18 Eylül 2026

Uluslararası Adli İş Birliği ve Yurt Dışındaki Malvarlığının Dondurulması 2026: 6706 Sayılı Kanun, Merkezî Makam, Adli Yardımlaşma, Yurt Dışında Elkoyma ve Müsadere Kararlarının İnfazı, İade Yargılaması ve Ret Sebepleri

Aklama dosyalarının önemli bir bölümü tek bir ülkede kapanmaz. Para bir ülkede elde edilir, ikincisinde dolaştırılır, üçüncüsünde varlığa dönüştürülür. Bu noktada devletlerin elindeki tek araç, adli iş birliğidir. Türkiye’de bu alanın temel metni, 23 Nisan 2016 tarihinde kabul edilen ve 5 Mayıs 2016 tarihli ve 29703 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu’dur. Kanun; adli yardımlaşmayı, suçluların iadesini, soruşturma ve kovuşturmanın devrini, hükümlülerin naklini ve yabancı mahkeme kararlarının infazını tek çatı altında düzenler, merkezî makam olarak Adalet Bakanlığını yetkilendirir ve telekomünikasyon yoluyla dinleme, sesli görüntülü ifade alma, eşya ve kazanca elkoyma ile müsadere kararlarının infazı gibi mekanizmalar kurar. Bu rehber, yurt dışındaki malvarlığına nasıl ulaşıldığını, Türkiye’deki malvarlığına yabancı devlet talebiyle nasıl tedbir uygulandığını, ret sebeplerini ve insan hakları güvencelerini, iade zincirini ve savunmanın kurulacağı noktaları anlatır.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Yurt dışı bağlantılı bir dosyada malvarlığınıza mı elkonuldu?

Adli iş birliği taleplerinin takibi, elkoymaya itiraz ve iade yargılamasında savunma için Hukukçular Evi uzman kadrosuyla yanınızda. Telefon: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Neden Gerekli: Sınır Ötesi Malvarlığı Sorunu

Bir ülkenin yargı yetkisi, kural olarak kendi ülkesiyle sınırlıdır. Türkiye’de yürütülen bir soruşturmada verilen elkoyma kararı, yurt dışındaki bir banka hesabı ya da taşınmaz bakımından kendiliğinden hüküm doğurmaz. Bu nedenle suç geliri ülke dışına çıkarıldığında, dosyanın devamı teknik bir sorundan çok hukuki bir mekanizma sorununa dönüşür.

Aklamanın klasik yapısı tam olarak bu boşluktan yararlanır. Fon, ülke dışına çıkarılır; birden çok yargı alanında kurulu şirketler arasında dolaştırılır; nihayet denetimi zayıf bir yargı alanında varlığa dönüştürülür. Her adım, kaynağa ulaşmayı zorlaştırdığı gibi tedbir uygulanacak makamı da değiştirir. Bu yapıların hukuki analizi offshore, kabuk ve paravan şirket rehberinde ele alınmıştır.

6706 sayılı Kanun öncesinde Türk hukukunda bu alanı düzenleyen bütünlüklü bir metin yoktu. Suçluların iadesine ilişkin Türk Ceza Kanunu hükmü ile hükümlü nakline ilişkin özel kanun dışında, uluslararası adli iş birliğini düzenleyen özel bir kanun bulunmuyordu. Türkiye’nin taraf olduğu sözleşmelerde hüküm bulunmayan veya sözleşmeye dayanmayan taleplere ilişkin boşluklar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan genelgelerle giderilmeye çalışılıyordu. Kanun bu boşluğu doldurmuştur.

6706 Sayılı Kanun: Kapsam ve Sistematik

Kanun, uluslararası adli iş birliğini, cezai konularda bir devletin adli mercilerinin diğer bir devletin adli mercileri adına yerine getirdiği işlemler olarak tanımlar. Kapsamı dört ana başlıkta toplanır: adli yardımlaşma, suçluların iadesi, soruşturma ve kovuşturmanın devri, hükümlülerin nakli. Bunlara yabancı mahkeme kararlarının infazına ilişkin hükümler eklenir.

Kanunun dört ana işlevi

İşlevİçerikTipik kullanım
Adli yardımlaşmaTebligat, ifade alma, belge temini, arama ve elkoymaYurt dışındaki hesap kayıtlarının istenmesi
Suçluların iadesiKişinin talep eden devlete teslimiYurt dışında bulunan şüphelinin getirilmesi
Soruşturma ve kovuşturmanın devriDosyanın diğer devlete aktarılmasıFailin o ülkede yargılanmasının daha uygun olması
Hükümlülerin nakliCezanın diğer devlette çekilmesiHükümlünün vatandaşı olduğu ülkeye nakli
Kararların infazıYabancı mahkeme kararının Türkiye’de, Türk kararının yurt dışında infazıMüsadere kararlarının sınır ötesi icrası
Tamamlayıcı hükümKanunda ve diğer kanunlarda hüküm yoksa Ceza Muhakemesi KanunuUsul boşluklarının doldurulması

Kanun, soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin etkinliğini artırmak amacıyla yabancı devletlerle telekomünikasyon yoluyla dinleme, sesli ve görüntülü ifade alma, eşya ve kazanca elkoyma ile müsadere kararlarının infazı gibi konularda iş birliği mekanizmaları kurmuştur. Bu araçların varlığı, aklama dosyalarında delil elde etme imkânını doğrudan genişletir.

Merkezî Makam ve Talep Yolu

Kanun, adli iş birliği işlemlerinde merkezî makam olarak Adalet Bakanlığını yetkilendirmiştir. Talepler kural olarak bu makam üzerinden iletilir; karşı devletten gelen bilgiler de aynı yoldan kararı veren mahkemeye ya da Cumhuriyet başsavcılığına ulaştırılır. Merkezî makam sistemi, taleplerin tek elden değerlendirilmesini ve usul birliğini sağlar.

Talep zinciri

AşamaKim yaparNot
Talebin doğmasıSoruşturmayı yürüten Cumhuriyet başsavcılığı veya mahkemeSomut ihtiyaç tanımlanır
Talebin hazırlanmasıAdli merciİsnat, dayanak ve istenen işlem açıkça yazılır
İletimMerkezî MakamAdalet Bakanlığı üzerinden
DeğerlendirmeTalep edilen devletKendi hukuku ve ret sebepleri çerçevesinde
Yerine getirmeTalep edilen devletin adli mercileriO devletin usulüne göre
Sonucun bildirimiMerkezî MakamKararı veren mahkemeye iletilir

Talebin içeriği, sonucu doğrudan etkiler. İsnadın hangi suça ilişkin olduğu, hangi malvarlığı hakkında hangi işlemin istendiği ve talebin dayandığı hukuki zeminin açıkça gösterilmesi gerekir. Genel ifadelerle hazırlanan talepler, karşı devlet tarafından ya reddedilir ya da uzun bir yazışma trafiğine yol açarak dosyayı fiilen bekletir.

Yurt Dışındaki Malvarlığına Ulaşmak

Türkiye’de yürütülen bir aklama soruşturmasında yurt dışındaki bir hesap ya da taşınmaz bakımından tedbir uygulanması, iki aşamalı bir süreçtir. Birinci aşamada Türk adli mercii kendi hukukuna göre kararını verir; ikinci aşamada bu kararın karşı devlette etki doğurması için adli iş birliği talebi iletilir ve talep edilen devlet kendi hukuku çerçevesinde işlem yapar.

Bu ikili yapı, uygulamada en çok yanlış anlaşılan noktadır. Türk mahkemesinin verdiği elkoyma kararı, yurt dışındaki bankayı doğrudan bağlamaz; bankanın bulunduğu ülkenin yetkili mercii kendi kararını vermedikçe hesap üzerinde bir işlem yapılamaz. Bu nedenle sürecin uzunluğu, Türk makamlarının hızından çok karşı devletin usulüne bağlıdır.

Müsadere aşamasında da aynı mantık işler. Kesinleşmiş bir müsadere kararının yurt dışındaki malvarlığı üzerinde infaz edilebilmesi, kararın karşı devlette tanınmasına ve infaz edilmesine bağlıdır. Kanun bu konuda iş birliği mekanizması öngörmüştür; ancak sonucu belirleyen, iki devlet arasındaki sözleşmesel çerçeve ile karşılıklılık ilkesidir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Türkiye’deki Malvarlığına Yabancı Devlet Talebi

Sürecin ters yönü de aynı derecede önemlidir. Yabancı bir devlette yürütülen soruşturma kapsamında, Türkiye’deki bir hesap ya da taşınmaz hakkında tedbir istenebilir. Bu talep de Merkezî Makam üzerinden gelir ve Türk hukuku çerçevesinde değerlendirilir; talep kabul edilirse işlem, Türk usul hükümlerine göre yapılır.

Bu durumda malvarlığı sahibi bakımından ortaya çıkan tablo çarpıcıdır: Türkiye’de hiçbir soruşturma bulunmadığı hâlde, yurt dışındaki bir dosya nedeniyle Türkiye’deki hesabına tedbir uygulanabilir. Kişinin öğrenme anı çoğu zaman bankadan gelen bildirimdir ve dosyanın içeriğine erişim ilk aşamada sınırlıdır.

İzlenecek yol, tedbirin dayanağının tespitiyle başlar. Tedbir bir Türk mahkemesi kararına dayanıyorsa, karara karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca itiraz edilir. İtirazda hem esasa hem usule ilişkin hususlar birlikte ileri sürülür: talebin hukuki zemini, ret sebeplerinden birinin bulunup bulunmadığı, isnat ile malvarlığı arasındaki bağın gösterilip gösterilmediği ve tedbirin ölçülülüğü. İtirazın reddi hâlinde izlenecek adımlar elkoymaya itirazın reddi rehberinde gösterilmiştir.

Ret Sebepleri ve İnsan Hakları Güvenceleri

Adli iş birliği sınırsız değildir. Kanun, iade taleplerinin değerlendirilmesinde ırk, din, vatandaşlık veya siyasi düşünce nedeniyle ayrımcılık, işkence riski ya da idam cezası gibi insan haklarına aykırı durumları mutlak ret nedeni olarak saymıştır. Bu sebepler, talebin esasına girilmeksizin reddi sonucunu doğurur.

Ret sebepleri arasında, talepte bulunan devlette savunma hakkına ilişkin temel güvencelerin bulunmaması da yer alır. Aynı yaklaşım uluslararası metinlerde de karşılığını bulur: gıyapta verilmiş bir mahkûmiyetin veya tutuklama kararının infazı için iade istenmesi hâlinde, talep edilen taraf, karara yol açan soruşturmada suçla itham olunan kişiye tanınması gereken asgari savunma haklarının tanınmadığı görüşündeyse bu nedenle talebi reddedebilir.

Savunma bakımından bu hükümler yalnızca iade dosyalarında değil, malvarlığına ilişkin taleplerde de kullanılabilecek bir çerçeve sunar. Talebin dayandığı yabancı kararın hangi usulle verildiği, kişinin o süreçte savunma hakkını kullanıp kullanamadığı ve kararın gıyapta verilip verilmediği, Türkiye’de yapılacak değerlendirmede ileri sürülmesi gereken hususlardır.

Kanun ayrıca bir tamamlayıcı hüküm içerir: adli iş birliği talepleri yerine getirilirken, bu Kanunda ve diğer kanunlarda hüküm bulunmayan hâllerde Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır. Bu atıf, elkoyma ve itiraz gibi konularda iç hukuktaki güvencelerin sınır ötesi taleplerde de işleyeceği anlamına gelir.

İade Yargılaması ve Karar Zinciri

Suçluların iadesi, Kanunun en ayrıntılı düzenlenen başlıklarından biridir ve karma bir usule tabidir: yargısal aşama ile idari aşama birbirini izler. Ağır ceza mahkemesince iade talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi hâlinde, bu kararın yerine getirilmesi Dışişleri ve İçişleri bakanlıklarının görüşü alınarak Adalet Bakanının teklifi ve Cumhurbaşkanının onayına bağlıdır.

Merkezî Makam, iade talebinin kabul veya reddedildiğini hem talep eden devlete hem iadesi talep edilen kişiye bildirir. İadesine karar verilen kişinin teslim işlemleri ilgili bakanlıklarla iş birliği hâlinde yürütülür. Kişinin, talep eden devlet makamlarıyla kararlaştırılan tarihte haklı bir neden olmaksızın teslim alınmaması hâlinde, bu tarihten itibaren otuz gün sonra mahkemece kişi hakkında verilen koruma tedbirleri kaldırılır.

Uygulamada kişinin Türkiye’deki yaşamsal bağları da değerlendirmeye girmektedir. Yargı kararlarında, iadesi talep edilen kişinin uzun süredir Türkiye’de ikamet ettiği, ailesiyle birlikte yaşadığı ve sabit ikametgâh edindiği hâllerde talebin reddedildiği görülmektedir. Bu nedenle iade dosyalarında kişinin Türkiye’deki sosyal ve ailevi bağlarının belgelenmesi, savunmanın önemli bir parçasıdır.

İnfazın Devri: İki Yön

Kanun, mahkûmiyet kararlarının infazının devrini iki yönlü olarak düzenler. Yabancı devletin infazı Türkiye’ye devretmesi hâlinde durum, uyarlama kararını veren mahkemeye bildirilir. Mahkeme infaza başlanması için kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir ve ayrıca Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir. Ağır ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.

Uyarlama sonrası ortaya çıkabilecek durumlar da düzenlenmiştir. Mahkûmiyetin esasına ilişkin talepler, hükmün esası hakkında karar veren devlet mahkemelerine yapılabilir ve verilen kararlar ağır ceza mahkemesince yeniden uyarlanır. İnfaz sırasında hükmün verildiği devlette veya Türkiye’de genel ya da özel af kabul edilmesi ya da suç ve cezayı ortadan kaldıran veya hafifleten bir sebebin ortaya çıkması hâlinde hükümlünün hukuki durumu, uyarlama kararını veren ağır ceza mahkemesince karara bağlanır.

Ters yönde ise, belirli koşulların birlikte bulunması hâlinde Cumhuriyet başsavcılığınca Türk mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararlarının yabancı devlette infaz edilmesi talep edilebilir. Koşullar arasında hükümlünün o devletin vatandaşı olması veya bu devletle güçlü sosyal bağlarının bulunması, hapis cezaları için merkezî makamlarca aksi kararlaştırılmadıkça talep tarihinde infazı gereken asgari bir sürenin bulunması ve Merkezî Makamın olumlu görüşü yer alır. İnfazın devri talebinde bulunulması, infaz işlemlerinin yürütülmesine engel değildir.

Adli İş Birliği ile İdari Dondurma Arasındaki Fark

Sınır ötesi malvarlığı tedbirlerinde iki ayrı rejim vardır ve birbirine karıştırılması ciddi hatalara yol açar. Birincisi, bu rehberin konusu olan adli iş birliğidir: bir ceza soruşturması ya da kovuşturmasına bağlıdır, hâkim kararına dayanır ve kaldırılması yargısal yolla istenir.

İkincisi, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki malvarlığının dondurulması rejimidir. Bu rejim listeleme kararlarına dayanır, idari niteliktedir ve kendi usulüne göre işler. Rejimin işleyişi ve bireyler bakımından sonuçları terörün finansmanı ve 6415 sayılı Kanun rehberinde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

İki rejimin karşılaştırması

ÖlçütAdli iş birliği kapsamında elkoyma6415 kapsamında dondurma
DayanakCeza soruşturması veya kovuşturmasıListeleme kararı
Karar makamıHâkimİdari karar mekanizması
KapsamSomut dosya ve belirli malvarlığıListelenen kişi ve kuruluşun malvarlığı
Kaldırılmaİtiraz ve iade usulüKendi mevzuatındaki başvuru yolu
SüreSoruşturma ve kovuşturmaya bağlıListeleme devam ettiği sürece
SonuçBeraat veya karar verilmesine yer olmadığı hâlinde iadeListeden çıkarılmaya bağlı

Uygulamada Süreler ve Zorluklar

Adli iş birliği dosyalarının en belirgin özelliği süredir. Talebin hazırlanması, Merkezî Makam üzerinden iletilmesi, karşı devlette değerlendirilmesi ve sonucun geri bildirilmesi aylar alabilir. Bu süre boyunca Türkiye’deki tedbir devam ettiği için, kişi bakımından fiilî sonuç uzun süreli bir kullanım kısıtı olur.

İkinci zorluk dil ve belge standardıdır. Talebe eklenen belgelerin çevirisi, onayı ve gerektiğinde apostil işlemleri süreci uzatır. Eksik ya da hatalı çeviri, talebin iade edilmesine ve sürecin baştan başlamasına yol açabilir.

Üçüncü zorluk, iki hukuk sisteminin farklılığıdır. Türk hukukunda suç sayılan bir fiilin karşı devlette suç sayılmaması, bazı iş birliği biçimlerinde talebin karşılanmasını engelleyebilir. Aynı şekilde, tedbirin kapsamı ve süresi bakımından iki ülke hukuku farklı çözümler öngörebilir.

Dördüncü zorluk masraflardır. Kanun, taleplerin yerine getirilmesi için yapılan masrafların yargılama giderlerinden sayılacağını ve belirli hâllerde bu masrafların faiziyle birlikte tahsil edileceğini öngörmektedir. Bu kalem, özellikle uzun süren dosyalarda göz ardı edilmemelidir.

Savunma Noktaları

Dosyada denetlenecek hususlar

BaşlıkSorulacak soruSonucu
Hukuki zeminTalep hangi sözleşme veya kanuna dayanıyor?Zeminsiz talep reddedilir
Ret sebepleriAyrımcılık, işkence riski veya savunma güvencesi eksikliği var mı?Mutlak ret sebebi olabilir
Karar zinciriYargısal ve idari aşamalar tamamlanmış mı?Eksik zincir iptal sebebi
İsnat bağıMalvarlığı ile isnat arasındaki bağ gösterilmiş mi?Gösterilemezse tedbir kalkar
ÖlçülülükTedbir isnat edilen tutarla orantılı mı?Kısmi çözülme talebi
SüreTedbir makul süreyi aşmış mı?Yeniden değerlendirme talebi
Üçüncü kişiİyiniyetli üçüncü kişi hakkı var mı?Ayrı talep hakkı doğurur

Bu başlıkların hepsi aynı anda ileri sürülmelidir; çünkü her biri farklı bir merciin değerlendirmesine tabidir ve biri sonuç vermediğinde diğeri devreye girer. Süreçle ilgili hukuki destek için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan avukatlarımıza ulaşabilirsiniz.

Sık Yapılan Hatalar

Birincisi, Türk mahkemesi kararının yurt dışında doğrudan hüküm doğuracağının sanılmasıdır; karşı devletin kendi kararı olmadan işlem yapılamaz. İkincisi, yabancı devlet talebiyle Türkiye’de uygulanan tedbire karşı hiçbir başvuru yapılmamasıdır; bu tedbirler de iç hukuk yollarına tabidir. Üçüncüsü, talebin dayandığı hukuki zeminin hiç incelenmemesidir.

Dördüncüsü, iade dosyalarında kişinin Türkiye’deki sosyal ve ailevi bağlarının belgelenmemesidir. Beşincisi, gıyapta verilmiş yabancı kararlara karşı savunma hakkı eksikliğinin ileri sürülmemesidir. Altıncısı, adli iş birliği kapsamındaki elkoyma ile 6415 kapsamındaki dondurmanın karıştırılması ve yanlış mercie başvurulmasıdır.

Yedincisi, sürecin uzunluğu karşısında hiçbir şey yapmadan beklenmesidir; tedbirin makul süreyi aşması başlı başına bir itiraz sebebidir. Sekizincisi, dosya sonuçlandığında iade ve tazminat taleplerinin gündeme getirilmemesidir; kovuşturmaya yer olmadığı kararı ya da beraat hâlinde izlenecek yol elkonulan paranın iadesi rehberinde anlatılmıştır.

Mali İstihbarat Birimleri Arasındaki Bilgi Paylaşımı

Adli iş birliğinin yanında, ondan tamamen ayrı işleyen ikinci bir kanal daha vardır: mali istihbarat birimleri arasındaki bilgi paylaşımı. Türkiye’de bu birim MASAK’tır. Şüpheli işlem bildirimlerinden ve diğer kaynaklardan elde edilen mali istihbarat, muadili yabancı birimlerle karşılıklılık esasına göre paylaşılabilir.

Bu kanalın adli iş birliğinden üç farkı vardır. Birincisi hızıdır: mahkeme kararı ve bakanlık zinciri gerekmediği için bilgi çok daha kısa sürede hareket eder. İkincisi niteliğidir: paylaşılan şey delil değil istihbarattır ve kural olarak doğrudan delil olarak kullanılamaz. Üçüncüsü amacıdır: kanal, soruşturmanın yürütülmesi için değil, riskin tespiti ve analizi için kurulmuştur.

Pratikte iki kanal birbirini besler. Mali istihbarat yoluyla elde edilen bir bilgi, hangi ülkede hangi varlığın bulunduğunu gösterir; bu bilgi, adli iş birliği talebinin hedefini netleştirir. Talep, genel bir araştırma isteği yerine belirli bir hesap ya da varlık hakkında somut bir işlem talebine dönüştüğünde karşılanma ihtimali belirgin biçimde artar.

Savunma bakımından bu ayrımın bilinmesi önemlidir. Dosyaya giren bir bilginin mali istihbarat kanalından mı yoksa adli iş birliği yoluyla mı geldiği, o bilginin delil değerini doğrudan etkiler. İstihbari nitelikteki bir bilginin, usulüne uygun delile dönüştürülmeden hükme esas alınması, temyiz ve istinaf aşamalarında ileri sürülmesi gereken bir hukuka aykırılıktır.

Mağdur Tarafı: Yurt Dışına Kaçırılan Paranın Takibi

Adli iş birliği yalnızca şüpheliler bakımından değil, mağdurlar bakımından da belirleyicidir. Dolandırıcılık dosyalarında paranın kısa sürede yurt dışına çıkarılması yaygındır; bu noktada mağdurun tek şansı, hızlı hareket edilmesidir. Fon bir kez birden çok ülkede el değiştirdiğinde izlenmesi ve geri getirilmesi çok daha zorlaşır.

İlk adım, şikâyetin gecikmeden yapılması ve transfer bilgilerinin eksiksiz sunulmasıdır: alıcı hesap bilgileri, transfer tarihleri, aracı kuruluşlar ve varsa yazışmalar. Bu bilgiler, soruşturmayı yürüten savcılığın adli iş birliği talebini somutlaştırmasını sağlar. Genel ifadelerle yapılan şikâyetler, talebin hedefsiz kalmasına yol açar.

İkinci adım, mağdurun kendi hukuk yollarını paralel olarak işletmesidir. Ceza soruşturmasının sonucu beklenmeden, alıcı ülkede haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme esasına dayalı hukuk davası açılması ve ihtiyati tedbir istenmesi mümkün olabilir. Bu yol, ceza yolundan bağımsız işler ve bazı hâllerde daha hızlı sonuç verir.

Üçüncü adım, iade beklentisinin gerçekçi tutulmasıdır. Yurt dışındaki bir malvarlığına tedbir uygulanması, o malvarlığının mağdura doğrudan iade edileceği anlamına gelmez; iade, ilgili devletin usulüne ve nihai karara bağlıdır. Sürecin bu yönü baştan bilinmezse, uzun ve maliyetli bir takip sonunda beklenti karşılanmaz.

Soruşturma ve Kovuşturmanın Devri

Kanunun az bilinen ama pratikte değerli bir başlığı, soruşturma ve kovuşturmanın devridir. Bu mekanizma, failin ya da delillerin ağırlıklı olarak başka bir devlette bulunduğu hâllerde, dosyanın o devlete aktarılmasını sağlar. Amaç, aynı fiil hakkında iki ayrı ülkede paralel ve eksik yürüyen süreçler yerine, delillere ve faile en yakın yargı yerinde tek bir sürecin yürütülmesidir.

Devrin gündeme geldiği tipik durum, failin yabancı ülke vatandaşı olması ve iade talebinin o devletin kendi vatandaşını iade etmeme ilkesi nedeniyle karşılanamamasıdır. Bu hâlde iade yerine, dosyanın o devlete devredilerek failin kendi ülkesinde yargılanması yolu tercih edilir. Aklama dosyalarında bu yol, faile ulaşmanın tek pratik yöntemi olabilir.

Devir kararı, mağdur bakımından da sonuç doğurur. Dosyanın başka bir ülkede yürütülmesi, mağdurun sürece katılımını, belge sunmasını ve varsa tazminat talebini o ülkenin usulüne bağlar. Bu nedenle devir gündeme geldiğinde mağdur tarafın da görüşünün alınması ve haklarının nasıl korunacağının değerlendirilmesi gerekir.

Şüpheli bakımından ise devir, çoğu zaman lehe bir sonuçtur: yargılama kendi ülkesinde, kendi dilinde ve savunma imkânlarının daha güçlü olduğu bir ortamda yürür. Ancak devredilen dosyada Türkiye’de uygulanmış koruma tedbirlerinin akıbetinin ayrıca takip edilmesi gerekir; devir, Türkiye’deki malvarlığı üzerindeki tedbirleri kendiliğinden kaldırmaz.

Sıkça Sorulan Sorular

Uluslararası adli iş birliği nedir?

6706 sayılı Cezaî Konularda Uluslararası Adlî İş Birliği Kanunu, uluslararası adli iş birliğini, cezai konularda bir devletin adli mercilerinin diğer bir devletin adli mercileri adına yerine getirdiği işlemler olarak tanımlar. Kanun, Türkiye’nin yabancı devletlerle ceza hukuku alanındaki iş birliğinin usul ve esaslarını düzenler.

Kanun neleri kapsıyor?

Adli yardımlaşma, suçluların iadesi, soruşturma ve kovuşturmanın devri ile hükümlülerin nakli işlemlerini kapsar. Ayrıca yabancı mahkeme kararlarının Türkiye’de infazı ile Türk mahkemesi kararlarının yabancı devlette infazına ilişkin hükümler içerir. Kanun, uluslararası sözleşme bulunmayan hâllerde uygulanacak usulleri de belirler.

Merkezî makam kim?

Adli iş birliği işlemlerinde merkezî makam Adalet Bakanlığıdır. Talepler kural olarak bu makam üzerinden iletilir ve karşı devletten gelen bilgiler de aynı yoldan ilgili mahkeme veya Cumhuriyet başsavcılığına ulaştırılır.

Yurt dışındaki malvarlığına elkonulabilir mi?

Kanun, yabancı devletlerle eşya ve kazanca elkoyma ile müsadere kararlarının infazı konularında iş birliği mekanizmaları kurmuştur. Türkiye’deki bir soruşturma kapsamında yurt dışındaki malvarlığına yönelik tedbir, talep eden devlet sıfatıyla yapılan adli iş birliği talebiyle ve talep edilen devletin kendi hukuku çerçevesinde gerçekleştirilir.

Hangi hâllerde talep reddedilir?

Kanun, iade taleplerinin değerlendirilmesinde ırk, din, vatandaşlık veya siyasi düşünce nedeniyle ayrımcılık, işkence riski ya da idam cezası gibi insan haklarına aykırı durumları mutlak ret nedeni olarak sayar. Ayrıca talepte bulunan devlette savunma hakkına ilişkin temel güvencelerin bulunmaması da ret sebepleri arasındadır.

Kanunda hüküm yoksa ne uygulanır?

6706 sayılı Kanun, adli iş birliği talepleri yerine getirilirken bu Kanunda ve diğer kanunlarda hüküm bulunmayan hâllerde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerinin uygulanacağını öngörür.

İade kararını kim verir?

Ağır ceza mahkemesince iade talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi hâlinde, bu kararın yerine getirilmesi Dışişleri ve İçişleri bakanlıklarının görüşü alınarak Adalet Bakanının teklifi ve Cumhurbaşkanının onayına bağlıdır. Merkezî Makam, talebin kabul veya reddedildiğini talep eden devlete ve iadesi talep edilen kişiye bildirir.

İadesine karar verilen kişi teslim alınmazsa ne olur?

İadesine karar verilen kişinin, talep eden devlet makamlarıyla kararlaştırılan tarihte haklı bir neden olmaksızın teslim alınmaması hâlinde, bu tarihten itibaren otuz gün sonra mahkemece kişi hakkında verilen koruma tedbirleri kaldırılır.

Türk mahkemesi kararı yurt dışında infaz edilebilir mi?

Edilebilir. Kanun, belirli koşulların birlikte bulunması hâlinde Cumhuriyet başsavcılığınca Türk mahkemeleri tarafından verilen mahkûmiyet kararlarının yabancı devlette infaz edilmesinin talep edilebileceğini öngörür. Koşullar arasında hükümlünün o devletin vatandaşı olması veya bu devletle güçlü sosyal bağlarının bulunması, hapis cezaları için infazı gereken asgari sürenin bulunması ve Merkezî Makamın olumlu görüşü yer alır.

Yabancı devlet infazı devrederse ne olur?

Yabancı devletin infazı devretmesi üzerine durum uyarlama kararını veren mahkemeye bildirilir. Mahkeme infaza başlanması için kararı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir ve ayrıca Adalet Bakanlığı Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğüne bildirir. Ağır ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı Türk kanunlarına göre infaz edilir.

Malvarlığının dondurulması ile elkoyma aynı şey mi?

Hayır. Adli iş birliği kapsamındaki elkoyma, bir ceza soruşturması ya da kovuşturmasına bağlı olarak hâkim kararıyla uygulanan bir koruma tedbiridir. 6415 sayılı Kanun kapsamındaki malvarlığının dondurulması ise, listeleme kararlarına dayanan ve idari nitelikli bir rejimdir. İkisinin dayanağı, karar makamı ve kaldırılma usulü farklıdır.

Bu süreçlerde savunma nasıl yapılır?

Savunma iki eksende yürür. Birincisi esastır: isnadın dayanağı ve malvarlığının suçla ilgisi tartışılır. İkincisi usuldür: talebin hangi hukuki zemine dayandığı, ret sebeplerinden birinin bulunup bulunmadığı, karar zincirinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve tedbirin ölçülülüğü denetlenir. Usul denetimi, bu dosyalarda çoğu zaman esastan daha hızlı sonuç verir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik Ceza Hukuku alanındadır.

Ceza Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk