Kiracının Ölümü ve Kira Sözleşmesinin Devamı (TBK m.333 ve m.356): Fesih Penceresi ve Taraf Teşkili
25 Temmuz 2026

Kiracının Ölümü ve Kira Sözleşmesinin Devamı (TBK m.333 ve m.356): Fesih Penceresi ve Taraf Teşkili

Kiracının ölümü, kira sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez. Bu, Türk Borçlar Kanunu’nun iki ayrı hükmünden çıkan ve Yargıtay’ın da vurguladığı temel kuraldır. Sözleşme devam eder; kiraya verenin yalnızca ölüm sebebine dayanarak fesih veya tahliye hakkı bulunmaz. Kanun bunun yerine iki mekanizma kurar: m.333 mirasçılara olağanüstü fesih hakkı tanır — ancak bu hak, en yakın fesih dönemi için kullanılmazsa düşer. m.356 ise konut ve çatılı işyeri kiralarında belirli kişilere sözleşmeyi taraf olarak sürdürme imkânı verir. Bu iki hükmün ilişkisi ise, mahkeme uygulamasında dahi tam olarak netleşmiş değildir.

Kiracı vefat etti, sözleşme ne olacak? Fesih penceresi mi işliyor?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın

Temel Kural: Ölüm Sözleşmeyi Sona Erdirmez

Uygulamada en yaygın yanılgı, kiracının vefatıyla kira ilişkisinin kendiliğinden biteceği ve kiraya verenin taşınmazı hemen geri alabileceği düşüncesidir. Bu doğru değildir.

Yargıtay bir kararında, yerel mahkemenin hükmünü bozarken gerekçeyi açıkça kurmuştur: Türk Borçlar Kanunu’nun 333 üncü (mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 265 inci) maddesinde kiracının ölümü ile sözleşmenin kendiliğinden sona ermeyeceği hususunun dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir (Yargıtay, 2/6/2016, E.2016/3861, K.2016/4324).

Bunun iki doğrudan sonucu vardır:

  • Kiraya veren, kiracının ölümü sebebiyle sözleşmeyi sonlandıramaz. Ölüm, kanunda sayılan tahliye sebeplerinden biri değildir.
  • Kiracılık sıfatı intikal eder. Sözleşmenin kiracı tarafı boşalmaz; kanunun belirlediği kişiler bu sıfatı kazanır.

Kiraya veren tahliye istiyorsa, kanunda sayılan bağımsız bir sebebe dayanmak zorundadır — gereksinim, temerrüt, sözleşmeye aykırılık gibi. Yeni malikin gereksinimi rejimi için: Yeni Malikin Gereksinimi (TBK m.310 ve m.351).

İki Ayrı Hüküm: m.333 ve m.356

Kanun konuyu iki ayrı yerde düzenler ve bu, uygulamadaki karmaşanın kaynağıdır.

Genel hüküm — m.333

“Kiracının ölmesi durumunda mirasçıları, yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi feshedebilirler.”

Bu hüküm kira sözleşmelerinin genel hükümleri arasında yer alır ve her tür kira ilişkisine uygulanabilir niteliktedir.

Özel hüküm — m.356

Ölen kiracının ortakları veya bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları ve ölen kiracı ile birlikte aynı konutta oturanlar, sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece, taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilirler.

Bu hüküm konut ve çatılı işyeri kiralarına özgüdür ve iki farklı grubu düzenler.

m.333: Mirasçıların Olağanüstü Fesih Hakkı

Doktrinde bu hüküm bir olağanüstü fesih hakkı olarak nitelendirilir. Mantığı şudur: kiracının ölümü, özellikle onunla birlikte oturan ya da onunla aynı yerde mesleki veya ticari faaliyet yürüten mirasçıları yönünden esaslı bir değişiklik yaratır; buna karşılık diğer mirasçılar bakımından kira ilişkisinin sürdürülmesinde bir yarar bulunmayabilir. Hüküm, kira ilişkisini devam ettirmek istemeyen mirasçılara çıkış yolu verir.

İki koşul birlikte aranır

  • Yasal fesih bildirim süresine uyulması — genel hükümlerdeki bildirim süreleri esas alınır. Uygulamada konut ve çatılı işyeri kiraları bakımından altı aylık kira döneminin sonu için üç aylık bildirim süresi biçiminde işletilmektedir; somut sözleşmede uygulanacak süre ayrıca tespit edilmelidir.
  • En yakın fesih dönemi sonu için kullanılması.

Kritik nokta: hak kullanılmazsa düşer

Bu, mirasçıların en sık kaçırdığı husustur. En yakın fesih dönemi için fesih beyanının kullanılmaması hâlinde, kiracının ölümü nedeniyle doğan fesih hakkı ortadan kalkar.

