11 Eylül 2026

Kamulaştırılamayacak Taşınmazlar: Orman, Mera, Kıyı ve Kamu Malları (Anayasa m.46 — 2942 m.1, 4, 19, 30, 40)

Kamulaştırma her taşınmaz için kullanılabilecek bir yol değildir. Anayasa ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu, bu yetkiyi tek bir kategoriye bağlamıştır: özel mülkiyette bulunan taşınmazlar. Bunun dışında kalan taşınmazlar ya hiç kamulaştırılamaz ya da ancak özel kanunlarındaki ek şartlar yerine getirildikten sonra kamulaştırmaya konu olabilir. Bu rehber, kamulaştırmanın konu sınırlarını üç katman hâlinde ele alır.

Kamulaştırmanın konusu Anayasada sınırlanmıştır. Anayasanın 46. maddesi, Devlet ve kamu tüzel kişilerini “özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını” kamulaştırmaya yetkili kılar. 2942 sayılı Kanunun 1. maddesi de aynı çizgidedir: Kanun, “gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların” kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri düzenler. Bu iki hüküm birlikte okunduğunda sonuç açıktır: özel mülkiyete konu olamayan bir yer, kamulaştırılamaz.

Taşınmazınızın statüsü kamulaştırmaya elverişli mi?

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

İçindekiler

Üç Katmanlı Sınır

Kamulaştırmanın önündeki engelleri tek bir listede toplamak yanıltıcı olur; çünkü bu engeller farklı hukuki sebeplere dayanır ve sonuçları da farklıdır. Üç katmana ayırmak gerekir:

KatmanSebepSonuçÖrnek
1. Konu sınırıTaşınmaz özel mülkiyete konu olamazHiç kamulaştırılamazKıyı, orman, mera, dere yatağı, yol
2. Kişi sınırıTaşınmaz bir kamu tüzel kişisine aittirKamulaştırılamaz; devir rejimi işler2942 m.30 kapsamındaki taşınmazlar
3. Şart sınırıTaşınmaz özel mülkiyettedir ama özel kanunla korunmaktadırKamulaştırılabilir; ancak ek izin ve şartlar aranırZeytinlik, tarım arazisi, tescilli taşınmaz
Bu ayrım dava stratejisini belirler. Birinci katmanda iddia şudur: “Bu yer kamulaştırılamaz, işlem konu unsuru yönünden sakattır.” İkinci katmanda: “Bu taşınmaz kamulaştırılamaz, 30. maddedeki devir usulü izlenmeliydi.” Üçüncü katmanda ise kamulaştırma mümkündür; iddia, özel kanunun aradığı iznin veya görüşün alınmamış olmasına dayanır. Üçünü birbirine karıştırmak, dilekçenin dayanağını zayıflatır.

Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerler

Birinci katmanın hukuki temeli Türk Medeni Kanununun 715. maddesidir: “Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.”

Bu yerler üzerindeki Devlet hâkimiyeti, medeni hukuk anlamında bir mülkiyet hakkı değildir; bir tür idare hukuku hâkimiyetidir. Özel mülkiyete konu olamayan bir yer, mülkiyeti özel kişiden kamuya geçirme işlemi olan kamulaştırmaya da konu olamaz.

3402 sayılı Kadastro Kanununun 18. maddesi de aynı çizgiyi kadastro tarafından tamamlar: orta malları, hizmet malları, ormanlar ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilen yerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlı olsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yoluyla iktisap edilemez.

2942 sayılı Kanun bu kontrolü idareye görev olarak yüklemiştir. 19. maddeye göre idare, kamulaştırılması kararlaştırılan tapuda kayıtlı olmayan taşınmazın, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesinde sayılan kamu mallarından olup olmadığını ilgili yerlerden sormak suretiyle öncelikle tespit eder. Yani tapusuz bir yer için kamulaştırma başlatılmadan önce, o yerin kamu malı olup olmadığının araştırılması kanuni bir ön şarttır. Bu araştırmanın yapılmamış olması, dosyada ileri sürülebilecek somut bir usul eksikliğidir. Tapusuz taşınmazlarda zilyedin durumu için zilyet beyanı rehberine, kadastro tespitine itiraz için kadastro tespitine itiraz sayfasına bakılabilir.

Kıyılar

Kıyılar, konu sınırının en net örneğidir. Anayasanın 43. maddesi şöyle başlar: “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır.” Aynı madde, deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceğini öngörür.

3621 sayılı Kıyı Kanununun 5. maddesi bu anayasal kuralı tekrar eder ve kıyıların özel mülkiyete konu olamayacağını hükme bağlar. Yargı içtihadında da; kıyıların idari bir tahsis kararıyla değil mahiyetleri gereği herkesin yararlanmasına açık yerlerden olduğu, bu niteliğin Devlet, belediye veya köy gibi kamu tüzel kişilerinin idari bir kararıyla kaldırılamayacağı kabul edilmektedir.

Kıyıda tapunun hukuki değeri tartışmalıdır. Kıyı kenar çizgisi tespitiyle kıyıda kaldığı belirlenen bir taşınmaz için düzenlenmiş tapu senedinin hukuki değeri bulunmadığı yönünde yerleşik bir yaklaşım vardır. Bu nedenle kıyı bölgesindeki taşınmazlarda asıl mücadele kamulaştırma bedeli üzerinde değil, kıyı kenar çizgisinin kendisi üzerinde yürütülür. Kıyı kenar çizgisi ve sahil şeridi rejimi için Kıyı Kanunu rehberine, çizgiye itiraz için kıyı kenar çizgisine itiraz dilekçesi örneğine bakılabilir.

Ormanlar

Ormanlar için Anayasa daha da kesin bir ifade kullanır. 169. maddenin ikinci fıkrasına göre: “Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz.” Devlet ormanlarının Devletçe yönetilip işletileceği ve zamanaşımıyla mülk edinilemeyeceği de aynı maddede yer alır.

Mülkiyeti devredilemeyen bir taşınmazın kamulaştırılması hukuken düşünülemez. Orman alanlarında yapılacak yatırımlar bu yüzden kamulaştırma yoluyla değil, 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamındaki izin ve irtifak rejimiyle yürütülür.

Uygulamadaki asıl tartışma “orman mı değil mi” sorusudur. Bir taşınmazın orman sınırları içinde kalıp kalmadığı, orman kadastrosuyla belirlenir. Taşınmazı orman olarak tespit edilen malik, kamulaştırma bedeli talep edemez; talebini orman kadastrosuna itiraz üzerinden kurmak zorundadır. Orman alanlarındaki izin rejimi için orman arazisinde izin, maden ve enerji tesisi rehberine, kadastroya itiraz için orman kadastrosuna itiraz dilekçesi örneğine bakılabilir.

Meralar, Yaylaklar ve Kışlaklar

Meralar, yaylaklar ve kışlaklar orta malı niteliğindedir ve Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Bu nedenle kamulaştırmaya konu edilemezler. Bu alanların kamu yatırımlarına açılması, kamulaştırma yoluyla değil 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamındaki tahsis amacı değişikliği yoluyla gerçekleşir.

ÖlçütKamulaştırmaTahsis amacı değişikliği
KonusuÖzel mülkiyetteki taşınmazMera, yaylak, kışlak gibi orta malları
SonucuMülkiyet idareye geçerTaşınmazın tahsis amacı değişir
BedelKamulaştırma bedeli malike ödenirÖdenecek karşılık kendi mevzuatına tabidir
Karar merciiKamu yararı kararı verecek merciler (2942 m.5, 6)Mera mevzuatındaki yetkili merciler

İkisinin karıştırılması sık görülen bir hatadır: mera vasıflı bir taşınmaz için kamulaştırma bedeli talep eden dava, taşınmazın statüsü nedeniyle sonuç vermez. Ayrıntı için mera kamulaştırılabilir mi ve bir yer nasıl mera sayılır rehberlerine bakılabilir.

Dere yatakları, göl ve baraj sahaları ile taşkın alanları da benzer bir mantıkla değerlendirilir; bu yerlerin statüsü için dere yatağı, göl ve baraj sahası rehberi incelenebilir.

Kamu Tüzel Kişilerine Ait Taşınmazlar (m.30)

İkinci katman, taşınmazın niteliğinden değil malikinin kimliğinden doğar. 2942 sayılı Kanunun 30. maddesinin birinci fıkrası açıktır: “Kamu tüzel kişilerinin ve kurumlarının sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakları diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamaz.”

Bu hüküm bir yasak koyar ama yolu tamamen kapatmaz; yerine devir usulünü ikame eder:

AşamaİşlemSüre
1İhtiyacı olan idare, 8. maddeye göre bedeli tespit eder ve ödeyeceği bedeli belirterek mal sahibi idareye yazılı olarak başvurur
2Mal sahibi idare devire muvafakat etmez veya cevap vermezseAltmış gün
3Anlaşmazlık, alıcı idarenin başvurusu üzerine Danıştay ilgili idarî dairesince incelenirİki ay içinde kesin karara bağlanır
4Bedelde anlaşılamazsa alıcı idare asliye hukuk mahkemesine başvururAnlaşma veya Danıştay kararının tebliğinden itibaren otuz gün
Devir amacı bağlayıcıdır ve tapuya şerh edilir. 30. maddeye göre bu suretle devir alınan taşınmaz, sahibinden kamulaştırma yolu ile alınmış sayılır ve devir amacı veya devreden idarenin izni dışında başkaca bir kamusal amaçla kullanılamaz. Aksi takdirde devreden idare, 23. madde uyarınca taşınmazı geri alabilir ve bu husus tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh verilir. Ayrıntı için idareler arası taşınmaz devri rehberine bakılabilir.

Şarta Bağlı Kamulaştırılabilir Taşınmazlar

Üçüncü katmanda taşınmaz özel mülkiyettedir ve kamulaştırılabilir; ancak özel kanunlar ek şartlar öngörür. Bu şartlar yerine getirilmeden yapılan kamulaştırma, konu veya usul yönünden sakat olur.

2942 sayılı Kanunun 40. maddesi bu ilişkiyi açıkça saklı tutar: diğer özel kanunlardaki kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır. Yani 2942 sayılı Kanun genel kanundur; özel kanun varsa önce o uygulanır.

Zeytinlik Alanlar

3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun, zeytinlik sahalarında yapılaşmayı ve kullanım değişikliğini sıkı şartlara bağlar. Zeytinlik bir taşınmazın kamu yatırımına açılması, ilgili kanundaki izin ve şartlar gözetilmeden yapılamaz.

Zeytinlik dosyalarında iki ayrı soru vardır. Birincisi statü: taşınmaz gerçekten zeytinlik saha kapsamında mı? İkincisi şart: kanunun aradığı izin ve mesafe koşulları sağlanmış mı? Ayrıca kamulaştırma bedelinin hesabında zeytin ağaçlarının bedeli ayrı bir kalem olarak değerlendirilir. Zeytinlik rejimi için zeytinlik alanlarında yapılaşma rehberine bakılabilir.

Tarım Arazileri

Tarım arazileri özel mülkiyete konudur ve kamulaştırılabilir; ancak tarım dışı amaçla kullanılabilmesi 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunundaki izne bağlıdır. Bu bağ, imar mevzuatına da taşınmıştır: 3194 sayılı İmar Kanununun 8. maddesinin (c) bendine göre tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere planlanamaz.

Pratik sonuç şudur: tarım arazisinin kamu yatırımına açılması için önce izin sürecinin tamamlanması, ardından planlama ve kamulaştırma aşamalarına geçilmesi gerekir. İznin alınmamış olması, dayanak imar planına ve dolayısıyla kamulaştırmaya karşı ileri sürülebilecek bir hukuka aykırılık iddiasıdır. Tarım dışı kullanım izni için izin başvurusu ve dava dilekçesi örneğine, tarım arazisi rejiminin bütünü için tarım arazisinde ifraz ve bölünme yasağı rehberine bakılabilir.

Sit Alanları ve Tescilli Taşınmazlar

Sit alanlarındaki ve tescilli kültür varlığı niteliğindeki taşınmazlar da özel mülkiyette olabilir ve kamulaştırılabilir; ancak 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kendi rejimini kurar. Koruma bölge kurulu kararları, koruma amaçlı imar planı ve yenileme alanı düzenlemeleri bu taşınmazlarda belirleyicidir.

Kesin inşaat yasağı getirilen sit alanlarında ise kanun ayrı bir yol açar: malik, taşınmazının Hazine taşınmazıyla trampa edilmesini talep edebilir. Bu, kamulaştırmadan farklı ve kendi şartları olan bir yoldur. Ayrıntı için sit alanı ve Hazine trampası ile koruma amaçlı imar planı ve yenileme alanları rehberlerine bakılabilir. Kamulaştırma bedeli yerine taşınmaz verilmesinin genel rejimi için trampa yoluyla kamulaştırma sayfası incelenebilir.

Askerî yasak bölge ve güvenlik bölgesi şerhi taşıyan taşınmazlar da kendi mevzuatına tabi bir kısıtlılık altındadır; bu şerhin kamulaştırma ve değer üzerindeki etkisi için askerî yasak bölge şerhi ve taşınmaz rehberine bakılabilir.

Ölçülülük Sınırı: İrtifak Yeterliyse (m.4)

Dördüncü bir sınır daha vardır ve bu, taşınmazın statüsünden değil müdahalenin ölçüsünden doğar. 2942 sayılı Kanunun 4. maddesine göre: “Taşınmaz malın mülkiyetinin kamulaştırılması yerine, amaç için yeterli olduğu takdirde taşınmaz malın belirli kesimi, yüksekliği, derinliği veya kaynak üzerinde kamulaştırma yoluyla irtifak hakkı kurulabilir.”

Bu hüküm bir imkândan fazlasıdır. Madde, mülkiyetin kamulaştırılmasını “amaç için yeterli olmadığı” hâle bağlamıştır. Enerji nakil hattı, boru hattı veya tünel gibi projelerde amaç irtifak hakkıyla gerçekleştirilebiliyorsa, mülkiyetin tamamının kamulaştırılması ölçülülük yönünden tartışmaya açılır. İptal davasında ileri sürülebilecek somut bir argümandır: “Bu proje için irtifak hakkı yeterliydi; mülkiyetin kamulaştırılması gereklilik ölçütünü aşmaktadır.”

Maddenin ikinci fıkrası ise bunun ötesine geçer: maliklerin mülkiyet hakkının kullanılmasının engellenmemesi ve can ve mal güvenliği bakımından gerekli önlemlerin alınması kaydıyla, kamu yararına dayalı olarak taşınmazların üstünde teleferik ve benzeri ulaşım hatları ile her türlü köprü, altında metro ve benzeri raylı taşıma sistemleri ile tünel yapılabilir. Taşınmazların mülkiyet hakkının kullanımının engellenmemesi hâlinde herhangi bir kamulaştırma yapılmaz ve yapılan yatırım nedeniyle taşınmaz maliklerinden değer artış bedeli alınamaz.

Bu fıkranın bir cümlesi iptal edilmiştir. Fıkraya eklenen ve taşınmaz sahiplerine bu işlemler nedeniyle kamulaştırma, tazminat ve benzeri nam altında herhangi bir ücret ödenmeyeceğini öngören cümle, Anayasa Mahkemesinin 14/5/2015 tarihli ve E.2014/177, K.2015/49 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Dolayısıyla metro, tünel veya köprü yapımı nedeniyle taşınmazında zarar doğan malikin tazminat talebini baştan kesen bir kanun hükmü bulunmamaktadır.

Statü Nasıl Tespit Edilir

Bu dosyaların tamamı tek bir soruya dayanır: taşınmazın hukuki statüsü nedir? Statü tespiti için başvurulacak kaynaklar şunlardır:

SoruKaynak
Taşınmaz tapuda kayıtlı mı, kime ait?Tapu kaydı ve takyidat dökümü
Orman sınırları içinde mi?Orman kadastro haritaları ve orman idaresinin görüşü
Mera, yaylak veya kışlak mı?Mera tespit, tahdit ve tahsis kayıtları ile özel sicil
Kıyıda mı kalıyor?Onaylı kıyı kenar çizgisi haritası
Tarım arazisi mi, hangi sınıfta?Toprak koruma kurulu kayıtları ve arazi sınıflandırması
Zeytinlik saha kapsamında mı?Zeytinlik saha tespiti ve ilgili idare kayıtları
Sit alanında veya tescilli mi?Koruma bölge kurulu kararları ve tapudaki koruma şerhi
Kamu hizmetine tahsisli mi?Tahsis kararı ve ilgili idarenin yazısı

İmar uygulamasıyla düzenleme ortaklık payı olarak alınan yerler bakımından ise ayrı bir kural işler: 2942 sayılı Kanunun 35. maddesine göre bu yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı istenemez. Ayrıntı için imar uygulamasında bedelsiz terk ve DOP rehberine bakılabilir.

Dosya Kontrol Listesi

  1. Mülkiyet durumu: Taşınmaz özel mülkiyette mi, kamu tüzel kişisine mi ait, yoksa Devletin hüküm ve tasarrufu altında mı?
  2. Tapusuz ise: İdare, 3402 sayılı Kanunun 16. maddesindeki kamu mallarından olup olmadığını sordu mu? Belgesi dosyada mı?
  3. Orman kontrolü: Taşınmaz orman kadastrosu sınırları içinde mi? Orman idaresinin görüşü alınmış mı?
  4. Mera kontrolü: Taşınmaz mera, yaylak veya kışlak vasfında mı? Kamulaştırma yerine tahsis amacı değişikliği mi gerekiyordu?
  5. Kıyı kontrolü: Onaylı kıyı kenar çizgisine göre taşınmaz kıyıda mı kalıyor?
  6. Kamu tüzel kişisi maliki: Malik bir kamu tüzel kişisiyse 30. maddedeki devir usulü izlenmiş mi?
  7. Özel kanun şartı: Tarım arazisinde tarım dışı kullanım izni, zeytinlikte gerekli izinler, sit alanında kurul kararı alınmış mı?
  8. Ölçülülük: Proje için irtifak hakkı yeterli olabilir miydi? Mülkiyetin tamamı neden kamulaştırıldı?
  9. Tahsis durumu: Taşınmaz kamu hizmetine tahsisliyse tahsis kararı ve kapsamı incelendi mi?
  10. Doğru yol: Talep kamulaştırma bedeli mi olmalı, yoksa statü tespitine itiraz mı? İkisi farklı davalardır.

Sıkça Sorulan Sorular

Her taşınmaz kamulaştırılabilir mi?

Hayır. Anayasanın 46. maddesi kamulaştırmayı özel mülkiyette bulunan taşınmazlarla sınırlar; 2942 sayılı Kanunun 1. maddesi de gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlardan söz eder. Özel mülkiyete konu olamayan yerler kamulaştırılamaz.

Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler kamulaştırılabilir mi?

Hayır. Türk Medeni Kanununun 715. maddesine göre sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve bunlar hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz. Özel mülkiyete konu olamayan bir yer kamulaştırmaya da konu olamaz.

Kıyıda kalan taşınmazım kamulaştırılır mı?

Anayasanın 43. maddesine göre kıyılar Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5. maddesi uyarınca özel mülkiyete konu olamaz. Bu nedenle kıyıda kaldığı belirlenen yerlerde tartışma kamulaştırma bedeli üzerinde değil, kıyı kenar çizgisi tespiti üzerinde yürütülür.

Orman arazisi kamulaştırılabilir mi?

Anayasanın 169. maddesinin ikinci fıkrasına göre Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Mülkiyeti devredilemeyen bir taşınmaz kamulaştırılamaz; orman alanlarındaki yatırımlar 6831 sayılı Kanun kapsamındaki izin ve irtifak rejimiyle yürütülür.

Mera kamulaştırılabilir mi?

Meralar, yaylaklar ve kışlaklar orta malı niteliğinde olup Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır ve kamulaştırmaya konu edilemez. Bu alanların kamu yatırımına açılması, 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamındaki tahsis amacı değişikliği yoluyla olur.

Belediyeye ait bir taşınmaz başka bir idarece kamulaştırılabilir mi?

Hayır. 2942 sayılı Kanunun 30. maddesine göre kamu tüzel kişilerinin ve kurumlarının sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakları diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamaz; bunun yerine devir usulü işler.

İdareler arası devirde anlaşmazlık nasıl çözülür?

Mal sahibi idare devire muvafakat etmez veya altmış gün içinde cevap vermezse anlaşmazlık, alıcı idarenin başvurusu üzerine Danıştay ilgili idarî dairesince incelenerek iki ay içinde kesin karara bağlanır. Bedelde anlaşılamazsa asliye hukuk mahkemesine başvurulur.

Devralınan taşınmaz başka amaçla kullanılabilir mi?

Hayır. 30. maddeye göre devir alınan taşınmaz, devir amacı veya devreden idarenin izni dışında başkaca bir kamusal amaçla kullanılamaz; aksi takdirde devreden idare taşınmazı geri alabilir ve bu husus tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh verilir.

Tarım arazisi kamulaştırılabilir mi?

Evet, tarım arazileri özel mülkiyete konudur ve kamulaştırılabilir. Ancak tarım dışı amaçla kullanılabilmesi 5403 sayılı Kanundaki izne bağlıdır; 3194 sayılı Kanunun 8. maddesine göre tarım arazileri bu izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere planlanamaz.

Zeytinlik alanda kamulaştırma yapılabilir mi?

Zeytinlik saha kapsamındaki taşınmazlar özel mülkiyette olabilir; ancak 3573 sayılı Kanundaki koruma ve izin şartları gözetilmeden kullanım değişikliği yapılamaz. Dosyada hem taşınmazın statüsü hem kanunun aradığı şartların sağlanıp sağlanmadığı incelenmelidir.

Tapusuz bir yer kamulaştırılabilir mi?

2942 sayılı Kanunun 19. maddesi bunu düzenler; ancak idare öncelikle taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesinde sayılan kamu mallarından olup olmadığını ilgili yerlerden sormak suretiyle tespit etmek zorundadır. Kamu malı ise kamulaştırma söz konusu olmaz.

İdare mülkiyet yerine irtifak kurmakla yetinmek zorunda mı?

2942 sayılı Kanunun 4. maddesi, amaç için yeterli olduğu takdirde mülkiyetin kamulaştırılması yerine irtifak hakkı kurulabileceğini öngörür. Bu hüküm, mülkiyetin tamamının kamulaştırıldığı dosyalarda ölçülülük yönünden tartışma imkânı verir.

Taşınmazımın altından metro geçerse kamulaştırma yapılır mı?

4. maddenin ikinci fıkrasına göre mülkiyet hakkının kullanımının engellenmemesi hâlinde herhangi bir kamulaştırma yapılmaz ve yatırım nedeniyle maliklerden değer artış bedeli alınamaz. Bu fıkradaki, maliklere hiçbir ücret ödenmeyeceğini öngören cümle ise Anayasa Mahkemesinin 14/5/2015 tarihli ve E.2014/177, K.2015/49 sayılı kararıyla iptal edilmiştir.

Özel kanunlar 2942 sayılı Kanuna göre öncelikli midir?

2942 sayılı Kanunun 40. maddesi, diğer özel kanunlardaki kamulaştırmaya ilişkin hükümleri saklı tutmuştur. Bu nedenle özel kanun varsa önce o uygulanır; 2942 sayılı Kanun genel kanun olarak tamamlayıcı işlev görür.

Önce Statüyü Tespit Edelim

Bu dosyalarda bedel tartışmasına geçmeden önce cevaplanması gereken soru, taşınmazın hukuki statüsüdür. Tapu kaydı, kadastro paftası, orman ve mera kayıtları ile varsa kıyı kenar çizgisi haritası bir araya geldiğinde; kamulaştırmanın hukuken mümkün olup olmadığı, mümkünse hangi ek şartların arandığı ve talebin bedel mi yoksa statü tespitine itiraz mı olması gerektiği netleşir.

Tapu kaydı ve statü belgelerinizle başlayalım

Av. Fatma Öztürk — Hukukçular Evi Ankara · 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp📋 Ön Değerlendirme

İlgili Rehberler

Bu metin genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki danışmanlık yerine geçmez. Bir taşınmazın orman, mera, kıyı veya kamu malı statüsünde olup olmadığı teknik tespit ve kadastro kayıtlarına dayanır; bu tespitlere itiraz kendi süre ve usullerine tabidir. Özel kanunlardaki koruma rejimleri sık değişmektedir. Dosyanızı, güncel kayıt ve haritalar ile yürürlükteki kanun metinleri üzerinden avukatınızla birlikte değerlendiriniz.

Post by Av. Fatma Öztürk