11 Eylül 2026

Kamulaştırmasız El Atmada Geçici 6. Madde Rejimi: Uzlaşma Dava Şartı, Süreler ve AYM İptalleri (2942)

Kamulaştırmasız el atma dosyalarında ilk yapılacak iş, taşınmaza fiilen hangi tarihte el atıldığını tespit etmektir. Çünkü Türk hukukunda bu alan ikiye bölünmüştür: 9/10/1956 ile 4/11/1983 arasındaki el atmalar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesindeki özel rejime tabidir; bu tarihten sonraki el atmalar ise Yargıtay içtihadına dayanan genel rejimde kalır. İki rejim arasında dava şartı, dava türü, süre, ödeme usulü ve hatta harç bakımından derin farklar vardır. Bu rehber geçici 6. maddeyi, üzerindeki Anayasa Mahkemesi iptallerini ve 2026 tarihli son gelişmeyi ele alır.

2026’da düşen bir ayrıcalık. 2942 sayılı Kanunun Ek 4. maddesinin ikinci fıkrası, idarenin İcra ve İflas Kanununun 36. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını (tehir-i icra) talep etmesi hâlinde teminat gösterme zorunluluğu bulunmadığını öngörüyordu. Anayasa Mahkemesi 13/5/2026 tarihli ve E.2026/24, K.2026/106 sayılı kararıyla bu fıkrayı “kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden iptal etmiştir. Karar, idarenin hukuka aykırı fiilî el atmasından doğan alacakların tahsilini teminatsız biçimde geciktirmesinin mülkiyet hakkıyla bağdaşmadığı değerlendirmesine dayanmaktadır.

Taşınmazınıza kamulaştırma yapılmadan el mi atıldı?

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

İçindekiler

Neden 1956 ve 1983 Tarihleri

Geçici 6. maddedeki iki tarih rastgele seçilmemiştir. 9/10/1956, mülga 6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği tarihtir. 4/11/1983 ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun kabul tarihidir. Madde, bu iki tarih arasında kalan ve çoğu onlarca yıl önce gerçekleşmiş el atmaları özel bir tasfiye rejimine bağlar.

Bu dönemde el atılan taşınmazlar için hukuki dayanak uzun süre yalnızca içtihattı: kamulaştırmasız el atma sebebiyle dava açılabileceği, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16/5/1956 tarihli kararıyla kabul edilmişti. Kanun koyucu 2010 ve 2013 yıllarındaki düzenlemelerle bu alanı kanunla düzenleme yoluna gitti. Bugünkü metin, 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı Kanunla eklenip 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 21. maddesiyle değiştirilen hâlidir.

El atma tarihi neden bu kadar önemli? Dava şartı, dava türü, süreler, ödeme usulü ve harç rejimi tamamen bu tarihe bağlıdır. Uygulamada mahkemeler, harç ve vekalet ücretini belirleyebilmek için önce taşınmaza hangi gün, ay ve yılda el atıldığını tespit etmektedir. Bu nedenle dosyada keşif, tanık, hava fotoğrafı, imar ve tesis kayıtları gibi delillerle el atma tarihinin belirlenmesi ilk iştir. Fiilî ve hukuki el atma ayrımı için kamulaştırmasız el atmanın türleri rehberine bakılabilir.

Geçici 6. Maddenin Kapsamı

Maddenin birinci fıkrası kapsamı şöyle çizer: “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle, mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır.”

Unsurİçeriği
Zaman9/10/1956 – 4/11/1983 arası fiilî el koyma
KonuTaşınmazlar ve kaynaklar; kısmen, tamamen veya irtifak hakkı tesis edilerek
NitelikFiilen kamu hizmetine ayrılma veya kamu yararına bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılması
RızaMalikin rızası bulunmaması
TalepBedel talep edilmesi — madde bedel talebini düzenler

Maddenin bedel talebini düzenlediğine dikkat edilmelidir. Malikin taşınmazın iadesini ya da müdahalenin men’ini talep etmesi hâli ayrı bir tartışmadır; üzerinde kamu tesisi bulunan bir taşınmazda bu talebin kabul görmesi güçtür. Ecrimisil talebinin ayrı değerlendirilmesi için fiilî el atmada ecrimisil rehberine bakılabilir.

Uzlaşma: Dava Şartı

Birinci fıkranın son cümlesi, bu maddenin en belirleyici kuralıdır: “Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.”

Uzlaşma aşaması atlanırsa dava usulden reddedilir. Bu, geçici 6. madde kapsamındaki dosyaları 1983 sonrası el atmalardan ayıran en keskin farktır: 1983 sonrası fiilî el atmalarda uzlaşma dava şartı değildir, doğrudan dava açılabilir. 1956–1983 aralığındaki el atmalarda ise önce idareye başvurup uzlaşma sürecinin tüketilmesi zorunludur. Başvurunun usulü ve dilekçesi için geçici 6. madde uzlaşma başvurusu dilekçesi örneğine bakılabilir.

Süreç iki yoldan başlayabilir: idarenin daveti veya malikin müracaatı. Uygulamada neredeyse her zaman ikincisi işler; malik idareye yazılı başvuru yapar ve uzlaşma sürecini başlatır.

Tahmini Değerin Tespiti

İkinci fıkra, uzlaşmaya esas alınacak değerin nasıl belirleneceğini gösterir. Fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının idarenin daveti veya malikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değeri; Kanunun 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre teşkil edilen kıymet takdir komisyonu marifetiyle, taşınmazın el koyma tarihindeki nitelikleri esas alınmak ve Kanunun 11. ve 12. maddelerine göre hesaplanmak suretiyle tespit edilir.

ÖlçütHangi tarih esas alınır
Taşınmazın nitelikleri (arsa mı arazi mi, üzerinde ne var)El koyma tarihi
Değerin hesaplandığı tarih (uzlaşma aşamasında)İdarenin daveti veya malikin müracaat tarihi
Değerin hesaplandığı tarih (dava aşamasında)Dava tarihi
Bu ikili yapı dosyanın kaderini belirler. Nitelik el koyma tarihine, değer ise başvuru ya da dava tarihine göre belirlenir. Yani 1970’te tarla iken el konulan ve bugün şehrin ortasında kalan bir taşınmaz, bugünkü fiyatlarla ama tarla niteliğiyle değerlendirilir. Bilirkişi raporunda niteliğin hangi tarihe göre saptandığı, itiraz edilecek ilk noktadır. Değer ölçütleri için bedelin belirlenmesinde değerlendirme kriterleri ve bilirkişi ve değer ölçütleri rehberleri incelenmelidir.

Tespitten sonra, Kanunun 8. maddesinin üçüncü fıkrasına göre teşkil olunan uzlaşma komisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile talep sahibi uzlaşma görüşmelerine davet edilir. Kanun burada bir ayrıntı daha koyar: davet yazısında tahmini değer bildirilmez.

Uzlaşmanın Dört Yolu

Üçüncü fıkra, uzlaşmanın nakit dışındaki yollarını da sayar ve bunlara öncelik tanır:

YolİçeriğiSıra
Trampaİdareye ait bir taşınmazın verilmesiÖncelikli
Sınırlı ayni hakİdareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınmasıÖncelikli
İmar hakkıİmar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılmasıÖncelikli
Nakdi bedelYukarıdakilerin mümkün olmaması hâlinde nakdi bedel üzerinden uzlaşmaİkincil

Kanunun kurduğu sıralama dikkat çekicidir: nakit ödeme, diğer üç yolun mümkün olmaması hâline bırakılmıştır. Malik açısından bunun anlamı, idarenin nakit yerine taşınmaz veya imar hakkı önerebilmesidir. Teklif edilen taşınmazın değeri, konumu ve imar durumu ayrıca incelenmeden kabul edilmemelidir.

Uzlaşılan bedel bakımından da bir esneklik vardır: uzlaşılan bedel, bütçe imkânları dâhilinde sonraki yıllara sâri olacak şekilde taksitli olarak da ödenebilir. Taksitli ödeme süresince 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.

Uzlaşma Görüşmeleri ve Tutanak

Dördüncü fıkraya göre uzlaşma görüşmeleri, hukuki veya fiilî engel bulunmadığı takdirde davete icabet tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır ve uzlaşmaya varılıp varılmadığı, malik veya temsilcisi ile komisyon üyeleri tarafından imzalanan bir tutanağa bağlanır.

Görüşmelerde söylenenler dosyanıza karşı kullanılamaz. Aynı fıkra açık bir güvence getirir: “Bu tutanak ile uzlaşma görüşmelerine ilişkin bilgi ve belgeler, açılacak davalarda taraflar aleyhine delil teşkil etmez.” Bu hüküm, malikin uzlaşma aşamasında kabul ettiği bir rakamın davada aleyhine kullanılmasını engeller. Uzlaşma aşamasında yapılan pazarlık, dava aşamasında bağlayıcı değildir.

Uzlaşmaya varılması hâlinde; üzerinde uzlaşılan hakkın türünü, tanınma şart ve usullerini, nakdi ödemede bulunulacaksa miktarını ve ödeme şartları ile taşınmazların tesciline veya terkinine dair muvafakati de ihtiva eden bir sözleşme akdedilir ve uzlaşma konusu taşınmazlar resen tapuya tescil veya terkin edilir.

Uzlaşılamazsa: Üç Aylık Süre ve Bedel Tespiti Davası

Altıncı fıkra, uzlaşmazlık hâlinde izlenecek yolu ve en kritik süreyi belirler: uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir.

AşamaSüreNot
Malikin müracaatı veya idarenin davetiSüreci başlatır
Uzlaşma görüşmesine davetEn geç 6 ay (müracaat/davet tarihinden)Tahmini değer bildirilmez
Görüşmelerin sonuçlandırılmasıEn geç 6 ay (davete icabet tarihinden)Hukuki veya fiilî engel yoksa
Bedel tespiti davasının açılması3 ay (uzlaşmazlık tutanağı tarihinden)Malik veya idare açabilir

Dava açılması hâlinde; fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının dava tarihindeki değeri, el koyma tarihindeki nitelikler esas alınarak, Kanunun 15. maddesine göre bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit edilir ve taşınmazın veya hakkın idare adına tesciline veya terkinine hükmedilir. Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesindir; tarafların hükmedilen bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.

Üç aylık süre hak düşürücü niteliktedir ve kolay kaçırılır. Uzlaşmazlık tutanağının tanzim tarihi, dosyanın en kritik tarihidir; tutanağın bir örneğinin alınması ve tarihinin kayda geçirilmesi şarttır. Bedel tespiti davasının genel işleyişi için bedel tespiti ve tescil davası rehberine, dilekçe yapısı için kamulaştırmasız el atma dava dilekçesi örneğine bakılabilir.

Maktu Harç ve Vekalet Ücreti

Yedinci fıkra, malik lehine önemli bir kolaylık getirir: “Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir.”

Harç rejimi, el atma tarihine göre değişir. Uygulamada mahkemeler önce el atmanın tarihini tespit etmekte; el atma 9/10/1956 – 4/11/1983 aralığında ise ilam harcı ve vekalet ücreti maktu, 4/11/1983 sonrasında ise nispi tarife üzerinden belirlenmektedir. Aradaki fark, yüksek değerli taşınmazlarda malik bakımından çok büyük tutarlara ulaşabilir. Bu da el atma tarihinin neden dosyanın ilk sorusu olduğunu gösterir.

Ödeme: Yüzde İki Payı ve Garame

Sekizinci fıkra, hükmedilen bedelin nasıl ödeneceğini düzenler ve idarelere bütçelerinde pay ayırma zorunluluğu getirir:

İdareAyrılacak payHesap esası
Merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerYüzde ikiYılı bütçelerinde sermaye giderleri için öngörülen ödenekler
Belediye ve il özel idareleri ile bağlı idareleriEn az yüzde ikiEn son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamı
Diğer idarelerEn az yüzde ikiEn son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamı

Kesinleşen alacakların toplam tutarı ayrılan ödeneğin toplamını aşarsa, ödemeler sonraki yıllara sâri olacak şekilde, garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir. Taksitlendirmede bütçe imkânları ile alacakların tutarları dikkate alınır. Taksitli ödeme süresince 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir. İdare, mahkeme kararı gereğince nakdi ödeme yerine üçüncü fıkradaki diğer uzlaşma yollarını da teklif edebilir.

“Garameten ödeme” ne demek? Ödenek yetmediğinde alacaklılar sıraya girmez; mevcut ödenek, kesinleşmiş alacaklar arasında alacak tutarlarıyla orantılı olarak paylaştırılır. Bu, kararı elinde olan malikin bedeli tek seferde alamayabileceği, yıllara yayılan kısmi ödemelerle karşılaşabileceği anlamına gelir. Tahsil aşamasının pratiği için tazminatın idareden tahsili rehberine ve bedeli ödemeyen idareye karşı icra sayfasına bakılabilir.

Aynı ödeme mekanizması, hukuki el atma için de kullanılır. 2942 sayılı Kanunun Ek 1. maddesi, imar planında umumi hizmetlere ayrılarak kısıtlanan taşınmazlar bakımından geçici 6. maddenin üçüncü, yedinci, sekizinci ve on birinci fıkralarına atıf yapar ve bu kapsamdaki ödemeler için yüzde iki oranındaki ödeneğin yüzde dört olarak ayrılacağını, ilave yüzde ikinin münhasıran bu ödemelerde kullanılacağını öngörür. Hukuki el atma rejimi için planda kamuya ayrılan taşınmaz ve hukuki el atma rehberine ve imar kısıtlılığı sayfasına bakılabilir.

On ikinci fıkra ise başka bir alacak grubunu aynı rejime bağlar: 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar dâhil her türlü alacak ve bedeller, ipotek veya uygulama tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanundaki kanuni faiz oranı uygulanmak suretiyle güncellenerek ilgililerine ödenir; bu hüküm devam eden davalarda da uygulanır. 2981 sayılı Kanunun tapu boyutu için tapu tahsis belgesi rehberine bakılabilir.

Haciz Yasağı ve 2026 Kararı

On birinci fıkra, tahsil aşamasına ağır bir sınır getirir: “Bu madde uyarınca ödenecek olan bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacakları haczedilemez.” Yani elinde kesinleşmiş karar bulunan malik, idarenin banka hesaplarına veya mallarına haciz koyduramaz; ödeme yalnızca sekizinci fıkradaki bütçe payı mekanizmasıyla yürür.

Bu alandaki kısıtlamalar, Anayasa Mahkemesi denetiminden geçmeye devam etmektedir. Mahkeme daha önce, kamulaştırmasız el atma davalarında verilen kararların icrasını kesinleşme şartına bağlayan düzenlemeyi iptal etmişti. En son gelişme ise 2026 tarihlidir:

Anayasa Mahkemesi, 13/5/2026 tarihli ve E.2026/24, K.2026/106 sayılı kararıyla; 2942 sayılı Kanunun Ek 4. maddesinin ikinci fıkrasını “kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden iptal etmiştir. İptal edilen fıkra, idarenin İcra ve İflas Kanununun 36. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını talep etmesi hâlinde teminat gösterme zorunluluğu bulunmadığını öngörüyordu. Kararın dayanağı, hukuka aykırı fiilî el atmadan doğan alacakların tahsilinin teminatsız biçimde geciktirilmesinin mülkiyet hakkıyla bağdaşmadığıdır. Bu gelişme çok yenidir; derdest icra takiplerine ve davalara etkisi dosya bazında değerlendirilmelidir.

Süre Yönünden Reddedilmiş Eski Davalar

Maddenin en çok gözden kaçan hükümlerinden biri, geçmişte kapanmış dosyalara ikinci bir kapı açar. Dokuzuncu fıkraya göre; maddenin bedele ilişkin hükümleri, kapsamda kalan kamulaştırmasız el koymadan dolayı açtıkları tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanır.

Eski dosyanın durumuGeçici 6. madde uygulanır mı
Dava süre yönünden (hak düşürücü süre) reddedilmişEvet — maddenin bedele ilişkin hükümleri uygulanır
Dava sonunda tazminat almaya hak kazanılmışHayır
Dava süre dışındaki sebeplerle reddedilmişHayır
Hak kazanılmış ancak tazminat henüz ödenmemişİdare nakdi ödeme yerine diğer uzlaşma yollarını teklif edebilir

Bu hükmün arka planında, mülga 2942 m.38’deki yirmi yıllık hak düşürücü sürenin Anayasa Mahkemesinin 10/4/2003 tarihli ve E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla iptal edilmesi yatar. Yirmi yıl kuralı yürürlükteyken açılıp süreden reddedilen dosyalar için geçici 6. madde bir telafi imkânı tanımaktadır. Zamanaşımı ve hak düşürücü süre tartışması için kamulaştırmasız el atma davalarında zamanaşımı rehberine bakılabilir.

Onuncu fıkra ise derdest davaları düzenler: maddenin yürürlüğe girmesinden önce tazmin talebiyle dava açmış olanlar, uzlaşma yoluna gitmek isteyip istemediklerini üç ay içinde idareye ve mahkemeye verecekleri dilekçeyle bildirebilirler. Uzlaşma talebi üzerine görüşmelerin neticesine kadar dava bekletilir; uzlaşılamazsa uzlaşmazlık tutanağının mahkemeye sunulmasından sonra davaya devam edilir. Madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tüm davalara uygulanır; kararı kesinleşen davalara ise yalnızca sekizinci fıkra hükümleri uygulanır.

Anayasa Mahkemesi İptalleri

Geçici 6. madde, yürürlüğe girdiğinden bu yana birkaç kez Anayasa Mahkemesi denetiminden geçmiştir. En kapsamlı müdahale 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararla gelmiştir.

İptal edilenKararSonucu
Geçici 6. maddenin 13. fıkrasıE.2013/95, K.2014/176 (13/11/2014)Yürürlükten kalkmıştır
Geçici 6. maddenin, 4/11/1983 sonrası el atmalara bu rejimin uygulanmasını öngören fıkrasıE.2013/95, K.2014/176 (13/11/2014)1983 sonrası el atmalar bu rejimin dışında kalmıştır
Geçici 7. madde (mülga 6830 m.16-17 ve 2942 mülga m.16-17 uyarınca tescil kararı verilen kamulaştırmalarda işlemlerin tamamlanmış sayılması)E.2013/95, K.2014/176 (13/11/2014)Yürürlükten kalkmıştır
Madde 38 — yirmi yıllık hak düşürücü süreE.2002/112, K.2003/33 (10/4/2003)Kamulaştırmasız el atma davalarında yirmi yıl sınırı kalkmıştır
Ek 4. maddenin ikinci fıkrası — idarenin tehir-i icrada teminat göstermemesiE.2026/24, K.2026/106 (13/5/2026)Kamulaştırmasız el atma tazminat davaları yönünden iptal
İkinci satır, bu maddenin belkemiğini oluşturur. Kanun koyucu, 1956–1983 dönemi için getirdiği ve malik aleyhine bir dizi kısıtlama içeren bu istisnai rejimi, 1983 sonrası el atmalara da yaymak istemişti. Anayasa Mahkemesi bunu hukuk güvenliğini zedelediği gerekçesiyle Anayasanın 2. ve 35. maddelerine aykırı bularak iptal etti. Bugün 1983 sonrası el atmalar geçici 6. madde rejimine tabi değildir — ne uzlaşma dava şartıdır, ne maktu harç uygulanır, ne de yüzde iki bütçe payı mekanizması işler.

1983 Sonrası El Atmalar

4/11/1983’ten sonra gerçekleşen fiilî el atmalarda dava, kaynağını kanundan değil yerleşik Yargıtay içtihadından alır. Bunun pratik sonuçlarını tablolaştırmak, dosyanın hangi rejimde yürüyeceğini netleştirir:

Ölçüt1956–1983 arası (Geçici m.6)1983 sonrası
Dayanak2942 geçici m.6Yargıtay içtihadı
UzlaşmaDava şartıdırDava şartı değildir
Dava süresiUzlaşmazlık tutanağından itibaren 3 ayGeçici 6. maddedeki süre uygulanmaz
Harç ve vekalet ücretiMaktuNispi
ÖdemeYüzde iki bütçe payından, garameten ve taksitleGenel hükümler
HacizBu madde uyarınca ödenecek bedelin tahsilinde haciz yasağıGenel hükümler ve kamu mallarının haczedilemezliği sınırları

Hukuki el atma ise üçüncü bir rejimdir ve 2942 sayılı Kanunun Ek 1. maddesinde düzenlenmiştir; ayrıntısı için planda kamuya ayrılan taşınmaz rehberine bakılabilir. Kamulaştırmasız el atmanın genel çerçevesi kamulaştırmasız el atma sayfasında, mirasçılar bakımından özel durumu ise miras taşınmazında kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma rehberinde ele alınmıştır.

Dosya Kontrol Listesi

  1. El atma tarihi: Taşınmaza hangi gün, ay ve yılda fiilen el atıldı? Delilleri nelerdir? Bu tarih 9/10/1956 – 4/11/1983 aralığında mı?
  2. Rejim tespiti: Dosya geçici 6. madde rejiminde mi, 1983 sonrası genel rejimde mi, yoksa hukuki el atma (Ek m.1) kapsamında mı?
  3. Uzlaşma: Geçici 6. madde kapsamındaysa idareye başvuru yapıldı mı? Başvuru tarihi nedir?
  4. Altı aylık davet: İdare, başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde uzlaşma görüşmesine davet etti mi?
  5. Nitelik tespiti: Kıymet takdiri, taşınmazın el koyma tarihindeki niteliklerine göre mi yapıldı?
  6. Teklif edilen yol: İdare trampa, sınırlı ayni hak veya imar hakkı mı teklif etti? Teklifin değeri bağımsız olarak incelendi mi?
  7. Uzlaşmazlık tutanağı: Tutanağın bir örneği alındı mı? Tanzim tarihi nedir? Üç aylık süre ne zaman doluyor?
  8. Değerleme tarihi: Davada bedel, dava tarihindeki değer üzerinden mi hesaplandı?
  9. Harç: Harç ve vekalet ücreti el atma tarihine uygun olarak maktu mu, nispi mi belirlendi?
  10. Eski dosya: Geçmişte açılıp süre yönünden reddedilmiş bir dava var mı? Varsa dokuzuncu fıkra değerlendirilmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

2942 sayılı Kanunun geçici 6. maddesi hangi el atmaları kapsar?

Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 ile 4/11/1983 tarihleri arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara ya da kaynaklara, malikin rızası olmaksızın fiilen el konulması hâllerini kapsar.

Uzlaşmaya başvurmadan dava açabilir miyim?

Geçici 6. madde kapsamındaki el atmalarda hayır. Maddenin birinci fıkrası, bu maddeye göre yapılacak işlemlerde öncelikle uzlaşma usulünün uygulanmasının dava şartı olduğunu açıkça belirtir. 1983 sonrası fiilî el atmalarda ise uzlaşma dava şartı değildir.

Uzlaşma süreci nasıl başlar?

İdarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine başlar. Uygulamada genellikle malik idareye yazılı başvuru yaparak süreci başlatır.

İdare beni ne kadar sürede uzlaşma görüşmesine çağırmalı?

Uzlaşma komisyonunca, idarenin daveti veya malikin müracaat tarihinden itibaren en geç altı ay içinde, 7201 sayılı Kanun hükümlerine göre tebliğ edilen bir yazı ile davet yapılır. Kanun, bu davet yazısında tahmini değerin bildirilmeyeceğini de öngörür.

Bedel hangi tarihe göre hesaplanır?

Nitelik ile değer farklı tarihlere bağlanmıştır. Taşınmazın nitelikleri el koyma tarihine göre esas alınır; değer ise uzlaşma aşamasında başvuru veya davet tarihine, dava aşamasında ise dava tarihine göre hesaplanır.

Uzlaşma sadece para ödenerek mi olur?

Hayır. Kanun dört yol sayar: idareye ait taşınmazın trampası, idareye ait taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak tanınması, imar mevzuatı çerçevesinde başka bir yerde imar hakkı kullandırılması ve bunların mümkün olmaması hâlinde nakdi bedel.

Uzlaşma görüşmesinde söylediklerim davada aleyhime kullanılır mı?

Hayır. Kanun, uzlaşma tutanağı ile uzlaşma görüşmelerine ilişkin bilgi ve belgelerin açılacak davalarda taraflar aleyhine delil teşkil etmeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır.

Uzlaşamazsam ne kadar sürede dava açmalıyım?

Uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Bu nedenle tutanağın tarihinin kayda geçirilmesi kritik önemdedir.

Bu davalarda harç nispi midir maktu mudur?

Geçici 6. madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekalet ücretleri, bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. Uygulamada el atmanın 4/11/1983 sonrasında olduğu tespit edilirse nispi tarife uygulanmaktadır.

Mahkeme kararı kesinleşti, bedel hemen ödenir mi?

Ödeme, idarelerin bütçelerinde bu amaçla ayırdığı paydan yapılır. Kesinleşen alacakların toplamı ayrılan ödeneği aşarsa ödemeler sonraki yıllara sâri olacak şekilde garameten ve taksitlerle gerçekleştirilir; taksitli ödeme süresince 3095 sayılı Kanuna göre ayrıca kanuni faiz ödenir.

İdarelerin bütçesinden ne kadar pay ayrılır?

Merkezi yönetim bütçesine dâhil idarelerde sermaye giderleri için öngörülen ödeneklerin yüzde ikisi; belediye ve il özel idareleri ile bağlı idarelerinde en son kesinleşmiş bütçe gelirleri toplamının, diğer idarelerde en son kesinleşmiş bütçe giderleri toplamının en az yüzde ikisi oranında pay ayrılır.

İdarenin malına haciz koydurabilir miyim?

Geçici 6. maddenin on birinci fıkrası, bu madde uyarınca ödenecek bedelin tahsili sebebiyle idarelerin mal, hak ve alacaklarının haczedilemeyeceğini öngörür. Bu nedenle tahsil, maddedeki bütçe payı mekanizması üzerinden yürür.

1983 sonrasındaki el atmalara geçici 6. madde uygulanır mı?

Hayır. Bu rejimin 4/11/1983 sonrası el atmalara da uygulanmasını öngören fıkra, Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararıyla hukuk güvenliğini zedelediği gerekçesiyle iptal edilmiştir.

Kamulaştırmasız el atmada yirmi yıllık süre sınırı var mı?

Hayır. 2942 sayılı Kanunun 38. maddesindeki yirmi yıllık hak düşürücü süre, Anayasa Mahkemesinin 10/4/2003 tarihli ve E.2002/112, K.2003/33 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Eskiden açıp süreden reddedilen davam için ne yapabilirim?

Geçici 6. maddenin dokuzuncu fıkrası, maddenin bedele ilişkin hükümlerinin, kapsamdaki el koymadan dolayı açılan tazminat davası süre bakımından dava hakkının düştüğü gerekçesiyle reddedilmiş olanlar hakkında da uygulanacağını öngörür. Evvelce tazminat almaya hak kazanmış veya süre dışındaki sebeplerle davası reddedilmiş olanlar bu kapsamda değildir.

Önce El Atma Tarihini Belirleyelim

Bu dosyalarda strateji, tek bir veriye bağlıdır: taşınmaza fiilen ne zaman el atıldığı. Tapu kaydı, imar ve tesis evrakı, keşif ve tanık delilleri bir araya geldiğinde dosyanın hangi rejimde yürüyeceği, uzlaşma başvurusunun zorunlu olup olmadığı ve harcın maktu mu nispi mi olacağı netleşir. Uzlaşma sürecine girilmişse, uzlaşmazlık tutanağının tarihinden itibaren üç aylık sürenin işlediği unutulmamalıdır.

Tapu kaydı ve el atma delilleriyle başlayalım

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

İlgili Rehberler

Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. 2942 sayılı Kanunun geçici 6. maddesi defalarca değiştirilmiş, bazı fıkraları Anayasa Mahkemesi kararlarıyla iptal edilmiştir; Ek 4. maddeye ilişkin 13/5/2026 tarihli iptal kararı ise çok yenidir ve derdest dosyalara etkisi yerleşmiş değildir. Dosyanızı, işlem tarihinde yürürlükte olan metinler ve güncel içtihat üzerinden avukatınızla birlikte değerlendiriniz.

Post by Av. Fatma Öztürk