AİHM’in X v. Letonya Kararı: Lahey Sözleşmesi’nde “Ciddi Risk” İtirazı Nasıl İncelenir? (5717 Sayılı Kanun ve AYM Kararları)
02 Ağustos 2026

AİHM’in X v. Letonya Kararı: Lahey Sözleşmesi’nde “Ciddi Risk” İtirazı Nasıl İncelenir? (5717 Sayılı Kanun ve AYM Kararları)

Lahey Sözleşmesi kapsamındaki iade davalarında en çok tartışılan sorulardan biri şudur: iadeye karşı ileri sürülen “ciddi risk” itirazı, mahkemece ne kadar derinlemesine incelenmelidir? Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi’nin 26 Kasım 2013 tarihli X v. Letonya kararı (Başvuru no. 27853/09), tam da bu soruya emsal niteliğinde bir yanıt veriyor ve Türkiye’nin de taraf olduğu iki sözleşmenin — Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve 1980 Lahey Sözleşmesi — birlikte nasıl okunması gerektiğini gösteriyor.

Boşanma sürecinde doğru adımı atmak önemlidir

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Net Cevap: AİHM Büyük Dairesi, X/Letonya [BD], no. 27853/09, 26.11.2013 kararında, Lahey Sözleşmesi kapsamında iadeye karşı ileri sürülen ve delille desteklenen “ciddi risk” itirazının ulusal mahkemece gerçekten incelenmesi ve özel olarak gerekçelendirilmesi gerektiğine; bunun yapılmamasının AİHS m.8’i ihlal ettiğine 9’a karşı 8 oyla karar vermiştir (§§ 106-107). Mahkeme, Neulinger ve Shuruk/İsviçre [BD], no. 41615/07, 06.07.2010 kararındaki “ailenin tüm durumunun derinlemesine incelenmesi” ifadesinin iade davalarını velayet davasına dönüştüren genel bir ilke olmadığını da açıklamıştır. Türkiye Sözleşmeyi 4461 sayılı Kanunla onaylamıştır (RG 15.02.2000, S.23965); uygulama usulü ise 5717 sayılı Kanundadır: iade davasını Merkezî Makam adına Cumhuriyet başsavcılığı açar (m.7/2), aile mahkemesi basit yargılama usulüyle öncelikle ve acele karar verir (m.6, 9), iade kararı verilirse ayrıca velayet kararı verilmez (m.12) ve icra uzman tespitiyle ertelenebilir (m.22).

Kararın Arka Planı: Olaylar

Letonya vatandaşı bir anne, 17 Temmuz 2008’de üç yaşındaki kızıyla Avustralya’dan ayrılarak Letonya’ya yerleşir. Çocuğun doğum belgesinde baba adı yazılı değildir; anne çocuğu tek başına büyütmüş ve tek ebeveyn yardımı almaktadır. Kısa süre sonra, geçmişte ilişkisi bulunan T., Avustralya Aile Mahkemesi’ne başvurarak babalığının tanınmasını ve doğumdan bu yana ortak velayet hakkı bulunduğunun tespitini ister; aynı dönemde Lahey Sözleşmesi kapsamında iade başvurusu da başlatılır. Avustralya mahkemesi, Letonya’daki iade duruşmasından kısa süre önce babalığı tanır ve ortak velayete hükmeder — ancak kararında, çocuğun mutat meskeninden hukuka aykırı biçimde götürülüp götürülmediğine karar vermenin Letonya mahkemelerine ait olduğunu özellikle vurgular.

Letonya mahkemeleri, hem ilk derecede hem istinafta, bu tespite dayanarak iadeye karar verir. Anne itirazında, çocuğun annesinden ani biçimde koparılmasının psikolojik travmaya yol açabileceğini belirten bir psikolog raporu sunar; ayrıca T.’nin kendisine ve çocuğa kötü davrandığını ileri sürer. İstinaf mahkemesi, raporu “velayet meselesine ilişkin” olduğu gerekçesiyle içerik olarak değerlendirmeden iade kararını onar. Resmi teslim süreci tamamlanmadan önce, 14 Mart 2009’da baba anne ve çocukla bir alışveriş merkezi yakınında tesadüfen karşılaşır ve bu fırsattan yararlanarak çocuğu alıp önce Estonya’ya, ardından Avustralya’ya götürür. Avustralya mahkemesi daha sonra, Eylül 2009’da, tek başına ebeveyn sorumluluğunu babaya veren ve annenin çocukla ilişkisini gözetim altında görüşmeyle sınırlayan, hatta çocukla Letonca konuşmasını dahi yasaklayan ağır bir karar verir.

