Mirasın Reddi (Reddi Miras): Borçlu Yakının Ölümünde Borçtan Kurtulma (TMK 605)
24 Haziran 2026

Mirasın Reddi (Reddi Miras): Borçlu Yakının Ölümünde Borçtan Kurtulma (TMK 605)

📚 İlgili: Bu konuyu farklı bir açıdan ele alan miras-makale-4 (Mirasın Reddi: Gerçek ve Hükmen Ret) yazımıza da göz atabilirsiniz.

Bir yakınınız vefat ettiğinde, geriye sadece mal değil, borç da kalmış olabilir. Miras kural olarak mirasçılara borçlarıyla birlikte geçer; yani mirasçı, miras bırakanın borçlarından da sorumlu olabilir. İşte bu sorumluluktan kurtulmanın yolu “mirasın reddi” (reddi miras)dır. Bu rehberde mirasın reddini, 3 aylık süreyi ve borçtan kurtulmayı TMK ışığında açıklıyoruz.

Miras ve Borç İlişkisi

Türk hukukunda miras, “külli halefiyet” ilkesiyle geçer: mirasçı, miras bırakanın hem alacaklarını hem borçlarını bir bütün olarak devralır. Yani mirası kabul eden mirasçı, miras bırakanın borçlarından da -kural olarak kendi malvarlığıyla- sorumlu olur. Bu yüzden borçlu bir yakının mirası, kabul edilirse mirasçıya yük getirebilir.

Aşağıdaki tablo konunun temel ayrımlarını bir arada gösterir.

Ret edilirseSonuç
Mirasçı sıfatıMirasbırakandan önce ölmüş gibi kabul edilir
Tereke borçlarıReddeden mirasçı sorumlu olmaz
Payın akıbetiKural olarak reddedenin kendi altsoyuna geçer
Altsoy küçükseRet için vesayet makamı izni gerekir
Tüm mirasçılar reddederseTereke sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir
Sigorta ve ölüm aylığıEtkilenmez; bunlar mirastan bağımsız haklardır

Mirasın Reddi (Reddi Miras) Nedir?

Mirasın reddi, mirasçının kendisine geçen mirası kabul etmediğini beyan etmesidir (TMK 605). Mirası reddeden mirasçı, mirasçılık sıfatını geçmişe etkili olarak kaybeder; ne mala ne borca dahil olur. Bu, özellikle terekenin borca batık olduğu (borçların mallardan fazla olduğu) durumlarda mirasçıyı korur.

3 Aylık Süre: En Kritik Nokta

Mirasın reddinde en kritik konu süredir. Yasal mirasçılar, miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay içinde mirası reddedebilir (TMK 606). Atanmış mirasçılarda süre, mirasçı olduklarının kendilerine bildirildiği tarihten başlar. Bu 3 aylık süre hak düşürücüdür; süre içinde reddedilmezse, miras (borçlarıyla) kabul edilmiş sayılır. Bu yüzden borçlu bir yakının ölümünde hızlı hareket etmek şarttır.

Gerçek Ret ve Hükmen Ret

İki tür ret vardır: Gerçek (iradi) ret: mirasçının 3 ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddetmesidir. Hükmen ret: miras bırakanın ödemeden aczi (borca batıklığı) ölümü anında belli veya resmen tespit edilmişse, mirasın reddedilmiş sayılmasıdır; bu durumda ayrıca ret beyanına gerek kalmadan miras reddedilmiş kabul edilir. Hükmen ret, alacaklı takibine karşı def’i olarak da ileri sürülebilir.

Reddin Şekli ve Mahkeme

Gerçek ret, sulh hukuk mahkemesine yazılı veya sözlü beyanla yapılır. Ret kayıtsız ve şartsız olmalıdır; şarta bağlı veya kısmi ret geçerli değildir. Mahkeme, reddi tespit eder ve kaydeder. Ret beyanı, mirasçının bu konudaki iradesini resmî olarak ortaya koyar ve sonradan ispat kolaylığı sağlar.

Reddin Sonuçları

Bir mirasçı mirası reddederse, onun payı diğer mirasçılara geçer (sanki o mirasçı miras bırakandan önce ölmüş gibi). Eğer tüm yasal mirasçılar reddederse, miras genellikle iflas hükümlerine göre tasfiye edilir; tasfiye sonunda artan olursa mirasçılara verilir. Önemli nokta: bir kişinin reddi, alt soyunu da etkileyebileceğinden, ailede kimlerin reddetmesi gerektiği dikkatle değerlendirilmelidir.

