kendi aleyhine dengesiz olduğunu ayrıca ileri sürebilmesi anlamına gelir.
Müteahhide devredilen payların ve satılan bağımsız bölümlerin güncel tapu kayıtlarını çıkarın; dava dilekçesiyle birlikte ihtiyati tedbir ve tapuya şerh isteyin; inşaatın mevcut durumunu delil tespitiyle belgeletin; sözleşme kapsamında aldığınız avans, kira yardımı veya başka ödemeleri hesaplayın, çünkü sözleşmeden kurtulma hâlinde bunların iadesi gündeme gelir.
İspat, Bilirkişi ve Delil Tespiti
Hukuki işlemlerde irade bozukluğu ile aşırı yararlanma iddiaları tanıkla da ispatlanabilir (HMK m.203/1-ç). Bu, noterde düzenlenen kat karşılığı sözleşmesine rağmen arsa sahibinin hangi koşullarda ve hangi bilgilerle imza attığının tanıkla anlatılabileceği anlamına gelir. Bununla birlikte düzenleme şeklindeki noter senetleri sahteliği ispat olunmadıkça kesin delil sayıldığından (HMK m.204/1), sözleşmede yazılı oran ve edimler bakımından tartışma, oranın gerçeğe aykırı yazıldığı değil, açıkça dengesiz olduğu ekseninde yürütülmelidir.
Açık oransızlığın tespiti özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden mahkeme bilirkişiye başvurur (HMK m.266). Uygun bir bilirkişi kurulunda gayrimenkul değerleme uzmanı, inşaat mühendisi ve gerektiğinde şehir plancısı bulunmalıdır. Bilirkişiye sorulacak başlıca sorular şunlardır: sözleşme tarihinde arsanın rayiç değeri ve imar durumu, projeye göre toplam inşaat alanı ve maliyet, aynı bölgede aynı dönemde yapılan kat karşılığı sözleşmelerinde arsa sahibine bırakılan oranlar, arsa sahibine bırakılan bağımsız bölümlerin sözleşme tarihindeki değeri. Bilirkişi raporuna tebliğden itibaren iki hafta içinde itiraz edilebilir (HMK m.281/1). İnşaat ilerledikçe mevcut durum değişeceğinden, dava açılmadan önce veya dava ile birlikte delil tespiti istenmesi yararlıdır (HMK m.400); bunun için delil tespiti dilekçesi örneği sayfamıza bakabilirsiniz. Değerleme yöntemleri için gabin davasında açık oransızlık yazımız da yol göstericidir.
Görevli Mahkeme, Yetki, Arabuluculuk ve Tedbir
Görevli mahkeme. Arsa sahibinin arsasını değerlendirmek amacıyla yaptığı kat karşılığı sözleşmesinden doğan davalar, kural olarak asliye hukuk mahkemesinde görülür. Tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişidir (6502 sayılı Kanun m.3/1-k). Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki görüş ayrılığını gidermek için verdiği kararda bu ayrımı şöyle kurmuştur: arsasına karşılık birden çok bağımsız bölüm alan arsa sahibi taşınmazını değerlendirmektedir ve tüketici değildir; buna karşılık riskli yapı statüsündeki ana taşınmazda konut niteliğinde bağımsız bölümü bulunan ve yasadan kaynaklı zorunluluk nedeniyle yükleniciyle sözleşme yapan malik tüketicidir ve uyuşmazlık tüketici mahkemesinde görülür (12.02.2026, E.2026/23, K.2026/496). İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesi, bu kararı uygulayarak, oturdukları meskenin yeniden yapılması amacıyla hareket ettiklerine dair belge bulunmayan arsa sahiplerinin arsalarını değerlendirmek amacıyla hareket ettiklerini kabul etmiş ve asliye hukuk mahkemesini görevli saymıştır (08.06.2026, E.2026/55, K.2026/1351). Adana BAM 14. Hukuk Dairesi de arsa sahiplerinden biri tacir değilse uyuşmazlığın ticari dava sayılamayacağını belirtmiştir (30.06.2026, E.2026/1153, K.2026/1327; TTK m.4/1). Arsa sahibi ile müteahhidin her ikisi de tacirse ve uyuşmazlık her ikisinin ticari işletmesiyle ilgiliyse asliye ticaret mahkemesi görevlidir.
