Hakemlerin yargılama faaliyeti sırasında verdikleri kararlardan ya da yaptıkları eylemlerden hukuki olarak sorumlu tutulup tutulamayacağı; tahkim yargılamasının bağımsızlığı açısından kritik bir sorudur. “Yargısal sorumsuzluk” (judicial immunity) ilkesi hakemlere de uygulanmakla birlikte sınırsız bir koruma sağlamamaktadır. Bu yazıda MTK m.7 çerçevesinde hakemlerin hukuki sorumluluğu ele alınmaktadır.
1) Yargısal Sorumsuzluk İlkesi
Hem iç hukukta hem milletlerarası tahkimde hakemlerin yargılama fonksiyonunu yerine getirirken sorumlu tutulmaması genel prensip olarak kabul görmektedir. Bu ilke; tahkim yargılamasının bağımsızlığını ve hakemlerin baskı altında karar vermeksizin görevini yerine getirebilmesini güvence altına almaktadır.
MTK m.7 bu ilkeyi açıkça düzenler: hakem, tahkim yargılaması kapsamında yaptığı eylemlerden kasten haksız eylem olmadıkça hukuki açıdan sorumlu tutulamaz. İç tahkimde HMK bu konuda doğrudan bir düzenleme içermemekle birlikte genel ilkeler uygulanmaktadır.
2) İstisna: Kasıtlı Haksız Eylem
Sorumsuzluk ilkesinin önemli bir istisnası mevcuttur: hakemin görevini kötüye kullanması, taraflardan rüşvet alması ya da kasıtlı biçimde haksız eylemde bulunması halinde sorumsuzluk kalkanı ortadan kalkar.
Bu istisna; pratikte son derece yüksek ispat eşiği gerektirir. Hakemin hatalı ya da tartışmalı bir karar vermesi, sorumsuzluk ilkesini devre dışı bırakmaz. Yalnızca hakem görevinin doğasıyla bağdaşmayan kasıtlı ihlaller bu istisnayı devreye sokar.
3) Kurumsal Tahkimde Kurum Kalkanı
ICC, İSTAÇ ve LCIA gibi kurumsal tahkim kuralları, kurumun da belirli ölçüde sorumsuzluktan yararlandığını öngörür. Bu “kurumsal sorumsuzluk” hükümleri; kurumun idari hizmet açısından da kapsama dahil edildiği anlamına gelir.
ICC Kuralları m.41: “Hakem kurulu, sekreterlik ve başkanın tahkim sürecindeki eylem ya da ihmalleri için ICC’ye ya da çalışanlarına karşı dava açılamaz.” Bu tür hükümler kurumsal tahkime katılımı cazip kılmakta ve nitelikli hakemlerin göreve kabul etmesini kolaylaştırmaktadır.
4) Sorumluluk Doğabilecek Haller
Hakemlerin sınırlı da olsa sorumluluk altına girebileceği potansiyel haller: (i) görevi terk etmesi (improper withdrawal) — yargılama kritik bir aşamadayken haksız biçimde görevden çekilmek taraflara zarar verebilir; (ii) açıklama yükümlülüğünü ihlal etmesi — bilinen çıkar çatışmasını saklamak; (iii) gizlilik ihlali — tahkim belgelerini yetkisiz olarak üçüncü kişilere ifşa etmek.
Bu hallerde sorumluluk davası açılabilir; ancak nedensellik bağı ve zararın ispatı çok güçtür. Pratikte hakemlere karşı dava açılması son derece nadirdir.
5) Pratik Öneriler
Hakem atamada ve sorumluluğu değerlendirmede öneriler: (i) hakem seçerken imzalayacağı bağımsızlık bildiriminin kapsamına dikkat edin; (ii) kurumsal tahkim tercih etmek, kurumun kalkanından yararlandığı için ek güvence sağlar; (iii) sorumsuzluk ilkesi nedeniyle hakemin hatalı kararına karşı doğrudan dava açmak yerine iptal davası en etkin yoldur.
Sıkça Sorulan Sorular
Hakemler dava edilebilir mi?
MTK m.7 kapsamında kasıtlı haksız eylem olmadıkça hayır. Sorumsuzluk ilkesi geniş koruma sağlar.
Hakemin hatalı kararı dava sebebi midir?
Hayır. Hatalı ya da tartışmalı karar, sorumsuzluk ilkesini devre dışı bırakmaz.
Kasıtlı haksız eylem ne anlama gelir?
Rüşvet alma, kasıtlı olarak taraf lehine haksız karar verme gibi görevle bağdaşmayan kasıtlı ihlaller.
Kurumsal tahkimde kurum da sorumsuz mu?
Evet. ICC, İSTAÇ gibi kurumlar idari işlevleri nedeniyle de sorumsuzluk kalkanından yararlanır.
Hatalı hakem kararına karşı ne yapılır?
İptal davası (MTK m.15, HMK m.439) en etkin yoldur; hakeme karşı doğrudan dava nadiren başarılıdır.
Hakem görevi terk ederse sorumlu mu?
Haksız görev terk halleri sorumluluk gerekçesi oluşturabilir; ancak ispat yükü ağırdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; hukuki değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman görüş esas alınmalıdır.


