Hazine Arazisi Zilyetlikle Tapuya Dönüşür mü? Yirmi Yıl Kuralı, Sınırlar ve Gerçek Yol
01 Eylül 2026

Hazine Arazisi Zilyetlikle Tapuya Dönüşür mü? Yirmi Yıl Kuralı, Sınırlar ve Gerçek Yol

📜 Dayanak Mevzuat

  • 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.713 — Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı
  • 4721 sayılı Kanun m.715 — Sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait mallar
  • 3402 sayılı Kadastro Kanunu m.13 — Tapuda kayıtlı taşınmazların tespiti
  • 3402 sayılı Kanun m.14 — Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazların tespiti
  • 3402 sayılı Kanun m.18 — Hazine adına tespit ve kazandırıcı zamanaşımı yasağı
  • 6292 ve 4706 sayılı Kanunlar — Hak sahipliğine dayalı satış

⚡ Net Cevap: Kısa cevap hayır; ancak ayrım yapmak gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18. maddesi açık bir yasak koymuştur: orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez. Yani mera, yol, kıyı, harman yeri gibi yerlerde süre ne olursa olsun mülkiyet doğmaz. Hazine adına tapuda tescilli bir taşınmaz bakımından da olağanüstü zamanaşımı işlemez; çünkü bu yol tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar içindir. Zilyetlikle kazanım yalnızca tapusuz ve kazanılabilir nitelikteki yerlerde, kadastro çalışması sırasında ve sınırlı ölçüde mümkündür: en az yirmi yıl çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetlik ile toplam sulu toprakta kırk, kuru toprakta yüz dönüme kadar. Bu sınırı aşan kısım Hazine adına tespit edilir. Gerçek yol zilyetlik değil, hak sahipliğine dayalı satın almadır.

“Yirmi yıl kullanan tapu alır” cümlesi, kırsalda en yaygın hukuki inançlardan biridir. Kuşaklardır ekilen bir tarlanın bir gün tapuya dönüşeceği beklentisi, çoğu ailede vardır.

Bu inanç tamamen dayanaksız değildir; ancak uygulandığı alan sanılandan çok dardır ve Hazine arazileri bakımından çoğu zaman hiç işlemez.

Aşağıda kuralın gerçekte nasıl işlediği, hangi yerlerde asla uygulanmadığı ve bunun yerine hangi yolun kullanılması gerektiği ele alınmaktadır.

Önce Kavram: Kazandırıcı Zamanaşımı Nedir?

Türk Medenî Kanunu, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişinin, o taşınmazın tamamı veya bir kısmı için tescil talebinde bulunabileceğini öngörmüştür.

Kurumun dört şartı vardır:

  • Taşınmaz tapuda kayıtlı olmamalıdır.
  • Zilyetlik malik sıfatıyla olmalıdır; kiracı veya izinli kullanıcı sıfatıyla değil.
  • Zilyetlik davasız ve aralıksız sürmelidir.
  • Süre yirmi yıldır.

Bu şartların tamamı birlikte aranır. Birinin eksikliği sonucu ortadan kaldırır.

Asla Kazanılamayan Yerler

Kanun, bazı yerleri bu kurumun tamamen dışında bırakmıştır ve hüküm tartışmaya yer bırakmayacak biçimde açıktır.

3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18. maddesine göre; orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez.

⚠️ “Tapuda kayıtlı olsun olmasın” ifadesi kesindir

Hükümdeki bu ibare, tartışmayı baştan bitirir: bu yerler bakımından tapu kaydının bulunup bulunmaması fark etmez.

Kapsama giren yerlerden bazıları:

Orta malları — mera, yaylak, kışlak, harman yeri, sıvat, panayır yeri, yol, meydan.
Hizmet malları — kamu hizmetine özgülenmiş yapı ve alanlar.
Ormanlar.
• Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler.
• Kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmazlar.

Bu yerlerde kullanım süresi kırk yıl da olsa mülkiyet doğmaz. Yargı kararlarında da bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı vurgulanmıştır.

Bunun pratik sonucu şudur: bir mera, yol veya kıyı alanının yıllardır kullanılıyor olması, tapu talebine dayanak oluşturmaz. Aksine, kullanımın süresini gösteren bir beyan hâline gelir ve ecrimisil bakımından aleyhe sonuç doğurabilir.

Bazı yerlerde zamanaşımı hiçbir şekilde işlemez

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Hazine Adına Tescilli Taşınmazlar

İkinci ayrım burada yapılır ve çoğu zaman gözden kaçar.

Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan taşınmazlar için öngörülmüştür. Kadastro Kanunu’nun ilgili maddesi de “tapuda kayıtlı olmayan” taşınmazların tespitini düzenler.

Hazine adına tapuda tescilli bir taşınmaz ise kayıtlıdır. Malik sütununda “Hazine” yazmaktadır.

Dolayısıyla bu taşınmazlar bakımından olağanüstü zamanaşımı yolu işlemez. Taşınmaz yirmi yıl da kullanılsa, kırk yıl da kullanılsa, bu kullanım tescil talebine dayanak olmaz.

Peki tapulu taşınmazda hiç mi zilyetlik işe yaramaz?

Kadastro Kanunu, tapuda kayıtlı taşınmazlar bakımından da bazı hâller öngörmüştür; ancak bunlar Hazine taşınmazlarına uymaz:

  • Kayıt malikinden tapu dışı yolla iktisap; bu iktisabın belge, bilirkişi veya tanık beyanıyla ispatı ve en az on yıl çekişmesiz zilyetlik.
  • Kayıt sahibinin yirmi yıl önce gaipliğine hüküm verilmiş veya tapu sicilinden malikin kim olduğu anlaşılamamış olması ve yirmi yıl malik sıfatıyla zilyetlik.

Her iki hâl de gerçek kişi maliki olan taşınmazlara yöneliktir. Maliki Hazine olan bir taşınmazda ne “tapu dışı iktisap” ne de “malikin kim olduğunun anlaşılamaması” söz konusu olur.

Zilyetlik Ne Zaman İşe Yarar?

Kurum tamamen işlevsiz değildir; ancak alanı dardır. Kazanım için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir.

1. Taşınmaz tapusuz ve kazanılabilir nitelikte olmalı

Yani orta mal, hizmet malı, orman veya kamu hizmetine tahsisli bir yer olmamalıdır.

2. Kadastro çalışması sırasında olmalı

Zilyetliğe dayalı tespit, esas olarak kadastro çalışmaları sırasında yapılır. Kadastro tamamlanmış ve tutanaklar kesinleşmişse, bu yol kapanır.

Kadastrodan sonra, tespit öncesi nedenlere dayanılarak açılacak davalarda kanunda öngörülen hak düşürücü süre işler.

3. Miktar sınırı aşılmamalı

Bu, en az bilinen ve en belirleyici şarttır.

Kadastro Kanunu’nun 14. maddesine göre; tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan, toplam yüzölçümü sulu toprakta kırk, kuru toprakta yüz dönüme kadar olan (kırk ve yüz dönüm dâhil) bir veya birden fazla taşınmaz; çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi ya da tanık beyanıyla ispat eden kişi adına tespit edilir.

Toprak türüÜst sınır
Sulu toprak40 dönüm (40 dâhil)
Kuru toprak100 dönüm (100 dâhil)

Sınır aynı çalışma alanı içindeki toplam için geçerlidir; tek parsel için değil.

Sınırı aşan kısım ne olur?

Uygulamada; kanunlarda belirtilen miktarların üzerinde belgesiz zilyetlikle kullanılan yerlerin, verilmesi gereken azami miktarı aşan kısmı taşınmazdan ifraz edilerek kesilir. Ayrılan bu kısım duruma göre bitişik kamu taşınmazlarına dâhil edilir ya da ayrı bir parsel olarak Hazine adına tespit edilir.