Yetki. Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12/1). Konya BAM 5. Hukuk Dairesi, tapu iptali ve tescil istenen bir kat karşılığı davasında taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu, bu konuda yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olmadığını ve kesin yetkinin dava şartı olduğunu belirtmiştir (16.05.2024, E.2024/586, K.2024/550). Gabine dayanan ve payların geri verilmesini isteyen dava bu nedenle taşınmazın bulunduğu yerde açılmalıdır.
Arabuluculuk. Kat karşılığı sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklar, kira, ortaklığın giderilmesi, kat mülkiyeti ve komşu hakkı uyuşmazlıkları için dava şartı arabuluculuğu öngören 6325 sayılı Kanun m.18/B’de sayılmamıştır. Ankara BAM 27. Hukuk Dairesi, asliye hukuk mahkemesinin görev alanına giren davalarda arabuluculuğun dava şartı olmadığını belirtmiştir (17.09.2025, E.2024/1051, K.2025/929). Dava ticari nitelikteyse konusu bir miktar para olan alacak ve tazminat taleplerinde arabuluculuk dava şartıdır (TTK m.5/A); aynı Daire, yalnızca sözleşmenin sona erdirilmesine ilişkin talepte arabuluculuğun aranmayacağını kabul etmiştir (25.12.2025, E.2025/841, K.2025/1324). Tüketici mahkemesinde görülecek davalarda da arabuluculuk kural olarak dava şartıdır; ancak tüketici işlemi niteliğindeki ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar bunun dışındadır (6502 sayılı Kanun m.73/A-1-d). Bu ayrım, payların geri verilmesi talebi ile oransızlığın para olarak giderilmesi talebinin farklı usul kurallarına tabi olabileceği anlamına gelir.
İhtiyati tedbir ve şerh. Müteahhit dava sürerken kendisine devredilen payları veya bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satabilir. Tedbir isteyen, tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır (HMK m.390/3). Kat karşılığı uyuşmazlığında Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi’nin taşınmaz kaydına teminatsız “davalıdır” şerhi konulmasına karar verdiği yukarıda anılmıştı (E.2023/669, K.2023/876). Daire aynı kararda bu şerhin devri önlemediğini, üçüncü kişilerin iyiniyet savunmasının önüne geçtiğini belirtmiştir; payların devrinin önlenmesi için ayrıca devir ve temlik yasağı niteliğinde tedbir istenmelidir. Tedbir talebi dava dilekçesiyle birlikte yapılmalı ve tapu kaydına işlenmesi takip edilmelidir.
Dava Dilekçesi Örneği: Kat Karşılığı Sözleşmesinde Düşük Oran Nedeniyle Aşırı Yararlanma ve Aldatma
Aşağıdaki örnek, ileri yaştaki bir arsa sahibinin, imar durumu konusunda yanıltılarak emsallerin çok altında bir oranla imzaladığı kat karşılığı sözleşmesine karşı açacağı dava için hazırlanmıştır. Arsa sahibi arsasını değerlendirmek amacıyla birden fazla bağımsız bölüm karşılığında sözleşme yaptığından dava asliye hukuk mahkemesinde, tapu iptali istendiği için taşınmazın bulunduğu yerde açılmıştır. Köşeli parantezli yerler somut olaya göre doldurulmalıdır.
(Taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi)
İHTİYATİ TEDBİR TALEPLİDİR
DAVACI: [Ad soyad, T.C. kimlik numarası, adres]
VEKİLİ: [Ad soyad, adres]
DAVALI: [Müteahhit şirketin unvanı, adresi, vergi numarası]
KONU: [Tarih] tarihli ve [….] yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesiyle bağlı olmadığını süresinde bildiren müvekkil adına, davalıya devredilen arsa paylarının tapu kaydının iptali ile müvekkil adına tesciline; terditli olarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesi için şimdilik [….] TL’nin davalıdan tahsiline; dava süresince davalı adına kayıtlı paylar üzerinde tasarrufun ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine karar verilmesi talebidir.
