Yoldaki kapatılmamış bir çukurda kaza yapan sürücü, bakımsız kaldırımda düşüp yaralanan yaya ya da tıkanan yağmur suyu kanalı yüzünden evini su basan bir aile… Bu durumlarda akla gelen soru şudur: “Devleti ya da belediyeyi dava edip zararımı tazmin ettirebilir miyim?” Cevap, çoğu zaman evettir. İdarenin hizmet kusuru nedeniyle açılan tam yargı davası, tam da bu tür zararların giderilmesi için vardır.
Anayasal Temel
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası açıktır: idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür. Bu zararın tazmini için idari yargıda açılan tazminat davasına “tam yargı davası” denir. Davanın özel hukuktaki tazminat davasından farkı, uyuşmazlığın kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanması ve idare hukuku ilkelerine göre çözülmesidir.
Hizmet Kusuru Nedir?
İdarenin sorumluluğunun asli kaynağı hizmet kusurudur. Hizmet kusuru, kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya işleyişinde bir aksaklık bulunmasıdır ve üç şekilde ortaya çıkar:
- Hizmetin hiç işlememesi: İdarenin yapması gereken bir hizmeti tamamen ihmal etmesi; örneğin tehlikeli bir çukurun hiç kapatılmaması.
- Hizmetin geç işlemesi: Hizmetin makul sürede yapılmaması; örneğin itfaiyenin gereksiz biçimde geç gelmesi.
- Hizmetin kötü işlemesi: Hizmetin beklenen standartta sunulmaması; örneğin standartlara aykırı kaldırım döşenmesi.
Önemli bir kolaylık şudur: hizmet kusurunda, zarar gören kişi tek tek hangi memurun kusurlu olduğunu ispatlamak zorunda değildir; hizmetin kendisindeki objektif aksaklığı ortaya koyması yeterlidir.
Kusursuz Sorumluluk ve Sosyal Risk
İdarenin sorumluluğu her zaman kusura bağlı değildir. Bazı hâllerde idarenin kusuru olmasa bile, eylemiyle zarar arasında illiyet bağı varsa tazminat gündeme gelir. Bu kusursuz sorumluluk hâlleri başlıca risk ilkesi (tehlikeli faaliyetlerden doğan olağan dışı zararlar) ve kamu külfetlerinde eşitlik ilkesidir. Toplumsal nitelikli, bireyin kendisinden kaynaklanmayan olaylarda ise sosyal risk ilkesi uygulanabilir. Danıştay’ın yerleşik içtihadına göre hâkim önce hizmet kusurunu araştırır; kusur yoksa kusursuz sorumluluğu ve son çare olarak sosyal riski değerlendirir.
Dava Öncesi Başvuru ve Süre
Bir usul kuralı çok önemlidir: idari bir eylemden doğan zarar için tam yargı davası açmadan önce, İYUK’un 13. maddesi uyarınca ilgili idareye başvurmak zorunludur. Bu başvuru, zararı öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde yapılmalıdır. İdare başvuruyu reddeder ya da otuz gün içinde cevap vermezse, dava açma süresi içinde tam yargı davası açılabilir. Bu zorunlu başvuru yapılmadan açılan davalar usulden reddedilir.
Kişinin Kendi Kusuru Tazminatı Azaltır
Son olarak, zarar görenin kendi kusuru da hesaba katılır. Müterafik kusur denilen bu durumda, kişinin dikkatsizliği zarara katkıda bulunmuşsa tazminat oransal olarak azaltılır. Örneğin belediyenin uyarı levhası koymaması hizmet kusurudur; ancak “girilmez” yazan yere girip zarar gören kişinin kusuru da tazminattan düşülebilir.
Sonuç olarak, idarenin ihmali yüzünden uğranılan zararlar tam yargı davasıyla tazmin edilebilir. Başarılı bir süreç için zorunlu idari başvuruyu süresinde yapmak ve hizmet kusurunu somut delillerle (tutanak, fotoğraf, rapor) ortaya koymak belirleyicidir.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, somut durumunuza ilişkin değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.