Yani yüz elli dönüm kuru araziyi yirmi yıldır kullanan bir kişi, bunun ancak yüz dönümünü kazanabilir; kalan elli dönüm Hazine’ye kalır.

Bir Kural Daha: İmar Planı ve Orman Tahsisi

Kanun, zilyetliğe dayalı tespitin uygulanmayacağı iki alan daha saymıştır.

İlgili hükme göre; orman kanunları hükümlerine göre tahsis edilen yerlerde ve imar planlarının kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz mallar hakkında bu fıkralar hükümleri uygulanmaz.

Bu, özellikle şehir çeperlerinde önemlidir: imar planı kapsamına alınmış bir alanda zilyetliğe dayalı tespit yapılamaz.

Kadastroda Kazanılamayan Yerler Kime Kalır?

Kadastro Kanunu bu soruyu da cevaplamıştır.

18. maddenin ilk fıkrasına göre; yukarıdaki maddelerin hükümleri dışında kalan ve tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur.

Bu hüküm, Hazine mülkiyetinin nasıl oluştuğunu açıklar: kişiler adına tespit edilemeyen ve kamu malı da olmayan yerler Hazine’ye kalır.

Dolayısıyla bugün “Hazine arazisi” olarak bilinen taşınmazların önemli bir kısmı, kadastro sırasında zilyetlikle kazanılamamış yerlerdir.

Zilyetlik tapu getirmez; hak sahipliği satın alma getirir

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara

📞 0554 648 37 15💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

Gerçek Yol: Hak Sahipliğine Dayalı Satın Alma

Buraya kadar anlatılanlar olumsuz görünse de asıl mesaj olumludur: uzun süreli kullanım değersiz değildir; sadece tapu değil, satın alma hakkı doğurur.

Kanun koyucu, Hazine taşınmazlarını fiilen kullananlar için zilyetlikten farklı bir yol açmıştır: hak sahipliğine dayalı doğrudan satış.

Bu rejimlerde aranan şey mülkiyet iddiası değil, belirli bir tarihten önce başlayan ve süregelen kullanımın ispatıdır.

Kullanımın ispatında kullanılabilecek belgeler

  • Ecrimisil ihbarnameleri ve ödeme belgeleri — kullanımın idarece bilindiğini ve hangi dönemde sürdüğünü gösterir.
  • Kira sözleşmeleri — Hazine’den kiralama yapılmışsa.
  • Çiftçi Kayıt Sistemi kayıtları — tarımsal kullanımın resmî kaydı.
  • Tarımsal destekleme ödemeleri ve başvuru belgeleri.
  • Muhtarlık yazısı ve tanık beyanları.
  • Hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri — kullanımın tarihini gösterir.
  • Abonelik kayıtları ve emlak vergisi bildirimleri.

Bu belgeler, zilyetlik davasında işe yaramayan bir kullanımı, satın alma dosyasında hak sahipliğinin dayanağı hâline getirir.

Hangi rejim uygulanır?

Taşınmazın niteliğine ve durumuna göre farklı rejimler işler:

  • Hazine tarım arazileri — kullanıcılarına satışa ilişkin özel hükümler.
  • Üzerinde yapı bulunanlar — yapı kayıt belgesi veya belediyeye devir rejimi.
  • Hissedar olunan taşınmazlar — hissedara doğrudan satış.
  • Köylerdeki kullanıcılar — belirli şartlarla doğrudan satış.
  • Kiralama — bazı rejimlerde süre sonunda satın alma imkânı doğurur.

Hangi rejimin uygulanacağı; taşınmazın statüsü, kullanımın başlangıç tarihi ve kullanıcının durumu birlikte değerlendirilerek belirlenir.

Yapılması Gereken: Sıralama

Uzun süredir bir Hazine taşınmazını kullanan kişi için doğru sıralama şudur:

1. Taşınmazın statüsünü tespit edin. Mera veya orta mal mı, yoksa Hazinenin özel mülkiyetinde mi? İlkiyse satın alma yolu kapalıdır; kiralama değerlendirilir.

2. Kullanımın başlangıç tarihini belirleyin. Satış rejimlerinde tarih eşikleri vardır.

3. Belgeleri toplayın. Kullanımı ve tarihini gösteren her kayıt önemlidir.

4. Uygulanacak rejimi belirleyin. Yanlış rejime yapılan başvuru esasa girilmeden reddedilir.

5. Başvuruyu doğru kurun. Beyanlar dikkatle kaleme alınmalıdır.

✅ Beyan yazarken dikkat

“Yirmi yıldır burayı biz kullanıyoruz” cümlesi, iki farklı dosyada iki farklı sonuç doğurur.

Satın alma dosyasında bu beyan, hak sahipliğinin dayanağıdır ve lehe sonuç verir.

Mera veya orta mal dosyasında ise mülkiyet doğurmaz; buna karşılık kullanımın süresini gösteren bir kayıt oluşturur ve ecrimisil tarhiyatına zemin hazırlayabilir.

Bu nedenle beyan verilmeden önce taşınmazın statüsü mutlaka tespit edilmelidir. Sıralama hiç değişmemelidir: önce belge, sonra teşhis, en son başvuru.

Zilyetlikle Oluşmuş Tapular Ne Olur?

Geçmişte, kamu malı niteliğindeki yerler üzerinde zilyetliğe dayanan tesciller oluşmuş olabilir. Bu tapular geçerli midir?

Mera mevzuatı bu duruma özel bir hüküm ayırmıştır: komisyonlar, köy ve belediyelere tahsisli veya kadimden beri bu amaçla kullanılan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde zilyetlik yoluyla hasım gösterilmeksizin yapılmış bulunan tescillerin iptalini sağlamak üzere, durumu Hazine’ye ihbar etmekle yükümlüdürler.

Hükümdeki “hasım gösterilmeksizin” ibaresi önemlidir: Hazine ve ilgili kamu tüzel kişisi taraf gösterilmeden oluşmuş tesciller kastedilmektedir.

Bunun iki yönlü sonucu vardır:

Kayıt sahibi bakımından: mera üzerinde zilyetliğe dayanan bir tapu kaydının bulunması, meselenin kapandığı anlamına gelmez. Kayıt sonradan tartışmalı hâle gelebilir.

Alıcı bakımından: mera bölgesinde taşınmaz satın alırken, kaydın oluşum sebebi araştırılmalıdır. Tapu zilyetliğe dayanıyorsa ve alan mera özel sicilinde kayıtlıysa, risk vardır.

Her tapu kaydı hatalı mıdır?

Hayır. Yargı kararlarında, öncesi kamu malı niteliğinde olan bir taşınmazın yetkili idari merciler tarafından türünün değiştirilerek tapu kaydı oluşturulmuş olabileceğine ve bu hâlde oluşan kayda değer verilmesi gerektiğine işaret edilmektedir.

Yani geçmişte usulüne uygun bir tahsis amacı değişikliği yapılmış olabilir. Bu ihtimal araştırılmadan kaydın iptali istenmemelidir.

Ayrım şudur:

  • İdari işlemle vasıf değişikliği yapılmış ve kayıt bu temelde oluşmuşsa → kayıt geçerlidir.
  • Zilyetliğe dayanılarak ve hasım gösterilmeksizin oluşmuşsa → tartışmalıdır.

Bu ayrımı yapmak için tapu kayıt örneğindeki edinme sebebi ve tarihi ile kadastro tutanağı birlikte incelenmelidir.

İmar ve İhya: Az Bilinen Bir Yol

Kadastro mevzuatında, zilyetliğin yanında bir başka kazanım yolu daha düzenlenmiştir: imar ve ihya.

Bu yol, ekonomik olarak yararlanılamaz durumdaki bir yerin emek ve masraf harcanarak tarıma elverişli hâle getirilmesi hâlinde, bu işi yapan zilyet adına tespit yapılmasına imkân tanır.

Ancak burada da aynı sınırlar geçerlidir:

  • Yer kazanılabilir nitelikte olmalıdır; orta mal, orman veya kamu hizmetine tahsisli bir yer olmamalıdır.
  • Süre ve miktar sınırları uygulanır.
  • Esas olarak kadastro çalışmaları sırasında işler.
  • İmar ve ihyanın ispatı gerekir; ne yapıldığı, ne zaman ve kimin tarafından.

Bu nedenle “burayı taş toplayarak tarla hâline getirdik” beyanı tek başına yeterli değildir. Yapılan işin niteliği, kapsamı ve tarihi belgelerle ortaya konulmalıdır.

Uygulamada kullanılabilecek deliller: hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri karşılaştırması, harcama belgeleri, muhtarlık yazısı, tanık beyanları ve varsa teknik raporlar.

Kadastro tamamlanmış bölgelerde bu yolun işlerliği de sınırlıdır. Bu nedenle önce kadastro durumu öğrenilmelidir.

Mirasçılar Bakımından Durum

Uzun süreli kullanım çoğu zaman bir kuşaktan fazlasını kapsar. Muris kullanmış, mirasçılar devam etmiştir. Bu durumda ne olur?

Zilyetlik bakımından: zilyetliğin devri ve birleştirilmesi mümkündür; ancak bu, ancak kazanılabilir nitelikteki yerler bakımından anlam taşır. Mera veya orta mal üzerinde biriken süre, kuşaklar boyunca sürse dahi mülkiyet doğurmaz.

Hak sahipliği bakımından: asıl imkân buradadır. Satış rejimlerinde, hak sahibinin kanuni veya akdi halefleri de kural olarak kapsama alınmıştır.

Bu nedenle mirasçıların yapması gerekenler:

  • Murisin kullanımına ilişkin belgeleri toplamak; ecrimisil ihbarnameleri, kira sözleşmeleri, kayıt sistemi kayıtları.
  • Veraset ilamını temin etmek.
  • Kullanımın kesintisiz sürdüğünü ortaya koymak.
  • Uygulanacak rejimdeki tarih eşiklerini ve başvuru sürelerini kontrol etmek.

Süre eşikleri özellikle önemlidir: bazı rejimlerde başvuru için belirli bir son tarih öngörülmüştür ve bu tarih kaçırıldığında imkân kapanır.

Bu nedenle murisin vefatından sonra beklemek yerine, dosyanın erken değerlendirilmesi gerekir.

Sık Yapılan Hatalar

“Yirmi yıl kullanan tapu alır” sanmak. Kural, tapusuz ve kazanılabilir nitelikteki yerler için ve kadastro sırasında işler.

Orta mallarda süre biriktirmek. Bu yerlerde tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı işlemez.

Hazine adına tescilli taşınmazda zamanaşımı beklemek. Olağanüstü zamanaşımı tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar içindir.

Miktar sınırını bilmemek. Sulu toprakta kırk, kuru toprakta yüz dönüm; aşan kısım Hazine’ye kalır.

Kadastro bittikten sonra tespit beklemek. Kadastro kesinleşmişse bu yol kapanır.

Kullanım belgelerini saklamamak. Zilyetlikte işe yaramayan belgeler, satın alma dosyasında hak sahipliğinin dayanağıdır.

Statüyü tespit etmeden beyan vermek. Aynı cümle, dosyaya göre lehe veya aleyhe sonuç doğurur.

Adım Adım Süreç

  1. Taşınmazın statüsünü tespit edin. Tapu, özel sicil ve kadastro tutanağı.
  2. Kazanılabilir nitelikte mi kontrol edin. Orta mal, orman veya tahsisli mi?
  3. Kadastro durumunu öğrenin. Tamamlanmış mı, kesinleşme tarihi nedir?
  4. Kullanımın başlangıç tarihini belirleyin. Rejim eşikleri buna bağlıdır.
  5. Belgeleri toplayın. Ecrimisil, kira, kayıt sistemi ve fotoğraflar.
  6. Uygulanacak rejimi seçin. Satın alma veya kiralama.
  7. Başvuruyu yazılı yapın. Beyanlar dikkatle kurulur.

İlgili Konular ve Kaynaklar

Sıkça Sorulan Sorular

Yirmi yıl kullanırsam Hazine arazisi benim olur mu?

Hayır. Olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar içindir; Hazine adına tescilli bir taşınmaz kayıtlıdır. Ayrıca orta malları, ormanlar ve kamu hizmetine tahsisli yerler bakımından bu yol tamamen kapalıdır.

Hangi yerlerde zamanaşımı hiç işlemez?

Kadastro Kanunu’na göre orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmazlar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemez.

Merada süre biriktirmenin faydası olur mu?

Mülkiyet bakımından olmaz. Yargı kararlarında bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı vurgulanmıştır.

Zilyetlik ne zaman tapu getirir?

Taşınmazın tapusuz ve kazanılabilir nitelikte olması, kadastro çalışması sırasında olunması ve miktar sınırının aşılmaması hâlinde; en az yirmi yıl çekişmesiz ve aralıksız malik sıfatıyla zilyetlik aranır.

Miktar sınırı nedir?

Aynı çalışma alanı içinde toplam yüzölçümü sulu toprakta kırk, kuru toprakta yüz dönüme kadar (kırk ve yüz dönüm dâhil).

Sınırı aşan kısım ne olur?

Azami miktarı aşan kısım taşınmazdan ifraz edilerek kesilir; duruma göre bitişik kamu taşınmazlarına dâhil edilir ya da ayrı bir parsel olarak Hazine adına tespit edilir.

Kadastro bitmişse ne olur?

Zilyetliğe dayalı tespit esas olarak kadastro çalışmaları sırasında yapılır. Kadastro tamamlanmış ve tutanaklar kesinleşmişse bu yol kapanır; kadastrodan önceki nedenlere dayalı davalarda hak düşürücü süre işler.

İmar planı kapsamındaki alanda uygulanır mı?

Hayır. Orman kanunları hükümlerine göre tahsis edilen yerlerde ve imar planlarının kapsadığı alanlarda kalan taşınmazlar hakkında bu hükümler uygulanmaz.

Kadastroda kimseye verilemeyen yerler kime kalır?

Kanuna göre, sayılan hükümler dışında kalan ve tescile tabi taşınmazlar ile tarım alanına dönüştürülmesi veya ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerler Hazine adına tespit olunur.

O hâlde uzun süreli kullanımım hiç işe yaramaz mı?

Aksine. Zilyetlik tapu getirmez; ancak hak sahipliğine dayalı satış rejimlerinde kullanımın ispatı belirleyicidir ve satın alma hakkı doğurabilir.

Kullanımı hangi belgelerle ispatlarım?

Ecrimisil ihbarnameleri ve ödeme belgeleri, kira sözleşmeleri, Çiftçi Kayıt Sistemi kayıtları, destekleme belgeleri, muhtarlık yazısı, hava fotoğrafları ve abonelik kayıtları.

İlk olarak ne yapmalıyım?

Taşınmazın statüsünü tespit etmek. Orta mal veya mera ise satın alma yolu kapalıdır ve kiralama değerlendirilir; Hazinenin özel mülkiyetindeyse satış rejimleri incelenir.



Post by Av. Fatma Öztürk