Vasiyetnamenin iptali davası, ehliyetsizlik, irade sakatlığı, hukuka veya ahlâka aykırılık ya da şekil eksikliği sebebiyle sakat olan bir ölüme bağlı tasarrufun mahkeme kararıyla geçersiz kılınmasını sağlayan davadır (TMK m.557). Dava, iptal sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl içinde açılmalıdır (TMK m.559). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2026’da, okuma yazma bilmeyen mirasbırakanın resmî vasiyetnamesinde tanık şerhindeki bir eksikliğin, vasiyetnamenin bütününden işlemin tanıklar huzurunda tamamlandığı anlaşılıyorsa “vasiyetname lehine yorum” ilkesiyle giderilebileceğini kabul etti. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ise yaşlılığın ve ağır hastalığın tek başına ehliyetsizlik sayılmadığını, Adli Tıp raporu ehliyeti doğrulasa bile baskı ve korkutma iddiasının ayrıca incelenmesi gerektiğini, bir yıllık sürenin vasiyetnamenin tebliğiyle işlemeye başladığını ve tenfiz davasının bu süreyi durdurmadığını kabul etmektedir. Bu sayfada Hukuk Genel Kurulu ve 7. Hukuk Dairesinin 8 kararını kanun maddeleriyle birlikte topladık.
Güncel durum (6 Kasım 2026). Kararlarda uygulanan TMK hükümleri (m.502, m.504, m.510-512, m.531-536, m.557-559, m.564 ve m.571) resmî mevzuat metninde değişiklik kaydı taşımıyor; 2002’de yürürlüğe girdikleri hâliyle uygulanıyorlar. Bu sayfadaki kararların tamamı, miras hukukundan doğan uyuşmazlıklara bakan Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ile Hukuk Genel Kuruluna aittir; en yenisi 22 Haziran 2026 tarihlidir.
Dürüst bir not. Kararların tamamını Yargıtay’ın resmî karar arama sisteminden aldık ve her kartın altındaki açılır kutuda tam metnini aynen verdik. Daire kararlarının çoğu “onama” kararıdır; bu kararlarda ilkeyi ilk derece mahkemesinin ve bölge adliye mahkemesinin gerekçesi taşır, Yargıtay bu gerekçeyi yerinde bulmuştur. Hukuk Genel Kurulu kararı oy çokluğuyla verilmiştir ve karşı görüş de karar metninde yer alır. Özetlerde bu ayrımları açıkça belirttik. Kararlarda kişi adı yer almaz; büromuzun takip ettiği dosyalara ait karar bulunmamaktadır. Kanun maddelerini resmî mevzuat metninden kontrol ettik.
Vasiyetname geçersiz mi, süre geçti mi? Dosyanızı birlikte değerlendirelim
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
İçindekiler
- Kanun ne diyor? TMK m.557-559 ve şekil hükümleri
- Şekil: okuma yazma bilmeyen mirasbırakanın resmî vasiyetnamesi
- Ehliyetsizlik: yaşlılık ve hastalık tek başına yetmez
- İrade sakatlığı: baskı, korkutma ve “bakmam” tehdidi
- Bir yıllık hak düşürücü süre
- Mirasçılıktan çıkarma içeren vasiyetname
- 8 kararın özet tablosu
- Kararları kendi dosyanızda nasıl kullanırsınız?
- Sık yapılan hatalar
- Sıkça sorulan sorular
Kanun Ne Diyor? TMK m.557-559 ve Şekil Hükümleri
Sakat bir vasiyetname kendiliğinden ortadan kalkmaz; menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı iptal davası açmadıkça uygulanır (TMK m.557-558). Kanun dört iptal sebebi sayar ve davayı hak düşürücü sürelere bağlar. Aşağıdaki tablo, bu sayfadaki kararlarda uygulanan hükümleri özetler; davanın açılışı, delilleri ve dilekçe yapısı için Vasiyetnamenin İptali Davası 2026 ana rehberimize bakabilirsiniz.
Vasiyetnamenin iptalinde uygulanan hükümler
| Hüküm | Ne düzenler? | Kararlardaki karşılığı |
|---|---|---|
| TMK m.502 | Vasiyet için ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmak | Kanser hastası ve 85 yaşındaki mirasbırakan (Karar 3, 4) |
| TMK m.504 | Yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisiyle yapılan tasarrufun geçersizliği; etkiden kurtulduktan sonra bir yıl içinde dönülmezse tasarrufun geçerli sayılması | Baskı ve “bakmam” tehdidi iddiaları (Karar 5, 6) |
| TMK m.531-534 | Resmî vasiyetnamenin memur ve iki tanıkla düzenlenmesi; okuyabilen mirasbırakanda tanık şerhi | Şekil incelemesinin genel çerçevesi (Karar 1) |
| TMK m.535 | Okuyamayan veya imzalayamayan mirasbırakanda memurun vasiyetnameyi iki tanık önünde ona okuması ve tanıkların bunu vasiyetnameye yazması | Okuma yazma bilmeyen mirasbırakan (Karar 1, 2) |
| TMK m.510-512 | Saklı paylı mirasçının mirasçılıktan çıkarılması; sebebin tasarrufta belirtilmesi, ispat yükü ve çıkarılanın tenkis davası açamaması | Iskat içeren vasiyetname (Karar 8) |
| TMK m.557-558 | Dört iptal sebebi; davayı açabilecek kişiler; tamamen veya kısmen iptal | Bütün kararlar |
| TMK m.559 | Öğrenmeden başlayarak bir yıl; her hâlde açılmadan itibaren iyiniyetliye on, kötüniyetliye yirmi yıl; def’i yoluyla her zaman ileri sürme | Süre aşımı ve tenfiz davası (Karar 7) |
| TMK m.560, m.564, m.571 | Saklı payı zedeleyen tasarrufun tenkisi; bölünmez mal vasiyetinde seçimlik hak; tenkiste bir ve on yıllık süreler | Terditli tenkis talebi (Karar 6, 7, 8) |
Şekil: Okuma Yazma Bilmeyen Mirasbırakanın Resmî Vasiyetnamesi
Okuma yazma bilen mirasbırakan resmî vasiyetnameyi kendisi okuyup imzalar; tanıklar yalnızca beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini yazar, vasiyetnamenin içeriğini bilmeleri gerekmez (TMK m.534). Okuyamayan veya imzalayamayan mirasbırakanda ise memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur; tanıklar hem beyanın kendi önlerinde yapıldığını hem de vasiyetnamenin memur tarafından mirasbırakana okunduğunu vasiyetnameye yazar (TMK m.535). İki karar, bu şerhin nasıl okunacağını gösteriyor.
1. Tanık şerhinde bir ibare eksik olsa da işlem tanıklar huzurunda tamamlanmışsa vasiyetname geçerlidir
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu · T. 06.05.2026 · E. 2025/218 · K. 2026/290 · Sonuç: Direnme kararının bozulması (oy çokluğu)
Hukuk Genel Kurulu ne dedi? Bekâr ve çocuksuz olarak 2016’da ölen mirasbırakan, 2009’da noterde düzenleme şeklinde yaptığı vasiyetname ile meskenini bir vakfa bırakmıştı. Yeğenleri, mirasbırakanın okuma yazma bilmediğini, az işittiğini ve ehliyetsiz olduğunu ileri sürerek iptal davası açtı. İlk derece mahkemesi Adli Tıp Kurumu raporuna dayanarak davayı reddetti. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tanıkların “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” doğrulayan beyanı bulunmadığı için vasiyetnamenin TMK m.535/2’ye aykırı olduğunu belirterek bozdu; mahkeme bu bozmaya uyarak vasiyetnameyi iptal etti. Bu kez 7. Hukuk Dairesi, vasiyetnamenin m.535’teki şekil şartlarını taşıdığı gerekçesiyle kararı oy çokluğuyla bozdu ve mahkeme direndi. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını bozdu. Kurula göre okuma yazma bilmeyenin vasiyetnamesinde memur tasarrufun tamamını iki tanık huzurunda sesli okumak zorundadır ve mirasbırakanın bunun son arzularını içerdiğine ilişkin beyanı imzanın yerini tutar; işlem de araya fasıla girmeden tamamlanmalıdır (işlemde birlik). Vasiyetname lehine yorum ilkesi şekle aykırılıklarda da uygulanabilir; ancak resmî memurun düzenlememesi veya iki tanığın katılmaması gibi aykırılıklar bu yolla giderilemez, diğer şekil koşulları her olayda amaca göre değerlendirilir. Somut olayda memur, “Yazılan vasiyetnameyi tanıklar önünde vasiyet edene okudum” diye yazmış, tanıklar da vasiyetnamenin noter tarafından mirasbırakana önlerinde okunduğunu ve onun bunu son arzularına uygun bulduğunu beyan ederek imzalamıştı. Kurul, işlemin baştan sona tanıklar huzurunda tamamlandığının vasiyetnamenin bütününden açıkça anlaşıldığını kabul ederek iptal talebinin reddedilmesi gerektiğine karar verdi. Kurulda, eksik beyanın vasiyetnameyi geçersiz kıldığı yönünde karşı görüş de ileri sürülmüş, ancak çoğunlukça benimsenmemiştir.
Dayanak. TMK m.531, m.534, m.535; HMK m.371, m.373.
Sizin için anlamı. Tanık şerhinde kanun metnindeki ifadenin kelimesi kelimesine bulunmaması, tek başına iptal sonucunu doğurmaz; mahkeme vasiyetnamenin tamamına, memurun yazdıklarına ve tanıkların beyanlarına birlikte bakar. Şekil eksikliğine dayanan bir davada, eksikliğin memurun veya iki tanığın hiç katılmaması gibi kurtarılamaz bir aykırılık mı, yoksa yorumla giderilebilecek bir yazım eksikliği mi olduğu baştan doğru tespit edilmelidir. Kararın oy çokluğuyla verildiği de dikkate alınmalıdır.
Kararın tam metni
Hukuk Genel Kurulu 2025/218 E. , 2026/290 K. “İçtihat Metni”MAHKEMESİ :Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/271 E., 2024/404 K.ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 26.12.2022 tarihli ve 2022/3622 Esas, 2022/8047 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasında görülen vasiyetnamenin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesince Özel Daire bozma kararına uyularak davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 7. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, İlk Derece Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.Direnme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların halası olan 22.03.1931 doğumlu …’ın 23.06.2016 tarihinde bekâr ve çocuksuz olarak vefat ettiğini, müvekkillerinin murisin mirasçıları olduklarını ve murisin ölümü sonrasında Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.06.2017 tarihli ve 2016/787 Esas, 2017/683 Karar sayılı dosyası ile Karşıyaka 2. Noterliğince düzenlenen 03.09.2009 tarihli ve … yevmiye numaralı vasiyetnamenin açıldığını, anılan vasiyetname ile murisin adına kayıtlı olan meskenini davalı vakfa bıraktığını, ne var ki vasiyetnamenin yasal koşulları taşımadığını, murisin az işittiği gibi okuma yazma da bilmediğini, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte mirasbırakanın akli melekelerinin yerinde olmadığını ileri sürerek dava konusu vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 557. maddesinde ölüme bağlı tasarrufun iptali nedenlerinin sayıldığını, vasiyet düzenlenirken sağlık kurulu raporu alındığını, murisin tasarruf ehliyetinin bulunduğunu, vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun ve geçerli olduğunu, haksız ve yersiz iddialarla açılan davanın öncelikle usulden, olmadığı takdirde esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli ve 2017/588 Esas, 2019/298 Karar sayılı kararı ile; dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporu uyarınca murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte fiili ehliyetine sahip olduğu gibi dava konusu vasiyenamenin yasal koşulları taşıdığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli ve 2019/1499 Esas, 2021/26 Karar sayılı kararı ile; hükmün dayandığı yasal gerekçe ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu’nun 532 ve devamı maddelerindeki düzenlemelere uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 01.07.2021 tarihli ve 2021/2785 Esas, 2021/7769 Karar sayılı kararı ile “…1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davacıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.2- TMK’nın 535 inci maddesi; “Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder.Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.” hükmünü içermektedir.Somut olayda, vasiyetname; noter tarafından, mirasbırakanın okur yazar olmadığı belirtilerek, okuyamayan veya yazamayanlara özgü vasiyetname şeklinde düzenlenmiştir. Ne var ki, vasiyetnamede tanıkların “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” tevsik eden beyanları yoktur. Bu beyanın yokluğu vasiyetnameyi geçersiz kılar.Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesince; TMK’nın 535 inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK’nın 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca, işbu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. 3. İlk Derece Mahkemesinin 16.03.2022 tarihli ve 2021/372 Esas, 2022/52 Karar sayılı kararı ile; bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda; bozma ilâmı doğrultusunda davanın kabulüne ve vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.4. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 5. Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Dava, şekil eksikliği nedeniyle vasiyetnamenin iptali isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 535. maddesine göre, miras bırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine miras bırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder. Bu durumda tanıklar, hem miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından miras bırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar.Somut olayda, Karşıyaka 2. Noterliğinin … yevmiye sayılı ve 03.09.2009 tarihli düzenleme şeklindeki vasiyetnamenin birinci sayfasında, miras bırakanın okuryazar olmadığının belirtildiği, huzurda miras bırakan ve tanık sıfatı ile vasiyetnamede yer alacakların sırası ile kimlik tespitlerinin yapıldığı, devamında miras bırakanın son arzularını bildirdikten sonra vasiyetnamenin noter tarafından tanıklar önünde vasiyet edene okuduğu ve vasiyet eden … tarafından yine tanıklar önünde, okunanların son arzularını kapsadığını beyan ettiği; vasiyetnamenin ikinci sayfasında da tanıkların, … tarafından yapılan beyanın noter tarafından miras bırakana kendi önlerinde okunduğu, miras bırakanın bu okunan kısmın arzularına uygun olduğunu belirtikleri gibi miras bırakanı bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) görerek, yasaklılık hallerinin bulunmadığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Davacılar vasiyetnamenin şekil eksikliği nedeniyle iptali istenmiş ise de vasiyetname içeriğinin yasanın öngörmüş olduğu Türk Medeni Kanununun 535. maddesindeki şekil şartlarını ihtiva ettiği anlaşıldığından vasiyetnamenin iptaline ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, vasiyetnamenin iptaline karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir…” gerekçesiyle karar oy çokluğuyla bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Verilen Direnme Kararıİlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki karar gerekçesi genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarDirenme kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu vasiyetnamenin TMK hükümleriyle öngörülen şekil şartlarına uygun düzenlendiğini, dolayısıyla vasiyetnamenin iptaline karar verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. UyuşmazlıkDirenme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda okur-yazar olmadığı anlaşılan mirasbırakan tarafından resmî şekilde düzenlenen vasiyetnamenin, Türk Medeni Kanunu’nun 535. maddesinde öngörülen şartları taşıyıp taşımadığı, buradan varılacak sonuca göre dava konusu vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekle uyulmadan yapıldığı gerekçesiyle iptaline karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.D. Gerekçe1. İlgili Hukuk4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 535. maddesi. 2. Değerlendirme1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddelerinin incelenmesinde yarar görülmektedir.2. Mirasbırakanın ölümünden sonra meydana gelmesini arzu etmiş olduğu hususlara ilişkin her türlü irade açıklaması, ölüme bağlı tasarruf olarak nitelendirilir. Ölüme bağlı tasarruf ibaresinin kullanılmasının sebebi; mirasbırakanın, malvarlığı üzerinde, ölümünden sonra hüküm ifade edecek işlem yapması ve malvarlığının ölümünden sonraki kaderini belirlemesi nedeniyledir (Bilge Öztan/Fırat Öztan, Ölüme Bağlı Tasarruflara İlişkin Medeni Kanunu’ndaki ve Noterlik Kanunu’ndaki Şekil Şartları, AÜHFD, 65(4)-2016, s. 3586). Yasa koyucu, mirasbırakanın irade özgürlüğüne büyük önem verdiğinden, mirasbırakanın iradesinin öldükten sonra da ayakta tutulmasını ve değer taşımasını, yapacağı ölüme bağlı tasarrufların hukuk düzenince korunmasına bağlamıştır (Ahmet Kılıçoğlu, Miras Hukuku, Ankara 2018, s.32).3. Ölüme bağlı tasarrufların şekli bakımından kanun koyucu iki farklı şekil şartı öngörmüştür. Bunlardan ilki mirasbırakanın tek taraflı yaptığı ve her zaman dönebileceği vasiyetname (TMK md. 531-544), diğeri ise iki taraflı ve bağlayıcı özelliği olan miras sözleşmesidir (TMK md. 545-549). Ölüme bağlı tasarrufların hüküm ve neticelerini, mirasbırakının ölümünden sonra meydana getirmesi söz konusu olduğu için, bu özelliği nedeniyle, kanun koyucu bu tasarrufların kurulmasını sıkı şekil şartına bağlamıştır. 4. Türk Medeni Kanunu’nun 531. maddesi “Vasiyet, resmî şekilde veya mirasbırakanın el yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir” hükmünü taşımaktadır. Resmî vasiyetnamenin yapılabilmesi için, resmî memurun ve iki tanığın varlığı şarttır. TMK’nın 5 33… . maddelerinde okuma yazma bilenlerin okuyup imzalayarak düzenlettirecekleri resmî vasiyetnamelere ilişkin hükümlere yer verildikten sonra kanun koyucu okuma yazma bilmeyenlerin de vasiyetname yapmalarına imkân vermek amacıyla “Mirasbırakan tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın düzenleme” başlığı altında 535. maddeyi hüküm altına almıştır. 5. Okuma yazma bilenlerin resmî vasiyetname düzenlemesine ilişkin TMK’nın 534. maddesine göre; vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar. Vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir.6. Buna karşılık okuma yazma bilmeyenlerin resmî vasiyetname düzenlemesine ilişkin TMK’nın 535. maddesi “Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan eder.Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını imzalarlar” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. 7. Her iki vasiyetnamenin düzenlenmesi de esasen iki safhadan oluşmaktadır. Birinci safhada mirasbırakan; son arzularını resmî memura bildirir. Memur gerekirse vasiyetçiye son arzuları hakkında açıklama yaptırır. Daha sonra bu arzuların son şekli resmî memur tarafından yazılır veya yazdırılır ve böylece birinci safha burada tamamlanmış olur. 8. İkinci safhada ise tanıklar vasiyetnamenin içeriğine alınır. Okuma yazma bilenler ile bilmeyenlerin düzenleyecekleri resmî vasiyetname arasındaki en büyük fark, tanıkların vasiyetnameye olan katkısı noktasında kendini gösterir. Zira okuma yazma bilenlerin düzenledikleri vasiyetnamelerde tanıkların vasiyetnamenin içeriğini bilme zorunlulukları bulunmamaktadır (TMK md. 534/3). Okuma yazma bilen vasiyetçinin tanıkları sadece “mirasbırakanın, vasiyeti memurun huzurunda okuduğuna, bunun son arzularını içerdiğine ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerine” şahitlik yaparlar. 9. Oysaki okuma yazma bilmeyenlerin düzenleyecekleri vasiyetnamelerin ikinci safhasında resmî memur “kaleme aldığı tasarrufun tamamını, iki tanık huzurunda sesli olarak” okumak zorundadır. Bunun üzerine vasiyetçi, vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini ve son arzularına uygun olduğunu yine tanıklar huzurunda beyan eder. İşte vasiyetçi tarafından yapılan bu beyan imzanın yerini tutmaktadır (Öztan/Öztan, s. 3606). Görüldüğü üzere okuma yazma bilmeyenlerin düzenleyecekleri vasiyetnamelerde vasiyetname içeriğinin tanıklardan gizleme olanağı bulunmamaktadır. Aksine burada tanıklar vasiyetnamenin içeriğine öylesine hakimlerdir ki “mirasbırakının kendi önlerinde beyanda bulunduğuna, yapılan bu beyana uygun şekilde düzenlenen vasiyetnamenin yine kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana okunduğuna, mirasbırakanın okunan vasiyetnameye ilişkin son arzularını içerdiğini beyan ettiğine ve ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerine” şahitlik ederler. 10. Bu arada belirtmek gerekir ki resmî vasiyetnamenin “işlemde birlik prensibi” uyarınca, vasiyetçinin vasiyetnameyi okumasından sonra, aşamalarında araya fasıla girmeksizin tamamlanması gerekir. Resmî memurun yaptığı işlemler, tevsik işlemi olduğu için baştan itibaren aynı memur tarafından yapılması ve son imza işleminin de tahriri alan, okuyan ve vasiyetçi ile tanık sözlerini dinleyen, yazdıran memur tarafından yapılması zorunludur. Bu yön işlemlerde birlik prensibinin zaruri bir sonucudur. Bu prensibe uyulmamasının, vasiyetnamenin iptali sebebi oluşturduğu Yargıtay’ın yerleşmiş uygulaması ile kabul edilmiştir.11. Eldeki davaya gelince; iptali talep edilen davaya konu vasiyetnamede tanıkların “Vasiyetname Karşıyaka İkinci Noteri … tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden … isimli kişiye önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve hakiki arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz…” şeklinde beyanda bulundukları, ne var ki şahitlerin “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” tevsik eden beyanlarının vasiyetnamede yer almadığı görüldüğünden bu noktada “vasiyetname lehine yorum” ilkesinin de açıklanması gerekmektedir. 12. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, Roma Hukukundan itibaren geniş uygulama alanı bulan “Favor Testemanti” prensibini ifade eder. Bu ilke iptal edilme ihtimali olan bir vasiyetnamenin yorum yoluyla ayakta tutulmasını sağlar. Amaç mirasbırakanın son arzusunun yerine getirilmesidir. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, tasarrufların yorumlanması bakımından geçerli olan irade teorisinin doğal bir sonucudur. Bu yorum tarzı, ölüme bağlı tasarrufu imkân olduğu ölçüde geçerli saymaya, onu ayakta tutmaya, başka bir ifade ile tasarruf yapanın gerçek iradesini, son isteklerini elden geldiği kadar değerlendirmeye, onu üstün tutmaya, ona saygı ve bağlılık göstermeye yönelmiş bulunmaktadır. Vasiyetname lehine yorum ilkesinin uygulanabilmesi için; mirasbırakanın vasiyetname yapma iradesinin varlığı, vasiyetnamenin farklı biçimlerde yorumlanabilir olması ve mirasbırakanın gerçek iradesinin belirlenebilir olması koşullarının bir arada bulunması gerekir (Caner Taşatan, Vasiyetname Lehine Yorum İlkesi ve Bu İlkenin Türk Medeni Kanunu’na Yansımaları, Dergi Park, s.571).13. Vasiyetname lehine yorum ilkesi, vasiyetnamenin şekle aykırılığı durumlarında da uygulanabilir. Elbette ki bu yorum, şekil kurallarını anlamsız kılacak bir genişliğe ulaşmamalıdır. Resmî vasiyetnamenin resmî memur tarafından düzenlenmemesi veya bu işleme iki tanığın katılmaması sebepleriyle oluşan şekle aykırılığın, lehe yorum ilkesi kapsamında giderilemeyeceği şüphesizdir. Zira işlemin oluşma sürecine katılan bu kişiler, mirasbırakanın vasiyetname yapma iradesinin varlığını “kesin olarak ortaya koyan” ve vasiyetname içerisinde yer alan tasarrufların onun iradesine uygun olduğunu “beyan eden” konumdadırlar. Bunun dışında yer alan şekil koşulları bakımından ise her somut olay bazında amaca uygun değerlendirme yapılması gerekir. Bu kapsamda; resmî vasiyetnamelerde özellikle resmî memurun veya yardımcılarının işlemlerinden kaynaklanan şekle aykırılıkların, vasiyetname lehine yorum ilkesi kapsamında değerlendirilmesine hiçbir engel yoktur. 14. Tüm bu açıklamalar ışığında davaya konu resmî memur tarafından düzenlenen vasiyetnamenin incelenmesinde; resmî memurun ilk olarak “düzenleme şeklinde vasiyetname yapılmasını” isteyen vasiyetçi …’ı huzura alarak işleme başladığı, hemen sonrasında vasiyetçinin “yanında tanık olarak gelenlerden” bilgisi altında vasiyetname şahitleri … ve …’ın kimlik tespitlerini yaptığı, bu belirlemelerin ardından resmî memurun “Önce vasiyetçi … şu surette sözlerine başladı” şeklindeki beyanından sonra mirasbırakanın tasarruf iradesine yer verildiği, sonrasında resmî memur tarafından “Yazılan vasiyetnameyi tanıklar önünde vasiyet edene okudum. Vasiyet eden yazılanlardan tamamen son ve hakiki arzularını kapsadığını söyledikten sonra,…” vasiyetçinin parmak izinin alındığı, bunun üzerine işlemin başından itibaren orada bulundukları anlaşılan şahitlerin “Vasiyetname Karşıyaka İkinci Noteri … tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden … isimli kişiye önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve hakiki arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz…” şeklinde beyanda bulundukları, dolayısıyla vasiyetname işleminin bir bütün olarak araya süre girmeksizin tanıklar huzurunda tamamlandığı, böyle olunca işlemde birlik ilkesine uygun şekilde düzenlenen resmî vasiyetname lehine yorum yapılması gerektiği, vasiyetnamenin bütününden vasiyet edenin beyanının tanıklar huzurunda yapıldığının açıkça anlaşıldığı, somut olayda vasiyetnamenin geçerli olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda vasiyetnamenin iptaline ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekmektedir.15. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında dava konusu vasiyetnamede tanıkların “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” tevsik eden beyanlarının bulunmadığı, bu eksikliğin vasiyetnameyi geçersiz kılacağı, TMK’nın 535/2. maddesinde öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerektiği, böyle olunca mahkemece verilen direnme kararının yerinde olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 16. O hâlde, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.17. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.VII. KARARAçıklanan sebeple;Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,Dosyanın 6100 sayılı Kanun’un 373. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2026 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.
Metin, Yargıtay Karar Arama sisteminde (karararama.yargitay.gov.tr) yayımlanan karar metninden aynen aktarılmıştır; kaynaktaki yazım hataları korunmuş, kişisel veriler kaynakta olduğu gibi gizli bırakılmıştır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama, resmî karar metni.
2. Tanıklar okuma yazma bilmeyen mirasbırakanın vasiyetnameyi “kendisinin okuduğunu” yazmışsa iptal onandı
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · T. 20.05.2026 · E. 2026/2314 · K. 2026/2815 · Sonuç: Onama (oy birliği)
Yargıtay ne dedi? Mirasbırakan 2012’de ölmüş, 2004 tarihli noter vasiyetnamesi 2020’de sulh hukuk mahkemesinde açılmıştı. Torunlar, mirasbırakanın okuma yazma bilmediğini, tanıkların ise şerhte vasiyetnamenin noter tarafından yazıldıktan sonra mirasbırakanın “önlerinde okuduğunu” beyan ettiklerini ileri sürdü. İlk derece mahkemesi, vasiyetnamede memurun mirasbırakana okuduğunun belirtildiğini, ancak tanıkların mirasbırakanın vasiyetnameyi önlerinde okuduğunu yazarak imzaladığını ve vasiyetnameye parmak basıldığını tespit etti; mirasbırakanın okur yazar olmadığı sabit olduğundan vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olmadığı gerekçesiyle iptaline karar verdi. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetti, Yargıtay da kararı usul ve kanuna uygun bularak onadı.
Dayanak. TMK m.535, m.557/4; HMK m.370/1, m.371.
Sizin için anlamı. Karar 1 ile birlikte okunduğunda fark şudur: orada tanıklar, vasiyetnamenin noter tarafından mirasbırakana kendi önlerinde okunduğunu yazmıştı; burada ise tanıklar okuma yazma bilmeyen birinin vasiyetnameyi kendisinin okuduğunu yazmıştı. Okuyamayan mirasbırakanda kanunun aradığı işlem memurun tanıklar önünde okumasıdır ve tanık şerhinin bunu doğrulaması gerekir. Bu değerlendirme bizim karşılaştırmamızdır; Daire kararı kısa bir onama gerekçesi içerir. Okuma yazma bilmeyen bir yakınınız için noterde vasiyetname düzenletilecekse, şerhin m.535’e göre yazıldığını imzadan önce kontrol ettirin.
Kararın tam metni
7. Hukuk Dairesi 2026/2314 E. , 2026/2815 K. “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk DairesiSAYISI : 2025/2264 E., 2025/2277 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/359 E., 2022/425 K.Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davalı vekilince duruşma talepli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin davanın niteliği gereği reddine, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin babaannesi …’ın 17.03.2012 tarihinde öldüğünü, …’ın 24.09.2004 tarihli vasiyetnamesinin İstanbul 18. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/333 Esas, 2020/589 Karar sayılı dosyası ile açıldığını, vasiyet yapan …’ın okuma yazma bilmediğini, tanıkların beyanlarında ”vasiyetname noter … tarafından yazıldıktan sonra vasiyetçi …’ın önümüzde okuduğunu…” demek suretiyle okur yazar olmayan vasiyetçinin önlerinde okuduğunu ifade ettiklerini, vasiyetnamenin ölenin birlikte yaşadığı davalının etkisi altında kalarak ve onun telkinleriyle müvekkillerini mirastan mahrum etmek için hazırlandığını, vasiyetnamenin şeklen ve içerik olarak geçersiz olduğunu ileri sürerek dava konusu vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; vasiyetnamenin tüm geçerlilik şartlarını içerdiğini, vasiyet edenin noter ve tanıklar önünde söz alarak vasiyetini açıkladığını, vasiyet eden ve tanıklar önünde noter tarafından vasiyetin yazıldığını, yine noter tarafından açıkça tanıklar önünde vasiyetname içeriğinin vasiyet edene ve tanıklara okunduğunu, tanıkların bu vasiyetnameyi önlerinde okunduğuna ve vasiyet edenin son ve gerçek arzuları olduğunu, tanıkların beyan ettiklerinin açıkça yazdığını belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; vasiyetnamenin noter tarafından vasiyetçiye okunduğu belirtildikten sonra, tanıkların; vasiyetname noter tarafından yazıldıktan sonra …’ın vasiyetnameyi önlerinde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son istek ve arzularına uygun olduğunu söylediğini ve bu işi yapmaya yetenekli gördüklerini belirterek tanıklar tarafından imzalandığı, vasiyetnameye vasiyetçi tarafından parmak basıldığının anlaşıldığını, bu duruma göre vasiyetçinin okur yazar olmadığının sabit olması karşısında düzenlenen vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olmaması nedeniyle iptaline karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde olmaması, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmaması, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya ve vasiyetnamenin hiç incelenmediğini, vasiyetnamede şekil noksanlığının bulunmadığını, vasiyetname içeriğinin Kanuna uygun olduğunu, tanık dinletme taleplerinin hukuka aykırı olarak reddedildiğini, murisin son arzularının korunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARAR Açıklanan sebeplerle;Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Onama harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Metin, Yargıtay Karar Arama sisteminde (karararama.yargitay.gov.tr) yayımlanan karar metninden aynen aktarılmıştır; kaynaktaki yazım hataları korunmuş, kişisel veriler kaynakta olduğu gibi gizli bırakılmıştır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama, resmî karar metni.
Ehliyetsizlik: Yaşlılık ve Hastalık Tek Başına Yetmez
Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip olmak ve on beş yaşını doldurmak yeterlidir (TMK m.502). Belirleyici olan, vasiyetnamenin yapıldığı andaki akli durumdur. Uygulamada mahkemeler bu konuda toplanan sağlık kayıtları üzerinden Adli Tıp Kurumundan rapor alır. İki karar, yaşın ve bedensel hastalığın bu değerlendirmedeki yerini gösteriyor.
3. Ağır kanser hastalığı tek başına ehliyetsizlik değildir; Adli Tıp raporu akli arıza göstermiyorsa dava reddedilir
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · T. 04.06.2026 · E. 2025/4928 · K. 2026/2994 · Sonuç: Onama (oy birliği)
Yargıtay ne dedi? Mirasbırakan 2017’de yaptığı vasiyetname ile tüm malvarlığını davalıya bırakmış, 2019’da ölmüştü. Davacı, mirasbırakanın işlem tarihinde 68 yaşında ve ağır kanser hastası olduğunu, fiil ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetnamenin şekil şartlarını taşımadığını ve mirasçılıktan çıkarma sebebi gösterilmediğini ileri sürdü. Davalı, davacının mirasbırakanın baba bir kız kardeşinin kızı olduğunu ve saklı paylı olmayan mirasçılar için çıkarma sebebi gösterilmesine gerek bulunmadığını savundu. İlk derece mahkemesi, vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olduğunu, Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda işlem tarihinde fiil ehliyetini azaltacak veya ortadan kaldıracak bir akli arızayı gösteren tıbbi bulguya rastlanmadığını ve mevcut sistemik hastalıkların tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceğinin bildirildiğini belirterek davayı reddetti. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti. Davacı temyizde, sunduğu literatüre göre kanser hastasında ayırt etme gücünün sakatlandığının varsayılması gerektiğini ileri sürdü; Yargıtay bu itirazı bozma sebebi görmeyerek kararı onadı.
Dayanak. TMK m.502, m.557/1; HMK m.370/1.
Sizin için anlamı. Ağır bir bedensel hastalık, işlem anında akli arıza bulunduğunu göstermedikçe ehliyetsizlik sebebi değildir. İddia, genel tıbbi literatüre değil, vasiyetname tarihine yakın somut kayıtlara dayanmalıdır: epikriz, nöroloji veya psikiyatri muayeneleri, kullanılan ilaçlar ve bilinç durumunu gösteren notlar. Ayrıca kardeşler ve kardeş çocukları saklı paylı mirasçı değildir (TMK m.506); mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin sebep gösterme zorunluluğu saklı paylı mirasçılar içindir (TMK m.510, m.512).
Kararın tam metni
7. Hukuk Dairesi 2025/4928 E. , 2026/2994 K. “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk DairesiSAYISI : 2024/2046 E., 2025/1482 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/885 E., 2024/138 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; murisin 28.06.2019 tarihinde öldüğünü, muris tarafından 19.12.2017 tarihinde vasiyetname düzenlendiğini, tüm malvarlığının davalıya bırakıldığını, murisin işlem tarihinde 68 yaşında olup ağır kanser hastası olduğunu, fiil ehliyetinin bulunmadığını, vasiyetnamenin gerekli şekil koşullarını taşımadığını ve murisin ıskat için geçerli bir sebebin bulunmadığından ıskat etmeye yönelik beyanının geçerli olmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının murisin anne ayrı baba bir kız kardeşinin kızı olduğunu, murisle davacının hiç görüşmediğini, davacının murisin cenazesine bile gelmediğini, vasiyetnamenin murisin fiil ehliyeti yerindeyken gerekli şekil koşullarına uyularak yapıldığını, bundan ayrı saklı pay mirasçıları dışındaki mirasçılar için ıskat sebeplerinin belirtilmesine gerek olmadığını belireterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “vasiyetnamenin şekil şartlarına uygun olarak düzenlendiği; Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından raporda, murisin işlem tarihinde fiil ehliyetini azaltacak veya ortadan kaldıracak mahiyet ve derecede herhangi bir akli arıza içinde bulunduğunu gösteren tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, kendisinde mevcut sistemik hastalıklarının da tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceğinin bildirildiği” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “tüm dosya kapsamı ve Adli Tıp Kurumu raporundan miras bırakanın vasiyetname tarihinde herhangi bir akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bulunmadığının belirlendiği, vasiyetnamenin iptaline yönelik iddiaların tüm dosya kapsamı nazara alındığında kanıtlanamadığı” gerekçeleriyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; vasiyetname tarihinde uzun süredir kanser tedavisi gören murisin, kanser hastalığına bağlı olarak akli dengesinin yerinde olmadığını, eldeki dosyada murisin fiil ehliyetinin tespitinin mümkün olmadığını, yapılan araştırmada sunulan literatüre göre ayırt etme gücünün sakatlanmış olduğunun varsayılarak vasiyetnamenin iptal edilmesinin gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,04.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Metin, Yargıtay Karar Arama sisteminde (karararama.yargitay.gov.tr) yayımlanan karar metninden aynen aktarılmıştır; kaynaktaki yazım hataları korunmuş, kişisel veriler kaynakta olduğu gibi gizli bırakılmıştır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama, resmî karar metni.
4. Noterin doktor raporu istememesi vasiyetnameyi geçersiz kılmaz; 85 yaşındaki mirasbırakanın ehliyeti Adli Tıp raporuyla sabit
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · T. 15.06.2026 · E. 2025/4984 · K. 2026/3233 · Sonuç: Onama (oy birliği)
Yargıtay ne dedi? Mirasbırakan 85 yaşındayken noterde düzenleme şeklinde vasiyetname yapmıştı. Davacılar, noterin doktor raporu aldırmaya gerek görmeden işlem yaptığını, mirasbırakanın ayırt etme gücünü ve duyma yetisini büyük ölçüde kaybettiğini ileri sürdü. Lehine vasiyet yapılan torun, ölümden önceki iki yıl mirasbırakana kendi evinde baktığını ve vasiyetin minnet duygusuyla yapıldığını savundu. İlk derece mahkemesi, vasiyet edenin işlem tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunun Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğu gerekçesiyle davayı reddetti; bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti. Davacılar temyizde bir tanığın beyanının dikkate alınmadığını, sağlık raporunun başka bir ilden alınmasının açıklanamadığını ve vasiyetname tanıklarının davalıyla tanışık olduğunu ileri sürdü. Yargıtay bu sebepleri bozma nedeni görmeyerek kararı onadı.
Dayanak. TMK m.502, m.534, m.557/1; HMK m.370/1.
Sizin için anlamı. Yaş tek başına ehliyetsizlik karinesi değildir ve kanun resmî vasiyetname için doktor raporu şartı aramaz. Tanıkların lehdarla tanışık olması da kanundaki katılma yasakları arasında sayılmaz; yasak, mirasbırakanın eşi, üstsoyu, altsoyu, kardeşleri ve bunların eşleri ile fiil ehliyeti bulunmayan, okur yazar olmayan ve kamu hizmetinden yasaklı kişiler içindir (TMK m.536). Ehliyetsizlik iddiasında asıl mücadele Adli Tıp raporu üzerinde yapılır; rapora esas alınacak bütün sağlık kayıtlarının dosyaya girmesi ve rapora süresinde itiraz edilmesi gerekir.
Kararın tam metni
7. Hukuk Dairesi 2025/4984 E. , 2026/3233 K. “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk DairesiSAYISI : 2023/2814 E., 2025/1458 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Çivril 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2021/994 E., 2023/747 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; vasiyet eden …’ın 12.05.2020 tarihinde vasiyetname düzenlediğini, vasiyetnameyi düzenlediği tarihte 85 yaşında olduğu, noterlikte vasiyetname düzenlerken doktor raporu aldırılmaya gerek görülmeden bilinci yerinde olduğu kanaatine varılarak işlem yapıldığını, vasiyet edenin ayırt etme gücünü ve duyma yetisini de büyük oranda kaybetmiş olduğunu ileri sürerek … Noterliğinin 12.05.2020 tarihli ve … yevmiye numaralı düzenleme şeklinde vasiyetnamenin kanuna aykırı olması sebebiyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin usulüne uygun ve geçerli olduğunu, davalının vasiyet edenin torunu olduğunu, davalının vasiyet edene vefatından önceki 2 yıl boyunca kendi evinde baktığını, tüm bakım ve ihtiyaçlarını karşıladığını, vasiyet edenin minnet duygusu ile vasiyetname düzenlediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyet edenin vasiyetname düzenlendiği tarihte fiil ehliyetini haiz olduğunun ATK raporu ile sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddialarını tekrarla, ayrıca, tanıklardan Nilgün’ün beyanlarının göz önünde bulundurulmadığını, vasiyet eden için …den alınamayan sağlık raporunun Uşak’tan nasıl alındığının anlaşılamadığını, vasiyetname tanıklarının davalı ile tanışık kişiler olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Metin, Yargıtay Karar Arama sisteminde (karararama.yargitay.gov.tr) yayımlanan karar metninden aynen aktarılmıştır; kaynaktaki yazım hataları korunmuş, kişisel veriler kaynakta olduğu gibi gizli bırakılmıştır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama, resmî karar metni.
İrade Sakatlığı: Baskı, Korkutma ve “Bakmam” Tehdidi
Yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yapılan ölüme bağlı tasarruf geçersizdir (TMK m.504, m.557/2). Ehliyetsizlikten farklı olarak burada mirasbırakan ehildir, ancak iradesi dışarıdan sakatlanmıştır. Bu yüzden Adli Tıp raporu ehliyet sorusunu cevaplar, irade sakatlığı sorusunu cevaplamaz.
5. Adli Tıp raporu ehliyeti doğrulasa da baskı ve korkutma iddiası ayrıca değerlendirilmelidir
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · T. 20.05.2026 · E. 2025/4072 · K. 2026/2805 · Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması, ilk derece mahkemesi kararının bozulması (oy birliği)
Yargıtay ne dedi? On çocuğu bulunan mirasbırakanın 2014’te noterde yaptığı vasiyetname, davacıların anlatımına göre sekiz çocuğun ve felçli eşin paylarının tamamını iki çocuğa bırakıyordu. Davacılar, 76 yaşındaki ve siroz hastası olan babalarının kendisine ve felçli eşine bakılmayacağı tehdidiyle, baskı ve korku altında vasiyetname yaptığını ileri sürerek iptal, olmazsa tenkis istedi; kısıtlı bir mirasçı adına temsil kayyımı da vesayet makamının izniyle ayrı dava açtı. İlk derece mahkemesi, Adli Tıp raporunda mirasbırakanın fiil ehliyetinin bulunduğu belirtildiğinden iptal taleplerini reddetti, saklı paylar ihlal edildiğinden tenkis taleplerini kabul etti. Bölge adliye mahkemesi, ehliyete ilişkin kabulü yerinde buldu; irade fesadı iddiasının tanık beyanlarıyla ispatlanamadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetti. Yargıtay, TMK m.557’deki dört sebebi hatırlattı ve ilk derece kararında korkutma ve zorlama iddiasına ilişkin hiçbir değerlendirme bulunmadığı hâlde bölge adliye mahkemesinin bu hükmü kaldırmadan ilk derece kararına gerekçe ekleyerek karar oluşturmasını isabetli bulmadı. Mirasbırakanın baskı ve korku altında vasiyetname düzenlediğine yönelik iddiaların değerlendirilmesi gerektiğinden hüküm bozuldu.
Dayanak. TMK m.504, m.557/1-2; HMK m.371.
Sizin için anlamı. Bu bir usul bozmasıdır; Yargıtay baskı iddiasının ispatlandığını söylemedi, iddianın mahkemece incelenip karara bağlanması gerektiğini söyledi. Dilekçede ehliyetsizlik ve irade sakatlığı ayrı başlıklar altında, ayrı delillerle ileri sürülmeli; mahkeme yalnızca Adli Tıp raporuyla yetinirse bu eksiklik kanun yolunda ileri sürülmelidir. Tenkis talebinin terditli olarak eklenmesi, iptal reddedilse bile saklı payı korumuştur.
Kararın tam metni
7. Hukuk Dairesi 2025/4072 E. , 2026/2805 K. “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk DairesiSAYISI : 2023/2270 E., 2025/844 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 10. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/37 E., 2022/393 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili ile birleşen davada davacı kayyımı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların babası muris …’in … Noterliğinde 24.07.2014 tarihinde vasiyetname düzenlediğini, murisin 10 çocuğu olduğunu, söz konusu vasiyetnamenin akli melekeleri yerinde olan bir babanın yapacağı bir vasiyetname olmadığını, vasiyetname ile 8 çocuğun ve felçli eşin miras payının tamamının davalı iki çocuğa bırakıldığını, müvekkillerinin babalarına karşı saygıda kusur etmediklerini, dava konusu vasiyetnamenin muris ve felçli eşine bakmamakla tehdit edilerek baskı ve korkuyla düzenlendiğini, 76 yaşında akıl ve iradesini tam kullanamayan, siroz hastası babalarına zorla ve baskı altında vasiyetname düzenletildiğini, vasiyetnamenin hukuka-ahlaka ve şekle aykırı olduğunu, gerçek iradeyi yansıtmadığını ileri sürerek vasiyetnamenin iptaline, olmadığı takdirde tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.2. Birleştirilen davada davacı kayyımı dava dilekçesinde; kısıtlı … adına temsil kayyımı olarak tayin edildiğini, kendisine vesayet makamınca vasiyetnamenin iptali davası açılmak üzere husumete izin ve yetki verildiğini, muris …’in 24.07.2014 tarihinde … yevmiye nolu vasiyetname düzenlediğini, mirasbırakanın tüm ruh hali, vasiyetname bırakıp bırakamayacağı, baskı sonucunda düzenlendiği göz önünde bulundurularak vasiyetnamenin iptaline, mahfuz hissesi oranından tenkise karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı … vd. vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleştirilen davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, adli tıp raporu uyarınca vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte murisin fiil ehliyetine haiz olduğu bildirildiğinden asıl ve birleştirilen davadaki vasiyetnamenin iptali taleplerinin ayrı ayrı reddine, tenkis taleplerinin ise saklı paylar vasiyetname ile ihlal edildiğinden kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar vekili ve birleştirilen davada davacı kayyımı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “adli tıp raporu uyarınca murisin vasiyetname tanzim tarihinde fiil ehliyeti bulunduğunun bildirildiği, dinlenen tanık beyanlarından ise murisin iradesinin fesada uğratıldığına korkutulduğuna yönelik net çıkarımlar yapmanın mümkün olmadığı, zira tanık anlatımlarından bazılarının beyanının özetle murisin davalıların yanında kaldığı, muris ile tek görüşemedikleri, evine gittiklerinde sürekli birilerinin yanlarına geldiğini beyan ettikleri, bu anlatımlardan murisin iradesinin fesada uğradığı sonucuna ulaşılamayacağından davacı vekili ve birleşen dosya davacısı … kayyımının istinaf sebepleri yerinde görülmemiş, davacıların murisin aldatıldığı, korkutulduğu veya zorlandığı dolayısıyla iradesinin fesada uğratıldığı iddialarını kanıtlayamadığı” gerekçesiyle davacı vekilinin ve birleştirilen davada davacı … kayyımının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Asıl davada davacılardan … ve … vekili temyiz dilekçesinde:a. Vasiyetnamenin iptali taleplerinin yalnızca fiili ehliyeti noksanlığına dayanmadığını, aynı zamanda muris üzerinde baskı ve korku oluşturma, diğer mirasçılarla görüştürmeme, kendisi ve felçli eşine bakılmama korkusu yaratıldığı nedenlerine dayandığını, bu nedenleri de gerek kendi tanıkları gerek davalı tanıkları ile ispatladıklarını, adli tıp raporu ile bağlı kalınmaması gerektiğini, irade fesadının mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, ancak yapılmadığından hak ihlali oluştuğunu,b. Delillerin değerlendirilmesinde hata yapıldığını, karar ile kardeşler arasında düşmanlık yaratıldığını, hakkaniyet ilkesinin çiğnendiğini, murisin vasiyetname düzenlemesini gerektirir bir durum oluşmadığını, felçli eşini mirastan mahrum bırakmasının mantıklı olmadığını,c. Vasiyet tanıkları dinlenmeden, şekil eksiklikleri tartışılmadan verilen hükmün eksik olduğunu,d. Tenkis ile bir nebze de olsa hak ihlali giderilse de ekonomik şartlar düşünüldüğünde hükmedilen paranın değerini kaybettiğini belirterek temyiz etmiştir.2. Birleştirilen davada davacı kayyımı temyiz dilekçesinde:a. Kayyım olarak husumete izin alarak dava açıldığını, vasiyetnamenin iptali şartlarının oluştuğunu, murisin fiil ehliyeti olmadığını, baskı ve zorlama ile vasiyetnameyi düzenlediğini, tanık beyanları ile ispatlandığını,b. Taşınmazın değeri düşünüldüğünde tenkis bedelinin oldukça düşük kaldığını, hak kaybının ancak vasiyet iptal edilerek sağlanacağını belirterek temyiz etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davalarda vasiyetnamenin iptali terdiden tenkis istemine ilişkindir.4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 557. maddesi “Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun iptali için dava açılabilir:1.Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,2.Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa, 3.Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlâka aykırı ise, 4.Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa” düzenlemesini içermektedir.Somut olayda; asıl ve birleştirilen davalarda davacı taraflar fiil ehliyeti noksanlığı ile iradenin fesada uğratıldığı iddiasıyla vasiyetnamenin iptali talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince adli tıp raporunda murisin vasiyetname düzenleme tarihinde fiil ehliyeti bulunduğu belirtildiğinden iptal talebinin reddine karar verilmiş, hükmün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesi ise fiil ehliyetine ilişkin kabulün isabetli olduğunu, ayrıca irade fesadına yönelik davacı iddialarının değerlendirilmesi gerektiğini, bu kapsamda dinletilen tanık beyanları uyarınca iddianın ispatlanamadığını belirterek istinaf talebinin esastan reddine karar vermiştir. İlk derece mahkemesi kararında vasiyetnamenin korkutma ve zorlama sonucunda yapıldığı iddiasına dayalı iptal talebine ilişkin değerlendirme bulunmadığı halde istinaf mahkemesince bu hüküm kaldırılmaksızın ilk derece mahkemesi kararına gerekçe eklenmesi suretiyle oluşturulan karar isabetli değildir. Murisin baskı ve korku altında vasiyetname düzenlediğine yönelik davacı iddialarının değerlendirilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.VI. KARARYukarıda belirtilen nedenlerle temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,20.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Metin, Yargıtay Karar Arama sisteminde (karararama.yargitay.gov.tr) yayımlanan karar metninden aynen aktarılmıştır; kaynaktaki yazım hataları korunmuş, kişisel veriler kaynakta olduğu gibi gizli bırakılmıştır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama, resmî karar metni.
6. “Vasiyet yapmazsan bakmam” tehdidi ispatlanamazsa iptal reddedilir; terditli tenkis talebi saklı payı korur
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · T. 22.06.2026 · E. 2025/4842 · K. 2026/3400 · Sonuç: Onama (oy birliği)
Yargıtay ne dedi? Mirasbırakan 2009 tarihli vasiyetnamesi ile bir ildeki bütün taşınmazlarını tek tek sayarak o ilde yaşayan tek çocuğu olan davalıya bırakmış, 2021’de ölmüştü. Diğer mirasçılar, davalının vasiyet yapılmazsa mirasbırakana bakmayacağı tehdidiyle onu korkuttuğunu ileri sürerek iptal, bu kabul edilmezse tenkis istedi. Davalı, mirasbırakanın akıl sağlığının yerinde olduğunu ve vasiyetten haberdar olan mirasçıların mirasbırakan sağken itiraz etmediğini savundu. İlk derece mahkemesi, korkutma, aldatma veya tehdit iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle iptal talebini reddetti; vasiyetname ile davacıların saklı paylarının zedelendiğini tespit ederek tenkis talebini kabul etti. Davalı TMK m.564 gereğince taşınmazların kendisinde kalmasını tercih ettiğinden, davacıların saklı paylarına karşılık gelen değerin, davalının tercih tarihindeki değer üzerinden ödenmesine karar verildi. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti. Davalı temyizde değerlemenin ölüm tarihine göre yapılması gerektiğini, kendi saklı payının dikkate alınmadığını ve tercih hakkını değiştirme talebinin reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürdü; Yargıtay bu sebepleri bozma nedeni görmeyerek kararı onadı.
Dayanak. TMK m.504, m.557/2, m.560, m.564; HMK m.370/1.
Sizin için anlamı. Korkutma iddiası, tanık beyanları ve somut olgularla desteklenmedikçe sonuç vermez; yakını yanında yaşayan çocuğun bakım vermesi kendi başına baskı değildir. Kanuna göre mirasbırakan korkutma veya zorlamanın etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmezse tasarruf geçerli sayılır (TMK m.504/1); vasiyetname ile ölüm arasında uzun yıllar geçen dosyalarda baskının ölüme kadar sürdüğünü gösteren deliller bu yüzden ayrıca önem taşır. İptal ihtimali zayıf görünüyorsa tenkis talebi aynı dilekçede terditli olarak mutlaka eklenmelidir.
Kararın tam metni
7. Hukuk Dairesi 2025/4842 E. , 2026/3400 K. “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk DairesiSAYISI : 2025/96 E., 2025/1212 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : … Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2022/14 E., 2024/105 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili temyiz dilekçesinde; mirasbırakanları …’ın 04.08.2021 tarihinde öldüğünü, 22.04.2009 tarihli vasiyetnamesi ile çok …’teki tüm taşınmazlarını tek tek belirtmek suretiyle davalı …’ye bıraktığını, davalının …’te yaşayan tek çocuk olması nedeniyle mirasbırakana vasiyet yapmak için baskı yaptığını, vasiyet yapmaz ise bakmayacağı tehdidi ile mirasbırakanı korkuttuğunu, iradesi fesada uğratılan mirasbırakanın yaptığı vasiyetnamenin iptalini, bu kabul edilmezse de davacıların saklı paylarının ihlal edildiği dikkate alınarak tenkis alacağına hükmedilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı; davacıların iddialarını kabul etmediğini, mirasbırakanın akıl sağlığının yerinde olup, iradesi ile vasiyetname yaptığını, tüm mirasçıların da vasiyetnameden haberdar oldukları hâlde mirasbırakan yaşarken bir itirazda bulunmadıklarını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının mirasbırakanı korkuttuğu, aldattığı veya tehdit ettiğine dair iddiaların ispatlanmadığı gerekçesiyle vasiyetnamenin iptali isteminin reddine, tenkis talebi yönünden ise mirasbırakanın vasiyetnamesi ile davacıların saklı payına tecavüz edildiği tespiti ile tenkis talebinin kabulüne, davalı asilin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 564. maddesi gereğince taşınmazların kendisinde kalmasını tercih etmesi karşısında davacıların saklı paylarına karşılık gelen (davalının tercih tarihi olan 28.02.2024 tarihindeki) değerin davacılara ödenmesine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde; davalının mirasbırakana karşı olan evlatlık görevini eksiksiz yerine getirmiş olmasının karşılığında bir minnet borcu olarak vasiyetname düzenlediğini, tenkis hesabında esas alınan değerleme tarihinin tercih hakkının yapıldığı tarih değil, mirasbırakanın ölüm tarihinin olması gerektiğini, davalının da saklı payı olduğunun dikkate alınmadığını, tercih hakkını değiştirme talebinin reddinin hakkaniyetli olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Metin, Yargıtay Karar Arama sisteminde (karararama.yargitay.gov.tr) yayımlanan karar metninden aynen aktarılmıştır; kaynaktaki yazım hataları korunmuş, kişisel veriler kaynakta olduğu gibi gizli bırakılmıştır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama, resmî karar metni.
Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre
İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamenin açılma tarihinden başlayarak iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer (TMK m.559/1). Tenkis davası için de bir ve on yıllık süreler vardır (TMK m.571). Süreler hak düşürücü olduğundan mahkeme bunları kendiliğinden gözetir.
7. Süre tebliğle işlemeye başlar; tenfiz davası süreyi durdurmaz; süreyi geçen dava usulden reddedilir
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · T. 18.05.2026 · E. 2025/4628 · K. 2026/2776 · Sonuç: Bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılması, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması (oy birliği)
Yargıtay ne dedi? Mirasbırakan 2021’de noterde iki vasiyetname yapmış, 2022’de ölmüştü. Vasiyetnameler sulh hukuk mahkemesinde açılıp okundu; davacı 06.09.2022 tarihli duruşmada içerikten haberdar oldu ve vasiyetname kendisine 23.01.2023’te tebliğ edildi. Davacı, ehliyetsizlik, okuma yazma bilen mirasbırakanın parmak iziyle işlem yapması ve davalı kızın telkin ve baskısı iddialarıyla iptal, olmazsa tenkis davasını 06.02.2024’te açtı. İlk derece mahkemesi bir yıllık hak düşürücü sürenin ve tenkisteki sürenin geçtiğini belirterek davayı reddetti. Bölge adliye mahkemesi de sürenin 23.01.2023 tebliğ tarihinden işlediğini, TMK m.559 ve m.571’deki sürelerin zamanaşımı değil hak düşürücü süre olduğunu ve durma ya da kesilmenin söz konusu olmadığını, vasiyetnamenin tenfizi için açılan davanın ve o davada hükümsüzlüğü ya da tenkisi def’i olarak ileri sürme imkânının bu süreyi durdurmayacağını belirtti. Davacı temyizde sürenin açılma kararının kesinleşmesinden başlaması gerektiğini ileri sürdü. Yargıtay bu ve diğer temyiz itirazlarını reddetti; yalnız hak düşürücü süre nedeniyle reddedilen davada hükmün “esastan reddine” değil “usulden reddine” şeklinde kurulması gerektiğinden ilk derece kararını bu yönden düzelterek onadı.
Dayanak. TMK m.559, m.571; HMK m.370/2.
Sizin için anlamı. Bu dosyada dava, tebliğden sonraki bir yılın dolmasından yaklaşık iki hafta sonra açıldığı için incelenmeden düştü. Öğrenme tebliğden de önce gerçekleşebilir: ilk derece mahkemesi, davacının vasiyetnamenin okunduğu duruşmada içerikten haberdar olduğunu ayrıca tespit etmişti. Vasiyetnamenin açılma kararının kesinleşmesini beklemek ya da karşı tarafın açtığı tenfiz davasına güvenmek süreyi korumaz. Süre kaçmışsa geriye yalnızca savunma kalır: vasiyet alacaklısı tenfiz davası açarsa mirasçı hükümsüzlüğü ve tenkisi def’i yoluyla her zaman ileri sürebilir (TMK m.559/2, m.571/3), ancak bu kendi davasını açma hakkını geri getirmez. Tebliğ tarihini öğrendiğiniz gün takviminize bir yıl sonrası için değil, en geç on ay sonrası için not düşün.
Kararın tam metni
7. Hukuk Dairesi 2025/4628 E. , 2026/2776 K. “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk DairesiSAYISI : 2025/779 E., 2025/1163 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Aydın 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2024/54 E., 2025/74 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; tarafların ortak mirasbırakanı …’un 17.06.2022 tarihinde vefat ettiğini, murisin …. Noterliği 03.02.2021 tarihli, 1 51… sayılı işlemlerle vasiyetname düzenlemiş ise de ölüme bağlı tasarrufların yapıldığı tarihte vasiyet edenin akli melekeleri itibariyle medeni hakları kullanmaya ehil olmadığını, vasiyetçinin okuma yazma bilen bir kişi olmasına rağmen vasiyetname evrakında noterin vasiyetçinin kendisine verilen vasiyetnameyi tam olarak okuyamadığı, okunaklı yazı da yazamadığını belirttiğini, bu sebeple murisin imza atmak yerine parmak izi ile işlem yaptığını, öte taraftan murisin vasiyetnameleri davalı kızı …’ün telkinleri ve baskısı ile düzenlediğini, ölüme bağlı tasarruflar nedeniyle müvekkilinin saklı payına tecavüz edildiğini belirterek vasiyetnamenin iptalini, bu talep yerinde görülmediği takdirde ölüme bağlı tasarrufların tenkisine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile muris … ölmeden önce …. Noterliğinin 03.02.2021 tarihli ve … yevmiye numaralı ve 03.02.2021 tarihli ve … no.lu vasiyetnameleri düzenlettiği, dava konusu vasiyetnamelerin Aydın 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/2070 Esas, 2022/3611 Karar ve 2022/2069 Esas, 2022/3722 Karar sayılı dosyalarında açılıp okunduğu, davacının vasiyetnamelerin okunduğu 06.09.2022 tarihli duruşmada içeriğinden haberdar olduğu, ayrıca davacıya vasiyetnamenin 23.01.2023 tarihinde tebliğ edildiği, eldeki dava 06.02.2024 tarihinde açılmış olup 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 571. maddesine göre tenkis davası da hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetnamenin açılıp okunması kararının 23.01.2023 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, vasiyetnamenin iptali ve tenkis davasının 06.02.2024 tarihinde açıldığı, öğrenme tarihinden dava tarihine kadar 4721 sayılı Kanun’un 5 59… . maddelerinde düzenlenen hak düşürücü sürelerin dolmuş olduğu, öte yandan davacı vekili vasiyetin ifası istemiyle bir dava açıldığı hâllerde, vasiyetnamenin iptali ve tenkis istemlerinde zamanaşımının durduğunu ileri sürmüş ise de 4721 sayılı Kanun’un 5 59… . maddelerinde düzenlenen sürelerin zamanaşımı değil, hak düşürücü süre olduğu, hak düşürücü sürenin durması veya kesilmesinin söz konusu olmadığı, vasiyetnamenin tenfizi için açılan davanın da hak düşürücü süreyi durdurmayacağı, vasiyetnamenin tenfizi davasında ölüme bağlı tasarrufun hükümsüzlüğünü (4721 sayılı Kanun 559/2) ve/veya tenkis (4721 sayılı Kanun 571/3) savunmasını def’i yoluyla ileri sürmek imkânının hak düşürücü süreyi durdurduğu anlamına gelmeyeceğinden, Mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş olmasında hata görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; vasiyetnamenin iptali davası için hak düşürücü sürenin, vasiyetin açılmasıyla ilgili kararın kesinleşmesinden itibaren hesaplanması gerektiğini, Mahkemece bu sürenin öğrenme tarihi itibariyle başlatıldığını, bir kararın kesinleşmeden hüküm ifade etmeyeceğini, buna rağmen öğrenme tarihinin hak düşürücü süreye esas alınmasının hatalı olduğunu, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2015/1878 Esas, 2016/413 Karar sayılı ilâmının da hak düşürücü sürenin kararın kesinleşmesinden itibaren başlayacağının belirtildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali, ikinci kademede tenkis istemine ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen hükümde esastan reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,3. Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının ilk bendinde yer alan “esastan reddine” ibaresinin çıkartılarak yerine “usulden reddine” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Metin, Yargıtay Karar Arama sisteminde (karararama.yargitay.gov.tr) yayımlanan karar metninden aynen aktarılmıştır; kaynaktaki yazım hataları korunmuş, kişisel veriler kaynakta olduğu gibi gizli bırakılmıştır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama, resmî karar metni.
Mirasçılıktan Çıkarma İçeren Vasiyetname
Mirasbırakan, saklı paylı mirasçısını kanunda sayılan sebeplerle ve sebebi tasarrufunda belirterek mirasçılıktan çıkarabilir (TMK m.510, m.512/1). Çıkarılan kişi itiraz ederse sebebin varlığını ispat yükü çıkarmadan yararlanana düşer (TMK m.512/2). Geçerli bir çıkarma, çıkarılanın tenkis davası açma imkânını da ortadan kaldırır (TMK m.511/1).
8. Sebebi gösterilen ve ispatlanan ıskat geçerlidir; mirasçılıktan çıkarılan tenkis davası açamaz
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi · T. 13.05.2026 · E. 2026/281 · K. 2026/2671 · Sonuç: Onama (oy birliği)
Yargıtay ne dedi? Mirasbırakan 2019’da noterde yaptığı vasiyetname ile davacıyı mirasçılıktan çıkarmış ve sebeplerini vasiyetnameye yazmıştı; 2020’de öldü. Davacı, mirasbırakana hakaret ettiğine dair bir ceza dosyası bulunmadığını, sağlık sorunu nedeniyle doktor tavsiyesiyle sahil kesimine taşındığını, taşınmazları mirasbırakanın bilgisi dâhilinde sattığını ve mirasbırakanın hataya düşerek bu sebepleri yazdığını ileri sürerek iptal, olmazsa tenkis istedi. Davalılar, davacının aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini ve mirasbırakana sürekli hakaret ettiğini savundu. İlk derece mahkemesi, ıskat sebebinin vasiyetnamede açıkça gösterildiğini ve ispat edildiğini, ıskatın tam olarak geçerli olduğunu belirterek iptal talebini esastan, mirasçılıktan çıkarılan kişi tenkis davası açamayacağından tenkis talebini aktif husumet yokluğundan usulden reddetti. Bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti. Davacı temyizde davalı tanıklarının mirasbırakanın yanında çalışan ve yönlendirilen kişiler olduğunu, anlatımlarının tarihlerle uyuşmadığını ileri sürdü; Yargıtay bu sebepleri bozma nedeni görmeyerek kararı onadı.
Dayanak. TMK m.510, m.511/1, m.512; HMK m.370/1.
Sizin için anlamı. Iskata karşı açılan davada asıl mesele, vasiyetnamede yazılı sebebin ispat edilip edilemeyeceğidir; bu dosyada hakarete ilişkin bir ceza dosyası bulunmaması, mahkemelerin sebebin ispat edildiği sonucuna ulaşmasını engellememiştir. Sebep ispat edilirse tenkis yolu da kapanır. Buna karşılık sebep ispat edilemez veya tasarrufta hiç belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir; mirasbırakan çıkarma sebebi hakkında açık bir yanılmaya düşmüşse çıkarma tamamen geçersiz olur (TMK m.512/3). Bu nedenle ıskat davasında karşı delilleri ve tanıkların tarafsızlığını sorgulayan olguları baştan toplayın. Konunun ayrıntısı için Mirastan Çıkarma (Iskat) rehberimize bakabilirsiniz.
Kararın tam metni
7. Hukuk Dairesi 2026/281 E. , 2026/2671 K. “İçtihat Metni”MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk DairesiSAYISI : 2022/2002 E., 2025/1346 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2020/107 E., 2022/120 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının murisi …’in 20.05.2020 tarihinde vefat ettiğini, muris tarafından düzenlenen …. Noterliğinin 04.01.2019 gün ve … yevmiye numaralı davacının mirastan ıskat edildiğine dair vasiyetnamenin açılmasına dair Karabük Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/517 Esas sayılı dosyasının derdest olduğunu, murise hakaret ettiğine dair ceza dosyası olmadığını, davacının rahatsızlığı için doktor tavsiyesi ile sahil kesimine taşındığını, murisin bilgisi dâhilinde taşınmazları sattığını, ağabeyi Bahattin’in payını satın aldıktan sonra taşınmazı devrettiğini, murisin hataya düşerek bu sebepleri belirtip vasiyetnameye yazdığını, vasiyetnamenin iptalini, aksi hâlde tenkisini talep etmiştir. II. CEVAPBir kısım davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aile hukukundan doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, kendisinin …’a yerleştiğini, murise sürekli hakaretlerde bulunduğunu, davacının mirasçılıktan çıkarıldığı için tenkis talep edemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile vasiyetnamede ıskat nedeninin açıkça gösterildiği, ıskat nedeninin ispat edildiği, ıskatın tam olarak geçerli olduğu, mirasçılıktan çıkartılan kimsenin tenkis davası açamayacağı gerekçesiyle davanın asıl talep yönünden esastan reddine, davanın terditli talep yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece vasiyetnamenin iptali ve tenkis davasında davanın reddine karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; davalı tanıklarının, murisin yanında çalışanlar olduğunu, tanıkların yönlendirildiklerini, tanıkların beyanlarının dosya ile uyarlı olmadığını, taşınmazın satışının murisin ölmeden birkaç hafta olduğunu söylediklerini ve 2020 yılından bahsettiklerini, vasiyetnameyi murisin 2019 Ocak ayında düzenlediğini, hakaret olayıyla ilgili adli makamlara intikal eden bir olay olmadığını, ağabeyi ile paydaş olduğu taşınmazın ağabeyinin payını devraldıktan sonra sattığını, 6 No.lu daire için uzun süre satılık ilanı olduğunu, murisin bu taşınmazın satılacağından haberdar olduğunu, davacının kanser hastalığı nedeniyle …’a taşındığını, ıskat sebeplerinin olmadığını, murisin açık hataya düşerek varmış gibi algıladığı olaylar olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.05.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Metin, Yargıtay Karar Arama sisteminde (karararama.yargitay.gov.tr) yayımlanan karar metninden aynen aktarılmıştır; kaynaktaki yazım hataları korunmuş, kişisel veriler kaynakta olduğu gibi gizli bırakılmıştır.
Kaynak: Yargıtay Karar Arama, resmî karar metni.
8 Kararın Özet Tablosu
Vasiyetnamenin iptaline ilişkin kararlar
| Konu | Karar | Sonuç ve ilke |
|---|---|---|
| Okuyamayan mirasbırakanda tanık şerhi | Yargıtay HGK, 06.05.2026, E. 2025/218, K. 2026/290 | İşlem tanıklar huzurunda tamamlanmışsa lehe yorumla geçerli (oy çokluğu) |
| Tanıkların “mirasbırakan okudu” yazması | Y. 7. HD, 20.05.2026, E. 2026/2314, K. 2026/2815 | Okur yazar olmayan mirasbırakanda şekle aykırılık; iptal onandı |
| Kanser hastalığı ve ehliyet | Y. 7. HD, 04.06.2026, E. 2025/4928, K. 2026/2994 | Sistemik hastalık tek başına ehliyetsizlik değil |
| 85 yaş ve doktor raporu | Y. 7. HD, 15.06.2026, E. 2025/4984, K. 2026/3233 | Rapor alınmaması iptal sebebi değil; ATK raporu belirleyici |
| Baskı iddiasının incelenmemesi | Y. 7. HD, 20.05.2026, E. 2025/4072, K. 2026/2805 | İrade sakatlığı ayrıca değerlendirilmeli; bozma |
| “Bakmam” tehdidi ve tenkis | Y. 7. HD, 22.06.2026, E. 2025/4842, K. 2026/3400 | Korkutma ispatlanamadı; tenkis kabul, TMK m.564 tercihi |
| Bir yıllık süre | Y. 7. HD, 18.05.2026, E. 2025/4628, K. 2026/2776 | Süre tebliğle başlar; tenfiz davası durdurmaz; usulden ret |
| Iskat içeren vasiyetname | Y. 7. HD, 13.05.2026, E. 2026/281, K. 2026/2671 | Sebep ispatlandı; çıkarılan tenkis davası açamaz |
Bu Kararları Kendi Dosyanızda Nasıl Kullanırsınız?
- Tebliğ tarihini hemen not edin. Bir yıllık süre açılma kararının kesinleşmesini beklemez; tebliğden ve iptal sebebini öğrenmeden işler (Karar 7).
- Her iptal sebebini ayrı ileri sürün. Ehliyetsizlik, irade sakatlığı ve şekil eksikliği ayrı başlıklarda ve ayrı delillerle yazılmalıdır; mahkeme birini incelemezse bu bozma sebebidir (Karar 5).
- Tenkisi terditli olarak ekleyin. İptal reddedilse bile saklı pay korunur (Karar 5, 6).
- Ehliyet iddiasını somut kayıtlara dayandırın. Yaş, kanser gibi bedensel hastalıklar veya doktor raporu alınmamış olması tek başına yetmez (Karar 3, 4).
- Resmî vasiyetnamenin tamamını okuyun. Okuyamayan mirasbırakanda tanık şerhinin memurun okumasını doğrulayıp doğrulamadığına bakın; tek bir ibarenin eksikliği yerine işlemin bütününe odaklanın (Karar 1, 2).
- Iskatta sebebin ispatına hazırlanın. İspat yükü çıkarmadan yararlananda olsa da karşı delil ve tanıkların tarafsızlığı davayı belirler (Karar 8).
Sık Yapılan Hatalar
Hata ve doğrusu
| Hata | Doğrusu |
|---|---|
| “Annem okuma yazma bilmiyordu, vasiyetname kesin geçersiz.” | Memur iki tanık önünde okumuş ve bu vasiyetnamenin bütününden anlaşılıyorsa geçerlidir (HGK 2026/290). |
| “Babam kanser hastasıydı, vasiyet zaten iptal olur.” | Bedensel hastalık tek başına ehliyetsizlik değildir; akli arıza kayıtlarla gösterilmelidir (7. HD 2026/2994). |
| “Noter doktor raporu almadı, işlem geçersiz.” | Kanun resmî vasiyetname için rapor şartı aramaz; ATK raporu belirleyicidir (7. HD 2026/3233). |
| “Adli Tıp ehliyet var dedi, baskı iddiası artık önemsiz.” | İrade sakatlığı ayrı bir sebeptir ve ayrıca incelenmelidir (7. HD 2026/2805). |
| “Açılma kararı kesinleşince bir yıl başlar.” | Süre tebliğden ve öğrenmeden işler (7. HD 2026/2776). |
| “Karşı taraf tenfiz davası açtı, benim süre durdu.” | Tenfiz davası süreyi durdurmaz; yalnızca def’i imkânı kalır (7. HD 2026/2776). |
| “Iskat edildim ama tenkis isterim.” | Geçerli ıskatta tenkis davası açılamaz (TMK m.511; 7. HD 2026/2671). |
📘 İlgili Rehberler
- Miras Hukuku Rehberi (Ana Rehber)
- Vasiyetnamenin İptali Davası 2026: Sebepler, Süreler ve İspat
- Vasiyetnamenin İptali Dava Dilekçesi Örneği (2026)
- Resmî ve Sözlü Vasiyetname: Düzenleme ve Geçerlilik
- Vasiyet Yaptığında Aklı Yerinde Değildi: Ehliyetsizlik
- Vasiyetnamenin Açılması ve Tebliği
- Vasiyetnamenin Tenfizi Dava Dilekçesi Örneği
- Tenkis Davası (TMK m.560-571)
- Mirastan Çıkarma (Iskat) Nasıl Yapılır?
- Muris Muvazaası ve Tenkis Yargıtay Kararları
- Reddi Miras Yargıtay Kararları
- İçtihatlar: Konu Konu Yargıtay Kararları
Sıkça Sorulan Sorular
Okuma yazma bilmeyen birinin noterde yaptığı vasiyetname geçerli mi?
Geçerli olabilir. Okuyamayan mirasbırakanda memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur, mirasbırakan bunun son arzularını içerdiğini beyan eder ve tanıklar bunu vasiyetnameye yazar (TMK m.535). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tanık şerhinde bir ibare eksik olsa da işlemin tanıklar huzurunda tamamlandığı vasiyetnamenin bütününden anlaşılıyorsa vasiyetnamenin geçerli olduğunu kabul etmiştir (06.05.2026, E. 2025/218, K. 2026/290, oy çokluğu). Tanıkların okuma yazma bilmeyen mirasbırakanın vasiyetnameyi kendisinin okuduğunu yazdığı bir dosyada ise iptal kararı onanmıştır (7. HD, 20.05.2026, E. 2026/2314, K. 2026/2815).
Kanser hastası veya çok yaşlı birinin vasiyetnamesi iptal edilir mi?
Kendiliğinden edilmez. Belirleyici olan işlem anındaki ayırt etme gücüdür (TMK m.502). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 68 yaşındaki ağır kanser hastası mirasbırakanın vasiyetnamesinde Adli Tıp raporunda akli arıza bulunmadığı ve sistemik hastalığın tek başına fiil ehliyetini etkilemeyeceği belirtildiğinden davanın reddini onamıştır (04.06.2026, E. 2025/4928, K. 2026/2994).
Noter doktor raporu almadan vasiyetname düzenlerse vasiyetname geçersiz olur mu?
Hayır. Kanun resmî vasiyetname için doktor raporu şartı aramaz. 85 yaşındaki mirasbırakanın raporsuz düzenlenen vasiyetnamesinde ehliyet Adli Tıp raporuyla sabit görülmüş ve dava reddedilmiştir (Yargıtay 7. HD, 15.06.2026, E. 2025/4984, K. 2026/3233).
Adli Tıp raporu ehliyet var dediyse baskı iddiası incelenir mi?
Evet, incelenmelidir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin yalnızca Adli Tıp raporuna dayanıp korkutma ve zorlama iddiasını değerlendirmemesini bozma sebebi saymıştır (20.05.2026, E. 2025/4072, K. 2026/2805).
Vasiyetnamenin iptali davası ne zamana kadar açılabilir?
Tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrenmeden başlayarak bir yıl; her hâlde vasiyetnamenin açılmasından itibaren iyiniyetli davalılara karşı on, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl içinde (TMK m.559). Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, bir yıllık sürenin vasiyetnamenin tebliğiyle işlemeye başladığını kabul eden kararı düzelterek onamıştır (18.05.2026, E. 2025/4628, K. 2026/2776).
Vasiyetnamenin tenfizi davası açılmışsa iptal süresi durur mu?
Hayır. Süreler hak düşürücüdür, durmaz ve kesilmez; tenfiz davası ve o davada def’i ileri sürme imkânı iptal davası süresini durdurmaz. Süre geçtikten sonra mirasçı hükümsüzlüğü ancak tenfiz davasında def’i olarak ileri sürebilir (TMK m.559/2; Yargıtay 7. HD, 18.05.2026, E. 2025/4628, K. 2026/2776).
İptal davası reddedilirse saklı payım da kaybolur mu?
Tenkis talebi terditli olarak ileri sürülmüşse kaybolmaz. Korkutma iddiası ispatlanamadığı için iptalin reddedildiği bir dosyada, saklı payı zedelenen mirasçıların tenkis talebi kabul edilmiş ve taşınmazları elinde tutmayı seçen davalının saklı pay değerini ödemesine karar verilmiştir (Yargıtay 7. HD, 22.06.2026, E. 2025/4842, K. 2026/3400).
Mirasçılıktan çıkarıldım; tenkis davası açabilir miyim?
Iskat geçerliyse açamazsınız (TMK m.511/1). Sebebin vasiyetnamede gösterildiği ve ispatlandığı bir dosyada tenkis talebi aktif husumet yokluğundan reddedilmiş ve karar onanmıştır (Yargıtay 7. HD, 13.05.2026, E. 2026/281, K. 2026/2671). Sebep ispatlanamaz veya hiç gösterilmemişse tasarruf saklı payınız dışında yerine getirilir (TMK m.512/3).


