Tapu sicilindeki bir hata yüzünden taşınmazınızı kaybettiyseniz, muhatabınız hatayı yapan memur değil doğrudan Devlettir. Türk Medeni Kanunu’nun 1007. maddesi tek cümleyle çok güçlü bir güvence kurar: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” Üstelik bu sorumluluk kusursuz sorumluluktur; hangi görevlinin ne ölçüde kusurlu olduğunu ispat etmeniz gerekmez. Bu rehberde sorumluluğun kapsamını, dava usulünü ve zamanaşımını açıklıyoruz.
Maddenin Üç Fıkrası
- m.1007/1: Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.
- m.1007/2: Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder.
- m.1007/3: Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Üçüncü fıkra, eski Medeni Kanun’da bulunmayan ve yargı yolu tartışmalarını önlemek için eklenen bir hükümdür. Ayrıca ikinci fıkrada, eski kanundaki “memurlar” yerine daha geniş kapsamlı “görevliler” ifadesi kullanılmıştır; böylece memur statüsünde olmayan görevlilere de rücu edilebilmesi mümkün hâle gelmiştir.
Neden Kusursuz Sorumluluk?
Devletin bu sorumluluğu asli ve objektif niteliktedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarında bu sorumluluk, ağırlaştırılmış objektif sorumluluk veya tehlike sorumluluğu olarak nitelendirilmiştir.
Bunun gerekçesi, tapu siciline bağlanan menfaatlerin büyüklüğüdür. Sicile güven ilkesi nedeniyle yanlış bir tescil, ayni hakların yerinin doldurulamaz biçimde değişmesine ve gerçek hak sahiplerinin haklarından yoksun kalmasına yol açabilir. Devlet, sicili tutma tekelini elinde bulundurduğu için bu riskin sonuçlarına da katlanır.
İspat yükü bakımından sonucu şudur: zarar gören yalnızca (1) sicilin hukuka aykırı tutulduğunu, (2) zararını ve (3) ikisi arasındaki uygun illiyet bağını ispatlar. Hangi görevlinin, hangi işlemde, ne ölçüde kusurlu olduğunu tespit etmesine gerek yoktur.
Klasik örnek: Tapu memuru, sahte bir vekâletnameye dayanarak yolsuz bir tescil yapmışsa; memur araştırma yükümünü yerine getirmiş ve sahtelik anlaşılamayacak nitelikte olsa dahi, hukuki sebepten yoksun bir tescil yapıldığı için doğan zarardan Devlet sorumlu tutulur. Kusursuz sorumlulukta dahi uygun illiyet bağının bulunması aranır; bu bağ kopmuşsa sorumluluk doğmaz.
Tapu kaydındaki hata yüzünden mi zarara uğradınız?
Kusuru ispat etmeniz gerekmiyor — illiyet bağını kurmak yeterli.
Hangi Hâller Kapsama Girer?
- Sahte belgeye dayalı yolsuz tescil: Sahte vekâletname, sahte kimlik veya sahte veraset belgesiyle yapılan devirler.
- Kayıt ve alan hataları: Hisse oranının, yüzölçümünün veya parsel numarasının yanlış tescili.
- Mükerrer tapu: Aynı taşınmaz için birden fazla kayıt oluşturulması.
- Kadastro kaynaklı hatalar: Kadastro çalışmaları sırasında yapılan ve sicile yansıyan tespit hataları.
- Şerh ve beyanların işlenmemesi: Sicile işlenmesi gereken kısıtlamaların işlenmemesi nedeniyle üçüncü kişilerin uğradığı kayıplar.
Ortak payda, sicile güvenerek işlem yapan kişinin bu güven nedeniyle zarara uğramasıdır. Tapu siciline güven ilkesi, sistemin işleyişinin temelidir; bu güvenin bedelini taşıyan taraf ise Devlettir.
Dava Usulü
| Unsur | Uygulama |
|---|---|
| Yargı yolu | Adli yargı |
| Görevli mahkeme | Asliye hukuk mahkemesi |
| Yetkili mahkeme | Tapu sicilinin bulunduğu yer (TMK m.1007/3) |
| Husumet | Hazine |
| Zamanaşımı | Uygulamada TBK m.146’daki on yıllık genel zamanaşımı |
Zamanaşımı noktası özellikle önemlidir. Yargıtay uygulamasında, TMK m.1007’deki objektif sorumluluğun haksız fiil sorumluluğuyla ilgisi bulunmadığı; bu nedenle haksız fiile ilişkin kısa zamanaşımı kurallarının uygulanamayacağı kabul edilmiştir. Buna karşılık her dosyada zararın öğrenilme anı ve olayın niteliği ayrıca değerlendirilmelidir.
Sıralama: Önce Tapu İptali mi, Doğrudan Tazminat mı?
Uygulamada izlenen iki yol vardır:
- Ardışık: Önce tapu kaydının düzeltilmesi (tapu iptal ve tescil) davası açılır. Taşınmazın aynen geri alınması mümkünse asıl çözüm budur. Bu dava zarar gören aleyhine kesinleşirse — örneğin taşınmaz iyiniyetli üçüncü kişiye geçtiği için geri alınamıyorsa — TMK m.1007’ye dayanarak Devlet aleyhine tazminat davası açılır.
- Terditli: Kaydın düzeltilmesi ile tazminat aynı davada kademeli olarak talep edilir.
Hangi yolun seçileceği, taşınmazın kimin elinde olduğuna ve iyiniyetli iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine bağlıdır. Sicile güvenerek iyiniyetle mülkiyet kazanan üçüncü kişinin kazanımı korunuyorsa, gerçek hak sahibinin elinde kalan tek yol tazminattır.
Devletin Rücu Hakkı
Devlet ödediği tazminatı, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Yerleşik uygulamaya göre rücu davasında zamanaşımı, tapudaki yanlışlığın yapıldığı tarihten değil ödeme tarihinden işlemeye başlar. Bu, zarar görenin davasından bağımsız bir iç ilişki meselesidir ve zarar görenin alacağını etkilemez.
Taşınmazınız iyiniyetli üçüncü kişiye mi geçti?
Aynen iade mümkün değilse tazminat yolu açıktır.
Kusursuz Sorumluluk: Şartları ve Kapsamı
Tapu sicilinin hatalı tutulmasından doğan zararda devlet kusuru aranmaksızın sorumludur.
Devletin sorumluluğunun şartları
| Konu | Kural | Not |
|---|---|---|
| Nitelik | Kusursuz sorumluluk | İdarenin kusuru aranmaz |
| Davalı | Hazine | Tapu müdürlüğü değil |
| Görevli mahkeme | Asliye hukuk | Adli yargı |
| Yetki | Taşınmazın bulunduğu yer | Kesin |
| Şart — sicil hatası | Yolsuz tescil, yanlış kayıt, ihmal | Nedensellik |
| Sınır — zarar görenin kusuru | İlliyet bağını kesebilir veya tazminattan indirim yapılır | TBK m.52 |
| Zarar | Taşınmazın değeri veya uğranılan kayıp | Bilirkişi |
| Değerleme tarihi | Zarar tarihindeki değer | Tartışmalı |
| Rücu | Devlet kusurlu memura rücu edebilir | İç ilişki |
Birinci ve ikinci satırlar bu davanın gücünü verir: tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda idarenin kusurlu olup olmadığı araştırılmaz ve dava doğrudan Hazine’ye karşı adli yargıda açılır. Altıncı satır ise önemli bir sınırdır — zarar görenin kendi kusuru, örneğin açıkça şüpheli bir işleme bilerek katılması, illiyet bağını kesebilir veya tazminattan indirim yapılmasına yol açabilir (TBK m.52).
Hangi Hâllerde Başvurulur?
Uygulamada bu dava belirli senaryolarda gündeme gelir.
Başvuru hâlleri
| Konu | Kural | Not |
|---|---|---|
| Çifte tapu | Aynı yer için iki kayıt | En sık senaryo |
| Yolsuz tescil | Sahte belge veya vekâletle devir | Kayıt iptali |
| Kadastro hatası | Sınır ve yüzölçümü | Düzeltme veya tazminat |
| Sahte vekâlet | Taşınmaz elden çıkmışsa | Devlet kusursuz sorumludur; illiyet ve zarar görenin kusuru değerlendirilir |
| Kamulaştırma tescili | Eski kayıt terkin edilmemişse | Çifte kayıt |
| Yanlış terkin | Hak kaydı silinmişse | Zarar |
| Şerh işlenmemesi | Talep edilmesine rağmen | İhmal |
| Öncelik | Önce tapu iptali ve tescil denenir | Taşınmaz geri alınabiliyorsa |
| Alternatif | Alınamıyorsa tazminat | Terditli talep |
Sekizinci ve dokuzuncu satırlar doğru stratejiyi verir: taşınmazın geri alınması mümkünse önce tapu iptali ve tescil davası denenmeli; bu mümkün değilse veya iyiniyetli üçüncü kişi korunuyorsa Hazine aleyhine tazminat davası açılmalıdır. İki talep terditli olarak birlikte de ileri sürülebilir.
Gayrimenkul rehberlerimiz: aile konutu şerhi · komşuluk hukuku · önalım hakkı · devletin sorumluluğu · kira gelirinin vergilendirilmesi · hobi bahçesi alırken
Dava Açarken Dikkat Edilecekler
Bu davada usul ve ispat belirleyicidir.
Dava usulü
| Konu | Kural | Not |
|---|---|---|
| Husumet | Hazine’ye yöneltilir | Yanlış davalı ret sebebi |
| Terditli talep | Önce tapu iptali, olmazsa tazminat | Strateji |
| İyiniyet ispatı | Makul araştırma yapıldığını gösterin | Takyidat, tapu kaydı |
| Nedensellik | Zararın sicil hatasından doğduğu | Bağ kurulmalı |
| Zarar miktarı | Bilirkişi değerlemesi | Emsal |
| Değerleme tarihi | Tartışmalı — talep edin | Güncel değer |
| Faiz | Talep edilmeli | Zarar tarihinden |
| Belge | Tapu tarihçesi, kadastro, işlem evrakı | Arşivden |
| Zamanaşımı | On yıl (TBK m.146); zararı kesinleştiren kararın kesinleşmesinden itibaren | Kaçırmayın |
Birinci ve ikinci satırlar iki temel usul kuralıdır: dava Hazine’ye karşı açılır ve tapu müdürlüğüne yöneltilen dava husumet yokluğundan reddedilir; ayrıca taşınmazın geri alınması ile tazminat talepleri terditli olarak birlikte ileri sürülebilir. Altıncı satır ise tazminat miktarını doğrudan etkiler — değerlemenin hangi tarihe göre yapılacağı açıkça talep edilmelidir.
Sicil Hatasının Tespiti ve Belge Toplama
Bu davalarda başarı arşiv belgelerine bağlıdır.
Belge toplama
| Konu | Kural | Not |
|---|---|---|
| Tapu tarihçesi | Arşiv kaydı | Devir zinciri |
| İşlem evrakı | Akit tablosu, vekâletname | Hatanın kaynağı |
| Kadastro tutanağı | Tespit süreci | Sınır ve yüzölçümü |
| Sahte vekâlet iddiası | Noter kaydı sorgulaması | Belirleyici |
| İmza incelemesi | Bilirkişi | Adli tıp veya uzman |
| Kamulaştırma dosyası | İdareden | Tescil ve terkin |
| Nüfus kayıtları | Kimlik uyuşmazlığında | Mükerrer kayıt |
| Müzekkere | Mahkemeden kurumlara | Talep edin |
| Zamanlama | Eski evraka ulaşmak zorlaşır | Erken başlayın |
İkinci ve dördüncü satırlar hatanın kaynağını ortaya koyar: tapu işlem evrakı ve dayanak vekâletnamenin incelenmesi, sicil hatasının nerede meydana geldiğini gösterir; sahte vekâlet iddiası varsa noter kayıtlarından sorgulama yapılması belirleyici olur. Dokuzuncu satır ise pratik uyarıdır — eski tarihli evraka ulaşmak zamanla güçleştiğinden belge toplama işine erken başlanmalıdır.
Sık Sorulan Durumlar
Tapu sicilinden devletin sorumluluğu konusunda en çok sorulanlar.
Sık sorulanlar
| Konu | Kural | Not |
|---|---|---|
| Tapum iptal edildi | Hazine aleyhine tazminat | Adli yargı |
| Kusur aranır mı | Hayır — kusursuz sorumluluk | İdarenin kusuru şart değil |
| Kime dava açılır | Hazine | Tapu müdürlüğü değil |
| Ne kadar tazminat | Uğranılan zarar | Bilirkişi |
| Kendi kusurum varsa | İndirim veya illiyetin kesilmesi | TBK m.52 |
| Sahte vekâletle satıldı | Devlet sorumludur | Görevlinin kusuru aranmaz |
| Önce ne yapmalı | Tapu iptali mümkünse o | Terditli talep |
| Süre | On yıl; iptal kararının kesinleşmesinden | Kaçırmayın |
| Belge | Tapu tarihçesi ve işlem evrakı | Erken toplayın |
İkinci ve beşinci satırlar bu davanın gücünü ve tek sınırını birlikte verir: idarenin kusuru aranmaz; ancak zarar görenin kendi kusuru illiyet bağını kesebilir veya tazminatın indirilmesine yol açabilir. Yedinci satır ise doğru sıralamayı gösterir — taşınmaz geri alınabiliyorsa önce tapu iptali ve tescil davası denenmelidir.
Sorumluluğun Doğması: Zararın Kesinleşmesi Şartı
Tapu sicilindeki bir yanlışlık tek başına tazminat hakkı doğurmaz; sorumluluk, bu yanlışlığın gerçekleşmiş bir zarara yol açmasıyla ortaya çıkar. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 15.03.1944 tarihli, E.1943/13, K.1944/8 sayılı kararında belirtildiği üzere tapudaki yanlışlık başlı başına hukuki bir varlık ifade etmez, ancak sebebiyet verdiği zarar bakımından hukuki sonuç doğurur. Bu nedenle gerçek hak sahibi önce tapu kaydının düzeltilmesini denemeli; kaydın düzeltilmesi talebi, örneğin taşınmazın iyiniyetli üçüncü kişiye geçmiş olması nedeniyle reddedilip bu karar kesinleştiğinde zarar gerçekleşmiş sayılır.
Aynı ilke sicile işlenen sınırlı aynî haklar bakımından da geçerlidir. Sahte veya yetkisiz bir vekâletnameyle taşınmaz üzerine ipotek konulmuşsa, malik ipotekli borcun ödenmemesi nedeniyle taşınmazını kaybetmedikçe veya borçlunun aczi gerçekleşmedikçe gerçekleşmiş bir zarardan söz edilemeyeceği yargı uygulamasında kabul edilmiştir. Zararın gerçekleştiğinin kesin bir ilamla ortaya konması, sorumluluğun doğum şartı olarak Devlete karşı açılan tazminat davasında mahkemece kendiliğinden gözetilir; bu nedenle tapu iptali davası sonuçlanmadan açılan tazminat davasında o dava bekletici mesele yapılabilir (HMK m.165).
Zararın gerçekleşmesi bakımından kurallar
| Durum | Sonuç | Dayanak |
|---|---|---|
| Sicilde yanlışlık var, zarar yok | Tazminat istenemez | YİBK 15.03.1944, E.1943/13, K.1944/8 |
| Kayıt düzeltme davası reddedildi ve kesinleşti | Zarar gerçekleşti | YHGK 20.01.1982, K.1982/46 |
| Sahte vekâletle ipotek konuldu | Aciz veya taşınmaz kaybı gerçekleşmedikçe zarar yok | Yargı uygulaması |
| Tapu iptali davası derdest | Bekletici mesele | HMK m.165 |
| Terditli talep | Önce düzeltme, olmazsa tazminat | HMK m.111 |
Zamanaşımı: TBK m.146 ve Sürenin Başlangıcı
TMK m.1007’de Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar için ayrı bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir. Yargıtay, bu kusursuz sorumluluk hâlinin haksız fiil sorumluluğuyla ilgisi bulunmadığını ve haksız fiile ilişkin zamanaşımı kurallarının uygulanamayacağını kabul ederek, on yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini belirtmiştir (Yargıtay 5. HD, E.2012/27235, K.2013/10162; TBK m.146). Sürenin başlangıcı bakımından ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.01.1982 tarihli, K.1982/46 sayılı kararında, Hazineye karşı açılan davada on yıllık zamanaşımının kayıt düzeltilmesiyle ilgili davanın reddine ilişkin kararın kesinleşme tarihinden başlayacağı açıklanmıştır.
Tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi nedeniyle mülkiyetini kaybeden kişi bakımından da süre, iptal kararının kesinleştiği tarihten işlemeye başlar; çünkü zarar bu tarihte kesinleşir. Zamanaşımının başlangıcının yanlışlığın yapıldığı tarih olarak kabul edildiği ve bu nedenle davaların reddedildiği bazı eski uygulamalar bakımından Anayasa Mahkemesi’nin mahkemeye erişim hakkının ihlali yönünde kararlar verdiği de bilinmektedir. Devletin, tazminatı ödedikten sonra kusurlu görevliye karşı açacağı rücu davasında ise zamanaşımı tapudaki yanlışlığın yapıldığı tarihten değil ödeme tarihinden başlar (TMK m.1007/2).
Zamanaşımı kuralları
| Dava | Süre ve başlangıç | Dayanak |
|---|---|---|
| Zarar görenin Devlete karşı davası | On yıl | TBK m.146; Yargıtay 5. HD, E.2012/27235, K.2013/10162 |
| Kayıt düzeltme davası reddedilmişse | Ret kararının kesinleşmesinden | YHGK 20.01.1982, K.1982/46 |
| Tapu kaydı mahkemece iptal edilmişse | İptal kararının kesinleşmesinden | Yargı uygulaması |
| Haksız fiil zamanaşımı | Uygulanmaz | Kusursuz sorumluluğun niteliği |
| Devletin görevliye rücu davası | Ödeme tarihinden itibaren | TMK m.1007/2; yargı uygulaması |
Tapu Siciline Güven İlkesi ile Devletin Sorumluluğu Arasındaki Bağ
Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin aleniyeti ve sicile güven ilkesinin kaçınılmaz sonucudur. Tapu sicili herkese açıktır; ilgisini inandırıcı biçimde ortaya koyan herkes sicilin incelenmesini isteyebilir ve hiç kimse tapu sicilindeki kayıtları bilmediğini ileri süremez (TMK m.1020). Tapu siciline iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur (TMK m.1023); yolsuz tescili bilen veya bilmesi gereken kişi ise bu tescile dayanamaz (TMK m.1024). Aynî hakkı yolsuz olarak zedelenen kişi tescilin düzeltilmesini dava edebilir; ancak iyiniyetli üçüncü kişilerin bu tescile dayanarak kazandıkları haklar saklıdır (TMK m.1025).
Bu hükümler birlikte işlediğinde, sicile güvenerek hak kazanan iyiniyetli üçüncü kişi korunurken, gerçek hak sahibi mülkiyetini kaybeder. Kanun koyucu bu dengeyi Devletin sorumluluğuyla kurmuştur: sicile güvenin sağladığı hukuki güvenliğin bedelini gerçek hak sahibine değil, sicili tutan Devlete yüklemiştir. Bu nedenle tazminat davasında mahkeme, zararın gerçekten sicilin tutulmasından mı, yoksa sicil dışındaki bir sebepten, örneğin tarafların kendi aralarındaki geçersiz bir sözleşmeden mi kaynaklandığını incelemek zorundadır. Tapu dışında yapılan harici bir satış nedeniyle uğranılan zarar, sicilin tutulmasından doğmadığı için TMK m.1007 kapsamına girmez.
Sicil ilkeleri ve sorumluluk
| Hüküm | Kural | Sorumlulukla ilişkisi |
|---|---|---|
| TMK m.1020 | Sicilin aleniyeti; kimse kayıtları bilmediğini ileri süremez | Sicile güvenin temeli |
| TMK m.1023 | İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunur | Gerçek hak sahibinin kaybı |
| TMK m.1024 | Kötüniyetli kişi yolsuz tescile dayanamaz | Önce kayıt düzeltme |
| TMK m.1025 | Düzeltme davası; iyiniyetli kazanımlar saklı | Düzeltilemezse tazminat |
| TMK m.1007 | Sicilin tutulmasından doğan zarardan Devlet sorumlu | Dengeleyici güvence |
| Harici işlem | Sicil dışındaki sebepten doğan zarar | Kapsam dışı |
Zarar Görenin Kusuru ve İlliyet Bağının Kesilmesi
Devletin sorumluluğu kusursuz olsa da sınırsız değildir. Zarar ile sicilin hukuka aykırı tutulması arasında uygun illiyet bağının bulunması şarttır; zararın doğmasında zarar görenin kendi ağır kusuru, üçüncü bir kişinin ağır kusuru veya mücbir sebep bu bağı kesebilir. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuşsa, hâkim tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir (TBK m.52). Kusursuz sorumluluk hâllerinde haksız fiile ilişkin genel hükümlerin kıyasen uygulanması ilkesi gereği bu indirim sebepleri TMK m.1007 kapsamındaki davalarda da gözetilir.
Uygulamada illiyet bağının kesilmesi en çok, zarar görenin yolsuz işleme bizzat katıldığı veya işlemin yolsuzluğunu bildiği durumlarda tartışılır. Örneğin sahte bir vekâletnameyle yapılan satışta taşınmazı gerçek değerinin çok altında bir bedelle satın alan ve satıcının kimliğini hiç araştırmayan kişi, sonradan tapusu iptal edildiğinde uğradığı zarar için Devlete başvurduğunda, onun kusurunun indirim sebebi olup olmadığı ayrıca değerlendirilir. Buna karşılık taşınmazı hiç haberi olmadan elinden çıkarılan gerçek malik bakımından kusur tartışması kural olarak söz konusu olmaz; bu kişinin tapu kaydını düzenli olarak kontrol etmemiş olması illiyet bağını kesen bir kusur sayılmaz.
İlliyet ve kusur değerlendirmesi
| Durum | Değerlendirme | Dayanak |
|---|---|---|
| Gerçek malikin haberi olmadan sahte vekâletle devir | Kural olarak kusur tartışması yok | TMK m.1007 |
| Alıcı sahteliği biliyor veya bilmesi gerekiyor | İlliyet kesilebilir; iyiniyet yok | TMK m.1024, TBK m.52 |
| Gerçek değerin çok altında bedel, araştırma yok | İndirim sebebi olarak değerlendirilebilir | TBK m.52 |
| Zarar görenin zararı artırması | İndirim | TBK m.52 |
| Mücbir sebep veya üçüncü kişinin ağır kusuru | İlliyet kesilebilir | Genel ilke |
Tazminatın Kapsamı ve Hesaplanması
TMK m.1007 uyarınca Devlet, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan sorumludur; bu nedenle tazminat, zarar görenin malvarlığında sicil yanlışlığı nedeniyle meydana gelen gerçek azalmayı karşılamaya yöneliktir. Mülkiyeti kaybedilen taşınmaz bakımından tazminatın temel unsuru taşınmazın değeridir ve bu değer, keşif ve bilirkişi incelemesiyle emsal satışlar gözetilerek belirlenir. Değerin hangi tarih esas alınarak hesaplanacağı konusunda yargı uygulamasında farklı yaklaşımlar bulunduğundan, dava dilekçesinde değerlendirme tarihinin açıkça tartışılması ve güncel değere en yakın sonucun elde edilmesi için gerekli taleplerin ileri sürülmesi gerekir.
Taşınmazın değeri yanında, kayıt düzeltme davasında yapılan ve karşı tarafa yüklenemeyen yargılama giderleri, tapu iptali nedeniyle ödenen ecrimisil gibi kalemler de somut olayda sicil yanlışlığıyla uygun illiyet bağı içindeyse zarar kapsamında değerlendirilebilir. Zarar miktarı dava açılırken kesin olarak belirlenemeyeceğinden, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması ve bilirkişi raporundan sonra talebin artırılması uygulamada yaygındır (HMK m.107); talep artırımının belirsiz alacak davası şartları oluşmamışsa ıslah yoluyla yapılması da mümkündür (HMK m.176). Tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihinin de dilekçede açıkça talep edilmesi gerekir.
Tazminat hesabında unsurlar
| Kalem | Değerlendirme | Dayanak |
|---|---|---|
| Taşınmazın değeri | Keşif, bilirkişi, emsal satışlar | TMK m.1007, HMK m.266 |
| Değerleme tarihi | Uygulamada farklı yaklaşımlar; dilekçede tartışılmalı | Yargı uygulaması |
| Kayıt düzeltme davası giderleri | İlliyet bağı içindeyse | TMK m.1007 |
| Belirsiz alacak | Rapordan sonra artırım | HMK m.107 |
| Islah | Talep artırımının diğer yolu | HMK m.176 |
| İndirim | Zarar görenin kusuru | TBK m.52 |
Kadastro Kaynaklı Zararlar ve Hak Düşürücü Süre
Kadastro çalışmaları sırasında yapılan tespit hataları da kesinleşerek tapu siciline yansıdığında sicilin tutulmasından doğan zarar niteliği kazanabilir. Kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra, tespitten önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz ve dava hakkı on yıl geçmekle düşer (3402 s.K. m.12). Bu süre dolduğunda gerçek hak sahibi kaydın düzeltilmesini isteyemez hâle gelir ve uğradığı zarar için TMK m.1007’ye dayanan tazminat yolu gündeme gelir. Bu durumda Devletin sorumluluğunun doğması için, kadastro tespitindeki hatanın kişinin mülkiyet hakkını kaybetmesine yol açtığının ve bu kaybın başka bir sebepten kaynaklanmadığının ispatı gerekir.
Tespit, ölçü, çizim ve hesaplamalardan kaynaklanan teknik hatalar ise kadastro müdürlüğünce düzeltilebilir ve bu düzeltmeye karşı ilgililer kanunda öngörülen süre içinde dava açabilir (3402 s.K. m.41). Yüzölçümü veya sınır hatasının düzeltme yoluyla giderilebildiği durumlarda önce bu yola başvurulması gerekir; düzeltme mümkün değilse ve kişi hatalı ölçüm nedeniyle taşınmazın bir kısmını kaybetmişse, bu kısmın değeri tazminat talebine konu olabilir. Kadastro kaynaklı dosyalarda kadastro tutanakları, ölçü krokileri, eski tapu kayıtları ve hava fotoğrafları gibi arşiv belgeleri, zararın ve illiyet bağının ispatında belirleyicidir.
Usul: Husumet, Görev, Yetki ve Arabuluculuk
Devletin sorumluluğuna dayanan tazminat davası Hazineye karşı açılır; tapu müdürlüğü veya Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü davada taraf ehliyetine sahip değildir ve bunlara yöneltilen dava husumet yokluğundan reddedilir. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür (TMK m.1007/3) ve uyuşmazlık adli yargının görev alanındadır; görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Zarara yol açan işlemin idari nitelikte olması, bu özel hüküm karşısında davanın idari yargıda açılmasını gerektirmez.
Hazineye karşı açılan tazminat davaları dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklar arasında sayılmamıştır. Davada Hazine, kanun gereği Hazine avukatları tarafından temsil edilir ve Hazine lehine veya aleyhine hükmedilen yargılama giderleri genel kurallara tabidir. Dava dilekçesine, tapu kaydının tarihçesi, iptal veya ret kararının kesinleşme şerhli örneği, işlem dosyasındaki resmî senet ve vekâletname örnekleri ile ceza soruşturması varsa soruşturma evrakının eklenmesi, zararın ve illiyet bağının ispatını kolaylaştırır; bu belgelerin bir kısmının mahkeme müzekkeresiyle getirtilmesi talep edilmelidir.
Usul unsurları
| Konu | Kural | Dayanak |
|---|---|---|
| Davalı | Hazine | TMK m.1007 |
| Tapu müdürlüğüne dava | Husumet yokluğundan ret | Yargı uygulaması |
| Yetkili mahkeme | Tapu sicilinin bulunduğu yer | TMK m.1007/3 |
| Görev | Adli yargı; asliye hukuk | TMK m.1007/3, HMK m.2 |
| Arabuluculuk | Dava şartı değil | HUAK m.18/A-18/B kapsamı dışında |
| Deliller | Tarihçe, kesinleşmiş karar, işlem evrakı, soruşturma dosyası | HMK m.194 vd. |
Sicile güvenin bedelini gerçek hak sahibi değil, sicili tutan Devlet öder.
Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararda Devletin sorumluluğu kusursuzdur; zarar, kayıt düzeltme veya tapu iptali kararının kesinleşmesiyle gerçekleşir ve on yıllık zamanaşımı bu tarihten işler. Dava Hazineye karşı tapu sicilinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde açılır; zarar görenin kendi kusuru tazminatı azaltabilir. Tapu kaydı nedeniyle uğradığınız zarar için Hukukçular Evi Ankara’yı 0554 648 37 15 numaralı telefondan arayabilirsiniz.
Konuyla ilgili diğer rehberlerimiz: tapu iptalinde sahte vekâlet ve çifte tapu · tapu iptali ve tescil davası · iyiniyetli üçüncü kişi · kadastro ve zilyetlik · ipotek ve terkin · harici satış
Sıkça Sorulan Sorular
Tapu kaydındaki hata yüzünden zarara uğradım, kime dava açarım?
Devlete. TMK m.1007 uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Dava, Hazine’ye husumet yöneltilerek açılır. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere ayrıca rücu eder.
Tapu memurunun kusurlu olduğunu ispat etmem gerekir mi?
Hayır. TMK m.1007’deki sorumluluk kusursuz (objektif) sorumluluktur; Yargıtay uygulamasında tehlike sorumluluğu olarak da nitelendirilir. Zarar görenin ispat etmesi gereken; sicilin hukuka aykırı tutulduğu, uğradığı zarar ve ikisi arasındaki uygun illiyet bağıdır. Hangi görevlinin kusurlu olduğunu tespit etmesine gerek yoktur.
Hangi mahkemede dava açılır?
Görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından ise TMK m.1007/3 özel bir kural getirir: Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Bu düzenleme, yargı yolu tartışmalarını önlemek amacıyla getirilmiştir ve uyuşmazlıkta adli yargı görevlidir.
Zamanaşımı süresi ne kadar?
Uygulamada, TMK m.1007’deki sorumluluğun haksız fiil sorumluluğundan farklı bir kusursuz sorumluluk hâli olduğu; bu nedenle haksız fiile ilişkin kısa zamanaşımı kurallarının değil, Türk Borçlar Kanunu m.146’daki on yıllık genel zamanaşımının uygulanacağı kabul edilmektedir. Yine de somut olayın koşullarına göre değerlendirme yapılmalıdır.
Önce tapu iptali davası mı açmalıyım?
Uygulamada iki yol izlenir. Zarar gören çoğunlukla önce tapu kaydının düzeltilmesi (tapu iptal ve tescil) davası açar; bu dava aleyhine kesinleşirse TMK m.1007’ye dayanarak Devlet aleyhine tazminat davası açar. İki talebin aynı davada terditli olarak ileri sürülmesi de mümkündür.
Hangi durumlar bu kapsama girer?
Sahte vekâletname veya sahte kimlikle yapılan yolsuz tesciller, kayıt ve alan hatalı tescilleri, mükerrer tapu kayıtları, kadastro çalışmalarından kaynaklanan hatalar ve sicile güvenerek işlem yapan iyiniyetli üçüncü kişilerin uğradığı kayıplar tipik örneklerdir.
Sahte vekâletname olayında memurun anlaması mümkün değildiyse yine sorumlu mu?
Evet. Sorumluluk kusura bağlı olmadığından, görevlinin gerekli araştırmayı yapmış olması ve sahteliğin anlaşılamayacak nitelikte olması sonucu değiştirmez. Hukuki sebepten yoksun bir tescil yapılmış olması, sicilin hukuka aykırı tutulduğu anlamına gelir ve Devletin sorumluluğu doğar.
📚 İlgili Rehberler
Bu rehber genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Tapu kaynaklı zararlarda dava sıralaması ve zamanaşımı belirleyici olduğundan, Hukukçular Evi Ankara ile iletişime geçin.


