Eşinden Mal Kaçıran Tarafa Karşı Ne Yapılabilir? (TMK 229)
27 Haziran 2026

Eşinden Mal Kaçıran Tarafa Karşı Ne Yapılabilir? (TMK 229)

Boşanma sürecinde bir eşin, mal paylaşımında karşı tarafa daha az ödemek için mallarını yakınlarına devretmesi sık karşılaşılan bir durumdur. Hukuk, bu tür ‘mal kaçırma’ işlemlerine karşı koruma sağlar. Bu yazıda mal kaçıran eşe karşı başvurulabilecek yolları açıklıyoruz.

Eşin mal rejimi süresince katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler ve sona ermeden önceki bir yıl içinde rızanız olmadan yaptığı olağan dışı karşılıksız kazandırmalar, tasfiyede edinilmiş mallara eklenir (TMK m.229). Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamazsa, karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiden eksik kalan miktarla sınırlı olarak ödeme istenebilir (TMK m.241); bu dava hakkı öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır. Kaçırma riski varsa dava ile birlikte geçici hukuki koruma talep edilmelidir.

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp

Eklenecek Değerler: Mantığı Ne?

Bir eşin, diğerinin katılma alacağını azaltmak amacıyla malvarlığını eritmesini önleyen düzenlemedir. Belirli işlemler, fiilen elden çıkmış olsalar bile hesaben edinilmiş mallara eklenir ve tasfiye buna göre yapılır.

Kanun Metni: TMK m.229 ve Değerleme Anı

TMK m.229’un birinci fıkrası iki tür değeri edinilmiş mallara ekler. Birincisi, eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalardır. İkincisi, bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerdir. Maddenin ikinci fıkrası ise bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda verilecek kararın, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebileceğini düzenler.

Eklenen değerin hangi tarihe göre hesaplanacağı da önemlidir. Tasfiyede mallar kural olarak mal rejiminin sona erdiği tarihteki durumlarına göre, tasfiye tarihindeki sürüm değerleri üzerinden hesaba katılır; edinilmiş mallara eklenecek değerlerde ise bu malların elden çıkarıldıkları tarihteki değerleri esas alınır (TMK m.235). Bu nedenle yıllar önce devredilmiş bir taşınmazın bugünkü değeri değil, devir tarihindeki değeri hesaba girer; değerleme bilirkişisinden bu tarihin açıkça belirtilerek rapor istenmesi gerekir.

Mal rejimi, boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olmak üzere sona erer (TMK m.225/2). Bu tarihten sonra yapılan devirler TMK m.229 kapsamında değildir; o mallar sona erme tarihinde eşin malvarlığında mevcut olduğundan tasfiyede zaten edinilmiş mal olarak yer alır. Dava tarihinden sonraki satışlar bakımından tartışma, eklenecek değer değil, mevcut malın değerlemesi üzerinden yürür.

Tasfiye hesabında eklenecek değerin yeri

AdımİşlemKanuni dayanak
1Mal rejiminin sona erme tarihinin belirlenmesi (boşanmada dava tarihi)TMK m.225/2
2Kişisel malların ve edinilmiş malların ayrılmasıTMK m.219-220
3Mal grupları arasındaki yatırımlar için denkleştirmeTMK m.230
4Elden çıkarılan değerlerin eklenmesi (elden çıkarma tarihindeki değerle)TMK m.229, m.235
5Edinilmiş mallarla ilgili borçların düşülmesi ve artık değerin bulunması; eksik değer hesaba katılmazTMK m.231
6Her eşin diğerinin artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olması; alacakların takasıTMK m.236/1
7Katılma alacağının ödenmesi ve gerektiğinde ödemenin ertelenmesiTMK m.239
8Borçlu eşin malvarlığı yetmezse karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiye başvuruTMK m.241

Hesabın somut uygulaması için Artık Değer ve Denkleştirme (TMK 229-236) ve Katılma Alacağı Hesaplama Aracı sayfalarımıza bakabilirsiniz.

