Şirketin nakdini SPK’nın 17 Eylül 2026’da işleme kapattığı ve tasfiyesine karar verdiği bir fona yatırma kararını siz verdiyseniz, bugün iki baskı altındasınız. Bir yanda şirketin kilitli parası, öbür yanda ortakların, alacaklıların ve belki vergi dairesinin “bu kararın sorumlusu kim” sorusu var. Bu yazının cevabı şudur: Yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettiklerinde şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur (TTK m.553/1). Bu sorumluluk sonuç sorumluluğu değildir; fonun zarar etmesi tek başına kusur sayılmaz. 2012’deki değişiklikten beri kanunda kusur karinesi yoktur ve kusuru kural olarak davacı ispat eder. Özen ölçüsü “tedbirli bir yöneticinin özeni”dir (m.369/1). Kanunun gerekçesi, duruma uygun araştırma yapılıp ilgililerden bilgi alınarak kurulda verilen bir kararda, gelişmeler aksi yönde olsa bile özensizlikten söz edilemeyeceğini açıkça belirtir. Bu, uygulamada “iş kararı savunması” olarak bilinir. Savunmayı ise çıkar çatışması (m.393), yetki aşımı ve belgesizlik zayıflatır. Aynı zarardan birden çok kişi sorumluysa her biri kusuru ve durumun gereklerine göre sorumludur (m.557). Genel kurulun ibra kararı yalnızca açıklanan olayları kapsar ve şirket alacaklılarını bağlamaz (m.558). Tazminat talebi, öğrenmeden itibaren iki, her hâlde beş yılda zamanaşımına uğrar (m.560). Şirketin vergi ve SGK borçları ödenemezse kanuni temsilci olarak ayrı bir kişisel risk doğabilir (VUK m.10; 6183 mükerrer m.35; 5510 m.88). Bu yazı; sorumluluk haritasını, ispat yükünü, iş kararı savunmasının unsurlarını, fon yatırımına uygulanmasını, yetki devrini, diğer kurul üyelerinin durumunu, limited şirket farklarını, ibrayı, kamu alacaklarını, ceza boyutunu, yönetici sorumluluk sigortasını, sermaye kaybı kontrolünü ve süreleri anlatır. Sonunda krizden sonraki ilk otuz günün planını, savunma dosyası belge listesini ve bir yönetim kurulu karar taslağını sunar.
Fon kararını siz mi verdiniz?
Savunma dosyanızı, yönetim kurulu kararını, genel kurul hazırlığını ve şirketin fonu satan kuruluşa karşı haklarını birlikte kuralım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppKısaca: Dört soru, dört cevap
Fon zarar etti; kişisel olarak ödemek zorunda mıyım? Kendiliğinden hayır. Sorumluluk için yükümlülüğün kusurla ihlal edilmesi, zarar ve aralarında illiyet bağı gerekir (TTK m.553/1). Zararın gerçekleşmesi tek başına kusur değildir.
Kusuru kim ispat eder? Kural olarak davacı. Kanundaki “kusursuz olduklarını ispat etmedikçe” ibaresi 2012’de 6335 sayılı Kanunla çıkarıldı. Yine de savunmanızı belgeyle kurmanız gerekir.
Beni ne korur? Bilgiye dayalı, usulüne uygun, çıkar çatışmasından arınmış, şirket menfaatine ve belgelenmiş bir karar (m.369 ve gerekçesi, m.393). Kanun, kurulda araştırılarak verilen kararda sonuç kötü olsa da özensizlik aranmayacağını kabul eder.
Genel kurul ibra ederse dosya kapanır mı? Yalnızca açıklanan olaylar için ve yalnızca şirket ile ibraya olumlu oy veren pay sahipleri bakımından. Diğer pay sahipleri altı ay içinde dava açabilir; alacaklılar ibrayla bağlı değildir (m.558).
Kim, Kime Karşı, Hangi Zarar İçin Sorumlu?
Kısa cevap: Fon kararından doğan zarar çoğu zaman şirketin zararıdır. Bu zararın tazminini şirket ve her pay sahibi isteyebilir; ancak pay sahibi tazminatın yalnızca şirkete ödenmesini isteyebilir. Alacaklılar iflas dışında ancak kendi doğrudan zararları için dava açabilir. Kamu alacakları için ayrı bir kanuni temsilci sorumluluğu vardır.
TTK m.553/1’e göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludur. Hükmün dört unsuru vardır: bir yükümlülüğün ihlali, kusur, zarar ve bunlar arasında uygun illiyet bağı. Birinin eksikliği tazminat talebini düşürür. Fon dosyasında en çok tartışılan unsur kusurdur; ama illiyet bağı da önemlidir. Zararın asıl sebebi fonu yöneten kuruluşun eylemleri veya düzenleyici bir müdahale ise, yöneticinin kararı ile zarar arasındaki bağ ayrıca incelenir.
Kimin talep ettiği, talebin niteliğini değiştirir. Şirketin malvarlığında oluşan azalma, yani fonda kilitli kalan veya kaybedilen tutar, şirketin zararıdır. m.555/1 uyarınca bu zararın tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir; ancak pay sahipleri tazminatın yalnızca şirkete ödenmesini isteyebilir. Pay sahibinin payının değer kaybetmesi bu zararın bir yansımasıdır ve ayrıca tazmin edilmez. Pay sahibinin doğrudan kendi malvarlığında oluşan, şirket zararından bağımsız bir zarar varsa, bunun için kendisine ödeme istenebilir. Şirket iflas ederse, m.556 uyarınca pay sahiplerinin ve alacaklıların istemleri önce iflas idaresince ileri sürülür; idare davayı açmazsa her pay sahibi veya alacaklı açabilir.
Alacaklılar bakımından Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.02.2021 tarihli, 2019/2317 E., 2021/1708 K. sayılı kararı, yayımlanmış özetlere göre, alacaklının şirket zararından bağımsız bir zarara uğradığı hâllerde yöneticilerden doğrudan tazminat isteyebileceğini kabul eder. Fon krizi sonrasında şirketi borcunu ödeyemez hâle gelen bir tedarikçinin, alacağını tahsil edemediği için yöneticilere başvurması bu nedenle mümkündür. Ancak alacaklının zararının yöneticinin kusurlu bir davranışından doğrudan kaynaklandığını göstermesi gerekir; şirketin ödeme güçlüğüne düşmesi tek başına yeterli değildir.
Yöneticinin kişisel sorumluluk haritası: kim, hangi zarar için, hangi yolla?
| Talep eden | Hangi zarar? | Tazminat kime ödenir? | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Şirket | Şirket malvarlığındaki azalma (fonda kaybedilen tutar, faiz ve masraflar) | Şirkete | TTK m.553/1, m.555/1 |
| Pay sahibi (şirket zararı için) | Şirketin zararının pay değerine yansıması (dolaylı zarar) | Yalnızca şirkete | TTK m.555/1 |
| Pay sahibi (kendi zararı için) | Doğrudan pay sahibinin malvarlığında oluşan, şirket zararından bağımsız zarar | Pay sahibine | TTK m.553/1 |
| Şirket alacaklısı (iflas dışı) | Şirket zararından bağımsız, alacaklının doğrudan zararı | Alacaklıya | TTK m.553/1; Yargıtay 11. HD 25.02.2021, 2019/2317 E., 2021/1708 K. |
| Şirket alacaklısı (iflasta) | Şirketin zararı | Önce iflas idaresi ileri sürer; açmazsa alacaklı açabilir | TTK m.556 |
| Vergi dairesi ve SGK | Şirketten tahsil edilemeyen vergi, amme alacağı ve prim | Kamu idaresine | VUK m.10; 6183 mükerrer m.35; 5510 m.88 |
Tablonun son satırı ayrı bir rejimdir. Vergi ve SGK borçlarında sorumluluk, TTK’daki kusur sorumluluğundan farklı kurallara bağlıdır ve aşağıda ayrı başlıkta anlatılmıştır. Bir yönetici aynı olaydan dolayı hem şirkete karşı hukuk davasıyla, hem kamu idaresine karşı ödeme emriyle karşılaşabilir. Savunma dosyasını bu iki cepheyi birlikte düşünerek kurmak gerekir.
İspat Yükü: 2012 Değişikliği ve Bugünkü Kural
Kısa cevap: 6102 sayılı TTK’nın ilk metnindeki “kusursuz olduklarını ispat etmedikçe” ibaresi, 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Kanunla çıkarıldı. Bugün kusuru kural olarak davacı ispat eder. Bu, yöneticinin belge hazırlamasını gereksiz kılmaz: mahkeme kararın nasıl verildiğini bilirkişiyle inceler ve somut savunma bekler.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girmeden önce kabul edilen 6335 sayılı Kanun, m.553/1’deki kusur karinesini kaldırdı. Maddenin bugünkü metninde, sorumluların kusursuzluklarını ispat etmesini isteyen bir ifade yoktur. Genel kural uygulanır: iddia eden, iddiasını ispatlar (TMK m.6). Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 06.02.2019 tarihli, 2016/2905 E., 2019/310 K. sayılı kararı da, yayımlanmış özetlere göre, kusurluluğun bir karine olmaktan çıktığını ve yönetim kurulu üyelerinin kusurlarının davacı tarafından ispat edilmedikçe sorumlu olmayacaklarını belirtir. Aynı değişiklik denetçilerin sorumluluğunu düzenleyen m.554 için de geçerlidir. Bu madde de kusurlu hareketi arar ve ayrı bir ispat karinesi içermez.
Uygulamada bu kuralın yöneticiye sağladığı rahatlık sınırlıdır. Sorumluluk davalarında mahkemeler, genellikle şirket kayıtları, karar defteri ve yazışmalar üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırır. Davacı; kararın yetkisiz verildiğini, nakit ihtiyacının göz ardı edildiğini veya fonun riskinin bilindiği hâlde yatırım yapıldığını, şirketin kendi belgeleriyle gösterebilir. Bu belgeler çoğu zaman yöneticinin elindedir veya onun döneminde üretilmiştir. Özel denetim yoluyla (m.438-444) davacı pay sahipleri de bu belgelere ulaşabilir. Bu nedenle yönetici için doğru soru “kusurumu ispatlayabilirler mi” değil, “kararımın özenli verildiğini belgelerle gösterebilir miyim” sorusudur.
Bir de karşı taraftan bakmak gerekir. Şirket veya pay sahipleri fonu satan bankaya da dava açabilir. O davada banka, zararın şirket yöneticisinin kararından kaynaklandığını ileri sürerek müterafik kusur savunması yapabilir. Yöneticinin savunma dosyası, şirketin bankaya karşı davasında da işe yarar: kararın özenli verildiği ve bilgilendirmenin kuruluştan beklendiği gösterilirse, hem yöneticinin hem şirketin durumu güçlenir. Şirketin bankaya karşı hakları şirket fon zararını bankadan istemek yazımızda anlatıldı.
Özen Ölçüsü: Tedbirli Yönetici ve İş Kararı Savunması
Kısa cevap: Yönetim kurulu üyeleri görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirir (TTK m.369/1). Ölçü nesneldir; benzer işletmelerdeki yöneticilerden beklenen özen esas alınır. Kanunun gerekçesi, duruma uygun araştırma yapılıp ilgililerden bilgi alınarak kurulda verilen kararda, sonuç kötü olsa bile özensizlikten söz edilemeyeceğini kabul eder.
TTK m.369/1’e göre yönetim kurulu üyeleri ve yönetimle görevli üçüncü kişiler, görevlerini tedbirli bir yöneticinin özeniyle yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini dürüstlük kurallarına uyarak gözetmek yükümlülüğü altındadır. Limited şirkette m.626/1 aynı yükümlülüğü müdürler için “tüm özeni göstererek” ifadesiyle düzenler. Madde gerekçesi ölçüyü iki yönden açıklar. Birincisi, ölçünün nesnel olmasıdır: yöneticinin kendi işlerinde gösterdiği özen yeterli değildir; benzer işletmelerde yönetim kurulu üyelerinden beklenebilen ve işin gerektirdiği özen esas alınır. İkincisi, gerekçe “tedbirli yönetici ölçüsünün, yönetim kurulu üyesinin kurumsal yönetim ilkelerine uygun olarak ‘işadamı kararı’ verilebileceğini kabul ettiğini” belirtir ve şu sonuca varır: duruma uygun araştırmalar yapılıp ilgililerden bilgiler alınıp yönetim kurulunda karar verilmişse, gelişmeler aksi yönde olsa ve şirket zarar görse bile özensizlikten söz edilemez.
Bu gerekçe, Anglo-Amerikan hukukundaki business judgment rule yaklaşımının Türk hukukundaki karşılığı olarak yorumlanır. Kanun metninde bu adla bir hüküm yoktur; ancak mahkemeler özen ölçüsünü uygularken gerekçeyi ve bu yaklaşımı dikkate alır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.05.1986 tarihli, 1986/2998 E., 1986/3161 K. sayılı kararı, yayımlanmış özetlere göre, yöneticilerin kişisel çıkar gözetmeden, şirket yararına ve iyi niyetle hareket ettiği durumlarda, şirketlerin her zaman kâr edemeyeceği gerekçesiyle sorumluluğu reddeder. Bu yaklaşım, fon krizinde yöneticinin en güçlü savunma çizgisidir. Mahkeme kararın sonucunu değil, karar anındaki bilgiyle nasıl verildiğini inceler. Sonradan bakıldığında kolayca görülen riskler, karar anında makul bir yönetici tarafından görülebilir miydi? Soru budur.
İş kararı savunmasının unsurları: mahkeme neye bakar?
| Unsur | Ne anlama gelir? | Fon yatırımında karşılığı | Dayanak |
|---|---|---|---|
| Bilgiye dayalı karar | Duruma uygun araştırma yapılmış, ilgililerden bilgi alınmış olması | İzahname, yatırımcı bilgi formu, risk değeri, alternatif ürünler ve teklifler incelenmiş | TTK m.369 gerekçesi |
| Usulüne uygun karar | Kararın yetkili organda, kurallara uygun biçimde alınması | Yönetim kurulu veya müdürler kurulu kararı; yetki devri varsa iç yönergeye uygunluk | TTK m.367, m.390, m.375/1-c |
| Çıkar çatışması yokluğu | Kararı verenin şirket dışı kişisel menfaatinin bulunmaması | Fonu satan veya kuran kuruluşla komisyon, akrabalık veya ortaklık bağı yok | TTK m.393 |
| İyi niyet ve şirket menfaati | Kararın şirketin menfaati gözetilerek, dürüstlük kuralına uygun verilmesi | Atıl nakdin getirisi amaçlanmış; nakit ihtiyacı gözetilmiş | TTK m.369/1 |
| Makullük | Kararın, benzer işletmelerdeki yöneticilerden beklenen özen ölçüsünde savunulabilir olması | Tutar, vade ve yoğunlaşma şirketin büyüklüğü ve nakit planıyla orantılı | TTK m.369 gerekçesi |
| Belgelenme | Yukarıdaki unsurların karar anındaki belgelerle gösterilebilmesi | Karar defteri, yazışmalar, nakit akış tablosu, banka formları | TTK m.82, m.390/5 |
Tablodaki unsurlar birbirini tamamlar. Bilgiye dayanan ama çıkar çatışması içeren bir karar korunmaz. Çıkar çatışması içermeyen ama yetkisiz verilen bir karar da korunmayabilir. Savunmanın ağırlığı, bu unsurların her birinin belgeyle gösterilebilmesine bağlıdır. Özen yükümlülüğü sonucu değil süreci denetler; ama süreç ancak iz bırakmışsa denetlenebilir.
Fon Yatırımına Uygulama: Hangi Karar Savunulabilir?
Kısa cevap: SPK tarafından onaylanmış izahnamesi olan bir fona atıl nakit yatırmak, olağan bir nakit yönetimi kararıdır. Savunmayı zayıflatan, kısa vadeli ihtiyaç nakdinin yatırılması, tek fonda yoğunlaşma, açıklanamayan yüksek getiri, ürünün hiç incelenmemesi ve yatırımın gizlenmesidir.
Şirket nakdinin para piyasası fonları, borçlanma araçları fonları veya başka yatırım fonlarında değerlendirilmesi, Türkiye’de uzun süredir yaygın bir hazine uygulamasıdır. Bu fonlar SPK düzenlemesine tabidir; izahname ve yatırımcı bilgi formu yayımlar; saklama ve değerleme kuralları vardır. Bu nedenle bir yöneticinin, sistemin güvenilirliğine makul biçimde güvenmesi kural olarak özensizlik sayılmaz. 17 Eylül 2026’da SPK’nın işleme kapatma ve tasfiye kararlarıyla ortaya çıkan zarar, fonu yöneten kuruluşun eylemlerinden veya düzenleyici bir müdahaleden kaynaklanıyorsa, yöneticinin kararı ile zarar arasındaki illiyet bağı ayrıca tartışılır. m.553/3 de hiç kimsenin kontrolü dışında kalan kanuna veya esas sözleşmeye aykırılıklar veya yolsuzluklar sebebiyle sorumlu tutulamayacağını düzenler. Bu hüküm öncelikle şirket içindeki aykırılıklar için yazılmıştır; yine de yöneticiye, kontrol edemeyeceği gelişmelerin sonucunun yüklenemeyeceği fikrini yansıtır.
Ancak her fon yatırımı aynı değildir. Diğer ortakların hakları yazımızda ortakların bakış açısından ele aldığımız ölçütler, yönetici için savunma hazırlığının da haritasıdır. Aşağıdaki tablo, mahkemenin veya bilirkişinin kararı değerlendirirken dikkate alacağı göstergeleri iki yönüyle gösterir. Göstergelerin hiçbiri tek başına sonucu belirlemez; dosya, bunların birlikte değerlendirilmesiyle şekillenir.
Fon yatırımı kararında savunmayı güçlendiren ve zayıflatan göstergeler
| Konu | Savunmayı güçlendirir | Savunmayı zayıflatır |
|---|---|---|
| Yatırılan para | Faaliyet için kısa vadede gerekmeyen atıl nakit | Maaş, vergi, SGK primi ve kredi taksiti için ayrılmış nakit |
| Yoğunlaşma | Birden fazla ürüne ve kurucuya dağıtılmış yatırım | Nakdin tamamının veya büyük kısmının tek fonda tutulması |
| Getiri beklentisi | Piyasa faizine yakın, açıklanabilir getiri | Benzer ürünlerin çok üzerinde, açıklaması yapılamayan getiri |
| Ürün bilgisi | İzahname, risk değeri ve portföy dağılımı okunmuş; sorular yazılı sorulmuş | Ürün yalnızca adı ve geçmiş getirisiyle seçilmiş |
| Karar süreci | Kurul kararı veya yazılı nakit yönetimi politikası; limitler belirlenmiş | Yetkisi olmayan bir çalışanın veya tek yöneticinin kararı; yazılı iz yok |
| Menfaat | Yöneticinin fonla hiçbir kişisel bağı yok | Komisyon, ilişkili kurucu, yöneticinin kendi parasını önce çekmesi |
| Raporlama | Yatırım düzenli olarak kurula ve ortaklara raporlanmış, tablolarda görünür | Yatırım ortaklardan ve kuruldan gizlenmiş |
| Kriz sonrası | Hızlı tespit, tasfiye ve hak arama adımları, sigortacıya bildirim | Hareketsizlik, belge kaybı, bilginin saklanması |
İki gösterge ayrıca açıklama gerektirir. Birincisi nitelikli yatırımcı beyanıdır. Serbest fonlar yalnızca nitelikli yatırımcılara satılır ve şirket adına bu beyanı imzalayan yönetici, ürünün geniş yatırım serbestisi olan, daha riskli bir ürün olduğunu kabul etmiş sayılabilir. Bu beyan, yöneticinin aleyhine kullanılabilir; ancak beyanın banka tarafından hazır form olarak önüne konması, ürünün niteliğinin açıklanmaması veya şirketin gerçekte profesyonel bir yatırımcı olmaması durumunda, bu durum hem yöneticinin savunmasında hem şirketin bankaya karşı davasında ileri sürülebilir. İkincisi getiri anomalisidir. Benzer ürünlerin çok üzerinde bir getirinin sorgulanmadan kabul edilmesi, tedbirli bir yöneticiden beklenen araştırmanın yapılmadığı yönünde bir izlenim yaratabilir. Getirinin nasıl açıklandığını gösteren yazışmalar, bu yüzden önemlidir.
Kararın hangi tarihte verildiği de önemlidir. Yöneticinin özeni, karar anındaki bilgiye göre değerlendirilir. Fona yatırım yapıldıktan sonra ortaya çıkan olumsuz haberler, kararı geriye dönük olarak kusurlu hâle getirmez; ama yöneticinin bu haberlerden sonra ne yaptığı ayrıca incelenir. Yatırımı izleme ve gerektiğinde çıkma kararı vermek de özen yükümlülüğünün parçasıdır. Uyarı işaretlerine rağmen hiçbir değerlendirme yapılmamışsa, kusur tartışması ilk karardan değil, bu hareketsizlikten başlayabilir.
Çıkar Çatışması: Savunmayı Bitiren Unsur
Kısa cevap: Yönetim kurulu üyesi, kendisinin veya yakınlarının şirket dışı kişisel menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulardaki müzakerelere katılamaz (TTK m.393/1). Fonu satan veya kuran kuruluşla kişisel bir bağ varsa, iş kararı savunması büyük ölçüde işlevini yitirir.
m.393/1’e göre yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulardaki müzakerelere katılamaz. Üye, kurulun bilmediği bir çatışmayı açıklamakla da yükümlüdür. m.393/2, bu hükümlere aykırı davranan üyeyi ve çatışma nesnel olarak varken ve biliniyorken itiraz etmeyen veya katılım yönünde karar alan üyeleri de şirketin zararından sorumlu tutar. m.393/3 uyarınca müzakereye katılmama sebebi ve ilgili işlemler karara yazılır.
Fon dosyasında çıkar çatışması birkaç biçimde ortaya çıkabilir. Fonun kurucusu olan portföy yönetim şirketinde yöneticinin veya bir yakınının ortaklığı ya da görevi bulunabilir. Fonu satan kuruluştan yöneticiye veya yakınına komisyon, prim ya da başka bir menfaat sağlanmış olabilir. Yönetici kendi kişisel yatırımını aynı fonda tutarken şirketten önce çıkmış olabilir. Bu sonuncusu özellikle ağırdır. Yöneticinin kendi parasını da aynı fonda tutması, kural olarak iyi niyetin göstergesidir. Ancak şirketin parası fonda kalırken yöneticinin kendi parasını çekmesi, şirket menfaatinin kişisel menfaate feda edildiği izlenimini yaratır. Halka açık ortaklıklarda ilişkili taraflarla emsallerine aykırı işlemler ayrıca örtülü kazanç aktarımı yasağına tabidir (SPKn m.21). Bağımsız üyelerin ilişkili taraf işlemlerindeki rolü için bağımsız yönetim kurulu üyesi yazımıza bakılabilir.
Bir bağ varsa en doğru yol, bunu zamanında açıklamaktır. Açıklanmış, karara yazılmış ve ilgili üyenin müzakereye katılmadığı bir karar, gizlenmiş bir bağdan çok farklı değerlendirilir. Kriz başladıktan sonra ortaya çıkan gizli bir bağ, hem hukuk davasında hem olası bir ceza soruşturmasında yöneticinin aleyhine ağır bir delil olur.
Yetki: Karar Sizin Yetkinizde miydi?
Kısa cevap: Yönetim, esas sözleşmedeki bir hükme dayanan iç yönergeyle devredilmemişse bütün yönetim kurulu üyelerine aittir (TTK m.367). Usulüne uygun devirde devreden, seçimde makul özen göstermediği ispat edilmedikçe devralanın kararlarından sorumlu olmaz (m.553/2). Yetkisiz verilen bir karar, savunmanın en zayıf halkasıdır.
TTK m.367/1’e göre yönetim kurulu, esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre yönetimi kısmen veya tamamen bir veya birkaç üyeye ya da üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabilir. Devredilmediği takdirde yönetim, yönetim kurulunun tüm üyelerine aittir (m.367/2). Bazı görevler ise hiç devredilemez. m.375/1-c, muhasebe, finans denetimi ve şirketin yönetiminin gerektirdiği ölçüde finansal planlama için gerekli düzenin kurulmasını yönetim kurulunun devredilemez görevleri arasında sayar. Limited şirkette m.625/1-c aynı görevi müdürlere verir. Bu, şirketin nakit yönetimi politikasını ve sınırlarını belirlemenin kurulun işi olduğu anlamına gelir. Tek tek yatırım kararları devredilebilir; ama çerçeveyi kurmak kurulun sorumluluğunda kalır.
Usulüne uygun bir devirde, m.553/2 devredeni korur: görev ve yetkiyi kanuna dayanarak başkasına devreden organ veya kişiler, devralanların seçiminde makul derecede özen göstermedikleri ispat edilmedikçe, onların fiil ve kararlarından sorumlu olmaz. Devredenin yükümlülüğü yine de sona ermez. m.375/1-e uyarınca yönetimle görevli kişilerin kanunlara, esas sözleşmeye, iç yönergelere ve kurulun yazılı talimatlarına uygun hareket edip etmediğinin üst gözetimi kurulda kalır. Bu nedenle devir savunması, iki belgeyle kurulur: usulüne uygun bir iç yönerge ve kurulun bu kişileri düzenli olarak gözettiğini gösteren raporlar.
Kararı bir finans müdürü veya hazine sorumlusu vermişse ve bu kişi yönetim kurulu üyesi ya da m.367 anlamında yönetim devralan bir yönetici değilse, sorumluluğu çoğu zaman iş sözleşmesi çerçevesinde değerlendirilir. TBK m.400’e göre işçi, işini yaparken kusuruyla işverene verdiği her türlü zarardan sorumludur; bu sorumluluğun belirlenmesinde işin tehlikeli olup olmadığı, uzmanlık ve mesleki eğitim gerektirip gerektirmediği ve işçinin işverence bilinen veya bilinmesi gereken yetenek ve nitelikleri göz önünde tutulur. Böyle bir durumda kurulun sorumluluğu, bu kişinin seçimi, talimatlandırılması ve gözetimi üzerinden tartışılır. İmza sirkülerinde yetkisi bulunmayan bir kişinin bankaya talimat vermesi, ayrıca bankanın talimatı nasıl kabul ettiği sorusunu da doğurur.
Yetkiyi belgelemek: Kararın yetki zinciri, iç yönerge, imza ve emir kayıtları üzerinden nasıl çıkarılacağı şirket içi inceleme rehberi yazımızda ele alındı.
Diğer Kurul Üyeleri: Farklılaştırılmış Teselsül ve Karşı Oy
Kısa cevap: Aynı zarardan birden çok kişi sorumluysa her biri, kusuruna ve durumun gereklerine göre zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde müteselsilen sorumludur (TTK m.557/1). Karara karşı oy veren ve gerekçesini yazdıran, bilgi isteyen ve itiraz eden üye, bu ölçüyü kendi lehine kullanabilir.
6762 sayılı eski Kanun döneminde yönetim kurulu üyeleri zarardan birlikte ve tam olarak sorumlu tutulabiliyordu. 6102 sayılı TTK m.557 bu yaklaşımı değiştirdi. Maddeye göre birden çok kişinin aynı zararı tazminle yükümlü olması hâlinde, her biri kusuruna ve durumun gereklerine göre, zarar şahsen kendisine yükletilebildiği ölçüde diğerleriyle birlikte müteselsilen sorumlu olur. Davacı birden çok sorumluyu zararın tamamı için birlikte dava edebilir ve hâkimden her birinin tazminat borcunu ayrı ayrı belirlemesini isteyebilir (m.557/2). Sorumlular arasındaki rücu ilişkisini de hâkim belirler (m.557/3). Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.06.2021 tarihli, 2019/4815 E., 2021/4664 K. sayılı kararı da, yayımlanmış özetlerde bu ilkeye ilişkin olarak anılır.
Bu hüküm, yatırım kararına katılmayan, kararı sonradan öğrenen veya karşı çıkan üye için önemlidir. İcracı olmayan bir üyenin, hazine işlemlerinden haberdar edilmediği ve makul olarak haberdar olamayacağı durumlarda payı sınırlı kalabilir. Ancak bu koruma kendiliğinden işlemez. Üyenin, m.392’deki haklarını kullandığını göstermesi gerekir. Her yönetim kurulu üyesi şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir, soru sorabilir ve inceleme yapabilir. Kurul toplantılarında bu istem reddedilemez. Toplantı dışındaki istemleri başkan reddederse konu iki gün içinde kurula getirilir; kurul toplanmaz veya reddederse üye asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Bu haklar esas sözleşmeyle kısıtlanamaz (m.392/6).
Uygulamada koruyucu olan, kurul kararına karşı oy verip gerekçesini karara yazdırmaktır. Yazılı bir karşı oy, üyenin karara katılmadığını ve riskleri dile getirdiğini gösteren en güçlü belgedir. Karar elden dolaştırma yoluyla alınıyorsa (m.390/4), onay vermemek ve itiraz gerekçesini yazılı bildirmek aynı işlevi görür. Kararın geçerliliği yazılı ve imzalı olmasına bağlıdır (m.390/5); bu yüzden karar defterinin düzenli tutulması hem şirket hem üyeler için önemlidir.
Limited Şirket Müdürü İçin Farklar
Kısa cevap: Limited şirket müdürünün sorumluluğu, TTK m.644/1-a yollamasıyla anonim şirket hükümlerine (m.553 ve m.554-561) tabidir. Önemli bir fark vardır: şirket sözleşmesi bazı kararların genel kurul onayına sunulmasını öngörebilir; ancak genel kurulun onayı müdürün sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve sınırlandırmaz (m.625/2).
Limited şirketlerde fon kararını çoğu zaman tek müdür, sıklıkla da aynı zamanda ortak olan bir müdür verir. Bu durum sorumluluk ilişkisini kendine özgü kılar. m.625/2, şirket sözleşmesinde müdürlerin aldıkları belirli kararları ve münferit sorunları genel kurulun onayına sunmalarının öngörülebileceğini düzenler. Aynı fıkra, genel kurulun onayının müdürlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını ve sınırlandırmadığını, TBK m.51 ve m.52 hükümlerinin saklı olduğunu belirtir. TBK m.52/1, zarar görenin zararı doğuran fiile razı olması veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olması hâlinde hâkimin tazminatı indirebileceğini veya kaldırabileceğini düzenler. Bu nedenle ortakların bilerek onay vermesi, sorumluluğu kendiliğinden kaldırmasa da, tazminatın belirlenmesinde müdürün lehine değerlendirilebilecek bir unsurdur.
Anonim şirket yönetim kurulu üyesi ve limited şirket müdürü: farklar
| Konu | Anonim şirket | Limited şirket |
|---|---|---|
| Özen yükümlülüğü | Tedbirli bir yöneticinin özeni (TTK m.369/1) | Tüm özeni göstererek yerine getirme (TTK m.626/1) |
| Sorumluluk hükümleri | TTK m.553-561 | TTK m.644/1-a yollamasıyla m.553 ve m.554-561 |
| Devredilemez finans görevi | Finansal planlama için gerekli düzenin kurulması (m.375/1-c) | Muhasebe, finansal denetim ve finansal planlamanın oluşturulması (m.625/1-c) |
| Genel kurul onayı | Yönetim kurulunun devredilemez yetkileri genel kurula aktarılamaz | Şirket sözleşmesi onay öngörebilir; onay sorumluluğu kaldırmaz ve sınırlamaz, TBK m.51 ve m.52 saklıdır (m.625/2) |
| Görevden alma | Genel kurul kararıyla (m.364) | Genel kurul kararıyla (m.630/1); haklı sebeple her ortak mahkemeden yetkinin kaldırılmasını isteyebilir (m.630/2) |
| İbrada oy yasağı | Yönetim kurulu üyeleri ve imza yetkili yöneticiler kendi paylarıyla ibrada oy kullanamaz (m.436/2) | Herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış olanlar müdürlerin ibrasında oy kullanamaz (m.619/1) |
Tek ortaklı ve tek müdürlü bir şirkette, şirkete karşı sorumluluk davası pratikte gündeme gelmez. Burada risk alacaklılardan ve kamu idaresinden gelir. Şirketin alacaklıları doğrudan zararlarını ileri sürebilir; şirket iflas ederse iflas idaresi şirketin zararını talep edebilir. Vergi ve SGK borçlarında kanuni temsilcinin sorumluluğu ise ayrı bir rejimdir. Müdürün yetkilerinin kaldırılması ve diğer ortakların hakları diğer ortakların hakları yazımızda ayrıntılı anlatıldı.
İbra: Koruma mı, Tuzak mı?
Kısa cevap: Genel kurulun ibra kararı, yalnızca açıklanan maddi olaylar bakımından ve yalnızca şirket, ibraya olumlu oy veren ve ibrayı bilerek pay edinen pay sahipleri bakımından dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin hakkı altı ayda düşer. Alacaklıları bağlamaz. Fon maruziyetini genel kurula açıkça anlatmayan yönetici, ibranın korumasından yararlanamaz.
TTK m.558/2’ye göre genel kurulun sorumluluktan ibraya ilişkin kararı, ibranın kapsadığı açıklanan maddi olaylara ilişkin olarak şirketin, ibraya olumlu oy veren ve ibra kararını bilerek payı iktisap etmiş olan pay sahiplerinin dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin dava hakları ibra tarihinden itibaren altı ay geçmesiyle düşer. m.558/1’e göre ibra kararı sonradan genel kurul kararıyla kaldırılamaz; iptal davası hakkı (m.445) saklıdır. İbra kararına karşı iptal davası, karar tarihinden itibaren üç ay içinde açılır.
Yönetici açısından bundan üç sonuç çıkar. Birincisi, ibra ancak açıklanan olaylar için koruma sağlar. Genel kurulda fon yatırımının tutarı, kararın nasıl alındığı ve kriz sonrası atılan adımlar açıkça anlatılmalı ve tutanağa geçirilmelidir. “Faaliyetler olağan seyrinde yürütüldü” gibi genel bir anlatım, fon kararını ibranın kapsamına sokmayabilir. İkincisi, yönetim kurulu üyeleri ve imza yetkili yöneticiler, kendi paylarından doğan oy haklarını yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda kullanamaz (m.436/2). Limited şirkette herhangi bir şekilde yönetime katılmış olanlar müdürlerin ibrasında oy kullanamaz (m.619/1). Çoğunluk payı elinde olan yönetici, kendi ibrasını kendi oyuyla sağlayamaz. Üçüncüsü, ibra şirket alacaklılarının haklarını etkilemez; m.558 alacaklıları saymaz.
İbranın bir tuzak yönü de vardır. Genel kurulda ibraya olumsuz oy veren pay sahibi, altı ay içinde dava açabilir. Yöneticinin kendi lehine, genel kurul tarihini ve açıklamanın içeriğini doğru planlaması gerekir. Fon kararını gizleyerek alınan bir ibra, hem hukuken koruma sağlamaz hem de pay sahipleriyle güveni sarsar. Kooperatiflerde benzer sorunlar kooperatifin parası fonda kaldı yazımızda ele alındı.
Pay sahiplerinin araçları: Genel kurulda fon yatırımına ilişkin soru listesi, özel denetim önergesi ve ibraya ret metni özel denetim talebi dilekçesi örneği yazımızda verildi.
Vergi, SGK ve Kamu Alacakları: Kanuni Temsilci Olarak Risk
Kısa cevap: Şirketin nakdi fonda kilitli olduğu için vergi veya SGK borcu ödenemezse, bu alacaklar şirketten tahsil edilemediğinde kanuni temsilciye yönelebilir (VUK m.10; 6183 mükerrer m.35; 5510 m.88). Bu riski azaltmanın en etkili yolu, borcu vadesinde beyan etmek ve ödeme yapılamıyorsa tecil ve taksitlendirme istemektir.
VUK m.10’a göre tüzel kişilerin vergi ödevleri kanuni temsilcileri tarafından yerine getirilir; bu ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35. maddesi ise tüzel kişilerin malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının kanuni temsilcilerin şahsi malvarlıklarından tahsil edileceğini düzenler. Bu maddeye 5766 sayılı Kanunla eklenen beşinci ve altıncı fıkralar Anayasa Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli, E.2014/144, K.2015/29 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. SGK primleri bakımından 5510 m.88, kanuni temsilcileri primlerin süresinde ödenmemesinden işverenle birlikte sorumlu tutar.
Kamu alacakları bakımından yöneticinin kişisel riski
| Alacak | Yönetici ne zaman sorumlu? | Dayanak | Riski azaltan adım |
|---|---|---|---|
| Vergi ve buna bağlı alacaklar | Vergi ödevlerinin yerine getirilmemesi yüzünden şirketten tamamen veya kısmen alınamayan tutar için | VUK m.10 | Beyannameyi süresinde verin; ödeme yapılamıyorsa tecil isteyin |
| Amme alacakları | Şirketten tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları için kanuni temsilci olarak | 6183 mükerrer m.35 | 6183 m.48 uyarınca tecil ve taksitlendirme başvurusu |
| SGK primleri | Primlerin süresinde ödenmemesi hâlinde işverenle birlikte | 5510 m.88 | Yapılandırma veya tecil imkânını araştırın; ödeme önceliği belirleyin |
| Ceza ve fer’iler | Asıl alacağa bağlı fer’iler de kapsamda olabilir | VUK m.10; 6183 mükerrer m.35 | Ödeme planını yazılı yapın, yazışmaları saklayın |
Bu rejimde kilit nokta, sıradır. Kamu alacağı önce şirketten istenir; kanuni temsilciye ancak şirketten tahsil edilemediğinde veya edilemeyeceği anlaşıldığında gidilir. Fon krizinde şirketin malvarlığı yok değildir; sadece kilitlidir. Bu nedenle erken hareket etmek önemlidir. 6183 m.48 uyarınca tecil ve taksitlendirme başvurusu, hem şirketin borcunu yönetilebilir kılar hem de kanuni temsilci sorumluluğunun doğmasını önleyebilir. Ayrıntılar param fonda kilitli, vergi ve SGK borcumu ödeyemiyorum ve kanuni temsilcinin vergi sorumluluğu yazılarımızdadır.
Ceza Hukuku Boyutu: Kast Olmadan Suç Yok
Kısa cevap: İyi niyetle verilmiş ama kötü sonuçlanmış bir yatırım kararı suç değildir. Güveni kötüye kullanma kasıt gerektirir ve taksirle işlenmesi cezalandırılmaz. Ceza riski, kişisel menfaat, gizleme veya kayıtların gerçeğe aykırı tutulması gibi unsurlar varsa doğar.
TCK m.22/1’e göre taksirle işlenen fiiller, ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır. Güveni kötüye kullanma suçu (TCK m.155) kasten işlenebilen bir suçtur; özensiz ama iyi niyetli bir yatırım kararı bu suçu oluşturmaz. Halka açık ortaklıklarda ise SPKn m.110, ortaklık yöneticilerinin belirli güveni kötüye kullanma fiillerini ve örtülü kazanç aktarımı yoluyla ortaklığı zarara uğratmayı ayrıca düzenler. Bu hükümler de kasıt arar. Finansal tabloların gerçeğe aykırı düzenlenmesi ise ayrı bir risk alanıdır (SPKn m.112). Fon maruziyetini kayıtlarda gizlemek, iyi niyetli bir kararı ceza dosyasına dönüştürebilir.
Fon soruşturması kapsamında şirket yöneticileri çoğu zaman şüpheli olarak değil, şirket adına şikâyetçi veya tanık olarak dinlenir. Bu durumda şirketin belgelerini düzenli biçimde sunmak ve beyanları yönetim kurulu kararıyla uyumlu tutmak önemlidir. İfadeye nasıl hazırlanılacağı fon soruşturmasında mağdur olarak ifadeye çağrıldım yazımızda anlatıldı.
Yönetici Sorumluluk Sigortası (D&O)
Kısa cevap: Yönetici sorumluluk sigortası kanunen zorunlu değildir. Varsa, poliçedeki bildirim süresi içinde sigortacıya yazılı bildirim yapmak, teminattan yararlanmanın ön şartıdır. Kasıtlı eylemler ve cezalar genellikle teminat dışıdır.
TTK m.361, yönetim kurulu üyelerinin görevlerini yaparken kusurlarıyla şirkete verebilecekleri zararın, şirket sermayesinin yüzde yirmi beşini aşan bir bedelle sigorta ettirilmesi hâlinde bunun halka açık şirketlerde SPK’nın ve paylar borsada işlem görüyorsa borsanın bülteninde duyurulacağını ve kurumsal yönetim ilkelerine uygunluk değerlendirmesinde dikkate alınacağını düzenler. Aynı ilke Kurumsal Yönetim Tebliği (II-17.1) ekindeki 4.2.8 numaralı ilkede de yer alır. Hüküm sigortayı zorunlu kılmaz; ama yaygınlaşmasını teşvik eder.
Şirketinizde böyle bir poliçe varsa, fon krizi bir “hasar ihtimali” olarak değerlendirilmelidir. Poliçelerin çoğu, talebin poliçe döneminde ileri sürülmesini ve sigortacıya belirli bir süre içinde bildirilmesini şart koşar. Ortakların yazılı bilgi talebi, özel denetim istemi veya bir ihtarname, poliçeye göre “talep” sayılabilir. Bildirimin geç yapılması teminatı tehlikeye atabilir. Poliçe şartları ve istisnalar, poliçenin kendisinden kontrol edilmelidir; kasıtlı eylemler, cezalar ve bazı sözleşmesel yükümlülükler çoğu poliçede teminat dışıdır.
Sermaye Kaybı ve Borca Batıklık Kontrolü
Kısa cevap: Fondaki değer kaybı şirketin sermayesini aşındırıyorsa TTK m.376 devreye girer. Sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısı zarar sebebiyle karşılıksız kalırsa yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve iyileştirici önlemleri sunar. Borca batıklık şüphesinde ara bilanço çıkarılır ve gerekirse mahkemeye bildirim yapılır.
m.376/1’e göre son yıllık bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. Üçte iki kayıpta genel kurul sermayenin üçte biriyle yetinme veya sermayenin tamamlanması yönünde karar vermezse şirket kendiliğinden sona erer (m.376/2). Borca batıklık şüphesi varsa yönetim kurulu ara bilanço çıkarır; borca batıklık varsa mahkemeye bildirim, m.375/1-g ve m.376/3 uyarınca yönetim kurulunun devredilemez görevleri arasındadır.
Fon krizinde bu hükümler, ilk kararın sorumluluğundan ayrı ve yeni bir sorumluluk alanı açar. Fon kararı özenli olsa bile, sonrasında sermaye kaybını görmezden gelen veya borca batıklık bildirimini geciktiren yönetici, bu ikinci ihmalden dolayı sorumlu tutulabilir. Fon paylarının değerlemesi belirsizse, bu belirsizlik ara bilançoda açıklanmalı ve bağımsız denetçiyle birlikte değerlendirilmelidir. Konkordato ihtimali varsa konkordatoda yönetim kurulu sorumluluğu yazımıza bakılabilir.
Süreler, Görevli Mahkeme ve Arabuluculuk
Kısa cevap: Sorumluluk davası, zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde fiilden itibaren beş yıl içinde açılır (TTK m.560). Dava asliye ticaret mahkemesinde görülür; para alacağına ilişkin talepler için önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır (TTK m.5/A).
Süreler, görevli mahkeme ve dava şartı
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Tazminat zamanaşımı | Zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 5 yıl; fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suçsa o süre | TTK m.560 |
| İbranın etkisi | Açıklanan maddi olaylar bakımından şirketin, olumlu oy verenlerin ve ibrayı bilerek pay edinenlerin dava hakkı kalkar; diğer pay sahiplerinin hakkı 6 ayda düşer | TTK m.558/2 |
| İbra kararının iptali | Genel kurul kararına karşı iptal davası karar tarihinden itibaren 3 ay içinde | TTK m.445 |
| Yetkili mahkeme | Genel yetki kurallarının yanında şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesi | TTK m.561 |
| Dava şartı arabuluculuk | Konusu bir miktar para olan ticari tazminat taleplerinde dava açmadan önce arabulucuya başvuru | TTK m.5/A |
| Defter ve belge saklama | Ticari defterler, finansal tablolar ve belgeler 10 yıl saklanır | TTK m.82 |
Yönetici açısından sürelerin iki anlamı vardır. Birincisi, kendisine karşı açılabilecek davanın ne zamana kadar gündemde kalacağıdır. İkincisi, şirketin fonu satan kuruluşa ve kurucuya karşı haklarının süresidir. Yöneticinin, şirket adına bu hakları zamanında kullanmaması da ayrı bir özen eksikliği olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle şirketin kendi talepleri için süreler de takvime işlenmelidir. Süre takibi için fon kilidi borç takvimi aracı kullanılabilir.
Adım Adım: Krizden Sonraki İlk Otuz Gün
- Maruziyeti yazılı olarak tespit edin. Hangi fon, hangi kurucu, kaç pay, alış tarihi ve maliyeti, son ilan edilen fiyat. Grup şirketlerinin maruziyetini de toplayın.
- Kurulu toplayın ve durumu karara bağlayın. Maruziyeti, nakit etkisini ve alınacak önlemleri gösteren bir yönetim kurulu kararı alın. Aşağıdaki taslak bir başlangıç noktasıdır.
- Belgeleri koruyun. E-postalar, banka talimatları, formlar ve karar defteri. Hiçbir belgeyi silmeyin veya değiştirmeyin; ticari defter ve belgeler on yıl saklanır (TTK m.82).
- Nakit planını yeniden yapın. Maaş, vergi, SGK ve kredi ödemelerini önceliklendirin; ödenemeyecek kamu borçları için tecil başvurusunu vadeden önce hazırlayın.
- Tasfiye sürecini izleyin. Tasfiye bankasına ve kurucuya şirketin haklarını yazılı bildirin; tasfiye ödemelerini ve SPK duyurularını takip edin.
- Şirketin haklarını değerlendirin. Fonu satan kuruluşa ve kurucuya karşı talepleri, zamanaşımı sürelerini ve delilleri bir hukukçuyla birlikte değerlendirin. Hak aramamak, ayrı bir özen eksikliği olarak görülebilir.
- Sigortacıya bildirim yapın. Yönetici sorumluluk poliçesi varsa, poliçedeki süre içinde yazılı bildirim yapın.
- Ortakları ve gerekirse kamuyu bilgilendirin. Ortaklara yazılı ve doğru bilgi verin. Halka açık şirketlerde özel durum açıklaması yükümlülüğünü değerlendirin.
- Sermaye durumunu kontrol edin. Değer kaybının TTK m.376 eşiklerine ulaşıp ulaşmadığını bağımsız denetçi veya mali müşavirle birlikte hesaplayın.
- Menfaat bağlarını açıklayın. Fonla veya satan kuruluşla herhangi bir bağınız varsa bunu kurula yazılı olarak bildirin ve ilgili kararlara katılmayın (m.393).
Savunma Dosyası: Belge Listesi
Yöneticinin savunması, karar anına ait belgelerle kurulur. Sonradan yazılan açıklamalar, karar anındaki belgelerin yerini tutmaz. Aşağıdaki liste, hem yöneticinin kendi savunmasına hem de şirketin fonu satan kuruluşa karşı davasına hizmet eder. Bankaya ve tasfiye bankasına gönderilecek yazılar için fon mağduru dilekçe oluşturucudaki ihtarname ve talep şablonları uyarlanabilir. KVKK başvurusu yalnızca gerçek kişilere ait veriler için kullanılır; şirket adına belge talebi, şirketin müşteri sıfatına dayanan yazılı bir taleple yapılır.
Yöneticinin savunma dosyası: toplanacak belgeler
| Belge | Neyi ispatlar? | Nereden temin edilir? |
|---|---|---|
| Yatırım kararı (kurul kararı, e-posta onayı, talimat) | Kararın kim tarafından, ne zaman ve hangi yetkiyle verildiğini | Karar defteri, e-posta sunucusu, banka talimat kayıtları |
| İzahname, yatırımcı bilgi formu, risk bildirim formu | Ürün hakkında bilgi edinildiğini ve riskin bilindiği ölçüyü | Banka veya aracı kurum, KAP fon sayfası |
| Uygunluk testi ve müşteri sınıflandırma belgeleri | Kuruluşun şirketi nasıl sınıflandırdığını ve ne tavsiye ettiğini | Banka veya aracı kurumdan şirket adına yazılı talep |
| Nakit akış tablosu ve bütçe | Yatırılan paranın atıl nakit olduğunu | Muhasebe kayıtları |
| Alternatif teklifler ve karşılaştırma | Kararın makul bir karşılaştırmaya dayandığını | Banka teklifleri, iç yazışmalar |
| Periyodik raporlar | Yatırımın gizlenmediğini, izlendiğini | Kurul sunumları, finansal tablolar, dipnotlar |
| Kriz sonrası yazışmalar | Zararı azaltmak için zamanında hareket edildiğini | KEP, noter, tasfiye bankası ve kurucu yazışmaları |
| Menfaat beyanı | Kişisel bağ ve komisyon bulunmadığını | Yöneticinin yazılı beyanı, ilişkili taraf listeleri |
Yönetim Kurulu Karar Taslağı
Aşağıdaki taslak, fon maruziyetinin kurulda değerlendirildiğini ve alınan önlemleri belgelemek içindir. Her şirketin durumuna göre uyarlanmalıdır. Kararın geçerliliği yazılı ve imzalı olmasına bağlıdır (TTK m.390/5).
Karar tarihi ve sayısı: […./…./2026] – [….] Toplantıya katılanlar: [Yönetim kurulu üyelerinin unvanları] Gündem: Şirketimizin, Sermaye Piyasası Kurulunun 17.09.2026 tarihli kararlarıyla işleme kapatılan ve tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarındaki yatırımlarının değerlendirilmesi ve alınacak önlemler
1. Şirketimizin [kurucu unvanı] tarafından kurulan [fon unvanı/kodu] fonunda [pay adedi] adet katılma payı bulunduğu, bu payların [alış tarihi/tarihleri] tarihinde [toplam maliyet] TL maliyetle edinildiği, son ilan edilen birim pay değerine göre tutarının [tutar] TL olduğu tespit edilmiştir.
2. Yatırım kararının […./…./20..] tarihli ve [….] sayılı yönetim kurulu kararı / [iç yönerge maddesi] uyarınca verilen yetki çerçevesinde alındığı; karar öncesinde [izahname, yatırımcı bilgi formu, alternatif teklifler] incelendiği; yatırılan tutarın şirketin [dönem] nakit akış planına göre faaliyetler için kısa vadede ihtiyaç duyulmayan nakit olduğu kayda geçirilmiştir.
3. Yönetim kurulu üyelerinden [unvan], fonun kurucusu veya fonu satan kuruluşla [herhangi bir kişisel bağı bulunmadığını / şu bağı bulunduğunu] beyan etmiş; [bağ varsa: TTK m.393 uyarınca bu gündem maddesinin müzakeresine katılmamıştır].
4. Maruziyetin şirketin nakit durumuna ve borç ödeme takvimine etkisi değerlendirilmiş; [vergi/SGK borçları için tecil başvurusu yapılmasına, kredi kuruluşlarıyla görüşülmesine] karar verilmiştir.
5. Şirketin haklarının korunması amacıyla tasfiye bankasına ve kurucuya yazılı bildirim yapılmasına, fonu satan kuruluştan şirkete ait müşteri belgelerinin istenmesine ve şirketin taleplerinin hukuki değerlendirmesinin yaptırılmasına karar verilmiştir.
6. [Varsa] Yönetici sorumluluk sigortası poliçesi kapsamında sigortacıya bildirim yapılmasına karar verilmiştir.
7. Değer kaybının TTK m.376 bakımından etkisinin bağımsız denetçi / mali müşavir ile birlikte değerlendirilmesine ve sonucun bir sonraki toplantıda kurula sunulmasına karar verilmiştir.
8. Gelişmelerin [her ay / her tasfiye ödemesinde] yönetim kuruluna raporlanmasına ve ortakların yazılı olarak bilgilendirilmesine karar verilmiştir.
[Karşı oy varsa: [Unvan] karara aşağıdaki gerekçeyle karşı oy vermiştir: ….]
[İmzalar]
Sık Yapılan Hatalar
- Kusurun yöneticide varsayıldığını düşünmek. 6335 sayılı Kanunla kusur karinesi kaldırıldı; kusuru kural olarak davacı ispat eder. Ancak bu, belgesiz savunmanın yeterli olduğu anlamına gelmez.
- Sonuca göre savunma yapmak. “Herkes aynı fona yatırdı” veya “SPK onaylıydı” tek başına yetmez. Kararın nasıl alındığını gösteren süreç belgeleri gerekir.
- Belgeleri sonradan düzenlemek. Karar defterine geriye tarihli kayıt eklemek veya e-postaları silmek, savunmayı çökertir ve ceza riski doğurabilir.
- Menfaat bağını saklamak. Sonradan ortaya çıkan bir bağ, iş kararı savunmasını işlevsiz kılar (m.393).
- Genel kurulda fon kararını anlatmadan ibra almak. İbra yalnızca açıklanan olayları kapsar (m.558/2).
- Kendi ibrasında oy kullanmak. Yönetim kurulu üyeleri ve imza yetkili yöneticiler kendi paylarıyla ibrada oy kullanamaz (m.436/2; limited şirkette m.619/1).
- Kamu borçlarını vadesinde yönetmemek. Ödenmeyen vergi ve primler kanuni temsilciye yönelebilir; tecil başvurusu vadeden önce yapılmalıdır.
- Sigortacıya bildirim yapmamak. Geç bildirim, yönetici sorumluluk sigortasının teminatını tehlikeye atar.
- Şirketin haklarını kullanmamak. Fonu satan kuruluşa karşı sürelerin kaçırılması, ayrı bir özen eksikliği olarak ileri sürülebilir.
- Sermaye kaybını görmezden gelmek. m.376 eşikleri aşıldıysa genel kurulun çağrılmaması yeni bir sorumluluk alanı açar.
Önemli Kavramlar
- Tedbirli yönetici özeni
- Yönetim kurulu üyesinden beklenen nesnel özen ölçüsü; benzer işletmelerde yönetim kurulu üyelerinden beklenebilen ve işin gerektirdiği özen (TTK m.369/1 ve gerekçesi).
- İş kararı savunması
- Duruma uygun araştırma yapılıp ilgililerden bilgi alınarak kurulda verilen bir kararda, sonuç kötü olsa bile özensizlikten söz edilemeyeceği yaklaşımı. Kanun metninde değil, m.369 gerekçesinde yer alır.
- Farklılaştırılmış teselsül
- Aynı zarardan birden çok sorumlu varsa, her birinin kusuru ve durumun gereklerine göre zararın kendisine yükletilebildiği ölçüde sorumlu olması (m.557).
- Dolaylı zarar
- Şirketin zararının pay sahibinin payına yansıması. Pay sahibi bu zarar için tazminatın yalnızca şirkete ödenmesini isteyebilir (m.555/1).
- Doğrudan zarar
- Şirket zararından bağımsız olarak pay sahibinin veya alacaklının kendi malvarlığında oluşan zarar.
- İbra
- Genel kurulun yöneticileri belirli bir dönemin faaliyetlerinden dolayı sorumluluktan kurtarma kararı. Yalnızca açıklanan olayları ve sınırlı kişileri bağlar (m.558).
- Kanuni temsilci
- Tüzel kişiyi kanunen temsil eden kişi. Vergi ve amme alacaklarında belirli şartlarla şahsen sorumludur (VUK m.10; 6183 mükerrer m.35).
- Yönetici sorumluluk sigortası
- Yöneticilerin görevleri sırasında kusurlarıyla verdikleri zarardan doğan tazminat yükümlülüklerini teminat altına alan isteğe bağlı sigorta (TTK m.361).
Şirketin bankaya karşı talebini yürütürken yatırım kararına katılmış yöneticinin durumunu da gözeten yönetim kurulu kararı örneği şirket adına bankaya ve aracı kuruma ihtarname örneği (profesyonel müşteri sınıflandırmasına itiraz) yazımızda yer alıyor.
Aynı konunun davacı ortak tarafından nasıl kurulduğunu görmek için ortağın müdüre karşı sorumluluk davası dilekçesi örneği yazımıza bakın.
Fona yatırım kararından sonra TTK m.376 yükümlülüklerinin doğup doğmadığını görmek için sermaye kaybı ve borca batıklık testi aracı (TTK m.376) kullanılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Şirket parasını fona yatırdım ve fon tasfiye edildi; zararı ben mi ödeyeceğim?
Kendiliğinden hayır. Sorumluluk için kanundan veya esas sözleşmeden doğan bir yükümlülüğün kusurla ihlali, zarar ve illiyet bağı gerekir (TTK m.553/1). Fonun zarar etmesi tek başına kusur değildir; kararın nasıl verildiği incelenir.
Kusurumu ben mi ispat etmeliyim, onlar mı?
Kural olarak davacı ispat eder. m.553/1’deki “kusursuz olduklarını ispat etmedikçe” ibaresi 6335 sayılı Kanunla çıkarıldı. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2019/310 K. sayılı kararı da bu yöndedir. Yine de kararınızı belgelerle savunmaya hazır olmalısınız.
İş kararı savunması nedir, beni korur mu?
TTK m.369 gerekçesi, duruma uygun araştırma yapılıp ilgililerden bilgi alınarak kurulda verilen bir kararda, gelişmeler aksi yönde olsa bile özensizlikten söz edilemeyeceğini belirtir. Kararınız bilgiye dayalı, usulüne uygun, çıkar çatışmasından arınmış ve belgelenmişse güçlü bir savunmadır.
Fonu banka önerdi; bu beni korur mu?
Bankanın önerisi, kararın bilgiye dayandığını gösteren bir unsurdur ama tek başına yeterli değildir. Önerinin nasıl yapıldığı, hangi belgelerin verildiği ve sizin neyi incelediğiniz önemlidir. Aynı belgeler, şirketin bankaya karşı davasında da kullanılır.
Nitelikli yatırımcı beyanını ben imzaladım; bu aleyhime mi?
Aleyhinize kullanılabilir; çünkü ürünün daha riskli olduğunun kabul edildiği şeklinde yorumlanabilir. Ancak beyanın hazır form olarak önünüze konduğu, ürünün niteliğinin açıklanmadığı durumlarda bu husus hem sizin savunmanızda hem şirketin bankaya karşı talebinde ileri sürülebilir.
Karara karşı oy verdim; yine de sorumlu olur muyum?
Gerekçeli karşı oy, kusurunuzun bulunmadığını gösteren güçlü bir belgedir. m.557 uyarınca her sorumlu, kusuru ve durumun gereklerine göre zararın kendisine yükletilebildiği ölçüde sorumludur. Karşı oyunuzu yazılı ve gerekçeli olarak karara geçirdiğinizden emin olun.
Kararı finans müdürümüz verdi; kurul üyeleri sorumlu mu?
Yönetim iç yönergeyle usulüne uygun devredilmişse, kurul üyeleri devralanın seçiminde makul özen gösterdikleri sürece onun kararlarından sorumlu olmaz (m.553/2). Ancak finansal planlama düzenini kurmak ve gözetim devredilemez görevlerdir (m.375/1-c, e). Finans müdürü çalışan ise sorumluluğu TBK m.400 çerçevesinde değerlendirilir.
Limited şirkette ortaklar kurulu onayladı; sorumluluğum kalktı mı?
Hayır. TTK m.625/2’ye göre genel kurulun onayı müdürlerin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz ve sınırlandırmaz; TBK m.51 ve m.52 saklıdır. Onay, tazminatın belirlenmesinde lehinize değerlendirilebilir.
Genel kurul beni ibra ederse dosya kapanır mı?
Kısmen. İbra yalnızca açıklanan olaylar için ve şirket ile ibraya olumlu oy veren, ibrayı bilerek pay edinen pay sahipleri bakımından dava hakkını kaldırır. Diğer pay sahiplerinin hakkı altı ayda düşer; alacaklılar bağlı değildir (m.558/2).
Kendi ibrama oy verebilir miyim?
Hayır. Yönetim kurulu üyeleri ve yönetimde görevli imza yetkili kişiler, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararlarda kendi paylarından doğan oy haklarını kullanamaz (m.436/2). Limited şirkette yönetime katılmış olanlar müdürlerin ibrasında oy kullanamaz (m.619/1).
Bana karşı dava ne zamana kadar açılabilir?
Zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her hâlde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl içinde. Fiil daha uzun ceza zamanaşımına tabi bir suç oluşturuyorsa o süre uygulanır (TTK m.560).
Şirketin vergi borcu ödenemezse benden istenir mi?
Şirketten tahsil edilemezse veya edilemeyeceği anlaşılırsa, kanuni temsilci olarak istenebilir (VUK m.10; 6183 mükerrer m.35). SGK primleri için 5510 m.88 benzer bir sorumluluk öngörür. Vadeden önce tecil ve taksitlendirme başvurusu bu riski azaltır.
Bu olay yüzünden ceza soruşturması açılabilir mi?
İyi niyetle verilmiş ama kötü sonuçlanmış bir yatırım kararı suç değildir; güveni kötüye kullanma kasıt gerektirir ve taksirle işlenmesi cezalandırılmaz (TCK m.22/1, m.155). Kişisel menfaat, gizleme veya kayıtların gerçeğe aykırı tutulması ise ceza riskini doğurur.
Yönetici sorumluluk sigortam varsa ne yapmalıyım?
Poliçedeki bildirim süresine dikkat ederek sigortacıya yazılı bildirim yapın. Ortakların bilgi talebi veya ihtarname poliçeye göre “talep” sayılabilir. Kasıtlı eylemler ve cezalar genellikle teminat dışıdır; poliçe şartlarını ayrıca inceleyin.
Kararınızı belgeyle savunalım
Savunma dosyası, yönetim kurulu kararı, genel kurul ve ibra hazırlığı, vergi ve SGK riskinin yönetimi ile şirketin bankaya karşı hakları için birlikte çalışalım. Hukukçular Evi Ankara: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın 💬 WhatsAppİlgili Rehberler
- Şirket iflas etti: yöneticiden veya ortaktan alacak alınır mı?
- Müdür şirket nakdini fona yatırdı: diğer ortakların hakları
- Yönetim kurulu ve yöneticilerin sorumluluğu (TTK m.549-561)
- Halka açık şirkette yönetim kurulu sorumluluğu
- Halka açık şirketin nakdi tasfiye edilen fonda
- Şirket hazinesi tasfiye edilen fonda
- Şirket fon zararını bankadan istemek
- Param fonda kilitli, vergi ve SGK borcumu ödeyemiyorum
- Kanuni temsilcinin vergi sorumluluğu
- Şirketimin parası fonda kilitli, kredimi ödeyemiyorum
- Kooperatifin parası fonda kaldı
- Riskin erken saptanması komitesi
- SPK savunma istem yazısı geldi
- Konkordatoda yönetim kurulu sorumluluğu
- Fon tasfiyesi hukuk rehberi