Kararın Künyesi ve Süreç Takvimi

X/Letonya kararının temel bilgileri
KonuBilgi
MahkemeAvrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Büyük Daire (Daire kararı 13.12.2011)
Karar tarihi ve başvuru no.26.11.2013 — 27853/09
SonuçAİHS m.8 (aile hayatına saygı) ihlali — 9’a karşı 8 oy
Hakkaniyete uygun tazminBaşvurucu manevi tazminat istememiştir; masraf ve giderler için 2.000 avro — 10’a karşı 7 oy
Üçüncü taraflarFinlandiya ve Çek Cumhuriyeti hükümetleri ile Reunite International Child Abduction Centre (§ 7)
Ayrık görüşlerYargıç Pinto de Albuquerque’nin katılan görüşü; Yargıçlar Bratza, Vajić, Hajiyev, Šikuta, Hirvelä, Nicolaou, Raimondi ve Nußberger’in ortak karşı oyu
Temel ilkeSözleşme m.12, 13 ve 20’deki istisnalara ilişkin ciddi iddialar gerçekten incelenmeli ve özel olarak gerekçelendirilmeli; değerlendirme AİHS m.8 ışığında yapılmalı (§§ 106-107)
Olayların tarih sırası
TarihOlay
Şubat 2005Çocuk Avustralya’da doğar; doğum belgesinde baba adı yazılı değildir
17.07.2008Anne, üç yaşındaki çocukla Avustralya’dan Letonya’ya gider
22.09.2008İade talebi Letonya Merkezî Makamına iletilir
06.11.2008Avustralya Aile Mahkemesi, ebeveynlerin ortak ebeveyn sorumluluğuna sahip olduğunu belirler
19.11.2008Riga’daki ilk derece mahkemesi iadeye karar verir
26.01.2009Riga Bölge Mahkemesi, psikolog raporunu velayete ilişkin sayarak itirazı reddeder
14.03.2009Baba, anne ve çocukla bir alışveriş merkezi yakınında karşılaşır, çocuğu alarak Estonya üzerinden Avustralya’ya götürür
Eylül 2009Avustralya Aile Mahkemesi tek başına ebeveyn sorumluluğunu babaya verir; annenin görüşmesini gözetimli görüşmeyle sınırlar

Takvim, kararın neden bu kadar tartışmalı olduğunu da gösterir: Avustralya’daki ortak sorumluluk kararı, çocuk ülkeden ayrıldıktan yaklaşık dört ay sonra verilmiştir. Katılan görüşte Yargıç Pinto de Albuquerque’nin, götürme anında babanın velayet hakkının bulunup bulunmadığını sorgulaması bu nedenledir.

Letonya Mahkemelerinin Yaklaşımı Neden Yetersiz Bulundu?

AİHM, Letonya mahkemelerinin genel usulüne (duruşma açılması, tarafların dinlenmesi, gerekçeli karar verilmesi) itiraz etmemiştir. Sorun daha spesifiktir: istinaf mahkemesi, sunulan psikolog raporunu içerik olarak hiç değerlendirmemiş, onu doğrudan “bizim yetkimiz dışında” sayarak bir kenara bırakmıştır. Oysa rapor, doğrudan Lahey Sözleşmesi m.13/b anlamında bir “ciddi risk” iddiasını destekleme amacı taşımaktaydı. AİHM’e göre mahkemenin isterse raporu çapraz sorguya açması, isterse resen ikinci bir uzman görüşü alması mümkündü; hiçbirini yapmadan raporu tamamen dışlaması, AİHS m.8’in usuli güvencesiyle bağdaşmamıştır.

Kararın 9 oya karşı 8 oy gibi son derece kırılgan bir çoğunlukla alınması dikkat çekicidir. Sekiz yargıçtan oluşan karşı oy, Letonya mahkemelerinin gerekçesinin aslında yeterli olduğunu; raporun zaten yalnızca “ani ayrılığın” olası zararına değindiğini, iadenin doğrudan zararına değil; annenin Avustralya vatandaşı olduğunu ve çocuğuyla birlikte dönmesinin önünde hukuki bir engel bulunmadığını savunmuştur. Bu denli bölünmüş bir karar, “ciddi risk” itirazlarının değerlendirilmesinde bile deneyimli yargıçlar arasında görüş ayrılığı olabildiğini gösteriyor.

AİHM’in Getirdiği Standart: “Etkin İnceleme”

Bu karardan üç yıl önce verilen Neulinger ve Shuruk / İsviçre kararında AİHM, iade davalarında “ailenin tüm durumunun derinlemesine incelenmesi” gerektiğinden söz etmiş; bu ifade birçok ülke mahkemesince, iade davasının neredeyse bir velayet davasına dönüştürülmesi gerektiği biçiminde yanlış yorumlanmıştı. X v. Letonya kararında Büyük Daire bu yanlış anlaşılmayı düzeltir ve iki koşullu, daha net bir standart belirler:

  1. Lahey Sözleşmesi m.12, 13 ve 20’de öngörülen istisnalardan biri taraflarca gerçekten ileri sürülmüşse, mahkeme bu iddiayı gerçekten (kâğıt üzerinde değil, fiilen) değerlendirmeli ve gerekçeli bir kararla sonuçlandırmalıdır.
  2. Bu değerlendirme, AİHS m.8 ışığında yapılmalıdır.

Kısacası: aranan şey “derinlemesine inceleme” değil, “etkin inceleme”dir. Mahkeme, ailenin bütün geçmişini yeniden yargılamak zorunda değildir; ama ciddi, delille desteklenmiş bir itirazı da görmezden gelemez.

“İade Davası, Velayet Davası Değildir” İlkesi

Karar, Lahey Sözleşmesi m.19’daki temel ayrımı yeniden vurgular: iade kararı, velayetin esasına ilişkin bir tespit değildir; yalnızca çocuğun hukuka aykırı biçimde değiştirilen mutat meskeninin geri kurulmasını sağlar. Velayetin kime ait olacağı, çocuğun mutat meskeni ülkesindeki mahkemelerce ayrıca karara bağlanır. AİHM, davaya üçüncü taraf olarak katılan Finlandiya ve Çekya hükümetleri ile Reunite International Child Abduction Centre’ın da vurguladığı bu ayrımı teyit ederken, “etkin inceleme” gerekliliğinin bu ayrımı ortadan kaldırmadığının altını çizmiştir.

Ciddi Risk İtirazı Nasıl İspatlanır? İspat Yükü Kimde?

Lahey Sözleşmesi m.13/b uyarınca ispat yükü, iadeye itiraz eden taraftadır. AİHM kararında altı çizilen nokta şudur: soyut bir endişe ya da genel ifadeler yeterli değildir; iddia somut bir delille (uzman/psikolog raporu, tıbbi belge, önceki şiddet veya ihmal kayıtları gibi) desteklenmelidir. Böyle bir delil sunulduğunda ise mahkemenin bunu es geçmesi mümkün değildir; inceleme ile ret arasında bir orta yol yoktur.

Kanun ve Sözleşme Ne Diyor? İade Davasına Uygulanan Hükümler

X/Letonya kararı, iki milletlerarası sözleşmenin birlikte okunmasına dayanır. Türkiye’de bu sözleşmelere 5717 sayılı Kanun ve Anayasa eklenir. Aşağıdaki tablo, iade davasında başvurulacak hükümleri bir arada gösterir.

Uluslararası çocuk kaçırmaya ilişkin başlıca hükümler
HükümNe düzenler?Uygulamadaki önemi
Lahey m.3Yer değiştirme veya geri dönmeme, mutat ikametgâh devletinin hukukuna göre fiilen kullanılan bir koruma (velayet) hakkını ihlal ediyorsa kanuna aykırıdırDavanın ön şartı; katılan görüşün tartıştığı nokta
Lahey m.11Makam başvurudan itibaren altı hafta içinde karar vermezse gecikmenin nedenleri sorulabilirHız ilkesi
Lahey m.12Bir yıl geçmeden başvurulmuşsa çocuğun derhal dönmesine karar verilir; bir yıldan sonra da çocuğun yeni çevresine uyum sağladığı tespit edilmedikçe iade emredilirBir yıllık süre
Lahey m.13/1-aKoruma hakkını fiilen kullanmayan, götürmeye razı olan veya sonradan kabul eden tarafın itirazıRıza ve fiilî kullanmama istisnası
Lahey m.13/1-bGeri dönmenin çocuğu fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz bırakacağı ya da başka şekilde katlanılmaz bir duruma sokacağı yönünde ciddi bir risk“Ciddi risk” istisnası; ispat iadeye itiraz edende
Lahey m.13/2Görüşünün dikkate alınması uygun yaş ve olgunluktaki çocuğun itirazıÇocuğun görüşü
Lahey m.16-17Kaçırma bildirildikten sonra iade meselesi çözülünceye kadar velayetin esasına karar verilemez; talep edilen devlette verilen velayet kararı tek başına iadenin reddini haklı kılmazSonradan alınan velayet kararı
Lahey m.19İade kararı velayet hakkının esasını etkilemez“İade davası velayet davası değildir”
Lahey m.20İade, talep edilen devletin insan hakları ve temel özgürlüklere ilişkin ilkeleriyle bağdaşmıyorsa reddedilebilirTemel haklar istisnası
AİHS m.8 ve m.46Özel ve aile hayatına saygı; kesin kararlar taraf devletleri bağlarAİHM denetiminin dayanağı
Anayasa m.20, 41 ve 90/5Aile hayatına saygı; çocuğun korunması; temel haklara ilişkin milletlerarası antlaşmaların kanunlarla çatışmada önceliğiBireysel başvurunun dayanağı
5717 s.K. m.3-5Merkezî Makam Adalet Bakanlığıdır; görevini mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yürütür, çocuğun yerini tespit eder, rızayla iade veya sulh için tedbir alırİdari aşama
5717 s.K. m.6-7Görevli mahkeme aile mahkemesidir; yetkili mahkeme başvuru sırasında çocuğun oturduğu veya koruma altına alındığı yer mahkemesidir; dava Merkezî Makam adına Cumhuriyet başsavcılığınca açılırDava kim tarafından, nerede açılır
5717 s.K. m.8-10Esasa girmeden önce sulh teşviki; basit yargılama usulü, öncelikle ve acele görülme; dava sonuna kadar geçici koruma tedbirleriYargılama usulü
5717 s.K. m.12-15İade kararı verilirse ayrıca velayet kararı verilmez; başvurudan sonra verilen velayet kararı tek başına ret gerekçesi değildir; iade davası velayet davası için bekletici meseledirİade ile velayetin ayrılması
5717 s.K. m.16-17Davalar adli tatilde de görülür; kararlar kesinleşince yerine getirilirSüre ve kesinleşme
5717 s.K. m.18-22İlamlar 5395 sayılı Kanunun Dördüncü Kısmına göre teslim emri tebliğ edilmeksizin adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünce yerine getirilir; uzmanlar hazır bulundurulur; uzman tespitiyle teslim ertelenebilirCebrî icra ve erteleme (7343 sayılı Kanunla değişik)
5717 s.K. m.24Yurt dışına çıkışın durdurulması, pasaport ve kayıt işlemlerinin engellenmesi gibi tedbirlerÇocuğun yerinin değiştirilmesini önleme
5717 s.K. m.27Yargılama masrafları kovuşturma ödeneğinden karşılanır; avukat ve iade masrafları bu kapsamda değildirTürkiye’nin Sözleşme m.26/3’e çekincesi

Sözleşmenin kapsam koşulları ve mutat mesken kavramı için Lahey Sözleşmesi ana rehberimize bakabilirsiniz.

Türk Hukukunda Paralel Bir Güvence: 5717 Sayılı Kanun

Türkiye 1980 Lahey Sözleşmesi’ni 4461 sayılı Kanunla onaylamıştır (BKK 99/13909; RG 15.02.2000, S.23965). Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ise 5717 sayılı Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Yön ve Kapsamına Dair Kanun ile düzenlenmiştir (RG 04.12.2007, S.26720; m.1). Bu Kanun’un 22. maddesi, AİHM’in X v. Letonya’da vurguladığı ilkeyle örtüşen bir mekanizma öngörür: ilamın yerine getirilmesinin çocuğun gelişimini ağır bir tehlike altında bırakacağı uzman tarafından tespit edilirse, teslim işlemleri talep üzerine veya re’sen, tehlike ortadan kalkıncaya kadar ertelenir (7343 sayılı Kanunla değişik hâliyle bu kararı adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğü verir). Kanun’un 6. maddesi görevli mahkeme olarak aile mahkemesini belirlerken, 9. maddesi bu davaların basit yargılama usulüyle öncelikle ve acele görülmesini, 16. maddesi de adli tatilde görülmesini emreder — Lahey Sözleşmesi m.11’deki hız gerekliliğiyle uyumludur.

Sonuç olarak Türk hukuku da, hız ile çocuğun somut korunma ihtiyacı arasında AİHM’in aradığı dengeyi kurmaya çalışan bir yapıya sahiptir. X v. Letonya kararı, bu dengenin mahkeme uygulamasında nasıl kurulması gerektiğine dair Strazburg standardını netleştirmesi bakımından, Türk aile mahkemeleri önündeki iade davalarında da referans alınabilecek niteliktedir.

Tartışmalı Bir Nokta: Velayet Hakkı Hiç Doğmamışsa? (Katılan Görüş)

Kararın katılan (ayrık) görüşünde Yargıç Pinto de Albuquerque, çoğunluğun sonucuna katılmakla birlikte daha temel bir soruyu gündeme getirir: T.’nin velayet hakkı, çocuğun ülkeden ayrıldığı anda hukuken hiç var mıydı? Babalık ve ortak velayet, çocuk zaten ayrıldıktan sonra tanınmıştı. Yargıca göre, Lahey Sözleşmesi m.3 uyarınca “haksız götürme”nin varlığından söz edebilmek için velayet hakkının götürme anında mevcut olması gerekir; sonradan tanınan bir hak, geriye dönük olarak götürmeyi hukuka aykırı hâle getiremez. Bu görüş çoğunluk kararında benimsenmemiştir; ancak “kimin velayet hakkına sahip olduğu” sorusunun iade davalarında bazen sanıldığı kadar açık olmadığını gösteren değerli bir hatırlatmadır.

Türk Yargısında “Ciddi Risk” İncelemesi: AYM ve Yargıtay

X/Letonya’da aranan “etkin inceleme” ölçütünün karşılığı, Türkiye’de Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarında ve Yargıtayın iade davalarına ilişkin kararlarında görülmektedir. Anayasa Mahkemesi bu başvuruları Anayasa m.20’deki aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelemektedir.

Lahey iadesine ilişkin seçilmiş Türk kararları
KararOlaySonuç ve ilke
AYM, B. No: 2013/5126, 02.07.2015 (RG 12.08.2015, S.29443), oy çokluğuABD’den annesi tarafından Türkiye’ye getirilen çocuğun iade talebinin reddiİhlal: m.13/b istisnası ciddi riskle sınırlıdır, “üstün yarar” ile eş anlamlı değildir; derece mahkemeleri istisnayı somut olarak incelememiştir. Velayet davası bu arada kesinleştiğinden yeniden yargılamaya yer görülmemiştir
AYM, A.H. Başvurusu, B. No: 2022/53856, 07.01.2025 (RG 02.10.2025, S.33035), oy birliğiBulgaristan’a iade kararıİhlal yok: istisnalara ilişkin gerekçe ilgili ve yeterli, menfaatler arasındaki denge adil bulunmuştur
AYM, Ş.G. Başvurusu, B. No: 2025/16250, 04.03.2026 (RG 08.06.2026, S.33274), oy birliğiTatil için Türkiye’ye getirilen çocukların Hollanda’ya iadesiİhlal: anneye bağımlı yaştaki çocukların anne ve kardeşlerinden koparılmasının psikososyal sonuçları ve babanın yaşam koşulları araştırılmamıştır; yeniden yargılama ve sonuçlanıncaya kadar iade yapılmaması
Y2HD 20.11.2017, E.2017/6098, K.2017/12945, oy birliğiBir yıl dolmadan yapılan iade başvurusu; babanın şiddeti iddiasıSosyal inceleme raporu ve tanık beyanlarına göre iade çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimi için ciddi risk oluşturduğundan iadeye karar verilmesi bozulmuştur

Bu kararlar X/Letonya’daki iki yönlü dengeyi yansıtır: istisnalar dar yorumlanır, ancak delille desteklenmiş ciddi risk iddiası, uzman raporu ve gerekirse sosyal inceleme yoluyla gerçekten araştırılmalıdır. Sosyal inceleme raporunun velayet davalarındaki yeri için sosyal inceleme raporu rehberimize bakabilirsiniz.

Çocuğun Görüşü: Lahey m.13/2 ve Türk Hukuku

Ciddi risk istisnasının yanında, iadeye karşı en sık ileri sürülen ikinci itiraz çocuğun kendi itirazıdır. Sözleşme m.13/2’ye göre makam, görüşünün dikkate alınması uygun yaş ve olgunluğa ulaşmış çocuğun iadeye itiraz ettiğini tespit ederse iadeyi reddedebilir. Bu bir yükümlülük değil, takdir yetkisidir; çocuğun itirazı gerekçeleriyle ve olgunluğuyla birlikte değerlendirilir. Sözleşme ve 5717 sayılı Kanun on altı yaşını doldurmamış çocuklara uygulanır (Sözleşme m.4; 5717 m.3).

Türk hukukunda çocuğun görüşünü ifade etme ve kendisini etkileyen yargısal işlemlerde dinlenme hakkı, Çocuk Haklarına Dair Sözleşme m.12 ile güvence altındadır. Hukuk Genel Kurulu, çocuğun görüşünün mutlaka mahkeme huzurunda alınmasının zorunlu olmadığını, pedagog gibi bir uzman aracılığıyla çocuğun özgürce konuşabileceği bir ortamda alınan görüşün yeterli olabileceğini kabul etmiştir (YHGK 21.02.2019, E.2018/2-1072, K.2019/185; YHGK 19.04.2022, E.2019/96, K.2022/571). Görüş alınması, hâkimin çocuğun üstün yararına aykırı düşen bir isteğe bağlı kalacağı anlamına da gelmez (YHGK 23.05.2018, E.2017/1567, K.2018/1132).

Lahey davasında bu ilkeler şöyle uygulanır: çocuğun “dönmek istemiyorum” demesi tek başına yeterli değildir; görüşün kaçıran ebeveynin etkisinden bağımsız olup olmadığı ve çocuğun yaş ve olgunluğu uzman raporuyla ortaya konmalıdır. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarından birinde, çocuğun Türkiye’ye uyumu ve iadeye ilişkin beyanı ile anneye bağımlı yaştaki çocukların koparılmasının etkileri birlikte değerlendirilmiştir (AYM, Ş.G. Başvurusu, B. No: 2025/16250, 04.03.2026 (RG 08.06.2026, S.33274)). Çocuğun dinlenmesine ilişkin ayrıntılar için velayet davalarında çocuğun görüşü rehberimize bakabilirsiniz.

Türk Hukukunda İade Davası: Kim Açar, Nerede Görülür?

Kararın Türkiye’deki karşılığını anlamak için 5717 sayılı Kanun’un kurduğu mekanizmayı bilmek gerekir. Bu mekanizma, birçok kişinin beklediğinden farklı işler.

SoruCevap
Merkezî makam kim?Adalet Bakanlığı bünyesindeki ilgili genel müdürlük; görevini mahallî Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla yürütür
Davayı kim açar?Çocuğun iadesi hakkındaki davalar, Merkezî Makam adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığınca açılır — ebeveyn bizzat dava açmaz
Görevli mahkemeAile mahkemesi; bulunmayan yerlerde ilgili kanun uyarınca asliye hukuk mahkemesi bu sıfatla bakar
Yetkili mahkemeBaşvuru yapıldığı sırada çocuğun hâlen oturduğu veya koruma altına alındığı yer mahkemesi
MasraflarYargılama masrafları kovuşturma ödeneğinden karşılanır; avukat masrafları ile çocuğun iadesinden doğan masraflar bu kapsamda değildir (5717 m.27; Türkiye’nin Sözleşme m.26/3’e çekincesi)

Bu yapının iki pratik sonucu vardır. Birincisi: başvuru yapan ebeveyn davanın “davacısı” değildir; süreç savcılık eliyle yürür. Bu, sürecin takibi bakımından ebeveynin savcılıkla ve merkezî makamla iletişimini zorunlu kılar. İkincisi: Merkezî Makam önce çocuğun kaçıran kişinin rızasıyla iadesi veya sulh için gerekli tedbirleri alır, uyuşmazlık sürerse dava açar (5717 m.5); mahkeme de esasa girmeden önce, gerekirse uzmanlardan yararlanarak tarafları sulhe teşvik eder (5717 m.8). Bu aşamada sunulacak belgeler, sonraki yargılamanın zeminini kurar.

“Ciddi Risk” İtirazının Dilekçeye Dönüşmesi

Kararın getirdiği etkin inceleme standardı soyut kalmamalıdır. İtirazı ileri süren taraf için de, karşı çıkan taraf için de somut bir kontrol listesine dönüştürülmesi gerekir.

İtirazı ileri süren taraf göstermeliİadeyi talep eden taraf göstermeli
Riskin somut ve güncel olduğu — genel iddia değil, belgeye dayalı olguMutat mesken ülkesinde koruyucu tedbir mekanizmalarının mevcut ve erişilebilir olduğu
Riskin çocuğa yöneldiği — yalnızca ebeveyne yönelen risk yeterli değildirBu tedbirlerin fiilen uygulandığı — teoride var olması yetmez
Mutat mesken ülkesindeki korumanın yetersiz kalacağıİade sonrası çocuğun barınma, bakım ve güvenliğinin nasıl sağlanacağı
Belge: sağlık raporları, koruma kararları, şikâyet kayıtları, uzman raporlarıBelge: yabancı mahkeme kararları, koruma tedbiri örnekleri, taahhütler

Standardın özü şudur: mahkeme, ciddi risk iddiasını soyut biçimde reddedemez; ancak iddiayı otomatik olarak kabul edip iadeyi de engelleyemez. Her iki uç da etkin inceleme yükümlülüğünün ihlalidir. İnceleme, iddianın somut olarak değerlendirilmesini ve koruyucu tedbirlerin yeterliliğinin ayrıca tartışılmasını gerektirir.

Sonraki Velayet Kararının Etkisi ve Cebrî İcra

Uygulamada sık başvurulan bir savunma, çocuğun götürüldüğü ülkede sonradan alınan bir velayet kararına dayanmaktır. Kanun bu hususu açıkça düzenlemiştir (5717 m.13; Sözleşme m.16-17):

İade başvurusundan sonra alınan bir velayet kararı, iade talebinin reddine tek başına gerekçe oluşturmaz. Bu kural, sözleşmenin temel mantığının doğal sonucudur: iade davası velayet davası değildir; amaç, velayet uyuşmazlığının doğru ülkede çözülmesini sağlamaktır. Aksi hâlde, çocuğu götüren tarafın yeni ülkede hızlıca velayet kararı alarak sözleşmeyi işlevsiz kılması mümkün olurdu.

Reddedilebilecek hâller de dar tutulmuştur: başvuranın velayeti fiilen kullanmıyor olması veya götürmeye rıza göstermiş olması, iadenin çocuğu ağır zarar riskine sokması, olgunluğa erişmiş çocuğun açık itirazı ve temel insan hakları ilkeleriyle bağdaşmama (Sözleşme m.13/1-a, 13/1-b, 13/2, 20); bir yıldan sonra yapılan başvuruda çocuğun yeni çevresine uyum sağlaması da gözetilir (m.12/2). Bu istisnaların hepsi dar yorumlanır ve ispat yükü iadeye karşı çıkan taraftadır.

Karar sonrası aşama da ayrıca planlanmalıdır: iade kararları kesinleşince yerine getirilir (5717 m.17). 7343 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra ilamlar, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun Dördüncü Kısmındaki hükümlere göre, teslim emri tebliğ edilmeksizin adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünce yerine getirilir (5717 m.18/1, 19). Teslim sırasında çocuğun fiziksel ve zihinsel yönden zarar görmemesi için psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, çocuk gelişimci veya rehber öğretmen gibi uzmanlar hazır bulundurulur (m.21); çocuğun gelişimi için ağır tehlike uzman tarafından tespit edilirse teslim ertelenir (m.22).

Süre bakımından son bir not: sözleşme hızlı karar verilmesini öngörür; ancak uygulamada dosyanın niteliğine ve ileri sürülen itirazlara göre bu süre uzayabilir. Bu nedenle iade talebiyle birlikte, çocuğun bulunduğu yerde koruma altına alınmasına ve yurt dışına çıkışının engellenmesine ilişkin tedbirlerin de aynı anda talep edilmesi gerekir (5717 m.10, 24).

Sözleşmenin kapsam koşulları, mutat mesken kavramı ve bir yıllık sürenin işleyişi için Lahey Sözleşmesi rehberimize, velayetin değiştirilmesinde çocuğun üstün yararı ölçütü için velayetin değiştirilmesi rehberimize bakabilirsiniz.

Türkiye’de İade Süreci Adım Adım

  1. Başvuru. Çocuğun mutat meskeninin merkezî makamına veya başka bir taraf devletin merkezî makamına başvurulur (5717 m.7). Türkiye’de Merkezî Makam Adalet Bakanlığıdır (m.3, 4).
  2. İdari aşama. Merkezî Makam, Cumhuriyet başsavcılıkları aracılığıyla çocuğun yerini tespit eder, rızayla iade veya sulh için tedbir alır (m.5).
  3. Dava. Uyuşmazlık sürerse iade davası Merkezî Makam adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığınca, çocuğun bulunduğu yer aile mahkemesinde açılır (m.6, 7/2).
  4. Geçici tedbirler. Dava sonuna kadar çocuğun korunmasına ve yurt dışına çıkışının engellenmesine ilişkin tedbirler istenmelidir (m.10, 24).
  5. Sulh ve yargılama. Mahkeme esasa girmeden önce, gerekirse uzmanlardan yararlanarak tarafları sulhe teşvik eder; dava basit yargılama usulüyle, öncelikle ve acele, adli tatilde de görülür (m.8, 9, 16).
  6. İstisnaların incelenmesi. İadeye itiraz eden taraf m.13/1-b’deki ciddi riski somut delille ileri sürmeli; mahkeme bu iddiayı uzman raporuyla gerçekten incelemeli ve özel olarak gerekçelendirmelidir (X/Letonya [BD], no. 27853/09, 26.11.2013, § 107).
  7. Karar ve icra. İade kararı velayetin esasına ilişkin değildir (Sözleşme m.19; 5717 m.12). Kesinleşen ilam adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünce, uzmanlar hazır bulundurularak yerine getirilir; çocuğun gelişimi için ağır tehlike uzman tarafından tespit edilirse teslim ertelenir (m.17-22).

Örnek Olaylar

Olay 1 — Psikolog raporu var, mahkeme incelemiyor: Çocuğu Türkiye’ye getiren anne, ani ayrılığın çocuğa travma yaşatacağını gösteren bir uzman raporu sunar; mahkeme raporu “velayet meselesi” diyerek dışlar ve iadeye karar verir. X/Letonya’ya göre bu yaklaşım yetersizdir: delille desteklenen ciddi risk iddiası gerçekten incelenmeli ve gerekçelendirilmelidir. Anayasa Mahkemesi de istisnanın somut olarak incelenmemesini ihlal sebebi saymıştır (AYM, B. No: 2013/5126, 02.07.2015 (RG 12.08.2015, S.29443)).

Olay 2 — Genel ve soyut iddia: Baba, çocuğun iadesine “annenin ülkesinde çocuk mutsuz olur” diyerek itiraz eder; hiçbir rapor veya kayıt sunmaz. Ciddi risk istisnası dar yorumlanır ve ispat yükü itiraz edendedir (Sözleşme m.13/1); soyut iddia iadeyi engellemez.

Olay 3 — Şiddet bulgusu: Çocuğun babasından korktuğu, babanın fiziksel şiddet uyguladığı sosyal inceleme raporu ve tanık beyanlarıyla ortaya konur. Bu durumda iade çocuğun fiziksel ve psikolojik gelişimi için ciddi risk oluşturabilir; Yargıtay böyle bir dosyada verilen iade kararını bozmuştur (Y2HD 20.11.2017, E.2017/6098, K.2017/12945).

Olay 4 — Sonradan alınan velayet kararı: Çocuğu getiren ebeveyn, Türkiye’de dava açarak velayeti alır ve bunu iade davasında ret sebebi olarak ileri sürer. İade başvurusundan sonra verilen velayet kararı tek başına ret gerekçesi değildir (5717 m.13; Sözleşme m.17); iade davası sürerken açılan velayet davası bekletilir (5717 m.14).

Lahey Sözleşmesi kapsamındaki bir iade davasında ciddi risk itirazını hazırlamak ya da karşılamak için Hukukçular Evi Ankara’ya 0554 648 37 15 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

X v. Letonya kararı ne zaman ve hangi mahkeme tarafından verildi?

Karar, AİHM Büyük Dairesi tarafından 26 Kasım 2013 tarihinde, 27853/09 başvuru numarasıyla verilmiştir.

Kararın temel sonucu nedir?

Mahkeme, iadeye karşı ileri sürülen ve somut delille desteklenen “ciddi risk” itirazının ulusal mahkemelerce gerçekten incelenmesi ve gerekçeli bir kararla karşılanması gerektiğine; aksinin AİHS m.8’in usuli yükümlülüğünü ihlal edeceğine hükmetmiştir.

Bu karar Türkiye’yi bağlar mı?

Karar doğrudan Letonya hakkında verilmiştir; AİHS m.46 uyarınca kesin kararlar taraf olan devleti bağlar. Ancak Türkiye her iki sözleşmeye de taraftır; temel haklara ilişkin milletlerarası antlaşmalar Anayasa m.90/5 uyarınca kanunlarla çatışmada önceliklidir ve Anayasa Mahkemesi de Lahey iadelerini AİHM içtihadıyla uyumlu ölçütlerle denetlemektedir.

“Ciddi risk” itirazını kim ispatlamak zorundadır?

İspat yükü, çocuğun iadesine itiraz eden taraftadır (Lahey m.13/1). İddianın somut delille (uzman raporu gibi) desteklenmesi gerekir; soyut kaygı tek başına yeterli değildir. Delil sunulduğunda ise mahkeme iddiayı gerçekten incelemek ve gerekçelendirmek zorundadır (X/Letonya, § 107).

X/Letonya kararında oylar nasıl dağıldı?

AİHS m.8’in ihlal edildiğine 9’a karşı 8 oyla karar verilmiştir. Yargıç Pinto de Albuquerque katılan görüş, sekiz yargıç ise ortak karşı oy yazmıştır. Masraf ve giderler için 2.000 avroya 10’a karşı 7 oyla hükmedilmiştir; başvurucu manevi tazminat istememiştir.

Türkiye’de iade davasını kim açar?

İade davası, Merkezî Makam olan Adalet Bakanlığı adına mahallî Cumhuriyet başsavcılığınca açılır (5717 m.7/2). Görevli mahkeme aile mahkemesi, yetkili mahkeme başvuru sırasında çocuğun oturduğu veya koruma altına alındığı yer mahkemesidir (m.6).

İade davasında velayet de karara bağlanır mı?

Hayır. İade kararı velayetin esasını etkilemez (Sözleşme m.19); iade kararı verilirse ayrıca velayet kararı verilmez, iade reddedilirse velayet kararı verilebilir (5717 m.12). İade davası sürerken açılan velayet davası bekletilir (m.14).

Çocuğu götüren ebeveynin Türkiye’de aldığı velayet kararı iadeyi engeller mi?

Tek başına engellemez. İade başvurusundan sonra verilen velayet kararı iade talebinin reddi için gerekçe oluşturmaz (5717 m.13; Sözleşme m.17).

İade kararı nasıl yerine getirilir?

Kesinleşen ilam, 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun Dördüncü Kısmına göre teslim emri tebliğ edilmeksizin adli destek ve mağdur hizmetleri müdürlüğünce yerine getirilir; uzmanlar hazır bulundurulur ve çocuğun gelişimi için ağır tehlike tespit edilirse teslim ertelenir (5717 m.17-22).

Anayasa Mahkemesi Lahey iadesinde hak ihlali bulmuş mu?

Evet. Ciddi risk istisnasının somut olarak incelenmediği bir dosyada ihlal bulunmuştur (AYM, B. No: 2013/5126, 02.07.2015 (RG 12.08.2015, S.29443)). Anneye bağımlı yaştaki çocukların koparılmasının psikososyal sonuçlarının araştırılmadığı bir dosyada da ihlal ve yeniden yargılama kararı verilmiştir (AYM, Ş.G. Başvurusu, B. No: 2025/16250, 04.03.2026 (RG 08.06.2026, S.33274)).

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Somut dosyanız için bir avukata danışmanız önerilir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi ile değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın 💬 WhatsApp

Bu içerik Aile ve Boşanma Hukuku alanındadır.

Aile ve Boşanma Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk