Kazandırıcı Zamanaşımıyla Mülkiyet: Tapusuz Taşınmaz 20 Yılda Nasıl Kazanılır?
09 Haziran 2026

Kazandırıcı Zamanaşımıyla Mülkiyet: Tapusuz Taşınmaz 20 Yılda Nasıl Kazanılır?

Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı, davasız ve aralıksız yirmi yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, mülkiyetin adına tesciline karar verilmesini isteyebilir (TMK m.713). Aynı imkân, maliki tapudan anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş kişiler adına kayıtlı taşınmazlar için de tanınmıştır; maddedeki “ölmüş” sözcüğü Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir.

Olağan ve Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı

Kanun iki ayrı yol öngörür ve şartları ile süreleri birbirinden tamamen farklıdır.

İki zamanaşımı türünün karşılaştırması

ÖlçütOlağan zamanaşımıOlağanüstü zamanaşımı
Taşınmazın durumuTapuda kayıtlıTapusuz veya maliki belirsiz
SüreOn yılYirmi yıl
İyiniyetAranırAranmaz
Tescil sebebiYolsuz tescile dayanmaTescil yok
Zilyetlik niteliğiDavasız ve aralıksızMalik sıfatıyla, davasız ve aralıksız
Kazanma şekliKanunen kazanırMahkeme kararı gerekir
DavaGenellikle gerekmezTescil davası açılır
HusumetHazine ve ilgili idareler
Yaygın kullanımNadirTapusuz taşınmazlarda sık

İlk üç satır ayrımın özüdür: olağan zamanaşımında taşınmaz tapuda kayıtlıdır, süre on yıldır ve iyiniyet aranır; olağanüstü zamanaşımında ise taşınmaz tapusuzdur, süre yirmi yıldır ve iyiniyet şartı bulunmaz.

Altıncı ve yedinci satırlar sonucu ayırır; olağanüstü zamanaşımında mülkiyet kendiliğinden kazanılmaz, mahkemeden tescil kararı alınması gerekir.

Zilyetliğin Nitelikleri: Hangi Kullanım Sayılır?

Her fiilî kullanım zilyetlik sayılmaz; kanun üç nitelik arar.

Zilyetliğin aranan nitelikleri

NitelikİçeriğiBozan hâller
Malik sıfatıylaKendi malı gibi kullanmaKira, ariyet, vekâlet
DavasızKimse dava açmamışAçılan dava süreyi keser
AralıksızKesintisiz süreklilikTerk, uzun boşluk
KiracıZilyetliği malik sıfatıyla değildirKazanamaz
Ortak kullanımPaydaşlar arasıÖzel kurallar
Ekim ve dikimTarımsal kullanımDelil değeri yüksek
Çevirme ve bakımDuvar, tel örgü, sulamaZilyetlik belirtisi
Vergi kaydıEmlak vergisi ödemesiDestekleyici delil
Zilyetliğin devriÖnceki zilyedin süresi eklenebilirHalefiyet

Birinci ve dördüncü satırlar en sık yapılan hatayı önler: kiracı, ariyet alan veya vekil sıfatıyla taşınmazı kullanan kişi malik sıfatıyla zilyet sayılmaz ve ne kadar uzun süre kullanırsa kullansın mülkiyeti kazanamaz.

Dokuzuncu satır ise pratik bir kolaylıktır; zilyetlik devredilmişse önceki zilyedin geçirdiği süre yeni zilyedin süresine eklenebilir.

Hangi Taşınmazlar Kazanılamaz?

Süre ve şartlar gerçekleşse dahi bazı taşınmazlar zamanaşımıyla kazanılamaz.

Kazanılamayan taşınmazlar

TaşınmazDurumNot
Orman vasıflı yerlerKazanılamazKesin yasak
Mera, yaylak, kışlakKazanılamazKamu malı
KıyıKazanılamazDevletin hüküm ve tasarrufu (3621 s.K. m.5); sahil şeridinde ayrıca yapılaşma kısıtlamaları
Kamu hizmetine tahsisli yerlerKazanılamazTahsis sürdükçe
Yol, meydan, parkKazanılamazOrta malı
Tapuda kayıtlı başkasına ait yerOlağan zamanaşımı şartları aranırİyiniyet şart
Hazine arazisiÖzel mevzuata tabiAyrı düzenlemeler
Kadastro görmüş yerlerTespit kesinleşmişseDava süresi geçmişse
Ön kontrolTaşınmazın vasfını öğreninKadastro ve orman kaydı

Birinci ve dokuzuncu satırlar en kritik uyarıdır: orman vasıflı yerler hiçbir şekilde zamanaşımıyla kazanılamaz ve bu nedenle dava açmadan önce taşınmazın kadastro ve orman kayıtlarındaki vasfı mutlaka araştırılmalıdır. Aksi hâlde yıllarca süren zilyetlik hiçbir sonuç doğurmaz.

Zilyetlik ve kazanma rehberlerimiz: kazandırıcı zamanaşımı · zilyetlikle tescil · satış vaadi sözleşmesi · harici satış · kadastro tespitine itiraz · muvazaa mı tenkis mi

Kadastro Sürecinde Zilyetlik

Kadastro çalışması yapılan bölgelerde zilyetlik iddiası ayrı bir usule tabidir.

Kadastroda zilyetlik

AşamaYapılacakSüre
Kadastro ekibi geldiğindeZilyetliğinizi beyan edinYerinde tespit
Tutanakİmzalayın veya şerh düşünBelge
Askı ilanıTespitleri kontrol edinSüre kısadır
İtirazAskı süresi içindeKadastro mahkemesi
Süre geçerseTespit kesinleşirGenel mahkeme yolu daralır
Kesinleşme sonrasıOn yıllık dava sınırıTapu kaydına karşı
TanıkYerel bilirkişi ve komşularBeyan
BelgeVergi, ekim kaydı, fotoğrafHazırlayın
Takipİlanı kaçırmayınEn sık hak kaybı

Üçüncü ve dokuzuncu satırlar en sık hak kaybı sebebidir: kadastro askı ilanının süresi kısadır ve kaçırıldığında tespit kesinleşir — bu nedenle bölgede kadastro çalışması başladığında süreç yakından takip edilmelidir.

Altıncı satır ise kesinleşme sonrasını gösterir; kadastro tespiti kesinleştikten sonra tapu kaydına karşı açılabilecek davalar sınırlı bir süreye tabidir. Ayrıntı için kadastro tespitine itiraz rehberimize bakabilirsiniz.

Sık Sorulan Durumlar

Kazandırıcı zamanaşımıyla ilgili en çok merak edilenler.

Sık sorulanlar

SoruCevapNot
Kaç yıl kullanmam gerekirTapusuzda yirmi, tapuluda on yılŞartlar farklı
Kiracıysam kazanır mıyımHayırMalik sıfatı yok
Orman arazisiKazanılamazKesin yasak
Mülkiyet kendiliğinden gelir miTapusuzda hayır — dava gerekirTescil kararı
Vergi ödedim, yeter miTek başına yetmezDestekleyici delil
Babam kullanıyorduSüreler birleştirilebilirHalefiyet
Dava kime karşıHazine ve ilgili idarelerHusumet
Ne kadar sürerKeşif ve kurum yazışmaları uzatırSabır
İlk adımKadastro ve orman kaydını alınVasıf kontrolü

Altıncı satır sık bilinmeyen bir kolaylıktır: zilyetlik miras veya devir yoluyla geçmişse önceki zilyedin süresi de hesaba katılır — böylece yirmi yıllık süre daha kısa sürede tamamlanabilir.

Tescil Kararından Sonra Yapılacaklar

Mahkeme kararı tek başına yeterli değildir; tapu işleminin tamamlanması gerekir.

Tescil sonrası işlemler

KonuKuralNot
KesinleşmeKarar kesinleşmeden tescil yapılmazŞerh alın
Tapuya başvuruKesinleşmiş kararlaTescil talebi
HarçTescil harcıÖdenir
Yeni kayıtAdınıza tescil edilirKontrol edin
Vergi mükellefiyetiEmlak vergisi bildirimiBelediyeye
Sınır ve yüzölçümüKararla uyumlu muHata varsa düzeltme
MuhdesatYapı varsa beyanAyrıca
İtiraz süresiİlgililer kanun yoluna gidebilirKesinleşmeyi bekleyin
BelgeKararı ve tapuyu saklayınİleride gerekir

Birinci ve ikinci satırlar sürecin son aşamasıdır: tescil, ancak kararın kesinleşmesinden sonra ve tapu müdürlüğüne yapılacak başvuru üzerine gerçekleşir — mahkeme kararı kendiliğinden tapu kaydını değiştirmez. Beşinci satır ise sonrasını hatırlatır; tescille birlikte emlak vergisi mükellefiyeti doğar ve belediyeye bildirim yapılması gerekir.

Yıllardır kullandığınız tapusuz taşınmazı adınıza mı geçirmek istiyorsunuz?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın

Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı Nedir?

Türk hukukunda taşınmaz mülkiyeti kural olarak tapu siciliyle kazanılır; ama Medeni Kanun, uzun süredir fiilen malik gibi kullanılan tapusuz taşınmazlar için istisnai bir kapı açar: olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı (TMK m.713). Buna göre; tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, mülkiyet hakkının kendi adına tesciline karar verilmesini isteyebilir. Dededen kalma ama hiç tapulanmamış tarlalar, köy yerlerindeki kadimden kullanılan parseller bu kurumun tipik sahnesidir.

Üç Temel Şart: Malik Sıfatıyla, Davasız, Aralıksız 20 Yıl

Malik sıfatıyla zilyetlik: Taşınmazı “sahibi gibi” kullanmak gerekir; kiracı, ortakçı, yarıcı veya izinle kullanan kişinin zilyetliği ne kadar uzun sürerse sürsün mülkiyet kazandırmaz. Ekip biçme, ürün alma, vergisini ödeme, sınırlarını çevirme ve üçüncü kişilere karşı sahiplenme, malik sıfatının dış görünüşleridir. Davasız: Yirmi yıl boyunca zilyetliğe karşı açılmış ve zilyet aleyhine sonuçlanan bir davanın bulunmaması gerekir. Aralıksız: Zilyetliğin kesintisiz sürmesi aranır; önceki zilyetten devralınan süreler, şartları varsa zilyetliklerin birleştirilmesi yoluyla hesaba katılabilir (babadan oğula geçen kullanım gibi).

Tapulu Ama Sahipsiz Görünen Taşınmazlar (m.713/2)

Kurum yalnızca tapusuz yerlerle sınırlı değildir: tapu kütüğünden malikin kim olduğu anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş ya da ölmüş kişi adına kayıtlı taşınmazlarda da, aynı şartlarla zilyetlikte bulunan kişi tescil davası açabilir. Osmanlı dönemi kayıtları, okunamayan eski maliklerle dolu köy tapuları bu fıkranın uygulama alanıdır. Buna karşılık maliki belli ve hayatta olan tapulu taşınmaz, zilyetlikle kazanılamaz; “otuz yıldır ben kullanıyorum” savunması, tapulu malikin açacağı davada sonuç doğurmaz.

Hangi Yerler Asla Kazanılamaz?

Kamu malları zamanaşımıyla edinilemez: ormanlar, kıyılar, meralar, yaylak ve kışlaklar, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kayalık-taşlık gibi tarıma elverişsiz yerler ile kamu hizmetine tahsisli taşınmazlar üzerinde zilyetlikle mülkiyet kazanılamaz. Ayrıca Kadastro Kanunu; zilyetlikle tespitte aynı çalışma alanı içinde kişi başına sulu arazide 40, kuru arazide 100, dikili arazide 50 dönüm sınırını gözetir (3402 s.K. m.14). Davaların önemli bölümü, taşınmazın bu yasak alanlardan birine (özellikle orman ve mera iddialarına) girip girmediği noktasında düğümlenir; bilirkişi ve harita incelemesi bu yüzden merkezîdir.

Tescil Davası Nasıl Yürür? İlan ve İtiraz Düzeni

Dava, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri (belediye, köy tüzel kişiliği) hasım gösterilerek açılır; m.713/2 hâllerinde önceki malikin mirasçıları da davaya dâhil edilir. Mahkeme, davanın konusunu gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan eder (TMK m.713/4); son ilandan başlayarak üç ay içinde itiraz eden çıkmaz ve şartlar kanıtlanırsa mülkiyetin tesciline karar verilir. Önemli ayrıntı: mülkiyet, tescil anında değil, koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış sayılır. İtiraz gelirse dava, çekişmeli yargılamaya dönüşür.

Zilyetlik Nasıl İspatlanır?

Davanın kaderi delil düzenine bağlıdır: emlak vergisi kayıt ve ödemeleri, çiftçilik-destekleme kayıtları, elektrik-su abonelikleri, ürün satış belgeleri, hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri, muhtar ve komşu tanıklıkları ile keşifte tespit edilen fiilî kullanım izleri (sürülü tarla, bağ-bahçe, çit-duvar) birlikte değerlendirilir. Yerel bilirkişi ve tanıkların, kullanımın kim tarafından, ne zamandan beri ve hangi sıfatla yapıldığını net anlatması aranır. “Ara ara ekildi” düzeyinde kalan anlatımlar, aralıksızlık şartında dosyayı zayıflatır.

Kadastro Görmüş Yerlerde Durum

Kadastro çalışması yapılan bölgelerde zilyetlik iddiaları öncelikle kadastro tespiti sırasında ileri sürülür; tutanaklara itiraz ve kadastro mahkemesindeki davalar için özel süreler işler. Kadastro kesinleştikten sonra, tespit tarihinden önceki sebeplere dayanan iddialar için on yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür; bu süre kaçırılırsa eski zilyetliğe dayanmak kural olarak mümkün olmaz. Bu nedenle köyünde kadastro duyurusu yapılan herkesin, askı ilanlarını ve tutanakları takip etmesi hayati önemdedir.

TMK m.713’ün Fıkraları: Kim, Neyi, Kime Karşı ve Nasıl İster?

TMK m.713 olağanüstü kazandırıcı zamanaşımını ayrıntılı bir usulle düzenler. Birinci fıkraya göre tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tesciline karar verilmesini isteyebilir. İkinci fıkra aynı imkânı, tapu kütüğünden malikin kim olduğu anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kişi adına kayıtlı bulunan taşınmazlar için de tanır. Fıkrada yer alan “ölmüş” sözcüğü Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarihli, E.2009/58, K.2011/52 sayılı kararıyla iptal edildiğinden, tapuda kayıtlı malikin yirmi yıl önce ölmüş olması artık tek başına tescil davasına dayanak oluşturmaz; iptal kararından önce koşulları tamamlanmış zilyetlik bakımından ise kazanılmış hak gözetilir (YHGK 04.03.2020, E.2017/1670, K.2020/242). Böylece tapuda kayıt bulunması, kaydın fiilen işlevsiz hâle geldiği bu istisnai durumlarda tescil davasına engel olmaz.

Dava Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik görünen kişinin mirasçılarına karşı açılır (TMK m.713/3). Hâkim davanın konusunu gazeteyle bir defa ve taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan eder; son ilandan başlayarak üç ay içinde itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanırsa tescile karar verilir (TMK m.713/4). Mülkiyet, kanunda öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış sayıldığından tescil kararı açıklayıcı niteliktedir (TMK m.713/5); kararda taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve teknik bilirkişice düzenlenen kroki karara eklenir.

TMK m.713’ün yapısı

FıkraDüzenlediği hususUygulamadaki anlamı
m.713/1Tapusuz taşınmaz; 20 yıl, davasız, aralıksız, malik sıfatıyla zilyetlikTamamı, bir parçası veya payı için tescil
m.713/2Maliki anlaşılamayan veya 20 yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş kişi adına kayıtlı taşınmaz (“ölmüş” sözcüğü AYM 2011/52 ile iptal)Tapulu olsa da tescil davası mümkün
m.713/3DavalılarHazine, ilgili kamu tüzel kişileri, kayıt malikinin mirasçıları
m.713/4İlan ve itirazGazetede bir, yerinde en az üç ilan; son ilandan üç ay
m.713/5Kazanma anıKoşulların gerçekleştiği an; karar açıklayıcı

Zilyetliğin Hukuki Niteliği: TMK m.973 ve m.974

Zilyetlik, bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti olan kişinin konumunu ifade eder (TMK m.973). Bir şeye malik sıfatıyla zilyet olan kişi aslî zilyet, o şey üzerinde sınırlı bir aynî hak veya kişisel bir hak kullanmak amacıyla zilyet olan kişi ise fer’î zilyettir (TMK m.974). Kazandırıcı zamanaşımında aranan zilyetlik aslî zilyetliktir; bu nedenle kiracı, ariyet alan, intifa hakkı sahibi veya yarıcı olarak taşınmazı kullanan kişi fer’î zilyet olduğundan, kullanım süresi ne kadar uzun olursa olsun TMK m.713 yoluyla mülkiyet kazanamaz. Fer’î zilyetin daha sonra malik sıfatıyla zilyet olduğunu ileri sürebilmesi için bu değişikliğin dışa açık ve şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konması gerekir.

Zilyetliğin devri, fiilî hâkimiyetin devralana geçmesiyle gerçekleşir; taşınmazlarda bu, çoğu zaman araziyi kullanmaya bırakma ve sınırların gösterilmesi şeklinde olur. Yirmi yıllık süre hesaplanırken, zilyetliğini hukuken geçerli bir yolla önceki zilyetten devralan kişinin önceki zilyedin süresinden de yararlanması yargı uygulamasında kabul edilmektedir; mirasçılar mirasbırakanın zilyetliğini kendiliğinden devam ettirir. Ancak zilyetliklerin birleştirilebilmesi için her iki zilyetliğin de malik sıfatıyla, davasız ve aralıksız olması ve aralarında kesinti bulunmaması gerekir; zilyetliği haksız olarak ele geçiren kişinin önceki zilyedin süresinden yararlanması mümkün değildir.

Zilyetlik türleri ve kazandırıcı zamanaşımı

ZilyetTürZamanaşımıyla kazanabilir mi?
Taşınmazı kendi malı gibi kullananAslî zilyet (TMK m.974)Şartlar varsa evet
Kiracı, ariyet alanFer’î zilyetHayır
İntifa veya oturma hakkı sahibiFer’î zilyetHayır
Yarıcı, ortakçıFer’î zilyetHayır
MirasçıMirasbırakanın zilyetliğini sürdürürSüreler birleşir
Zilyetliği geçerli yolla devralanAslî zilyetÖnceki süreden yararlanabilir
Zilyetliği haksız ele geçirenHaksız zilyetÖnceki süreden yararlanamaz

Kamu Malları ve Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerler

Sahipsiz yerler ve kamu malları Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; yararlanmaya elverişli olmayan kayalar, tepeler, dağlar gibi yerlerle bunlardan çıkan kaynaklar, aksi ispat edilmedikçe kimsenin mülkü değildir (TMK m.715). Özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılmış bulunan taşınmazlar, aynî bir hakkın bunlar üzerinde kurulması söz konusu olmadıkça tapu kütüğüne kaydedilmez (TMK m.999). Bu yerler üzerinde zilyetlik ne kadar uzun sürerse sürsün mülkiyet kazandırmaz. Devlet ormanlarının mülkiyeti devredilemez, zamanaşımıyla mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu edilemez (Anayasa m.169); kıyılar da Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açıktır (3621 s.K. m.5).

Mera, yaylak ve kışlak gibi kamu orta malları da özel mülkiyete konu olamaz ve zilyetlikle kazanılamaz; bu yerlerin sınırlarının tespiti ve tahdidi 4342 sayılı Mera Kanunu’na göre yapılır. Buna karşılık orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine ayrılmamış araziler, emek ve masraf harcanarak imar-ihya edilip tarıma elverişli hâle getirilmişse, kadastro sırasında kanundaki şartlarla imar-ihya eden adına tespit edilebilir (3402 s.K. m.17). Bu nedenle tescil davasında taşınmazın orman, mera veya kıyı olup olmadığı ile imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, orman ve zirai bilirkişilerle hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerinden ayrıntılı olarak incelenir.

Zilyetlikle kazanılamayan yerler ve dayanakları

YerDayanakNot
Devlet ormanlarıAnayasa m.169, 6831 s.K.Zamanaşımıyla mülk edinilemez
Kıyılar3621 s.K. m.5Devletin hüküm ve tasarrufunda
Mera, yaylak, kışlak4342 s.K., 3402 s.K. m.16Kamu orta malı
Kamunun yararlanmasına ayrılmış yerlerTMK m.999Tapuya kaydedilmez
Yararlanmaya elverişsiz yerlerTMK m.715Aksi ispat edilmedikçe kimsenin mülkü değil
İmar-ihya edilmiş Hazine arazisi3402 s.K. m.17Şartlarla imar-ihya eden adına tespit mümkün

Paylı Mülkiyet ve Miras Ortaklığında Zilyetlik

Tapusuz bir taşınmazın mirasçılar tarafından birlikte kullanıldığı durumlarda, mirasçılardan birinin taşınmazı tek başına kullanması tek başına diğer mirasçılara karşı malik sıfatıyla zilyetlik anlamına gelmez. Paylaşma yapılmadıkça mirasçılar mirasa elbirliğiyle sahip olduğundan, bir mirasçının kullanımı kural olarak miras ortaklığı adına yapılmış kabul edilir. Mirasçılardan birinin taşınmazı kendi adına kazanabilmesi için, mirasçılar arasında harici bir taksim yapılmış ve taşınmaz bu taksimle kendisine bırakılmış olmalı ya da diğer mirasçıların hakkını açıkça reddeden ve onlarca bilinen bir malik sıfatıyla zilyetlik başlamış olmalıdır. Harici taksim tanık, keşif ve uzun süreli fiilî kullanım düzeniyle ispat edilebilir.

TMK m.713/1, mülkiyetin taşınmazın bir payı için de tescilini isteme imkânı tanır. Bu, zilyetliğin taşınmazın tamamında değil yalnızca belirli bir oranında gerçekleştiği durumların çözümüdür. Mirasçılar arasında harici taksim ispatlanamazsa mahkeme, tescil kararını mirasçılar adına miras payları oranında verebilir; bu durumda ortaklığın sona erdirilmesi için ayrıca ortaklığın giderilmesi davası açılması gerekir (TMK m.642, m.698). Ortaklığın giderilmesi davasında satış kararı verilmesi hâlinde, tamamı mirasçılara ait taşınmazlarda birinci artırmanın yalnızca malik mirasçılar arasında yapılmasına ilişkin 7589 sayılı Kanun’la getirilen usul de değerlendirilmelidir.

Dava Usulü: Görev, Yetki, Kadastro Mahkemesi ve Deliller

TMK m.713’e dayanan tescil davası, taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin olduğundan taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır ve bu yetki kesindir (HMK m.12). Davanın açıldığı yerde kadastro çalışması başlamışsa, kadastrosu yapılan taşınmazlara ilişkin genel mahkemelerdeki davalar kadastro mahkemesine aktarılır; kadastro çalışması tamamlanmış ve taşınmaz tespit dışı bırakılmışsa dava asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu dava zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Hazine adına davayı Hazine avukatları, köy tüzel kişiliği adına muhtar, belediye adına belediye başkanı temsil eder; davada ilgili kurumların, özellikle orman idaresi ve il müdürlüklerinin görüşü mahkemece ayrıca istenir.

İspat yükü davacıdadır ve mahkeme mutlaka keşif yapar (HMK m.288). Keşifte yerel bilirkişiler ve tanıklar, zilyetliğin kimden kime, hangi yolla ve ne zamandan beri geçtiğini, taşınmazın nasıl kullanıldığını ayrıntılı olarak anlatır; teknik bilirkişi taşınmazın sınırlarını ve yüzölçümünü gösteren krokiyi, orman bilirkişisi taşınmazın orman sayılıp sayılmadığını, zirai bilirkişi ise arazinin ne zamandan beri tarım amaçlı kullanıldığını ve üzerindeki ağaçların yaşını belirler (HMK m.266). Tanık beyanları ile belgeler arasında çelişki varsa, mahkeme eski tarihli hava fotoğraflarını ve memleket haritalarını getirterek zilyetliğin başlangıç tarihini tespit eder.

Tescil davasının usul unsurları

KonuKuralDayanak
Görevli ve yetkili mahkemeTaşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk; kesin yetkiHMK m.12
Kadastro çalışması başladıysaDava kadastro mahkemesine aktarılır3402 s.K.
DavalılarHazine, ilgili kamu tüzel kişileri, kayıt malikinin mirasçılarıTMK m.713/3
ArabuluculukDava şartı değilHUAK m.18/B kapsamı dışında
KeşifZorunlu; yerel bilirkişi ve tanıkHMK m.288
BilirkişiTeknik, orman ve ziraiHMK m.266
Miktar sınırıSulu 40, kuru 100, dikili 50 dönüm3402 s.K. m.14

Olağan Zamanaşımı (TMK m.712) ile Karıştırılmaması Gereken Durumlar

Tapulu taşınmazlarda zilyetliğe dayanan tartışmaların büyük bölümü olağanüstü değil olağan zamanaşımına ilişkindir ve bu kurumun uygulama alanı çok dardır. Tapu kütüğünde haklı bir sebep olmaksızın malik olarak kayıtlı olan kişinin bu durumdaki mülkiyeti, taşınmazı iyiniyetle, davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle zilyetliğinde bulundurması hâlinde artık itiraz edilemez hâle gelir (TMK m.712). Bu hüküm, tapuda adına kayıt bulunmayan kişiyi değil, tapuda yolsuz olarak malik görünen ve bunu bilmeyen kişiyi korur.

Bu nedenle tapulu bir taşınmazı elden satın alıp yıllarca kullanan kişi, tapuda adına kayıt bulunmadığı için olağan zamanaşımından, taşınmaz tapuda maliki belli bir kişi adına kayıtlı olduğu için de olağanüstü zamanaşımından yararlanamaz; bu kişinin durumu, geçersiz satış sözleşmesine ilişkin kurallar ve dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir (TMK m.706, TMK m.2). Tapuda kayıtlı malikin veya mirasçılarının açacağı el atmanın önlenmesi davasında ise uzun süreli kullanım tek başına savunma oluşturmaz; zilyedin yaptığı giderler ise iyiniyetli olup olmamasına göre TMK m.993-995 çerçevesinde değerlendirilir.

Tescil Kararının Kesinleşmesi ve Sonrasındaki Yükümlülükler

Taşınmaz üzerindeki aynî haklara ilişkin kararlar kesinleşmeden yerine getirilemeyeceğinden, TMK m.713’e dayanan tescil kararı da kesinleştikten sonra tapu siciline işlenir (HMK m.350/2). Karara karşı Hazine, ilgili kamu tüzel kişileri veya davaya itiraz eden kişiler istinaf ve temyiz yoluna başvurabilir; kanun yolu incelemesi tamamlanmadan tapuda işlem yapılmaz. Kesinleşen karar mahkemece tapu müdürlüğüne gönderilir veya davacı kesinleşme şerhli kararla tapu müdürlüğüne başvurarak tescili sağlar; tescil sırasında karardaki kroki ile kadastro paftası karşılaştırılır ve uyumsuzluk varsa işlem yapılmadan önce düzeltme istenir.

Tescille birlikte taşınmaz, yeni malik adına emlak vergisine tabi hâle gelir ve malik taşınmazı edindiğini kanunda öngörülen süre içinde ilgili belediyeye bildirmekle yükümlüdür (1319 s.K. m.23). Tescilden önce taşınmazı fiilen kullanan ve emlak vergisini ödediğini gösteren kayıtlar, tescilden sonra da saklanmalıdır; çünkü taşınmaz üzerinde sonradan ortaya çıkabilecek sınır veya kullanım uyuşmazlıklarında bu belgeler zilyetliğin başlangıcını ve niteliğini göstermeye devam eder. Tescil kararından sonra taşınmaz satılacak veya ipotek edilecekse, tapu kaydında beyanlar hanesine işlenmiş herhangi bir şerhin bulunup bulunmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.

Yirmi yıl yetmez; zilyetliğin niteliği ve taşınmazın vasfı belirleyicidir.

Tapusuz taşınmazın zilyetlikle kazanılması için malik sıfatıyla, davasız ve aralıksız yirmi yıllık zilyetlik yanında taşınmazın orman, mera veya kıyı olmaması, kişi başına dönüm sınırlarının aşılmaması ve kadastro sürelerinin kaçırılmamış olması gerekir. Tapusuz taşınmazınızın adınıza tescili için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Konuyla ilgili diğer rehberlerimiz: zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımıyla tescil · kadastro tespitine itiraz · hisseli tarlada ortaklığın giderilmesi · başkasının arazisine yapı · tapu iptali ve tescil davası · orman kadastrosuna itiraz

Sıkça Sorulan Sorular

Tapusuz taşınmaz kaç yılda zilyetlikle kazanılır?

Davasız ve aralıksız yirmi yıl malik sıfatıyla zilyetlik gerekir; süre dolunca asliye hukuk mahkemesinde tescil davası açılır.

Tapulu taşınmaz kullanmakla kazanılır mı?

Maliki belli ve hayatta olan tapulu taşınmaz zilyetlikle kazanılamaz; istisna, malikin tapudan anlaşılamadığı, yirmi yıl önce öldüğü veya gaipliğine karar verildiği kayıtlardır.

Hangi yerler zilyetlikle kazanılamaz?

Orman, kıyı, mera, yaylak-kışlak ve devletin hüküm ve tasarrufundaki yerler kazanılamaz; kadastroda zilyetlikle tespitte sulu 40, kuru 100, dikili 50 dönüm sınırı gözetilir (3402 s.K. m.14).

Tescil davasında ilan süreci nasıl işler?

Mahkeme davanın konusunu gazetede bir defa ve taşınmazın bulunduğu yerde en az üç defa ilan eder; son ilandan itibaren üç ay içinde itiraz gelmez ve şartlar kanıtlanırsa tescile karar verilir.

Babamın kullandığı süre benim süreme eklenir mi?

Evet; şartları varsa zilyetliklerin birleştirilmesiyle önceki zilyedin süresi hesaba katılır, miras yoluyla devam eden kullanım tipik örnektir.

Tescil davaları, zilyetlik ispatı ve kadastro uyuşmazlıkları için
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın
Post by Av. Fatma Öztürk