📜 Dayanak Mevzuat
- 3402 sayılı Kadastro Kanunu m.12 — Tutanakların kesinleşmesi ve hak düşürücü süre
- 3402 sayılı Kanun m.14 — Zilyetlikle iktisap
- 3402 sayılı Kanun m.16 ve m.18 — Kamu malları ve tescil
- 3402 sayılı Kanun ek m.6 — Kanun yolu
- 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu m.1023 ve m.1024 — Tapu siciline güven
- 4721 sayılı Kanun m.705 — Tescilsiz iktisap
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu
⚡ Net Cevap: Hazine adına açılan tapu iptali ve tescil davalarında en güçlü savunma çoğu zaman esasa değil süreye ilişkindir. Kadastro Kanunu’nun 12. maddesine göre; otuz günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir. Ve kritik hüküm şudur: bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Öğretide belirtildiği üzere bu kural, kamu ve özel mal ayrımı yapılmaksızın getirilmiştir. Bu nedenle savunmanın ilk adımı iki tarihi tespit etmektir: kadastro tutanağının kesinleşme tarihi ve davanın açılış tarihi. Ancak süre her davada işlemez; belirleyici olan davanın kadastro öncesi bir sebebe mi yoksa sonraki bir olguya mı dayandığıdır.
Tapusu olan bir taşınmaz için Hazine’nin dava açması, malikler için en sarsıcı tebligatlardan biridir.
Oysa bu davaların önemli bir kısmı, esasa girilmeden süre yönünden sonuçlanır. Panikle taşınmazı elden çıkarmaya çalışmak yerine, önce dava dilekçesindeki hukuki sebebi ve tarihleri okumak gerekir.
Aşağıda Hazine’nin hangi gerekçelerle dava açtığı, savunma imkânları, hak düşürücü sürenin sınırları ve izlenecek yol ele alınmaktadır.
Hazine Neden Dava Açar?
Dava dilekçesindeki gerekçe, savunmanın tamamını belirler. Uygulamada en sık karşılaşılan dayanaklar şunlardır.
1. Zilyetlik şartlarının oluşmadığı iddiası. Kadastro sırasında zilyetliğe dayanılarak tescil yapılmışsa, Hazine kanuni şartların gerçekleşmediğini ileri sürebilir. Kanun, tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlarda zilyetlikle iktisap için süre ve yüzölçümü sınırları öngörmüştür.
2. Kamu malı çakışması. Taşınmazın orman, mera, kıyı veya diğer kamu malı niteliğindeki alanlarla çakıştığı iddiası.
3. Kadastro hatası. Tespit sırasında teknik veya hukuki bir hata yapıldığı iddiası.
4. Sahtecilik veya yolsuz tescil. Tescilin geçersiz bir hukuki sebebe dayandığı iddiası.
5. Mirasçısız ölüm. Taşınmazın mirasçı bırakmaksızın ölen kişiden Devlete geçmesi gerektiği iddiası.
Bu beş gerekçe, birbirinden farklı savunmalar gerektirir. Bu nedenle ilk yapılacak iş, dilekçeyi baştan sona okuyup iddianın tam olarak ne olduğunu belirlemektir.
Birinci Savunma: On Yıllık Hak Düşürücü Süre
Kadastro Kanunu, kadastro sonuçlarının süresiz olarak tartışmaya açık kalmasını önlemek için özel bir süre öngörmüştür.
Hükme göre; kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
Öğretide bu düzenlemenin özelliği vurgulanmıştır: ayni haklarda kural olarak hak düşürücü süre bulunmamasına rağmen, kadastro sonuçlarının korunması amacıyla istisnai bir süre getirilmiştir. Gerekçede, bu esasın kamu ve özel mal ayrımı yapılmadan öngörüldüğü belirtilmiştir.
✅ İki tarihi hemen tespit edin
Savunmanın ilk adımı basittir ve dosyanın kaderini belirleyebilir:
1. Kadastro tutanağının kesinleşme tarihi. Kadastro müdürlüğünden tutanak ve kesinleşme şerhi istenir. Tutanak kadastro mahkemesi kararıyla kesinleşmişse, kararın kesinleşme tarihi esas alınır.
