18 Eylül 2026

Avukatlar Hakkında Soruşturma Usulü 2026: Avukatlık Kanunu m.58-61 — Adalet Bakanlığı Soruşturma ve Kovuşturma İzni, Yetkili Savcı, Büro ve Konut Araması, Son Soruşturmanın Açılması Kararı, Yargılayacak Mahkeme, İtiraz ve İptal Davası

Bir avukat hakkında, avukatlık görevinden doğan ya da görev sırasında işlendiği ileri sürülen bir suç nedeniyle doğrudan soruşturma açılamaz. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.58 soruşturmayı, m.59 kovuşturmayı Adalet Bakanlığının iznine bağlamıştır. Süreç beş basamaktan oluşur: suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısının ön incelemesi, Bakanlığın soruşturma izni, izin üzerine yapılan soruşturma ve fezleke, Bakanlığın kovuşturma izni, en yakın ağır ceza mahkemesinin son soruşturmanın açılması kararı. Yargılama ise suçun niteliği ne olursa olsun suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Bu rehber; hangi fiillerin izne tabi olduğunu, her basamakta kimin ne yaptığını, büro ve konut aramasındaki güvenceleri, itiraz ve iptal davası yollarını, 7249 ve 7571 sayılı Kanunlarla gelen değişiklikleri ve ceza soruşturmasının baro disiplin süreciyle ilişkisini kanun maddeleri üzerinden anlatır.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Bir avukat hakkında şikâyetiniz mi var, yoksa hakkınızda izin süreci mi başladı?

Şikâyet dilekçesinin hazırlanması, Bakanlık kararına karşı iptal davası ve ağır ceza mahkemesindeki yargılamada savunma için Hukukçular Evi uzman kadrosuyla yanınızdayız. Telefon: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Özel Soruşturma Usulü Neden Var?

Avukatlık Kanunu m.1, avukatlığı kamu hizmeti ve serbest meslek olarak tanımlar; avukatın, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil ettiğini belirtir. Savunma görevi doğası gereği çatışmalı bir görevdir: avukat karşı tarafla, zaman zaman kolluk ve yargı makamlarıyla karşı karşıya gelir; yürüttüğü icra takibi, açtığı dava veya duruşmadaki beyanı nedeniyle hedef alınması her zaman mümkündür. Kanun koyucu bu nedenle avukatın görevle bağlantılı fiillerini genel soruşturma usulünün dışına çıkarmış, araya bir izin süzgeci koymuştur.

Bu süzgeç bir dokunulmazlık değildir. Avukat, görev suçundan da yargılanır ve mahkûm olabilir; yalnızca yargılamaya giden yol farklıdır. Aynı anlayışın öbür yüzü m.57’de görülür: görev sırasında veya yaptığı görevden dolayı avukata karşı işlenen suçlar hakkında, bu suçların hâkimlere karşı işlenmesine ilişkin hükümler uygulanır. Kanun, avukatı hem fail hem mağdur olduğu durumlarda görevin niteliğine göre ayrı bir rejime bağlamıştır.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün açıklamasında da ilke aynı sözlerle ortaya konur: avukatların görev suçlarından ötürü Bakanlıktan izin alınmadan doğrudan doğruya soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; şahsi suçları bakımından ise avukatlar genel hükümlere tabidir. Uygulamadaki işleyiş, Genel Müdürlüğün 01.01.2006 tarihli ve 13 numaralı “Avukatlar hakkında yapılan inceleme ve soruşturma işlemleri” konulu genelgesine göre yürür. Genel çerçeve için Ceza Hukuku Rehberi sayfamıza bakılabilir.

Hangi Suçlar İzne Tabidir? Görev Suçu ve Kişisel Suç Ayrımı

İzin şartının kapsamını m.58/1’in ilk cümlesi çizer. Hükme göre avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Madde üç ayrı bağlantı noktası sayar ve bunlardan birinin varlığı yeterlidir.

İlki, fiilin avukatlık görevinden doğmasıdır. Vekâlet ilişkisi içinde tahsil edilen paranın müvekkile verilmemesi, dosyanın takipsiz bırakılması, yürütülen icra takibi sırasında borçluya yönelen davranışlar bu gruptadır. İkincisi, fiilin baro veya Türkiye Barolar Birliği organlarındaki görevden doğmasıdır; baro yönetim kurulu veya disiplin kurulu üyesinin bu sıfatla yaptığı işlemler buraya girer. Üçüncüsü, fiilin görev sırasında işlenmesidir; duruşmada, duruşma çıkışında adliye koridorunda, icra dairesinde, kollukta müdafi sıfatıyla bulunulan sırada gerçekleşen hakaret, tehdit veya yaralama iddiaları bu başlık altında değerlendirilir.

Ayrımın sınır hâlleri ve yanlış usulün sonucu için avukatın görev suçu mu kişisel suçu mu rehberimize bakılabilir. Bu üç bağlantıdan hiçbirinin bulunmadığı fiil kişisel suçtur ve genel hükümlere göre soruşturulur. Avukatın trafik kazasına karışması, komşusuyla yaşadığı kavga, aile içi bir olay, kendi adına yaptığı ticari işlemden doğan uyuşmazlık böyledir. Aşağıdaki tablo, ayrımı somutlaştırmak içindir; her olayda nitelendirmeyi önce ön incelemeyi yapan Cumhuriyet savcısı, ardından Bakanlık yapar.

Görev suçu ve kişisel suç ayrımına örnekler

İleri sürülen fiilBağlantıTabi olduğu usul
Tahsil edilen paranın müvekkile ödenmemesi, dosyanın takipsiz bırakılmasıAvukatlık görevinden doğarAv.K. m.58-59: Bakanlık izni
İcra takibi nedeniyle borçlunun ısrarla aranması, mesaj gönderilmesiAvukatlık görevinden doğarAv.K. m.58-59: Bakanlık izni
Duruşmada veya duruşma çıkışında karşı tarafa hakaretGörev sırasında işlenirAv.K. m.58-59: Bakanlık izni
Müdafi olarak bulunulan ifade alma işlemi sırasında görevliye hakaret veya tehditGörev sırasında işlenirAv.K. m.58-59: Bakanlık izni
Baro organı üyesinin bu sıfatla yaptığı işlemde görevi kötüye kullanma iddiasıBaro organındaki görevden doğarAv.K. m.58-59: Bakanlık izni
Trafik kazası, komşuluk kavgası, aile içi olayGörevle bağlantı yokGenel hükümler: doğrudan soruşturma
Avukatın kendi adına yaptığı alım satımdan doğan dolandırıcılık iddiasıGörevle bağlantı yokGenel hükümler: doğrudan soruşturma
Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçta suçüstü hâliGörevle bağlantılı olsa daAv.K. m.61: bizzat savcı, genel hükümler

Görev suçlarının en sık karşılaşılanı m.62’de düzenlenmiştir. Bu Kanun ve diğer kanunlar gereğince avukat sıfatıyla veya Türkiye Barolar Birliğinin yahut baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat, Türk Ceza Kanunu m.257 hükümlerine göre cezalandırılır. Bu suçun unsurları için görevi kötüye kullanma suçu (TCK m.257) yazımızdan yararlanılabilir. TCK m.257/1’deki cezanın üst sınırı iki yıl olduğundan, TCK m.66/1-e uyarınca dava zamanaşımı sekiz yıldır.

Genelge, hakkında inceleme yapılan kişinin avukat, stajyer, dava takipçisi veya dava vekili olup olmadığının ve isnat edilen fiilin yapıldığı tarihte hangi baroya kayıtlı bulunduğunun barodan sorularak açıklığa kavuşturulmasını ister. İzin usulü sıfata bağlı olduğundan, fiil tarihindeki sıfat ve baro kaydı dosyanın ilk belgesidir.

Beş Basamakta Süreç

Avukatlık Kanunu m.58 ve m.59 birlikte okunduğunda, genel usuldeki “soruşturma, iddianame, kovuşturma” sıralamasının yerini beş basamaklı bir yapı alır. Genel usulde Cumhuriyet savcısının tek başına verdiği kararların önemli bölümü burada Bakanlığa ve ağır ceza mahkemesine bırakılmıştır.

Avukatların görev suçlarında soruşturma ve kovuşturma basamakları

BasamakKim yaparNe yapılırDayanak
1. Ön incelemeSuçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendirdiği savcıDeliller toplanır, tanıklar dinlenir; avukatın savunması alınmaz; izin verilip verilmemesi yönünde kanaat içeren fezleke düzenlenirAv.K. m.58/1; 13 numaralı Genelge
2. Soruşturma izniAdalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel MüdürlüğüSoruşturma izni verilir veya verilmez; verilmezse dosya işlemden kaldırılırAv.K. m.58/1
3. Soruşturmaİzin verilen yer Cumhuriyet başsavcılığıİzin yazısı avukata tebliğ edilir, savunması alınır, gösterdiği deliller toplanır; kovuşturma izni yönünde görüş içeren fezleke Bakanlığa gönderilirAv.K. m.58/1, m.59/1; CMK m.147
4. Kovuşturma izniAdalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel MüdürlüğüKovuşturma yapılması gerekli görülürse dosya, suç yeri ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilirAv.K. m.59/1
5. Son soruşturmanın açılmasıEn yakın yer Cumhuriyet savcısı ve ağır ceza mahkemesiSavcı beş gün içinde iddianame düzenler; mahkeme son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verirAv.K. m.59/2-3
YargılamaSuçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesiDuruşma yapılır, hüküm kurulur; durum ve nihai kararlar baroya bildirilirAv.K. m.59/4

Birinci Basamak: Şikâyet ve Savcılığın Ön İncelemesi

Şikâyet veya ihbar, suçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcılığına yapılır. Kolluğa, valilik veya kaymakamlığa yapılan başvurular CMK m.158 uyarınca Cumhuriyet başsavcılığına iletilir; yetkisiz bir savcılığa yapılan şikâyet de yetkili başsavcılığa gönderilir. Genelge, ihbar veya şikâyetin Cumhuriyet başsavcılığına yapılması hâlinde doğrudan inceleme yapılmasını, bu aşama için Bakanlıktan ayrıca izin istenmemesini öngörür. Bu ilk aşamaya uygulamada ihzari inceleme denir.

İncelemenin kim tarafından yapılacağı da belirlenmiştir: inceleme ve soruşturma kolluk makam ve memurlarına bırakılmaz; bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da bu konuda görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülür. Avukatla birlikte şikâyet edilen başka kişiler varsa onlara ilişkin evrak ayrılır ve tabi oldukları usule göre yürütülür.

Bu basamağın en belirgin özelliği, avukatın savunmasının alınmamasıdır. Bakanlık soruşturma izni vermeden önce avukat şüpheli sıfatıyla dinlenemez. Avukat kendi isteğiyle açıklama yapmak veya belge sunmak isterse, açıklamaları “beyanda bulunan” sıfatıyla tutanağa geçirilir ve sunduğu belgeler alınır. Genelge ayrıca şu hususların dosyada bulunmasını arar:

  • Avukatın adı, soyadı, kayıtlı olduğu baro ve sicil numarası, tebligata yarar adresi ile şikâyetçinin açık adresi,
  • Şikâyet konusu olayla ilgili vekâletnamenin onaylı örneği,
  • Şikâyet dilekçesinde gösterilen tanıkların beyanları ve delil olarak sunulan belgelerin onaylı suretleri,
  • Kamu kurumunda görev yapan avukatlar bakımından, 4483 sayılı Kanun uyarınca yapılmış bir işlem bulunup bulunmadığına dair kurum cevabı,
  • Fezlekenin sonuç kısmında, soruşturma izni verilip verilmemesi konusunda savcının açık görüşü.

Hazırlanan fezlekeli evrak, ağır ceza Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilir. Bu aşamada savcının yapamayacağı şey bellidir: Bakanlığın açıklamasına göre suç yeri Cumhuriyet savcısı izin almadan doğrudan soruşturma yapamaz, avukatın savunmasını alamaz ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veremez. Şikâyet ne kadar dayanaksız görünürse görünsün, değerlendirme yetkisi Bakanlıktadır. Kamu görevlileri bakımından benzer ön inceleme mantığı için memurlar hakkında soruşturma izni (4483) yazımıza bakılabilir.

İkinci Basamak: Adalet Bakanlığının Soruşturma İzni

Bakanlık, ön inceleme dosyası üzerinden iki karardan birini verir. Soruşturma izni verilmezse dosya işlemden kaldırılır. İzin verilirse soruşturma, iznin verildiği yer Cumhuriyet başsavcılığınca yürütülür; Genelge, soruşturma izni hangi Cumhuriyet başsavcılığına verilmişse soruşturmanın o yer başsavcılığınca yapılmasını ister.

İzinden sonraki ilk işlem tebligattır. Cumhuriyet savcısı, Bakanlığın soruşturma iznini içeren düşünce yazısı örneğinin ilgili bölümünü 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca avukata tebliğ eder ve savunma vermek üzere davetiye ile çağırır. Davetiyede, yasal süre içinde gelinmediği veya savunma yapılmadığı takdirde bu haktan vazgeçilmiş sayılacağı yazılır. Avukat başvurduğunda savunması CMK m.147 ve devamındaki kurallara göre alınır.

Bakanlığın açıklamasına göre Cumhuriyet savcısı, savunmasını yapması için avukatı ihzaren getirtemez ve mahkemeden yakalama kararı isteyemez. Usulüne uygun tebligata rağmen süresinde savunma yapılmaz veya deliller sunulmazsa evrak bekletilmez, Bakanlığa gönderilir. Bu nedenle tebligatın yapıldığı adresin güncelliği ve davetiyedeki sürenin takibi avukat bakımından belirleyicidir.

Soruşturma dosyasına erişim bakımından genel kurallar geçerlidir; dosya inceleme yetkisi ve kısıtlama kararı için soruşturma dosyasının incelenmesi ve kısıtlama kararı yazımıza, asılsız şikâyet karşısında kişinin korunması için lekelenmeme hakkı yazımıza bakılabilir.

Üçüncü ve Dördüncü Basamak: Soruşturma, Fezleke ve Kovuşturma İzni

Cumhuriyet savcısı, avukatın savunmasını alıp gösterdiği deliller ile gerekli gördüğü diğer delilleri topladıktan sonra soruşturmayı tamamlar. Genel usulden ayrılan nokta buradadır: savcı iddianame düzenleyemez, kovuşturmaya yer olmadığına da karar veremez. Yapacağı iş, “kovuşturma izni verilmesi” veya “kovuşturma izni verilmemesi” yönündeki görüşünü açıkça içeren fezlekeyi düzenlemek ve evrakı dizi pusulasıyla birlikte Bakanlığa göndermektir. M.59/1 bunu, 58. maddeye göre yapılan soruşturmaya ait dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunacağı biçiminde ifade eder.

Suç uzlaştırma kapsamındaysa da sonuç değişmez. CMK m.253 uyarınca yürütülen uzlaştırma işlemleri savcılıkça tamamlanır; ancak dosyayı kapatan karar yine savcıya ait değildir. Uzlaştırma sonucuyla birlikte fezleke Bakanlığa gönderilir. Uzlaştırma kurumunun işleyişi için uzlaştırma ve ön ödeme değerlendirme aracı ile uzlaştırma talebi dilekçesi örneği sayfalarımız kullanılabilir.

Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, gönderilen dosya üzerinden inceleme yapar. Yeterli delil bulunmaması hâlinde “kovuşturma izni verilmesine yer olmadığı”, şikâyet konusunu doğrulayan nitelikte yeterli ve ciddi kanıtlar bulunması hâlinde “kovuşturma izni verilmesi” yönünde düşünce yazısı hazırlanır ve Bakanlık Makamının oluru alınır. Kovuşturma izni verilmezse dosya işlemden kaldırılır. İzin verilirse dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet başsavcılığına gönderilir. Bakanlığın açıklamasına göre bu aşamadan itibaren ceza kovuşturması başlamış sayılır ve şüpheli avukat sanık sıfatını kazanır.

Dosyanın suç yerine değil en yakın yere gönderilmesi bilinçli bir tercihtir. Kanun, davanın açılıp açılmayacağına karar verecek makamı, avukatın her gün görev yaptığı adliyenin dışına taşımıştır. Aynı mantık m.60’taki itiraz merciinde de tekrarlanır.

Beşinci Basamak: Beş Günlük İddianame ve Son Soruşturmanın Açılması Kararı

M.59/2’ye göre dosya kendisine gelen Cumhuriyet savcısı beş gün içinde iddianamesini düzenleyerek dosyayı, son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına karar verilmek üzere ağır ceza mahkemesine verir. Hükmün kurgusu gereği, bu iddianame genel usuldeki iddianameden farklı bir işleve sahiptir. Genel usulde iddianamenin kabulüyle kamu davası açılır ve kovuşturma başlar; burada ise kamu davasını açan işlem, mahkemenin vereceği son soruşturmanın açılması kararıdır. İddianame, mahkemeyi bu kararı vermeye çağıran belgedir. Genel usuldeki iddianame denetimi için iddianame, kabulü ve kovuşturma aşaması (CMK m.170-174) yazımıza bakılabilir.

M.59/3, sanık avukata bu aşamada söz hakkı tanır. İddianamenin bir örneği avukata tebliğ olunur. Avukat bu tebliğ üzerine, kanunda yazılı süre içinde bazı delillerin toplanmasını ister veya kabule değer bir istemde bulunursa bu istem dikkate alınır; gerekirse soruşturma mahkeme başkanı tarafından derinleştirilir. Bir başka deyişle, davanın açılıp açılmayacağına karar verilmeden önce avukatın delil ileri sürmesi ve eksik soruşturmanın mahkeme eliyle tamamlanması mümkündür. Bu imkân, yargılamaya hiç gerek kalmadan dosyanın kapanmasını sağlayabileceği için savunma bakımından değerlidir.

Mahkeme inceleme sonunda iki karardan birini verir. Son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verirse dosya, itiraz yolu saklı kalmak üzere kapanır. Son soruşturmanın açılmasına karar verirse dosya suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine gönderilir ve yargılama orada başlar.

Yargılama: Görevli Mahkeme, Baroya Bildirim ve Temyiz

M.59/4’ün ilk cümlesine göre haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Hüküm, suçun ağırlığına göre bir ayrım yapmaz. Genel kurallara göre asliye ceza mahkemesinin görevine giren hakaret, tehdit veya görevi kötüye kullanma gibi suçlar da, avukatın görev suçu olarak yargılandığında ağır ceza mahkemesinde görülür. Bu, görev bakımından özel bir kuraldır.

Aynı fıkranın ikinci cümlesi, 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 4. maddesiyle değiştirilmiştir. Eski metin yalnızca “durumun” avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilmesini öngörüyordu. Yeni metne göre bu durum ve yargılama aşamalarında verilen nihai kararlar avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir. Böylece baro, yalnızca davanın açıldığından değil, beraat, mahkûmiyet, düşme gibi sonuçlardan da resmî yoldan haberdar olur. Bunun disiplin süreci bakımından sonucu aşağıda ayrıca ele alınmıştır.

Kanun yolu bakımından önemli bir özel hüküm, 11.07.2020 tarihli ve 7249 sayılı Kanunun 10. maddesiyle m.59’a eklenen son fıkradır. Buna göre avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında CMK m.286/2 uygulanmaz. CMK m.286/2, bölge adliye mahkemesi kararlarından temyiz edilemeyecek olanları sayan hükümdür. Bu hükmün uygulanmaması, avukatın görev suçundan verilen istinaf kararlarının, ceza miktarına bakılmaksızın temyiz incelemesine açık olduğu anlamına gelir. Kanun yollarının genel işleyişi için Yargılama Usulü Rehberi sayfamız incelenebilir.

İtiraz Hakkı: Hangi Karara, Nereye?

M.60’a göre 59. maddede yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabilir. İtirazı inceleyecek merci özel olarak belirlenmiştir: itiraz, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir.

“Genel hükümler uyarınca” ifadesi, itirazın usul ve süresinin CMK m.268’e göre belirleneceğini gösterir. 7499 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra itiraz süresi, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. İtiraz, kararı veren mahkemeye verilecek dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanla yapılır. Tutuklama kararına karşı başvuru usulü için tutuklama kararına itiraz yazımıza bakılabilir.

Şikâyetçi bakımından dikkat edilecek nokta şudur: m.60, itiraz hakkını Cumhuriyet savcısı ve sanığa tanımıştır. Şikâyetçinin süreçteki asıl denetim aracı, Bakanlığın izin vermeme kararına karşı idari yargıda açacağı iptal davasıdır.

Suçüstü Hâli ve Avukatın Üstünün Aranması

M.61, izin usulünün tek kanuni istisnasını düzenler: ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâlinde soruşturma, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılır. İstisnanın uygulanması için iki koşul birlikte aranır. Suç, ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmelidir; bu alan 5235 sayılı Kanun m.12’de gösterilmiştir ve yağma (TCK m.148), irtikâp (m.250/1-2), kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği (m.204/2), nitelikli dolandırıcılık (m.158), hileli iflas (m.161) gibi suçlarla ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçları kapsar. Ayrıca suçüstü hâli bulunmalıdır; CMK m.2/1-j suçüstünü, işlenmekte olan suç, henüz işlenmiş olan fiil ile fiilin işlenmesinden hemen sonra takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suç ve fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suç olarak tanımlar.

Bu iki koşul gerçekleştiğinde dahi kanun, soruşturmanın kolluğa bırakılmasına izin vermez; soruşturmayı bizzat Cumhuriyet savcısı yürütür. Maddenin başlığı 5728 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce “ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli” idi; bugünkü metin, ölçütü mahkemenin görev alanına bağlamıştır. Madde metni soruşturma evresine ilişkindir; kovuşturma evresinde izlenecek usul her dosyada ayrıca değerlendirilmelidir.

Üst araması da aynı ölçüte bağlanmıştır. M.58/1’in son cümlesine göre ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâli dışında avukatın üzeri aranamaz. Görev suçlarında izin alınmadan soruşturma işlemi yapılamadığından, suçüstü hâli dışında yakalama ve gözaltı da gündeme gelmez; Bakanlığın açıklamasında izinden sonra dahi avukatın ihzaren getirtilemeyeceği ve yakalama kararı istenemeyeceği belirtilmiştir. M.60’ın tutuklama ve salıverilme kararlarından söz etmesi ise, kovuşturma izninden sonra m.59’daki mahkemelerin tutuklama kararı verebileceğini gösterir.

Büro ve Konut Araması, Elkoyma

Avukatın bürosu, müvekkillerine ait bilgi ve belgelerin bulunduğu yerdir. M.36, avukatların kendilerine tevdi edilen veya görevleri dolayısıyla öğrendikleri hususları açığa vurmalarını yasaklar. Büro ve konut aramasına ilişkin güvenceler bu sır saklama yükümlülüğünün usul hukukundaki karşılığıdır ve iki ayrı kanunda düzenlenmiştir.

Arama ve elkoymada iki hükmün karşılaştırması

ÖlçütAvukatlık Kanunu m.58/1CMK m.130
KapsamAvukat yazıhaneleri ve konutlarıAvukat büroları
KararAncak mahkeme kararı ileAncak mahkeme kararı ile
SınırKararda belirtilen olayla ilgili olarakKararda belirtilen olayla ilgili olarak
DenetimCumhuriyet savcısı denetimindeCumhuriyet savcısının denetiminde
BaroKayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ileBaro başkanı veya onu temsil eden bir avukat hazır bulundurulur
Elkoymaya karşı koymaDüzenlenmemiştirMeslekî ilişkiye ait olduğu ileri sürülen şey mühürlenir; karar hâkimden istenir ve 24 saat içinde verilir
Postada elkoymaDüzenlenmemiştirAynı karşı koyma usulü uygulanır (m.130/3)

Arama anında yapılacaklar, mühürleme usulü ve itiraz yolları için avukat bürosunda ve konutunda arama ile elkoyma rehberimize bakılabilir. M.58/1’deki “kayıtlı olunan” ibaresi 7249 sayılı Kanunun 9. maddesiyle eklenmiştir. Aynı Kanun bir ilde birden fazla baro kurulmasına imkân tanıdığından, ibare aramaya hangi baronun temsilcisinin katılacağını belirlemiş; avukatın kayıtlı olduğu baro esas alınmıştır.

CMK m.130/2’deki karşı koyma usulü uygulamada belirleyicidir. Arama sonucu elkonulmasına karar verilen şeyler bakımından bürosunda arama yapılan avukat, baro başkanı veya onu temsil eden avukat, bunların avukat ile müvekkili arasındaki meslekî ilişkiye ait olduğunu öne sürerek karşı koyduğunda, bu şey ayrı bir zarf veya paket içine konularak hazır bulunanlarca mühürlenir. Gerekli karar soruşturma evresinde sulh ceza hâkiminden, kovuşturma evresinde hâkim veya mahkemeden istenir. Hâkim, elkonulan şeyin meslekî ilişkiye ait olduğunu saptarsa bu şey derhâl avukata iade edilir ve yapılan işlemi belirten tutanaklar ortadan kaldırılır. Bu kararlar yirmi dört saat içinde verilir.

Arama sırasında tutanağa geçirilmeyen itiraz sonradan ileri sürülemez hâle gelir. Meslekî ilişkiye ait belge ve dijital materyal için karşı koyma beyanının, aramaya katılan baro temsilcisiyle birlikte tutanağa açıkça yazdırılması ve mühürleme işleminin tutanakta gösterilmesi gerekir.

Duruşma İnzibatı Bakımından Özel Kural

M.58/2, duruşmada düzenin sağlanmasına ilişkin kuralları saklı tutarken avukat yönünden iki sınır çizer. Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri saklıdır; ancak bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamaz, haklarında disiplin hapsi veya para cezası da verilemez. Hâkim, duruşma düzenini bozan avukat hakkında usul kanunlarındaki diğer tedbirlere başvurabilir; fiil suç oluşturuyorsa tutanak düzenlenir ve m.58/1’deki izin usulü işletilir. Hâkimle yaşanan gerginliklerde başvurulabilecek yol için hâkimin reddi ve çekinmesi yazımıza bakılabilir.

İzin Usulüne Uyulmamasının Sonuçları

Soruşturma ve kovuşturma izni, ceza muhakemesinde yargılama şartıdır. Şartın gerçekleşmemesinin sonucu CMK m.223/8’de gösterilmiştir: soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir. Şartın gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa davanın düşmesine karar verilir.

Usule aykırılık türleri ve hukuki sonuçları

AykırılıkSonuçDayanak
Görev suçunda izin alınmadan iddianame düzenlenip dava açılmasıMahkeme durma kararı verir; izin süreci işletilirCMK m.223/8; Av.K. m.58-59
Soruşturma izni alınmış, kovuşturma izni alınmamış olmasıDurma kararı; iki izin birbirinin yerine geçmezAv.K. m.58/1, m.59/1
Savcılığın izin almadan kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesiKarar yetkisiz makamca verilmiştir; dosya Bakanlığa gönderilmelidirAv.K. m.58/1, m.59/1
İzinden önce avukatın şüpheli sıfatıyla ifadesinin alınmasıİşlem usule aykırıdır; savunma izinden sonra alınır13 numaralı Genelge
Aramanın savcı denetimi veya baro temsilcisi olmadan yapılmasıArama hukuka aykırıdır; elde edilen delilin kullanılması tartışmalı hâle gelirAv.K. m.58/1; CMK m.130, m.206/2-a, m.217/2
Asliye ceza mahkemesinde yargılama yapılmasıGörevsizlik; dosya suç yeri ağır ceza mahkemesine gönderilirAv.K. m.59/4

İzin sürecinin zamanaşımına etkisi de kanunda düzenlenmiştir. TCK m.67/1’e göre soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izin veya karar alınmasına bağlı bulunduğu hâllerde, izin veya kararın alınmasına kadar dava zamanaşımı durur. Durma, sürenin baştan başlaması anlamına gelmez; izin için başvurulduğu gün süre durur, izin verildiği gün kaldığı yerden işlemeye devam eder. Avukatlar bakımından bu, iki ayrı durma dönemi demektir: soruşturma izni istenmesinden verilmesine kadar geçen süre ile kovuşturma izni istenmesinden verilmesine kadar geçen süre. Şikâyete bağlı suçlarda TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi ise izin usulünden bağımsızdır; şikâyetçinin bu süre içinde başvurmuş olması gerekir.

Bakanlık Kararına Karşı İptal Davası

Adalet Bakanlığının m.58 ve m.59 uyarınca soruşturmaya ve kovuşturmaya izin verme ya da vermeme işlemleri idari işlem niteliğindedir. Bakanlık Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün açıklamasında, bu kararlara karşı hem müştekinin hem şikâyet edilen avukatın idari yargıda iptal davası açma hakkının bulunduğu açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla izin verilmemesi şikâyetçi için, izin verilmesi avukat için dava konusu yapılabilir.

Dava açma süresi İYUK m.7 uyarınca kararın tebliğinden itibaren altmış gündür. Yetkili mahkeme, İYUK m.32’deki genel kural gereği işlemi tesis eden idari merciin bulunduğu yer idare mahkemesi, yani Ankara idare mahkemesidir. Dava açılması işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz; bunun için İYUK m.27 uyarınca yürütmenin durdurulması istenmelidir. Sürelerin hesabında idari davalarda sürelerin hesaplanması ve adli tatil yazımız ile hukuki süre hesaplama aracı, genel çerçeve için İdare Hukuku Rehberi kullanılabilir.

Soruşturma izni verilmemesi ile kovuşturma izni verilmemesi iki ayrı idari işlemdir. İYUK m.5, kural olarak her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılmasını öngörür; tek dilekçeyle dava, işlemler arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmasına bağlıdır. Usulden ret riskine girmemek için her işlemin ayrı dilekçeyle dava edilmesi güvenli yoldur. İdari yargıda iptal kararı verilmesi, ceza dosyasında yargılama şartının yeniden değerlendirilmesi sonucunu doğurur; bu nedenle ceza mahkemesinin, izin kararına karşı açılmış bir iptal davası varsa bunun sonucunu gözetmesi gerekir.

Ceza Soruşturması ile Baro Disiplin Sürecinin İlişkisi

Aynı fiil çoğu zaman hem ceza hem disiplin sorumluluğu doğurur ve iki süreç farklı makamlarca yürütülür. Disiplin kovuşturması m.141 uyarınca baro yönetim kurulunun kararıyla açılır; yönetim kurulu ihbar, şikâyet veya istek tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde disiplin kovuşturması hakkında karar vermek zorundadır. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı m.142 uyarınca tebliğden itibaren on beş gün içinde şikâyetçi veya Cumhuriyet savcısı Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kuruluna itiraz edebilir.

İki sürecin kesiştiği nokta m.140’tır. Avukat hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmaz. Ancak aynı eylemden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmışsa disiplin kovuşturması ceza davasının sonuna kadar bekletilir ve bu hâlde disiplin kurulu, yönetim kurulunun isteği üzerine avukatın işten yasaklanmasına yer olup olmadığı hakkında m.153 ve m.154 uyarınca karar vermek zorundadır. Eylemin işlenmemiş veya sanık tarafından yapılmamış olması sebebiyle verilen beraat dışında, beraatle sonuçlanan davanın konusu olan eylemden dolayı disiplin kovuşturması, eylemin ceza hükümlerinden bağımsız olarak disiplin kovuşturmasını gerektirmesine bağlıdır. Mahkûmiyetle sonuçlanan davalarda ise baro yönetim kurulu disiplin kovuşturması açmak zorundadır. M.59/4’te 7571 sayılı Kanunla yapılan değişiklik bu nedenle önemlidir: nihai kararların baroya bildirilmesi, m.140’taki yükümlülüklerin işletilmesini sağlar.

7571 sayılı Kanun disiplin hükümlerini de yeniden yazmıştır. M.135’e göre disiplin cezaları uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma ve meslekten çıkarmadır ve her ceza için hangi fiillerde uygulanacağı kanunda tek tek sayılmıştır.

Avukatlık Kanunu m.135’e göre disiplin cezaları (7571 sayılı Kanun sonrası)

CezaTanımıKanunda sayılan fiillerden örnekler
UyarmaDaha dikkatli davranması gerektiğinin avukata yazılı olarak bildirilmesiMazeretsiz olarak duruşmaya katılmamak; yapılan tahsilatı makul süre içinde icra dosyasına bildirmemek; dosya tutmamak
KınamaKusurlu sayıldığının avukata yazılı olarak bildirilmesiGörevi kötüye kullanma suçundan mahkûm olmak; özen yükümlülüğünü ihlal ederek hak kaybına sebebiyet vermek; müvekkile ait para veya malı hapis hakkı sınırlarını aşacak şekilde vermemek; reklam yasağını ihlal etmek
Para cezasıYirmi bin Türk lirası ile iki yüz bin Türk lirası arasında belirlenen paranın baroya ödenmesi; tutarlar her yıl yeniden değerleme oranında artırılırGörevini savsaklayarak veya kötüye kullanarak müvekkilinin zararına kendisine veya başkasına menfaat sağlamak; meslektaşına fiilî saldırıda bulunmak
İşten çıkarmaÜç aydan az ve iki yıldan fazla olmamak üzere meslekî faaliyetten yasaklanmaM.5/1-a’daki suçlardan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmak; m.48’deki suçtan mahkûm olmak
Meslekten çıkarmaRuhsatnamenin geri alınarak adın baro levhasından silinmesi ve avukatlık unvanının kaldırılmasıM.5/1-a’daki suçlardan veya m.56’da düzenlenen suçtan mahkûm olmak

Tablodaki iki satır ceza dosyasıyla doğrudan bağlantılıdır. Görevi kötüye kullanma suçundan mahkûmiyet kınama cezasını, m.5/1-a’da sayılan suçlardan mahkûmiyet meslekten çıkarmayı gerektirir. M.5/1-a’nın kapsamı ve adli sicil kaydının mesleğe etkisi için Avukatlık Kanunu m.5 ve baro levhası yazımıza bakılabilir. M.136 uyarınca, bir disiplin cezasının kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde yeni bir fiil işlenmesi hâlinde bir derece ağır ceza uygulanır.

Zamanaşımı bakımından m.159 uygulanır. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmişse kovuşturma yapılamaz, dört buçuk yıl geçmişse disiplin cezası verilemez; eylem aynı zamanda suç oluşturuyor ve kanun bu suç için daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır. 7571 sayılı Kanunla eklenen cümleye göre disiplin kurulunun ceza kovuşturmasının sonucunu beklemeye karar vermesi hâlinde, kesinleşen mahkeme kararının ilgili baroya bildirilmesinden itibaren bir yıl geçmekle ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

İşten yasaklanma ise bir disiplin cezası değil, tedbirdir. M.153’e göre hakkında meslekten çıkarma cezasını gerektirebilecek bir işten dolayı kovuşturma yapılmakta olan avukat, disiplin kurulu kararıyla tedbiren işten yasaklanabilir; karar verildiği tarihte yürürlüğe girer, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kuruluna yapılacak itiraz uygulamayı durdurmaz ve itiraz en geç bir ay içinde karara bağlanır.

Diğer Mesleklerle Karşılaştırma: Noter, Memur, Mali Müşavir

Türk hukukunda görev suçları için tek bir izin sistemi yoktur. Her meslek grubunun tabi olduğu kanun, izin makamını ve usulü ayrı ayrı belirler. 4483 sayılı Kanun m.2 de görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümlerini saklı tutar. Aşağıdaki tablo, avukatlara ilişkin usulü en sık karıştırıldığı üç grupla karşılaştırır.

Meslek gruplarına göre görev suçlarında usul

GrupDayanakİzin makamı ve usulYargılayan mahkeme
Avukatlar1136 sayılı Kanun m.58-61Adalet Bakanlığı: önce soruşturma izni, sonra kovuşturma izni; ardından en yakın ağır ceza mahkemesinin son soruşturmanın açılması kararıSuçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi
Noterler1512 sayılı Kanun m.151-155Adalet Bakanlığı kovuşturma izni; son soruşturmanın açılması kararı en yakın yer ağır ceza mahkemesince verilir; usul yalnızca meslekten noterler için geçerlidirSuçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi
Memurlar ve diğer kamu görevlileri4483 sayılı KanunKanunda gösterilen yetkili merci ön inceleme yaptırır ve soruşturma izni hakkında karar verir; karara karşı idari yargı merciine itiraz edilir; ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli genel hükümlere tabidirGenel görev kurallarına göre belirlenir
Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler3568 sayılı Kanun m.47Meslek mensupları görevleri sırasında veya görevleri sebebiyle işledikleri suçlardan dolayı Türk Ceza Kanununun kamu görevlilerine ait hükümleri uyarınca cezalandırılır; disiplin yönü m.48’e tabidirGenel görev kurallarına göre belirlenir

Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan avukatlar bakımından iki rejim aynı kişide buluşabilir. Genelgenin, kurumdan 4483 sayılı Kanun uyarınca yapılmış bir işlem bulunup bulunmadığının sorulmasını istemesi bu nedenledir. Hangi usulün uygulanacağı, isnat edilen fiilin niteliğine göre dosya üzerinden belirlenir. Memurların disiplin yönü için memur disiplin cezaları yazımıza bakılabilir.

Şikâyetçi İçin Yol Haritası

Bir avukattan şikâyetçi olan kişinin önünde birbirinden bağımsız üç yol vardır ve bunlar aynı anda işletilebilir: ceza şikâyeti, baroya disiplin şikâyeti ve alacak ya da tazminat davası. Üç yolun karşılaştırması, dilekçede bulunması gerekenler ve baro aşamasındaki süreler için avukat hakkında şikâyet nasıl ve nereye yapılır yazımıza bakılabilir. Ceza yolunda izlenecek sıra şöyledir.

  1. Şikâyet dilekçesi suçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcılığına verilir. Dilekçede avukatın adı, soyadı ve biliniyorsa kayıtlı olduğu baro ile sicil numarası, vekâlet ilişkisinin tarihi ve kapsamı, fiilin ne zaman ve nasıl gerçekleştiği yazılır.
  2. Vekâletname, ücret sözleşmesi, ödeme dekontları, icra dosyasındaki tahsilat kayıtları, yazışmalar ve tanıklar dilekçeye eklenir. Genelge bu belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya konulmasını aradığı için eksiksiz sunulmaları süreci kısaltır.
  3. Şikâyete bağlı suçlarda TCK m.73’teki altı aylık süre gözetilir.
  4. Bakanlığın kararı beklenir. Soruşturma veya kovuşturma izni verilmezse, kararın tebliğinden itibaren altmış gün içinde Ankara idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.
  5. Son soruşturmanın açılmasına karar verilirse, suçtan zarar gören sıfatıyla kovuşturma evresinde davaya katılma talep edilir.
  6. Eş zamanlı olarak avukatın kayıtlı olduğu baroya disiplin şikâyeti yapılabilir; m.159’daki üç yıllık süre gözetilmelidir.

Maddi durumu elverişsiz olan şikâyetçi, idari davada ve tazminat davasında adli yardımdan yararlanabilir; koşullar için ücretsiz avukat nasıl alınır yazımıza bakılabilir.

Hakkında Şikâyet Bulunan Avukat İçin Yol Haritası

Şikâyet edilen avukat bakımından süreç, her basamakta farklı bir savunma imkânı içerir. Ön inceleme aşamasında şüpheli sıfatıyla ifade verme yükümlülüğü yoktur; ancak “beyanda bulunan” sıfatıyla açıklama yapmak ve belge sunmak mümkündür. Şikâyetin görevle bağlantısını ve dayanaksızlığını gösteren belgelerin, örneğin tahsilat ve ödeme kayıtlarının, ibranamenin, müvekkille yazışmaların bu aşamada sunulması, soruşturma izni verilmemesi sonucunu doğurabilir.

Soruşturma izni verildikten sonra gelen davetiyedeki süre kaçırılmamalıdır; süresinde savunma yapılmaması hâlinde dosya savunmasız olarak Bakanlığa gönderilir. Kovuşturma izni verilmesi hâlinde iki yol birlikte düşünülür: izin işlemine karşı yürütmenin durdurulması istemli iptal davası ve m.59/3 uyarınca en yakın ağır ceza mahkemesinden delil toplanması isteminde bulunulması. Son soruşturmanın açılmasından sonra yargılama genel hükümlere göre yürür. Yargılama boyunca m.153 uyarınca işten yasaklanma ihtimali ve baroya yapılacak bildirimler izlenmelidir.

Avukatların yükümlülük grubu olarak tabi oldukları diğer denetim alanları da ayrı yaptırımlar doğurabilir; suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesi mevzuatı bakımından MASAK yükümlülükleri ve idari para cezası, vergisel yükümlülükler bakımından avukatlıkta vergilendirme yazılarımıza bakılabilir.

Sık Yapılan Hatalar

  • Şikâyetin kolluğa yapılıp kolluk tarafından avukatın ifadeye çağrılması. İnceleme bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır ve izinden önce savunma alınmaz.
  • Kişisel suç ile görev suçunun karıştırılması. Görevle bağlantısı olmayan fiilde izin beklenmesi zaman kaybettirir; görev suçunda izinsiz açılan dava ise durma kararıyla sonuçlanır.
  • Soruşturma izninin kovuşturma için de yeterli sanılması. İki izin ayrı ayrı alınır.
  • Savcılığın dosyayı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapatması ve şikâyetçinin yalnızca sulh ceza hâkimliğine itirazla yetinmesi. Görev suçunda kapatma yetkisi Bakanlıktadır; dosyanın Bakanlığa gönderilmesi istenmelidir.
  • Bakanlık kararına karşı altmış günlük dava açma süresinin kaçırılması veya davanın Ankara dışındaki idare mahkemesinde açılması.
  • Soruşturma izni ve kovuşturma izni işlemlerinin tek dilekçeyle dava edilmesi.
  • Büro aramasında meslekî ilişkiye ait belgeler için karşı koyma beyanının tutanağa yazdırılmaması.
  • Ceza şikâyetinin sonucu beklenirken baroya disiplin şikâyeti için m.159’daki üç yıllık sürenin geçirilmesi.

Süre ve Merci Tablosu

Avukatların görev suçlarında süreler ve başvuru mercileri

İşlemSüreMerciDayanak
Şikâyete bağlı suçta şikâyetFiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı aySuçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcılığıTCK m.73
Kovuşturma izninden sonra iddianameBeş günEn yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığıAv.K. m.59/2
Tutuklama, salıverilme veya son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararına itirazİki haftaKararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesi (suç yeri hariç)Av.K. m.60; CMK m.268
Meslekî ilişkiye ait olduğu ileri sürülen şey hakkında kararYirmi dört saatSulh ceza hâkimi veya mahkemeCMK m.130/2
Bakanlığın izin kararına karşı iptal davasıTebliğden itibaren altmış günAnkara idare mahkemesiİYUK m.7, m.32
Baro yönetim kurulunun disiplin kovuşturması hakkında karar vermesiŞikâyetten itibaren en çok bir yılBaro yönetim kuruluAv.K. m.141
Disiplin kovuşturmasına yer olmadığı kararına itirazTebliğden itibaren on beş günTürkiye Barolar Birliği Yönetim KuruluAv.K. m.142
Disiplin kovuşturması zamanaşımıEylemden itibaren üç yıl; ceza verme dört buçuk yılBaro disiplin kuruluAv.K. m.159

Sıkça Sorulan Sorular

Avukat hakkında doğrudan savcılığa şikâyette bulunabilir miyim?

Evet. Şikâyet suçun işlendiği yer Cumhuriyet başsavcılığına yapılır. Ancak fiil avukatlık görevinden doğuyorsa veya görev sırasında işlenmişse savcılık doğrudan soruşturma açamaz; ön incelemeyi yapıp dosyayı Adalet Bakanlığına gönderir. Soruşturma, Avukatlık Kanunu m.58 uyarınca Bakanlığın vereceği izin üzerine yapılır.

Soruşturma izni ile kovuşturma izni aynı şey midir?

Hayır. Soruşturma izni Avukatlık Kanunu m.58’e göre avukatın savunmasının alınıp delillerin toplanmasına, kovuşturma izni m.59’a göre dosyanın ağır ceza mahkemesi önüne götürülmesine imkân verir. İki izin ayrı ayrı alınır; soruşturma izninin verilmiş olması kovuşturma izninin yerine geçmez.

Savcı, avukat hakkındaki şikâyeti takipsizlikle kapatabilir mi?

Görev suçlarında kapatamaz. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre suç yeri Cumhuriyet savcısı izin almadan soruşturma yapamaz, avukatın savunmasını alamaz ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veremez. Savcı yalnızca görüşünü fezlekede belirtir; izin verilmemesi hâlinde dosyayı işlemden kaldıran makam Bakanlıktır.

Avukat hangi mahkemede yargılanır?

Avukatlık Kanunu m.59/4 uyarınca haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Suçun genel kurallara göre asliye ceza mahkemesinin görevine girmesi bu sonucu değiştirmez.

Son soruşturmanın açılması kararını kim verir?

Kovuşturma izni verildiğinde dosya, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderilir. Savcı beş gün içinde iddianame düzenler; son soruşturmanın açılmasına veya açılmasına yer olmadığına o yer ağır ceza mahkemesi karar verir.

Adalet Bakanlığı izin vermezse ne yapılabilir?

İzin verme veya vermeme işlemi idari işlemdir. Şikâyetçi, kararın tebliğinden itibaren altmış gün içinde Ankara idare mahkemesinde iptal davası açabilir. Aynı yol, izin verilmesi hâlinde şikâyet edilen avukat için de açıktır.

Avukatın bürosu aranabilir mi?

Avukatlık Kanunu m.58/1 ve CMK m.130 uyarınca avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak, Cumhuriyet savcısının denetiminde ve baro temsilcisinin katılımıyla aranabilir. Avukatlık Kanunu aynı güvenceyi konut için de öngörür ve 7249 sayılı Kanundan sonra aramaya avukatın kayıtlı olduğu baronun temsilcisi katılır.

Avukatın üstü aranabilir mi?

Avukatlık Kanunu m.58/1’in son cümlesine göre ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâli dışında avukatın üzeri aranamaz.

Avukatın kişisel suçlarında da izin gerekir mi?

Hayır. İzin usulü yalnızca avukatlık veya baro organlarındaki görevden doğan ya da görev sırasında işlenen suçlar için geçerlidir. Bakanlığın açıklamasında da belirtildiği üzere şahsi suçları bakımından avukatlar genel hükümlere tabidir.

İzin süreci uzarsa suç zamanaşımına uğrar mı?

TCK m.67/1 uyarınca soruşturma ve kovuşturmanın izne bağlı olduğu hâllerde izin alınıncaya kadar dava zamanaşımı durur. İzin için başvurulduğu gün süre durur, izin verildiği gün kaldığı yerden işlemeye devam eder. Bu durma hem soruşturma izni hem kovuşturma izni bakımından ayrı ayrı gerçekleşir.

Ceza şikâyeti ile baroya şikâyet birlikte yapılabilir mi?

Evet, iki yol birbirinden bağımsızdır. Avukatlık Kanunu m.140’a göre ceza kovuşturması disiplin işlemlerine engel olmaz; ancak aynı eylemden dolayı ceza davası açılmışsa disiplin kovuşturması davanın sonuna kadar bekletilir. Mahkûmiyetle sonuçlanan davalarda baro yönetim kurulu disiplin kovuşturması açmak zorundadır.

7571 sayılı Kanun bu süreçte neyi değiştirdi?

24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun, Avukatlık Kanunu m.59/4’ü değiştirerek yalnızca davanın açıldığının değil, yargılama aşamalarında verilen nihai kararların da avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilmesini öngörmüştür. Aynı Kanun disiplin cezalarına ilişkin m.134, m.135 ve m.136’yı yeniden düzenlemiş, m.159’a zamanaşımına ilişkin yeni hükümler eklemiştir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik Ceza Hukuku alanındadır.

Ceza Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk