18 Eylül 2026

Avukatın Görev Suçu mu, Kişisel Suçu mu? 2026: Avukatlık Kanunu m.58/1’in Üç Bağlantı Noktası, Sınır Hâller, Nitelendirmeyi Kim Yapar, İki Ayrı İzin ve Yanlış Usulün Sonucu — Durma Kararı (CMK m.223/8), Düşme, Görevsizlik ve Zamanaşımı

Avukatlar hakkındaki her dosyada ilk cevaplanması gereken soru, isnat edilen fiilin görev suçu mu yoksa kişisel suç mu olduğudur. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.58/1, üç bağlantı noktası sayar: avukatlık görevinden doğan suçlar, baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin organlarındaki görevlerden doğan suçlar ve görev sırasında işlenen suçlar. Bunlardan biri varsa soruşturma ancak Adalet Bakanlığının izni üzerine yapılabilir, kovuşturma m.59’a göre ayrı bir izne bağlanır ve yargılama m.59/4 uyarınca suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde görülür. Bağlantı yoksa fiil kişisel suçtur ve genel hükümler uygulanır. Yanlış usulün sonucu Ceza Muhakemesi Kanunu m.223/8’de gösterilmiştir: soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir ve bu karara itiraz edilebilir; şartın gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa davanın düşmesine karar verilir. Bu rehber, ayrımın ölçütlerini, sınır hâlleri, nitelendirmeyi kimin yapacağını ve yanlış usulün sonuçlarını kanun maddeleri üzerinden anlatır.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Yanlış usul, dosyanın yıllarını alır

Fiilin görev suçu mu kişisel suç mu olduğu; izin, görevli mahkeme ve zamanaşımı bakımından sonucu belirler. Hukukçular Evi uzman kadrosuyla yanınızda. Telefon: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Ayrım Neden Belirleyici?

Görev suçu ile kişisel suç arasındaki fark, yalnızca bir usul tercihi değildir; dosyanın bütün seyrini değiştirir. İzin şartı, hangi savcının soruşturma yapacağı, savunmanın ne zaman alınacağı, dosyayı kapatma yetkisinin kimde olduğu ve hangi mahkemenin yargılama yapacağı bu ayrıma bağlıdır.

Ayrımın dosyaya etkisi

KonuGörev suçuKişisel suç
Soruşturma izniAdalet Bakanlığı izni zorunludurAranmaz
Soruşturmayı yürütenBizzat Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendirdiği savcıGenel hükümlere göre yürütülür
Savunmanın alınmasıİzinden önce alınamazGenel hükümlere göre alınır
Kovuşturmaya yer olmadığı kararıSavcılıkça verilemezSavcılıkça verilebilir
Kovuşturma izniAdalet Bakanlığından ayrıca alınırAranmaz
Dava açan işlemAğır ceza mahkemesinin son soruşturmanın açılması kararıİddianamenin kabulü
Görevli mahkemeSuçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesiGenel görev kurallarına göre
Zamanaşımıİzin alınıncaya kadar dururGenel hükümlere göre işler
TemyizBölge adliye mahkemesi kararları bakımından CMK m.286/2 uygulanmazGenel hükümlere tabidir

Tablodaki her satır, yanlış nitelendirmenin bedelini gösterir. Görev suçu olduğu hâlde izin alınmadan açılan dava esastan sonuçlanmaz; kişisel suç olduğu hâlde izin beklenmesi ise dosyayı gereksiz yere aylarca bekletir. Usulün tamamı için avukatlar hakkında soruşturma usulü (Av.K. m.58-61) rehberimize bakılabilir.

M.58/1’in Üç Bağlantı Noktası

Hükmün metni ölçütü açıkça verir: avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Cümlede üç ayrı bağlantı sayılmıştır ve bunlardan birinin bulunması yeterlidir.

Birincisi, avukatlık görevinden doğan suçlardır. Burada fiil, vekâlet ilişkisinin ya da avukatlık görevinin içinden çıkar. Tahsil edilen paranın müvekkile ödenmemesi, dosyanın takipsiz bırakılması, özel yetki olmadan sulh olunması, alınan masrafın iade edilmemesi bu gruptadır. Ölçüt, fiilin avukatın görev ve yetkisiyle bağlantılı olmasıdır.

İkincisi, baro ve Türkiye Barolar Birliği organlarındaki görevlerden doğan suçlardır. Baro yönetim kurulu, disiplin kurulu veya denetleme kurulu üyesinin bu sıfatla yaptığı işlemler bu kapsamdadır. Avukatlık Kanunu m.62 de aynı ikiliği tekrarlar: avukat sıfatıyla veya baroların organlarında görevli olarak kendisine verilmiş bulunan görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukat, TCK m.257 hükümlerine göre cezalandırılır.