Reddetmeden Önce Dikkat: Terekeyle Sınırlı Sorumluluk

Mirası reddetmek tek seçenek değildir. Mirasçı, terekenin durumundan emin değilse, resmî defter tutulmasını (tereke defteri) isteyebilir; bu yolla mirası deftere göre (sınırlı sorumlulukla) kabul edebilir. Böylece sadece deftere geçen borçlardan sorumlu olur. Yani borçlu bir miras karşısında “redd-i miras” ile “deftere göre kabul” seçenekleri birlikte değerlendirilmelidir.

Herkes Reddederse Miras Amcalara Geçmez

Ret kararı alınırken ailede en çok kaygı yaratan soru budur ve cevabı çoğu kişinin sandığından rahatlatıcıdır.

Yaygın endişe şudur: “Biz reddedersek borç bir sonraki sıradaki akrabalara geçer, onları da zor durumda bırakırız.”

Kanunun cevabı nettir: en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, daha sonraki derecede bulunan mirasçılara geçmez. Başka bir ifadeyle, daha sonraki zümrede yer alan hısımlara intikal etmez.

Bunun yerine ne olur? En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.

Ayrım önemlidir: mirasçılardan bazıları reddederse pay diğer hak sahiplerine geçer; tamamı reddederse zincir kırılır ve tasfiye devreye girer.

Pratik sonuç: “sırayla herkes reddetmeli” telaşı çoğu zaman yersizdir. Belirleyici olan, en yakın mirasçı grubunun tamamının reddedip etmediğidir.

Tasfiye İflas Hükümlerine Göre Yapılır

Bu, mirasın reddi konusunu doğrudan icra ve iflas hukukuna bağlayan noktadır.

Kural: reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.

Bunun anlamı şudur: tereke, borçlarını ödeyemeyen bir işletme gibi ele alınır. Alacaklılar alacaklarını bildirir, sıra cetveli düzenlenir ve mevcut değerler kanundaki sıraya göre dağıtılır.

Alacaklılar için sonuç: alacağın süresinde bildirilmesi gerekir; bildirilmeyen alacak dağıtımdan pay alamaz. Sıra düzeni için iflas masası ve alacakların sırası (İİK 206) sayfamıza bakabilirsiniz.

Tasfiye usulünün işleyişi için iflasta adi ve basit tasfiye usulü (İİK 208-218); alacakların muacceliyet ve faiz bakımından uğradığı değişiklikler için iflasın alacaklara etkisi: muacceliyet, faiz ve takas (İİK 195-200) sayfalarımıza bakabilirsiniz.

Mirasçılar için sonuç: tasfiyeye katılmazlar ve kişisel malvarlıkları tasfiyenin dışındadır.

Artan Değer Reddedenlere Verilir

Kanunun en çok şaşırtan hükmü budur ve reddin “her şeyden vazgeçmek” olmadığını gösterir.

Kural: tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.

Yani ret, artan değerden feragat anlamına gelmez. Borçlar ödendikten sonra elde bir şey kalırsa, bu değer reddeden mirasçılara — sanki reddetmemişler gibi — dağıtılır.

Bu neden önemli? Çünkü terekenin borca batık olup olmadığı ölüm anında her zaman net değildir. Ret kararı veren mirasçı, sonradan terekenin aslında yeterli çıkması hâlinde tamamen dışlanmaz.

Karar verirken rahatlatıcı bir unsurdur: “ya mal varsa da kaybedersek” endişesi, bu hüküm karşısında büyük ölçüde anlamını yitirir.

Ancak dikkat: bu, terekenin borca batık olmadığı durumlarda reddin doğru karar olduğu anlamına gelmez; ret hâlinde yönetim ve tasarruf yetkisi mirasçıda olmaz.

Reddeden Mirasçının Payı Kime Geçer?

Tek bir mirasçının reddi hâlinde payın akıbeti, mirasçılığın kaynağına göre değişir.

Yasal mirasçı reddederse: onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Yani hesap, o kişi hiç yokmuş gibi yeniden yapılır.

Bu kurgunun pratik sonucu: reddeden kişinin altsoyu varsa, pay onlara intikal edebilir. Bu nedenle ailede kimin reddedeceği, altsoy dizilimi gözetilerek planlanmalıdır.

Atanmış mirasçı reddederse: onun payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.

Aradaki fark şudur: yasal mirasçının reddinde pay kendi soyu üzerinden akarken, atanmış mirasçının reddinde pay yasal mirasçılara döner.

Sonraki Mirasçılara Sorulmasını İsteme

Kanun, ret kararını zincirleme belirsizlikten kurtaran bir usul imkânı tanır.

İmkân şudur: mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını isteyebilirler.

Neden yararlıdır? Çünkü aksi hâlde her sıradaki mirasçı, kendi süresi işlemeye başladıktan sonra ayrı ayrı karar vermek zorunda kalır ve süreç uzar.

Ailedeki kullanımı: bu talep, ret kararının tüm aile bakımından tek bir süreçte netleşmesini sağlar; belirsizlik dönemini kısaltır.

Uygulama önerisi: ret dilekçesine bu talebin eklenmesi, sonraki mirasçıların süre kaçırma riskini azaltır.

Tasfiye Sürerken Mirasçının Konumu

Ret kararı verildikten sonra mirasçının süreçle ilişkisi kesilir; ancak bu, tamamen ilgisiz olduğu anlamına gelmez.

Kişisel malvarlığı tasfiyenin dışındadır. Reddeden mirasçı terekenin borçlarından sorumlu olmadığından, alacaklılar onun kendi mallarına yönelemez.

Tasfiyeyi yürüten sulh mahkemesidir. Mirasçı tasfiyenin tarafı değildir; alacaklılarla muhatap olan tereke ve onu tasfiye eden mercidir.

Ancak bilgi ilişkisi sürer: tasfiye sonunda artan değer reddedenlere verileceğinden, sürecin sonucundan haberdar olmak mirasçının yararınadır.

Elde bulunan tereke mallarında dikkat: ret kararı verilmiş olsa dahi, fiilen elde tutulan tereke malları üzerinde tasarrufta bulunmak, mirası benimseme tartışması doğurabilir. Bu nedenle mallar tasfiyeye bırakılmalıdır.

Pratik öneri: ret dilekçesinin ve mahkeme kaydının bir örneği saklanmalıdır; mirasçıya yöneltilen her takipte ilk sunulacak belge budur.

Alacaklı Bakımından: Ret Sizi Nasıl Etkiler?

Mirasçının reddi, alacaklının alacağını kendiliğinden yok etmez; yalnızca muhatabı değiştirir.

Muhatap artık terekedir. En yakın mirasçıların tamamı reddetmişse alacak, iflâs hükümlerine göre yürütülen tasfiyede karşılanır.

Bu nedenle alacağın bildirilmesi kritiktir: tasfiye iflas usulüne tabi olduğundan, alacağını süresinde bildirmeyen alacaklı dağıtımdan pay alamaz.

Sıra düzeni geçerlidir: imtiyazlı alacaklar önce karşılanır; adi alacaklılar kalan üzerinden garameten pay alır.

Rehinli alacaklar bakımından: rehin konusu mal üzerindeki hak, tasfiyede de öncelik sağlar; rehinle karşılanamayan kısım adi alacak olarak sıraya girer.

Ret geçerli mi, denetlenebilir: mirasçının mirası benimseyen davranışlarda bulunup bulunmadığı ayrı bir tartışma konusudur ve alacaklı bu yönde iddia ileri sürebilir.

Üç Aylık Sürenin Başlangıcı: TMK m.606 Fıkra Fıkra

Mirasın reddinde en çok hak kaybı, sürenin uzunluğundan değil başlangıç anının yanlış hesaplanmasından doğar. TMK m.606 süreyi ve başlangıcını ayrı ayrı düzenler.

Maddenin birinci fıkrası kuralı koyar: “Miras, üç ay içinde reddolunabilir.” İkinci fıkra ise başlangıcı mirasçının sıfatına göre ikiye ayırır. Yasal mirasçılar için süre, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar; ancak mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilirse başlangıç o tarihe kayar. Vasiyetname ile atanmış mirasçılar için ise süre, mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işler.

Mirasçının sıfatıSürenin başlangıcıİstisna
Yasal mirasçıÖlümü öğrendiği tarihMirasçı olduğunu sonradan öğrendiğini ispat ederse o tarih
Atanmış mirasçıTasarrufun resmen bildirildiği tarih—
Önceki mirasçının reddiyle mirasçı olanReddi öğrendiği tarih—

İkinci satırdaki ayrım pratikte belirleyicidir. Uzak dereceden bir akrabanın vefatını duyan kişi, kendisinin mirasçı sıfatını çoğu zaman çok daha sonra öğrenir. Bu durumda süre ölüm tarihinden değil, mirasçılık sıfatının öğrenildiği tarihten başlar — ancak ispat yükü mirasçıdadır. Nüfus kaydı, mirasçılık belgesi başvuru tarihi, bankadan gelen bildirim veya icra dairesinden yapılan tebligat bu ispatta kullanılır.