Yani mirasçılar “nasıl olsa sonra çıkarız” diyemez. Ölüm sebebine dayalı olağanüstü fesih penceresi kaçırıldığında, sözleşme olağan kuralları izleyerek devam eder ve mirasçılar ancak genel fesih imkânlarına başvurabilir. Bu, aylarca süren ve hiç istenmeyen bir kira yükümlülüğü doğurabilir.

Uygulamadaki öneri: ölüm tarihinden itibaren sözleşmenin dönem yapısı derhal çıkarılmalı ve en yakın fesih dönemi ile bildirim süresi takvime işlenmelidir.

Külli halefiyet tartışması

Doktrindeki baskın görüş, m.333 hükmünü külli halefiyet ilkesini doğrulayan bir hüküm olarak değerlendirmektedir. Yani mirasçılar, terekenin bir unsuru olarak kiracılık sıfatını da devralır; hüküm bunu teyit eder ve yalnızca çıkış yolunu düzenler.

Buna karşılık aynı hükmün, kiracı lehine düzenlenmiş izlenimi verirken fiilen ters sonuçlar doğurabileceği de eleştiri konusudur: sözleşmeyle bağlanmak istemeyen mirasçılar için dar bir zaman penceresi öngörülmüştür.

m.356: Sözleşmeyi Sürdürebilecek Kişiler

Hüküm iki ayrı grup belirler ve bu ayrım kira türüne göre işler.

İşyeri kiralarında

  • Ölen kiracının ortakları,
  • Bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları.

Dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır. Birincisi, sayılan kişi ölen kiracının mirasçısı değil, ortağın mirasçısıdır. İkincisi, bu mirasçıların aynı meslek ve sanatı yürütüyor olması aranır. Amaç, işletmenin sürekliliğini korumaktır — kiralananda yürütülen faaliyetin devam etmesi esastır.

Konut kiralarında

  • Ölen kiracı ile birlikte aynı konutta oturanlar.

Burada ölçüt akrabalık veya mirasçılık değil, fiilî birlikte oturmadır. Eş, çocuklar, anne baba veya hane halkından başka kişiler bu kapsamda değerlendirilebilir. Belirleyici olan, ölüm anında o konutta fiilen birlikte yaşanıyor olmasıdır.

Ortak şart: “sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece”

Sürdürme hakkı koşulsuz değildir. Bu kişiler sözleşmeden ve kanundan doğan yükümlülüklere uymak zorundadır: kira bedelinin ödenmesi, özenle kullanma, komşulara saygı, bildirim yükümlülükleri. Aykırılık hâlinde genel rejim işler: Sözleşmeye Aykırı Kullanım (TBK m.316).

İki Hüküm Arasındaki Gerilim: Dürüst Bir Tespit

Bu konuda okuyucuya en yararlı olan şey, meselenin tartışmalı olduğunu açıkça söylemektir.

Bir görüşe göre m.356, kiracılık hakkının geçişi bakımından özel bir intikal rejimi düzenlemektedir. Bu görüşe göre hükmün kapsamı dışında kalan mirasçıların, bir an için dahi kiracılık sıfatını kazanmaları söz konusu olmaz. Yani işyeri kiralarında yalnızca ortaklar ve onların aynı mesleği yürüten mirasçıları, konut kiralarında ise yalnızca birlikte oturanlar kiracı olur.

Buna karşılık yargı kararlarında farklı bir yaklaşım da görülmektedir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi bir kararında şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Kabule göre TBK’nun 356. maddesinde ölen kiracı ile birlikte aynı konutta oturanların sözleşme ve kanun hükümlerine uydukları sürece kira sözleşmesinin sürdürülebileceği hüküm altına alınmış ise de; kiracı ölmekle, kiracının kiracılık hakkı elbirliği mülkiyeti hâlinde tüm mirasçılarına geçer. (Ankara BAM 15. HD, 23/1/2019, E.2018/3524, K.2019/125).

Bu iki yaklaşım farklı sonuçlar doğurur: birincisinde kiracı sıfatı sınırlı bir gruba, ikincisinde tüm mirasçılara elbirliği mülkiyeti hâlinde geçer.

Mahkeme uygulamasının genel hüküm olan 333 üncü maddeye mi yoksa 356 ncı maddeye mi ağırlık verdiği açık değildir. Bu belirsizlik, dava stratejisinin her iki ihtimale göre kurulmasını gerektirir.

Taraf Teşkili: Pratikte En Kritik Sorun

Yukarıdaki tartışmanın doğrudan pratik sonucu, açılacak davada kimin taraf gösterileceği sorusudur — ve bu, dosyayı bozduran bir husustur.

Aynı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararında bu nokta açıkça vurgulanmıştır: “Mahkemece, kiracı ile birlikte oturan şahısların kimler olduğu tespit edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi de doğru değildir.”

Kiraya veren açısından çıkarılacak ders nettir:

  • Ölüm sonrası taşınmazda kimlerin oturduğu tespit edilmelidir — adres kayıtları, komşu beyanları, abonelik kayıtları.
  • Mirasçılık belgesi temin edilmelidir — mirasçıların kimler olduğu resmen belirlenmelidir.
  • Dava, hem birlikte oturanlara hem mirasçılara yöneltilerek taraf teşkili eksiksiz sağlanmalıdır. Belirsizlik ortamında eksik taraf teşkili, bozma sebebidir.

Sürdürme İradesi Nasıl Anlaşılır?

Kanun, m.356 kapsamındaki kişilerin sözleşmeyi sürdürmek zorunda olduğunu söylemez; sürdürebileceklerini söyler. Peki bu irade nasıl dışa vurulur?

Doktrinde kabul edildiği üzere, bu kişilerin sözleşme ile bağlı olmama iradelerini dışa vurmalarıyla kira sözleşmesi doğrudan sona ermiş sayılır. Bağlı olmama iradesini gösteren tipik davranışlar:

  • Kiralananı terk ederek kullanmamak,
  • Kira bedeli ödemesinde bulunmamak.

Tersi de doğrudur: kiralananda oturmaya devam etmek ve kira bedelini ödemek, sözleşmeyi sürdürme iradesinin en güçlü göstergesidir. Bu nedenle sürdürmek isteyen kişilerin ödemeleri kendi adlarına yapması ve makbuzları saklaması önemlidir.

Mirasçıların Yükümlülükleri

Fesih hakkını kullanmayı düşünen mirasçılar için önemli bir uyarı: fesih gerçekleşinceye kadar kira sözleşmesinden doğan yükümlülükler devam eder.

Mirasçıların, sözleşmenin devamı boyunca kira bedelini ve diğer yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi gerekir. Ödeme yapılmaması veya kanundan ya da sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi hâlinde kiraya verenin dava ve icra yollarına başvurma hakkı bulunmaktadır.

Yani “nasıl olsa çıkacağız” düşüncesiyle ödemeyi durdurmak, temerrüt ve icra takibi riskini doğurur — üstelik bu, olağanüstü fesih hakkından bağımsız ve çok daha hızlı işleyen bir süreçtir.

Aile Konutu ile Kesişim

Ölen kiracının eşi bakımından ek bir koruma katmanı bulunabilir. Konut aile konutu olarak kullanılıyorsa, kiracı olmayan eşin kiraya verene bildirimde bulunarak sözleşmenin tarafı sıfatını kazanmış olması mümkündür. Bu durumda eş, ölümden bağımsız olarak zaten sözleşmenin tarafıdır. Ayrıntı için: Aile Konutu Olan Kiralık Taşınmaz (TBK m.349).

Bu nedenle ölüm sonrası değerlendirmede ilk sorulacak sorulardan biri şudur: sağ kalan eş, daha önce m.349 kapsamında bildirimde bulunmuş muydu?

Kiraya Veren İçin Adım Adım

  1. Ölüm tarihini ve belgesini temin edin.
  2. Taşınmazda kimlerin oturduğunu tespit edin — adres kayıtları, komşu beyanları, abonelikler.
  3. Mirasçılık belgesini edinin.
  4. Ölümü tek başına tahliye sebebi saymayın. Bağımsız bir sebep aranır.
  5. Kira ödemelerini takip edin ve kimin adına yapıldığını kayda geçirin.
  6. Ödeme durursa temerrüt yolunu işletin — bu, ölümden bağımsız ve hızlı bir yoldur.
  7. Dava açacaksanız taraf teşkilini eksiksiz kurun — hem birlikte oturanlar hem mirasçılar.
  8. Arabuluculuk dava şartını yerine getirin: Kira Davasında Dava Şartı Arabuluculuk.

Mirasçılar ve Birlikte Oturanlar İçin Adım Adım

  1. Sözleşmeyi ve dönem yapısını çıkarın — başlangıç tarihi, süre, uzama dönemleri.
  2. Kararınızı erken verin: sürdürmek mi, feshetmek mi?
  3. Feshedecekseniz en yakın fesih dönemini ve bildirim süresini hesaplayın — bu pencere kaçarsa hak düşer.
  4. Fesih bildirimini yazılı yapın ve tebliğini belgeleyin.
  5. Sürdürecekseniz ödemeleri kendi adınıza yapın ve makbuzları saklayın.
  6. Kiraya verene durumu yazılı bildirin — kimin sürdürdüğü netleşsin.
  7. Abonelikleri ve tebligat adresini güncelleyin.
  8. Fesih tarihine kadar ödemeleri aksatmayın.

Sık Yapılan Hatalar

  • Ölümle sözleşmenin bittiğini sanmak. Sözleşme kendiliğinden sona ermez.
  • Kiraya verenin ölümü tahliye sebebi sayması. Bağımsız bir sebep gerekir.
  • Olağanüstü fesih penceresini kaçırmak. En yakın fesih dönemi için kullanılmazsa hak düşer.
  • Fesih beklerken ödemeyi durdurmak. Temerrüt ve icra riski doğar.
  • Taraf teşkilini eksik kurmak. Birlikte oturanlar tespit edilmeden karar verilmesi bozma sebebidir.
  • Sürdürme iradesini belgelememek. Ödemelerin kimin adına yapıldığı önemlidir.
  • Aile konutu bildirimini gözden kaçırmak. Eş zaten taraf olabilir.
  • Fesih bildirimini sözlü yapmak. Yazılılık ve tebliğ esastır.

Kontrol Listesi

  • Kira konut ve çatılı işyeri kapsamında mı? m.356 buna göre uygulanır.
  • Taşınmazda kimler oturuyor? Tespit edildi mi?
  • İşyeri kirasında ortak var mı? Ortağın mirasçısı aynı meslek ve sanatı yürütüyor mu?
  • Mirasçılık belgesi alındı mı?
  • Sözleşmenin dönem yapısı ve en yakın fesih dönemi hesaplandı mı?
  • Olağanüstü fesih hakkı süresinde kullanılıyor mu? Kaçırılırsa hak düşer.
  • Fesih bildirimi yazılı ve tebliğ belgeli mi?
  • Sürdürme iradesi varsa ödemeler kendi adına mı yapılıyor?
  • Sağ kalan eş daha önce aile konutu bildirimi yapmış mıydı?
  • Dava açılacaksa taraf teşkili hem birlikte oturanları hem mirasçıları kapsıyor mu?

Sık Sorulan Sorular

Kiracı ölürse kira sözleşmesi sona erer mi?

Hayır. Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere Türk Borçlar Kanunu’nun 333 üncü maddesi uyarınca kiracının ölümü ile sözleşme kendiliğinden sona ermez. Kiraya veren, yalnızca ölüm sebebine dayanarak sözleşmeyi sonlandıramaz.

Mirasçılar sözleşmeyi feshedebilir mi?

Evet. Kanun’un 333 üncü maddesi uyarınca kiracının ölmesi durumunda mirasçıları, yasal fesih bildirim süresine uyarak en yakın fesih dönemi sonu için sözleşmeyi feshedebilirler.

Bu fesih hakkı kaçırılabilir mi?

Evet. En yakın fesih dönemi için fesih beyanının kullanılmaması hâlinde kiracının ölümü nedeniyle doğan fesih hakkı ortadan kalkar; sözleşme olağan kurallarla devam eder.

Kimler sözleşmeyi sürdürebilir?

Kanun’un 356 ncı maddesi uyarınca ölen kiracının ortakları veya bu ortakların aynı meslek ve sanatı yürüten mirasçıları ile ölen kiracı ile birlikte aynı konutta oturanlar, sözleşmeye ve kanun hükümlerine uydukları sürece taraf olarak kira sözleşmesini sürdürebilirler.

Konutta birlikte oturan herkes sürdürebilir mi?

Kanun ölçütü fiilî birlikte oturma olarak belirlemiştir. Ancak m.356 ile m.333 arasındaki ilişki tartışmalıdır; bir yargı kararında kiracı ölmekle kiracılık hakkının elbirliği mülkiyeti hâlinde tüm mirasçılara geçeceği belirtilmiştir.

Dava açılırken kim davalı gösterilir?

Yargı kararlarında, kiracı ile birlikte oturan şahısların kimler olduğu tespit edilmeden ve taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilmiştir. Bu nedenle hem birlikte oturanların hem mirasçıların tespiti gerekir.

Sürdürme iradesi nasıl belli olur?

Doktrinde, m.356 kapsamındaki kişilerin kiralananı terk ederek kullanmamaları ve kira bedeli ödemesinde bulunmamaları gibi davranışlarının borç ilişkisiyle bağlı olmama iradesini ortaya koyacağı kabul edilmektedir.

Fesih beklerken kira ödemek gerekir mi?

Evet. Mirasçıların sözleşmenin devamı boyunca kira bedelini ve diğer yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi gerekir; aksi hâlde kiraya verenin dava ve icra yollarına başvurma hakkı bulunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; her dosyanın kendine özgü koşulları bulunduğundan, ayrıntılı değerlendirme için güncel mevzuat ve uzman hukuki görüş esas alınmalıdır.

Olağanüstü fesih hakkı en yakın fesih dönemi için kullanılmazsa düşer — takvimi hemen çıkarın.
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın
Post by Av. Fatma Öztürk