Bir devlet hastanesinde, şehir hastanesinde ya da üniversite hastanesinde yapılan yanlış teşhis, hatalı tedavi veya ameliyat sonucu zarar gören hastalar, kime ve nerede dava açacaklarını çoğu zaman bilemez. Bu rehberde kamu hastanelerindeki tıbbi hatalarda (malpraktis) idarenin sorumluluğunu ve açılacak tam yargı davasını sade bir dille açıklıyoruz.
En Kritik Ayrım: Kamu Hastanesi mi, Özel Hastane mi?
Davanın hangi mahkemede ve kime karşı açılacağı, hastanenin niteliğine göre değişir. Devlet, şehir, üniversite veya eğitim-araştırma hastaneleri ile aile sağlığı merkezlerinde görev yapan hekim kamu görevlisidir. Bu nedenle doğrudan hekime karşı şahsi tazminat davası açılamaz; dava, idarenin hizmet kusuru gerekçesiyle idari yargıda tam yargı davası olarak ilgili idareye (Sağlık Bakanlığı ya da ilgili üniversite rektörlüğü) yöneltilir. Buna karşılık özel hastane veya özel muayenehanedeki doktor hatalarında dava, adli yargıda (tüketici mahkemesi ya da asliye hukuk mahkemesi) hastane veya hekime karşı açılır. Anayasa’nın 125. maddesi, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu açıkça belirtir.
Hizmet Kusuru ve Üç Görünümü
İdarenin sorumluluğu kural olarak hizmet kusuruna dayanır. Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel bir bozukluk, aksaklık ya da boşluktur; hizmetin hiç işlememesi, geç işlemesi veya kötü işlemesi hâllerinde ortaya çıkar. Danıştay içtihatlarında tıbbi hizmet kusuru üç biçimde değerlendirilir: uygulama kusuru (teşhis ve tedavideki hata), aydınlatma kusuru (hastanın bilgilendirilmesi ve onamındaki eksiklik) ve organizasyon kusuru (yeterli personel ve donanımın sağlanmamasındaki aksaklık).
Komplikasyon ile Malpraktis Aynı Şey Değildir
Her istenmeyen sonuç tıbbi hata değildir. Gösterilen tüm özene rağmen ortaya çıkabilen, işlemin niteliğinden kaynaklanan ve uygun şekilde yönetilen istenmeyen durumlar komplikasyon sayılır ve kusur oluşturmaz. Bir olayın malpraktis mi yoksa komplikasyon mu olduğu, genellikle Adli Tıp Kurumu veya Yüksek Sağlık Şurası gibi resmi bilirkişilerden alınan raporlarla belirlenir. Tazminata hükmedilebilmesi için zarar ile idarenin kusurlu eylemi arasında uygun bir nedensellik (illiyet) bağı bulunmalıdır (Danıştay 15. Dairesi, 2015/8936 E., 2016/1604 K.; Danıştay 10. Dairesi, 2019/6629 E., 2021/1920 K.).
Zorunlu Ön Başvuru ve Süreler (İYUK m.13)
Kamu hastanesine karşı tam yargı davası açmadan önce zorunlu bir ön başvuru şartı vardır. İYUK m.13 uyarınca, zararı ve eylemi öğrendiğiniz tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde olay tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye yazılı olarak başvurup maddi ve manevi zararınızın ödenmesini istemeniz gerekir. İdare talebinizi reddederse ya da 30 gün içinde cevap vermezse (zımni ret), bu tarihten itibaren 60 gün içinde idare mahkemesinde tam yargı davası açılır. Maddi tazminat tedavi giderlerini, iş gücü ve kazanç kaybını kapsar; ayrıca manevi tazminat da talep edilebilir. Bedensel zarar ve ölüm hâllerinde tazminatın hesabında Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. İdare, ödediği tazminatı kusurlu bulunan hekime rücu edebilir; hekim hakkında ayrıca ceza soruşturması yürütülebilmesi için ise soruşturma izni alınması gerekir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


