Tahkim, tarafların iradesine dayanır; kural olarak yalnızca tahkim anlaşmasını yapanları bağlar. Ancak bazı istisnai hâllerde, anlaşmayı imzalamamış bir kişi de tahkimle bağlı sayılabilir. Bu rehberde tahkim anlaşmasının üçüncü kişilere “teşmilini” sade bir dille açıklıyoruz.
Kural: Anlaşma Yalnızca Taraflarını Bağlar
Tahkim anlaşmasının nispi (göreceli) etkisi esastır: sözleşmeyi imzalamamış kişi, kural olarak tahkime zorlanamaz. Örneğin bir şirketi temsilen sözleşme imzalayan kişi, işlemin hak ve borçları temsil olunana ait olduğundan, tahkim şartından kişisel olarak sorumlu tutulamaz. Bu nedenle teşmil iddialarına ihtiyatla yaklaşılır.
Halefiyet
En yerleşik istisna halefiyettir. Gerek öğreti gerekse yargı kararları, sözleşmenin taraflarının yasal haleflerinin de tahkim anlaşmasıyla bağlı olduğunu kabul eder. Bu, hem külli halefiyeti (örneğin ölüm hâlinde mirasçılar; şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar hariç) hem de cüzi halefiyeti (örneğin alacağın veya sözleşmenin devri) kapsar.
Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması
Bir başka istisna, tüzel kişilik perdesinin aralanmasıdır. Bir şirketin ayrı tüzel kişiliğinin yalnızca yükümlülüklerden kaçmak veya üçüncü kişinin haklı taleplerini boşa çıkarmak için kullanılması hakkın kötüye kullanılması sayılır. Böyle hâllerde tahkim anlaşmasının etkileri, perdenin arkasındaki kişiye (örneğin kontrol eden hâkim ortağa veya ana şirkete) geçebilir.
Şirketler Topluluğu ve Sınırı
Aynı topluluğa ait bir şirketin, başka bir grup şirketinin yaptığı tahkim anlaşmasıyla bağlı sayılması konusunda çok dikkatli olunması gerekir. Böyle bir sonuca, ancak üçüncü kişinin davranışıyla sözleşmeyle (içerdiği tahkim şartıyla) bağlı olma niyeti izlenimi yaratması gibi somut vakıalar varsa ulaşılabilir. Sorumluluğun farklı bir hukuki temele (örneğin haksız fiile) dayandığı hâllerde ise teşmilden söz edilemez.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


