Eski Trafik Kazası İçin Hâlâ Tazminat Davası Açabilir miyim? Uzamış Ceza Zamanaşımı (2026)
31 Ağustos 2026

Eski Trafik Kazası İçin Hâlâ Tazminat Davası Açabilir miyim? Uzamış Ceza Zamanaşımı (2026)

“Kaza yıllar önce oldu, artık geç” düşüncesi çok sayıda ailenin hakkını kullanmadan bırakmasına yol açıyor. Oysa ölümlü ve yaralamalı trafik kazalarında iki yıllık genel süre değil, çok daha uzun olan ceza zamanaşımı uygulanır. Bu rehber, hangi kazada kaç yıl süreniz olduğunu ve süreyi nasıl hesaplayacağınızı anlatır.

⚠️ Faizde mevzuat güncellemesi — 31 Temmuz 2026:

Faiz oranı. 7589 sayılı Kanun’un 10. maddesiyle 3095 sayılı Kanun’un 1. maddesi yeniden yazılmıştır (RG 31.07.2026, S. 33326). Yasal faiz artık sabit bir rakam değil, TCMB’nin önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının yüzde seksenidir. 30 Haziran’daki oran, önceki 31 Aralık oranından beş puan veya daha fazla farklıysa yılın ikinci yarısında 30 Haziran oranının yüzde sekseni uygulanır. Faiz artık dönemsel hesaplanır: 31.07.2026 öncesi dönemde eski rejim, sonrasında yeni formül geçerlidir; tek oranla yıllara yayılan hesap tabloları yanlış sonuç verir.

Faiz başlangıcı. Aynı Kanun’la Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen fıkralar uyarınca, bedensel zarar ve ölüm nedeniyle açılan tazminat davalarında faiz, bilinen dönem bakımından olay tarihinden, bilinemeyen dönem bakımından karar tarihinden işletilir. Tahkikat başlayıncaya kadar ifa amacıyla yapılan ödeme, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Geçiş bakımından belirleyici olan, haksız fiilin veya zarar doğuran olayın tarihidir. Ayrıntı: Yasal faiz değişti: reeskont endekslemesi

Kazanız kaç yıl önce olursa olsun, süreniz dolmuş olmayabilir. Ücretsiz kontrol edelim.

📞 0554 648 37 15
💬 WhatsApp

Kısa Cevap

Süre, kazanın sonucuna göre değişir. Aşağıdaki tablo hangi dosyada hangi sürenin işlediğini gösterir.

Kazanın sonucuUygulanan zamanaşımıDayanak
Yalnızca maddi hasar2 yıl / 10 yılKTK m. 109/1
Yaralanma var8 yılTaksirle yaralama — TCK m. 66/1-e
Ölüm var15 yılTaksirle öldürme — TCK m. 66/1-d

Yani yakınını on yıl önce trafik kazasında kaybetmiş ve hiç dava açmamış bir ailenin süresi kural olarak hâlâ dolmamıştır. Bu, istisnai bir yorum değil, kanunun açık hükmüdür.

İki Fıkra, İki Farklı Süre

Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. maddesi iki fıkradan oluşur ve pratikte belirleyici olan ikinci fıkradır.

Birinci fıkra genel kuralı koyar: motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her hâlde kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar.

İkinci fıkra ise istisnayı getirir: dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.

Aynı ilke Türk Borçlar Kanunu’nun 72. maddesinde de yer alır: tazminat, ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

Neden 15 Yıl?

Ölümlü trafik kazası, Türk Ceza Kanunu bakımından taksirle öldürme suçunu oluşturur. Bu suç için öngörülen ceza iki yıldan altı yıla kadar hapistir; suç birden fazla kişinin ölümüne ya da bir kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuşsa ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapistir.

Ceza Kanunu’nun dava zamanaşımını düzenleyen hükmü uyarınca taksirle öldürme suçunda dava zamanaşımı süresi on beş yıldır. KTK m. 109/2’nin göndermesi nedeniyle bu süre tazminat talebi bakımından da uygulanır.

Yaralamalı kazalarda ise fiil taksirle yaralama suçunu oluşturur ve bu suç için dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Aynı gönderme burada da işler.

Kritik Nokta: Ceza Davası Açılmamış Olsa Bile

Ailelerin en çok tereddüt ettiği nokta budur. “Kazadan sonra kimse hakkında dava açılmadı, savcılık takipsizlik verdi, o hâlde ceza zamanaşımından yararlanamayız” düşüncesi yaygındır ve yanlıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2014/17-116 E., 2015/1771 K. sayılı ve 16.09.2015 tarihli kararında, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin uyuşmazlıkta, eylemin taksirle öldürme ve yaralama suçu kapsamında olduğu sabit olduğundan KTK m. 109/2 uyarınca ceza zamanaşımının uygulanması gerektiği belirtilmiş; ayrıca kazaya neden olduğu kabul edilen sürücü hakkında ölümü nedeniyle bir ceza davası açılmamış olmasının uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasına engel olmadığı ifade edilmiştir.

Aranan tek şart, kazaya neden olan eylemin nitelik olarak suç teşkil etmesidir. Eylemin taksirle yaralama veya taksirle öldürme tanımına uyması yeterlidir; ceza davasının fiilen açılmış, sürdürülmüş veya mahkûmiyetle sonuçlanmış olması gerekmez.

Bu, uygulamada şu sonucu doğurur: fail vefat etmiş, dosya takipsizlikle kapanmış, ceza davası düşmüş ya da hiç soruşturma yapılmamış olsa dahi tazminat talebi bakımından uzun süre işlemeye devam eder.

Kazanız kaç yıl önce olursa olsun, süreniz dolmuş olmayabilir. Ücretsiz kontrol edelim.

📞 0554 648 37 15
💬 WhatsApp

Yaralanma Varsa Maddi Hasar da Uzar

Az bilinen ama pratik değeri yüksek bir kural: aynı kazada bedensel bir zarar da meydana gelmişse, araçtaki maddi hasar talebi için de artık iki yıllık süre değil, yaralanmalı kazalar için öngörülen sekiz yıllık uzamış süre uygulanır.

Bunun anlamı şudur: kazada en ufak bir yaralanma dahi varsa, araç hasarı ve değer kaybı talebiniz için de sekiz yıllık süreden yararlanırsınız. Yalnızca çarpışma olup kimsenin yaralanmadığı kazalarda ise iki yıllık genel süre işler.

Süre Ne Zaman Başlar?

Başlangıç anı, sürenin kendisi kadar önemlidir ve çoğu zaman yanlış hesaplanır.

Süre türüBaşlangıç
İki yıllık süreZararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarih
On yıllık üst süreKaza günü
Uzamış ceza zamanaşımıSuçun işlendiği tarih, yani kaza tarihi

İki yıllık sürenin başlangıcı için “öğrenme” aranır. Zarar görenin hem zararı hem de kimden isteyeceğini öğrenmiş olması gerekir. Kusurlu sürücünün kimliği sonradan belirlendiyse ya da maluliyet oranı sonradan kesinleştiyse, öğrenme anı kaza tarihinden ileri bir tarihe kayabilir.

Uzamış ceza zamanaşımında ise ölçüt sadedir: süre kural olarak suçun işlendiği tarihten, yani kaza gününden başlar. Ayrıca ceza hukukunda zamanaşımını kesen ve durduran sebepler bulunur; bu sebeplerin varlığı hâlinde süre yeniden işlemeye başlayabilir. Bu nedenle yalnızca olay tarihine bakılarak kesin bir sonuca varılamaz, dosyanın ceza ayağının da incelenmesi gerekir.

Muhataba Göre Süre Farkı

Aynı kazada farklı muhataplara karşı farklı süreler işleyebilir. Bu ayrım, hangi kapının hâlâ açık olduğunu gösterir.

MuhatapUygulanan süreNot
Zorunlu trafik sigortası şirketiKTK m. 109; fiil suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımıTeminat limiti içinde
Kusurlu sürücüHaksız fiil zamanaşımı; fiil suç oluşturuyorsa uzamış süreSınırsız sorumluluk
Araç maliki / işletenAynı esasTehlike sorumluluğu
Güvence HesabıSigortasız veya kaçan araç hâlindeZorunlu teminat sınırında

Bir muhataba karşı süre dolmuş olsa bile diğerine karşı açık kalabilir. Dosyayı kapatmadan önce her muhatap için ayrı hesap yapılmalıdır.

Eski Dosyanın Asıl Zorluğu: Belge

Hukuken süreniz açık olabilir; ancak eski dosyanın gerçek sınavı delildir. Yıllar geçtikçe belgeye ulaşmak zorlaşır ve bazı kalemler geri getirilemez hâle gelir.

BelgeEski dosyada durumuNereden alınır
Kaza tespit tutanağıKalıcı kayıtTrafik birimi, adliye dosyası
Ceza soruşturma dosyasıKalıcı kayıtCumhuriyet başsavcılığı
Kusur bilirkişi raporuCeza dosyası içindeDosya örneği talebi
Gelir belgeleriZayıflarSGK dökümü, meslek odası, vergi kaydı
Banka hareketleriSaklama süresine bağlıBanka; geç kalınırsa ulaşılamayabilir
Tanık beyanıEn hızlı zayıflayan delilCeza dosyasındaki eski ifadeler
Poliçe kayıtlarıKalıcıSigorta şirketi, sektör kayıtları

Buradan çıkan pratik sonuç şudur: süre açık olsa da beklemenin bir maliyeti vardır. Ceza dosyası kalıcı olduğu için kusur tespiti genellikle kurtarılabilir; ancak gelir ispatı ve tanık beyanı zamanla erir. Bu iki kalem ise hesabı en çok etkileyen kalemlerdir.

Daha Önce Ödeme Alınmışsa

Eski dosyalarda sık görülen bir başka durum, kaza sonrası sigortadan bir ödeme alınmış ve dosyanın orada kapanmış olmasıdır. Bu, yeni bir talebi engellemez.

Alınan ödeme hesaplanan tazminattan mahsup edilir ve yalnızca aradaki fark istenir. İmzalanmış ibraname ise Yargıtay uygulamasında makbuz hükmünde kabul edilir; ödenen tutar ile gerçek zarar arasında fahiş fark varsa bakiye talep edilebilir. Ancak burada ayrı ve daha kısa bir süre işler: tazminat miktarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar, yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.

Yani ölümlü bir kazada tazminat talebi için on beş yıl süreniz olsa da, imzaladığınız ibranameyi tartışmaya açmak için ibra tarihinden itibaren iki yıllık hak düşürücü süre işler. Bu iki süreyi karıştırmamak gerekir.

Nereden Başlanmalı?

Eski bir dosyayı yeniden açarken izlenecek sıra şudur:

  1. Kaza tarihini ve sonucunu netleştirin. Ölüm mü, yaralanma mı, yalnızca maddi hasar mı? Süre buradan belirlenir.
  2. Ceza dosyasını çıkarın. Soruşturma numarası, takipsizlik veya mahkeme kararı, kusur raporu. Zamanaşımını kesen işlemler de burada görülür.
  3. Daha önce ödeme alınmış mı, bakın. Alınmışsa dekont ve imzalanan belgenin tarihi kritiktir.
  4. Hak sahiplerini listeleyin. Her hak sahibi bağımsız talep hakkına sahiptir; birinin başvurmuş olması diğerlerini kapsamaz.
  5. Poliçeleri araştırın. Zorunlu poliçenin yanında İhtiyari Mali Mesuliyet poliçesi var mı?
  6. Sigortaya yazılı başvuru yapın. Bu bir dava şartıdır ve eski dosyalarda da atlanamaz.

Zamanaşımını Kesen ve Durduran Sebepler

Süre hesabı yalnızca takvimle yapılmaz. Araya giren bazı işlemler süreyi keser ve süre yeniden işlemeye başlar; bazı hâller ise süreyi durdurur, engel ortadan kalkınca kaldığı yerden devam eder. Bu ayrım, “süre doldu” değerlendirmesini belge üzerinde yapmayı zorunlu kılar.

Tazminat talebi bakımından uygulamada karşılaşılan başlıca kesen sebepler şunlardır:

  • Borçlunun borcu ikrar etmesi. Sigorta şirketinin kısmi ödeme yapması ya da talebi kabul ettiğini bildirmesi bu kapsamda değerlendirilebilir.
  • Dava açılması veya icra takibi başlatılması. Yargı yoluna başvurulmuş olması süreyi keser.
  • Tahkim başvurusu. Sigorta Tahkim Komisyonu’na yapılan başvuru da bu sonucu doğurur.

Ceza zamanaşımı bakımından ise kesen sebepler ceza muhakemesine özgüdür: şüpheli veya sanığın sorgusu, iddianamenin düzenlenmesi, mahkûmiyet hükmü gibi işlemler süreyi keser ve süre bu tarihten itibaren yeniden işler. Uzamış ceza zamanaşımının hesabında bu işlemlerin tarihleri belirleyicidir.

Pratik sonuç şudur: kazadan sonra ceza soruşturması yürütülmüş ve araya kesen işlemler girmişse, on beş yıllık süre kaza tarihinden değil son kesen işlemden itibaren yeniden başlamış olabilir. Bu, dosyanın ömrünü daha da uzatır ve ilk bakışta dolmuş görünen bir sürenin aslında açık olduğunu ortaya çıkarabilir.

Üç Somut Senaryo

Senaryo 1 — Yakın dokuz yıl önce vefat etti, hiç başvuru yapılmadı. Ölümlü kaza olduğundan on beş yıllık uzamış ceza zamanaşımı işler; süre kural olarak açıktır. Yapılacak ilk iş ceza soruşturma dosyasının çıkarılması ve kusur raporunun temin edilmesidir. Ardından sigortaya yazılı başvuru yapılır. Bu dosyada asıl zorluk süre değil, gelir ispatıdır: dokuz yıl önceki kazancı gösteren belgelere hâlâ ulaşılıp ulaşılamayacağı belirleyici olur.

Senaryo 2 — Beş yıl önce yaralanmalı kaza, sigortadan küçük bir ödeme alındı ve ibraname imzalandı. Yaralanmalı kaza olduğundan tazminat talebi için sekiz yıllık süre işler ve bu süre açıktır. Ancak imzalanan ibranameyi tartışmaya açmak için gereken iki yıllık hak düşürücü süre, ibra tarihinden itibaren hesaplanır ve bu süre dolmuş olabilir. Burada iki sürenin ayrı ayrı hesaplanması gerekir; talebin kurgusu buna göre değişir.

Senaryo 3 — Dört yıl önce yalnızca maddi hasarlı kaza. Kimse yaralanmadıysa iki yıllık süre işlemiş ve dolmuş olabilir. Ancak kazada en ufak bir yaralanma varsa — hafif darbe, birkaç günlük istirahat raporu dahi — süre sekiz yıla çıkar. Bu nedenle kaza tespit tutanağındaki yaralanma kaydı, maddi hasar dosyalarında bile kontrol edilmelidir.

Karşı Taraf Ne Savunur?

Eski dosyalarda karşı tarafın ilk ve en güçlü savunması zamanaşımı definidir. Bu defi ileri sürülmeden hâkim zamanaşımını resen dikkate alamaz; ancak sigorta şirketleri ve vekilleri bu defiyi neredeyse istisnasız ileri sürer.

Karşılaşılan tipik savunmalar ve bunlara verilecek cevaplar şöyledir:

SavunmaKarşı argüman
“İki yıllık süre dolmuş”Fiil suç oluşturuyorsa uzamış ceza zamanaşımı uygulanır (KTK m. 109/2, TBK m. 72)
“Ceza davası açılmamış”Yargıtay HGK kararı uyarınca ceza davası açılmamış olması engel değildir
“On yıllık üst süre dolmuş”On yıllık üst süre genel kurala aittir; uzamış ceza zamanaşımı uygulandığında bu sınır işlemez
“İbraname imzalanmış”İbraname makbuz hükmündedir; fahiş fark varsa iki yıl içinde iptal edilebilir
“Daha önce ödeme yapıldı”Ödeme mahsup edilir, talebi ortadan kaldırmaz

Bu savunmaların karşılanabilmesi için dava dilekçesinde uzamış ceza zamanaşımının dayanağının baştan ve açıkça gösterilmesi gerekir. Fiilin taksirle öldürme veya taksirle yaralama suçunu oluşturduğu, ceza dosyası örneğine dayanılarak ortaya konmalıdır.

Kaza Aynı Zamanda İş Kazasıysa

Kaza, işverene ait bir araçla ya da işe gidiş geliş sırasında meydana gelmişse, olay aynı zamanda iş kazası niteliği taşıyabilir. Bu durumda trafik sigortasından doğan talepler ile iş kazası rejiminden doğan talepler birlikte gündeme gelir.

Eski dosyalar bakımından önemi şudur: iki rejimde süre hesabı ve muhataplar farklıdır. Trafik ayağında zamanaşımı dolmuş görünse dahi işverene yönelik talep bakımından ayrı bir değerlendirme yapılması gerekir. Aynı şekilde, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yaptığı ödemeler ile tazminat hesabı arasındaki mahsup ilişkisi de ayrıca incelenmelidir.

Bu tür dosyalarda hangi kalemin hangi rejimden karşılandığının açıkça gösterilmesi, mükerrer ödeme tartışmalarını ve sonradan çıkacak mahsup itirazlarını önler.

Beklemenin Görünmeyen Maliyeti

Süre açık olduğu hâlde beklemenin üç ayrı bedeli vardır ve bunların hiçbiri zamanaşımıyla ilgili değildir.

Birincisi delil erimesidir. Yukarıda açıklandığı gibi gelir ispatı ve tanık beyanı zamanla zayıflar; bunlar hesabı en çok etkileyen iki kalemdir.

İkincisi muhatabın ödeme kabiliyetidir. Sigorta şirketi bakımından bu risk düşüktür; ancak limiti aşan kısımda muhatap sürücü ve işletendir. Aradan geçen yıllarda bu kişilerin malvarlığı değişebilir, şirket tasfiye olabilir, kişi vefat edebilir.

Üçüncüsü faizin işlememesidir. Faiz temerrütle başlar; temerrüt ise kural olarak sigortaya usulüne uygun başvuru yapılıp ödeme süresi geçtiğinde doğar. Başvuru hiç yapılmamışsa geçen yıllar için faiz de işlememiş olur. Yani beklemek, faiz kazandırmaz; aksine faizin başlangıcını geciktirir.

Bu üç sebep bir arada değerlendirildiğinde sonuç açıktır: uzamış ceza zamanaşımı bir güvence sağlar, ancak bir erteleme gerekçesi değildir.

Sürenin Hesabında Sık Yapılan Beş Hata

  1. Genel iki yıllık süreyi ölümlü kazaya uygulamak. Ölümlü ve yaralamalı kazalarda uygulanacak süre iki yıl değil, sırasıyla on beş ve sekiz yıldır. Bu tek hata, açık olan bir dosyanın hiç açılmamasına yol açar.
  2. On yıllık üst sınırı mutlak sanmak. On yıllık sınır genel kurala aittir. Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun bir süre öngörüyorsa uygulanacak olan bu daha uzun süredir.
  3. Ceza davası açılmadığı için vazgeçmek. Aranan şart, eylemin suç niteliği taşımasıdır; ceza davasının fiilen açılmış olması gerekmez.
  4. Tek bir hak sahibinin başvurusunu herkes için saymak. Her hak sahibi bağımsız talep hakkına sahiptir ve süreler onlar için ayrı ayrı işler.
  5. İbraname süresini tazminat süresiyle karıştırmak. Tazminat talebi için on beş yıl süreniz olsa da, imzalanan anlaşmayı tartışmaya açmak için ibra tarihinden itibaren iki yıllık hak düşürücü süre işler.

Altıncı bir hata daha vardır ve diğerlerinden farklıdır: süre açık olduğu için işi ertelemek. Zamanaşımı bir güvencedir, bir takvim değil.

Bu beş hatanın ortak yanı, hepsinin dosyayı hiç açılmadan kapatmasıdır. Hiçbiri yargılamada ortaya çıkmaz; masa başında verilen bir “geç kaldık” kararıyla sonuçlanır. Bu nedenle süre değerlendirmesi tahminle değil, kaza tespit tutanağı ve ceza dosyası elde tutularak yapılmalıdır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kaza on yıl önce oldu, hâlâ dava açabilir miyim?

Kazada ölüm meydana gelmişse kural olarak on beş yıllık uzamış ceza zamanaşımı uygulanır; bu durumda süreniz dolmamıştır. Yaralanmalı kazalarda süre sekiz yıldır. Kesin sonuç için zamanaşımını kesen işlemlerin de incelenmesi gerekir.

Ceza davası hiç açılmadı, yine de uzun süreden yararlanır mıyım?

Evet. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında, sürücü hakkında ceza davası açılmamış olmasının uzamış ceza zamanaşımının uygulanmasına engel olmadığı belirtilmiştir. Aranan şart, eylemin nitelik olarak suç teşkil etmesidir.

Savcılık takipsizlik verdi, hakkım bitti mi?

Takipsizlik kararı, eylemin suç tanımına uymadığı anlamına gelmeyebilir. Tazminat yargılamasında kusur ve suç niteliği bağımsız olarak değerlendirilir. Dosyanın ceza ayağının incelenmesi gerekir.

Sadece aracım hasar gördü, süre ne kadar?

Kimsenin yaralanmadığı, yalnızca maddi hasarlı kazalarda iki yıllık ve her hâlde on yıllık süre işler. Ancak aynı kazada en ufak bir yaralanma varsa maddi hasar talebi için de sekiz yıllık uzamış süre uygulanır.

Kaza sonrası sigortadan para almıştım, tekrar isteyebilir miyim?

Alınan ödeme mahsup edilir ve fark istenir. İbraname makbuz hükmünde kabul edilir; ancak ibranameyi tartışmaya açmak için imza tarihinden itibaren iki yıllık hak düşürücü süre işler.

Kusurlu sürücü vefat etti, ne olur?

Sorumluluk sona ermez. Zorunlu trafik sigortası teminatı ve araç malikinin işleten sıfatıyla sorumluluğu ayakta kalır; mirasçılara yönelme imkânı ayrıca değerlendirilir.

Süre dolmuş olsa bile bir şey yapılabilir mi?

Zamanaşımı hâkim tarafından resen dikkate alınmaz; karşı tarafça ileri sürülmesi gerekir. Ayrıca zamanaşımını kesen ve durduran sebepler süre hesabını değiştirebilir. Bu nedenle “süre doldu” değerlendirmesi belge üzerinde yapılmalıdır.

Eski dosyada en büyük risk nedir?

Delil kaybıdır. Ceza dosyası kalıcı olduğundan kusur tespiti genellikle kurtarılabilir; ancak gelir ispatı ve tanık beyanı zamanla zayıflar. Bu iki kalem hesabı en çok etkileyen kalemlerdir.

İlgili Rehberler

Dayanak Mevzuat

  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 97, m. 109, m. 111
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 66, m. 85, m. 89
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/17-116 E., 2015/1771 K., 16.09.2015

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Zamanaşımını kesen ve durduran sebepler süre hesabını değiştirebileceğinden, her dosyanın kendi belgeleri üzerinden değerlendirilmesi gerekir.


Post by Av. Fatma Öztürk