2. Davanın açılış tarihi. Dava dilekçesindeki kayıt tarihi.
Aradaki fark on yılı aşıyorsa ve dava kadastrodan önceki bir hukuki sebebe dayanıyorsa, hak düşürücü süre savunması gündeme gelir.
Bu savunma ilk cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir; hak düşürücü süre niteliği gereği mahkemece resen de gözetilir, ancak dosyaya belge sunmak gerekir.
Kesinleşme tarihini gösteren belge olmadan bu savunma soyut kalır. Bu nedenle kadastro tutanağı örneği ilk iş olarak temin edilmelidir.
On yıllık hak düşürücü süre en güçlü savunmadır
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Sürenin Sınırı: “Kadastrodan Önceki Sebep” Ayrımı
Bu, dosyaların en kritik ayrımıdır ve çoğu zaman yanlış anlaşılır.
On yıllık süre, yalnızca kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanan iddialar bakımından işler.
Kadastro öncesi sebep örnekleri:
- Kadastrodan önceki bir tapu kaydı veya vergi kaydı,
- Kadastrodan önce gerçekleşmiş bir satış veya bağış,
- Kadastrodan önce ölen bir kişiden gelen miras iddiası,
- Kadastro sırasında tespitin hatalı yapıldığı iddiası.
Kadastro sonrası olgu örnekleri:
- Kadastrodan sonra yapılan bir işlemin geçersizliği,
- Kadastrodan sonra ortaya çıkan bir sahtecilik,
- Tapu sicilinde sonradan yapılan yolsuz bir tescil.
İkinci grup bakımından on yıllık süre uygulanmaz; bu davalarda savunma esasa yönelmelidir.
Bu nedenle dilekçe okunurken sorulacak soru şudur: Hazine, kadastrodan önceki bir olguya mı yoksa sonraki bir işleme mi dayanıyor?
Kamu malları bakımından dikkat
Bir hususu açıkça belirtmek gerekir: taşınmazın orman, kıyı veya kamu orta malı niteliğinde olduğu iddiasına dayanan davalarda değerlendirme farklılaşabilmektedir.
Çünkü kadastro mevzuatına göre; kamunun ortak kullanımına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerler ile ormanlar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemez.
Bu tür davalarda hak düşürücü süre savunmasının sonuç verip vermeyeceği, taşınmazın niteliğine ve somut olayın özelliklerine göre değişir. Bu nedenle bu dosyalarda savunma yalnızca süreye dayandırılmamalı; taşınmazın gerçekten kamu malı niteliğinde olup olmadığı da ayrıca tartışılmalıdır.
İkinci Savunma: Taşınmazın Niteliği
Kamu malı iddiasına dayanan davalarda asıl tartışma, taşınmazın gerçekten o nitelikte olup olmadığıdır.
Bu savunmada kullanılabilecek deliller:
- Kadastro tutanağı ve paftası. Tespit sırasında taşınmaz nasıl nitelendirilmiş?
- Orman kadastro haritaları. Taşınmaz orman sınırları içinde mi, dışında mı?
- Mera özel sicili. Taşınmaz mera olarak tahsis edilmiş mi?
- Kıyı kenar çizgisi. Onaylı çizgi nerede geçiyor?
- Hava fotoğrafları. Farklı yıllara ait görüntüler taşınmazın niteliğini gösterir.
- Eski tapu ve vergi kayıtları. Taşınmazın geçmişteki nitelendirilmesi.
Bu dosyalarda keşif ve bilirkişi incelemesi belirleyicidir. Bilirkişi raporuna karşı süresinde ve gerekçeli itiraz yapılması, dosyanın seyrini değiştirebilir.
Bu nedenle keşif öncesinde saha hazırlığı yapılmalı; sınır taşları, eski yapılar, ağaçlar ve kullanım izleri gösterilmeye hazır olmalıdır.
Üçüncü Savunma: Tapu Siciline Güven
Taşınmazı sonradan satın alan kişiler bakımından ayrı bir koruma vardır.
Medenî Kanun, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağını öngörmüştür.
Bu savunma özellikle şu durumlarda gündeme gelir:
- Taşınmaz satın alınarak edinilmişse,
- Edinim sırasında tapu kaydında bir kısıt veya şerh bulunmuyorsa,
- Alıcının bilmesi gereken bir durum yoksa.
Buna karşılık iyiniyet, taşınmazın niteliğinden anlaşılabilecek durumlarda tartışmalı hâle gelir. Örneğin taşınmazın açıkça orman veya kıyı özelliği taşıması, alıcının bilmesi gereken bir husus olarak değerlendirilebilir.
Bu nedenle savunmada edinim sürecinin belgelenmesi önemlidir: tapu kaydı örneği, satış sözleşmesi, ödeme belgeleri ve varsa yapılan araştırmalar.
Dava dilekçesindeki hukuki sebep dosyanın kaderini belirler
Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara
Görevli Mahkeme ve Kanun Yolu
Bu davalar bakımından usul kuralları da bilinmelidir.
Kadastro devam ediyorsa. Kadastro mevzuatına göre, mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan ve henüz kesinleşmemiş taşınmaz davalarında, o taşınmaz için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve dosyalar kadastro mahkemesine resen devrolunur.
Askı ilanı süresi içinde. Kadastro tespitine itirazlar, ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde açılır.
Kadastro kesinleştikten sonra. Kadastro öncesi nedene dayalı davalar genel mahkemelerde görülür.
Kanun yolu. Kanuna göre; kadastro mahkemesinin veya otuz günlük askı ilan süresinden sonra kadastro öncesi nedene dayalı olarak açılan davalarda genel mahkemelerin verdiği kararlar ile orman kadastrosuna ilişkin davalarda verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.
Son madde önemlidir: bu davalarda parasal sınır aranmaz; değeri düşük taşınmazlar bakımından da kanun yolu açıktır.
Dava Tebliğ Edildiğinde İlk Yedi İş
- Tebliğ tarihini kaydedin. Cevap süresi buradan işler ve zarf saklanmalıdır.
- Dilekçedeki hukuki sebebi belirleyin. Kadastro öncesi mi, sonrası mı?
- Kadastro tutanağını temin edin. Kesinleşme tarihi hak düşürücü süre için şarttır.
- Tapu kaydının geçmişini çıkarın. Taşınmaz size nasıl geldi?
- Taşınmazın niteliğini araştırın. Orman, mera, kıyı sorguları.
- Edinim belgelerini toplayın. Satış, miras, ödeme kayıtları.
- Süresinde cevap dilekçesi verin. Süre kaçırılırsa savunma daralır.
Yedinci madde kritiktir: cevap süresi kaçırıldığında bazı savunmalar sonradan ileri sürülemez ve dosya baştan zayıflar.
Tedbir ve Şerh Riski
Bu davalarda genellikle taşınmaz üzerine dava şerhi konulması da talep edilir.
Şerh konulduğunda:
- Taşınmaz satılabilir; ancak alıcı davadan haberdar sayılır.
- Bu nedenle uygulamada alıcı bulmak güçleşir.
- Kredi teminatı olarak değeri düşer.
Ayrıca ihtiyati tedbir kararı verilmesi hâlinde tasarruf yetkisi daha da sınırlanabilir.
Şerh ve tedbir arasındaki fark önemlidir: dava şerhi taşınmazın devrini engellemez, yalnızca sonraki maliki davanın sonucuna bağlar. İhtiyati tedbir ise doğrudan tasarruf yasağı getirebilir.
Bu nedenle dava açıldığında taşınmazın güncel tapu kaydı alınmalı ve konulan şerhler görülmelidir. Şerh veya tedbir kararına karşı itiraz imkânları ayrıca değerlendirilmelidir.
Tedbir kararına itirazda ileri sürülebilecek hususlar arasında; taşınmazın kaçırılma riskinin bulunmadığı, uzun süredir aynı kişide olduğu, üzerinde yapı ve yerleşim bulunduğu ve tedbirin telafisi güç zarar doğuracağı gibi somut olgular yer alır.
Dava Kaybedilirse Ne Olur?
Bu ihtimal de baştan düşünülmelidir.
Tapu iptali kararı kesinleştiğinde taşınmaz Hazine adına tescil edilir. Bu durumda gündeme gelebilecek hususlar:
- Üzerindeki yapı ve ağaçlar. Muhdesat kaydı varsa değerlendirilir; tazminat talepleri ayrı bir süreçtir.
- Ödenmiş bedeller. Taşınmaz satın alınmışsa, satıcıya karşı talepler gündeme gelebilir.
- Kullanımın devamı. Kiralama veya şartları varsa satın alma yolları değerlendirilir.
- Ecrimisil. Karar sonrası kullanım izinsiz hâle gelir.
Son madde önemlidir: dava kaybedildiğinde kullanım kendiliğinden sona ermez, ancak izinsiz kullanım ecrimisil doğurur. Bu nedenle karar kesinleştiğinde kiralama başvurusu gecikmeden yapılmalıdır.
Eski Tapu Kaydına Dayanan İddialar
Bu davaların sık görülen bir türü, kadastrodan önceki bir tapu veya vergi kaydına dayanmasıdır.
Burada bilinmesi gereken önemli bir kural vardır. Kadastro mevzuatına göre; kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtları, işleme tabi kayıt niteliğini kaybederler ve bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamaz.
Bu hüküm iki yönlüdür:
- Savunma yönünden. Karşı tarafın dayandığı eski kayıt, kadastro çalışma alanı içinde kalıyorsa işleme tabi kayıt niteliğini yitirmiştir.
- Sınır yönünden. Eski kayda dayalı iddialar, on yıllık hak düşürücü sürenin kapsamına giren “kadastro öncesi hukuki sebep” niteliğindedir.
Bu nedenle dava dilekçesinde eski bir tapu, vergi kaydı veya senetten söz ediliyorsa, savunmada iki husus birlikte ileri sürülmelidir: kaydın niteliğini yitirdiği ve hak düşürücü sürenin dolduğu.
Ayrıca eski kaydın taşınmazla gerçekten örtüşüp örtüşmediği de tartışılmalıdır. Eski kayıtlarda sınırlar çoğu zaman komşu adlarıyla tarif edilmiştir ve bugünkü parselle bağlantısının kurulması bilirkişi incelemesini gerektirir.
Bu inceleme sırasında sorulacak sorular şunlardır: kayıttaki yüzölçümü tutuyor mu, komşu tarifleri uyuyor mu, kayıt başka bir parsele mi ait?
Uygulamada eski kayıtların taşınmaza uygulanması çoğu zaman tapu fen bilirkişisi ve yerel bilirkişi incelemesiyle yapılır. Yerel bilirkişiler, kayıtta geçen komşu adlarının ve mevki isimlerinin bugünkü karşılığını gösterir.
Bu nedenle keşif öncesinde köyde durumu bilen kişilerin belirlenmesi ve mahkemeye bildirilmesi yararlıdır. Eski kayıtlarda geçen mevki isimlerinin bugün kullanılıp kullanılmadığı, dosyanın en belirleyici teknik meselesi hâline gelebilir.
Karşı Dava ve Terditli Talep
Savunma her zaman yalnızca reddi istemekten ibaret değildir. Bazı dosyalarda karşı dava veya terditli talep stratejisi daha isabetlidir.
Değerlendirilebilecek talepler:
1. Muhdesatın aidiyetinin tespiti. Taşınmaz üzerindeki yapı ve ağaçların size ait olduğunun tespiti, mülkiyet kaybı hâlinde tazminat talebinin dayanağını oluşturur.
2. Zilyetliğe dayalı tescil talebi. Kanuni şartlar oluşmuşsa, taşınmazın adınıza tescili talep edilebilir.
3. Bedel talebi. Taşınmaz satın alınmışsa, satıcıya karşı yöneltilecek talepler ayrı bir dosyada gündeme gelir.
4. Tapu kaydının düzeltilmesi. Uyuşmazlık bir kayıt hatasından kaynaklanıyorsa düzeltim talebi değerlendirilir.
Birinci madde çoğu dosyada atlanır ve sonradan telafisi güç olur: mülkiyet kaybedilse bile, yapı ve ağaçların kime ait olduğunun tespiti ayrı bir değer taşır.
Bu nedenle dava açıldığında yalnızca “reddini talep ediyorum” demekle yetinilmemeli; taşınmaz üzerindeki unsurlar bakımından hangi taleplerin ileri sürülebileceği baştan değerlendirilmelidir.
Husumet: Kime Karşı, Kim Tarafından?
Bu davalarda tarafların doğru belirlenmesi, esasa girilmeden dosyayı düşürebilecek bir usul meselesidir.
Davalı taraf. Hazine adına açılan davalarda taşınmazın kayıtlı maliki davalıdır. Taşınmaz hisseli ise tüm paydaşların davaya dâhil edilmesi gerekir.
Mirasçılar. Kayıtlı malik vefat etmişse dava mirasçılara yöneltilir. Mirasçılardan biri eksik bırakılmışsa bu husus ileri sürülmelidir.
Sonraki malikler. Taşınmaz dava öncesinde devredilmişse, yeni malikin durumu ayrıca değerlendirilir.
Muhdesat sahipleri. Taşınmaz üzerinde başkasına ait yapı veya ağaç bulunuyorsa, bu kişilerin de sürece dâhil edilmesi gündeme gelebilir.
Savunma tarafında kontrol edilmesi gerekenler:
- Dava doğru kişilere yöneltilmiş mi?
- Hisseli taşınmazda tüm paydaşlar davada mı?
- Vefat etmiş bir malik varsa mirasçılar doğru belirlenmiş mi?
- Dava dilekçesinde taşınmaz doğru tarif edilmiş mi?
Bu eksiklikler, davanın reddine yol açmasa bile sürecin uzamasına ve tamamlama işlemlerine neden olur. Erken tespit edilmesi savunma açısından avantaj sağlar.
Ayrıca kendi tarafınızda da kontrol yapılmalıdır: taşınmaz hisseliyse, diğer paydaşlarla ortak savunma kurulması hem maliyeti düşürür hem de çelişkili beyanları önler.
Savunma Özeti: Hangi İddiaya Hangi Cevap?
| Hazine’nin iddiası | Öncelikli savunma | Anahtar belge |
|---|---|---|
| Zilyetlik şartları oluşmamış | Hak düşürücü süre; şartların gerçekleştiği | Kadastro tutanağı, kullanım kayıtları |
| Orman veya mera ile çakışma | Taşınmazın niteliği; sınırın konumu | Orman kadastrosu, mera özel sicili |
| Kıyı veya sahil şeridi | Kıyı kenar çizgisinin konumu | Onaylı kıyı kenar çizgisi paftası |
| Kadastro hatası | Hak düşürücü süre; hatanın bulunmadığı | Kadastro tutanağı ve paftası |
| Sahtecilik veya yolsuz tescil | Tapu siciline güven; iyiniyet | Edinim belgeleri, ödeme kayıtları |
| Mirasçısız ölüm | Mirasçılık sıfatı; zümre bağlantısı | Nüfus kayıtları, mirasçılık belgesi |
Tabloda görüldüğü üzere ilk iki satırda savunma süre üzerine kurulabilirken, son iki satırda esasa yönelmek gerekir. Bu nedenle dava dilekçesindeki iddianın doğru sınıflandırılması, savunmanın tamamını belirler.
Ayrıca birden fazla iddia bir arada ileri sürülmüş olabilir; bu hâlde her iddiaya karşı ayrı savunma kurulmalı ve tümü tek dilekçede toplanmalıdır.
Sık Yapılan Hatalar
Dilekçeyi okumadan panik yapmak. Hukuki sebep savunmanın tamamını belirler.
Kadastro tutanağını temin etmemek. Kesinleşme tarihi olmadan hak düşürücü süre savunması soyut kalır.
Cevap süresini kaçırmak. Bazı savunmalar sonradan ileri sürülemez.
Süreyi her davada geçerli sanmak. Kadastro sonrası olgulara dayanan davalarda uygulanmaz.
Yalnızca süreye dayanmak. Kamu malı iddialarında esasa ilişkin savunma da kurulmalıdır.
Keşfe hazırlıksız gitmek. Sınır izleri ve kullanım delilleri gösterilmeye hazır olmalıdır.
Bilirkişi raporuna itiraz etmemek. Süresinde ve gerekçeli itiraz dosyanın seyrini değiştirebilir.
Taşınmazı aceleyle satmaya çalışmak. Dava şerhi varsa alıcı davadan haberdar sayılır.
Muhdesat tespitini istememek. Mülkiyet kaybedilse bile yapı ve ağaçların aidiyeti ayrı değer taşır.
Eski kaydın taşınmazla örtüştüğünü peşinen kabul etmek. Yüzölçümü ve komşu tarifleri ayrıca incelenmelidir.
Adım Adım Süreç
- Tebliğ tarihini kaydedin. Cevap süresi buradan işler.
- Hukuki sebebi belirleyin. Kadastro öncesi mi, sonrası mı?
- Kadastro tutanağı ve kesinleşme tarihini alın. Süre savunmasının şartı.
- Taşınmazın niteliğini sorgulayın. Orman, mera, kıyı kayıtları.
- Edinim zincirini belgeleyin. Tapu geçmişi ve ödeme kayıtları.
- Cevap dilekçesini süresinde verin. Tüm savunmalar birlikte ileri sürülür.
- Keşif ve bilirkişi aşamasını takip edin. Rapora süresinde itiraz edilir.
İlgili Konular ve Kaynaklar
Dava ve dilekçe
- Tapu İptali ve Tescil Davası
- Kadastro Tespitine İtiraz Dilekçesi
- Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Dilekçesi
- Tapu Kaydında Düzeltim Dilekçesi
Zilyetlik ve iktisap
Statü ve nitelik
- Bu Arazi Hazine’nin mi? Statü Tespiti
- Hüküm ve Tasarruf ile Özel Mülkiyet Farkı
- Tapuda Mera Yazıyor: Vasıf Tespiti
- Kıyı Kenar Çizgisine İtiraz
Sonraki adımlar
Sıkça Sorulan Sorular
Hazine tapulu taşınmaz için dava açabilir mi?
Açabilir. Uygulamada zilyetlik şartlarının oluşmadığı, taşınmazın kamu malı niteliğindeki alanlarla çakıştığı, kadastro hatası bulunduğu veya tescilin geçersiz bir sebebe dayandığı iddialarıyla dava açılabilmektedir.
En güçlü savunma nedir?
Çoğu dosyada on yıllık hak düşürücü süredir. Kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz.
Bu süre nereden başlar?
Kadastro tutanağının kesinleştiği tarihten. Otuz günlük ilan süresi geçtikten sonra dava açılmayan tutanaklara ait sınırlandırma ve tespitler kesinleşir.
Süre her davada işler mi?
Hayır. Yalnızca kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanan iddialar bakımından işler. Kadastro sonrası bir işleme veya yolsuz tescile dayanan davalarda uygulanmaz.
Kamu mallarında da işler mi?
Öğretide, bu esasın kamu ve özel mal ayrımı yapılmadan getirildiği belirtilmektedir. Ancak orman, kıyı ve kamu orta malı iddialarında değerlendirme farklılaşabildiğinden savunma yalnızca süreye dayandırılmamalıdır.
Kadastro tutanağını nereden alırım?
Kadastro müdürlüğünden. Tutanak örneği ile birlikte kesinleşme şerhi de istenmelidir; süre savunmasının belgesel dayanağı budur.
Taşınmazı satın almıştım, korunur muyum?
Medenî Kanun, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımını korumaktadır. Ancak taşınmazın niteliğinden anlaşılabilecek durumlarda iyiniyet tartışmalı hâle gelebilir.
Hangi mahkeme bakar?
Askı ilanı süresi içindeki itirazlar kadastro mahkemesinde görülür. Kadastro kesinleştikten sonra kadastro öncesi nedene dayalı davalar genel mahkemelerde açılır.
Kanun yoluna başvurabilir miyim?
Kanuna göre bu davalarda verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulabilir.
Taşınmaza şerh konur mu?
Genellikle dava şerhi talep edilir. Şerh konulduğunda taşınmaz satılabilir ancak alıcı davadan haberdar sayılır; uygulamada alıcı bulmak ve kredi teminatı olarak kullanmak güçleşir.
Dava kaybedilirse taşınmazı hemen boşaltır mıyım?
Karar kesinleştiğinde taşınmaz Hazine adına tescil edilir. Kullanım kendiliğinden sona ermez ancak izinsiz hâle gelir ve ecrimisil doğurur; bu nedenle kiralama başvurusu gecikmeden yapılmalıdır.
İlk yapmam gereken nedir?
Tebliğ tarihini kaydetmek, dava dilekçesindeki hukuki sebebi belirlemek ve kadastro tutanağı ile kesinleşme tarihini temin etmek.