Üçüncüsü, görev sırasında işlenen suçlardır. Bu bağlantı, ilk ikisinden daha geniştir; çünkü fiilin görevden doğması aranmaz, görev icra edilirken işlenmiş olması yeterlidir. Duruşmada, duruşma çıkışında adliye koridorunda, icra dairesinde ya da kollukta müdafi sıfatıyla bulunulan sırada gerçekleşen hakaret, tehdit veya yaralama iddiaları bu başlık altında değerlendirilir.

“Görev Sırasında” Ölçütünün Sınırları

Uygulamada en çok tartışma bu üçüncü bağlantıda çıkar. Zira görev sırasında işlenen bir fiil, içerik olarak avukatlıkla ilgisiz olabilir. Buna karşılık kanun, görevden doğma ile görev sırasında işlenmeyi birbirinden ayırmış ve ikisini de izne bağlamıştır. Bu nedenle fiilin avukatlık faaliyetiyle içerik bağının bulunmaması, tek başına izin şartını ortadan kaldırmaz.

Ölçüt, zaman ve mekân birlikteliğinden ibaret de değildir. Adliyede bulunan bir avukatın, takip ettiği dosyayla hiçbir ilgisi olmayan kişisel bir husumet nedeniyle giriştiği fiil bakımından “görev sırasında” bağlantısının kurulup kurulamayacağı tartışılır. Bu değerlendirmede bakılan noktalar şunlardır: fiilin avukatın o sırada yürüttüğü işle bağlantısı, karşı tarafın dosyadaki sıfatı, olayın gerçekleştiği yerin görevle ilişkisi ve avukatın o anda avukatlık sıfatıyla bulunup bulunmadığı.

Pratik kural şudur: tereddüt hâlinde izin usulünün işletilmesi istenmelidir. Çünkü izinsiz yürütülen bir soruşturmada elde edilen sonuç, sonradan durma kararıyla geriye döner; buna karşılık gereksiz yere izin istenmesi hâlinde kaybedilen şey yalnızca zamandır ve TCK m.67/1 uyarınca bu süre zaten zamanaşımını durdurur.

Sınır Hâller

Aşağıdaki tablo, uygulamada en sık karşılaşılan durumları ve hangi bağlantı noktasına girdiklerini gösterir. Her olayda nitelendirmeyi önce ön incelemeyi yapan Cumhuriyet savcısı, ardından Adalet Bakanlığı ve nihayet mahkeme yapar; tablo, tartışmanın hangi eksende yürüyeceğini göstermek içindir.

Fiile göre bağlantı değerlendirmesi

FiilBağlantıTabi olduğu usul
Tahsil edilen paranın müvekkile ödenmemesiAvukatlık görevinden doğarAv.K. m.58-59 izin usulü
Dosyanın takipsiz bırakılması, sürenin kaçırılmasıAvukatlık görevinden doğarAv.K. m.58-59 izin usulü
Özel yetki olmadan sulh olunması veya feragatAvukatlık görevinden doğarAv.K. m.58-59 izin usulü
Aslına aykırı örnek onaylanmasıAvukatlık görevinden doğarAv.K. m.58-59 izin usulü
İcra takibi nedeniyle borçlunun ısrarla aranmasıAvukatlık görevinden doğarAv.K. m.58-59 izin usulü
Duruşmada veya duruşma çıkışında hakaretGörev sırasında işlenirAv.K. m.58-59 izin usulü
Kollukta müdafi sıfatıyla bulunulurken görevliye tehditGörev sırasında işlenirAv.K. m.58-59 izin usulü
Baro organı üyesinin bu sıfatla yaptığı işlemBaro organındaki görevden doğarAv.K. m.58-59 izin usulü
Avukatın kendi adına yaptığı alım satımdan doğan iddiaBağlantı yokGenel hükümler
Trafik kazası, komşuluk uyuşmazlığı, aile içi olayBağlantı yokGenel hükümler
Avukatın kendi vergisel yükümlülüklerine ilişkin iddiaBağlantı yokGenel hükümler
Avukatın ortağı olduğu ticari şirketten doğan iddiaBağlantı yokGenel hükümler
Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçta suçüstüBağlantı olsa dahiAv.K. m.61: bizzat savcı, genel hükümler
Sıfatın tespiti ayrımın ön aşamasıdır. Adalet Bakanlığının 13 numaralı genelgesi, hakkında inceleme yapılan kişinin avukat, stajyer, dava takipçisi veya dava vekili olup olmadığının ilgili barodan sorulmasını ve fiil tarihinde hangi baroya kayıtlı bulunduğunun tespit edilmesini öngörür. Sıfat belirlenmeden yapılan nitelendirme, dosyanın ilerleyen aşamasında yeniden tartışmaya açılır.

Nitelendirmeyi Kim Yapar?

Nitelendirme tek bir makama bırakılmamıştır; üç aşamada denetlenir. İlk değerlendirmeyi, şikâyeti alan Cumhuriyet başsavcılığı yapar. Genelgeye göre ihbar veya şikâyet Cumhuriyet başsavcılığına yapıldığında doğrudan inceleme yapılır, bu aşama için Bakanlıktan izin istenmez; inceleme sonunda düzenlenen fezlekenin sonuç kısmında savcının soruşturma izni verilip verilmemesi konusundaki düşüncesi açıkça belirtilir.

İkinci aşamada Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü dosyayı inceler ve izin verip vermemeye karar verir. Bakanlığın bu kararı idari işlem niteliğinde olduğundan, hem şikâyetçi hem şikâyet edilen avukat bakımından idari yargıda iptal davasına konu edilebilir.

Üçüncü aşamada mahkeme devreye girer. Dava açıldıktan sonra fiilin görev suçu olduğu anlaşılırsa, yargılama şartının gerçekleşmediği tespit edilerek CMK m.223/8 uyarınca işlem yapılır. Bunun tersi de mümkündür: izin usulü işletilmiş olmasına rağmen fiilin kişisel suç olduğu anlaşılırsa, dosya genel hükümlere göre görevli mahkemeye gönderilir.

Genelge, kolluğun bu aşamalardaki konumunu da belirlemiştir: avukatların görev suçlarına ilişkin inceleme ve soruşturmalar kolluk makam ve memurlarına bırakılmaz, bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da bu konuda görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.

Yanlış Usulün Sonucu: Durma Kararı

Görev suçu olduğu hâlde izin alınmadan açılan davada mahkeme esasa giremez. CMK m.223/8’e göre Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâllerinde davanın düşmesine karar verilir; ancak soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir ve bu karara itiraz edilebilir.

Durma kararı, davayı sona erdiren bir karar değildir; yargılamayı şartın gerçekleşmesine kadar bekletir. İzin alındığında dosya kaldığı yerden yürür. Buna karşılık şartın artık gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa, örneğin Bakanlık izin vermez ve bu karar kesinleşirse, düşme kararı gündeme gelir.

Maddenin dokuzuncu fıkrası bir sınır getirir: derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Yani yüklenen fiil kanunda suç olarak tanımlanmamışsa ya da sanık tarafından işlenmediği sabitse, izin şartı beklenmeden beraat kararı verilir.

Hangi hâlde hangi karar verilir?

DurumVerilecek kararDayanak
İzin alınmamış, şart henüz gerçekleşmemişDurma kararıCMK m.223/8, ikinci cümle
İzin verilmeyeceği kesinleşmişDüşme kararıCMK m.223/8, birinci cümle
Derhâl beraat verilebilecek hâl varBeraat; durma veya düşme verilemezCMK m.223/9
Soruşturma izni var, kovuşturma izni yokDurma kararıAv.K. m.58/1, m.59/1; CMK m.223/8
Fiil kişisel suç çıkmış, ağır cezada görülüyorGörevsizlik kararıGenel görev kuralları
Fiil görev suçu çıkmış, asliye cezada görülüyorGörevsizlik kararıAv.K. m.59/4
Dava zamanaşımı dolmuşDüşme kararıTCK m.66; CMK m.223/8

İki İzin, İki Ayrı Şart

Sık yapılan bir hata, soruşturma izninin alınmış olmasının yeterli sanılmasıdır. Oysa Avukatlık Kanunu iki ayrı izin öngörmüştür. M.58/1, soruşturmanın Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine yapılacağını; m.59/1 ise soruşturmaya ait dosyanın Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne tevdi olunacağını ve inceleme sonunda kovuşturma yapılması gerekli görüldüğü takdirde dosyanın, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesine en yakın bulunan ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığına gönderileceğini düzenler.

İki iznin işlevi farklıdır. Soruşturma izni, avukatın savunmasının alınmasına ve delillerin toplanmasına imkân verir. Kovuşturma izni ise dosyanın mahkeme önüne götürülmesini sağlar; Bakanlığın açıklamasına göre kovuşturma izni verilmesiyle şüpheli avukat sanık sıfatını kazanır. Dolayısıyla soruşturma izni alınmış olmasına rağmen kovuşturma izni alınmadan açılan davada da yargılama şartı eksiktir ve CMK m.223/8 uygulanır.

Uzlaştırma kapsamındaki suçlarda bile bu sıra değişmez. Uzlaştırma işlemleri savcılıkça tamamlanır; ancak dosyayı kapatan karar savcıya ait değildir, fezleke yine Bakanlığa gönderilir. Uzlaştırmanın işleyişi için uzlaştırma ve ön ödeme değerlendirme aracı sayfamız kullanılabilir.

İzinsiz Verilen Takipsizlik Kararı

Şikâyetçiler bakımından en sık karşılaşılan sorun, savcılığın izin usulünü işletmeden dosyayı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararla kapatmasıdır. Adalet Bakanlığının açıklaması bu konuda açıktır: suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı, Bakanlıktan izin almadan doğrudan soruşturma yapamaz, avukatın savunmasını alamaz ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veremez.

Bakanlığın izin vermeme kararına karşı açılacak iptal davası için soruşturma izni verilmemesine karşı iptal davası rehberimize bakılabilir. Bu durumda yapılacak iş, karara karşı süresinde itiraz etmek ve itiraz dilekçesinde kararın usule aykırılığını açıkça ileri sürmektir. Dilekçede istenecek şey, kararın kaldırılarak dosyanın 1136 sayılı Kanun m.58 uyarınca soruşturma izni istenmek üzere Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesidir. Yalnızca delil yetersizliğine itiraz edilmesi, usule ilişkin aykırılığı gündeme getirmez.

Şikâyet dilekçesinin baştan doğru kurulması bu sorunu büyük ölçüde önler. Talep bölümüne dosyanın izin için Bakanlığa gönderilmesi isteminin yazılması, savcılığı usule yönlendirir. Dilekçenin nasıl kurulacağı ve hazır şablon için avukat hakkında suç duyurusu dilekçesi örneği sayfamıza bakılabilir.

Durma Kararının Sonuçları ve İtiraz

Durma kararı verildiğinde dosya kapanmaz; yargılama, izin şartının gerçekleşmesine kadar bekler. Bu süre içinde dosya, izin isteminin sonuçlanması için ilgili makama gönderilir. İzin verildiğinde yargılamaya kaldığı yerden devam edilir; bu nedenle durma kararı, delillerin ve beyanların geçersiz hâle gelmesi sonucunu doğurmaz.

CMK m.223/8’in son cümlesi, karara karşı başvuru yolunu da göstermiştir: bu karara itiraz edilebilir. İtiraz usulü m.267 ve devamındaki genel hükümlere tabidir; süre, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır. Avukatlar bakımından m.60’taki özel itiraz mercii kuralı, tutuklama, salıverilme ve son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararları bakımından öngörülmüştür; durma kararı bakımından genel hükümler işler.

Koruma tedbirleri açısından da bir sonuç doğar. Durma kararıyla birlikte, uygulanmakta olan tedbirlerin devam edip etmeyeceği ayrıca değerlendirilir. Tutukluluk hâlinde, yargılama şartının gerçekleşmediği tespit edilmişken tedbirin sürdürülmesi ölçülülük bakımından tartışmaya açıktır ve bu husus tahliye talebinde ileri sürülebilir.

Kovuşturma Aşamasında Nitelendirme Değişirse

Nitelendirme, iddianamenin ya da son soruşturmanın açılması kararının içeriğiyle donmuş değildir. Yargılama sırasında fiilin niteliği değişebilir ve bu değişiklik usulü doğrudan etkiler. İki yönde de gerçekleşebilir.

Birinci ihtimal, kişisel suç sanılan fiilin görev suçu çıkmasıdır. Bu hâlde yargılama şartı eksiktir ve CMK m.223/8 uyarınca durma kararı verilmesi gerekir. Ayrıca görev bakımından da sonuç doğar: m.59/4 uyarınca avukatların görev suçlarına ilişkin duruşmalar suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır; asliye ceza mahkemesinde görülen dosya bakımından görevsizlik gündeme gelir.

İkinci ihtimal, görev suçu sanılan fiilin kişisel suç çıkmasıdır. Bu hâlde izin şartı aranmaz; dosya genel görev kurallarına göre görevli mahkemeye gönderilir. Her iki ihtimalde de savunmanın yapması gereken, değişikliği ilk duruşmada gündeme getirmek ve tutanağa geçirmektir. Ek savunma hakkı bakımından CMK m.226’daki kurallar ayrıca gözetilir.

Nitelendirme değişikliğinin sonuçları

DeğişiklikYargılama şartıGörevVerilecek karar
Kişisel suç sanılan fiil görev suçu çıktıEksikAğır ceza mahkemesiDurma; ardından görevsizlik
Görev suçu sanılan fiil kişisel suç çıktıAranmazGenel kurallara göreGörevsizlik
İzin verilmeyeceği kesinleştiGerçekleşmeyecekDüşme
Derhâl beraat hâli varTartışılmazBeraat
Fiil başka bir suça dönüştüYeniden değerlendirilirYeni nitelendirmeye göreDuruma göre karar

Baro Organlarındaki Görevden Doğan Fiiller

M.58/1’in ikinci bağlantı noktası uygulamada az karşılaşıldığı için sıkça gözden kaçar. Baro başkanı, yönetim kurulu, disiplin kurulu ve denetleme kurulu üyelerinin bu sıfatla yaptıkları işlemlerden doğan suç iddiaları da izne tabidir. M.62 de aynı kapsamı tekrarlar ve bu görevlerde görev ve yetkiyi kötüye kullanan avukatın TCK m.257 hükümlerine göre cezalandırılacağını belirtir.

Bu tür dosyalarda disiplin süreci bakımından ek bir kural işler. M.139/2’ye göre baro başkanı ile baro yönetim ve disiplin kurulu üyeleri, kendi haklarındaki kovuşturmalarla ilgili görüşme ve kararlara katılamaz. Bu durumda toplantı yeter sayısı sağlanamazsa eksikler yedeklerle, yedekler de yetmezse kurullara seçilme yeterliği bulunan avukatlar arasından ad çekmeyle tamamlanır.

Yetkili baro bakımından ise m.139/1 uygulanır: kovuşturmanın dayandığı şikâyet veya ihbarın yapıldığı yahut Cumhuriyet savcısının kovuşturma isteğinde bulunduğu ya da eylemin kendiliğinden haber alındığı tarihte avukat hangi baronun levhasında yazılıysa, disiplin kovuşturmasına karar verme ve kovuşturmayı yürütme yetkisi o baroya aittir.

Zamanaşımı: Durma Kimin Lehine?

İzin usulünün zamanaşımına etkisi TCK m.67/1’de düzenlenmiştir. Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izin veya karar alınmasına bağlı bulunduğu hâllerde, izin veya kararın alınmasına kadar dava zamanaşımı durur. Durma, sürenin sıfırlanması değildir: izin için başvurulduğu gün süre durur, izin verildiği gün kaldığı yerden işlemeye devam eder ve durmadan önce geçen süre sonraki süreye eklenir.

Avukatlar bakımından iki ayrı durma dönemi doğar: soruşturma izni istenmesinden verilmesine kadar geçen süre ile kovuşturma izni istenmesinden verilmesine kadar geçen süre. Bu iki dönem toplandığında, dosyanın toplam ömrü uzar; uygulamada dava zamanaşımının hesabında bu dönemlerin ayrı ayrı gösterilmesi gerekir.

Şikâyete bağlı suçlarda TCK m.73’teki altı aylık şikâyet süresi ise izin usulünden bağımsızdır. Şikâyetçinin, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde başvurmuş olması gerekir; bu süre izin beklenirken işlemeye devam etmez, çünkü şikâyet zaten yapılmış olur. Disiplin yönünden ise m.159 uygulanır: eylemin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmişse kovuşturma yapılamaz, dört buçuk yıl geçmişse ceza verilemez; eylem aynı zamanda suç oluşturuyor ve kanun daha uzun bir zamanaşımı öngörüyorsa o süre uygulanır.

Suçüstü ve 4483 Sayılı Kanunla İlişki

Ayrımın iki dış sınırı vardır. Birincisi m.61’deki suçüstü istisnasıdır: ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâlinde soruşturma, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılır. Bu hâlde fiil görev suçu olsa dahi izin aranmaz; ancak iki şart birlikte gerçekleşmelidir. Ayrıntı için avukat gözaltına alınabilir mi, tutuklanabilir mi rehberimize bakılabilir.

Diğer meslek gruplarının tabi olduğu usuller için özel soruşturma usulleri rehberi incelenebilir. İkincisi 4483 sayılı Kanunla kurulan ilişkidir. Bu Kanunun m.2’si, görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümlerini saklı tutmuştur. Avukatlık Kanunu m.58 ve m.59 böyle bir özel usuldür; dolayısıyla serbest avukatlar bakımından 4483 sayılı Kanun uygulanmaz.

Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan avukatlarda ise iki rejim aynı kişide buluşabilir. Genelge, bu avukatlar bakımından 4483 sayılı Kanun uyarınca yapılmış bir işlem bulunup bulunmadığının ilgili kurumdan sorulmasını ve alınacak cevabın inceleme evrakına eklenmesini öngörür. Belirleyici olan, isnat edilen fiilin avukatlık görevinden mi yoksa kurumdaki idari görevden mi doğduğudur. Memurlar bakımından işleyen usul için memurlar hakkında soruşturma izni (4483 sayılı Kanun) yazımıza bakılabilir.

Şikâyetçi İçin: Dilekçede Nitelendirme

Şikâyetçi, hukuki nitelendirme yapmak zorunda değildir; ancak fiilin görevle bağlantısını gösteren olguları anlatmak ve belgelemek durumundadır. Dilekçede bu bağlantıyı kuran üç unsur bulunmalıdır: vekâlet ilişkisinin varlığı ve tarihi, fiilin gerçekleştiği dosya veya işlem ve fiilin hangi görev icra edilirken gerçekleştiği.

Genelge, şikâyet konusu olayla ilgili vekâletnamenin onaylı örneğinin soruşturma evrakına eklenmesini aramaktadır. Vekâletname sunulmadığında savcılık fiili kişisel suç olarak değerlendirebilir; bu da yanlış usulle yürüyen ve sonunda durma kararıyla sonuçlanan bir dosya anlamına gelir. Karşı taraf sıfatıyla şikâyette bulunuluyorsa, avukatın o dosyadaki vekil sıfatını gösteren belge sunulmalıdır.

Talep bölümüne, ön inceleme tamamlandıktan sonra dosyanın soruşturma izni istenmek üzere Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi isteminin yazılması yerinde olur. Baroya disiplin şikâyetinin ayrıca yapılması da gerekir; üç yolun birlikte nasıl yürütüleceği için avukat hakkında şikâyet nasıl ve nereye yapılır rehberimiz incelenebilir.

Avukat İçin: Usul İtirazının Kurulması

Hakkında işlem yapılan avukat bakımından usul itirazı, esasa ilişkin savunmadan önce gelir. İtirazın kurulmasında izlenecek sıra şudur: fiilin hangi bağlantı noktasına girdiğinin gösterilmesi, dosyada izin bulunup bulunmadığının tespiti, izin yoksa CMK m.223/8 uyarınca durma kararı talep edilmesi.

İtirazın belgeyle desteklenmesi gerekir. Vekâletname, dosya suretleri, duruşma tutanağı ve baro sicil kaydı, fiilin görevle bağlantısını gösteren belgelerdir. Soruşturma izni alınmış ancak kovuşturma izni alınmamışsa, bu husus ayrıca vurgulanmalıdır; iki izin birbirinin yerine geçmez.

Savunmanın zamanlaması da önemlidir. Bakanlığın açıklamasına göre izin verilmeden avukatın savunması alınmaz; ancak 13 numaralı genelgeye göre avukat kendi isteğiyle açıklama yapmak veya yazılı belge sunmak isterse, açıklamaları “beyanda bulunan” sıfatıyla tutanağa kaydedilir ve ibraz ettiği belgeler alınır. Bu imkânın kullanılması, dosyanın izin aşamasına gelmeden kapanmasını sağlayabilir. Ceza sorumluluğunun unsurları için avukatın görevi kötüye kullanması (Av.K. m.62, TCK m.257) yazımıza bakılabilir.

Koruma Tedbirleri Bakımından Ayrımın Etkisi

Ayrım yalnızca izin ve görevli mahkemeyi değil, koruma tedbirlerini de etkiler. Görev suçlarında izin gelmeden soruşturma işlemi yapılamadığı için, ifade almaya yönelik yakalama gündeme gelmez; Bakanlığın açıklamasına göre izin verildikten sonra dahi avukat ihzaren getirtilemez ve hakkında yakalama kararı istenemez. Kişisel suçlarda ise CMK m.90, m.91 ve m.100 genel olarak uygulanır.

Buna karşılık büro ve konut araması bakımından ayrım farklı işler. M.58/1’in ikinci cümlesindeki güvence, fiilin niteliğine değil aranan yerin niteliğine bağlanmıştır: avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak, Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Bu güvence, kişisel suç isnadında da işler. Ayrıntı için avukat bürosunda ve konutunda arama ile elkoyma (CMK m.130) rehberimize bakılabilir.

Üst araması ise yine fiilin ağırlığına bağlanmıştır: m.58/1’in son cümlesine göre ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâli dışında avukatın üzeri aranamaz.

Aynı Olayda Birden Fazla Şüpheli

Şikâyetlerin önemli bir bölümünde avukatla birlikte başka kişiler de şüpheli gösterilir: büro çalışanı, müvekkil, karşı taraf ya da bir üçüncü kişi. Bu hâlde tek bir dosyada iki farklı usul işleyemez. Adalet Bakanlığının 13 numaralı genelgesi bu durumu düzenlemiştir: avukatla birlikte şikâyet olunan kişiler hakkındaki evrak ayrılarak, tabi olduğu usule göre soruşturma yürütülür.

Ayırma işlemi yapılmadığında iki sonuç doğar. Birincisi, avukat hakkındaki dosya izin beklerken diğer şüpheliler hakkındaki soruşturma da gecikir. İkincisi, avukat hakkında izin alınmadan yürütülen işlemler usule aykırı hâle gelir. Bu nedenle şikâyet dilekçesinde her şüphelinin sıfatı ve fiili ayrı ayrı gösterilmeli; savunmada ise evrakın ayrılması talep edilmelidir.

İştirak hâlinde işlenen fiillerde de aynı ilke geçerlidir. Avukatın iştirak ettiği ileri sürülen bir fiil, onun bakımından görev suçu niteliğindeyse izin usulü işler; diğer şüpheliler bakımından ise genel hükümler uygulanır. Dosyaların ayrı yürümesi, sonradan birleştirme ihtimalini ortadan kaldırmaz.

Şikâyet Edilen Fiil Hem Suç Hem Disiplin İhlali İse

Aynı fiil çoğu zaman iki ayrı sorumluluk doğurur ve bu iki süreç farklı eşiklere sahiptir. Ceza sorumluluğu kast ve çoğu suç tipinde somut zarar arar; disiplin sorumluluğu ise mesleki yükümlülüğün ihlaliyle doğar. Bu nedenle ceza dosyasında izin verilmemesi, disiplin dosyasını kendiliğinden kapatmaz.

İki sürecin kesişme noktası m.140’tır. Avukat hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmaz; ancak aynı eylemden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmışsa disiplin kovuşturması davanın sonuna kadar bekletilir. Bu hâlde yönetim kurulunun isteği üzerine disiplin kurulu, avukatın işten yasaklanmasına yer olup olmadığı hakkında m.153 ve m.154 uyarınca karar vermek zorundadır.

Beraat ve mahkûmiyetin disiplin dosyasına etkisi de kanunda gösterilmiştir. Eylemin işlenmemiş veya sanık tarafından yapılmamış olması sebebiyle verilen beraat dışında, beraatle sonuçlanan davanın konusuna giren eylemlerden dolayı disiplin kovuşturması, o eylemin ceza kanunları hükümlerinden ayrı olarak başlı başına disiplin kovuşturmasını gerektirir nitelikte olmasına bağlıdır. Mahkûmiyetle sonuçlanan davalarda ise baro yönetim kurulları ayrıca disiplin kovuşturması açmak zorundadır.

Kanun Yolları Bakımından Ayrımın Sonucu

Görev suçu niteliğinin bir sonucu da kanun yollarında ortaya çıkar. Avukatlık Kanununa 11.07.2020 tarihli ve 7249 sayılı Kanunun 10. maddesiyle eklenen fıkraya göre avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında CMK m.286/2 uygulanmaz.

CMK m.286/2, bölge adliye mahkemesi kararlarından temyiz edilemeyecek olanları sayan hükümdür. Bu hükmün uygulanmaması, görev suçlarından verilen istinaf kararlarının ceza miktarına bakılmaksızın temyiz incelemesine açık olduğu anlamına gelir. Aynı fiil kişisel suç olarak nitelendirildiğinde ise genel sınırlamalar işler.

Bu fark, nitelendirme tartışmasının yalnızca ilk derecede değil kanun yolu aşamasında da önem taşıdığını gösterir. Kanun yollarının genel işleyişi için Yargılama Usulü Rehberi sayfamıza bakılabilir.

Kontrol Listesi: Dosyanın Usulü Doğru mu?

  1. Hakkında işlem yapılan kişinin sıfatı barodan sorulmuş mu? Avukat, stajyer, dava vekili veya dava takipçisi mi?
  2. Fiil tarihinde hangi baroya kayıtlı olduğu tespit edilmiş mi?
  3. Şikâyet konusu olayla ilgili vekâletnamenin onaylı örneği dosyada var mı?
  4. Fiil m.58/1’deki üç bağlantı noktasından hangisine giriyor?
  5. Ön inceleme kolluğa bırakılmadan bizzat savcı tarafından mı yapılmış?
  6. İzinden önce avukatın şüpheli sıfatıyla ifadesi alınmış mı?
  7. Fezlekede savcının izin konusundaki görüşü açıkça yazılmış mı?
  8. Soruşturma izni var mı? Kovuşturma izni ayrıca alınmış mı?
  9. Dava, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde mi görülüyor?
  10. Kamu kurumunda görevli avukat ise 4483 sayılı Kanun kapsamında bir işlem bulunup bulunmadığı kurumdan sorulmuş mu?
  11. Zamanaşımı hesabında iki ayrı durma dönemi dikkate alınmış mı?

Süre ve Merci Tablosu

Ayrımın işlediği aşamalar, süreler ve merciler

İşlemSüreMerciDayanak
Şikâyete bağlı suçta şikâyetFiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ayCumhuriyet başsavcılığıTCK m.73
Ön inceleme ve fezlekeSüreye bağlı değildirSuç yeri Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendirdiği savcıAv.K. m.58/1; 13 numaralı Genelge
Soruşturma izniSüreye bağlı değildirAdalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel MüdürlüğüAv.K. m.58/1
Kovuşturma izniSüreye bağlı değildirAdalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel MüdürlüğüAv.K. m.59/1
Kovuşturma izninden sonra iddianameBeş günEn yakın ağır ceza mahkemesi Cumhuriyet savcılığıAv.K. m.59/2
Durma kararına itirazİki haftaCMK m.268’deki merciCMK m.223/8, m.267-268
Son soruşturmanın açılmasına yer olmadığı kararına itirazİki haftaEn yakın ağır ceza mahkemesi (suç yeri hariç)Av.K. m.60
İzin kararına karşı iptal davasıTebliğden itibaren altmış günAnkara idare mahkemesiİYUK m.7
Zamanaşımının durmasıİzin alınıncaya kadarTCK m.67/1
Disiplin kovuşturması zamanaşımıEylemden itibaren üç yıl; ceza dört buçuk yılBaro disiplin kuruluAv.K. m.159

Sık Yapılan Hatalar

  • Fiilin görevle bağlantısının yalnızca içerik üzerinden değerlendirilmesi; oysa m.58/1 “görev sırasında” işlenen suçları da kapsar.
  • Sıfatın barodan sorulmaması; stajyer, dava vekili veya büro personeli bakımından farklı usul işlediğinin gözden kaçırılması.
  • Soruşturma izninin kovuşturma izni yerine geçtiğinin sanılması.
  • İzinsiz verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararına yalnızca delil yetersizliği yönünden itiraz edilmesi; usul aykırılığının ileri sürülmemesi.
  • Şikâyet dilekçesine vekâletname eklenmemesi ve görevle bağlantının belgelenmemesi.
  • Görev suçu olduğu hâlde asliye ceza mahkemesinde yargılama yapılması; m.59/4 uyarınca görevli mahkemenin suç yeri ağır ceza mahkemesi olduğunun gözetilmemesi.
  • Durma kararı ile düşme kararının karıştırılması; şart henüz gerçekleşmemişken düşme kararı verilmesi.
  • Derhâl beraat verilebilecek hâllerde durma kararı verilmesi; CMK m.223/9’un gözden kaçırılması.
  • Zamanaşımı hesabında iki ayrı durma döneminin dikkate alınmaması.
  • Disiplin yolunun ihmal edilmesi; m.159’daki üç yıllık sürenin kaçırılması.

Sıkça Sorulan Sorular

Avukatın hangi suçları izne tabidir?

Avukatlık Kanunu m.58/1’e göre avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine yapılır. Bu üç bağlantıdan birinin bulunması yeterlidir.

Kişisel suç ne demektir?

Avukatlık görevinden, baro organlarındaki görevden doğmayan ve görev sırasında işlenmeyen fiiller kişisel suçtur. Adalet Bakanlığının açıklamasında da belirtildiği üzere avukatlar şahsi suçları bakımından genel hükümlere tabidir; bu hâllerde izin aranmaz.

Görev sırasında işlenen her suç izne tabi midir?

Kanun, görevden doğma ile görev sırasında işlenmeyi ayrı ayrı saymış ve ikisini de izne bağlamıştır. Bu nedenle fiilin avukatlık faaliyetiyle içerik bağının bulunmaması tek başına izin şartını ortadan kaldırmaz; değerlendirmede fiilin yürütülen işle bağlantısı ve avukatın o anda hangi sıfatla bulunduğu gözetilir.

İzin alınmadan dava açılırsa ne olur?

CMK m.223/8’e göre soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir ve bu karara itiraz edilebilir. Şartın gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa davanın düşmesine karar verilir.

Durma kararı ile düşme kararı arasındaki fark nedir?

Durma kararı davayı sona erdirmez; yargılamayı şartın gerçekleşmesine kadar bekletir ve izin alındığında dosya kaldığı yerden yürür. Düşme kararı ise şartın artık gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hâlinde verilir ve davayı sona erdirir.

Her hâlde durma kararı mı verilir?

Hayır. CMK m.223/9’a göre derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez. Yüklenen fiil kanunda suç olarak tanımlanmamışsa ya da sanık tarafından işlenmediği sabitse beraat kararı verilir.

Soruşturma izni alındıysa kovuşturma izni gerekmez mi?

Gerekir. Avukatlık Kanunu iki ayrı izin öngörmüştür: m.58/1 soruşturma, m.59/1 kovuşturma iznini düzenler. Soruşturma izninin alınmış olması kovuşturma izninin yerine geçmez; ikisi ayrı ayrı alınır.

Savcılık izin almadan takipsizlik kararı verebilir mi?

Adalet Bakanlığının açıklamasına göre suç yeri Cumhuriyet savcısı, izin almadan doğrudan soruşturma yapamaz, avukatın savunmasını alamaz ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veremez. Böyle bir kararla karşılaşıldığında, itiraz dilekçesinde dosyanın izin için Bakanlığa gönderilmesi talep edilmelidir.

İzin süreci zamanaşımını etkiler mi?

TCK m.67/1 uyarınca soruşturma ve kovuşturma yapılmasının izin veya karar alınmasına bağlı olduğu hâllerde, izin veya kararın alınmasına kadar dava zamanaşımı durur. Avukatlar bakımından soruşturma izni ve kovuşturma izni süreçleri iki ayrı durma dönemi oluşturur.

Görev suçunda hangi mahkeme yargılama yapar?

Avukatlık Kanunu m.59/4’e göre haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmaları, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılır. Suçun genel kurallara göre asliye ceza mahkemesinin görevine girmesi bu sonucu değiştirmez.

Kamu kurumunda çalışan avukatta hangi usul uygulanır?

Belirleyici olan, isnat edilen fiilin avukatlık görevinden mi yoksa kurumdaki idari görevden mi doğduğudur. 4483 sayılı Kanun m.2, görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümlerini saklı tutmuştur; 13 numaralı genelge de kurumdan bilgi istenmesini öngörür.

Suçüstü hâlinde izin aranır mı?

Avukatlık Kanunu m.61’e göre ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâlinde soruşturma, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılır. Bu istisnanın uygulanması için iki şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik Ceza Hukuku alanındadır.

Ceza Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk