Çocuğun Yurt Dışına Kaçırılması: 1980 Lahey Sözleşmesi Ne Sağlar?
25 Temmuz 2026

Çocuğun Yurt Dışına Kaçırılması: 1980 Lahey Sözleşmesi Ne Sağlar?

Eşler ayrılırken ya da boşanma sürerken yaşanan en sarsıcı durumlardan biri, çocuğun diğer ebeveynin rızası olmadan yurt dışına götürülmesidir. Böyle bir durumda geride kalan ebeveyn çoğu zaman ne yapacağını bilemez. Uluslararası hukuk, bu tür olaylar için özel bir mekanizma öngörmüştür.

Kanun ne diyor?

Türkiye’nin de taraf olduğu 1980 tarihli Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi; bir çocuğun mutat (alışılmış) meskeninin bulunduğu ülkeden, velayet hakkı ihlal edilerek başka bir taraf ülkeye götürülmesi ya da orada alıkonulması hâlinde, çocuğun derhâl mutat meskenine iadesini amaçlar. Sözleşmenin temel mantığı, velayetin esasını tartışmadan, hukuka aykırı şekilde değiştirilen düzeni bir an önce eski hâline döndürmektir.

Uygulamada durum

Türkiye’de Sözleşme kapsamındaki başvurular, merkezî makam olan Adalet Bakanlığı aracılığıyla yürütülür. Geride kalan ebeveyn, çocuğun bulunduğu ülkenin merkezî makamına ya da doğrudan Adalet Bakanlığına başvurarak iade sürecini başlatabilir. Süreç, çocuğun kimin yanında kalacağını (velayeti) değil, hukuka aykırı yer değişikliğinin geri alınıp alınmayacağını konu alır; velayete ilişkin esas dava, çocuğun mutat meskeni ülkesinde görülür.

Sözleşme, iadeyi kural olarak öngörse de bazı dar istisnalar tanır. İadenin çocuğu ağır bir fiziksel veya psikolojik tehlikeye maruz bırakacağı ya da onu katlanılmaz bir duruma sokacağı ispatlanırsa, mahkeme talebi reddedebilir. Yine belirli olgunluğa erişmiş çocuğun iadeye ciddi şekilde karşı çıkması da dikkate alınabilir. Bu istisnalar dar yorumlanır; amaç, kaçırma fiilinin sonuç doğurmamasıdır.

Pratik sonuç

Çocuğunuz diğer ebeveyn tarafından izniniz olmadan yurt dışına götürüldüyse ya da dönüş zamanında getirilmediyse, vakit kaybetmeden Adalet Bakanlığı merkezî makamına başvurmanız önemlidir; süreçte hızlı hareket etmek belirleyicidir. Çocuğun çıkışını önceden engellemek için de boşanma ya da velayet davasında yurt dışına çıkış yasağı (tedbir) talep edilebilir. Uluslararası boyutu nedeniyle bu süreçleri konunun uzmanı bir avukatla yürütmeniz güçlü biçimde tavsiye edilir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut durumunuz için bir avukata danışmanız ve belirtilen kanun maddelerini güncel metinden teyit etmeniz önerilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Çocuğun yurt dışına kaçırılması durumunda ne yapılır?

1980 Lahey Sözleşmesi kapsamında, haksız şekilde başka ülkeye götürülen çocuğun mutat meskeni olan ülkeye iadesi talep edilebilir. Başvuru merkezî makamlar aracılığıyla yapılır.

Lahey Sözleşmesi hangi çocukları kapsar?

Sözleşme, kural olarak 16 yaşından küçük ve velayet hakkı ihlal edilerek yer değiştiren çocukları kapsar. Amaç çocuğun derhal mutat meskenine dönmesidir.

İade her durumda zorunlu mudur?

Hayır. Çocuğun yeni ortama yerleşmiş olması, ciddi tehlike riski veya idrak çağındaki çocuğun iadeye karşı çıkması gibi istisnai hâllerde iade reddedilebilir.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirelim

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Bu içerik Aile ve Boşanma Hukuku alanındadır.

Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Sözleşme Neyi Sağlar, Neyi Sağlamaz?

Sözleşmenin amacı, hukuka aykırı biçimde yer değiştirilen çocuğun derhal geri dönüşünü sağlamaktır. Sözleşme velayete ilişkin esasa karar vermez; yalnızca çocuğun mutat meskenine dönmesini hedefler. Velayet uyuşmazlığı, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülke mahkemelerinde görülür.

Bu ayrım kritiktir: geri dönüş kararı velayetin kime verildiğini belirlemez. Amaç, tek taraflı fiili durum yaratarak yetkili mahkemeyi değiştirmenin önlenmesidir.

Uygulanma Koşulları

  • Çocuğun on altı yaşını doldurmamış olması
  • Yer değiştirmenin velayet hakkını ihlal etmesi
  • Çocuğun yer değiştirmeden hemen önceki mutat meskeninin sözleşmeye taraf bir devlette bulunması
  • Hem çıkış hem varış ülkesinin sözleşmeye taraf olması

Başvuru Yolu

  1. Başvuru, ülkelerin belirlediği merkezî makama yapılır; Türkiye’de bu görev Adalet Bakanlığı bünyesindeki ilgili birime aittir
  2. Merkezî makam, çocuğun bulunduğu ülkedeki muhatabına dosyayı iletir
  3. O ülkede geri dönüş talebi yargı önüne getirilir
  4. Yargılama ivedilikle yürütülür

Başvuruya eklenmesi gerekenler: çocuğun kimlik bilgileri ve fotoğrafı, velayete ilişkin karar veya velayet hakkını gösteren belge, yer değiştirmenin koşullarına ilişkin bilgi, çocuğun bulunduğu yere ilişkin veriler.

Geri Dönüşün Reddedilebileceği Hâller

SebepAçıklama
Bir yıl geçmiş ve çocuk yeni çevresine yerleşmişSüre ve uyum birlikte değerlendirilir
Ciddi riskDönüş çocuğu fiziksel veya psikolojik zarara maruz bırakacaksa
Çocuğun itirazıGörüşlerini oluşturabilecek olgunluktaysa
Velayet hakkının fiilen kullanılmaması veya rızaYer değiştirmeye rıza gösterilmişse

İkinci satır uygulamada en çok tartışılandır ve ispatı ağırdır: soyut kaygı yeterli görülmez, somut ve ciddi risk ortaya konmalıdır.

Bir Yıllık Süre Neden Kritik?

Yer değiştirmeden itibaren bir yıl geçmeden yapılan başvurularda geri dönüşe karar verilmesi kuraldır. Bir yıl geçtikten sonra ise çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı ileri sürülebilir ve talep reddedilebilir. Bu nedenle başvurunun gecikmeden yapılması sonucu doğrudan belirler.

Paralel Yürütülecek Adımlar

  • Türkiye’de velayet veya velayetin değiştirilmesi davası açılması
  • Çocuğun yurt dışına çıkışının önlenmesi için tedbir talebi (henüz çıkmamışsa)
  • Ceza yönünden şikâyet: çocuğun kaçırılması ve alıkonulması
  • Kişisel ilişki kurma hakkının korunması için talepte bulunulması

Sözleşmeye Taraf Olmayan Ülke ise

Çocuk sözleşmeye taraf olmayan bir ülkeye götürülmüşse geri dönüş mekanizması işletilemez. Bu hâlde izlenecek yollar: o ülkenin iç hukukuna göre velayet ve geri dönüş davası açılması, ikili adli yardım anlaşmalarının kullanılması, diplomatik kanalların işletilmesi ve ceza yönünden takip.

Bu süreçler uzun ve maliyetlidir. Bu nedenle risk bulunan dosyalarda, çocuk henüz yurt dışına çıkmadan çıkış yasağı tedbiri alınması en etkili korumadır.

Önleyici Tedbirler

  • Çocuğun yurt dışına çıkışının önlenmesine ilişkin tedbir kararı
  • Pasaport işlemlerinin diğer ebeveynin rızasına bağlanması
  • Kişisel ilişki kararında yurt dışına çıkış yasağının açıkça yazılması
  • Okul ve sağlık kayıtlarında iletişim bilgilerinin güncel tutulması

Masraflar ve Adli Yardım

Sözleşme kapsamındaki başvurularda merkezî makam aracılığıyla yürütülen işlemler bakımından kolaylıklar öngörülmüştür. Yurt dışındaki yargılamada avukatlık ücreti ve giderler gündeme gelir; o ülkenin adli yardım imkânlarından yararlanma talep edilebilir.

Geri dönüş kararı verildiğinde, çocuğu haksız biçimde götüren tarafın masrafları karşılamasına karar verilebilir. Bu talebin başvuruda ileri sürülmesi gerekir.

AİHM İçtihadı: “Ciddi Risk” İtirazı Nasıl İncelenmeli? (X v. Letonya)

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin X v. Letonya kararı (Başvuru no. 27853/09, 26.11.2013), yukarıdaki “ciddi risk” istisnasının pratikte nasıl denetlendiğini gösteren önemli bir emsaldir. Olayda anne, çocuğunu Avustralya’dan Letonya’ya götürmüş; baba ise çocuk ülkeden ayrıldıktan sonra babalığını resmen tanıtarak iade talebinde bulunmuştur. Anne iadeye itiraz ederken, çocuğun annesinden ani biçimde ayrılmasının travmaya yol açabileceğini belirten bir psikolog raporu sunmuştur.

Letonya bölge mahkemesi bu raporu “bu bir velayet meselesidir, bizim işimiz değil” gerekçesiyle incelemeden bir kenara bırakmış ve iade kararını onamıştır. AİHM, çok kırılgan bir çoğunlukla (9 oya karşı 8 oy) bunu AİHS m.8’in usuli yükümlülüğüne aykırı bulmuştur: iade davası velayet davası olmasa da (Lahey Sözleşmesi m.19), taraflardan biri somut delille desteklenmiş bir “ciddi risk” iddiası ileri sürdüğünde, mahkeme bunu gerçekten incelemek ve gerekçeli bir kararla karşılamak zorundadır. Salt “bu bizim yetki alanımızda değil” demek yeterli görülmemiştir.

Kararın pratik sonucu, yukarıdaki tabloda belirtilen ilkeyi doğrular: soyut kaygı yeterli değildir, ama somut ve ciddi bir delil (örneğin uzman raporu) sunulduğunda mahkemenin bunu görmezden gelmesi de mümkün değildir. Nitekim Türk hukukunda da 5717 sayılı Kanun’un 22. maddesi benzer bir mantığı benimser: uzman tarafından çocuğun gelişimi için ağır tehlike tespit edilirse, tehlike ortadan kalkıncaya kadar teslim işlemleri ertelenir. Türkiye hem AİHS hem Lahey Sözleşmesi’ne taraf olduğundan, m.13/b itirazının gerekçeli biçimde incelenmesi Türk mahkemeleri için de gözetilmesi gereken bir usuli güvencedir.

Ayrıntılı inceleme: AİHM’in X v. Letonya kararı ve “ciddi risk” itirazının incelenme standardı →

Sözleşmenin Kapsam Testi: Dört Koşul

1980 Lahey Sözleşmesi her uluslararası uyuşmazlıkta işlemez. Başvuru öncesinde dört koşulun birlikte gerçekleşip gerçekleşmediği kontrol edilmelidir; biri eksikse başvuru esasa girilmeden reddedilir.

KoşulKontrol edilecek
Taraf devletHem çocuğun götürüldüğü ülke hem de mutat mesken ülkesi Sözleşmeye taraf olmalı
YaşÇocuk 16 yaşını doldurmamış olmalı — 16 yaşın doldurulmasıyla Sözleşme uygulanmaz hâle gelir
Mutat meskenÇocuğun götürülmeden hemen önceki mutat meskeni talep eden devlette olmalı
Velayet hakkının ihlaliGötürme veya alıkoyma, mutat mesken hukukuna göre fiilen kullanılmakta olan velayet hakkını ihlal etmeli

“Mutat mesken” hukuki bir kavramdır, adres değildir. Çocuğun sosyal ve ailevî yaşamının merkezinin neresi olduğu belirlenir: okul kaydı, sağlık takibi, sosyal çevre, ailenin yerleşme iradesi ve kalış süresi birlikte değerlendirilir. Kısa süreli bir tatil veya ziyaret mutat mesken değiştirmez. Bu nedenle başvuruda çocuğun yaşam merkezini gösteren belgeler — okul kaydı, aile hekimi kaydı, kreş sözleşmesi, oturum belgesi — baştan sunulmalıdır.

Ayrıca velayet hakkının fiilen kullanılıyor olması aranır. Kâğıt üzerinde velayet hakkı bulunup da çocukla hiçbir ilişki kurmayan ebeveynin başvurusunda bu unsur tartışmaya açılır. İletişim kayıtları, kişisel ilişki kurulduğuna dair belgeler ve nafaka ödemeleri bu unsuru destekler.

Sözleşmenin Sağlamadıkları

Başvurunun amacının doğru anlaşılması, beklenti yönetimi bakımından belirleyicidir. Sözleşme velayet uyuşmazlığını çözmez; yalnızca çocuğun mutat mesken ülkesine iadesini sağlar. Esasa ilişkin velayet kararı, çocuk döndükten sonra yetkili mahkemede verilir.

Bunun pratik sonuçları:

  • İade kararı, velayetin talep edene verildiği anlamına gelmez. Yalnızca yargı yetkisinin doğru ülkeye dönmesini sağlar.
  • Sözleşme, kişisel ilişki hakkını da korur; ancak bu koruma iade mekanizmasından farklı ve daha sınırlı işler.
  • Çocuğun kimde kalacağına mutat mesken ülkesinin mahkemesi karar verir.

İade Talebinin Reddedilebileceği Hâller

Sözleşme, iadeyi kural hâline getirmekle birlikte sınırlı sayıda istisna öngörmüştür. Bu istisnalar dar yorumlanır; ispat yükü, iadeye karşı çıkan taraftadır.

İstisnaAranan
Ciddi riskİadenin çocuğu fiziki veya psikolojik ciddi bir tehlikeye maruz bırakacak ya da başka bir şekilde katlanılmaz bir duruma sokacak olması
Bir yıl + yerleşmeBir yıllık sürenin geçmiş ve çocuğun yeni ortamına uyum sağlamış olması — iki koşul birlikte aranır
Çocuğun itirazıGörüşlerinin dikkate alınmasını gerektirecek olgunluğa erişmiş çocuğun iadeye karşı çıkması
Rıza veya sonradan kabulVelayet hakkı sahibinin götürmeye rıza göstermiş veya sonradan kabul etmiş olması

“Ciddi risk” itirazında koruyucu tedbir değerlendirmesi zorunludur. İnsan hakları içtihadında yerleşen yaklaşım şudur: mahkeme, ciddi risk iddiasını soyut biçimde reddedemeyeceği gibi, iadeyi otomatik olarak da engelleyemez. İddia somut olarak incelenmeli ve mutat mesken ülkesinde alınabilecek koruyucu tedbirlerin riski bertaraf etmeye yeterli olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu nedenle iadeye karşı çıkan taraf yalnızca riski değil, o ülkede koruma sağlanamayacağını da ortaya koymalıdır.

Bir yıllık süre bu nedenle kritiktir: süre dolmadan yapılan başvurularda “yerleşme” istisnası hiç tartışılmaz ve iade kararı verilmesi kuraldır. Süre, çocuğun götürüldüğü veya alıkonulduğu tarihten itibaren işler.

Paralel Yürütülmesi Gereken Adımlar

Lahey başvurusu tek başına yeterli bir strateji değildir. Aşağıdaki hatlar aynı anda işletilmelidir:

  1. Merkezî makama başvuru. Türkiye’de yetkili merkezî makam Adalet Bakanlığıdır. Başvuru doğrudan bu makama veya çocuğun bulunduğu ülkenin merkezî makamına yapılabilir.
  2. Yurt içinde tedbir. Aile mahkemesinden velayet ve kişisel ilişkiye dair tedbir kararı ile çocuğun yurt dışına çıkışının engellenmesine ilişkin karar talep edilebilir.
  3. Ceza boyutu. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması fiili ayrıca suç oluşturabilir; suç duyurusu bu hattı açar.
  4. Konsolosluk desteği. Çocuğun bulunduğu ülkedeki temsilcilikten yerel makamlarla iletişim ve belge temini konusunda destek istenebilir.

Önleyici tedbir boyutu da ihmal edilmemelidir: ayrılık veya boşanma sürecinde çocuğun yurt dışına çıkışının velayet sahibinin muvafakatine bağlanması, pasaport işlemlerine ilişkin tedbir kararı alınması ve mahkeme kararının ilgili kurumlara bildirilmesi, sonradan çok daha zor çözülecek bir durumu baştan önler.

Masraflar bakımından: Sözleşme kapsamındaki başvurularda merkezî makamlar kural olarak ücret talep etmez; ancak yurt dışındaki yargılama giderleri için ilgili ülkenin adli yardım mekanizmasından yararlanılması talep edilebilir.

Velayetin değiştirilmesi şartları ve çocuğun üstün yararı ölçütü için velayetin değiştirilmesi rehberimize, kişisel ilişkinin engellenmesi hâlinde başvurulabilecek yollar için kişisel ilişki rehberimize bakabilirsiniz.

İç Hukuktaki Dayanak: 5717 Sayılı Kanun

Sözleşme tek başına uygulanmaz; Türkiye’de işleyişi ayrı bir kanunla düzenlenmiştir ve süreci asıl belirleyen bu kanundur.

Kanunun kimliği. 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukukî Yön ve Kapsamına Dair Kanun, 22.11.2007 tarihinde kabul edilmiş; 04.12.2007 tarihli ve 26720 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Amacı. Kanunun amacı, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkeye iadesine veya şahsî ilişki kurma hakkının kullanılmasına dair 25/10/1980 tarihli Sözleşmenin uygulanmasını sağlamaya yönelik usul ve esasları düzenlemektir.

Sözleşmenin Türkiye bakımından yürürlüğü. 1980 tarihli Sözleşme, Türkiye açısından 01.08.2000 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Yani Sözleşme ile uygulama kanunu arasında yedi yıllık bir fark vardır; bu dönemde yaşanan uygulama sorunları kanunun çıkarılmasını gerektirmiştir.

Merkezî makam kimdir? Sözleşmenin uygulanmasında merkezî makam görevi Adalet Bakanlığı bünyesindeki ilgili genel müdürlük tarafından yürütülür. Bu görev, mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yerine getirilir.

Başsavcılığın iki ayrı işlevi. Cumhuriyet başsavcılıklarının görevi iki yönlüdür. Mutat meskeni Türkiye’de olup da velâyet hakkı ihlâl edilerek başka bir taraf devlete götürülen çocuk bakımından başsavcılık “talep eden makam” işlevi görür: çocuğun bulunduğu devletin Sözleşmeye taraf olup olmadığını tespit eder, belgelerin düzenlenmesinde başvurana yardımcı olur ve belgeleri ilgili devlet merkezî makamına iletilmek üzere Adalet Bakanlığına gönderir. Çocuk Türkiye’ye getirilmişse ise başsavcılık talebi yerine getiren makam olarak hareket eder.

Nereye başvurulur? Velâyet hakkı ihlâl edilen kişi, kurum veya kuruluş; çocuğun mutat meskeninin bulunduğu merkezî makama, doğrudan Türkiye Merkezî Makamına ya da Sözleşmeye taraf diğer herhangi bir devletin merkezî makamına başvurabilir. Yani başvuru için tek bir kapı yoktur.

KonuBilgi
Uygulama kanunu5717 sayılı Kanun
YürürlükRG 04.12.2007 / 26720
Sözleşmenin yürürlüğüTürkiye için 01.08.2000
Merkezî makamAdalet Bakanlığı
AracıCumhuriyet başsavcılıkları
Başvuru kapılarıMutat mesken, Türkiye veya taraf herhangi bir devlet

Davayı Kim Açar? Görev, Yetki ve Harç

Sürecin en az bilinen ama en önemli yönü budur: iade davasını bizzat ebeveyn açmaz.

Davayı başsavcılık açar. Dostane bir çözüm bulunması mümkün değilse, çocuğun iade edilip edilmeyeceği veya şahsî ilişki hakkının kullanılması konusunda karar verilmek üzere yetkili mahkemeye dava açma görevi mahallî Cumhuriyet başsavcılığına aittir. Dava, başvuran adına açılır.

Bunun pratik sonucu. Başvuru sahibinin ayrıca dava açmasına gerek yoktur; süreç idarî başvuru ile başlar ve gerekirse kamu eliyle yargıya taşınır. Bu, masraf ve temsil yükünü önemli ölçüde hafifletir.

Görevli mahkeme — 5717 m.6/1: bu Kanunun uygulanmasından doğan dava ve işlerde görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 2. maddesinin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.

Yetkili mahkeme — 5717 m.6/2: iade veya şahsî ilişki kurulması hakkında başvuru yapıldığı sırada çocuğun hâlen oturduğu veya 10 uncu maddeye göre koruma altına alındığı yer mahkemeleri yetkilidir.

Dikkat edilecek nokta: ölçüt çocuğun eski mutat meskeni değil, başvuru anında hâlen oturduğu yerdir.

Geçici koruma — 5717 m.10. Yetkili mahkeme, bu maddede gösterilen geçici koruma tedbirlerine her zaman karar verebilir. Bu, çocuğun yeniden yer değiştirmesi riskine karşı işletilecek mekanizmadır.

Yargılama usulü. Bu davalar basit yargılama usulüne tâbidir; böylece süreç hızlandırılmıştır.

Harç muafiyeti — 5717 m.27: bu Kanunun uygulanmasından doğan dava ve işler harca tâbi değildir. Yargılama masrafları kovuşturma ödeneğinden karşılanır.

KonuKural
Davayı açanCumhuriyet başsavcılığı, başvuran adına
Görevli mahkemeAile mahkemesi (m.6/1)
Yoksa4787 s.K. m.2/2
YetkiÇocuğun hâlen oturduğu yer (m.6/2)
Geçici tedbirm.10 — her zaman
HarçAlınmaz (m.27)

Kapsam Şartları: Yaş, Mutat Mesken ve “Fiilen Kullanma”

Mekanizmanın işleyebilmesi için birkaç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Birinci şart — yaş. Kanun ve Sözleşme kapsamındaki “çocuk” tanımı, 16 yaşını tamamlamamış kişilerle sınırlıdır. On altı yaşını dolduran çocuk bakımından bu yol kapanır.

İkinci şart — taraf devlet. Kanun ve Sözleşme yalnız Sözleşmeye taraf ülkeler arasında uygulanır. Taraf olmayan ülkeler bakımından diplomatik girişim ve o ülkenin iç hukuku gibi farklı yollara başvurulması gerekir.

Üçüncü şart — mutat mesken. Sözleşme, yer değiştirmenin veya alıkonulmanın gerçekleştiği ihlâlden hemen önce mutat meskeni taraf ülkelerden birinde bulunan çocuklara uygulanır.

Dördüncü şart — velâyet hakkının fiilen kullanılıyor olması. İhlâl edilen velâyet hakkının, yer değiştirme veya alıkoyma olayının gerçekleştiği sırada fiilen kullanılmakta olması ya da bu olay gerçekleşmemiş olsaydı kullanılacak olması gerekir.

Bu şart, yalnız kâğıt üzerinde velâyet hakkına sahip olmanın yetmeyeceğini gösterir; hakkın fiilen yaşanıyor olması aranır.

Velâyet hakkının tanımı. Kanunda velâyet hakkı, çocuğun bakım, gözetim ve koruma ile meskenini tayin etme hakkını ifade eder. Şahsî ilişki kurma hakkı ise çocuğun belirli bir süre mutat meskeninin bulunduğu yerden başka bir yere götürülmesi hakkını kapsar.

“Mesken tayin etme” unsuru kritiktir. Çocuğun yerleşim yerini belirleme yetkisi velâyet hakkının parçası olduğundan, diğer ebeveynin rızası ya da mahkeme kararı olmaksızın yapılan yurt dışı taşınması bu hakkın ihlâlini oluşturur.

Kim başvurabilir? İhlâlden önce bakım, gözetim ve koruma veya şahsî ilişki kurma hakkını fiilen kullanan gerçek kişi ile kurum başvuru hakkına sahiptir. Yani başvuru hakkı yalnız ebeveynle sınırlı değildir.

Şartİçeriği
Yaş16 yaşını tamamlamamış
ÜlkeHer iki devlet de taraf olmalı
Mutat meskenİhlâlden hemen önce taraf ülkede
Velâyet hakkıFiilen kullanılmakta olmalı
Hakkın kapsamıBakım, gözetim, koruma, mesken tayini
BaşvurabileceklerGerçek kişi ve kurum

Ret Sebepleri ve Velâyet Kararının Etkisi

İade kural, ret istisnadır. Ancak istisnalar dar tutulmuştur ve her biri ayrı ispat gerektirir.

Ret sebepleri. İade talebi ancak şu dar ve istisnaî hâllerde reddedilebilir: başvuranın velâyeti fiilen kullanmıyor olması veya yer değiştirmeye rıza göstermiş ya da sonradan kabul etmiş olması; iadenin çocuğu ağır zarar riskine sokması ya da onu katlanılmaz bir duruma düşürmesi; yeterli olgunluğa ulaşmış çocuğun açık itirazı; ve iadenin temel insan hakları ve özgürlüklerine ilişkin ilkelerle bağdaşmaması.

Bir yıllık süre. Başvurunun yer değiştirmeden itibaren bir yıl içinde yapılması, sürecin seyrini değiştirir. Bir yıl geçtikten sonra yapılan başvurularda, çocuğun yeni ortamına yerleşmiş olduğunun ispatlanması iadenin reddine yol açabilir. Bu nedenle başvuruda gecikmemek belirleyicidir.

Velâyet kararı iadeyi engellemez. Uygulamada en sık başvurulan savunma, çocuğun götürüldüğü ülkede alınan bir velâyet kararıdır. Ancak iade başvurusundan sonra alınan bir velâyet kararı, iade talebinin reddine tek başına gerekçe oluşturmaz.

Sebebi — esas hakkında karar yasağı. Sözleşme, iade usulünün velâyetin esasına ilişkin bir yargılama olmadığını esas alır. İade talebi hakkında karar verilmeden önce, talebin yapıldığı devlet makamlarının velâyetin esası hakkında karar vermemesi gerekir. Amaç, çocuğun kaçırıldığı ülkede lehte bir velâyet kararı elde edilerek mekanizmanın etkisiz kılınmasını önlemektir.

Yani iade davası bir velâyet davası değildir. Mahkeme “çocuk kimin yanında daha iyi olur” sorusunu değil, “yer değiştirme haksız mıydı” sorusunu inceler. Velâyet tartışması, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkede yapılır.

KonuKural
Ret — 1Velâyeti fiilen kullanmama; rıza veya icazet
Ret — 2Ağır zarar riski
Ret — 3Olgun çocuğun açık itirazı
Ret — 4Temel hak ve özgürlükler
Bir yıl geçerseYerleşme ispatı ret sebebi olabilir
Sonraki velâyet kararıTek başına gerekçe olmaz
Davanın konusuVelâyet değil, yer değiştirmenin haksızlığı

Yaptırım ve Önleyici Tedbirler

Kanun yalnız iade usulünü değil, uyulmaması hâlindeki yaptırımı da düzenler — ve bu nokta 2021’de değişmiştir.

Eski düzenleme. Kanuna göre yapılan tebliğ, tedbir ve emirlere uymayanlar hakkında, daha önce İcra ve İflâs Kanunu’nun 341. maddesi hükümleri uygulanıyordu.

Yeni düzenleme. 24/11/2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanun’un 54. maddesiyle bu ibare “5395 sayılı Kanunun 41/F maddesi hükmü” şeklinde değiştirilmiştir. Böylece yaptırım, çocuk teslimi ve kişisel ilişki alanındaki yeni rejimle uyumlu hâle getirilmiştir.

Önleyici tedbir — çıkış izni. Kaçırma gerçekleşmeden önce alınabilecek en etkili tedbir, çocuğun yurt dışına çıkışının izne bağlanmasıdır. Pasaport mevzuatı uyarınca ergin olmayanların pasaport alabilmesi ve yurt dışına çıkışı bakımından veli veya vasinin muvafakati aranır.

Velâyet hukukundaki dayanak — TMK m.342: ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler. Velâyet ortak kullanılıyorsa, yurt dışına çıkış gibi önemli kararlar her iki ebeveynin iradesini gerektirir.

Kişisel ilişkinin korunması — TMK m.324/1: ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellemekten kaçınmakla yükümlüdür. Yurt dışına izinsiz çıkarma bu yükümlülüğün ağır bir ihlâlidir.

Velâyetin değiştirilmesi — TMK m.183: ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkim, re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alır. Maddede “başka bir yere gitmesi” açıkça sayılmıştır; bu nedenle izinsiz yurt dışına çıkarma, velâyetin değiştirilmesi talebinin doğrudan dayanağını oluşturur.

Paralel yürütülmeli. İade başvurusu ile Türkiye’deki velâyet ve kişisel ilişki süreçleri birbirini beklemez. İade süreci mutat mesken ülkesine dönüşü, iç hukuk süreci ise velâyetin esasını konu alır.

KonuKural
Eski yaptırımİİK m.341
Güncel yaptırım5395 s.K. m.41/F (7343 s.K. m.54)
Çıkış izniVeli veya vasinin muvafakati
TemsilTMK m.342
İhlâl edilen yükümm.324/1 — zedelemekten kaçınma
Velâyet değişikliğim.183 — “başka bir yere gitmesi”
Post by Av. Fatma Öztürk