18 Eylül 2026

Avukat Gözaltına Alınabilir mi, Tutuklanabilir mi? 2026: Üst Araması Yasağı (Av.K. m.58/1), Suçüstü Hâli (m.61), Adalet Bakanlığı İzni, CMK m.91 Gözaltı Süreleri, CMK m.100 Tutuklama Şartları, m.60 İtiraz Mercii ve Tutuklanan Avukatın Dosyaları (m.42)

Avukatların gözaltına alınamayacağı ya da tutuklanamayacağı yönünde genel bir kural yoktur; ancak uygulanacak usul, fiilin niteliğine göre değişir. Fiil avukatlık görevinden doğuyor veya görev sırasında işlenmişse, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.58/1 uyarınca soruşturma ancak Adalet Bakanlığının izni üzerine yapılabilir; Adalet Bakanlığının açıklamasına göre savcı, izin gelmeden avukatın savunmasını alamaz, onu ihzaren getirtemez ve mahkemeden yakalama kararı isteyemez. Kişisel suçlarda ise avukat genel hükümlere tabidir ve Ceza Muhakemesi Kanunu m.90, m.91 ile m.100 uygulanır. Üst araması bakımından m.58/1 açık bir sınır çizer: ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâli dışında avukatın üzeri aranamaz. M.58/2 ise duruşmanın inzibatına ilişkin hükümlere göre avukatların tutuklanamayacağını, haklarında disiplin hapsi veya para cezası verilemeyeceğini belirtir. Bu rehber; yakalama, gözaltı, tutuklama ve adli kontrol tedbirlerinin avukatlar bakımından nasıl uygulandığını, suçüstü istisnasını, tutuklanan avukatın dosyalarının akıbetini ve itiraz yollarını kanun maddeleri üzerinden anlatır.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Gözaltı ve tutuklamada ilk saatler belirleyicidir

Fiilin görev suçu mu kişisel suç mu olduğu, izin usulünün işletilip işletilmediği ve sürelerin denetimi dosyanın seyrini değiştirir. Hukukçular Evi uzman kadrosuyla yanınızda. Telefon: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Doğru Soru: Görev Suçu mu, Kişisel Suç mu?

Bütün değerlendirme tek bir ayrımla başlar. Avukatlık Kanunu m.58/1’e göre avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün açıklamasında da belirtildiği üzere, avukatlar şahsi suçları bakımından genel hükümlere tabidir.

Bu ayrımın koruma tedbirlerine etkisi doğrudandır. Görev suçlarında izin gelmeden soruşturma işlemi yapılamadığı için, yakalama ve gözaltı da kural olarak gündeme gelmez. Kişisel suçlarda ise avukatın diğer kişilerden farkı yoktur; yakalama, gözaltı ve tutuklama genel hükümlere göre uygulanır. Üçüncü bir ihtimal, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçta suçüstü hâlidir; bu hâl m.61’de ayrıca düzenlenmiştir.

Fiilin niteliğine göre uygulanacak usul

Durumİzin gerekir mi?Yakalama ve gözaltıDayanak
Avukatlık görevinden doğan suçEvet, Adalet Bakanlığı izniİzin gelmeden soruşturma işlemi yapılamazAv.K. m.58/1
Görev sırasında işlenen suçEvet, Adalet Bakanlığı izniİzin gelmeden soruşturma işlemi yapılamazAv.K. m.58/1
Baro organlarındaki görevden doğan suçEvet, Adalet Bakanlığı izniİzin gelmeden soruşturma işlemi yapılamazAv.K. m.58/1
Kişisel suçHayırGenel hükümlere göre uygulanırCMK m.90, m.91, m.100
Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçta suçüstüHayırSoruşturma bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılırAv.K. m.61
Duruşmanın inzibatına ilişkin hükümlerAvukatlar tutuklanamaz; disiplin hapsi veya para cezası verilemezAv.K. m.58/2

Görev suçu ile kişisel suç ayrımının ölçütleri ve örnekleri için avukatlar hakkında soruşturma usulü (Av.K. m.58-61) rehberimize bakılabilir.

Görev Suçlarında İzin Gelmeden Ne Yapılamaz?

İzin usulünün pratik sonucu, soruşturma işlemlerinin sırasının değişmesidir. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün açıklamasına göre suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı, Bakanlıktan izin almadan doğrudan soruşturma yapamaz, avukatın savunmasını alamaz ve kovuşturmaya yer olmadığına dair karar veremez. Savcının bu aşamada yapabileceği iş, ön incelemeyi bizzat yapıp delilleri toplamak ve izin verilip verilmemesi yönündeki kanaatini içeren fezlekeyi Bakanlığa göndermektir.

İzin verildikten sonra da bir sınır devam eder. Bakanlığın açıklamasına göre Cumhuriyet savcısı, avukatın savunmasını almak için izin yazısının örneğini Tebligat Kanunu uyarınca tebliğ edip davetiye ile çağırır; savunmasını yapması için avukatı ihzaren getirtemez ve mahkemeden yakalama kararı talep edemez. Usulüne uygun tebligata rağmen süresinde savunma yapılmazsa evrak bekletilmez, Bakanlığa gönderilir.

Bu iki kural birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şudur: görev suçlarında avukatın ifadeye zorla getirilmesi ya da bu amaçla yakalama kararı çıkarılması öngörülmemiştir. Koruma tedbirlerinden delil elde etmeye yönelik olanlar, örneğin arama ve elkoyma, kendi şartları çerçevesinde ayrıca değerlendirilir; büro ve konut araması için avukat bürosunda ve konutunda arama ile elkoyma rehberimize bakılabilir.

Görev suçu iddiasıyla kolluk tarafından çağrılan avukat bakımından ilk kontrol noktası, dosyada Adalet Bakanlığının vermiş olduğu bir soruşturma izninin bulunup bulunmadığıdır. İzin yoksa ve işlem şüpheli sıfatıyla ifade almaya yönelikse, bu husus tutanağa yazdırılmalı; 13 numaralı genelgeye göre avukat, kendi isteğiyle açıklama yapmak isterse beyanları “beyanda bulunan” sıfatıyla kaydedilir.

Kişisel Suçlarda Yakalama ve Gözaltı

Fiilin görevle bağlantısı yoksa avukat, genel hükümlere tabidir. Yakalama CMK m.90’da, gözaltı ise m.91’de düzenlenmiştir. M.91/1’e göre yakalanan kişi Cumhuriyet savcılığınca bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilebilir. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; bu zorunlu süre ise on iki saatten fazla olamaz.

M.91/2 gözaltına almayı iki şarta bağlar: tedbirin soruşturma yönünden zorunlu olması ve kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin varlığı. M.91/3’e göre toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle Cumhuriyet savcısı, gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir; uzatma emri gözaltına alınana derhâl tebliğ edilir.

Gözaltı sürelerinin çerçevesi

KonuSüre veya şartDayanak
Gözaltı süresiYakalama anından itibaren yirmi dört saatCMK m.91/1
Hâkim veya mahkemeye gönderme için zorunlu süreOn iki saatten fazla olamazCMK m.91/1
Gözaltının şartlarıSoruşturma yönünden zorunluluk ve somut delilCMK m.91/2
Toplu suçlarda uzatmaHer defasında bir günü geçmemek üzere üç günCMK m.91/3
Uzatma emrinin tebliğiGözaltına alınana derhâl tebliğ edilirCMK m.91/3
Aynı nedenle yeniden yakalamaYeni ve yeterli delil ile savcı kararı olmadıkça yapılamazCMK m.91/6
Süre sonundaBırakılmazsa sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir; sorguda müdafi de hazır bulunurCMK m.91/7

Gözaltı işlemine karşı başvuru yolu da kanunda gösterilmiştir: yakalama, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin işlemlere karşı sulh ceza hâkimliğine başvurulabilir. Bu başvuru, tedbirin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin denetlenmesini sağlar.

Suçüstü İstisnası: m.61 ve İki Şart

Avukatlık Kanunu m.61, izin usulünün tek kanuni istisnasını düzenler. 5728 sayılı Kanunla değiştirilen hükme göre ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâlinde soruşturma, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılır. İki şart birlikte aranır ve biri eksikse istisna uygulanmaz.

Birinci şart, suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmesidir. Bu alan 5235 sayılı Kanun m.12’de belirlenmiştir ve ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarla maddede sayılan suçları kapsar. İkinci şart suçüstü hâlidir. CMK m.2/1-j suçüstünü; işlenmekte olan suç, henüz işlenmiş olan fiil, fiilin işlenmesinden hemen sonra takip edilerek yakalanan kişinin işlediği suç ile fiilin pek az önce işlendiğini gösteren eşya veya delille yakalanan kimsenin işlediği suç olarak tanımlar.

Maddenin başlığı 5728 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce “ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli” idi; bugünkü metin ölçütü mahkemenin görev alanına bağlamıştır. İstisnanın uygulandığı hâllerde dahi kanun, soruşturmanın kolluğa bırakılmasına izin vermez: soruşturma bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülür.

Üst Araması: m.58/1’in Son Cümlesi

Avukatlık Kanunu m.58/1’in son cümlesi açıktır: ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâli dışında avukatın üzeri aranamaz. Ölçüt, m.61’dekiyle aynıdır; yani üst araması için de hem suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmesi hem de suçüstü hâlinin bulunması gerekir.

Bu hüküm, genel arama rejiminden ayrılır. Kaba üst araması ve detaylı arama bakımından genel çerçeve için kaba üst araması ve detaylı arama sınırı yazımıza bakılabilir; avukatlar bakımından ise m.58/1 özel bir sınır getirmiştir. Üst aramasının yapıldığı hâllerde, iki şartın birlikte gerçekleşip gerçekleşmediği tutanak üzerinden denetlenir: hangi suçtan dolayı arandığı ve suçüstü hâlinin hangi olguya dayandırıldığı.

Büro ve konut araması ise ayrı bir rejime tabidir. M.58/1’in ikinci cümlesine göre avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak, Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Bu konudaki ayrıntı için avukat bürosunda ve konutunda arama ile elkoyma (CMK m.130) rehberimiz incelenebilir.

Tutuklama: Şartlar ve Ölçülülük

Tutuklamanın genel şartları CMK m.100’dedir. Birinci fıkraya göre kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir; işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemez.

İkinci fıkra, tutuklama nedeninin var sayılabileceği hâlleri gösterir: şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması ya da kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular bulunması; davranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme ile tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturması. Üçüncü fıkrada ise, işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı hâlinde tutuklama nedeninin var sayılabileceği suçlar sayılmıştır.

Avukatlar bakımından bu genel rejime iki özel kural eklenir. Birincisi m.58/2’dir: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanununun duruşmanın inzibatına ilişkin hükümleri saklıdır; şu kadar ki bu hükümlere göre avukatlar tutuklanamayacağı gibi haklarında disiplin hapsi veya para cezası da verilemez. Yani duruşma düzenini bozma gerekçesiyle avukat hakkında bu tedbirlere başvurulamaz. İkincisi m.60’tır: m.59’da yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye yahut son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına dair kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı veya sanık tarafından genel hükümler uyarınca itiraz olunabilir; bu itiraz, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, itiraz edilen kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir.

Tutuklamada aranan unsurlar ve avukatlara özgü kurallar

KonuİçerikDayanak
Kuvvetli suç şüphesiSomut delillere dayanması gerekirCMK m.100/1
Tutuklama nedeniKaçma şüphesi veya delil karartma ya da baskı girişimiCMK m.100/2
Katalog suçlarSomut delillere dayanan kuvvetli şüphede tutuklama nedeni var sayılabilirCMK m.100/3
Ölçülülükİşin önemi ve beklenen ceza ile ölçülü olmalıCMK m.100/1
Duruşma inzibatıAvukatlar bu hükümlere göre tutuklanamazAv.K. m.58/2
Disiplin hapsi ve para cezasıDuruşma inzibatı hükümlerine göre verilemezAv.K. m.58/2
İtiraz merciiEn yakın ağır ceza mahkemesi (suç yeri hariç)Av.K. m.60
Adli kontrolTutuklama yerine uygulanabilirCMK m.109

Adli Kontrol: Tutuklamanın Alternatifi

Tutuklama son çaredir; CMK m.109, tutuklama yerine adli kontrol kararı verilmesine imkân tanır. Adli kontrol yükümlülükleri arasında yurt dışına çıkamamak, belirlenen yerlere başvurmak, belirli yerlere gitmemek, güvence göstermek ve konutu terk etmemek gibi tedbirler bulunur. Ölçülülük ilkesi gereği, daha hafif bir tedbirle amaca ulaşılabiliyorsa tutuklamaya başvurulmaması gerekir.

Avukatlar bakımından adli kontrolün pratik önemi büyüktür; çünkü tutukluluk, dosyaların takibini fiilen imkânsız hâle getirir ve müvekkiller bakımından hak kaybı riski doğurur. Savunmada bu yön, ölçülülük tartışmasının bir parçası olarak ileri sürülebilir. Koruma tedbirlerinin genel çerçevesi için tutuklama ve adli kontrol kararı verildiğinde koruma tedbirleri yazımıza bakılabilir.

Tutuklama kararına itiraz usulü için tutuklama kararına itiraz (CMK m.101) ve dilekçe örneği için tutuklamaya itiraz ve tahliye talebi dilekçesi örneği sayfalarımız kullanılabilir. İtiraz süresi, 7499 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır.

Gözaltında Avukatın Hakları

Gözaltına alınan avukat, meslektaşı olduğu için değil şüpheli sıfatını taşıdığı için CMK’daki bütün güvencelerden yararlanır. Bunların başında müdafi yardımından yararlanma hakkı gelir; CMK m.91/7’ye göre gözaltına alınan kişi bırakılmazsa en geç süre sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir ve sorguda müdafi de hazır bulunur.

Şüpheli sıfatıyla ifade veren avukatın kendi dosyasında müdafi ile görüşme hakkı da saklıdır. Kendi savunmasını bizzat yapabileceği gibi, bir meslektaşını müdafi olarak görevlendirebilir. Uygulamada tercih edilen yol, dosyanın başka bir meslektaş tarafından takip edilmesidir; çünkü şüpheli sıfatı ile müdafi sıfatı aynı kişide birleştiğinde savunmanın serinkanlılığı zorlanır.

Baroya haber verilmesi de ihmal edilmemelidir. Avukatlık Kanunu m.95/4’e göre baro yönetim kurulunun başlıca görevleri arasında, mesleğe ve meslek mensuplarına yönelik hak ihlâllerine karşı avukatlık mesleğini ve meslektaşlarını savunmak, bu konularda her türlü yasal ve idarî girişimde bulunmak da sayılmıştır. Baro, tedbirin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediğini izleyebilir ve gerekli girişimlerde bulunabilir.

Tutuklanan Avukatın Dosyaları Ne Olur?

Bir avukatın özgürlüğünün kısıtlanması, yalnızca kendisini değil müvekkillerini de etkiler. Kanun bu ihtimali öngörmüş ve m.42’de bir düzenleme yapmıştır. Hükme göre bir avukatın ölümü veya meslekten yahut işten çıkarılması veya işten yasaklanması yahut geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hâllerinde, avukatın kayıtlı olduğu baro başkanı, ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartıyla, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için kendi barosuna kayıtlı bir avukatı görevlendirir ve dosyaları kendisine devir ve teslim eder. Baro başkanı ayrıca durumu mahkemelere ve gerekli göreceği yerlere bildirir; bu hükümler avukatlık ortaklığı hakkında da kıyasen uygulanır.

Sürelerin korunması bakımından maddenin ikinci fıkrası belirleyicidir: bu işlere ait kanuni süreler, dosyaların devir ve teslimine kadar işlemez; şu kadar ki bu süre üç ayı geçemez. Görevlendirilen avukat haklı sebepler göstererek görevi reddedebilir; ret sebeplerinin yerinde olup olmadığına baro yönetim kurulu karar verir. Vekâlet görevi, temsil edilen avukatın talimatına bağlı olmaksızın bu görevi yapan avukatın sorumluluğu altında yürür ve yapılan işlerin ücretini kendisine vekâlet olunan avukat öder; anlaşmazlık hâlinde ücretin miktarını baro yönetim kurulu belirler.

Tutukluluk hâlinde yapılacak ilk iş, dosyaların akıbetinin güvence altına alınmasıdır. M.42 uyarınca baro başkanından avukat görevlendirilmesi istenmeli; süre işlemezliğinin üç ayla sınırlı olduğu gözetilerek devir ve teslim işlemi geciktirilmemelidir. Aksi hâlde müvekkillerin süre kaybı, avukat bakımından ayrıca tazminat ve disiplin sorumluluğu doğurabilir.

Tutukluluk ve İşten Yasaklanma İlişkisi

Sık karıştırılan iki kurum vardır: tutukluluk bir koruma tedbiridir, işten yasaklanma ise disiplin sürecine ait bir tedbirdir. M.153’e göre hakkında meslekten çıkarma cezasını gerektirebilecek mahiyette bir işten dolayı kovuşturma yapılmakta olan avukat, disiplin kurulu kararıyla tedbir mahiyetinde işten yasaklanabilir. Karar verilmeden önce ilgilinin dinlenmiş veya dinlenmek üzere çağrılmış olup da belirtilen günde gelmemiş olması şarttır; baroya bildirdiği büro adresine tebligat yapılamayan avukatın ayrıca çağrılması ve dinlenmesi zorunlu değildir.

M.154, işten yasaklanmanın zorunlu olduğu hâlleri sayar. Maddede yer alan “tutuklama müzekkeresi çıkarılan” ibaresi, 02.05.2001 tarihli ve 4667 sayılı Kanunun 72. maddesiyle kaldırılmıştır. Dolayısıyla hakkında tutuklama kararı verilmiş olması, tek başına zorunlu işten yasaklanma sebebi değildir. Aynı maddede yer alan bir başka cümle ise Anayasa Mahkemesinin 01.03.1985 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.

M.155’e göre işten yasaklanmış olanlar bu tarihten itibaren avukatlığa ait yetkileri hiçbir şekilde kullanamaz; bu hüküm avukatın eşi ile reşit olmayan çocuklarına ait işlerde uygulanmaz. Mahkemeler ve resmî daireler işten yasaklanan avukatları kabul etmekle görevli değildir. M.156’ya göre işten yasaklanma kararı, kovuşturmanın durdurulmuş veya avukatlığa engel olmayan bir ceza verilmiş olması hâllerinde kendiliğinden kalkar. M.158 uyarınca da işten yasaklanan avukata süreli olarak işten çıkarma cezası verilmesi hâlinde işten yasaklandığı süre cezadan mahsup edilir.

Tutukluluk ile işten yasaklanmanın karşılaştırması

ÖlçütTutuklulukİşten yasaklanma
NiteliğiCeza muhakemesi koruma tedbiriDisiplin sürecine ait tedbir
Karar verenHâkim veya mahkemeBaro disiplin kurulu
ŞartıKuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeniMeslekten çıkarmayı gerektirebilecek bir işten kovuşturma
Ön şartSorguİlgilinin dinlenmiş ya da çağrılmış olması
İtirazİki hafta içinde; avukatlarda en yakın ağır ceza mahkemesiTBB Disiplin Kuruluna; uygulamayı durdurmaz, bir ay içinde karara bağlanır
SonucuÖzgürlüğün kısıtlanmasıAvukatlık yetkilerinin kullanılamaması
DayanakCMK m.100, m.101; Av.K. m.60Av.K. m.153-156, m.158

Baroya Bildirim ve Disiplin Süreciyle İlişki

Ceza süreci ile disiplin süreci arasındaki bağ m.140’ta kurulmuştur. Avukat hakkında başlamış olan ceza kovuşturması, disiplin işlem ve kararlarının uygulanmasına engel olmaz; ancak aynı eylemden dolayı ceza mahkemesinde dava açılmışsa disiplin kovuşturması davanın sonuna kadar bekletilir. Bu hâlde yönetim kurulunun isteği üzerine disiplin kurulu, avukatın işten yasaklanmasına yer olup olmadığı hakkında m.153 ve m.154 uyarınca karar vermek zorundadır.

Bildirim yükümlülüğü 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 4. maddesiyle genişletilmiştir. M.59/4’ün değişik cümlesine göre, haklarında son soruşturmanın açılmasına karar verilen avukatların duruşmalarının suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesinde yapılacağı durumu ve yargılama aşamalarında verilen nihai kararlar, avukatın kayıtlı olduğu baroya bildirilir. Eski metin yalnızca “durumun” bildirilmesini öngörüyordu.

Disiplin süreci, itiraz süreleri ve kesinleşme rejimi için avukat hakkında şikâyet nasıl ve nereye yapılır rehberimize; ceza sorumluluğunun unsurları için avukatın görevi kötüye kullanması (Av.K. m.62, TCK m.257) yazımıza bakılabilir.

Hukuka Aykırı Tedbir ve Tazminat

Koruma tedbirleri nedeniyle uğranılan zararların karşılanması CMK m.141 ve devamında düzenlenmiştir. Kanunda sayılan hâllerde, örneğin kanuni şartları gerçekleşmeden yakalanan veya tutuklanan kişiler ile kanuna uygun olarak yakalandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayanlar bakımından devletten tazminat istenebilir. Talebin mercii ve süresi bakımından m.142’deki kurallar uygulanır.

Avukatlar bakımından bu yola başvururken iki başlık ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Birincisi tedbirin kendi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğidir: kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni ve ölçülülük. İkincisi izin usulüne uyulup uyulmadığıdır; görev suçu olduğu hâlde izin alınmadan yürütülen bir soruşturmada uygulanan tedbir bakımından bu husus ayrıca ileri sürülebilir.

Usule aykırılığın muhakemedeki sonucu ise CMK m.223/8’dedir: soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir. Şartın gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa davanın düşmesine karar verilir.

Yakalama: Hangi Hâllerde Mümkündür?

Gözaltından önceki aşama yakalamadır ve CMK m.90’da düzenlenmiştir. Hükme göre suçüstü hâlinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, kişinin bir suçu işlediği şüphesini gösteren somut delillerin bulunması ve Cumhuriyet savcısına veya âmirlerine derhâl başvurma imkânının bulunmaması hâlinde kolluk görevlileri yakalama yetkisini kullanabilir. Ayrıca herkes tarafından geçici olarak yakalama yapılabilecek hâller de maddede gösterilmiştir.

Avukatlar bakımından bu hükmün uygulanmasında ilk bakılacak nokta, yine fiilin niteliğidir. Görev suçlarında izin gelmeden soruşturma işlemi yapılamadığı için, ifade almaya yönelik bir yakalama gündeme gelmez; Bakanlığın açıklamasına göre izin verildikten sonra dahi avukat ihzaren getirtilemez ve hakkında yakalama kararı istenemez. Kişisel suçlarda ise m.90 genel olarak uygulanır.

Yakalanan kişinin yakınlarına bilgi verilmesi de kanuni bir yükümlülüktür. Yakalama işlemi ve gözaltına alınma, şüphelinin belirlediği bir yakınına Cumhuriyet savcısının emriyle gecikmeksizin bildirilir. Avukatlar bakımından bu bildirimin yanında baroya da haber verilmesinin istenmesi yerinde olur; talebin tutanağa geçirilmesi, sonraki aşamada kayıt oluşturur.

Kolluğun Yetkisinin Sınırı: Genelgedeki Kural

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01.01.2006 tarihli ve 13 numaralı genelgesi, avukatlar hakkındaki işlemlerde kolluğun konumunu açıkça belirlemiştir. Genelgeye göre avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlarından dolayı yapılacak inceleme ve soruşturmalar, kolluk makam ve memurlarına bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı ya da bu konuda görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır.

Bu kural, kolluğun avukat hakkında hiçbir işlem yapamayacağı anlamına gelmez; suçüstü hâllerinde ve kişisel suçlarda genel hükümler işler. Kuralın anlamı, görev suçlarına ilişkin inceleme ve soruşturmanın yürütücüsünün savcı olmasıdır. Uygulamada karşılaşılan sorun, görev suçu niteliğindeki bir iddianın kolluk tarafından doğrudan soruşturulmasıdır; böyle bir durumda işlemin genelgeye ve m.58/1’e aykırılığı tutanağa yazdırılmalıdır.

Genelge ayrıca hakkında inceleme yapılan kişinin avukat, stajyer, dava takipçisi veya dava vekili olup olmadığının ilgili barodan sorularak açıklığa kavuşturulmasını ve fiil tarihinde hangi baroya kayıtlı olduğunun tespit edilmesini öngörür. Sıfat belirlenmeden işletilen bir usul, sonradan durma kararına yol açabilir.

Sorgu ve Sevk Aşaması

Gözaltı süresi dolduğunda ya da savcılık gerekli gördüğünde şüpheli, sulh ceza hâkimliğine sevk edilir. CMK m.91/7’ye göre gözaltına alınan kişi bırakılmazsa en geç bu süreler sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılıp sorguya çekilir ve sorguda müdafi de hazır bulunur.

Sorgu aşamasında savunmanın odaklanacağı başlıklar bellidir: kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunup bulunmadığı, tutuklama nedeninin varlığı, ölçülülük ve adli kontrolün yeterli olup olmayacağı. Avukatlar bakımından buna bir başlık daha eklenir: isnat görev suçu ise izin usulünün işletilip işletilmediği. Bu husus, tutukluluk tartışmasından önce gündeme getirilmelidir; çünkü izin şartı gerçekleşmeden yürütülen bir soruşturmada tedbirin dayanağı tartışmalı hâle gelir.

Soruşturma dosyasına erişim de bu aşamanın parçasıdır. Kısıtlama kararı bulunup bulunmadığı sorulmalı, varsa kapsamı öğrenilmelidir; zira savunmanın hangi delile karşı yapılacağı buna bağlıdır. Dosya inceleme yetkisi ve kısıtlama kararının sınırları için soruşturma dosyasının incelenmesi ve kısıtlama kararı yazımıza bakılabilir.

Tutukluluğun Devamı ve İnceleme Süreleri

Tutuklama kararı verilmesi, dosyanın orada kapandığı anlamına gelmez. Tutukluluk hâlinin devam edip etmeyeceği belirli aralıklarla incelenir; tahliye talebi ise her aşamada ileri sürülebilir. Tutukluluğun devamına ilişkin kararlar da itiraza tabidir ve avukatlar bakımından m.60’taki özel itiraz mercii kuralı burada da geçerlidir.

Savunmada ileri sürülecek temel argüman, ölçülülüktür. CMK m.100/1’in son cümlesine göre işin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama kararı verilemez. Avukatın dosyalarının takipsiz kalması ve müvekkillerin hak kaybı riski, ölçülülük değerlendirmesinde ileri sürülebilecek somut olgulardandır; bu risk m.42 uyarınca yapılacak görevlendirmeyle giderilebiliyorsa bu da ayrıca belirtilmelidir.

Tahliye talebi ve tutukluluğa itiraz dilekçesinin nasıl kurulacağı için tutuklamaya itiraz ve tahliye talebi dilekçesi örneği sayfamız kullanılabilir.

Gözaltı ve Tutuklama Anında Kontrol Listesi

  1. İşlemin hangi suç isnadına dayandığı sorulur; isnadın görev suçu mu kişisel suç mu olduğu değerlendirilir.
  2. Görev suçu isnadı varsa dosyada Adalet Bakanlığı soruşturma izni bulunup bulunmadığı sorulur; yoksa bu husus tutanağa yazdırılır.
  3. Üst araması yapılıyorsa, ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan suçüstü hâlinin bulunup bulunmadığı sorulur ve cevap tutanağa geçirilir.
  4. Yakalama saatinin tutanağa doğru yazıldığı kontrol edilir; yirmi dört saatlik sürenin başlangıcı budur.
  5. Müdafi talebi açıkça belirtilir ve tutanağa geçirilir.
  6. Baroya haber verilmesi istenir.
  7. Gözaltı süresinin uzatılması hâlinde, uzatma emrinin tebliğ edilip edilmediği kontrol edilir.
  8. Sorguya sevk edilmeden önce dosya kapsamı ve kısıtlama kararı bulunup bulunmadığı öğrenilir.
  9. Tutuklama talebine karşı adli kontrol seçeneği ölçülülük çerçevesinde ileri sürülür.
  10. Tutuklama kararı verilirse iki haftalık itiraz süresi ve m.60’taki özel itiraz mercii not edilir.
  11. M.42 uyarınca dosyaların devri için baro başkanlığına başvurulur.

Stajyer, Dava Vekili ve Büro Personeli Bakımından Durum

M.58/1’deki güvenceler avukat sıfatına bağlanmıştır. Bu nedenle hakkında işlem yapılan kişinin sıfatı, usulün belirlenmesinde ilk adımdır. Adalet Bakanlığının 13 numaralı genelgesi, hakkında inceleme yapılanın avukat, stajyer, dava takipçisi veya dava vekili olup olmadığının ilgili barodan sorulmak suretiyle açıklığa kavuşturulmasını öngörür.

Hukuk bürosunda çalışan ancak avukat olmayan personel bakımından izin usulü işlemez; bu kişiler hakkında genel hükümlere göre soruşturma yürütülür. Genelge, avukatla birlikte şikâyet olunan kişiler hakkındaki evrakın ayrılarak tabi olduğu usule göre soruşturmanın yürütülmesini ayrıca düzenlemiştir. Dolayısıyla aynı olayda hem avukat hem büro çalışanı hakkında işlem yapılıyorsa, evrakın ayrılması talep edilmelidir.

Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan avukatlar bakımından ise iki rejim aynı kişide buluşabilir. 4483 sayılı Kanun m.2, görevleri ve sıfatları sebebiyle özel soruşturma ve kovuşturma usullerine tabi olanlara ilişkin kanun hükümlerini saklı tutmuştur; genelge de bu avukatlar bakımından 4483 sayılı Kanun uyarınca yapılmış bir işlem bulunup bulunmadığının kurumdan sorulmasını ister. Bu usulün ayrıntısı için memurlar hakkında soruşturma izni (4483 sayılı Kanun) yazımıza bakılabilir.

Müvekkil Bakımından Sonuçlar

Avukatın gözaltına alınması veya tutuklanması, müvekkil bakımından iki risk doğurur: dosyanın takipsiz kalması ve sürelerin kaçırılması. Kanun bu riski m.42 ile karşılamıştır; baro başkanı, ilgililerin yazılı istemi üzerine veya iş sahiplerinin yazılı muvafakatini almak şartıyla bir avukat görevlendirir ve dosyaları devreder. Müvekkilin yapması gereken, baro başkanlığına yazılı olarak başvurmaktır.

Sürelerin işlememesi kuralı da müvekkili korur; ancak sınırlıdır. M.42/2’ye göre bu işlere ait kanuni süreler dosyaların devir ve teslimine kadar işlemez, şu kadar ki bu süre üç ayı geçemez. Üç ay dolduğunda süreler yeniden işlemeye başlar; bu nedenle devir işleminin geciktirilmemesi gerekir.

Müvekkil dilerse vekâletten azil yoluna da gidebilir. Azil hâlinde ücretin akıbeti m.174/2’ye tabidir: avukatın azli hâlinde ücretin tamamı verilir; şu kadar ki avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmişse ücretin ödenmesi gerekmez. Azlin ve yeni vekâletnamenin ilgili mahkeme ve icra dairelerine sunulması, tebligatların doğru adrese yapılması bakımından zorunludur.

Anayasal Çerçeve ve Sözleşme Boyutu

Kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı Anayasa m.19’da düzenlenmiştir. Bu maddeye göre herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir; suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişiler ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Aynı madde, yakalanan veya tutuklanan kişiye yakalama ve tutuklama sebeplerinin bildirilmesini ve yakınlarına haber verilmesini de güvence altına alır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.5 de kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını düzenler ve özgürlükten yoksun bırakmanın ancak maddede sayılan hâllerde ve kanunda öngörülen usule uygun olarak mümkün olduğunu belirtir. Aynı maddeye göre yakalanan veya tutulan kişi derhâl bir hâkim önüne çıkarılma ve makul süre içinde yargılanma ya da yargılama süresince serbest bırakılma hakkına sahiptir.

Avukatlık Kanunundaki özel güvenceler bu çerçeveyle birlikte okunmalıdır. M.58 ve m.61’deki sınırlar, avukata kişisel bir ayrıcalık tanımak için değil, savunma görevinin bağımsızlığını korumak için öngörülmüştür. İtiraz ve başvuru dilekçelerinde bu amacın gösterilmesi, talebin temellendirilmesini güçlendirir. İç hukuk yolları tüketildikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolu da ayrıca değerlendirilebilir.

Süre ve Merci Tablosu

Avukatlar bakımından koruma tedbirlerinde süreler ve merciler

İşlemSüreMerciDayanak
GözaltıYirmi dört saat; zorunlu süre hariçCumhuriyet savcısıCMK m.91/1
Toplu suçlarda uzatmaHer defasında bir gün, toplam üç günCumhuriyet savcısıCMK m.91/3
Gözaltı sonunda sorguSüre sonundaSulh ceza hâkimiCMK m.91/7
Tutuklama kararına itirazİki haftaEn yakın ağır ceza mahkemesi (suç yeri hariç)Av.K. m.60; CMK m.268
Dosyaların devriSüreler devir ve teslime kadar işlemez; en çok üç ayBaro başkanıAv.K. m.42
İşten yasaklanma kararına itirazEn geç bir ay içinde karara bağlanır; uygulamayı durdurmazTBB Disiplin KuruluAv.K. m.153
Soruşturma izniSüreye bağlı değildirAdalet BakanlığıAv.K. m.58/1
İzin kararına karşı iptal davasıTebliğden itibaren altmış günAnkara idare mahkemesiİYUK m.7
Koruma tedbiri nedeniyle tazminatCMK m.142’deki sürelerAğır ceza mahkemesiCMK m.141-142

Sık Yapılan Hatalar

  • Avukatların hiçbir şekilde gözaltına alınamayacağının sanılması; oysa kişisel suçlarda genel hükümler uygulanır.
  • Görev suçu isnadında izin bulunup bulunmadığının sorulmaması ve bu hususun tutanağa yazdırılmaması.
  • Üst aramasında iki şartın birlikte aranmadığının gözden kaçırılması; suçüstü olsa dahi suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmesi gerekir.
  • Yakalama saatinin tutanakta yanlış gösterilmesine itiraz edilmemesi.
  • Duruşma inzibatı hükümlerine dayanılarak tedbir uygulanmasına karşı m.58/2’nin ileri sürülmemesi.
  • Tutuklama kararına itirazda genel mercie başvurulması; oysa m.60 özel bir mercii göstermiştir.
  • Tutukluluk hâlinde m.42 uyarınca dosyaların devri için baroya başvurulmaması ve üç aylık sürenin kaçırılması.
  • Tutukluluğun kendiliğinden işten yasaklanma sonucu doğurduğunun sanılması; 4667 sayılı Kanunla bu ibare m.154’ten kaldırılmıştır.
  • Koruma tedbiri nedeniyle tazminat yolunun hiç değerlendirilmemesi.

Sıkça Sorulan Sorular

Avukat gözaltına alınabilir mi?

Fiil kişisel suç niteliğindeyse genel hükümler uygulanır ve avukat da CMK m.90 ile m.91 çerçevesinde yakalanabilir ve gözaltına alınabilir. Fiil avukatlık görevinden doğuyor veya görev sırasında işlenmişse, Avukatlık Kanunu m.58/1 uyarınca soruşturma Adalet Bakanlığının izni olmadan yürütülemez; Adalet Bakanlığının açıklamasına göre savcı izin gelmeden avukatın savunmasını alamaz, onu ihzaren getirtemez ve yakalama kararı isteyemez.

Avukat tutuklanabilir mi?

Kanunda avukatların tutuklanamayacağına dair genel bir kural yoktur; CMK m.100’deki şartların gerçekleşmesi hâlinde tutuklama kararı verilebilir. Buna karşılık Avukatlık Kanunu m.58/2’ye göre duruşmanın inzibatına ilişkin hükümlere dayanılarak avukatlar tutuklanamaz ve haklarında disiplin hapsi veya para cezası verilemez.

Avukatın üstü aranabilir mi?

Avukatlık Kanunu m.58/1’in son cümlesine göre ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâli dışında avukatın üzeri aranamaz. İki şartın birlikte bulunması gerekir: suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmesi ve suçüstü hâlinin varlığı.

Gözaltı süresi ne kadardır?

CMK m.91/1’e göre gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez; bu zorunlu süre on iki saatten fazla olamaz. Toplu olarak işlenen suçlarda Cumhuriyet savcısı, her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatma emri verebilir.

Suçüstü hâlinde izin aranır mı?

Avukatlık Kanunu m.61’e göre ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hâlinde soruşturma, bizzat Cumhuriyet savcısı tarafından genel hükümlere göre yapılır. Bu hâlde Bakanlık izni aranmaz; ancak soruşturmanın kolluğa bırakılması da öngörülmemiştir.

Tutuklama kararına nereye itiraz edilir?

Avukatlık Kanunu m.60’a göre m.59’da yazılı mahkemelerin tutuklama veya salıverilmeye dair kararlarına karşı genel hükümler uyarınca itiraz olunabilir ve bu itiraz, suçun işlendiği yer ağır ceza mahkemesi hariç olmak üzere, kararı veren mahkemeye en yakın ağır ceza mahkemesinde incelenir. Süre, kararın öğrenilmesinden itibaren iki haftadır.

Tutuklanan avukatın dosyaları ne olur?

Avukatlık Kanunu m.42 uyarınca avukatın geçici olarak iş yapamaz duruma gelmesi hâlinde, kayıtlı olduğu baro başkanı ilgililerin yazılı istemi veya iş sahiplerinin yazılı muvafakati ile kendi barosuna kayıtlı bir avukatı görevlendirir ve dosyaları devreder. Bu işlere ait kanuni süreler devir ve teslime kadar işlemez; şu kadar ki bu süre üç ayı geçemez.

Tutuklanan avukat işten yasaklanır mı?

Kendiliğinden yasaklanmaz. M.154’teki “tutuklama müzekkeresi çıkarılan” ibaresi 4667 sayılı Kanunla kaldırılmıştır. İşten yasaklanma, m.153 uyarınca meslekten çıkarma cezasını gerektirebilecek bir işten dolayı kovuşturma yapılması hâlinde disiplin kurulu kararıyla tedbir olarak uygulanır.

Avukat kendi dosyasında kendini savunabilir mi?

Savunmasını bizzat yapabileceği gibi müdafi de görevlendirebilir. CMK m.91/7’ye göre gözaltına alınan kişi bırakılmazsa süre sonunda sulh ceza hâkimi önüne çıkarılır ve sorguda müdafi de hazır bulunur. Uygulamada dosyanın başka bir meslektaş tarafından takip edilmesi tercih edilir.

Gözaltı sırasında baroya haber verilmesi zorunlu mu?

Avukatlık Kanunu m.95/4, baro yönetim kurulunun mesleğe ve meslek mensuplarına yönelik hak ihlâllerine karşı mesleği ve meslektaşları savunma, bu konularda her türlü yasal ve idarî girişimde bulunma görevini düzenler. Bu nedenle baroya haber verilmesi istenmeli ve talep tutanağa geçirilmelidir.

Hukuka aykırı tutuklama için tazminat istenebilir mi?

CMK m.141 ve devamında, kanunda sayılan hâllerde koruma tedbirleri nedeniyle uğranılan zararların devletten istenebileceği düzenlenmiştir. Talebin mercii ve süresi bakımından m.142’deki kurallar uygulanır.

İzin alınmadan açılan davada ne olur?

CMK m.223/8’e göre soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa, gerçekleşmesini beklemek üzere durma kararı verilir; şartın gerçekleşmeyeceği anlaşılırsa davanın düşmesine karar verilir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik Ceza Hukuku alanındadır.

Ceza Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk