Uluslararası Çocuk Kaçırma: Lahey Sözleşmesi ile Çocuğun İadesi
28 Haziran 2026

Uluslararası Çocuk Kaçırma: Lahey Sözleşmesi ile Çocuğun İadesi

Uluslararası çocuk kaçırma, bir ebeveynin çocuğu diğer ebeveynin izni olmadan yurt dışına götürmesi veya orada tutması olarak tanımlanır ve modern küreselleşen dünyada giderek daha fazla karşılaşılan bir sorundur. Bu durumun uluslararası bir çözüm çerçevesine kavuşturulması için hazırlanan “Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi”, Türkiye’nin de taraf olduğu önemli bir uluslararası araçtır. Bu yazıda Lahey Sözleşmesi’nin amacı, kapsamı, iade prosedürü, iade sebepleri ile iade reddi halleri, Türkiye’deki uygulama, Adalet Bakanlığı Merkezi Makam’ın rolü ve pratik uygulama esasları ayrıntılı biçimde açıklanmıştır.

Net Cevap: Çocuk, velayet hakkı ihlal edilerek başka bir ülkeye götürülmüş veya orada alıkonulmuşsa 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi uyarınca mutad meskeninin bulunduğu ülkeye iadesi istenebilir; sözleşme 16 yaşından küçük çocuklara uygulanır (m.4). Türkiye’de sözleşme 4461 sayılı Kanunla onaylanmış ve 15.02.2000 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır; uygulama 5717 sayılı Kanunla düzenlenir. Merkezi makam Adalet Bakanlığıdır (5717 m.3); iade davası merkezi makam adına Cumhuriyet başsavcılığınca aile mahkemesinde açılır (m.6-7) ve basit yargılama usulüne göre öncelikle ve acele görülür (m.9). Götürme tarihinden itibaren bir yıl geçmeden başvurulursa çocuğun derhâl iadesine karar verilir; bir yıldan sonra ise çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı kanıtlanmadıkça iade kararı verilir (Sözleşme m.12). İade ancak m.13 ve m.20’deki dar istisnalarla reddedilebilir. Dava süresince yurt dışına çıkış yasağı gibi geçici tedbirler istenebilir (5717 m.24).

1) 1980 Lahey Sözleşmesi’nin Amacı ve Kapsamı

1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi, Uluslararası Özel Hukuk alanında Lahey Konferansı tarafından hazırlanmış ve pek çok ülke tarafından imzalanmıştır. Türkiye de bu sözleşmenin tarafıdır ve iç hukukuna uygun biçimde uygulamaktadır. Sözleşmenin temel amacı, bir ebeveynin çocuğu diğer ebeveynin izni olmadan uluslararası sınır ötesine götürmesi veya orada tutması durumunda çocuğun ivedilikle mutad meskeni bulunan ülkeye iadesini sağlamaktır. Sözleşme, uzun süren mahkeme davalarının yerine hızlı ve etkili bir iade mekanizması sunar.

Sözleşmenin uygulanma alanı belirlidir. Öncelikle sözleşme, sadece taraf ülkeler arasındaki durumlarda uygulanır. Yani hem çocuğun mutad meskeni bulunan ülke hem de çocuğun bulunduğu ülke sözleşmeye taraf olmalıdır. İkinci olarak, sözleşme 16 yaşından küçük çocuklar için geçerlidir; 16 yaş ve üzeri gençler için ayrı hukuki değerlendirme yapılır. Üçüncü olarak, sözleşme sadece çocuğun “yasadışı yer değiştirmesi” veya “yasadışı alıkonulması” durumlarını kapsar. Yasadışı yer değiştirme; velayet veya kişisel ilişki hakkı olan diğer kişinin izni olmadan çocuğun yer değiştirilmesidir. Yasadışı alıkonulma ise izin verilen ziyaret süresi geçmesine rağmen çocuğun geri gönderilmemesidir.

Türkiye’de Hukuki Dayanak: 4461 ve 5717 sayılı Kanunlar

Sözleşme Türkiye bakımından 4461 sayılı onay kanunu ve Bakanlar Kurulu kararıyla 15.02.2000 tarihli ve 23965 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Sözleşmenin iç hukukta nasıl uygulanacağı ise 04.12.2007’de yürürlüğe giren 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun ile düzenlenmiştir. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir (Anayasa m.90/5).

5717 sayılı Kanunun temel hükümleri
MaddeKonuÖzü
m.3Merkezi makamSözleşmenin uygulanmasında merkezi makam Adalet Bakanlığıdır.
m.6Görevli mahkemeAile mahkemesi; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde 4787 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
m.7Davayı açanÇocuğun iadesi hakkındaki davalar merkezi makam adına mahalli Cumhuriyet başsavcılığınca açılır.
m.8Dostane çözümMahkeme esasa girmeden önce, uzmanlardan da yararlanarak çocuğun iadesini sulh yoluyla teşvik eder.
m.9UsulDava basit yargılama usulüne göre öncelikle ve acele görülür.
m.10Geçici koruma tedbirleriDava sürecinde çocuğun korunmasına yönelik tedbirler.
m.11Şahsi ilişkiİade davası sürerken çocukla şahsi ilişki kurulması.
m.12-15Velayet ve bekletici meseleİade davasında velayetin esasına girilmemesi, velayet kararının etkisi, bekletici mesele ve davaların ayrılması.
m.17Kanun yoluMerkezi makam, başvuruda bulunan veya davalı kanun yoluna başvurabilir.
m.18-23Kararın yerine getirilmesiİade ilamının icra emri tebliğ edilmeksizin yerine getirilmesi, kolluğun görevleri, icranın ertelenmesi ve çocuğun iadesi.
m.24TedbirlerYurt dışına çıkışın ve pasaport işlemlerinin durdurulması, kayıt değişikliklerinin engellenmesi gibi önlemler.
m.27-28Masraf ve adli yardımDava ve işler harca tabi değildir; adli yardım hükümlerinden yararlanılabilir.

Türkiye onay sırasında Sözleşmenin 26. maddesinin üçüncü fıkrası bakımından çekince koymuştur: yargılama giderleri, avukat ve danışman giderleri ile çocuğun iadesinden doğan giderler, adli yardım kuralları dışında Türkiye tarafından karşılanmaz. Yurt dışından Türkiye’ye yapılan başvurularda bu çekince, masraf planlamasında dikkate alınmalıdır.

Önce Kontrol Edin: Karşı Ülke Sözleşmeye Taraf mı?

Sözleşme yalnızca akit devletler arasında ve Sözleşmenin bu devletler arasında yürürlüğe girmesinden sonra gerçekleşen haksız götürme veya alıkoymalara uygulanır (m.35). Sözleşmeye sonradan katılan bir devletin katılımı ise yalnızca bu katılımı kabul ettiğini beyan eden devletlerle ilişkilerde hüküm doğurur (m.38). Bu nedenle başvurudan önce çocuğun götürüldüğü ülkenin Sözleşmeye taraf olup olmadığı ve Türkiye ile arasında Sözleşmenin yürürlükte bulunup bulunmadığı Adalet Bakanlığından teyit edilmelidir. Sözleşmenin uygulanmadığı bir ülke söz konusuysa iade, o ülkenin iç hukukundaki yollarla, diplomatik kanallarla ve ceza soruşturmasıyla desteklenen ayrı bir süreç gerektirir.

Haksız Götürme ve Alıkoyma: Sözleşmenin m.3 ve m.5 Ölçütleri

İade talebinin ilk şartı, götürmenin veya alıkoymanın “haksız” olmasıdır. Sözleşmenin 3. maddesine göre bunun için iki koşul birlikte aranır: götürme veya alıkoyma, çocuğun mutad meskeninin bulunduğu devletin hukukuna göre bir kişiye, kuruma veya başka bir kuruluşa tanınmış velayet hakkını ihlal etmeli ve bu hak götürme ya da alıkoyma anında fiilen kullanılıyor olmalıdır. Sözleşmenin 5. maddesi velayet hakkını çocuğun bakımına ilişkin haklar ve özellikle çocuğun yerleşim yerini belirleme hakkı olarak, ziyaret hakkını ise çocuğu sınırlı bir süre için mutad meskeni dışındaki bir yere götürme hakkı olarak tanımlar.

Türk hukukuna göre haksız götürme değerlendirmesi
DurumSözleşme bakımından sonuçDayanak
Evlilik devam ederken bir ebeveyn çocuğu diğerinin izni olmadan yurt dışına götürdüEvlilik sürerken velayeti ana ve baba birlikte kullandığından diğer ebeveynin velayet hakkı ihlal edilmiş olur; iade istenebilirTMK m.336/1; Sözleşme m.3
Boşanma davası sürerken götürmeGeçici velayet kararı ve kararın içeriği belirleyicidir; kararda yurt dışına çıkış yasağı varsa ihlal açıktırTMK m.169; 5717 m.24
Velayet boşanmayla bir ebeveyne verildi, o ebeveyn çocukla taşındıDiğer ebeveynin yalnız kişisel ilişki hakkı varsa bu kural olarak iade değil, ziyaret hakkının korunması konusudurSözleşme m.5, m.21
Ortak velayet kararı varÇocuğun yerleşim yerinin tek taraflı değiştirilmesi velayet hakkını ihlal edebilirTMK m.336; Sözleşme m.3, m.5
Ziyaret veya tatil için götürülen çocuk süresinde geri getirilmediHaksız alıkoyma; iade istenebilirSözleşme m.3

Velayet konusunda ayrıntı için birlikte velayet ve Lahey Sözleşmesi, velayet sahibinin çocukla yurt dışına taşınması için velayet sahibi ebeveyn yurt dışına taşınabilir mi rehberlerimize bakabilirsiniz.

2) Türkiye’nin Merkezi Makamı — Adalet Bakanlığı

1980 Lahey Sözleşmesi’nin uygulanması için her taraf ülke bir “merkezi makam” belirlemekle yükümlüdür. Türkiye’de bu merkezi makam Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’dür. Merkezi makam, sözleşmenin uygulanması için gerekli koordinasyonu sağlar; iade taleplerini alır, değerlendirir ve gerekli hukuki adımların atılmasını temin eder. Ayrıca yabancı merkezi makamlar ile iletişimi de bu birim yürütür.

Merkezi makam üç ana rol oynar. Birincisi, Türkiye’den çocuk kaçırıldığında yabancı ülkeye iade talebi ileri sürmek; başvurucu ebeveynin Türkiye’deki yetkilisi olarak hareket eder. İkincisi, Türkiye’ye çocuk getirildiğinde yabancı ülkeden gelen iade talebini kabul edip Türkiye’de gerekli hukuki adımları başlatmak. Üçüncüsü, taraflar arasında dostane çözüm için arabulucu rolü üstlenmek. Merkezi makam, kaçırma vakalarında hem hukuki hem de idari destek sağlar. Ayrıca sözleşmenin uygulanması ile ilgili istatistik tutmak, eğitim ve rehberlik faaliyetleri yürütmek de bu birimin görevleri arasındadır.

3) İade Talebinde Bulunma Süreci

Bir çocuk yasadışı olarak yurt dışına götürüldüğünde veya orada tutulduğunda ebeveyn iade talebinde bulunabilir. Türkiye’den bir çocuk kaçırıldığında Türkiye’deki merkezi makam olan Adalet Bakanlığı’na başvurulur. Başvuru dilekçesinde şu unsurlar yer almalıdır: (i) başvurucunun kimlik ve iletişim bilgileri, (ii) çocuğun kimlik ve tanımlayıcı bilgileri (fotoğraf, boy, kilo, özel işaretler vb.), (iii) diğer ebeveynin kimlik ve iletişim bilgileri, (iv) çocuğun mutad meskeninin bulunduğu yer, (v) yasadışı yer değiştirme veya alıkonulma tarihi ve koşulları, (vi) başvurucunun velayet veya kişisel ilişki hakkını gösteren belgeler (nüfus kayıtları, mahkeme kararları vb.), (vii) çocuğun bulunduğu ülke ve mümkünse adres bilgileri.

Merkezi makam başvuruyu değerlendirir ve gerekli hukuki gereklilikleri kontrol eder. Talep, çocuğun bulunduğu ülkenin merkezi makamına ivedilikle iletilir. Yabancı merkezi makam, kendi ülkesinde iade prosedürünü başlatır. Türkiye’nin merkezi makamı, bu süreçte başvurucuya bilgi verir ve gerekli desteği sunar. Prosedür Adalet Bakanlığı üzerinden yürütüldüğü için başvurucunun kişisel harcamaları kural olarak minimal düzeydedir; ancak bazı durumlarda yabancı ülkedeki avukatlık ücretleri söz konusu olabilir. Sözleşme kapsamındaki başvurular için birçok ülkede adli yardım imkânları da bulunmaktadır.

4) İade Prosedürü ve Süreler

1980 Lahey Sözleşmesi çerçevesinde iade prosedürü hızlı işlemesi için tasarlanmıştır. Sözleşme, iade taleplerinin ivedilikle karara bağlanmasını öngörür; hedef, talebin başlangıcından itibaren altı hafta içinde karar verilmesidir. Bu hedef her zaman ulaşılmasa da işlemlerin hızlı yürütülmesi esastır. Uzayan davalar çocuğun yeni ortamına alışmasına yol açabilir ve iadenin çocuk için travmatik olma riskini artırır. Bu nedenle hızlı karar önemlidir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15 💬 WhatsApp

Prosedürde çocuğun bulunduğu ülkenin mahkemesi karar verir. Mahkeme, çocuğun yasadışı olarak getirilip getirilmediğini, mutad meskeninin nerede olduğunu, iade için sözleşme koşullarının karşılanıp karşılanmadığını değerlendirir. Değerlendirme sırasında çocuğun görüşü de alınabilir; özellikle idrak çağındaki çocuklar için bu görüş dikkate alınır. Karar iade lehine olduğu takdirde çocuk, sözleşme çerçevesinde ivedilikle mutad meskeni bulunan ülkeye gönderilir. Kararın uygulanması sırasında çocuğun psikolojik durumunun korunması için uzman desteği sağlanır. Kararın kabulü genellikle iki aşamalı olarak gerçekleşir: (i) mahkeme kararının verilmesi, (ii) fiilen çocuğun iadesinin sağlanması. Fiilen iade için gerektiğinde kolluk kuvvetlerinin katılımı da mümkündür.

Bir Yıl Kuralı ve Çocuğun Yeni Ortama Uyumu (Sözleşme m.12)

Başvurunun zamanı, davanın sonucunu doğrudan belirler. Haksız götürme veya alıkoyma tarihinden itibaren bir yıl geçmeden başvurulmuşsa, çocuğun bulunduğu devletin makamı çocuğun derhâl iadesine karar verir. Bir yıllık süre geçtikten sonra başlatılan işlemlerde de iade kararı verilir; ancak bu kez çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı kanıtlanırsa iade reddedilebilir (m.12). Bu nedenle çocuğun yurt dışına götürüldüğünün veya geri getirilmeyeceğinin anlaşıldığı anda merkezi makama başvurulması, sonradan ileri sürülecek “uyum” savunmasını baştan zayıflatır.

Sözleşme ayrıca yargısal ve idari makamların iade işlemlerinde ivedilikle hareket etmesini ister; başvuru tarihinden itibaren altı hafta içinde karar verilmemişse başvurucu veya merkezi makam gecikmenin sebeplerinin açıklanmasını isteyebilir (m.11). 5717 sayılı Kanun da davanın basit yargılama usulüne göre öncelikle ve acele görülmesini öngörür (m.9).

Geçici Tedbirler: Çocuğun Yeniden Kaçırılmasını Önlemek (5717 m.10, m.24)

İade davası sürerken en büyük risk, çocuğun yeniden başka bir ülkeye götürülmesi veya saklanmasıdır. 5717 sayılı Kanun bu riske karşı mahkemeye geniş bir tedbir imkânı tanır. Tedbirler, çocuğun bulunduğu yer tespit edildiği anda istenmelidir.

İade sürecinde istenebilecek tedbirler
TedbirAmaçDayanak
Yurt dışına çıkışın durdurulmasıÇocuğun üçüncü bir ülkeye götürülmesini önlemek5717 m.24
Pasaport işlemlerinin durdurulmasıYeni pasaport alınmasını engellemek5717 m.24
Okul ve adres kayıtlarında değişikliğin durdurulmasıÇocuğun izinin kaybedilmesini önlemek5717 m.24
Pasaport veya kimlik belgesine el konulmasıFiilen yurt dışına çıkışı engellemek5717 m.24
Periyodik kontrolÇocuğun bulunduğu yerin izlenmesi5717 m.24
Geçici koruma tedbirleriDava süresince çocuğun korunması5717 m.10
Şahsi ilişkiDava sürerken başvurucu ebeveyn ile çocuk arasındaki bağın korunması5717 m.11

Çocuğun Türkiye’den götürülme riski henüz gerçekleşmemişse, aile hukukundaki genel önlemler devreye girer: boşanma davası sürerken TMK m.169 kapsamında yurt dışına çıkış yasağı istenebilir; izin ve pasaport uyuşmazlıkları için boşanmada çocuğun yurt dışına çıkışı ve çocuğun pasaportu ve yurt dışı izni dava dilekçesi rehberlerimize bakabilirsiniz.

5) İade Reddi Halleri

Lahey Sözleşmesi iadenin ret sebeplerini sınırlı biçimde saymıştır. Sözleşmenin 13. maddesi iade reddi hallerini düzenler. İadenin reddedilebileceği durumlar şunlardır: (i) başvuru sahibinin çocuğun yer değiştirme veya alıkonulma zamanında velayet hakkını fiilen kullanmadığı, (ii) başvuru sahibinin yer değiştirme veya alıkonulmaya rıza gösterdiği ya da sonradan onayladığı, (iii) iade halinde çocuğun fiziksel veya psikolojik bir zarara maruz kalacağı ya da başka türlü tahammülü mümkün olmayan bir duruma sokulacağı ciddi bir tehlikenin bulunması.

Bu ret sebeplerinden en önemlisi ve en tartışmalı olanı üçüncü kategoridir. “Çocuk için ciddi tehlike” iddiası, iade davalarında sıklıkla ileri sürülen bir savunmadır. Bu tehlikeyi ispat etme yükü savunmayı ileri süren kişiye aittir ve ispat şartları sıkıdır. Aile içi şiddet iddiaları, savaş veya siyasal istikrarsızlık, çocuğa yönelik ciddi hastalık riski gibi durumlar bu kategoriye girebilir. Ancak sadece çocuğun bulunduğu ülkedeki genel yaşam standardının daha yüksek olması gibi gerekçeler yeterli değildir. Ayrıca çocuğun kendi görüşünün iadeye karşı olması durumu ile de karşılaşılabilir; ancak bu görüş çocuğun idrak çağına gelmiş ve tercihini bilinçli olarak yapabilecek yaşta olmasına bağlıdır (Sözleşme sabit bir yaş belirlemez; m.13/2 çocuğun yaşını ve olgunluk derecesini birlikte arar). Sözleşme’nin 20. maddesi de “insan haklarının temel ilkelerine aykırılık” durumunu ret sebebi olarak öngörür; ancak bu madde çok dar yorumlanır.

İadenin reddi sebepleri
SebepMaddeKim ispat eder?Uygulamadaki sınır
Başvurucu velayet hakkını fiilen kullanmıyordum.13/1-aİadeye karşı çıkanFiilen kullanma geniş anlaşılır; düzenli ilgi ve bakım yeterli olabilir
Başvurucu götürmeye rıza gösterdi veya sonradan onayladım.13/1-aİadeye karşı çıkanRıza açık ve kesin olmalıdır; tatil izni kalıcı taşınma rızası sayılmaz
İade çocuğu bedensel veya ruhsal zarara maruz bırakacak ya da katlanılmaz bir duruma sokacak ciddi tehlikem.13/1-bİadeye karşı çıkanDar yorumlanır; mutad mesken ülkesinde alınabilecek koruma önlemleri de değerlendirilir
Yaşı ve olgunluk derecesi görüşünün dikkate alınmasını gerektiren çocuğun iadeye karşı çıkmasım.13/2Mahkeme çocuğu dinlerSözleşme sabit bir yaş belirlemez; çocuğun yaşı ve olgunluğu birlikte değerlendirilir
Bir yıl geçmiş ve çocuk yeni çevresine uyum sağlamışm.12/2İadeye karşı çıkanYalnız bir yıldan sonra başlatılan işlemlerde ileri sürülebilir
İnsan hakları ve temel özgürlüklerin korunmasına ilişkin temel ilkelere aykırılıkm.20İadeye karşı çıkanÇok istisnai uygulanır

Ret sebeplerinin değerlendirilmesinde mahkeme, çocuğun mutad meskeni devletinin yetkili makamlarınca sağlanan çocuğun sosyal geçmişine ilişkin bilgileri de dikkate alır (m.13 son fıkra). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de ciddi tehlike iddiasının iade davasında etkili biçimde incelenmesini aramaktadır; bu konuda AİHM’in X/Letonya kararı rehberimize bakabilirsiniz.

6) Türkiye Uygulamasında Karşılaşılan Sorunlar

Türkiye’nin Lahey Sözleşmesi çerçevesindeki uygulamasında bazı pratik sorunlar yaşanabilmektedir. Öncelikle sürelerin sözleşmenin öngördüğü altı haftalık hedefe ulaşamadığı görülmektedir. Yargılama süreçlerinin uzunluğu, çocuğun iade süreci boyunca yeni ortamına alışmasına yol açabilir ve iade kararı verildiğinde bile fiilen iadenin gerçekleşmesi zorlaşabilir. Bu sorun uluslararası düzeyde de eleştirilmiştir.

İkinci olarak “çocuk için ciddi tehlike” ret sebebinin geniş yorumlanması sorunudur. Bazı vakalarda Türkiye mahkemeleri, sözleşmenin dar yorumlanmasını gerektiren bu istisnayı geniş yorumlayarak iadeyi reddetmiştir. Bu tür kararlar sözleşmenin amacı ile çelişebilir ve uluslararası eleştirilere yol açabilir. Üçüncü olarak, fiilen iade aşamasındaki güçlükler yaşanabilir; velayet sahibi ebeveynin çocuğu teslim etmemesi, saklanması gibi durumlarda infaz sorunları ortaya çıkar. Bu tür durumlar için Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü gibi uzman birimler devreye girer. Türkiye’nin Lahey Sözleşmesi’ne uyumu ve iç hukukun uluslararası standartlara uygunluğu sürekli değerlendirilen bir konudur.

Adım Adım: İki Yönlü İade Süreci

Aynı Sözleşme, çocuğun Türkiye’den götürüldüğü durumda da, yurt dışından Türkiye’ye getirildiği durumda da uygulanır; ancak izlenecek yol farklıdır.

Çocuk Türkiye’den yurt dışına götürüldüyse
AdımNe yapılır?Dayanak
1Adalet Bakanlığına (merkezi makam) başvuru; velayet belgeleri, nüfus kayıtları, çocuğun fotoğrafı ve bulunduğu yer bilgileriSözleşme m.8; 5717 m.3
2Başvurunun çocuğun bulunduğu devletin merkezi makamına iletilmesiSözleşme m.9
3O devlette dostane çözüm denemesi ve iade yargılaması; o devletin usul hukuku uygulanırSözleşme m.7, m.10-12
4Altı haftada karar çıkmazsa gecikmenin açıklanmasının istenmesiSözleşme m.11
5Paralel olarak Türkiye’de suç duyurusu ve velayet düzenlemesiTCK m.234; TMK m.182-183
Çocuk yurt dışından Türkiye’ye getirildiyse
AdımNe yapılır?Dayanak
1Yabancı merkezi makam başvuruyu Adalet Bakanlığına iletirSözleşme m.9; 5717 m.3
2Çocuğun Türkiye’deki yerinin tespiti ve dostane çözüm girişimi5717 m.4-5
3Sulh sağlanamazsa merkezi makam adına Cumhuriyet başsavcılığınca aile mahkemesinde iade davası5717 m.6-7
4Geçici tedbirler: yurt dışına çıkış yasağı, pasaport işlemlerinin durdurulması5717 m.24
5Basit yargılama, öncelikli ve acele inceleme; mahkemenin sulh için teşviki5717 m.8-9
6Kararın kanun yoluna götürülmesi ve kesinleşen iade ilamının yerine getirilmesi5717 m.17-23

Ziyaret Hakkının Korunması (Sözleşme m.21)

Her uyuşmazlık iade davası değildir. Velayeti kendisinde olmayan ve yalnız kişisel ilişki hakkı bulunan ebeveyn, velayet sahibi ebeveynin çocukla birlikte başka bir ülkeye taşınması hâlinde çocuğun iadesini değil, ziyaret hakkının düzenlenmesini ve korunmasını isteyebilir. Sözleşmenin 21. maddesi, ziyaret hakkının düzenlenmesi veya etkin kullanımının sağlanması için de merkezi makamlara başvurulabileceğini öngörür; merkezi makamlar bu hakkın barışçı biçimde kullanılması ve koşullarının yerine getirilmesi için işbirliği yapar. 5717 sayılı Kanun da iade davası sürerken şahsi ilişki kurulmasını ayrıca düzenler (m.11). Türk hukukundaki kişisel ilişki düzenlemesi için kişisel ilişki takvimi ve yurt dışında görüşme ve tatil izni rehberlerimize bakabilirsiniz.

İade Davası ile Velayet Kararının Tanınması Arasındaki Fark

Lahey iadesi, velayet uyuşmazlığını çözmez; yalnızca çocuğu, velayetin karara bağlanacağı mutad mesken ülkesine geri götürür. Sözleşme bu nedenle iade başvurusu hakkında karar verilinceye kadar çocuğun bulunduğu devletin velayetin esasına ilişkin karar vermesini sınırlar (m.16) ve iade kararının velayetin esasına ilişkin bir karar sayılmayacağını öngörür (m.19). Yabancı bir mahkemenin verdiği velayet kararının Türkiye’de sonuç doğurması ise ayrı bir yol olan tanıma ve tenfiz ile sağlanır: kesinleşmiş yabancı ilamın Türkiye’de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır (5718 sayılı MÖHUK m.50), kesin hüküm veya kesin delil etkisi için ise tanıma yolu kullanılır (m.58).

İade, tanıma ve tenfiz karşılaştırması
YolAmaçDayanak
Lahey iadesiHaksız götürülen veya alıkonulan çocuğun mutad mesken ülkesine hızlıca geri dönmesi1980 Lahey Sözleşmesi m.12; 5717 sayılı Kanun
Ziyaret hakkının korunmasıKişisel ilişki hakkının yurt dışında etkin kullanımıSözleşme m.21
TenfizYabancı mahkeme kararının Türkiye’de icra edilebilmesiMÖHUK m.50 vd.
TanımaYabancı kararın kesin hüküm veya kesin delil etkisiMÖHUK m.58
Türk mahkemesinde velayet davasıVelayetin esastan düzenlenmesi veya değiştirilmesiTMK m.182-183

Tanıma usulü için yabancı boşanma kararının tanınması dilekçesi ve tanıma ve tenfiz rehberlerimize bakabilirsiniz.

7) Ceza Hukuku Boyutu

Uluslararası çocuk kaçırma, hukuki boyutu yanında ceza hukuku boyutu da olan bir olgudur. Türk Ceza Kanunu m.234/1 uyarınca velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dâhil kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş bir çocuğu velayet hakkına sahip kişinin yanından kaçırması veya alıkoyması suçtur ve üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörülür. Bu düzenleme, ulusal boyutta kaçırma için geçerli olduğu gibi uluslararası boyutta kaçırma için de uygulanır.

Uluslararası kaçırmada ceza sorumluluğu, iade prosedüründen bağımsız işler. Yani ceza yargılaması ile iade yargılaması paralel yürüyebilir. Kaçıran ebeveyn hakkında ceza soruşturması başlatılabilir; bu soruşturma sonucunda kişi Türkiye’ye gelirse veya iade edilirse ceza sorumluluğu ile karşılaşabilir. Ayrıca bazı hâllerde Interpol aracılığıyla kırmızı bülten talebinde bulunulabilir; ancak bu adım ceza soruşturmasının gereklerine ve pratik değerlendirmelere bağlıdır. Ayrıntı için istinabe, kırmızı bülten ve suçluların iadesi rehberimize bakabilirsiniz. Ceza boyutu, kaçıran ebeveyni caydırıcı bir etki oluşturur. Ancak asıl amaç çocuğun iadesidir; ceza sorumluluğu ikincil önem taşır. Bu nedenle uygulamada bazen ceza soruşturması iade prosedürünü destekleyecek biçimde yürütülür. Uluslararası hukuki süreçlerin karmaşıklığı nedeniyle bu tür davalarda uluslararası hukuk alanında avukat desteği alınması özellikle önemlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

1980 Lahey Sözleşmesi nedir?

1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yönlerine Dair Lahey Sözleşmesi, uluslararası çocuk kaçırma vakalarında çocuğun ivedilikle iadesini sağlayan uluslararası bir sözleşmedir. Türkiye taraf ülkelerdendir. Sözleşme 16 yaşından küçük çocuklar için ve sadece taraf ülkeler arasındaki durumlarda uygulanır.

Türkiye’de merkezi makam kimdir?

Türkiye’de Lahey Sözleşmesi’nin uygulanmasında merkezi makam Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’dür. Bu birim, iade taleplerini alır, değerlendirir ve yabancı merkezi makamlar ile iletişimi yürütür.

İade başvurusu nasıl yapılır?

Türkiye’den çocuk kaçırıldığında Türkiye’deki merkezi makam olan Adalet Bakanlığı’na başvurulur. Dilekçede başvurucunun ve çocuğun bilgileri, kaçırma tarihi ve koşulları, velayet hakkını gösteren belgeler, çocuğun bulunduğu ülke bilgileri yer almalıdır. Merkezi makam gerekli süreci başlatır.

İade prosedürü ne kadar sürer?

Sözleşme, iade taleplerinin altı hafta içinde karara bağlanmasını hedefler. Ancak uygulamada bu süre çeşitli sebeplerle uzayabilir. Uzun süreler çocuğun yeni ortamına alışmasına yol açabilir; bu nedenle hızlı prosedür önemlidir.

İade hangi hallerde reddedilebilir?

Sözleşmenin 13. maddesi uyarınca başvurucunun velayet hakkını fiilen kullanmaması, yer değiştirmeye rıza göstermesi veya iade halinde çocuğun fiziksel/psikolojik ciddi tehlikeye maruz kalması hallerinde iade reddedilebilir. Ayrıca idrak çağındaki çocuğun iadeye karşı görüşü de dikkate alınabilir.

Kaçıran ebeveyn ceza sorumluluğu ile karşılaşır mı?

TCK m.234 uyarınca velayet yetkisi elinden alınmış olan ebeveynin çocuğu kaçırması veya alıkoyması suçtur ve üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörür. Uluslararası kaçırma durumunda ceza soruşturması iade prosedüründen bağımsız olarak yürütülebilir.

16 yaş üzerindeki gençler için Lahey Sözleşmesi uygulanır mı?

Hayır. Sözleşme sadece 16 yaşından küçük çocuklar için uygulanır. 16 yaş ve üzeri gençler için ayrı hukuki değerlendirme yapılır ve genel uluslararası özel hukuk kuralları uygulanır.

Çocuğum yurt dışına götürüldü, ilk ne yapmalıyım?

Vakit kaybetmeden merkezi makam olan Adalet Bakanlığına başvurun. Götürme tarihinden itibaren bir yıl geçmeden başlatılan işlemlerde çocuğun derhâl iadesine karar verilir; bir yıldan sonra ise çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı savunması gündeme gelir (Sözleşme m.12).

İade davasını kim açar, avukat tutmam gerekir mi?

Türkiye’de iade davası merkezi makam adına mahalli Cumhuriyet başsavcılığınca aile mahkemesinde açılır (5717 m.6-7). Başvurucu ebeveyn kendi vekiliyle de sürece katılabilir; dava ve işler harca tabi değildir ve adli yardımdan yararlanılabilir (5717 m.27-28).

Çocuğun Türkiye’den çıkarılmasını dava sürerken nasıl önlerim?

Mahkemeden yurt dışına çıkışın ve pasaport işlemlerinin durdurulması, pasaport veya kimlik belgesine el konulması ve okul ile adres kayıtlarında değişikliğin engellenmesi gibi tedbirler istenebilir (5717 m.24).

Bir yıl geçtiyse çocuğu geri alamaz mıyım?

Alabilirsiniz. Bir yıllık sürenin geçmesinden sonra başlatılan işlemlerde de iade kararı verilir; ancak çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı kanıtlanırsa iade reddedilebilir (Sözleşme m.12/2).

Velayet bende değil, eski eşim çocukla yurt dışına taşındı; iade isteyebilir miyim?

Yalnız kişisel ilişki hakkınız varsa bu kural olarak iade değil, ziyaret hakkının korunması konusudur (Sözleşme m.5, m.21). Ortak velayet varsa veya taşınma bir mahkeme kararına aykırıysa iade talebi gündeme gelebilir.

İade davasında velayet de karara bağlanır mı?

Hayır. İade davası velayetin esası hakkında değil, çocuğun mutad meskeni devletine iadesi hakkındadır; velayet uyuşmazlığı o devletin mahkemelerinde çözülür. 5717 sayılı Kanun iade davasında velayetin etkisini ve bekletici meseleyi ayrıca düzenler (m.12-14).

Türkiye yurt dışındaki başvurunun masraflarını karşılar mı?

Türkiye Sözleşmenin 26. maddesinin üçüncü fıkrası bakımından çekince koymuştur; yargılama, avukat ve iade giderleri adli yardım kuralları dışında karşılanmaz. Masraflar bu nedenle baştan planlanmalıdır.

Çocuğun yurt dışından iadesi, Türkiye’ye getirilen çocuk hakkında açılan iade davası veya yurt dışına çıkışın önlenmesi konusunda dosyanıza özel değerlendirme için Hukukçular Evi Ankara’ya 0554 648 37 15 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

⚖️ Ücretsiz Ön Görüşme İçin Bize Ulaşın

Hukukçular Evi — Av. Fatma Öztürk

📞 Hemen Ara 💬 WhatsApp ile Yaz
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk