Kadastro Tespitine İtiraz ve Kadastro Davaları: Askı İlanı, Süreler ve 10 Yıl Sınırı
20 Mayıs 2026

Kadastro Tespitine İtiraz ve Kadastro Davaları: Askı İlanı, Süreler ve 10 Yıl Sınırı

Kadastro tespitine karşı üç aşamalı bir denetim işler: çalışmalar sırasında kadastro komisyonuna itiraz, sonuçların otuz gün süreyle askıya çıkarılması döneminde kadastro mahkemesinde dava ve kesinleşme sonrasında genel mahkemede tapu davası. Kritik sınır şudur: kesinleşen tespitlere karşı, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra önceki sebeplere dayanılarak dava açılamaz.

Askı İlanı: Süreyi Kaçırmanın Bedeli

Kadastro sürecinde en kritik aşama askı ilanıdır; bu süre kaçırıldığında tespit kesinleşir.

Kadastro süreci ve itiraz

AşamaİşleyişDikkat
1. Çalışma ilanıBölgede kadastro başlayacağı duyurulurTakip edin
2. Yerinde tespitEkip taşınmazı belirlerHazır bulunun
3. TutanakTespit tutanağa geçirilirİtirazınızı şerh düşün
4. Askı ilanıTespitler ilan edilirSüre işlemeye başlar
5. İtirazAskı süresi içindeKadastro mahkemesi
6. Süre geçerseTespit kesinleşirİtiraz yolu kapanır
7. Kesinleşme sonrasıTapu kaydına karşı sınırlı davaOn yıllık sınır
8. DelilVergi, tanık, fotoğraf, ekim kaydıHazırlayın
9. En sık hataİlanı görmemekMuhtarlık ve internetten takip

Dördüncü, beşinci ve dokuzuncu satırlar birlikte en büyük riski gösterir: askı ilanı süresi içinde itiraz edilmezse tespit kesinleşir ve sonrasındaki dava imkânları çok daralır. Bölgede kadastro çalışması başladığında ilanların muhtarlıktan ve resmî duyurulardan takip edilmesi şarttır.

Kadastro Mahkemesinde Yargılama

Bu mahkeme yalnızca kadastro uyuşmazlıklarına bakar ve usulü genel mahkemelerden farklıdır.

Kadastro mahkemesinde usul

KonuKuralNot
GörevKadastro mahkemesiSüreç devam ederken
Kesinleşme sonrasıAsliye hukukGörev değişir
Resen araştırmaHâkim delilleri kendiliğinden araştırırGenel mahkemeden farklı
KeşifYerinde inceleme zorunluBilirkişi
Yerel bilirkişiKöy ve mahalle bilgisiBelirleyici
TanıkKomşu ve muhtarBeyan
Vasıf araştırmasıOrman, mera, kıyıKurum yazıları
HarçMaktu veya düşükGenel davadan ucuz
KararTespit düzeltilir veya onanırTapuya işlenir

Üçüncü ve sekizinci satırlar bu mahkemenin iki avantajını gösterir: hâkim delilleri resen araştırır ve harç yükü genel mahkemelere göre çok daha düşüktür. Bu nedenle askı süresi içinde itiraz edebilmek, kesinleşme sonrası dava açmaktan hem daha kolay hem daha ucuzdur.

Beşinci satır ise sonucu belirleyen delildir; kadastro davalarında yerel bilirkişi beyanları, taşınmazın kimin zilyetliğinde olduğu konusunda ağırlıklı olarak dikkate alınır.

Zilyetlik ve kazanma rehberlerimiz: kazandırıcı zamanaşımı · zilyetlikle tescil · satış vaadi sözleşmesi · harici satış · kadastro tespitine itiraz · muvazaa mı tenkis mi

Kadastro Tespitine Karşı Deliller

Bu davalarda sonucu belirleyen şey zilyetliğin ne kadar somut biçimde ortaya konduğudur.

Kadastro davalarında deliller

KonuKuralNot
Yerel bilirkişiKöy ve mahalle bilgisiEn ağırlıklı delil
TanıkKomşu, muhtar, eski zilyetlerBeyan
Vergi kayıtlarıKim adına ödenmişDestekleyici
Hava fotoğraflarıDönemsel kullanımSüreklilik
Ekim ve dikim kayıtlarıÇiftçi kayıt sistemiTarımsal kullanım
Fiilî yapılarDuvar, kuyu, ağaç, binaKeşifte görülür
Eski senetlerKöy senedi, el senediMülkiyet vermez ama zilyetliği gösterir
Kurum yazılarıOrman, mera, kıyı vasfıBelirleyici
KeşifYerinde incelemeZorunlu

Birinci ve sekizinci satırlar iki farklı yönü belirler: zilyetliğin kime ait olduğu ağırlıklı olarak yerel bilirkişi beyanlarıyla, taşınmazın kazanmaya elverişli olup olmadığı ise kurum yazılarıyla belirlenir. Vasıf uygun değilse zilyetlik ne kadar güçlü olursa olsun sonuç doğurmaz. Yedinci satır ise sık yanlış anlaşılan noktadır — eski senetler mülkiyet belgesi değildir ancak zilyetlik zincirini göstererek süre hesabına katkı sağlar.

Kesinleşme Sonrası Hangi Yol Açık?

Kadastro tespiti kesinleştikten sonra imkânlar daralır ama tamamen kapanmaz.

Kesinleşme sonrası

KonuKuralNot
On yıllık sınırKadastro tutanaklarına dayalı haklara karşıHak düşürücü
Dava türüTapu iptali ve tescilAsliye hukuk
SebepYolsuz tescil, muvazaa, ehliyetsizlikGenel sebepler
Süre dolduysaTutanağa dayalı iddialar ileri sürülemezKesin
Sonraki sebeplerKesinleşmeden sonra doğan hâllerSüre etkilemez
Devletin sorumluluğuSicil hatası varsa tazminatTMK m.1007
Sınır ve yüzölçümüTeknik hata ise düzeltmeİdari yol
DelilKadastro tutanağı ve tarihçeArşivden
Erken hareketAskı süresinde itiraz en iyisiSonrası zor

Birinci ve dokuzuncu satırlar birlikte en önemli mesajı verir: kadastro tutanaklarına dayalı haklara karşı açılacak davalar on yıllık hak düşürücü süreye tabidir — bu nedenle askı ilanı süresi içinde itiraz etmek, sonradan açılacak her davadan hem daha kolay hem daha kesin sonuç verir. Altıncı satır ise son güvencedir; sicilin hatalı tutulmasından doğan zarar için Hazine aleyhine tazminat yolu açık kalır.

Kadastroda Sık Yapılan Hatalar

Hak kaybının büyük kısmı usulî ihmallerden doğar.

Kadastroda hatalar

HataSonucuDoğrusu
İlanı takip etmemekTespit kesinleşirMuhtarlıktan izleyin
Tespitte hazır bulunmamakBeyanınız alınmazYerinde olun
Tutanağa şerh düşmemekİtirazınız kayda geçmezMutlaka yazdırın
Delilleri sonradan aramakGeç kalınırÖnceden toplayın
Vasfı kontrol etmemekOrman çıkarsa dava boşaKurum kaydı alın
Yanlış mahkemeGörevsizlikSüreç sürüyorsa kadastro mahkemesi
Süreyi kaçırmakİtiraz yolu kapanırAskı süresi kritik
Tanık hazırlamamakİspat zayıflarListe yapın
Vekil tutmamakUsul hatalarıKarmaşık süreç

Birinci, üçüncü ve yedinci satırlar birlikte en sık yaşanan hak kaybı zincirini oluşturur: askı ilanının takip edilmemesi, tespit tutanağına şerh düşülmemesi ve itiraz süresinin kaçırılması — bu üçü gerçekleştiğinde tespit kesinleşir ve sonraki dava imkânları çok daralır.

Dedenizin tarlası kadastroda başkası adına mı yazıldı?
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın

Bir Köyün Mülkiyet Fotoğrafının Çekildiği Gün

Kadastro; bir bölgedeki taşınmazların sınırlarını, yüzölçümlerini ve — en önemlisi — maliklerini devlet eliyle tespit edip tapu siciline bağlayan dev bir envanter operasyonudur. O güne kadar “dededen kalma”, “harici senetle alınmış”, “kırk yıldır ekilen” statüsündeki topraklar; kadastro ekibinin geçtiği gün resmî bir kimlik kazanır. Ama fotoğraf her zaman doğru çekilmez: sınır komşuya kayar, mirasçılardan biri unutulur, kırk yıllık zilyet dururken tarla uzaktaki kayıt sahibine yazılır, mera-orman sınırı bahçenizin ortasından geçer. 3402 sayılı Kadastro Kanunu, bu hatalar için kademeli bir düzeltme mimarisi kurar — ve mimarinin her katının kendi kapısı, kendi süresi vardır; en acımasızı da sonuncusudur: on yıllık kesin sınır. Bu rehber; tespit gününden o sınıra kadar bütün yolu, hak sahibi gözüyle anlatıyor.

Tespit Nasıl Yapılır? Ekibin Baktığı Üç Kaynak

Kadastro çalışması ilanla başlar: çalışma alanı duyurulur, her köy-mahallede muhtar ve yöreyi bilen bilirkişiler eşliğinde teknisyen ekipleri parselleri dolaşır ve her taşınmaz için bir kadastro tutanağı düzenler. Malikin belirlenmesinde ekip, üç kaynağı sırayla tartar: (1) Tapu kayıtları — varsa esas alınır; kayıt, zeminde uygulanarak sınırlar oturtulur. (2) Vergi kayıtları ve belgeler — tapusuz yerlerde harici senetler, vergi beyanları destekleyici delildir. (3) Zilyetlik — belgesiz taşınmazlarda kanun, koşulları taşıyan fiilî hâkimiyete mülkiyet sonucu bağlar: çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla süren yirmi yıllık zilyetlik, tespitle tapuya dönüşebilir — belgesiz iktisabın, sulu ve kuru araziler için kanunda öngörülen alan sınırlarına tabi olduğu da unutulmamalıdır (zilyetlikle kazanmanın genel rejimi için olağanüstü zamanaşımı rehberimize bakınız). Bu aşamanın altın kuralı orada olmaktır: tespit günü parselinin başında bulunan, belgelerini gösteren ve beyanını tutanağa geçirten hak sahibi; davaların çoğunu daha doğmadan önler — tespit sırasında ileri sürülen itirazlar, ekip ve ardından kadastro komisyonu eliyle ilk katta incelenir.

Kritik Otuz Gün: Askı İlanı ve Kadastro Mahkemesi

Çalışmalar bitince sonuçlar — tutanaklar, ada-parsel numaraları, malik yazımları — otuz gün süreyle askı ilanına çıkarılır: köy-mahalle panosunda ve ilgili birimlerde herkesin incelemesine açılır. Bu otuz gün, kadastro hukukunun kalbidir; çünkü tespite karşı asıl dava hakkı bu pencerede kullanılır: sonuçları hatalı bulan herkes, askı süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabilir. Kadastro mahkemesi, bu iş için kurulmuş özel görevli mahkemedir: yalnız askı davalarını değil, tespit gününe kadar genel mahkemelerde görülmekte olup kadastroya devredilen mülkiyet uyuşmazlıklarını da tek çatıda toplar; yargılamada eski tapu ve vergi kayıtları, harici senetler, hava fotoğrafları, komşu parsel malikleri ve yöre tanıkları, keşif ve fen bilirkişisi ölçümleri birlikte tartılır. Askıyı kaçırmamanın pratik yolu bellidir: kadastro geçeceği duyulan bölgede — özellikle şehir dışında yaşayan mirasçılar için — muhtarlıkla düzenli temas, ilan panolarının ve e-Devlet parsel sorgularının takibi; çünkü askı ilanı şahsa ayrıca tebliğ edilmez, ilanla herkes öğrenmiş sayılır. Dava açılmayan tutanaklar, askı süresinin bitiminde kesinleşir ve taşınmaz, tespit malikinin adına tapu kütüğüne tescil edilir.

Kesinleşmeden Sonra: Genel Mahkeme Yolu ve On Yıllık Giyotin

Askı kaçtıysa umut bitmez ama zemin değişir: kesinleşen tespite karşı mücadele artık kadastro mahkemesinde değil, genel mahkemede (asliye hukuk) açılacak tapu iptali ve tescil davasıyla yürür — dava, tespit tutanağının dayandığı olguların (zilyetliğin, kaydın, sınırın) yanlışlığını genel ispat düzeniyle ortaya koymalıdır. Ve tam burada kanunun en sert hükmü devreye girer: kesinleşen tutanaklara karşı, tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Bu on yıl; zamanaşımı değil hak düşürücü süredir — durmaz, kesilmez, hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir; “dedemin tarlasıydı” iddiası, tespit üzerinden on yıl geçtiğinde, ne kadar haklı olursa olsun dinlenmez. Sürenin mantığı, mülkiyet düzenine kalıcı güven sağlamaktır; hak sahibine mesajı ise acı ve nettir: kadastro sonuçlarıyla hesaplaşma, kuşaklara devredilecek bir aile meselesi değil, takvimli bir hukuk işidir. On yıl içindeki davalarda güçlü delil setleri şunlardır: tespit öncesine ait tapu-vergi kayıtları, tarihli hava fotoğrafları (zeminin kimin kullanımında olduğunu on yıllar öncesinden gösterir), muhtarlık ve destekleme kayıtları, harici satış senetleri ve süreklilik anlatan tanık zinciri. Ayrık rejimler de not edilmelidir: orman kadastrosu ve mera tespitleri, kendi özel mevzuatlarının ek kurallarına tabidir ve bu alanlardaki uyuşmazlıklar (2/B tartışmaları dâhil) ayrı uzmanlık ister; yenileme kadastrosu (teknik hataların güncellenmesi) ise mülkiyeti değil ölçü-çizim düzeltmelerini konu alır — ona karşı yollar da kendi çerçevesinde işler. Kapanış formülü üç cümledir: kadastro gününde tarlanın başında ol; askı ayında panoyu oku; kesinleşme sonrasında on yılı asla harcama — toprağın hafızası güçlüdür, ama kanunun takvimi ondan güçlüdür.

3402 m.12’nin Metni: On Yıllık Sürenin Başlangıcı ve AYM’nin 2011 Kararı

Kadastro Kanunu’nun 12. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Sürenin başlangıcı tespit veya tutanağın düzenlendiği tarih değil, tutanağın kesinleştiği tarihtir: askı ilanı süresinde dava açılmayan tutanaklar bakımından askı süresinin bittiği tarih, dava açılan tutanaklar bakımından ise kadastro mahkemesi kararının kesinleştiği tarih esas alınır. Yargıtay, bu süre dolduktan sonra açılan davalarda mahkemenin esasa girmeden davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetmesi gerektiğini istikrarlı biçimde kabul etmektedir (Yargıtay 1. HD, E.2021/4585, K.2022/4289).

5841 sayılı Kanun’la 2009 yılında fıkraya eklenen ve on yıllık sürenin iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet veya diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanacağını öngören cümle, Anayasa Mahkemesi’nin 12.05.2011 tarihli, E.2009/31, K.2011/77 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Mahkeme, hak düşürücü sürenin kadastro anlamında tespite ve sınırlandırmaya konu olabilecek taşınmazlar için öngörüldüğünü, özel mülkiyete konu olmaması gereken kamu malları bakımından da bu sürenin uygulanmasının kamu yararına aykırı olacağını belirtmiştir. Bu nedenle orman, mera, kıyı gibi özel mülkiyete konu olamayan taşınmazlar bakımından on yıllık süre dolmuş olsa bile Hazine veya ilgili kamu idaresi tarafından dava açılabilmesi yargı uygulamasında gözetilmektedir.

Aynı madde, kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içinde kalan eski tapu kayıtlarının işleme tabi kayıt niteliğini kaybettiğini ve bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamayacağını da hükme bağlar. Ayrıca kesinleşmemiş tutanaklar herhangi bir nedenle tapuya tescil edilmişse, taşınmazı tescil tarihinden itibaren yirmi yıl süreyle malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduranlar ile bunların akdi ve kanuni halefleri, açılmış ve açılacak davalarda tapu siciline güven ilkesinden yararlanır (3402 s.K. m.12).

3402 sayılı Kanun m.12’nin kuralları

KuralİçerikDayanak
Hak düşürücü süreTutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl3402 s.K. m.12/3
KapsamKadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanan itiraz ve davalar3402 s.K. m.12/3
Kamu mallarıSıfata bakılmaksızın uygulama cümlesi iptal edildiAYM 12.05.2011, E.2009/31, K.2011/77
Süre dolmuşsaEsasa girilmeden retYargıtay 1. HD, E.2021/4585, K.2022/4289
Eski tapu kayıtlarıİşleme tabi kayıt niteliğini kaybeder3402 s.K. m.12
Kesinleşmemiş tutanağın tescili20 yıl malik sıfatıyla zilyetlikte tapuya güven koruması3402 s.K. m.12

Tespit Aşamasında İtiraz: Kadastro Komisyonu ve Askı İlanı

Kadastro müdürü, kadastrosuna başlanacak mahalleyi veya köyü en az on beş gün önce bölge merkezi ile çalışma alanında ve komşu köy, mahalle ve belediyelerde alışılmış vasıtalarla duyurur. Kadastro tutanağı düzenlendikten sonra kadastro ekibi çalışma alanındaki işlerini bitirinceye kadar tespitlere itiraz edilebilir; itiraz kadastro teknisyenliğine veya kadastro müdürlüğüne yapılır ve itirazla ilgili tutanak ve ekleri en geç on gün içinde kadastro komisyonuna intikal ettirilir. Komisyona yapılan itiraz yalnızca uygulanan belgelerin geçerliliği hakkında olabilir ve bir belgeye dayanmayan itirazlar incelenmez; itiraz edenin ilan süresi içinde dava açma hakkı ise saklıdır (3402 s.K. m.11).

Çalışmalar tamamlandığında tutanaklar ve ekleri, kadastrosu yapılan köy veya mahallede ve kadastro müdürlüğünde otuz gün süreyle ilan edilir; bu süre içinde tutanaklara karşı kadastro mahkemesinde dava açılabilir ve ilan süresi içinde dava açılmayan tutanaklar kesinleşir (3402 s.K. m.11). Askı ilanı kişilere ayrıca tebliğ edilmediğinden, bölgede kadastro çalışması yapıldığını öğrenen hak sahiplerinin ilanı muhtarlıktan ve resmî duyurulardan takip etmesi gerekir. Tespit aşamasında komisyona itiraz edilmiş olması, askı süresinde dava açma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz; komisyon kararına katılmayan kişi de ilan süresi içinde kadastro mahkemesine başvurmalıdır.

Kadastro sürecinde itiraz ve dava aşamaları

AşamaKuralDayanak
Çalışma duyurusuEn az 15 gün önce3402 s.K.
Tespit sırasında itirazEkip işini bitirinceye kadar teknisyenliğe veya müdürlüğe3402 s.K. m.11
Komisyona intikalEn geç 10 gün3402 s.K. m.11
İtirazın konusuUygulanan belgelerin geçerliliği; belgesiz itiraz incelenmez3402 s.K. m.11
Askı ilanı30 gün; kişiye tebliğ yok3402 s.K. m.11
DavaAskı süresinde kadastro mahkemesinde3402 s.K. m.11, m.25 vd.
Dava açılmazsaTutanak kesinleşir; on yıllık süre başlar3402 s.K. m.12

Tespit sırasında taşınmazın başında bulunmak, sonraki bütün aşamalar için belirleyicidir. Kadastro ekibi, sınırlandırma ve tespit sırasında taşınmazın malik ve zilyetlerini, sınır komşularını ve yöreyi bilen bilirkişileri dinleyerek tutanak düzenler; hak sahibinin gösterdiği tapu kaydı, vergi kaydı, harici satış senedi veya mirasçılık belgesi tutanağa işlenir. Tespit sırasında belgesini sunmayan ve beyanını tutanağa geçirtmeyen kişi, komisyona yapılacak itirazın belgeye dayanması şartı nedeniyle ikinci aşamada da zorlanır; bu nedenle şehir dışında yaşayan mirasçıların tespit tarihinde vekil veya yakınları aracılığıyla hazır bulunması önerilir.

Tespitin Esasları: Tapu Kaydı, Zilyetlik ve Kamu Malları

Kadastro ekibi taşınmazın malikini belirlerken kanunda gösterilen sıraya uyar. Tapuda kayıtlı taşınmazlar kayıt sahibi adına tespit edilir; kayıt sahibi ölmüşse mirasçıları adına, mirasçılar belirlenemiyorsa ölü olduğu yazılarak kayıt sahibi adına tespit yapılır. Kayıt sahibi veya mirasçılarından başkası zilyet ise, bunların muvafakati hâlinde zilyet adına tespit yapılır (3402 s.K. m.13). Tapu kaydının zemine uygulanmasında kaydın sınırları, yüzölçümü ve komşu parsellerle ilişkisi birlikte değerlendirilir; kaydın kapsamı belirlenemiyorsa zilyetlik ve diğer deliller devreye girer.

Tapuda kayıtlı olmayan taşınmazlar bakımından belgesizlik hâlinde çekişmesiz ve aralıksız olarak yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetlikte bulunan kişi adına tespit yapılır; ancak bu yolla edinilecek taşınmazların miktarı aynı çalışma alanında kişi başına sulu arazide 40, kuru arazide 100, dikili arazide 50 dönüm ile sınırlıdır (3402 s.K. m.14). Orman, mera, yaylak, kışlak ve kamunun ortak kullanımına ayrılmış yerler özel mülkiyete konu olamaz ve sınırlandırılarak özel siciline yazılır (3402 s.K. m.16); Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden imar ve ihya yoluyla tarıma elverişli hâle getirilenler ise kanundaki şartlarla imar-ihya eden adına tespit edilebilir (3402 s.K. m.17).

Maliki belirlemede esaslar

DurumTespitDayanak
Tapulu taşınmazKayıt sahibi; ölmüşse mirasçılar3402 s.K. m.13
Mirasçı belirlenemiyorÖlü olduğu yazılarak kayıt sahibi adına3402 s.K. m.13
Kayıt sahibinden başkası zilyetMuvafakatle zilyet adına3402 s.K. m.13
Tapusuz, belgesiz taşınmaz20 yıl çekişmesiz, aralıksız, malik sıfatıyla zilyet adına3402 s.K. m.14
Miktar sınırıSulu 40, kuru 100, dikili 50 dönüm3402 s.K. m.14
Orman, mera, kamu orta mallarıÖzel mülkiyete konu olmaz; özel sicil3402 s.K. m.16
İmar-ihya edilen Hazine arazisiŞartlarla imar-ihya eden adına3402 s.K. m.17

Kadastro Mahkemesinin Görevi ve Genel Mahkemedeki Davaların Aktarılması

Kadastro mahkemesi, askı ilanı süresi içinde tutanaklara karşı açılan davalar ile kadastro çalışma alanı içinde kalan taşınmazlara ilişkin olup tespit tarihinden önce genel mahkemelerde açılmış ve kadastro mahkemesine aktarılan davalara bakmakla görevlidir (3402 s.K. m.25 vd.). Kadastro çalışması başlamadan önce genel mahkemede açılmış bir mülkiyet davası bulunuyorsa, kadastro ekibi bu taşınmaz hakkında tespit yapar, tutanağa dava konusu olduğunu belirtir ve dava dosyası kadastro mahkemesine gönderilir; böylece aynı taşınmaz hakkındaki uyuşmazlıklar tek bir yargılamada toplanır. Kadastro mahkemesinin bulunmadığı yerlerde bu davalar asliye hukuk mahkemesince kadastro mahkemesi sıfatıyla görülür.

Kadastro mahkemesinde yürütülen yargılamada hâkim, tarafların gösterdiği delillerle bağlı kalmaksızın taşınmazın hukuki durumunu kendiliğinden araştırır; eski tapu ve vergi kayıtları getirtilir, keşifte yerel bilirkişi ve tanıklar dinlenir, teknik bilirkişi ile ölçüm yapılır ve taşınmazın orman, mera veya kıyı olup olmadığı ilgili kurumlardan sorulur. Dava sonucunda verilen karar kesinleştiğinde tutanak bu karara göre düzeltilerek tapuya tescil edilir ve on yıllık hak düşürücü süre bu kararın kesinleşmesinden başlar. Kesinleşmiş tutanağa karşı artık kadastro mahkemesinde değil, genel mahkemede tapu iptali ve tescil davası açılabilir.

Kesinleşmeden Sonra: Kadastrodan Sonraki Sebepler, Teknik Hatalar ve Tazminat

On yıllık hak düşürücü süre yalnızca kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanan talepleri engeller. Tutanağın kesinleşmesinden sonra doğan sebeplere dayanan davalar, örneğin kadastrodan sonra yapılan bir satışın muvazaalı olduğu, vekâletin kötüye kullanıldığı veya tapu malikinin ehliyetsiz olduğu iddiasıyla açılan tapu iptali ve tescil davaları bu süreye tabi değildir ve genel hükümlere göre görülür. Mirasbırakanın kadastrodan sonra yaptığı devirler bakımından muris muvazaası iddiası da bu nedenle on yıllık sürenin dışında kalır; buna karşılık tespitin kendisinin yanlış olduğu iddiası, kaynağı kadastro öncesine uzandığı için süreye tabidir.

Tespit, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan teknik hatalar, mülkiyet uyuşmazlığı niteliği taşımadıkça kadastro müdürlüğünce düzeltilebilir ve bu düzeltmeye karşı ilgililer kanunda öngörülen süre içinde dava açabilir (3402 s.K. m.41). Hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle mülkiyetini kaybeden gerçek hak sahibinin başvurabileceği son yol, tapu sicilinin tutulmasından doğan zarar nedeniyle Hazineye karşı açılacak tazminat davasıdır (TMK m.1007); bu davada kadastro tespitindeki hatanın mülkiyetin kaybına yol açtığının ve zarar ile sicil yanlışlığı arasında uygun illiyet bağının bulunduğunun ispatı gerekir.

Kesinleşme sonrası yollar

TalepSüreDayanak
Kadastro öncesi sebebe dayanan tapu iptaliKesinleşmeden itibaren 10 yıl hak düşürücü3402 s.K. m.12/3
Kadastro sonrası sebepler (muvazaa, vekâletin kötüye kullanılması)On yıllık süreye tabi değilTMK m.1024-1025
Teknik hata düzeltmesiKadastro müdürlüğü; kanuni süre içinde dava3402 s.K. m.41
Devletin sorumluluğuTazminat; on yıllık genel zamanaşımıTMK m.1007, TBK m.146
Kamu mallarıOn yıllık süre engel oluşturmazAYM 2011/77

Orman Kadastrosu, Mera ve 2/B Alanları

Orman sınırlarının belirlenmesi, genel kadastrodan ayrı olarak 6831 sayılı Orman Kanunu’na göre orman kadastro komisyonlarınca yapılır. Komisyonların çalışma sonuçları askı ilanıyla duyurulur ve ilan süresi içinde kadastro mahkemesine itiraz edilebilir; Orman Genel Müdürlüğü ve Hazine de bu davalarda taraf olur (6831 s.K. m.11). Devlet ormanlarının mülkiyeti devredilemez ve zamanaşımıyla mülk edinilemez (Anayasa m.169); bu nedenle orman niteliğindeki bir taşınmaz genel kadastroda özel kişi adına tespit edilmiş olsa bile, AYM’nin 2011 kararı sonrasında orman idaresinin on yıllık süreden sonra da dava açabilmesi gündeme gelir.

Orman sınırları dışına çıkarılan alanlar, uygulamada 2/B alanları olarak adlandırılır ve bu alanların satışı ile hak sahipliği özel mevzuatla düzenlenmiştir (6292 s.K.). Meralar, yaylak ve kışlaklar ise 4342 sayılı Mera Kanunu’na göre tespit, tahdit ve tahsis edilir ve özel mülkiyete konu olamaz. Bu alanlarda zilyetliğe dayanan talepler, genel kadastrodaki yirmi yıllık zilyetlik kuralıyla değil, özel mevzuattaki hak sahipliği ve bedel esaslarıyla değerlendirilir. Bu nedenle orman veya meraya sınır bir arazide tespite itiraz edilecekse, genel kadastro ve orman kadastrosu tutanaklarının birlikte incelenmesi ve her iki süreçteki askı sürelerinin ayrı ayrı takip edilmesi gerekir.

Özel kadastro rejimleri

AlanMevzuatTemel kural
Orman6831 s.K. m.11Orman kadastro komisyonu; askı ve kadastro mahkemesi
Devlet ormanlarıAnayasa m.169Devredilemez, zamanaşımıyla edinilemez
2/B alanları6292 s.K.Hak sahipliği ve satış esasları
Mera, yaylak, kışlak4342 s.K.Tespit, tahdit, tahsis; özel mülkiyete konu olmaz
Kıyı3621 s.K.Devletin hüküm ve tasarrufunda

Kadastroda süre, tespit gününden değil tutanağın kesinleştiği günden işler.

Tespit sırasında kadastro komisyonuna belgeli itiraz, otuz günlük askı süresinde kadastro mahkemesinde dava ve kesinleşmeden itibaren on yıl içinde genel mahkemede tapu davası yolları sırasıyla kullanılır; kamu malları için on yıllık süre engel değildir, süre dolduysa Hazineye karşı tazminat yolu kalır. Kadastro tespiti veya askı ilanıyla ilgili dosyanız için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.

Konuyla ilgili diğer rehberlerimiz: tapusuz taşınmazda zilyetlik · zilyetlikle tescil · devletin sorumluluğu · tapu iptali ve çifte tapu · harici satış · hisseli tarla

Sıkça Sorulan Sorular

Kadastro tespitine ne zaman dava açabilirim?

Asıl pencere, sonuçların otuz gün süreyle askıya çıkarıldığı dönemdir; bu sürede dava kadastro mahkemesinde açılır, askı ilanı şahsa ayrıca tebliğ edilmez.

Askı süresini kaçırdım, ne yapabilirim?

Kesinleşen tespite karşı genel mahkemede tapu iptali ve tescil davası açılabilir; ancak tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık hak düşürücü süre içinde kalmak zorunludur.

On yıl geçtikten sonra hiç mi dava açılamaz?

Kadastrodan önceki sebeplere dayanılarak açılamaz; süre hak düşürücüdür, durmaz ve hâkim tarafından kendiliğinden gözetilir.

Tapusuz tarlam zilyetlikle adıma tespit edilir mi?

Koşulları varsa evet; çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla süren yirmi yıllık zilyetlik, kanundaki alan sınırları içinde tespitle mülkiyete dönüşebilir.

Kadastro davasında hangi deliller güçlüdür?

Tespit öncesi tapu-vergi kayıtları, tarihli hava fotoğrafları, harici senetler, muhtarlık ve destekleme kayıtları ile süreklilik anlatan tanık zinciri; keşif ve fen bilirkişisi incelemesi belirleyicidir.

Askı takibi, kadastro davaları ve tespit sonrası tapu iptal süreçleri için
Hukukçular Evi Ankara — durumunuza özel değerlendirme için bize ulaşın.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp’tan Yazın
Post by Av. Fatma Öztürk