Üçüncü satır zincirleme redlerde önem taşır: birinci zümre mirası reddettiğinde ikinci zümre mirasçı hâline gelir ve onların üç aylık süresi kendi ölüm tarihinden değil, önceki reddi öğrendikleri tarihten başlar.

Ret Hakkını Düşüren Davranışlar (TMK m.610)

Süre içinde ret beyanında bulunmamak, ret hakkını kaybetmenin tek yolu değil. TMK m.610 sürenin içinde bile ret hakkını düşüren davranışları sayar. Bu hüküm, uygulamada süreyi kaçırmaktan daha sık hak kaybına yol açar; çünkü mirasçılar çoğu zaman iyi niyetle attıkları adımların sonucunu bilmez.

Maddenin birinci fıkrası kuralı koyar: yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. İkinci fıkra ise üç ayrı davranış grubunu sayar ve bunları yapan mirasçının artık mirası reddedemeyeceğini belirtir:

DavranışSomut örnekSonuç
Mirasçı olarak tereke işlemlerine karışmakTerekeye ait bir taşınmazı kiraya vermek, kira sözleşmesini yenilemekRet hakkı düşer
Olağan yönetim niteliğinde olmayan işler yapmakTereke malını satmak, devretmek, üzerinde ipotek kurmakRet hakkı düşer
Tereke mallarını gizlemek veya kendine mal etmekZiynetleri, aracı, banka içeriğini beyan dışı bırakmakRet hakkı düşer

Buna karşılık maddenin son fıkrası önemli bir güvence içerir: zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebri icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz. Yani murisin alacağı zamanaşımına uğramak üzereyse, mirasçı bu alacağı korumak için dava açabilir ve bu, mirası kabul ettiği anlamına gelmez.

Ayrım şurada: terekeyi korumaya yönelik zorunlu işlemler ret hakkını düşürmez; terekeyi sahiplenmeye yönelik işlemler düşürür. Cenaze giderlerinin ödenmesi, murisin evinin kilidinin değiştirilmesi, faturaların kesilmesi gibi işlemler ilk gruba girer. Buna karşılık murisin banka hesabından para çekmek, aracı satmak veya kirayı kendi hesabına almak ikinci gruba girer.

Pratik kural: Reddi düşünen mirasçı, üç aylık süre dolana kadar tereke malları üzerinde hiçbir tasarruf işlemi yapmamalı, hiçbir tahsilat gerçekleştirmemelidir. Tereddüt hâlinde işlem yapmadan önce değerlendirme alınması, sonradan geri alınamayan bir sonucu önler.

Mirası Reddedenin Beş Yıllık Sorumluluğu (TMK m.618)

Mirasın reddi, mirasçıyı her durumda ve tümüyle sorumluluktan kurtarmaz. TMK m.618, ödemeden aciz bir mirasbırakanın mirasını reddeden mirasçılar bakımından özel bir sorumluluk kurar.

Hükme göre bu mirasçılar, murisin alacaklılarına karşı, ölümünden önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer ölçüsünde sorumlu olurlar.

Amaç açık: borca batık bir kişinin, ölümünden kısa süre önce malvarlığını çocuklarına aktarıp sonra mirasçıların reddetmesiyle alacaklıların tamamen boşa düşmesini engellemek. Ret, önceden alınmış değerleri korumanın yolu değildir.

Maddenin sınırları da vardır. Olağan eğitim ve öğrenim giderleri ile âdet üzere verilen çeyiz bu sorumluluğun dışındadır. Ayrıca iyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olur; yani aldığı değeri iyiniyetle tüketmiş mirasçının sorumluluğu elinde kalanla sınırlıdır.

DurumSorumluluk
Ölümden önceki 5 yıl içinde alınan, geri verilmesi gereken değerAldığı değer ölçüsünde sorumlu
Olağan eğitim ve öğrenim giderleriSorumluluk yok
Âdet üzere verilen çeyizSorumluluk yok
İyiniyetli mirasçıGeri verme anındaki zenginleşme kadar

Reddetmeden Korunmanın Yolu: Resmî Defter Tutma (TMK m.619-621)

Terekenin borca batık olup olmadığı çoğu zaman baştan bilinemez. Muris hem taşınmaz bırakmış hem de kefaletleri çıkmış olabilir. Bu belirsizlikte mirası tümüyle reddetmek, borçtan kurtulurken maldan da vazgeçmek anlamına gelir. Kanun bu ikilem için üçüncü bir yol sunar: resmî defter tutma.

TMK m.619 hakkı ve süreyi belirler: mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle bir ay içinde sulh hâkiminden istenir. Aynı madde, mirasçılardan birinin defter tutma isteminin diğerleri hakkında da etkili olduğunu söyler.

Buradaki bir aylık süre, mirasın reddi için öngörülen üç aylık süreden farklıdır ve daha kısadır. Defter tutma yolunu düşünen mirasçının takvimi, redde göre çok daha dar işler.

TMK m.621 usulü düzenler: sulh mahkemesi, mirasbırakanın alacaklıları ile borçlularını alacaklarını ve borçlarını bildirmeleri için bir ay arayla iki defa yapılacak ilan yoluyla çağırır. Çağrı, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu olanları da kapsar. Bildirim süresi, ikinci ilandan başlayarak en az bir aydır.

Kefaletin ilan kapsamında açıkça sayılması önemlidir; çünkü murisin kefil olduğu borçlar terekenin en sık gözden kaçan kalemidir ve genellikle ancak alacaklı harekete geçtiğinde ortaya çıkar.

YolSüreSonuç
Mirasın gerçek reddi3 ay (TMK m.606)Mirasçı sıfatı düşer; mal da alınmaz
Resmî defter tutma1 ay (TMK m.619)Tereke tespit edilir; sonra karar verilir
Hükmen retSüreye bağlı değil (TMK m.605/2)Aciz açıkça belliyse miras reddedilmiş sayılır

Defter tutulduktan sonra mirasçı, terekenin gerçek tablosunu görerek karar verir: mirası reddedebilir, kayıtsız şartsız kabul edebilir veya deftere göre kabul edebilir. Deftere göre kabulde mirasçı, yalnızca deftere yazılmış borçlardan sorumlu olur; deftere geçmemiş borçlar kural olarak kendisini bağlamaz. Terekenin karmaşık olduğu, kefalet ve vergi borcu ihtimalinin bulunduğu dosyalarda bu yol, redde göre çoğu zaman daha isabetlidir.

Hükmen Ret: Süre İşlemeyen Hâl (TMK m.605/2)

TMK m.605 iki fıkradan oluşur ve ikisi birbirinden tamamen farklı işler. Birinci fıkra gerçek reddi düzenler: yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. İkinci fıkra ise bir karine kurar: “Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.”

Bu ikinci hâl — hükmen ret — için sulh mahkemesine ret beyanında bulunmak gerekmez ve üç aylık süre işlemez. Miras kanun gereği reddedilmiş sayılır. Mirasçının yapması gereken, alacaklı takibe geçtiğinde bu durumu ileri sürmektir.

Aciz durumunun “açıkça belli” olması, murisin ölüm tarihinde borçlarının malvarlığını aşmasının somut verilerle ortaya konabilmesini ifade eder. “Resmen tespit edilmiş” olması ise aciz vesikası, iflas kararı gibi resmî bir belgeye dayanır.

Uygulamada hükmen ret çoğunlukla bir tespit davasıyla ileri sürülür: mirasçı, terekenin borca batık olduğunun ve mirasın hükmen reddedildiğinin tespitini ister. Bu dava süreye tabi olmadığından, üç aylık ret süresini kaçırmış mirasçı için hâlâ açık bir kapıdır — yeter ki ölüm tarihindeki aciz hâli ispatlanabilsin ve mirasçı TMK m.610 anlamında terekeyi sahiplenen işlemler yapmamış olsun.

Ret Kararı Öncesi Kontrol Listesi

Ret geri alınamayan bir işlem olduğundan, karar öncesi şunlar netleştirilmelidir.

1. Terekenin gerçek durumu. Borç ve malvarlığı dengesi araştırılmalıdır; tasfiye sonunda artan değerin reddedenlere verileceği unutulmamalıdır.

2. Kimlerin reddedeceği. Reddeden yasal mirasçının payı “sağ değilmiş gibi” akacağından, altsoy dizilimi baştan çıkarılmalıdır.

3. Sonraki mirasçılara sorulması talebi. Ret dilekçesine eklenmesi, zinciri tek süreçte kapatır.

4. Alacaklı takipleri. Mirasçıya yöneltilen icra takiplerinde izlenecek yol ayrıdır: ölen kişinin icra borcu mirasçıya geçer mi? (İİK 53)

5. Ret türü. Gerçek ret ile hükmen ret farklı şartlara ve farklı sonuçlara tabidir: mirasın reddi: gerçek ret ve hükmen ret (borca batık tereke)

🗺️ İcra Takibi Konu Haritası

İcra ve haciz sürecinin tüm aşamaları için hazırladığımız rehberler:

🔒 Haciz İşlemleri

📁 Takip Süreci

⚖️ İtiraz ve Dava

💰 Ödeme, Harç ve Faiz

🏛️ Satış ve Paraya Çevirme

📌 Özel Alacak Türleri

📚 Sürecin bütünü için İcra ve İflas Hukuku Rehberi sayfamıza bakabilirsiniz.

Mirasın reddi ve borca batık tereke değerlendirmesi için
Hukukçular Evi Ankara olarak yanınızdayız.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Sıkça Sorulan Sorular

Hepimiz reddedersek borç akrabalara mı geçer?

Hayır. En yakın mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, daha sonraki derecede bulunan mirasçılara geçmez; sonraki zümredeki hısımlara intikal etmez. Bu miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.

Reddedilen miras nasıl tasfiye edilir?

Sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre. Tereke, borçlarını ödeyemeyen bir işletme gibi ele alınır; alacaklılar alacaklarını bildirir ve mevcut değerler kanundaki sıraya göre dağıtılır.

Tasfiyeden sonra mal artarsa ne olur?

Kanun açıkça öngörür: tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir. Yani ret, artan değerden feragat anlamına gelmez.

Bir mirasçı reddederse payı kime geçer?

Yasal mirasçılardan biri reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Bu nedenle reddeden kişinin altsoyu varsa pay onlara intikal edebilir.

Atanmış mirasçının reddi farklı mı?

Evet. Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır.

Sonraki mirasçıların da karar vermesini sağlayabilir miyim?

Evet. Mirasçılar, mirası reddederken kendilerinden sonra gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını isteyebilirler. Bu talebin ret dilekçesine eklenmesi süreci kısaltır.

Mirasın reddi (reddi miras) nedir?

Mirasçının kendisine geçen mirası kabul etmediğini beyan etmesidir (TMK 605). Reddeden mirasçı mirasçılık sıfatını kaybeder; ne mala ne borca dahil olur. Özellikle borca batık terekede mirasçıyı korur.

Mirasın reddi için süre ne kadardır?

Yasal mirasçılar, ölümü öğrendikleri tarihten itibaren 3 ay içinde reddedebilir (TMK 606). Bu süre hak düşürücüdür; süre içinde reddedilmezse miras borçlarıyla kabul edilmiş sayılır.

Borçlu yakınımın mirasını reddedersem borçtan kurtulur muyum?

Evet. Mirası süresinde reddederseniz, miras bırakanın borçlarından sorumlu olmazsınız. Ret, mirasçılık sıfatını geçmişe etkili olarak ortadan kaldırır.

Gerçek ret ile hükmen ret farkı nedir?

Gerçek ret, 3 ay içinde sulh hukuk mahkemesine başvurarak mirası reddetmektir. Hükmen ret ise, miras bırakanın borca batıklığı ölümde belli/tespitliyse mirasın kendiliğinden reddedilmiş sayılmasıdır; ayrıca beyana gerek kalmaz.

Mirasın reddi nasıl ve nereye yapılır?

Gerçek ret, sulh hukuk mahkemesine yazılı veya sözlü kayıtsız-şartsız beyanla yapılır. Şarta bağlı veya kısmi ret geçerli değildir. Mahkeme reddi tespit edip kaydeder.

Bir mirasçı reddederse payı ne olur?

Reddeden mirasçının payı diğer mirasçılara geçer (o kişi miras bırakandan önce ölmüş gibi). Tüm yasal mirasçılar reddederse miras genellikle iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.

Mirasın reddi (reddi miras) ve borçtan kurtulma konusunda uzman desteği alın

Hukukçular Evi yanınızda.

İlgili Rehberler

Ret süresi içinde tereke masrafı ödersem sorun olur mu?

Cenaze gideri gibi zorunlu işler kural olarak zımnen kabul sayılmaz. Terekeden mal alınması veya alacak tahsili ise risklidir.

Reddettikten sonra bana takip gelirse ne yaparım?

Ret kararını ibraz ederek itiraz veya şikâyet yoluna başvurulur. İİK m.53 savunması da birlikte ileri sürülebilir.

Post by Av. Fatma Öztürk