“Kiracı Vefat Etti, Ailesi Oturabilir mi?” – Kiracının Ölümü
25 Temmuz 2026

“Kiracı Vefat Etti, Ailesi Oturabilir mi?” – Kiracının Ölümü

Ne yaşandı?

Bir konut kiracısı vefat etmiştir; onunla aynı konutta yaşayan eşi, çocukları ya da diğer aile bireyleri, kira ilişkisinin devam edip edemeyeceğini merak eder.

Bu durumda ne yapmalısınız?

  • Sözleşmenin devamını bilin: TBK m.356’ya göre kiracının ölümü hâlinde, ortak konutta onunla birlikte yaşayanlar kira sözleşmesini aynı koşullarla sürdürebilir.
  • Mirasçıların durumunu görün: Kural olarak kira ilişkisi mirasçılara geçer; ölüm tek başına sözleşmeyi sona erdirmez.
  • Fesih hakkını gözetin: Kanunda öngörülen hâllerde, tarafların yasal süreye uyarak fesih hakkı söz konusu olabilir.
  • İşyeri kirasında farkı görün: İşyeri kiralarında devam ve fesih kuralları ayrıca değerlendirilir.
  • Belgeleyin: Birlikte yaşamayı ve kira ilişkisini gösteren belgeleri hazır edin.

Kiracının ölümü kira sözleşmesini kendiliğinden bitirmez; birlikte yaşayanlar sözleşmeyi sürdürebilir. Tarafların yasal fesih hakları ise saklıdır.

Benzer bir durumla mı karşı karşıyasınız? Durumunuzu gizlilik içinde değerlendirip size özel bir yol haritası çıkarmamız için bizimle iletişime geçin.

Bu sayfadaki anlatım, Türkiye’de sıkça yaşanan durumlardan yola çıkılarak hazırlanmış temsilî bir senaryodur; gerçek kişilere ait kimlik bilgisi içermez. Bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Her olay kendine özgüdür.

Ölüm Sözleşmeyi Bitirmez; Kira İlişkisi Devam Eder (TBK m.333)

Kira sözleşmesinde kiracının kişiliği önem taşısa da, genel kuraldan farklı olarak kiracının ölümü sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez. Kira ilişkisi, miras hukukundaki külli halefiyet ilkesi gereği ölüm anında mirasçılara geçer; TBK m.333 ise bu geçişi değil, mirasçılara tanınan olağanüstü fesih hakkını düzenler; sözleşmeden doğan tüm hak ve yükümlülükler onlara intikal eder ve sözleşme aynı şartlarla devam eder. Bu kural nispi emredici niteliktedir: sözleşmeye ‘kiracı ölürse sözleşme sona erer’ ya da kiraya verene ölüm hâlinde fesih hakkı tanıyan bir kayıt konulmuş olsa bile, bu mirasçıların aleyhine olduğundan geçersizdir. Dolayısıyla ölüm, ne kiraya verene ne de kendiliğinden bir tahliye imkânı doğurur.

Konutta Yaşayanlar Sözleşmeyi Sürdürebilir (TBK m.356)

Konut ve çatılı işyeri kiraları için TBK m.356 özel ve koruyucu bir düzenleme getirir: ‘Ölen kiracının ortakları veya bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları ve ölen kiracı ile birlikte aynı konutta oturanlar, sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece, taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilirler.’ Konut kirasında bu, ölen kiracıyla birlikte aynı evde yaşayanların (eşi, çocukları, diğer aile bireyleri) — mirasçı olmasalar bile — sözleşmeye uydukları sürece kirada kalabilmeleri demektir; böylece o konutta yaşayanlar evden çıkmak zorunda kalmaz. İşyeri kirasında ise ölen kiracının ortakları veya aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları işletmeyi ve sözleşmeyi sürdürebilir. Sürdürme iradesi, kiralananda oturmaya devam etmek ve kira bedelini ödemekle ortaya konur; kiralananı terk edip kira ödemeyenlerin ise sözleşmeyi benimsemedikleri, yani bağlı olmama iradesi taşıdıkları kabul edilir ve ilişki sona erer.

Mirasçıların Fesih Hakkı, Yükümlülükler ve Kiraya Verenin Durumu

Devam etmek zorunlu değildir. Sözleşmeyi sürdürmek istemeyen mirasçılar, yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi feshedebilir (TBK m.333); konut ve çatılı işyerinde bu, altı aylık kira döneminin sonu için üç ay önceden yazılı bildirim demektir. Mirasçılar bu hakkı elbirliğiyle (birlikte) kullanmalı ve o tarihe kadar kira ile yükümlülüklerini tam yerine getirmelidir; en yakın fesih dönemi için kullanılmayan fesih hakkı ise ortadan kalkar. Sözleşmeyi sürdürenler, ölen kiracının tüm yükümlülüklerini (kira ödeme, özenle kullanma) devralır; ödenmezse kiraya veren dava ve icra yollarına başvurabilir. Kiraya veren bakımından ise: ölüm tek başına tahliye sebebi değildir; ancak kiraya veren, kira bedelinin ödenmemesi (temerrüt), konut/işyeri ihtiyacı, on uzama yılının dolması, özen yükümlülüğüne aykırılık ya da önemli sebepler gibi genel tahliye/fesih nedenlerine dayanabilir. (Kiraya verenin ölümü hâlinde de sözleşme sona ermez; mirasçıları halef olur ve sözleşme aynı şartlarla sürer.)

TBK m.333 Aslında Ne Düzenliyor?

Bu madde sık sık “kira mirasçılara geçer” kuralı gibi aktarılır; oysa maddenin kenar başlığı “Olağanüstü fesih — Kiracının ölümü”dur ve metni tek cümledir: “Kiracının ölmesi durumunda mirasçıları, yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi feshedebilirler.”

Yani ayrımı şöyle kurmak gerekir:

  • Sözleşmenin mirasçılara geçmesi, miras hukukundaki külli halefiyet ilkesinin sonucudur; ölüm anında kendiliğinden gerçekleşir.
  • TBK m.333 ise mirasçılara, belirli süreli bir sözleşme söz konusu olsa dahi kullanabilecekleri özel bir çıkış kapısı açar.

Maddenin gerekçesinde iki nokta ayrıca vurgulanmıştır: eski düzenlemeden farklı olarak kiraya verene, kiracının ölümüne bağlı fesih hakkı tanınmamıştır ve sözleşmenin bir yıl ya da daha uzun süreli olması aranmamıştır. Ayrıca kiraya verenin ölümünün sözleşmeye etkili olmayacağı esası benimsenmiştir; bu durum ev sahibi vefat etti — mirasçılarla kira ilişkisi yazımızda ele alınmıştır.

Mirasçıların Fesih Hakkı Tek Seferliktir

Bu, yazının başında bilinmesi gereken en pratik kuraldır ve kaçırıldığında geri dönüşü yoktur. TBK m.333’teki hak, ölümden sonraki en yakın fesih dönemi için kullanılmalıdır. Mirasçılar bu dönemde fesih beyanında bulunmazsa, doktrindeki hâkim görüşe göre kiracının ölümü sebebine dayanan fesih hakkı ortadan kalkar.

Hak kaybedildikten sonra mirasçılar kiracı sıfatını sürdürür ve sözleşmeden ancak genel kurallara göre çıkabilirler. Bu da çoğu zaman sözleşme süresinin sonunu beklemek ya da erken tahliyenin mali sonuçlarına katlanmak demektir.

Önemli bir ayrıntı: m.333’teki hakkın kaybı, mirasçıların diğer fesih sebeplerine dayanmasına engel değildir. Kanuni halefiyet gereği ölen kiracının sahip olduğu diğer fesih hakları da mirasçılara geçer.

Fesih Hakkı Tek Seferlik — Dönemi Kaçırmayın

Kalmak mı çıkmak mı? Sözleşme takviminizi çıkarıp süreyi birlikte hesaplayalım.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Fesih Süreleri: Ne Zaman, Ne Kadar Önce?

“Yasal fesih bildirim süresi” ve “en yakın fesih dönemi” ifadeleri, kira konusuna göre değişen iki ayrı ölçüdür. Sözleşmede veya yerel âdette yazan aksi süreler dikkate alınmaz.

Kira konusuFesih dönemiBildirim süresi
Taşınmaz veya taşınır yapı (konut, işyeri, daire)Altı aylık kira döneminin sonuÜç ay önceden
Taşınır malEn yakın fesih dönemi sonuÜç gün önceden

Bildirim yazılı yapılmalı ve kiraya verene usulüne uygun ulaştırılmalıdır; noter ihtarnamesi hem içeriği hem tarihi ispatlar. Fesih beyanı, mirasçıların tamamı ya da onları temsilen yetkili kılınmış kişi tarafından yapılmalıdır.

Süre hesabında ölüm tarihi değil, sözleşmenin kira dönemi takvimi esas alınır. Bu nedenle ilk yapılacak iş sözleşmedeki başlangıç tarihini çıkarmaktır.

Konut ve Çatılı İşyerinde m.356: Kimler Kalabilir?

Konut ve çatılı işyeri kiraları için TBK m.356 özel ve koruyucu bir rejim kurar. Madde üç grup sayar:

KimHangi kiradaŞart
Ölen kiracının ortaklarıÖzellikle işyeriSözleşmeye ve kanun hükümlerine uymak
Bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçılarıİşyeriAynı meslek ve sanatın sürdürülmesi
Ölen kiracıyla aynı konutta oturanlarKonutFiilen birlikte oturmuş olmak

Üçüncü grup en geniş korumayı sağlar: mirasçı olmasalar bile ölen kiracıyla aynı konutta oturanlar sözleşmeye taraf olarak kirada kalabilir. Böylece evde yaşayanlar, miras paylaşımı tartışmalarından bağımsız olarak barınma güvencesine kavuşur.

Buna karşılık koruma koşulsuz değildir: sözleşmeye ve kanun hükümlerine uyulması gerekir. Kira ödenmemesi, sözleşmeye aykırı kullanım veya diğer tahliye sebeplerinin doğması hâlinde genel kurallar işler: konut ve çatılı işyeri kiralarında tahliye sebepleri.

Birlikte Oturmayı Nasıl İspatlarsınız?

Kiraya veren çoğu zaman bu noktaya itiraz eder: “siz burada oturmuyordunuz.” Bu nedenle ispat malzemesini ölümden hemen sonra toplamak gerekir.

  • Yerleşim yeri (adres) kaydı. Nüfus kayıt sistemindeki adres bilgisi en güçlü başlangıç delilidir.
  • Abonelik ve fatura kayıtları. Elektrik, doğalgaz, su ve internet aboneliklerinin adresi ve adı: abonelik devri ve kapama.
  • Resmî yazışmalar. Banka, okul, sağlık kuruluşu ve kamu kurumlarından gelen tebligat ve belgeler.
  • Tanık. Komşular, apartman yöneticisi ve site görevlisi.
  • Ödeme kayıtları. Kirayı fiilen kimin yatırdığı; banka dekontları hem oturmayı hem sözleşmeye uyumu gösterir.

Sözleşme yazılı değilse ispat daha da kritik hâle gelir; Kira Sözleşmesinin Şekli, Kurulması ve İspatı yazımız bu durumu ele alır.

Borçlar, Depozito ve Mirasın Reddi

Ölüm anı, borçlar bakımından bir çizgi çeker ve bu çizgiyi doğru çekmek gerekir:

  • Ölüm tarihine kadar birikmiş kira ve yan giderler terekeye aittir; mirasçılar terekedeki sorumluluk kurallarına göre bu borçlardan sorumlu olur.
  • Ölümden sonra doğan kira borçları, sözleşmeyi sürdüren kişilere aittir. m.356 kapsamında kalanlar bu borçların muhatabıdır.
  • Depozito kendiliğinden bir kişiye geçmez; sözleşme sürdürülüyorsa yerinde kalır, sona eriyorsa iade koşulları işler: “Depozitomu Geri Alamıyorum” – Güvence Bedelinin İadesi.
  • Kira artışları ölümden etkilenmez; sözleşme aynı koşullarla devam eder ve yıllık tavan uygulanır: kira artış oranı ve yasal sınır.

Mirasın reddi ayrı bir soru doğurur. Mirası reddeden kişi terekeye ilişkin borçlardan kurtulur; ancak m.356 kapsamında ölen kiracıyla aynı konutta oturduğu için sözleşmeyi sürdüren kişi, sürdürdüğü dönemin kirasından kendi sıfatıyla sorumludur. Reddin usulü ve süreleri için mirasın reddi (reddi miras), intikal işlemleri için mirasçılık belgesi ve mirasın intikali ve miras hukuku rehberi yazılarımıza bakınız.

Kiraya Veren Ne Yapabilir, Ne Yapamaz?

  • Ölüme dayanarak fesih yapamaz. Kanun, kiraya verene kiracının ölümüne bağlı bir fesih hakkı tanımamıştır.
  • Sözleşmeye konulan “ölümle sona erer” kaydına dayanamaz. Bu tür kayıtlar kiracı aleyhine olduğundan geçersizdir.
  • Kilit değiştiremez, eşyayı çıkaramaz. Kendiliğinden tahliye hukuka aykırıdır ve zilyetliğin korunması taleplerine yol açar. Terk edilmiş eşya sorunu için Kiralananın Terki ve Kiraya Verenin Hakları.
  • Genel tahliye sebeplerine dayanabilir. Kira ödenmemesi, ihtiyaç, yeniden inşa gibi sebepler kendi şartlarıyla işlemeye devam eder.
  • Kimin kaldığının bildirilmesini isteyebilir. Sözleşmeyi kimin sürdürdüğünün yazılı olarak bildirilmesi, sonraki tebligat ve ödeme sorunlarını önler.

Uyuşmazlık büyürse dava öncesi arabuluculuk dava şartıdır: kira davası açmadan önce arabuluculuk. Görevli ve yetkili mahkeme için kira ve tahliye davalarında görev ve yetki, alacak taleplerinde zamanaşımı için kira ilişkisinden doğan taleplerde zamanaşımı yazılarımıza bakabilirsiniz.

Ölümden Sonra İlk On Gün: Yapılacaklar

  1. Sözleşmeyi ve eklerini bulun. Başlangıç tarihi, süre ve kira dönemi takvimi fesih hesabının temelidir.
  2. Kalıp kalmayacağınıza karar verin. Kalacaksanız m.356; çıkacaksanız m.333 ve en yakın fesih dönemi.
  3. Kiraya verene yazılı bildirim yapın. Ölümü, kimin kalacağını veya fesih iradenizi yazılı olarak bildirin.
  4. Kirayı aksatmayın. Karar süreci devam ederken ödemeyi sürdürmek, temerrüt ve tahliye riskini bertaraf eder.
  5. Birlikte oturma belgelerini toplayın. Adres kaydı, faturalar ve dekontlar.
  6. Mirasçılık belgesini çıkarın. Tereke borçları ve muhatap tespiti için gereklidir.
  7. Abonelikleri devredin. Ad değişikliği yapılmazsa borç eski kiracı adına birikir.

Konut aile konutu niteliğindeyse ek koruma gündeme gelebilir: aile konutu şerhi. Aidat ve ortak gider sorumluluğu için yan giderler ve ortak giderler, kira ilişkisinin bir başkasına devri için kira ilişkisinin devri yazılarımıza bakınız. Konunun tamamı kira hukuku rehberi ve kira tespiti ve tahliye davaları, genel çerçeve gayrimenkul hukuku rehberi altındadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kiracı ölünce kira sözleşmesi biter mi?

Hayır. Kiracının ölümü sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirmez; kira ilişkisi külli halefiyet gereği mirasçılara geçer ve sözleşme aynı koşullarla devam eder. Sözleşmeye konulan ‘kiracı ölürse sözleşme sona erer’ kaydı kiracı aleyhine olduğundan geçersizdir.

Ailesi evde oturmaya devam edebilir mi?

Evet. TBK m.356 uyarınca ölen kiracıyla aynı konutta oturanlar, sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilir. Bu koruma, mirasçı olmayanları da kapsar.

İşyeri kirasında kim devam edebilir?

TBK m.356’ya göre ölen kiracının ortakları ile bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları sözleşmeyi sürdürebilir. Böylece işletmenin faaliyeti kesintiye uğramadan devam edebilir.

Mirasçılar sözleşmeyi feshedebilir mi?

Evet. TBK m.333, belirli süreli bir sözleşme söz konusu olsa dahi mirasçılara olağanüstü fesih hakkı tanır: yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşme feshedilebilir.

Fesih hakkı ne kadar süreyle kullanılabilir?

Bu hak tek seferliktir. Ölümden sonraki en yakın fesih dönemi için kullanılmazsa, doktrindeki hâkim görüşe göre kiracının ölümü sebebine dayanan fesih hakkı ortadan kalkar. Bundan sonra ancak genel kurallara göre çıkılabilir.

Fesih bildirim süresi ne kadar?

Taşınmaz ve taşınır yapı kiralarında altı aylık kira döneminin sonu için üç ay önceden; taşınır mal kiralarında üç gün önceden bildirim yapılır. Bu süreler yasaldır; sözleşmede veya yerel âdette yazan aksi süreler dikkate alınmaz.

Kiraya veren ölüm sebebiyle tahliye isteyebilir mi?

Hayır. Kanun, kiraya verene kiracının ölümüne bağlı bir fesih hakkı tanımamıştır. Kiraya veren ancak kira ödenmemesi, ihtiyaç veya yeniden inşa gibi genel tahliye sebeplerine kendi şartlarıyla dayanabilir.

Birlikte oturduğumu nasıl ispatlarım?

Yerleşim yeri kaydı, abonelik ve fatura kayıtları, resmî yazışmalar, komşu ve yönetici tanıklığı ile kirayı fiilen kimin yatırdığını gösteren banka dekontları kullanılır. Bu belgeleri ölümden hemen sonra toplamak gerekir.

Birikmiş kira borcundan kim sorumlu?

Ölüm tarihine kadar birikmiş kira ve yan giderler terekeye aittir; mirasçılar terekedeki sorumluluk kurallarına göre sorumlu olur. Ölümden sonra doğan kira borçları ise sözleşmeyi sürdüren kişilere aittir. Mirası reddeden kişi tereke borçlarından kurtulur, ancak sürdürdüğü dönemin kirasından kendi sıfatıyla sorumludur.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için hemen ulaşın.

📞 Hemen Arayın
💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim.

İletişime Geçin

Bu içerik Gayrimenkul ve Kira Hukuku alanındadır.

Gayrimenkul ve Kira Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Post by Av. Fatma Öztürk