DAVA DEĞERİ: [Geri istenen payların dava tarihindeki değeri] TL; terditli talep bakımından şimdilik [….] TL
AÇIKLAMALAR
1. Müvekkil, [il/ilçe] [ada/parsel] sayılı [….] m² yüzölçümlü taşınmazın tek malikidir. Müvekkil [….] yaşındadır, eşini [tarih] tarihinde kaybetmiştir ve yalnız yaşamaktadır; inşaat, imar ve gayrimenkul konularında hiçbir bilgisi ve deneyimi yoktur.
2. Davalı müteahhit şirketin yetkilisi, eşinin ölümünden kısa süre sonra müvekkili defalarca ziyaret etmiş; arsanın imar durumuna göre en fazla dört kat ve on bağımsız bölüm yapılabileceğini, bu nedenle müvekkile iki daireden fazlasının verilemeyeceğini söylemiştir. Müvekkil, bu sözlere güvenerek [tarih] tarihinde [….] Noterliğinde düzenleme şeklinde sözleşme imzalamış; sözleşmede müvekkile iki bağımsız bölüm verileceği, kalan bağımsız bölümlere isabet eden arsa paylarının davalıya devredileceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin imzalanmasından sonra davalıya [….] payı tapuda devredilmiştir.
3. Sözleşmeden yaklaşık üç ay sonra davalı, aynı parsel için yedi kat ve yirmi bir bağımsız bölümden oluşan bir projeyle yapı ruhsatı almıştır. Belediyeden alınan [tarih] tarihli imar durumu belgesine göre bu yapılaşma hakkı sözleşme tarihinde de mevcuttur. Müvekkil gerçek durumu, [tarih] tarihinde inşaat alanına asılan ruhsat tabelasını görünce öğrenmiş ve [tarih] tarihli noter ihtarnamesiyle davalıya sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmiştir.
4. Mahkemeniz görevli ve kesin yetkilidir (HMK m.2, m.12/1)
Müvekkil, arsasına karşılık birden fazla bağımsız bölüm almak üzere sözleşme yapmış, yani arsasını değerlendirmek amacıyla hareket etmiştir; bu nedenle uyuşmazlık tüketici işlemi değildir ve müvekkil tacir olmadığından ticari dava da söz konusu değildir (Yargıtay 6. HD, 12.02.2026, E.2026/23, K.2026/496; İstanbul BAM 37. HD, 08.06.2026, E.2026/55, K.2026/1351). Dava, taşınmaz üzerindeki ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek nitelikte olduğundan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
5. Edimler arasında açık oransızlık vardır (TBK m.28/1)
Sözleşme tarihindeki imar durumuna göre parselde yirmi bir bağımsız bölüm yapılabilmekteydi. Müvekkile bırakılan iki bağımsız bölüm, toplam bağımsız bölümlerin yaklaşık yüzde 10’una karşılık gelmektedir; aynı bölgede aynı dönemde yapılan kat karşılığı sözleşmelerinde arsa sahiplerine [….] oranında pay bırakıldığı, bilirkişi incelemesiyle ortaya konacaktır. Yargıtay’ın da kabul ettiği üzere oran, sözleşme tarihinde yürürlükte olan imar planı ve mevzuata göre kaç kat ve kaç bağımsız bölüm yapılabileceği belirlenerek, inşaatın niteliği, konumu, tarafların durumu ve menfaatler dengesi gözetilmek suretiyle bilirkişiye inceletilmelidir (Yargıtay 15. HD, 17.05.2018, E.2018/971, K.2018/2048). Müvekkilin bu oranı kendi isteğiyle kabul ettiği yönündeki bir savunmanın da sonuca etkisi yoktur; müvekkilin kabulü, davalının verdiği gerçeğe aykırı imar bilgisine dayanmaktadır.
6. Müvekkil sözleşme sırasında zor durumda ve deneyimsizdir (TBK m.28/1)
Müvekkil ileri yaştadır, eşini kısa süre önce kaybetmiştir ve imar, proje ve inşaat maliyeti konusunda hiçbir bilgi ve tecrübeye sahip değildir. Sözleşme, müvekkile bağımsız bir uzmana danışma imkânı tanınmadan, kısa süre içinde imzalatılmıştır. Müvekkilin bu durumu, tanık beyanları ve [sağlık kayıtları, aile üyelerinin beyanları] ile ortaya konacaktır.
7. Davalı bu durumu bilerek yararlanmıştır (TBK m.28/1)
Davalı, inşaat ve imar konusunda uzman bir tacirdir ve basiretli bir iş adamı gibi hareket etmekle yükümlüdür. Parselin imar durumunu sözleşmeden önce bildiği, sözleşmeden yalnızca üç ay sonra yirmi bir bağımsız bölümlük bir projeyle ruhsat almasından açıkça anlaşılmaktadır. Davalı, müvekkilin yaşını, yalnızlığını ve bilgisizliğini bilerek oranı bu bilgi farkına dayanarak belirlemiştir.
8. Davalı imar durumu konusunda müvekkili aldatmıştır (TBK m.36/1)
Davalının sözleşmeden önce müvekkile verdiği “en fazla dört kat ve on bağımsız bölüm” bilgisi, sözleşme tarihindeki imar durumuna aykırıdır. Müvekkil bu bilgiye güvenerek iki daireye razı olmuştur. Aldatma sonucu yapılan sözleşme, yanılma esaslı olmasa bile müvekkili bağlamaz.
9. Hak süresinde kullanılmıştır (TBK m.28/2, m.39/1)
Müvekkil gerçek durumu [tarih] tarihinde öğrenmiş ve [tarih] tarihli ihtarnameyle sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmiştir. Bildirim, deneyimsizliğin ve aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıl içinde yapılmıştır; müvekkilin zor durumu [tarih] tarihinde ortadan kalkmış olup bu tarihten itibaren de bir yıl dolmamıştır. Müvekkilin durumu daha önce öğrendiği iddiası, bunu ileri süren davalı tarafından ispatlanmalıdır (Yargıtay 15. HD, E.2018/971, K.2018/2048).
10. Aşırı yararlanma ve aldatma tanıkla ispatlanabilir (HMK m.203/1-ç)
Sözleşmenin noterde düzenlenmiş olması, müvekkile sözleşmeden önce hangi bilgilerin verildiğinin ve hangi koşullarda imza attığının tanıkla ispatına engel değildir. Ayrıca belediyeden sözleşme tarihine ait imar durumu belgesi ve imar dosyası getirtilmeli, bölgedeki emsal sözleşmeler araştırılmalı, keşif yapılarak gayrimenkul değerleme uzmanı, inşaat mühendisi ve şehir plancısından oluşan bilirkişi kurulundan rapor alınmalıdır (HMK m.266).
11. Payların geri verilmesi gerekir (TBK m.28/1; TMK m.1024/2, m.1025)
Müvekkil sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirdiğinden davalı adına yapılan tescilin dayandığı hukuki sebep ortadan kalkmış ve tescil, bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayandığından yolsuz hâle gelmiştir. Davalıya devredilen arsa payları, sözleşmenin ifasına yönelik avans niteliğindedir (İstanbul BAM 15. HD, E.2023/1824, K.2024/267; Sakarya BAM 5. HD, E.2022/606, K.2022/1015); bunların müvekkil adına tescili gerekir. Müvekkil, sözleşme kapsamında davalıdan aldığı [….] varsa iade etmeye hazırdır.
12. Terditli olarak oransızlığın giderilmesi istenmektedir (TBK m.28/1; HMK m.111)
TBK m.28/1, zarar görenin seçimlik hakkını “durumun özelliğine göre” kullanacağını öngörmektedir. Mahkemeniz, inşaatın geldiği aşama veya payların üçüncü kişilere geçmiş olması gibi nedenlerle payların geri verilmesini durumun özelliğine uygun bulmazsa, müvekkil terditli olarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini istemektedir. Bu kapsamda, emsal paylaşım oranına göre müvekkile verilmesi gereken bağımsız bölümler ile verilen bağımsız bölümler arasındaki fark, bilirkişi incelemesiyle belirlenecek değeri üzerinden şimdilik [….] TL olarak talep edilmektedir.
13. Dava süresince payların devri önlenmelidir (HMK m.389, m.390/3)
Davalı, kendisine devredilen payları ve bunlara isabet eden bağımsız bölümleri satmaya başlamıştır. Sözleşme, ruhsat ve imar durumu belgesi iddianın yaklaşık ispatına yeterlidir. Davalı adına kayıtlı paylar üzerinde devir ve temlikin önlenmesine ve tedbirin tapu kaydına şerh edilmesine karar verilmesi gerekir.
HUKUKİ NEDENLER: TBK m.28, 36, 39; TMK m.706, 1023, 1024, 1025; TTK m.18/2; HMK m.2, 12, 111, 203, 266, 389-392 ve ilgili mevzuat.
DELİLLER: Düzenleme şeklindeki kat karşılığı sözleşmesi, tapu kayıtları, belediyeden getirtilecek imar durumu belgeleri ve imar dosyası, yapı ruhsatı ve onaylı proje, bölgedeki emsal kat karşılığı sözleşmeleri, noter ihtarnamesi, sağlık kayıtları, keşif, bilirkişi incelemesi, tanık beyanları ve her türlü yasal delil.
SONUÇ VE İSTEM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; öncelikle davalı adına kayıtlı paylar üzerinde devir ve temlikin teminatsız, olmadığı takdirde uygun görülecek teminat karşılığında ihtiyati tedbir yoluyla önlenmesine ve tedbirin tapu kaydına şerhine; müvekkilin [tarih] tarihli sözleşmeyle bağlı olmadığının tespiti ile davalıya devredilen arsa paylarının tapu kaydının iptaline ve müvekkil adına tesciline; bu talep kabul edilmezse terditli olarak şimdilik [….] TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsiline; yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini vekâleten saygıyla arz ve talep ederim.
[Tarih]
Davacı Vekili
[Ad soyad, imza]
Terditli para talebi kısmi dava olarak açılmıştır; bilirkişi raporundan sonra talep, tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus artırılabilir (HMK m.109/4; bu fıkra 7589 sayılı Kanunla eklenmiş ve 31.07.2026’da yürürlüğe girmiştir). Sözleşmeyle bağlı olmama bildirimi yenilik doğuran bir beyan olduğundan, bildirimden sonra sözleşmeye bağlı kalarak oransızlığın giderilmesinin istenmesi davalı tarafından çelişki olarak ileri sürülebilir; ihtarnamenin içeriği terditli talep gözetilerek belirlenmelidir. Arsa sahibinin binası riskli yapı olarak tespit edilmiş ve sözleşmeyi kendi konutunu yeniden edinmek amacıyla yapmışsa, dava tüketici mahkemesinde açılmalı ve para talebi bakımından arabuluculuk şartı ayrıca değerlendirilmelidir. Yargılamanın ilerleyen aşamaları için kat karşılığı inşaat sözleşmesi fesih dava dilekçesi örneği sayfamıza da bakabilirsiniz.
Arsa Sahibi İçin Kontrol Listesi
İmzalamadan önce
| Kontrol | Neden önemli? | Dayanak |
|---|---|---|
| Güncel imar durumu belgesi ve plan değişikliği hazırlığı olup olmadığı belediyeden öğrenildi mi? | Oran, yapılabilecek inşaat alanına göre belirlenir; imar bilgisi müteahhitte kalırsa aldatma riski doğar | TBK m.36 |
| Bölgede aynı dönemde yapılan kat karşılığı sözleşmelerinin oranları araştırıldı mı? | Açık oransızlık bu oranlarla karşılaştırılarak ölçülür | TBK m.28/1 |
| Arsanın ve bırakılacak bağımsız bölümlerin değeri bağımsız bir değerlemeyle hesaplandı mı? | Pazarlıkta ve sonraki uyuşmazlıkta en somut delildir | TBK m.28/1; HMK m.266 |
| Sözleşme taslağı imzadan makul bir süre önce alındı ve bağımsız bir hukukçuya incelettirildi mi? | Düşüncesizlik ve aceleye getirme riskini azaltır | TBK m.28/1 |
| Sözleşme noterde düzenleme şeklinde mi yapılıyor? | Taşınmaz devrini amaçlayan sözleşme resmî şekle bağlıdır | TBK m.237/2; TMK m.706/1; Noterlik Kanunu m.89 |
| Arsa payı devri inşaatın ilerleme seviyesine bağlandı mı? | Payların erken devri, müteahhidin üçüncü kişilere satışını ve geri dönüşün zorlaşmasını beraberinde getirir | TMK m.1023 |
| Kentsel dönüşümde salt çoğunluk kararının ve teklifin içeriği, bildirim tarihi ve on beş günlük süre kayıt altına alındı mı? | Karara katılmama hâlinde pay satışı süreci bu tarihlere bağlıdır | 6306 sayılı Kanun m.6/1 |
İmzaladıysanız ve oranın düşük olduğunu düşünüyorsanız
| Adım | Neden önemli? | Dayanak |
|---|---|---|
| Gerçek durumu öğrendiğiniz tarihi ve bunu gösteren belgeyi saklayın | Bir yıllık süre bu tarihten işler | TBK m.28/2, 39/1 |
| Müteahhide noter ihtarnamesiyle sözleşmeyle bağlı olmadığınızı veya oransızlığın giderilmesini istediğinizi bildirin | Hakkın süresi içinde kullanıldığını belgeler | TBK m.28/1 |
| Müteahhide devredilen payların tapu kayıtlarını kontrol edin | Üçüncü kişilere devir geri dönüşü zorlaştırır | TMK m.1023 |
| İhtiyati tedbir ve delil tespiti isteyin | Payların devrini önler; mevcut durumu belgeler | HMK m.389, 400 |
| Aldatma, korkutma ve ehliyetsizlik ihtimallerini de değerlendirin | Bunların süreleri ve sonuçları farklıdır; birlikte ileri sürülebilir | TBK m.36-39; TMK m.15; HMK m.111 |
Sık Sorulan Sorular
Kat karşılığı sözleşmesinde oran düşük verildiyse sözleşme iptal edilebilir mi?
Oranın düşüklüğü tek başına yetmez. Oran sözleşme tarihindeki koşullara ve bölgedeki emsallere göre açıkça düşükse ve bu sonuç arsa sahibinin zor durumundan, düşüncesizliğinden veya deneyimsizliğinden yararlanılarak elde edilmişse, arsa sahibi sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirebilir veya oransızlığın giderilmesini isteyebilir (TBK m.28/1).
Hangi oran “açıkça düşük” sayılır?
Kanunda sabit bir oran yoktur. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’ne göre sözleşme tarihindeki imar durumuna göre yapılabilecek kat ve bağımsız bölüm sayısı belirlenmeli ve inşaatın niteliği, konumu, tarafların durumu ve menfaatler dengesi gözetilerek paylaşımın hangi oranda yapılması gerektiği bilirkişiye inceletilmelidir (E.2018/971, K.2018/2048). Karşılaştırma bölgedeki emsal paylaşım oranlarıyla yapılır.
Ne kadar sürede dava açmam gerekir?
Düşüncesizlik veya deneyimsizliğin öğrenildiği ya da zor durumun sona erdiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde sözleşmenin kurulmasından itibaren beş yıl içinde (TBK m.28/2). Aldatma veya korkutmada süre, aldatmanın öğrenildiği ya da korkutmanın etkisinin kalktığı tarihten itibaren bir yıldır (TBK m.39/1). Sözleşmeyle bağlı olmadığınızı bu süre içinde noter ihtarnamesiyle bildirmeniz önerilir.
Müteahhit sözleşmeden sonra daha fazla daire çıkaran bir proje onaylattı. Bu gabin midir?
Belirleyici olan, bu imkânın sözleşme tarihinde var olup olmadığıdır. Sözleşme tarihindeki imar durumu daha fazla bağımsız bölüme izin veriyorsa ve müteahhit bunu bildiği hâlde arsa sahibine daha az yapılaşma imkânı varmış gibi bilgi verdiyse, gabinin yanında aldatma da ileri sürülebilir (TBK m.36/1). İmar değişikliği sözleşmeden sonra yapılmışsa durum aşırı ifa güçlüğü ve uyarlama kapsamında değerlendirilebilir.
Payları müteahhide devrettim, müteahhit de daireleri sattı. Geri alabilir miyim?
Tapu sicilindeki kayda iyiniyetle dayanarak mülkiyet kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunur (TMK m.1023). Bu durumda payların geri alınması zorlaşır ve oransızlığın para olarak giderilmesi veya tazminat talebi öne çıkar. Bu nedenle sözleşmeyle bağlı olunmadığı bildirildiği anda ihtiyati tedbir istenmesi ve tapuya şerh verilmesi önemlidir (HMK m.389).
Müteahhit maliyetler arttı diyerek ek daire istiyor. Gabin ileri sürebilir miyim?
Müteahhidin talebi sözleşmeden sonraki değişikliklere dayanan bir uyarlama talebidir (TBK m.138). Oran baştan sizin aleyhinize açıkça dengesiz kurulmuşsa, kanaatimizce bunu süreler içinde ayrıca, örneğin karşı davayla ileri sürebilirsiniz. Ankara BAM 31. Hukuk Dairesi, yüklenicinin oranın kendi lehine değiştirilmesi istemini, basiretli tacirin ekonomik krizleri öngörebilmesi gerektiği gerekçesiyle reddeden kararı yerinde bulmuştur (E.2025/823, K.2025/892).
Kentsel dönüşümde salt çoğunluk kararına katılmazsam ne olur?
Karar ve anlaşma şartlarını içeren teklif size noter aracılığıyla veya muhtarlıkta on beş gün ilan edilerek bildirilir. On beş gün içinde teklifi kabul etmezseniz arsa payınız, rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan paydaşlara açık artırmayla satılır (6306 sayılı Kanun m.6/1). Satış bedelinin eksik hesaplandığı gerekçesiyle iptal kararı verilirse, aradaki fark payı satın alan malik tarafından size ödenir.
Kentsel dönüşüm baskısıyla sözleşme imzaladım. Bu zor durum sayılır mı?
Kanaatimizce kanunun öngördüğü sürecin işletilmesi tek başına yeterli olmayabilir; ancak bu baskı altında emsallerin çok altında bir orana razı edildiğinizi ve müteahhidin bundan bilerek yararlandığını somut olgularla gösterebilirseniz, kanaatimizce gabin değerlendirmesinde dikkate alınabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, görev bakımından verdiği kararda riskli yapıdaki konut malikinin yasadan kaynaklı bir zorunluluk nedeniyle sözleşme yaptığını belirtmiştir (E.2026/23, K.2026/496).
Dava hangi mahkemede açılır?
Arsasını değerlendirmek amacıyla sözleşme yapan arsa sahibi tüketici sayılmaz; dava kural olarak asliye hukuk mahkemesinde açılır. Riskli yapıdaki konutunu yeniden edinmek için sözleşme yapan malik tüketici sayılır ve tüketici mahkemesi görevlidir (Yargıtay 6. HD, E.2026/23, K.2026/496). Tapu iptali isteniyorsa taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir (HMK m.12/1).
Arabulucuya gitmem gerekir mi?
Asliye hukuk mahkemesinde görülecek kat karşılığı davalarında arabuluculuk dava şartı değildir; kat karşılığı uyuşmazlıkları 6325 sayılı Kanun m.18/B’de sayılmamıştır. Dava ticari nitelikteyse para talepleri için (TTK m.5/A), tüketici mahkemesinde görülecekse taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar dışındaki talepler için (6502 sayılı Kanun m.73/A) arabuluculuk dava şartıdır.
Sözleşme noterde düzenleme şeklinde yapılmadıysa ne olur?
Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmeler resmî şekle bağlıdır (TMK m.706/1; TBK m.237/2). Şekle aykırı sözleşme geçersizdir; ancak Sakarya BAM 5. Hukuk Dairesi, arsa payının devriyle ifasına başlanmış sözleşmede dürüstlük kuralı gereği geçersizliğin ileri sürülemeyeceğini kabul etmiştir (E.2022/606, K.2022/1015). Şekil sorununun sonuçları her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.
Yaşlı annem kat karşılığı sözleşmesi imzaladı; ehliyeti yoktu. Ne yapabiliriz?
Ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin işlemleri, kanundaki ayrık durumlar saklı kalmak üzere hukuki sonuç doğurmaz (TMK m.15); bu sonuç, TBK m.28 ve m.39’daki gibi bir hak düşürücü süreye bağlı değildir. İmza tarihindeki durumu gösteren sağlık kayıtları toplanmalı ve Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması istenmelidir. Müteahhidin imza sırasında aldırdığı bir sağlık raporu varsa, bu raporun değerlendirilmesi de gerekir.
İlgili Rehberler
- Yarım Kalan İnşaat ve Kat Karşılığı Merkezi
- Gabin (Aşırı Yararlanma) Nedir? Şartları, Süreler ve Gabin Davası
- Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Fesih ve Tapu İptali
- Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi Fesih Dava Dilekçesi Örneği
- Müteahhit Maliyetler Arttı Diyor, Ek Daire İstiyor: Uyarlama Davası
- Evimi Değerinin Altında Sattım, Geri Alabilir miyim?
- Fabrikayı veya Arsayı Teminat Diye Devrettim: Geri Alabilir miyim?
- Gabin Davasında Açık Oransızlık Nasıl Tespit Edilir?
- Aşırı Yararlanma (Gabin) Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Dava Dilekçesi Örneği
- Kentsel Dönüşüm Rehberi
- Kentsel Dönüşümde Karara Katılmayan Malikin Payının Satışı
- Sulh, İbra ve Arabuluculuk Anlaşmasına Karşı Gabin
Kat karşılığı dışındaki taşınmaz devirlerinde gabin ve dava yol haritası için gabin rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.
Kaynakça
Mevzuat (resmî metinler, 3 Kasım 2026 itibarıyla)
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: m.28, 36-39, 123-125, 138, 237, 470, 473, 480
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu: m.15, 706, 1023, 1024, 1025
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu: m.2, 12, 109, 111, 203, 204, 266, 281, 355, 389-392, 400
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: m.4, 5/A, 18
- 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun: m.6
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun: m.3, 73/A
- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu: m.18/B
- 1512 sayılı Noterlik Kanunu: m.89
Yargıtay kararları (hukuk bürolarının ve hukuk haber sitelerinin internet sayfalarında yayımlanan tam metinlerinden okunmuştur; resmî karar arama sistemi üzerinden ayrıca karşılaştırılamamıştır)
- Yargıtay HGK, 22.10.2025, E.2024/1-399, K.2025/643
- Yargıtay 6. HD, 12.02.2026, E.2026/23, K.2026/496 (bölge adliye mahkemesi daireleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi)
- Yargıtay 15. HD, 17.05.2018, E.2018/971, K.2018/2048
Bölge adliye mahkemesi kararları (UYAP Emsal Karar Arama sistemindeki tam metinlerinden okunmuştur)
- Adana BAM 14. HD, 30.06.2026, E.2026/1153, K.2026/1327
- Ankara BAM 27. HD, 25.12.2025, E.2025/841, K.2025/1324
- Ankara BAM 27. HD, 17.09.2025, E.2024/1051, K.2025/929
- Ankara BAM 31. HD, 25.12.2025, E.2025/271, K.2025/1133
- Ankara BAM 31. HD, 16.10.2025, E.2025/823, K.2025/892
- Ankara BAM 31. HD, 11.07.2023, E.2023/669, K.2023/876
- Antalya BAM 16. HD, 03.12.2025, E.2024/1064, K.2025/1347
- İstanbul BAM 15. HD, 16.03.2026, E.2025/1692, K.2026/351
- İstanbul BAM 15. HD, 24.12.2025, E.2021/3297, K.2025/1526
- İstanbul BAM 15. HD, 21.03.2024, E.2023/1824, K.2024/267
- İstanbul BAM 15. HD, 08.03.2023, E.2020/420, K.2023/272
- İstanbul BAM 15. HD, 15.02.2023, E.2023/254, K.2023/185
- İstanbul BAM 17. HD, 22.10.2020, E.2018/243, K.2020/1921
- İstanbul BAM 37. HD, 08.06.2026, E.2026/55, K.2026/1351
- İzmir BAM 14. HD, 28.05.2024, E.2024/885, K.2024/843
- İzmir BAM 17. HD, 06.04.2023, E.2019/2068, K.2023/648
- Konya BAM 5. HD, 16.05.2024, E.2024/586, K.2024/550
- Sakarya BAM 5. HD, 06.07.2022, E.2022/606, K.2022/1015
Yazar: Av. Fatma Öztürk, Hukukçular Evi Ankara
Büro: Varlık Mahallesi Gaziosmanpaşa Caddesi No: 22, Yenimahalle/Ankara · Telefon: 0554 648 37 15
Son güncelleme: 3 Kasım 2026. Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlıkta sonuç, belgelerin ve delillerin incelenmesine bağlıdır.
Somut olayınıza özgü değerlendirme için hukuk büromuzla iletişime geçebilirsiniz.


