Uluslararası Çocuk Kaçırma: Lahey Sözleşmesi ile Çocuğun İadesi
28 Haziran 2026

Uluslararası Çocuk Kaçırma: Lahey Sözleşmesi ile Çocuğun İadesi

Uluslararası çocuk kaçırma, bir ebeveynin çocuğu diğer ebeveynin izni olmadan yurt dışına götürmesi veya orada tutması olarak tanımlanır ve modern küreselleşen dünyada giderek daha fazla karşılaşılan bir sorundur. Bu durumun uluslararası bir çözüm çerçevesine kavuşturulması için hazırlanan “Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi”, Türkiye’nin de taraf olduğu önemli bir uluslararası araçtır. Bu yazıda Lahey Sözleşmesi’nin amacı, kapsamı, iade prosedürü, iade sebepleri ile iade reddi halleri, Türkiye’deki uygulama, Adalet Bakanlığı Merkezi Makam’ın rolü ve pratik uygulama esasları ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

1) 1980 Lahey Sözleşmesi’nin Amacı ve Kapsamı

1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi, Uluslararası Özel Hukuk alanında Lahey Konferansı tarafından hazırlanmış ve pek çok ülke tarafından imzalanmıştır. Türkiye de bu sözleşmenin tarafıdır ve iç hukukuna uygun biçimde uygulamaktadır. Sözleşmenin temel amacı, bir ebeveynin çocuğu diğer ebeveynin izni olmadan uluslararası sınır ötesine götürmesi veya orada tutması durumunda çocuğun ivedilikle mutad meskeni bulunan ülkeye iadesini sağlamaktır. Sözleşme, uzun süren mahkeme davalarının yerine hızlı ve etkili bir iade mekanizması sunar.

Sözleşmenin uygulanma alanı belirlidir. Öncelikle sözleşme, sadece taraf ülkeler arasındaki durumlarda uygulanır. Yani hem çocuğun mutad meskeni bulunan ülke hem de çocuğun bulunduğu ülke sözleşmeye taraf olmalıdır. İkinci olarak, sözleşme 16 yaşından küçük çocuklar için geçerlidir; 16 yaş ve üzeri gençler için ayrı hukuki değerlendirme yapılır. Üçüncü olarak, sözleşme sadece çocuğun “yasadışı yer değiştirmesi” veya “yasadışı alıkonulması” durumlarını kapsar. Yasadışı yer değiştirme; velayet veya kişisel ilişki hakkı olan diğer kişinin izni olmadan çocuğun yer değiştirilmesidir. Yasadışı alıkonulma ise izin verilen ziyaret süresi geçmesine rağmen çocuğun geri gönderilmemesidir.

2) Türkiye’nin Merkezi Makamı — Adalet Bakanlığı

1980 Lahey Sözleşmesi’nin uygulanması için her taraf ülke bir “merkezi makam” belirlemekle yükümlüdür. Türkiye’de bu merkezi makam Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’dür. Merkezi makam, sözleşmenin uygulanması için gerekli koordinasyonu sağlar; iade taleplerini alır, değerlendirir ve gerekli hukuki adımların atılmasını temin eder. Ayrıca yabancı merkezi makamlar ile iletişimi de bu birim yürütür.

Merkezi makam üç ana rol oynar. Birincisi, Türkiye’den çocuk kaçırıldığında yabancı ülkeye iade talebi ileri sürmek; başvurucu ebeveynin Türkiye’deki yetkilisi olarak hareket eder. İkincisi, Türkiye’ye çocuk getirildiğinde yabancı ülkeden gelen iade talebini kabul edip Türkiye’de gerekli hukuki adımları başlatmak. Üçüncüsü, taraflar arasında dostane çözüm için arabulucu rolü üstlenmek. Merkezi makam, kaçırma vakalarında hem hukuki hem de idari destek sağlar. Ayrıca sözleşmenin uygulanması ile ilgili istatistik tutmak, eğitim ve rehberlik faaliyetleri yürütmek de bu birimin görevleri arasındadır.

3) İade Talebinde Bulunma Süreci

Bir çocuk yasadışı olarak yurt dışına götürüldüğünde veya orada tutulduğunda ebeveyn iade talebinde bulunabilir. Türkiye’den bir çocuk kaçırıldığında Türkiye’deki merkezi makam olan Adalet Bakanlığı’na başvurulur. Başvuru dilekçesinde şu unsurlar yer almalıdır: (i) başvurucunun kimlik ve iletişim bilgileri, (ii) çocuğun kimlik ve tanımlayıcı bilgileri (fotoğraf, boy, kilo, özel işaretler vb.), (iii) diğer ebeveynin kimlik ve iletişim bilgileri, (iv) çocuğun mutad meskeninin bulunduğu yer, (v) yasadışı yer değiştirme veya alıkonulma tarihi ve koşulları, (vi) başvurucunun velayet veya kişisel ilişki hakkını gösteren belgeler (nüfus kayıtları, mahkeme kararları vb.), (vii) çocuğun bulunduğu ülke ve mümkünse adres bilgileri.

Merkezi makam başvuruyu değerlendirir ve gerekli hukuki gereklilikleri kontrol eder. Talep, çocuğun bulunduğu ülkenin merkezi makamına ivedilikle iletilir. Yabancı merkezi makam, kendi ülkesinde iade prosedürünü başlatır. Türkiye’nin merkezi makamı, bu süreçte başvurucuya bilgi verir ve gerekli desteği sunar. Prosedür Adalet Bakanlığı üzerinden yürütüldüğü için başvurucunun kişisel harcamaları kural olarak minimal düzeydedir; ancak bazı durumlarda yabancı ülkedeki avukatlık ücretleri söz konusu olabilir. Sözleşme kapsamındaki başvurular için birçok ülkede adli yardım imkânları da bulunmaktadır.

4) İade Prosedürü ve Süreler

1980 Lahey Sözleşmesi çerçevesinde iade prosedürü hızlı işlemesi için tasarlanmıştır. Sözleşme, iade taleplerinin ivedilikle karara bağlanmasını öngörür; hedef, talebin başlangıcından itibaren altı hafta içinde karar verilmesidir. Bu hedef her zaman ulaşılmasa da işlemlerin hızlı yürütülmesi esastır. Uzayan davalar çocuğun yeni ortamına alışmasına yol açabilir ve iadenin çocuk için travmatik olma riskini artırır. Bu nedenle hızlı karar önemlidir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15 💬 WhatsApp

Prosedürde çocuğun bulunduğu ülkenin mahkemesi karar verir. Mahkeme, çocuğun yasadışı olarak getirilip getirilmediğini, mutad meskeninin nerede olduğunu, iade için sözleşme koşullarının karşılanıp karşılanmadığını değerlendirir. Değerlendirme sırasında çocuğun görüşü de alınabilir; özellikle idrak çağındaki çocuklar için bu görüş dikkate alınır. Karar iade lehine olduğu takdirde çocuk, sözleşme çerçevesinde ivedilikle mutad meskeni bulunan ülkeye gönderilir. Kararın uygulanması sırasında çocuğun psikolojik durumunun korunması için uzman desteği sağlanır. Kararın kabulü genellikle iki aşamalı olarak gerçekleşir: (i) mahkeme kararının verilmesi, (ii) fiilen çocuğun iadesinin sağlanması. Fiilen iade için gerektiğinde kolluk kuvvetlerinin katılımı da mümkündür.

5) İade Reddi Halleri

Lahey Sözleşmesi iadenin ret sebeplerini sınırlı biçimde saymıştır. Sözleşmenin 13. maddesi iade reddi hallerini düzenler. İadenin reddedilebileceği durumlar şunlardır: (i) başvuru sahibinin çocuğun yer değiştirme veya alıkonulma zamanında velayet hakkını fiilen kullanmadığı, (ii) başvuru sahibinin yer değiştirme veya alıkonulmaya rıza gösterdiği ya da sonradan onayladığı, (iii) iade halinde çocuğun fiziksel veya psikolojik bir zarara maruz kalacağı ya da başka türlü tahammülü mümkün olmayan bir duruma sokulacağı ciddi bir tehlikenin bulunması.

Bu ret sebeplerinden en önemlisi ve en tartışmalı olanı üçüncü kategoridir. “Çocuk için ciddi tehlike” iddiası, iade davalarında sıklıkla ileri sürülen bir savunmadır. Bu tehlikeyi ispat etme yükü savunmayı ileri süren kişiye aittir ve ispat şartları sıkıdır. Aile içi şiddet iddiaları, savaş veya siyasal istikrarsızlık, çocuğa yönelik ciddi hastalık riski gibi durumlar bu kategoriye girebilir. Ancak sadece çocuğun bulunduğu ülkedeki genel yaşam standardının daha yüksek olması gibi gerekçeler yeterli değildir. Ayrıca çocuğun kendi görüşünün iadeye karşı olması durumu ile de karşılaşılabilir; ancak bu görüş çocuğun idrak çağına gelmiş ve tercihini bilinçli olarak yapabilecek yaşta olmasına bağlıdır (genellikle 13-14 yaş ve üzeri). Sözleşme’nin 20. maddesi de “insan haklarının temel ilkelerine aykırılık” durumunu ret sebebi olarak öngörür; ancak bu madde çok dar yorumlanır.

6) Türkiye Uygulamasında Karşılaşılan Sorunlar

Türkiye’nin Lahey Sözleşmesi çerçevesindeki uygulamasında bazı pratik sorunlar yaşanabilmektedir. Öncelikle sürelerin sözleşmenin öngördüğü altı haftalık hedefe ulaşamadığı görülmektedir. Yargılama süreçlerinin uzunluğu, çocuğun iade süreci boyunca yeni ortamına alışmasına yol açabilir ve iade kararı verildiğinde bile fiilen iadenin gerçekleşmesi zorlaşabilir. Bu sorun uluslararası düzeyde de eleştirilmiştir.

İkinci olarak “çocuk için ciddi tehlike” ret sebebinin geniş yorumlanması sorunudur. Bazı vakalarda Türkiye mahkemeleri, sözleşmenin dar yorumlanmasını gerektiren bu istisnayı geniş yorumlayarak iadeyi reddetmiştir. Bu tür kararlar sözleşmenin amacı ile çelişebilir ve uluslararası eleştirilere yol açabilir. Üçüncü olarak, fiilen iade aşamasındaki güçlükler yaşanabilir; velayet sahibi ebeveynin çocuğu teslim etmemesi, saklanması gibi durumlarda infaz sorunları ortaya çıkar. Bu tür durumlar için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü gibi uzman birimler devreye girer. Türkiye’nin Lahey Sözleşmesi’ne uyumu ve iç hukukun uluslararası standartlara uygunluğu sürekli değerlendirilen bir konudur.

7) Ceza Hukuku Boyutu

Uluslararası çocuk kaçırma, hukuki boyutu yanında ceza hukuku boyutu da olan bir olgudur. Türk Ceza Kanunu m.234 hükmü uyarınca velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın çocuğu, kendisine teslim yükümlülüğü olan kişinin yanından kaçırması veya alıkoyması suçtur ve üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülür. Bu düzenleme, ulusal boyutta kaçırma için geçerli olduğu gibi uluslararası boyutta kaçırma için de uygulanır.

Uluslararası kaçırmada ceza sorumluluğu, iade prosedüründen bağımsız işler. Yani ceza yargılaması ile iade yargılaması paralel yürüyebilir. Kaçıran ebeveyn hakkında ceza soruşturması başlatılabilir; bu soruşturma sonucunda kişi Türkiye’ye gelirse veya iade edilirse ceza sorumluluğu ile karşılaşabilir. Ayrıca bazı hallerde uluslararası tutuklama emri (Kızıl Bülten) de çıkarılabilir; ancak bu adım siyasi ve pratik değerlendirmelere bağlıdır. Ceza boyutu, kaçıran ebeveyni caydırıcı bir etki oluşturur. Ancak asıl amaç çocuğun iadesidir; ceza sorumluluğu ikincil önem taşır. Bu nedenle uygulamada bazen ceza soruşturması iade prosedürünü destekleyecek biçimde yürütülür. Uluslararası hukuki süreçlerin karmaşıklığı nedeniyle bu tür davalarda uluslararası hukuk alanında uzman avukat desteği alınması özellikle önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1980 Lahey Sözleşmesi nedir?

1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi, uluslararası çocuk kaçırma vakalarında çocuğun ivedilikle iadesini sağlayan uluslararası bir sözleşmedir. Türkiye taraf ülkelerdendir. Sözleşme 16 yaşından küçük çocuklar için ve sadece taraf ülkeler arasındaki durumlarda uygulanır.

Türkiye’de merkezi makam kimdir?

Türkiye’de Lahey Sözleşmesi’nin uygulanmasında merkezi makam Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’dür. Bu birim, iade taleplerini alır, değerlendirir ve yabancı merkezi makamlar ile iletişimi yürütür.

İade başvurusu nasıl yapılır?

Türkiye’den çocuk kaçırıldığında Türkiye’deki merkezi makam olan Adalet Bakanlığı’na başvurulur. Dilekçede başvurucunun ve çocuğun bilgileri, kaçırma tarihi ve koşulları, velayet hakkını gösteren belgeler, çocuğun bulunduğu ülke bilgileri yer almalıdır. Merkezi makam gerekli süreci başlatır.

İade prosedürü ne kadar sürer?

Sözleşme, iade taleplerinin altı hafta içinde karara bağlanmasını hedefler. Ancak uygulamada bu süre çeşitli sebeplerle uzayabilir. Uzun süreler çocuğun yeni ortamına alışmasına yol açabilir; bu nedenle hızlı prosedür önemlidir.

İade hangi hallerde reddedilebilir?

Sözleşmenin 13. maddesi uyarınca başvurucunun velayet hakkını fiilen kullanmaması, yer değiştirmeye rıza göstermesi veya iade halinde çocuğun fiziksel/psikolojik ciddi tehlikeye maruz kalması hallerinde iade reddedilebilir. Ayrıca idrak çağındaki çocuğun iadeye karşı görüşü de dikkate alınabilir.

Kaçıran ebeveyn ceza sorumluluğu ile karşılaşır mı?

TCK m.234 uyarınca velayet yetkisi elinden alınmış olan ebeveynin çocuğu kaçırması veya alıkoyması suçtur ve üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörür. Uluslararası kaçırma durumunda ceza soruşturması iade prosedüründen bağımsız olarak yürütülebilir.

16 yaş üzerindeki gençler için Lahey Sözleşmesi uygulanır mı?

Hayır. Sözleşme sadece 16 yaşından küçük çocuklar için uygulanır. 16 yaş ve üzeri gençler için ayrı hukuki değerlendirme yapılır ve genel uluslararası özel hukuk kuralları uygulanır.

⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme İçin Bize Ulaşın

Ankara’da Uzman Avukat — Av. Fatma Öztürk

📞 Hemen Ara 💬 WhatsApp ile Yaz
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk