📜 Dayanak Mevzuat
- 6100 sayılı HMK m.419 — Hakemlerin sorumluluğu
- 6100 sayılı HMK m.420 — Görevin yerine getirilememesi ve hakemliğin sona ermesi
- 6100 sayılı HMK m.421 — Yeni hakem seçilmesi; m.421/3 tahkimin sona ermesi
- 6100 sayılı HMK m.418/5 — Ret talebinin kabulü hâlinde tahkimin sona ermesi
- 6100 sayılı HMK m.410 — Tahkimde görevli ve yetkili mahkeme
- Yargıtay 15. HD, E.2019/2826, K.2019/5261 — Hakemlerin istifa hakkı
Hakem, yargısal bir işlev görür ancak devlet hâkimi değildir. Bu ikili konum, sorumluluk rejimini de kendine özgü kılar: hakem verdiği kararın içeriğinden sorumlu tutulamaz, buna karşılık üstlendiği görevi yerine getirmemekten sorumludur.
Önemli bir düzeltme: Bu konu uygulamada zaman zaman Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun hakem seçimine ilişkin hükmüyle karıştırılır. İç tahkimde hakemlerin sorumluluğunu düzenleyen hüküm HMK m.419‘dur.
HMK m.419: Sorumluluğun Sınırı
HMK m.419/1 hükmüne göre, taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, tahkim yargılamasında görevi kabul eden hakem, haklı bir neden olmaksızın görevini yerine getirmekten kaçındığı takdirde, tarafların bu nedenle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
Hükmün üç unsuru vardır ve her biri sorumluluğu daraltır:
- Görevi kabul etmiş olmak. Sorumluluk, görevin kabulüyle başlar. Kendisine teklif edilen hakemliği reddeden kişi bu kapsamda değildir.
- Görevi yerine getirmekten kaçınmak. Sorumluluk, edimin ifa edilmemesine bağlanmıştır.
- Haklı bir nedenin bulunmaması. Hastalık, ciddi çıkar çatışmasının sonradan ortaya çıkması gibi haklı sebepler sorumluluğu kaldırır.
Kararın içeriği sorumluluk doğurmaz
Madde gerekçesinde belirtildiği üzere, hakem ve hakem kurulunun sorumluluğu görevi kabul edip görevi yerine getirmemiş olması hâliyle sınırlandırılmıştır; böylelikle görevin, sorumluluk davası tehdidi olmaksızın yapılması sağlanmıştır.
Bunun pratik anlamı nettir: hakemin hukuku yanlış uygulaması, delilleri hatalı değerlendirmesi ya da isabetsiz bir hüküm kurması tazminat sorumluluğu doğurmaz. Kararın hatalı olduğu iddiası ancak iptal davasında ve HMK m.439’da sınırlı biçimde sayılan sebepler çerçevesinde ileri sürülebilir; o davada dahi esasa girilmez.
Bu düzenleme bilinçli bir tercihtir. Aksi hâlde her kaybeden taraf hakem aleyhine tazminat davası açar, hakemlik üstlenmek istenmeyen bir risk hâline gelir ve tahkim kurumu işlemez duruma gelirdi.
Hakem seçiminde özgeçmiş kadar müsaitlik de sorulmalıdır
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
İstifa Hakkı: Hakem İfaya Zorlanamaz
Yargıtay uygulamasında yerleşik olan ilke şudur: hakemler işi ifaya zorlanamaz. Haklı bir neden olmaksızın görevini yerine getirmekten kaçındıkları takdirde HMK m.419 uyarınca zararı gidermekle yükümlü olmakla birlikte, hakem veya hakemler tahkim davasının her aşamasında hakemlikten istifa edebilir.
Daha da önemlisi: tahkim şartında bunun aksinin kararlaştırılması mümkün değildir; kararlaştırılmış olsa dahi geçersizdir. Yani “hakem istifa edemez” biçiminde bir kloz hükmü yazılamaz.
İstifa hâlinde hakem seçimine ilişkin usule göre yerine yeni bir hakem seçilir.
Karar verildikten sonraki istifa
Uygulamada karşılaşılan özel bir durum vardır: hakemlerden biri karar verildikten sonra istifa ederse ne olur? Yargıtay’ın yaklaşımına göre, karar tüm hakemlerin katıldığı toplantıda oy çokluğuyla verilmiş ve geçerli olduğundan, istifa eden hakemin yerine yeni bir hakem seçilmesine gerek bulunmamaktadır.
Bu, sonuç alınmış bir yargılamanın son anda çökertilmesini önleyen pratik bir kuraldır.
Görevin Yerine Getirilememesi: HMK m.420
İstifa iradi bir sona erme sebebidir. Bunun yanında iradi olmayan hâller de vardır ve bunları HMK m.420 düzenler.
m.420/1: Bir hakem, hukuki veya fiilî sebeplerle görevini hiç ya da zamanında yerine getiremediği takdirde hakemlik görevi, çekilme veya tarafların bu yönde anlaşmaları suretiyle sona erer.
Hükümdeki “hukuki veya fiilî sebepler” ifadesi geniştir: ağır hastalık, uzun süreli yurt dışında bulunma, iş yükü nedeniyle takvime uyamama ya da hakemliğe engel bir hukuki durumun doğması bu kapsamda değerlendirilebilir.
Taraflar anlaşamazsa: mahkeme devreye girer
m.420/2 uyarınca taraflardan her biri, hakemin çekilmesini gerektiren sebeplerin varlığı konusunda aralarında uyuşmazlık çıkarsa, mahkemeden hakemin yetkisinin sona erdirilmesi konusunda karar verilmesini isteyebilir. Mahkemenin vereceği karar kesindir.
Kararın kesin olması bilinçlidir: tahkimde sürati sağlamak amacıyla son söz mahkemeye bırakılmış ve bu konuda ayrıca bir kanun yolu açılmamıştır. Aksi hâlde bir hakemin görevden alınıp alınmayacağı tartışması aylarca sürer ve tahkimin hız avantajı ortadan kalkardı.
Görevli ve yetkili mahkeme, HMK m.410 uyarınca tahkim yeri bölge adliye mahkemesidir. Tahkim yeri belirlenmemişse davalının Türkiye’deki yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri bölge adliye mahkemesi yetkilidir.
Çekilme, ret sebebinin kabulü sayılmaz
m.420/3 önemli bir koruma getirir: hakemin görevinden çekilmesi veya diğer tarafın hakemin yetkisinin sona ermesine muvafakat etmesi, ret sebeplerinin varlığının kabulü anlamına gelmez.
Bu hüküm olmasaydı, bir hakem tartışmayı uzatmamak için nezaketen çekildiğinde bu davranış “demek ki taraflıymış” biçiminde yorumlanabilir ve sonradan iptal davasında aleyhe kullanılabilirdi. Kanun bu yorumu açıkça engellemiştir.
Kloz yazımında isim yazmak tahkimi tümden riske atar
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Yerine Yeni Hakem Seçilmesi ve Tahkimin Sona Ermesi
Bir hakemin görevi sona erdiğinde kural, hakem seçimine ilişkin usule göre yerine yenisinin seçilmesidir. Ancak iki hâlde tahkimin kendisi sona erer.
1. Klozda isim yazılıysa: HMK m.421/3
Tahkim sözleşmesinde hakemin veya hakem kurulunu oluşturan hakemlerin ad ve soyadları belirtilmişse, hakemin, hakem kurulunun ya da kurulun karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin görevinin herhangi bir sebeple sona ermesi hâlinde tahkim de sona erer.
Bu, kloz yazımına ilişkin en somut uyarıdır. Sözleşmeye “hakem olarak X atanmıştır” yazıldığında, o kişinin vefatı, hastalığı, istifası ya da görevi kabul etmemesi tahkim mekanizmasının tamamını çökertir ve taraflar devlet yargısına dönmek zorunda kalır.
Doğru yaklaşım: Klozda isim değil, hakemin nasıl seçileceğini gösteren bir mekanizma yazılmalıdır — taraf ataması, atama merciinin belirlenmesi ve süreler.
2. Ret talebi mahkemece kabul edilirse: HMK m.418/5
Seçilen hakemin veya hakem kurulunun tümünün ya da karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin ret talebini mahkemenin kabul etmesi hâlinde tahkim sona erer. Ancak tahkim sözleşmesinde hakem veya hakemlerin isimleri belirlenmemişse yeniden hakem seçimi yoluna gidilir.
Burada da aynı sonuç görülür: isim yazılmamış olması tahkimi kurtarır. Ret sebepleri ve ret usulünün ayrıntısı için Hakemlerin Bağımsızlığı, Tarafsızlığı ve Reddi rehberimize bakabilirsiniz.
Kurumsal Tahkimde Kurum Kalkanı
Kurumsal tahkimde hakem, kurumun kural setine göre atanır ve süreç kurum sekretaryası tarafından izlenir. Bu yapının sorumluluk bakımından iki sonucu vardır.
Birincisi, kurumlar kendi kural setlerinde çoğunlukla sorumsuzluk kayıtlarına yer verir; kurumun ve hakemlerin sorumluluğu, uygulanabilir hukukun izin verdiği ölçüde sınırlandırılır. Bu kayıtların geçerliliği, tahkim yerinin hukukuna göre değerlendirilir.
İkincisi ve pratikte daha önemlisi: kurum, hakemin görevini yerine getirmemesi hâlinde doğrudan müdahale eder. Hakemi değiştirir, süreleri yeniden düzenler ve gerekirse hakem ücretinden indirim yapar. Yani sorumluluk davası açmaya gerek kalmadan sorun idari yoldan çözülür.
Ad hoc tahkimde bu mekanizma yoktur. Hakem görevini savsaklarsa taraflar ya m.420 yoluyla mahkemeye başvurmak ya da sonradan tazminat davası açmak zorunda kalır; ikisi de zaman kaybettirir.
Sorumluluk Hangi Hâllerde Gerçekten Doğar?
Uygulamada m.419 kapsamına girebilecek tipik durumlar şunlardır:
- Görevi kabul edip hiç çalışmamak. Toplantılara katılmama, dosyayı incelememe, tebligatlara cevap vermeme.
- Yargılamayı sürüncemede bırakmak. Duruşma takvimini sürekli erteleyerek tahkim süresinin dolmasına yol açmak.
- Süre geçtikten sonra karar vermek. Bu, hem kararın iptaline yol açar hem de tarafların zararına sebep olur.
- Haklı neden olmaksızın son anda çekilmek. İstifa hakkı mutlaktır ancak haklı neden yoksa doğan zarardan sorumluluk gündeme gelir.
Zarar ispatı şarttır. Tazminat talebi, tarafların uğradığı zararın somut biçimde kanıtlanmasını gerektirir. Boşa giden vekâlet gideri, yeniden başlayan yargılamanın maliyeti ve gecikmeden doğan kayıplar bu kapsamda ileri sürülebilir.
Taraflar İçin Pratik Öneriler
- Klozda isim yazmayın. HMK m.421/3 ve m.418/5 nedeniyle tahkimin tümden sona ermesi riski doğar.
- Hakem adayına müsaitlik sorun. Özgeçmiş kadar önemlidir: önümüzdeki bir yıl içindeki iş yükü ve takvim uygunluğu açıkça teyit edilmelidir.
- Görev kabul beyanını yazılı alın. Sorumluluk görevin kabulüyle başladığından bu belge esaslıdır.
- Kurumsal tahkimi tercih edin. Hakem savsaklarsa idari yolla çözülür; dava açmaya gerek kalmaz.
- Süre takvimini ilk toplantıda tutanağa geçirin. Gecikme sorumluluğunun ispatını kolaylaştırır.
- Gecikmeyi yazılı olarak kayda alın. Sonradan zarar ispatı bu yazışmalara dayanır.
- Çekilme talebini geciktirmeyin. Hakem görevini yapmıyorsa m.420 yolu erken işletilmelidir.
- Sorumsuzluk kaydını okuyun. Kurumsal kural setindeki sınırlamanın kapsamını bilerek imzalayın.
İlgili Rehberler
Genel rehber
İlgili konular
Sıkça Sorulan Sorular
Hakemlerin sorumluluğu hangi maddede düzenlenmiştir?
İç tahkimde HMK m.419’da düzenlenmiştir. Bu konu zaman zaman Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun hakem seçimine ilişkin hükmüyle karıştırılmaktadır.
Hakem hangi hâlde sorumlu olur?
Görevi kabul ettikten sonra haklı bir neden olmaksızın görevini yerine getirmekten kaçındığı takdirde, tarafların bu nedenle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür.
Hakem verdiği karardan sorumlu tutulabilir mi?
Hayır. Sorumluluk görevi yerine getirmemekle sınırlıdır; kararın içeriği, hukukun yanlış uygulanması veya delil değerlendirmesi bu kapsamda değildir.
Neden kararın içeriğinden sorumluluk yok?
Madde gerekçesinde belirtildiği üzere, görevin sorumluluk davası tehdidi olmaksızın yapılabilmesi amaçlanmıştır.
Hakem istifa edebilir mi?
Evet. Hakemler işi ifaya zorlanamaz ve tahkim davasının her aşamasında istifa edebilirler.
Klozda hakemin istifa edemeyeceği yazılabilir mi?
Hayır. Tahkim şartında aksinin kararlaştırılması mümkün değildir; kararlaştırılmış olsa dahi geçersizdir.
Karar verildikten sonra istifa eden hakemin yerine yenisi seçilir mi?
Gerek yoktur. Karar tüm hakemlerin katıldığı toplantıda oy çokluğuyla verilmiş ve geçerli olduğundan yeni seçim yapılmaz.
Hakem görevini yapamıyorsa ne olur?
HMK m.420 uyarınca hakemlik görevi çekilme veya tarafların bu yönde anlaşmasıyla sona erer.
Taraflar anlaşamazsa kim karar verir?
Taraflardan her biri mahkemeden hakemin yetkisinin sona erdirilmesini isteyebilir ve mahkemenin kararı kesindir.
Bu başvuruda görevli mahkeme hangisidir?
HMK m.410 uyarınca tahkim yeri bölge adliye mahkemesidir; tahkim yeri belirlenmemişse davalının yerleşim yeri, oturduğu yer veya işyeri bölge adliye mahkemesi yetkilidir.
Hakemin çekilmesi taraflı olduğunu gösterir mi?
Hayır. HMK m.420/3 uyarınca çekilme veya muvafakat, ret sebeplerinin varlığının kabulü anlamına gelmez.
Klozda hakem adı yazmak neden risklidir?
HMK m.421/3 uyarınca adı belirtilen hakemin görevi herhangi bir sebeple sona ererse tahkim de sona erer.
Ret talebi kabul edilirse tahkim biter mi?
HMK m.418/5 uyarınca kural olarak sona erer; ancak klozda isim belirtilmemişse yeniden hakem seçimi yoluna gidilir.
Kurumsal tahkimde durum farklı mı?
Kurum, hakem görevini savsaklarsa doğrudan müdahale eder ve hakemi değiştirir; sorumluluk davasına gerek kalmadan sorun idari yoldan çözülür.
Tazminat için zararı ispat etmem gerekir mi?
Evet. Talep, uğranılan zararın somut biçimde kanıtlanmasını gerektirir.