İki Tür İşlem Hesaba Eklenir

TMK m.229/1: edinilmiş mallara eklenen iki tür işlem

TürKoşulDayanak
Karşılıksız kazandırmalarDiğer eşin rızası olmaksızın, olağan hediyeler dışında, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde yapılmış; kast aranmazTMK m.229/1-1
Katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerMal rejiminin devamı süresince yapılmış; kastın ispatı gerekir; bedelli devirleri de kapsayabilirTMK m.229/1-2

İkinci tür bir yıllık süreyle sınırlı olmadığından, mal rejimi süresince yapılan devirleri kapsar ve çok daha güçlüdür; ancak kastın ortaya konması gerekir. Birinci bent bakımından diğer eşin rızasının bulunmaması şarttır; eşin açıkça onay verdiği bir bağış bu bent kapsamına girmez, kast ispatlanırsa ikinci bent yine uygulanabilir.

Kast Nasıl İspatlanır?

Kast doğrudan ispatlanamayacağından emarelerle ortaya konur:

  • Devrin boşanma davasına yakın tarihte yapılması
  • Devralanın borçlunun yakını olması (anne, baba, kardeş, arkadaş)
  • Bedelin hiç ödenmemesi veya piyasa değerinin çok altında olması
  • Devirden sonra malın fiilen devredende kalması (oturmaya devam etme, kullanmaya devam etme)
  • Devralanın malı edinecek mali gücünün bulunmaması
  • Kısa süre içinde birden fazla devir yapılması

Bu emarelerin bir arada bulunması kastı güçlü biçimde gösterir. Dava dilekçesinde emarelerin tek tek ve belgeyle gösterilmesi gerekir.

Kast bir iç iradedir; ispat yükü, eklenecek değer iddiasında bulunan eştedir (TMK m.6). Vakıalar ispata elverişli şekilde somutlaştırılmalıdır (HMK m.194): hangi malın, hangi tarihte, kime, hangi bedelle devredildiği ve devirden sonra malı kimin kullandığı tek tek yazılmalıdır. Devir sözleşmesinde bedelin ödendiği yazıyor olsa bile, devralanın ödemeyi yaptığına dair banka kaydı bulunmaması ve devredenin malı kullanmaya devam etmesi, kastın emareleri arasında değerlendirilir.

Kast emareleri ve dosyaya getirilecek delil

EmareDelilNasıl talep edilir
Devrin boşanma davasına yakın tarihte yapılmasıTapu, araç ve ticaret sicili kayıtlarındaki devir tarihleriGeçmiş dönemi kapsayan kayıt celbi
Devralanın eşin yakını olmasıNüfus kayıt örnekleriNüfus müdürlüğünden kayıt celbi
Bedelin ödenmemesi veya rayicin çok altında olmasıBanka hesap hareketleri ve değerleme raporuDevir tarihine göre bilirkişi incelemesi
Malın devirden sonra da eşte kalmasıAbonelik kayıtları, adres kayıtları, tanıkİlgili kurumlardan kayıt celbi ve tanık dinletilmesi
Devralanın malî gücünün bulunmamasıDevralanın gelir ve vergi kayıtlarıVergi dairesi ve SGK kayıtlarının celbi

Şirket Payları, Nakit ve Borç Üzerinden Kaçırma

Mal kaçırma her zaman tapu veya araç devriyle yapılmaz. Limited şirket paylarında devir, yazılı şekilde yapılan ve imzaları noterce onaylanan bir sözleşmeyle ve kural olarak genel kurulun onayıyla gerçekleşir (TTK m.595). Bu nedenle pay devrinin tarihi ve bedeli ticaret sicili kayıtlarından ve şirketin pay defterinden izlenebilir. Anonim şirketlerde ise kaçırma çoğu zaman devirle değil, sermaye artırımında eşin yeni pay alma hakkını kullanmayıp bu hakkı bir yakınına bırakmasıyla ortaya çıkar (TTK m.461). Bu tür bir işlemin karşılıksız kazandırma veya kastlı devir niteliği taşıyıp taşımadığı, genel kurul kararlarının tarihleri ve pay oranlarındaki değişim birlikte incelenerek değerlendirilir.

Nakit üzerinden kaçırmada ilk adım, dava tarihine yakın dönemde hesaplardan çekilen veya başka hesaplara aktarılan paraların tespitidir. Taraflardan biri ispat için dayandığı belgenin karşı tarafta olduğunu bildirirse hâkim, belgenin ibrazına karar verebilir (HMK m.220); çekilen paranın akıbetine ilişkin belgeler bu yolla istenebilir. Borç üzerinden kaçırmada ise eş, gerçekte var olmayan bir borcu yakınına karşı ikrar ederek artık değeri düşürmeye çalışır. Artık değer, edinilmiş malların toplam değerinden bu mallarla ilgili borçlar çıkarılarak bulunduğundan (TMK m.231), sonradan ortaya çıkan borç senetlerinin gerçekliği muvazaa iddiasıyla (TBK m.19) tartışılmalı ve borcun doğum tarihi, ödeme kayıtları ve alacaklının malî gücü araştırılmalıdır.

Üçüncü Kişiye Karşı Dava

Üçüncü kişiye başvurunun iki aşaması vardır. İlk aşama tasfiye davasıdır: eklenecek değer iddiası bu davada eşe karşı ileri sürülür ve davanın, kazandırmadan veya devirden yararlanan üçüncü kişiye ihbar edilmesi gerekir. Kararın üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilmesinin koşulu bu ihbardır (TMK m.229/2). İhbar, üçüncü kişiyi davanın tarafı yapmaz; tasfiye davasında katılma alacağından doğrudan üçüncü kişi sorumlu tutulmaz.

İkinci aşama TMK m.241’deki davadır. Tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamazsa, alacaklı eş veya mirasçıları, edinilmiş mallara eklenmesi gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir. Talep bir para alacağıdır; malın aynen iadesi veya tapunun iptali istenemez. Kanun metni üçüncü kişinin sorumluluğunu iyiniyetine bağlamamıştır; belirleyici olan kazandırmanın karşılıksız olması ve borçlu eşten tahsil edilemeyen bir miktarın kalmasıdır. Dava hakkı, alacaklı eşin haklarının zedelendiğini öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona ermesinden başlayarak beş yıl geçmekle düşer.

Üçüncü kişiye başvuru: TMK m.229/2 ve m.241

KonuKuralDayanak
Ön koşulTasfiye davasının üçüncü kişiye ihbar edilmiş olmasıTMK m.229/2
KapsamEdinilmiş mallara eklenmesi gereken karşılıksız kazandırmalarTMK m.241
Başvuru şartıBorçlu eşin malvarlığının veya terekesinin katılma alacağını karşılamamasıTMK m.241
SınırEksik kalan miktarTMK m.241
Talebin niteliğiPara alacağı; malın iadesi istenemezTMK m.241
SüreÖğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl (hak düşürücü)TMK m.241
İyiniyetKanun metninde sorumluluk şartı olarak aranmamıştırTMK m.241

Bir yıllık süre, katılma alacağının tahsil edilemediğinin anlaşıldığı anda işlemeye başlayabileceğinden, tasfiye kararından sonra icra takibinin sonucu yakından izlenmelidir.

İhtiyati Tedbir: En Kritik Adım

Mal kaçırma devam ediyorsa, dava sonucunu beklemek çoğu zaman anlamsızdır. Bu nedenle dava ile birlikte ihtiyati tedbir talep edilmelidir:

  1. Taşınmazların devrinin önlenmesi ve tapuya tedbir şerhi
  2. Araçların devrinin önlenmesi
  3. Banka hesaplarına tedbir
  4. Şirket hisselerinin devrinin önlenmesi ve ticaret siciline şerh

Talebin yaklaşık ispatla desteklenmesi ve genellikle teminat gösterilmesi gerekir. Tedbir kararı alınmadan yapılan devirler, sonradan iptal davasına konu edilmek zorunda kalır ve süreç uzar.

Talebin dayanağı, davanın hangi aşamada olduğuna göre değişir. Boşanma davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince eşlerin mallarının yönetimine ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden alır (TMK m.169). Evlilik devam ederken de ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerekiyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine diğer eşin belirleyeceği malvarlığı değerleri üzerindeki tasarruf yetkisini onun rızasına bağlayabilir; önlem taşınmazla ilgiliyse tapu kütüğüne şerh verilmesine kendiliğinden karar verir (TMK m.199).

Mal rejimi davasında ise genel hükümler uygulanır. Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından veya tamamen imkânsız hâle geleceğinden endişe edilmesi hâlinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir (HMK m.389). Talep eden, tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtir ve davanın esası ile tedbir sebebi hakkında yaklaşık ispat sunar (HMK m.390/3). Tedbir isteyen kural olarak teminat gösterir (HMK m.392). Tedbir kararının verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde uygulanması talep edilmezse karar kendiliğinden kalkar (HMK m.393/1); dava açılmadan önce alınan tedbirde esas hakkındaki dava iki hafta içinde açılmalıdır (HMK m.397/1). Katılma alacağı bir para alacağı olduğundan, belirli bir mal üzerinde tedbir mi yoksa ihtiyati haciz mi talep edilmesi gerektiği uygulamada tartışmalıdır; talebin her iki ihtimale göre gerekçelendirilmesi yerinde olur.

Mal kaçırmaya karşı geçici hukuki koruma yolları

YolNe zamanKanuni dayanakDikkat edilecek nokta
Geçici önlemlerBoşanma davası sürerkenTMK m.169Hâkim kendiliğinden alır; talepte bulunmak yine de yararlıdır
Tasarruf yetkisinin kısıtlanmasıEvlilik devam ederkenTMK m.199Taşınmazda tapuya şerh kendiliğinden verilir
İhtiyati tedbirMal rejimi davası öncesi veya sırasındaHMK m.389-399Yaklaşık ispat, teminat, bir haftalık uygulama süresi
Tedbire itirazKarşı taraf bakımındanHMK m.394Kararın uygulanmasından veya öğrenilmesinden itibaren bir hafta
Aile konutu şerhiAile konutu karşı eşin adına kayıtlıysaTMK m.194Konut üzerindeki tasarruf eşin rızasına bağlanır

Tedbir talebinin nasıl somutlaştırılacağı için Boşanma Davası Sırasında Mal Kaçırmayı Önleme, sürelerin hesabı için İhtiyati Haciz ve İhtiyati Tedbir Süre Hesaplama Aracı sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Araştırma Talepleri

Dava dilekçesinde şu sorguların yapılması talep edilmelidir: tapu kayıtları (tüm iller), araç kayıtları, ticaret sicili, banka hesap hareketleri, SGK ve vergi kayıtları, kripto varlık hizmet sağlayıcıları. Bu sorgular talep edilmezse mahkeme kendiliğinden yapmayabilir.

Ayrıca devir tarihleri ile boşanma davası tarihinin karşılaştırıldığı bir tablo sunulması, kast iddiasını görsel olarak güçlendirir.

Banka kayıtları bakımından bankacılık sırrı, mahkemelerin kanunen yetkili olduğu bilgi taleplerine engel oluşturmaz (5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.73). Kripto varlık hesapları ve yurt dışı hesaplar için talep ayrıca yazılmalıdır; dijital varlıkların tespiti için Boşanmada Kripto Para ve Dijital Varlıklar rehberimize bakabilirsiniz.

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Bir Yıllık Sürenin Hesabı ve Sınırı

Karşılıksız kazandırmalar bakımından kanun bir süre öngörmüştür; ancak bu sürenin kapsamı yanlış anlaşılmaya açıktır.

TMK m.229/1: sürelerin kapsamı

İşlem türüZaman sınırıDayanak
Karşılıksız kazandırmalar (olağan hediyeler dışında, rızasız)Mal rejiminin sona ermesinden önceki son bir yılTMK m.229/1-1
Katılma alacağını azaltmak kastıyla yapılan devirlerMal rejiminin devamı süresince yapılan devirler; bir yıllık sınır yokturTMK m.229/1-2
Mal rejiminin sona ermesinden sonra yapılan devirlerTMK m.229 kapsamında değildir; mal sona erme tarihinde mevcut sayılırTMK m.225/2

İkinci satır en güçlü dayanaktır. Bir yıllık süre yalnızca karşılıksız kazandırmalar için işler. Devrin mal rejimi süresince ve katılma alacağını azaltmak amacıyla yapıldığı ispatlanabiliyorsa, işlem beş yıl önce dahi yapılmış olsa hesaba eklenir. Bu nedenle bir yıllık süre dışında kalan devirler için savunma “süre geçti” değil; talebin kast unsuruna yöneltilmesi gerekir.

Sürenin başlangıcı da nettir: mal rejiminin sona erdiği tarih esas alınır. Boşanma davasında bu tarih, kural olarak davanın açıldığı gündür — kararın verildiği veya kesinleştiği tarih değil. Bu ayrım, bir yıllık pencerenin hangi dönemi kapsadığını belirler.

Olağan Hediye Sınırı

Her karşılıksız devir eklenecek değer sayılmaz. Kanun, olağan hediyeleri kapsam dışında tutmuştur. Ayrımda dikkate alınan ölçütler:

  1. Tutarın ailenin ekonomik durumuna oranı. Aynı tutar, farklı gelir düzeyindeki ailelerde farklı değerlendirilir.
  2. Vesile. Doğum günü, bayram, düğün gibi olağan bir sebebe dayanıp dayanmadığı.
  3. Alıcının konumu. Yakın aile bireyi mi, üçüncü kişi mi?
  4. Süreklilik. Tek seferlik mi, yoksa tekrarlanan bir uygulama mı?
  5. Zamanlama. Boşanma davasına yakın dönemde yoğunlaşan hediyeler ayrıca değerlendirilir.

Bu ölçütlerin hiçbiri tek başına belirleyici değildir; birlikte değerlendirilir. Savunma tarafı için pratik yol, hediyenin vesilesini ve olağanlığını belgelemektir — davetiye, fotoğraf, önceki yıllarda yapılan benzer hediyelerin kayıtları.

Devir Bedeli Ödenmişse Ne Olur?

Malın bedelsiz değil, bir bedel karşılığında devredilmiş olması iddiayı kendiliğinden çürütmez.

Devir bedeli ödenmişse değerlendirme

DurumDeğerlendirme
Bedel gerçekten ödenmiş, rayice uygunMalvarlığında karşılık kaldığından ekleme gerekmeyebilir; ancak bedelin akıbeti araştırılır
Bedel ödenmemiş veya ödendiği ispatlanamıyorKarşılıksız kazandırma olarak değerlendirilir
Bedel rayicin belirgin biçimde altındaAradaki fark karşılıksız kazandırma sayılabilir
Bedel ödenmiş ancak hemen geri verilmişMuvazaa iddiası gündeme gelir

İlk satırdaki “bedelin akıbeti” araştırması kritiktir. Taşınmaz rayiç bedelle satılmış olsa dahi, elde edilen paranın nereye gittiği sorulur. Para eşin hesabında duruyorsa malvarlığı azalmamıştır ve zaten tasfiyeye girer. Buna karşılık bedelin hemen çekilip nakde dönüştürülmesi veya üçüncü kişiye aktarılması, ayrı bir kaçırma işlemi olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle satış sonrası hesap hareketlerinin celbi ayrıca talep edilmelidir.

Görünürdeki satışın gerçekte bağış olduğu ileri sürülüyorsa, sözleşmenin yorumlanmasında tarafların gizlemek için kullandıkları sözcüklere değil gerçek ve ortak iradelerine bakılır (TBK m.19). Muvazaa iddiası ispatlanırsa işlem görünüşteki niteliğiyle değil gerçek niteliğiyle değerlendirilir. Tapu kaydına iyiniyetle dayanarak taşınmazı sonradan edinen başka bir üçüncü kişinin kazanımı ise korunur (TMK m.1023); bu nedenle taşınmazın ikinci kez el değiştirmesinden önce tedbir alınması belirleyicidir.

Tasarrufun İptali ile Farkı

İki kurum benzer sonuç doğurur gibi görünse de, dayanakları ve sonuçları farklıdır.

Eklenecek değerler, tasarrufun iptali ve muvazaa

ÖlçütEklenecek değerlerTasarrufun iptaliMuvazaa
DayanakTMK m.229, m.241İİK m.277 vd.TBK m.19
Kim ileri sürer?Diğer eş, mal rejimi tasfiyesi davasındaElinde geçici veya kesin aciz belgesi (ya da aciz belgesi niteliğinde haciz tutanağı) bulunan alacaklıHukuki yararı bulunan kişi
İşlemin akıbetiİşlem geçerli kalır; değer hesaba eklenirAlacaklı, tasarrufa konu mal üzerinde cebri icra yoluyla hakkını alabilir (İİK m.283)Görünüşteki işlem geçersiz sayılır
SonuçKatılma alacağı artar; eksik kalan miktar üçüncü kişiden istenebilirMal üzerinde cebri icra imkânı doğarMal, işlemi yapanın malvarlığında sayılır
SüreKatılma alacağı davası için genel süre; üçüncü kişiye dava için bir yıl ve beş yıl (TMK m.241)Tasarruf tarihinden itibaren beş yıl (İİK m.284)Kanunda özel süre öngörülmemiştir

Muvazaa iddiası ise üçüncü bir yoldur: işlemin görünüşte yapıldığı, gerçekte devir iradesi bulunmadığı ileri sürülür ve işlemin geçersizliği istenir. Bu üç yol birbirinin alternatifi olarak, terditli biçimde ileri sürülebilir.

Tasarrufun iptali yolu, katılma alacağı ilamı alındıktan ve icra takibi sonuçsuz kaldıktan sonra gündeme gelir. 25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanunla değiştirilen İİK m.278’e göre, alışılmış hediyeler dışında, aciz belgesinin veya aciz belgesi niteliğindeki haciz tutanağının düzenlendiği ya da iflasın açıldığı tarihten önceki bir yıl içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar iptale tabidir; yeni metin eşler ve yakın hısımlar arasında yapılan işlemleri de bağışlama sayılabilecek işlemler arasında saymıştır. Borçlu eşin katılma alacağını ödememek için mallarını yakınlarına devretmesi hâlinde bu hüküm, TMK m.241’deki sınırlı dava hakkının yanında ayrı bir koruma sağlar. Ayrıntılar için Akrabaya Yapılan Devirlerde Tasarrufun İptali (7571) ve Tasarrufun İptali Dava Dilekçesi Örneği sayfalarımıza bakabilirsiniz.

İhtiyati tedbir talebinin nasıl somutlaştırılacağı ve kaçırma belirtileri listesi için mal kaçırmayı önleme rehberimize, tasfiye hesabının adımları ve denkleştirme için kişisel mal rehberimize bakabilirsiniz.

Araştırma Talepleri: Dilekçede Nasıl Yazılır?

Kaçırılan malvarlığının tespiti, çoğu zaman mahkeme aracılığıyla getirtilecek kayıtlara bağlıdır. Talebin karşılanması, yazılış biçimine bağlıdır.

Araştırma talepleri: yetersiz ve somutlaştırılmış yazım

YetersizSomutlaştırılmış
“Malvarlığı araştırılsın”“Davalının [tarih aralığı] dönemine ait tapu kayıtları, aktif ve terkin edilmiş kayıtlarla birlikte celbedilsin”
“Banka hesapları sorulsun”“Davalı adına kayıtlı tüm hesapların [tarih aralığı] hareketleri; hesap kapanmışsa kapanış tarihi ve bakiyenin aktarıldığı hesap bilgisiyle”
“Şirket payları incelensin”“[şirket unvanı] nezdinde davalının pay durumu; kuruluş, sermaye artırımı ve pay devri kararlarının tarihleriyle”
“Araç kayıtları istensin”“Davalı adına [tarih aralığı] içinde kayıtlı olmuş ve devredilmiş araçların tescil ve devir kayıtları”

Sağ sütunun ortak özelliği “terkin edilmiş” ve “devredilmiş” ifadeleridir. Yalnızca güncel kayıtlar istendiğinde, çoktan devredilmiş mallar hiç görünmez — oysa davanın konusu tam da bunlardır. Bu nedenle taleplerde geçmiş dönem kayıtlarının da açıkça istenmesi gerekir. Bu tek ifade farkı, dosyanın kaderini değiştirebilir.

Kayıtların ne kadar geriye isteneceği de belirtilmelidir. Karşılıksız kazandırmalar için bir yıllık pencere yeterli görünse de, kast unsuruna dayanılacaksa evlilik tarihine kadar geriye gidilmesi talep edilebilir. Bu nedenle tarih aralığı, dayanılan hukuki sebebe göre belirlenmelidir.

Son olarak zamanlama: bu kayıtların bir kısmı zamanla erişilemez hâle gelir. Bu nedenle araştırma talepleri dava dilekçesiyle birlikte ileri sürülmeli; ön inceleme aşamasında kesin süre verilmesi beklenmemelidir.

Kayıt araştırması ile tedbir talebinin aynı dilekçede ve birbirini destekleyecek biçimde kurulması, kaçırmanın dava sürerken devam etmesini önlemenin en etkili yoludur. Mal kaçırma şüphesi bulunan dosyalarda bu planlamayı dava açılmadan önce yapmak için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Sıkça Sorulan Sorular

Eşim mal kaçırırsa ne yapabilirim?

TMK 229 uyarınca kaçırılan malın değeri, tasfiyede mevcutmuş gibi hesaba eklenir. Böylece katılma alacağınız bu mal üzerinden de hesaplanır.

Hangi devirler hesaba eklenir?

İki tür: (1) son 1 yıl içinde rızasız, olağan hediye dışı karşılıksız kazandırmalar (kast ispatı gerekmez), (2) bir yıllık sınır olmaksızın, mal rejimi süresince katılma alacağını azaltma kastıyla yapılan devirler (kast ispatlanmalı) (TMK m.229/1).

Her satış mal kaçırma sayılır mı?

Hayır. Mahkeme işlemin zamanına, devrin kime yapıldığına, bedelin ödenip ödenmediğine ve malı kimin kullandığına bakar. Yakına düşük bedelle satış şüphe doğurur.

Mal üçüncü kişideyse ne olur?

Borçlu eşin malvarlığı katılma alacağını karşılamıyorsa, karşılıksız kazandırmadan yararlanan üçüncü kişiden eksik kalan miktarla sınırlı olarak ödeme istenebilir (TMK m.241). Bunun için tasfiye davasının üçüncü kişiye ihbar edilmiş olması gerekir (TMK m.229/2). Dava hakkı öğrenmeden itibaren bir yıl, her hâlde mal rejiminin sona ermesinden itibaren beş yıl içinde kullanılmalıdır.

Boşanma davası açıldıktan sonra yapılan satış hesaba eklenir mi?

TMK m.229 kapsamında eklenmez; çünkü mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olarak sona erer (TMK m.225/2) ve o tarihte eşin malvarlığında bulunan mal tasfiyede zaten edinilmiş mal olarak yer alır. Dava tarihinden sonraki satışlarda tartışma, malın değerlemesi üzerinden yürür.

Eklenecek değer hangi tarihteki değerle hesaplanır?

Edinilmiş mallara eklenecek değerlerde, bu malların elden çıkarıldıkları tarihteki değerleri esas alınır (TMK m.235). Değerleme bilirkişisinden raporun devir tarihi esas alınarak hazırlanması açıkça istenmelidir.

Rızamla yapılan bir bağış sonradan hesaba eklenebilir mi?

TMK m.229/1-1’deki bir yıllık kural yalnızca diğer eşin rızası olmadan yapılan karşılıksız kazandırmaları kapsar; açıkça rıza gösterdiğiniz bir bağış bu bent kapsamında eklenmez. Ancak işlemin katılma alacağınızı azaltmak kastıyla yapıldığı ispatlanırsa, mal rejimi süresince yapılan devirleri kapsayan ikinci bent (TMK m.229/1-2) yine uygulanabilir. Rızanın baskı veya aldatma altında verildiği iddiası ayrıca değerlendirilir.

İhtiyati tedbir kararını aldıktan sonra ne yapmalıyım?

Tedbir kararının verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde uygulanmasını talep etmelisiniz; aksi hâlde karar kendiliğinden kalkar (HMK m.393/1). Dava açılmadan önce tedbir alındıysa esas hakkındaki dava iki hafta içinde açılmalıdır (HMK m.397/1).

⚖️ Hukuki Danışmanlık Alın

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 +90 554 648 37 15💬 WhatsApp
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

⚖️ Mevzuat ve Resmî Kaynaklar

Bu sayfada anılan kanun maddelerinin güncel metnine ve içtihatlara yukarıdaki resmî kaynaklardan ulaşabilirsiniz. Mevzuat değişebildiğinden, işlem yapmadan önce güncel hâlin teyit edilmesi önerilir.

Post by Av. Fatma Öztürk