Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı, davasız ve aralıksız yirmi yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, mülkiyetin adına tesciline karar verilmesini isteyebilir (TMK m.713). Aynı imkân, maliki tapudan anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş kişiler adına kayıtlı taşınmazlar için de tanınmıştır; maddedeki “ölmüş” sözcüğü Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiştir.
Olağan ve Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı
Kanun iki ayrı yol öngörür ve şartları ile süreleri birbirinden tamamen farklıdır.
İki zamanaşımı türünün karşılaştırması
| Ölçüt | Olağan zamanaşımı | Olağanüstü zamanaşımı |
|---|---|---|
| Taşınmazın durumu | Tapuda kayıtlı | Tapusuz veya maliki belirsiz |
| Süre | On yıl | Yirmi yıl |
| İyiniyet | Aranır | Aranmaz |
| Tescil sebebi | Yolsuz tescile dayanma | Tescil yok |
| Zilyetlik niteliği | Davasız ve aralıksız | Malik sıfatıyla, davasız ve aralıksız |
| Kazanma şekli | Kanunen kazanır | Mahkeme kararı gerekir |
| Dava | Genellikle gerekmez | Tescil davası açılır |
| Husumet | — | Hazine ve ilgili idareler |
| Yaygın kullanım | Nadir | Tapusuz taşınmazlarda sık |
İlk üç satır ayrımın özüdür: olağan zamanaşımında taşınmaz tapuda kayıtlıdır, süre on yıldır ve iyiniyet aranır; olağanüstü zamanaşımında ise taşınmaz tapusuzdur, süre yirmi yıldır ve iyiniyet şartı bulunmaz.
Altıncı ve yedinci satırlar sonucu ayırır; olağanüstü zamanaşımında mülkiyet kendiliğinden kazanılmaz, mahkemeden tescil kararı alınması gerekir.
Zilyetliğin Nitelikleri: Hangi Kullanım Sayılır?
Her fiilî kullanım zilyetlik sayılmaz; kanun üç nitelik arar.
Zilyetliğin aranan nitelikleri
| Nitelik | İçeriği | Bozan hâller |
|---|---|---|
| Malik sıfatıyla | Kendi malı gibi kullanma | Kira, ariyet, vekâlet |
| Davasız | Kimse dava açmamış | Açılan dava süreyi keser |
| Aralıksız | Kesintisiz süreklilik | Terk, uzun boşluk |
| Kiracı | Zilyetliği malik sıfatıyla değildir | Kazanamaz |
| Ortak kullanım | Paydaşlar arası | Özel kurallar |
| Ekim ve dikim | Tarımsal kullanım | Delil değeri yüksek |
| Çevirme ve bakım | Duvar, tel örgü, sulama | Zilyetlik belirtisi |
| Vergi kaydı | Emlak vergisi ödemesi | Destekleyici delil |
| Zilyetliğin devri | Önceki zilyedin süresi eklenebilir | Halefiyet |
Birinci ve dördüncü satırlar en sık yapılan hatayı önler: kiracı, ariyet alan veya vekil sıfatıyla taşınmazı kullanan kişi malik sıfatıyla zilyet sayılmaz ve ne kadar uzun süre kullanırsa kullansın mülkiyeti kazanamaz.
Dokuzuncu satır ise pratik bir kolaylıktır; zilyetlik devredilmişse önceki zilyedin geçirdiği süre yeni zilyedin süresine eklenebilir.
Hangi Taşınmazlar Kazanılamaz?
Süre ve şartlar gerçekleşse dahi bazı taşınmazlar zamanaşımıyla kazanılamaz.
Kazanılamayan taşınmazlar
| Taşınmaz | Durum | Not |
|---|---|---|
| Orman vasıflı yerler | Kazanılamaz | Kesin yasak |
| Mera, yaylak, kışlak | Kazanılamaz | Kamu malı |
| Kıyı | Kazanılamaz | Devletin hüküm ve tasarrufu (3621 s.K. m.5); sahil şeridinde ayrıca yapılaşma kısıtlamaları |
| Kamu hizmetine tahsisli yerler | Kazanılamaz | Tahsis sürdükçe |
| Yol, meydan, park | Kazanılamaz | Orta malı |
| Tapuda kayıtlı başkasına ait yer | Olağan zamanaşımı şartları aranır | İyiniyet şart |
| Hazine arazisi | Özel mevzuata tabi | Ayrı düzenlemeler |
| Kadastro görmüş yerler | Tespit kesinleşmişse | Dava süresi geçmişse |
| Ön kontrol | Taşınmazın vasfını öğrenin | Kadastro ve orman kaydı |
Birinci ve dokuzuncu satırlar en kritik uyarıdır: orman vasıflı yerler hiçbir şekilde zamanaşımıyla kazanılamaz ve bu nedenle dava açmadan önce taşınmazın kadastro ve orman kayıtlarındaki vasfı mutlaka araştırılmalıdır. Aksi hâlde yıllarca süren zilyetlik hiçbir sonuç doğurmaz.
Zilyetlik ve kazanma rehberlerimiz: kazandırıcı zamanaşımı · zilyetlikle tescil · satış vaadi sözleşmesi · harici satış · kadastro tespitine itiraz · muvazaa mı tenkis mi
Kadastro Sürecinde Zilyetlik
Kadastro çalışması yapılan bölgelerde zilyetlik iddiası ayrı bir usule tabidir.
Kadastroda zilyetlik
| Aşama | Yapılacak | Süre |
|---|---|---|
| Kadastro ekibi geldiğinde | Zilyetliğinizi beyan edin | Yerinde tespit |
| Tutanak | İmzalayın veya şerh düşün | Belge |
| Askı ilanı | Tespitleri kontrol edin | Süre kısadır |
| İtiraz | Askı süresi içinde | Kadastro mahkemesi |
| Süre geçerse | Tespit kesinleşir | Genel mahkeme yolu daralır |
| Kesinleşme sonrası | On yıllık dava sınırı | Tapu kaydına karşı |
| Tanık | Yerel bilirkişi ve komşular | Beyan |
| Belge | Vergi, ekim kaydı, fotoğraf | Hazırlayın |
| Takip | İlanı kaçırmayın | En sık hak kaybı |
Üçüncü ve dokuzuncu satırlar en sık hak kaybı sebebidir: kadastro askı ilanının süresi kısadır ve kaçırıldığında tespit kesinleşir — bu nedenle bölgede kadastro çalışması başladığında süreç yakından takip edilmelidir.
Altıncı satır ise kesinleşme sonrasını gösterir; kadastro tespiti kesinleştikten sonra tapu kaydına karşı açılabilecek davalar sınırlı bir süreye tabidir. Ayrıntı için kadastro tespitine itiraz rehberimize bakabilirsiniz.
Sık Sorulan Durumlar
Kazandırıcı zamanaşımıyla ilgili en çok merak edilenler.
Sık sorulanlar
| Soru | Cevap | Not |
|---|---|---|
| Kaç yıl kullanmam gerekir | Tapusuzda yirmi, tapuluda on yıl | Şartlar farklı |
| Kiracıysam kazanır mıyım | Hayır | Malik sıfatı yok |
| Orman arazisi | Kazanılamaz | Kesin yasak |
| Mülkiyet kendiliğinden gelir mi | Tapusuzda hayır — dava gerekir | Tescil kararı |
| Vergi ödedim, yeter mi | Tek başına yetmez | Destekleyici delil |
| Babam kullanıyordu | Süreler birleştirilebilir | Halefiyet |
| Dava kime karşı | Hazine ve ilgili idareler | Husumet |
| Ne kadar sürer | Keşif ve kurum yazışmaları uzatır | Sabır |
| İlk adım | Kadastro ve orman kaydını alın | Vasıf kontrolü |
Altıncı satır sık bilinmeyen bir kolaylıktır: zilyetlik miras veya devir yoluyla geçmişse önceki zilyedin süresi de hesaba katılır — böylece yirmi yıllık süre daha kısa sürede tamamlanabilir.
Tescil Kararından Sonra Yapılacaklar
Mahkeme kararı tek başına yeterli değildir; tapu işleminin tamamlanması gerekir.
Tescil sonrası işlemler
| Konu | Kural | Not |
|---|---|---|
| Kesinleşme | Karar kesinleşmeden tescil yapılmaz | Şerh alın |
| Tapuya başvuru | Kesinleşmiş kararla | Tescil talebi |
| Harç | Tescil harcı | Ödenir |
| Yeni kayıt | Adınıza tescil edilir | Kontrol edin |
| Vergi mükellefiyeti | Emlak vergisi bildirimi | Belediyeye |
| Sınır ve yüzölçümü | Kararla uyumlu mu | Hata varsa düzeltme |
| Muhdesat | Yapı varsa beyan | Ayrıca |
| İtiraz süresi | İlgililer kanun yoluna gidebilir | Kesinleşmeyi bekleyin |
| Belge | Kararı ve tapuyu saklayın | İleride gerekir |
Birinci ve ikinci satırlar sürecin son aşamasıdır: tescil, ancak kararın kesinleşmesinden sonra ve tapu müdürlüğüne yapılacak başvuru üzerine gerçekleşir — mahkeme kararı kendiliğinden tapu kaydını değiştirmez. Beşinci satır ise sonrasını hatırlatır; tescille birlikte emlak vergisi mükellefiyeti doğar ve belediyeye bildirim yapılması gerekir.
Yıllardır kullandığınız tapusuz taşınmazı adınıza mı geçirmek istiyorsunuz?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.
Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı Nedir?
Türk hukukunda taşınmaz mülkiyeti kural olarak tapu siciliyle kazanılır; ama Medeni Kanun, uzun süredir fiilen malik gibi kullanılan tapusuz taşınmazlar için istisnai bir kapı açar: olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı (TMK m.713). Buna göre; tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, mülkiyet hakkının kendi adına tesciline karar verilmesini isteyebilir. Dededen kalma ama hiç tapulanmamış tarlalar, köy yerlerindeki kadimden kullanılan parseller bu kurumun tipik sahnesidir.
Üç Temel Şart: Malik Sıfatıyla, Davasız, Aralıksız 20 Yıl
Malik sıfatıyla zilyetlik: Taşınmazı “sahibi gibi” kullanmak gerekir; kiracı, ortakçı, yarıcı veya izinle kullanan kişinin zilyetliği ne kadar uzun sürerse sürsün mülkiyet kazandırmaz. Ekip biçme, ürün alma, vergisini ödeme, sınırlarını çevirme ve üçüncü kişilere karşı sahiplenme, malik sıfatının dış görünüşleridir. Davasız: Yirmi yıl boyunca zilyetliğe karşı açılmış ve zilyet aleyhine sonuçlanan bir davanın bulunmaması gerekir. Aralıksız: Zilyetliğin kesintisiz sürmesi aranır; önceki zilyetten devralınan süreler, şartları varsa zilyetliklerin birleştirilmesi yoluyla hesaba katılabilir (babadan oğula geçen kullanım gibi).
Tapulu Ama Sahipsiz Görünen Taşınmazlar (m.713/2)
Kurum yalnızca tapusuz yerlerle sınırlı değildir: tapu kütüğünden malikin kim olduğu anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş ya da ölmüş kişi adına kayıtlı taşınmazlarda da, aynı şartlarla zilyetlikte bulunan kişi tescil davası açabilir. Osmanlı dönemi kayıtları, okunamayan eski maliklerle dolu köy tapuları bu fıkranın uygulama alanıdır. Buna karşılık maliki belli ve hayatta olan tapulu taşınmaz, zilyetlikle kazanılamaz; “otuz yıldır ben kullanıyorum” savunması, tapulu malikin açacağı davada sonuç doğurmaz.
Hangi Yerler Asla Kazanılamaz?
Kamu malları zamanaşımıyla edinilemez: ormanlar, kıyılar, meralar, yaylak ve kışlaklar, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki kayalık-taşlık gibi tarıma elverişsiz yerler ile kamu hizmetine tahsisli taşınmazlar üzerinde zilyetlikle mülkiyet kazanılamaz. Ayrıca Kadastro Kanunu; zilyetlikle tespitte aynı çalışma alanı içinde kişi başına sulu arazide 40, kuru arazide 100, dikili arazide 50 dönüm sınırını gözetir (3402 s.K. m.14). Davaların önemli bölümü, taşınmazın bu yasak alanlardan birine (özellikle orman ve mera iddialarına) girip girmediği noktasında düğümlenir; bilirkişi ve harita incelemesi bu yüzden merkezîdir.
Tescil Davası Nasıl Yürür? İlan ve İtiraz Düzeni
Dava, taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde, Hazine ve ilgili kamu tüzel kişileri (belediye, köy tüzel kişiliği) hasım gösterilerek açılır; m.713/2 hâllerinde önceki malikin mirasçıları da davaya dâhil edilir. Mahkeme, davanın konusunu gazeteyle bir defa ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan eder (TMK m.713/4); son ilandan başlayarak üç ay içinde itiraz eden çıkmaz ve şartlar kanıtlanırsa mülkiyetin tesciline karar verilir. Önemli ayrıntı: mülkiyet, tescil anında değil, koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış sayılır. İtiraz gelirse dava, çekişmeli yargılamaya dönüşür.
Zilyetlik Nasıl İspatlanır?
Davanın kaderi delil düzenine bağlıdır: emlak vergisi kayıt ve ödemeleri, çiftçilik-destekleme kayıtları, elektrik-su abonelikleri, ürün satış belgeleri, hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri, muhtar ve komşu tanıklıkları ile keşifte tespit edilen fiilî kullanım izleri (sürülü tarla, bağ-bahçe, çit-duvar) birlikte değerlendirilir. Yerel bilirkişi ve tanıkların, kullanımın kim tarafından, ne zamandan beri ve hangi sıfatla yapıldığını net anlatması aranır. “Ara ara ekildi” düzeyinde kalan anlatımlar, aralıksızlık şartında dosyayı zayıflatır.
Kadastro Görmüş Yerlerde Durum
Kadastro çalışması yapılan bölgelerde zilyetlik iddiaları öncelikle kadastro tespiti sırasında ileri sürülür; tutanaklara itiraz ve kadastro mahkemesindeki davalar için özel süreler işler. Kadastro kesinleştikten sonra, tespit tarihinden önceki sebeplere dayanan iddialar için on yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür; bu süre kaçırılırsa eski zilyetliğe dayanmak kural olarak mümkün olmaz. Bu nedenle köyünde kadastro duyurusu yapılan herkesin, askı ilanlarını ve tutanakları takip etmesi hayati önemdedir.
TMK m.713’ün Fıkraları: Kim, Neyi, Kime Karşı ve Nasıl İster?
TMK m.713 olağanüstü kazandırıcı zamanaşımını ayrıntılı bir usulle düzenler. Birinci fıkraya göre tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tesciline karar verilmesini isteyebilir. İkinci fıkra aynı imkânı, tapu kütüğünden malikin kim olduğu anlaşılamayan veya yirmi yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kişi adına kayıtlı bulunan taşınmazlar için de tanır. Fıkrada yer alan “ölmüş” sözcüğü Anayasa Mahkemesi’nin 17.03.2011 tarihli, E.2009/58, K.2011/52 sayılı kararıyla iptal edildiğinden, tapuda kayıtlı malikin yirmi yıl önce ölmüş olması artık tek başına tescil davasına dayanak oluşturmaz; iptal kararından önce koşulları tamamlanmış zilyetlik bakımından ise kazanılmış hak gözetilir (YHGK 04.03.2020, E.2017/1670, K.2020/242). Böylece tapuda kayıt bulunması, kaydın fiilen işlevsiz hâle geldiği bu istisnai durumlarda tescil davasına engel olmaz.
Dava Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik görünen kişinin mirasçılarına karşı açılır (TMK m.713/3). Hâkim davanın konusunu gazeteyle bir defa ve taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa ilan eder; son ilandan başlayarak üç ay içinde itiraz eden bulunmaz ya da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanırsa tescile karar verilir (TMK m.713/4). Mülkiyet, kanunda öngörülen koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış sayıldığından tescil kararı açıklayıcı niteliktedir (TMK m.713/5); kararda taşınmazın niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve teknik bilirkişice düzenlenen kroki karara eklenir.
TMK m.713’ün yapısı
| Fıkra | Düzenlediği husus | Uygulamadaki anlamı |
|---|---|---|
| m.713/1 | Tapusuz taşınmaz; 20 yıl, davasız, aralıksız, malik sıfatıyla zilyetlik | Tamamı, bir parçası veya payı için tescil |
| m.713/2 | Maliki anlaşılamayan veya 20 yıl önce hakkında gaiplik kararı verilmiş kişi adına kayıtlı taşınmaz (“ölmüş” sözcüğü AYM 2011/52 ile iptal) | Tapulu olsa da tescil davası mümkün |
| m.713/3 | Davalılar | Hazine, ilgili kamu tüzel kişileri, kayıt malikinin mirasçıları |
| m.713/4 | İlan ve itiraz | Gazetede bir, yerinde en az üç ilan; son ilandan üç ay |
| m.713/5 | Kazanma anı | Koşulların gerçekleştiği an; karar açıklayıcı |
Zilyetliğin Hukuki Niteliği: TMK m.973 ve m.974
Zilyetlik, bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti olan kişinin konumunu ifade eder (TMK m.973). Bir şeye malik sıfatıyla zilyet olan kişi aslî zilyet, o şey üzerinde sınırlı bir aynî hak veya kişisel bir hak kullanmak amacıyla zilyet olan kişi ise fer’î zilyettir (TMK m.974). Kazandırıcı zamanaşımında aranan zilyetlik aslî zilyetliktir; bu nedenle kiracı, ariyet alan, intifa hakkı sahibi veya yarıcı olarak taşınmazı kullanan kişi fer’î zilyet olduğundan, kullanım süresi ne kadar uzun olursa olsun TMK m.713 yoluyla mülkiyet kazanamaz. Fer’î zilyetin daha sonra malik sıfatıyla zilyet olduğunu ileri sürebilmesi için bu değişikliğin dışa açık ve şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya konması gerekir.
Zilyetliğin devri, fiilî hâkimiyetin devralana geçmesiyle gerçekleşir; taşınmazlarda bu, çoğu zaman araziyi kullanmaya bırakma ve sınırların gösterilmesi şeklinde olur. Yirmi yıllık süre hesaplanırken, zilyetliğini hukuken geçerli bir yolla önceki zilyetten devralan kişinin önceki zilyedin süresinden de yararlanması yargı uygulamasında kabul edilmektedir; mirasçılar mirasbırakanın zilyetliğini kendiliğinden devam ettirir. Ancak zilyetliklerin birleştirilebilmesi için her iki zilyetliğin de malik sıfatıyla, davasız ve aralıksız olması ve aralarında kesinti bulunmaması gerekir; zilyetliği haksız olarak ele geçiren kişinin önceki zilyedin süresinden yararlanması mümkün değildir.
Zilyetlik türleri ve kazandırıcı zamanaşımı
| Zilyet | Tür | Zamanaşımıyla kazanabilir mi? |
|---|---|---|
| Taşınmazı kendi malı gibi kullanan | Aslî zilyet (TMK m.974) | Şartlar varsa evet |
| Kiracı, ariyet alan | Fer’î zilyet | Hayır |
| İntifa veya oturma hakkı sahibi | Fer’î zilyet | Hayır |
| Yarıcı, ortakçı | Fer’î zilyet | Hayır |
| Mirasçı | Mirasbırakanın zilyetliğini sürdürür | Süreler birleşir |
| Zilyetliği geçerli yolla devralan | Aslî zilyet | Önceki süreden yararlanabilir |
| Zilyetliği haksız ele geçiren | Haksız zilyet | Önceki süreden yararlanamaz |
Kamu Malları ve Devletin Hüküm ve Tasarrufu Altındaki Yerler
Sahipsiz yerler ve kamu malları Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır; yararlanmaya elverişli olmayan kayalar, tepeler, dağlar gibi yerlerle bunlardan çıkan kaynaklar, aksi ispat edilmedikçe kimsenin mülkü değildir (TMK m.715). Özel mülkiyete tabi olmayan ve kamunun yararlanmasına ayrılmış bulunan taşınmazlar, aynî bir hakkın bunlar üzerinde kurulması söz konusu olmadıkça tapu kütüğüne kaydedilmez (TMK m.999). Bu yerler üzerinde zilyetlik ne kadar uzun sürerse sürsün mülkiyet kazandırmaz. Devlet ormanlarının mülkiyeti devredilemez, zamanaşımıyla mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu edilemez (Anayasa m.169); kıyılar da Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açıktır (3621 s.K. m.5).
Mera, yaylak ve kışlak gibi kamu orta malları da özel mülkiyete konu olamaz ve zilyetlikle kazanılamaz; bu yerlerin sınırlarının tespiti ve tahdidi 4342 sayılı Mera Kanunu’na göre yapılır. Buna karşılık orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine ayrılmamış araziler, emek ve masraf harcanarak imar-ihya edilip tarıma elverişli hâle getirilmişse, kadastro sırasında kanundaki şartlarla imar-ihya eden adına tespit edilebilir (3402 s.K. m.17). Bu nedenle tescil davasında taşınmazın orman, mera veya kıyı olup olmadığı ile imar-ihyanın ne zaman tamamlandığı, orman ve zirai bilirkişilerle hava fotoğrafları ve memleket haritaları üzerinden ayrıntılı olarak incelenir.
Zilyetlikle kazanılamayan yerler ve dayanakları
| Yer | Dayanak | Not |
|---|---|---|
| Devlet ormanları | Anayasa m.169, 6831 s.K. | Zamanaşımıyla mülk edinilemez |
| Kıyılar | 3621 s.K. m.5 | Devletin hüküm ve tasarrufunda |
| Mera, yaylak, kışlak | 4342 s.K., 3402 s.K. m.16 | Kamu orta malı |
| Kamunun yararlanmasına ayrılmış yerler | TMK m.999 | Tapuya kaydedilmez |
| Yararlanmaya elverişsiz yerler | TMK m.715 | Aksi ispat edilmedikçe kimsenin mülkü değil |
| İmar-ihya edilmiş Hazine arazisi | 3402 s.K. m.17 | Şartlarla imar-ihya eden adına tespit mümkün |
Paylı Mülkiyet ve Miras Ortaklığında Zilyetlik
Tapusuz bir taşınmazın mirasçılar tarafından birlikte kullanıldığı durumlarda, mirasçılardan birinin taşınmazı tek başına kullanması tek başına diğer mirasçılara karşı malik sıfatıyla zilyetlik anlamına gelmez. Paylaşma yapılmadıkça mirasçılar mirasa elbirliğiyle sahip olduğundan, bir mirasçının kullanımı kural olarak miras ortaklığı adına yapılmış kabul edilir. Mirasçılardan birinin taşınmazı kendi adına kazanabilmesi için, mirasçılar arasında harici bir taksim yapılmış ve taşınmaz bu taksimle kendisine bırakılmış olmalı ya da diğer mirasçıların hakkını açıkça reddeden ve onlarca bilinen bir malik sıfatıyla zilyetlik başlamış olmalıdır. Harici taksim tanık, keşif ve uzun süreli fiilî kullanım düzeniyle ispat edilebilir.
TMK m.713/1, mülkiyetin taşınmazın bir payı için de tescilini isteme imkânı tanır. Bu, zilyetliğin taşınmazın tamamında değil yalnızca belirli bir oranında gerçekleştiği durumların çözümüdür. Mirasçılar arasında harici taksim ispatlanamazsa mahkeme, tescil kararını mirasçılar adına miras payları oranında verebilir; bu durumda ortaklığın sona erdirilmesi için ayrıca ortaklığın giderilmesi davası açılması gerekir (TMK m.642, m.698). Ortaklığın giderilmesi davasında satış kararı verilmesi hâlinde, tamamı mirasçılara ait taşınmazlarda birinci artırmanın yalnızca malik mirasçılar arasında yapılmasına ilişkin 7589 sayılı Kanun’la getirilen usul de değerlendirilmelidir.
Dava Usulü: Görev, Yetki, Kadastro Mahkemesi ve Deliller
TMK m.713’e dayanan tescil davası, taşınmaz üzerindeki aynî hakka ilişkin olduğundan taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır ve bu yetki kesindir (HMK m.12). Davanın açıldığı yerde kadastro çalışması başlamışsa, kadastrosu yapılan taşınmazlara ilişkin genel mahkemelerdeki davalar kadastro mahkemesine aktarılır; kadastro çalışması tamamlanmış ve taşınmaz tespit dışı bırakılmışsa dava asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu dava zorunlu arabuluculuk kapsamında değildir. Hazine adına davayı Hazine avukatları, köy tüzel kişiliği adına muhtar, belediye adına belediye başkanı temsil eder; davada ilgili kurumların, özellikle orman idaresi ve il müdürlüklerinin görüşü mahkemece ayrıca istenir.
İspat yükü davacıdadır ve mahkeme mutlaka keşif yapar (HMK m.288). Keşifte yerel bilirkişiler ve tanıklar, zilyetliğin kimden kime, hangi yolla ve ne zamandan beri geçtiğini, taşınmazın nasıl kullanıldığını ayrıntılı olarak anlatır; teknik bilirkişi taşınmazın sınırlarını ve yüzölçümünü gösteren krokiyi, orman bilirkişisi taşınmazın orman sayılıp sayılmadığını, zirai bilirkişi ise arazinin ne zamandan beri tarım amaçlı kullanıldığını ve üzerindeki ağaçların yaşını belirler (HMK m.266). Tanık beyanları ile belgeler arasında çelişki varsa, mahkeme eski tarihli hava fotoğraflarını ve memleket haritalarını getirterek zilyetliğin başlangıç tarihini tespit eder.
Tescil davasının usul unsurları
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Görevli ve yetkili mahkeme | Taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk; kesin yetki | HMK m.12 |
| Kadastro çalışması başladıysa | Dava kadastro mahkemesine aktarılır | 3402 s.K. |
| Davalılar | Hazine, ilgili kamu tüzel kişileri, kayıt malikinin mirasçıları | TMK m.713/3 |
| Arabuluculuk | Dava şartı değil | HUAK m.18/B kapsamı dışında |
| Keşif | Zorunlu; yerel bilirkişi ve tanık | HMK m.288 |
| Bilirkişi | Teknik, orman ve zirai | HMK m.266 |
| Miktar sınırı | Sulu 40, kuru 100, dikili 50 dönüm | 3402 s.K. m.14 |
Olağan Zamanaşımı (TMK m.712) ile Karıştırılmaması Gereken Durumlar
Tapulu taşınmazlarda zilyetliğe dayanan tartışmaların büyük bölümü olağanüstü değil olağan zamanaşımına ilişkindir ve bu kurumun uygulama alanı çok dardır. Tapu kütüğünde haklı bir sebep olmaksızın malik olarak kayıtlı olan kişinin bu durumdaki mülkiyeti, taşınmazı iyiniyetle, davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle zilyetliğinde bulundurması hâlinde artık itiraz edilemez hâle gelir (TMK m.712). Bu hüküm, tapuda adına kayıt bulunmayan kişiyi değil, tapuda yolsuz olarak malik görünen ve bunu bilmeyen kişiyi korur.
Bu nedenle tapulu bir taşınmazı elden satın alıp yıllarca kullanan kişi, tapuda adına kayıt bulunmadığı için olağan zamanaşımından, taşınmaz tapuda maliki belli bir kişi adına kayıtlı olduğu için de olağanüstü zamanaşımından yararlanamaz; bu kişinin durumu, geçersiz satış sözleşmesine ilişkin kurallar ve dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilir (TMK m.706, TMK m.2). Tapuda kayıtlı malikin veya mirasçılarının açacağı el atmanın önlenmesi davasında ise uzun süreli kullanım tek başına savunma oluşturmaz; zilyedin yaptığı giderler ise iyiniyetli olup olmamasına göre TMK m.993-995 çerçevesinde değerlendirilir.
Tescil Kararının Kesinleşmesi ve Sonrasındaki Yükümlülükler
Taşınmaz üzerindeki aynî haklara ilişkin kararlar kesinleşmeden yerine getirilemeyeceğinden, TMK m.713’e dayanan tescil kararı da kesinleştikten sonra tapu siciline işlenir (HMK m.350/2). Karara karşı Hazine, ilgili kamu tüzel kişileri veya davaya itiraz eden kişiler istinaf ve temyiz yoluna başvurabilir; kanun yolu incelemesi tamamlanmadan tapuda işlem yapılmaz. Kesinleşen karar mahkemece tapu müdürlüğüne gönderilir veya davacı kesinleşme şerhli kararla tapu müdürlüğüne başvurarak tescili sağlar; tescil sırasında karardaki kroki ile kadastro paftası karşılaştırılır ve uyumsuzluk varsa işlem yapılmadan önce düzeltme istenir.
Tescille birlikte taşınmaz, yeni malik adına emlak vergisine tabi hâle gelir ve malik taşınmazı edindiğini kanunda öngörülen süre içinde ilgili belediyeye bildirmekle yükümlüdür (1319 s.K. m.23). Tescilden önce taşınmazı fiilen kullanan ve emlak vergisini ödediğini gösteren kayıtlar, tescilden sonra da saklanmalıdır; çünkü taşınmaz üzerinde sonradan ortaya çıkabilecek sınır veya kullanım uyuşmazlıklarında bu belgeler zilyetliğin başlangıcını ve niteliğini göstermeye devam eder. Tescil kararından sonra taşınmaz satılacak veya ipotek edilecekse, tapu kaydında beyanlar hanesine işlenmiş herhangi bir şerhin bulunup bulunmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.
Yirmi yıl yetmez; zilyetliğin niteliği ve taşınmazın vasfı belirleyicidir.
Tapusuz taşınmazın zilyetlikle kazanılması için malik sıfatıyla, davasız ve aralıksız yirmi yıllık zilyetlik yanında taşınmazın orman, mera veya kıyı olmaması, kişi başına dönüm sınırlarının aşılmaması ve kadastro sürelerinin kaçırılmamış olması gerekir. Tapusuz taşınmazınızın adınıza tescili için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.
Konuyla ilgili diğer rehberlerimiz: zilyetlik ve kazandırıcı zamanaşımıyla tescil · kadastro tespitine itiraz · hisseli tarlada ortaklığın giderilmesi · başkasının arazisine yapı · tapu iptali ve tescil davası · orman kadastrosuna itiraz
Sıkça Sorulan Sorular
Tapusuz taşınmaz kaç yılda zilyetlikle kazanılır?
Davasız ve aralıksız yirmi yıl malik sıfatıyla zilyetlik gerekir; süre dolunca asliye hukuk mahkemesinde tescil davası açılır.
Tapulu taşınmaz kullanmakla kazanılır mı?
Maliki belli ve hayatta olan tapulu taşınmaz zilyetlikle kazanılamaz; istisna, malikin tapudan anlaşılamadığı, yirmi yıl önce öldüğü veya gaipliğine karar verildiği kayıtlardır.
Hangi yerler zilyetlikle kazanılamaz?
Orman, kıyı, mera, yaylak-kışlak ve devletin hüküm ve tasarrufundaki yerler kazanılamaz; kadastroda zilyetlikle tespitte sulu 40, kuru 100, dikili 50 dönüm sınırı gözetilir (3402 s.K. m.14).
Tescil davasında ilan süreci nasıl işler?
Mahkeme davanın konusunu gazetede bir defa ve taşınmazın bulunduğu yerde en az üç defa ilan eder; son ilandan itibaren üç ay içinde itiraz gelmez ve şartlar kanıtlanırsa tescile karar verilir.
Babamın kullandığı süre benim süreme eklenir mi?
Evet; şartları varsa zilyetliklerin birleştirilmesiyle önceki zilyedin süresi hesaba katılır, miras yoluyla devam eden kullanım tipik örnektir.
📚 İlgili Rehberler
- Tapu Kaydında Düzeltim Dava Dilekçesi (TMK m.1027)
- Mera Tespit ve Tahdidine İtiraz Dava Dilekçesi (4342)
- Orman Kadastrosuna İtiraz Dava Dilekçesi Örneği (6831 m.11)
- Gayrimenkul Hukuku Rehberi: Tapu, Kira, Kat Mülkiyeti ve Uyuşmazlıklar
- Hazine Arazisi ve 2/B — Tahsis, Satış ve Hak Sahipliği
- Tapu İptal ve Tescil Davası: Yolsuz Tescilin Düzeltilmesi
- Ecrimisil Davası (Haksız İşgal Tazminatı) 2026 Rehberi
Tescil davaları, zilyetlik ispatı ve kadastro uyuşmazlıkları için
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.


