18 Eylül 2026

Offshore, Kabuk ve Paravan Şirket Yapıları 2026: Yurt Dışında Şirket Kurmak Suç mu? — İş Merkezi ve Tam Mükellefiyet, Kontrol Edilen Yabancı Kurum (KVK m.7), Transfer Fiyatlandırması, Gerçek Faydalanıcı, Tabela Banka Yasağı ve TCK m.282

Yurt dışında şirket kurmak Türkiye hukukunda yasak değildir; yasak olan, bu yapının vergi yükümlülüklerini gizlemek ya da suç gelirinin kaynağını örtmek için kullanılmasıdır. Uygulamada üç kavram birbirine karıştırılır: offshore şirketin kurulduğu ülkeyi, kabuk şirket fiilî faaliyetin bulunmayışını, paravan şirket ise gerçek sahibi veya faaliyeti gizleme amacını anlatır. Hukuki sonuçları da farklıdır. Vergi tarafında asıl risk çoğu zaman kontrol edilen yabancı kurum düzenlemesinden değil, şirketin iş merkezinin Türkiye’de bulunduğu gerekçesiyle tam mükellef sayılmasından doğar. Aklama tarafında ise Tedbirler Yönetmeliği’nin gerçek faydalanıcı, tabela banka ve riskli ülke hükümleri ile Türk Ceza Kanunu m.282 devreye girer. Bu rehber kavramları ayırır, Kurumlar Vergisi Kanunu m.3 ve m.7 ile m.13’ün nasıl işlediğini, otomatik bilgi değişiminde pasif şirketlerin durumunu, aklamada katmanlama mantığını ve meşru yapı ile paravan arasındaki çizgiyi anlatır.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Yurt dışı şirket yapınız inceleme veya soruşturma konusu mu oldu?

Yapının hukuki analizi, cezalı tarhiyata itiraz ve aklama iddiasına karşı savunma için Hukukçular Evi uzman kadrosuyla yanınızda. Telefon: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Kavramlar Aynı Şey Değil

Tartışmanın sağlıklı yürümesi için üç kavramın ayrılması gerekir. Bu ayrım yalnızca terminolojik değildir; her birinin hukuki sonucu farklıdır ve dosyalarda sıklıkla biri diğerinin yerine kullanılarak yanlış değerlendirmeye yol açar.

Üç kavramın ayrımı

KavramNe anlatırHukuki sonucu
Offshore şirketŞirketin kurulduğu ülke ve vergi rejimiTek başına aykırılık oluşturmaz
Kabuk şirketKayıtlı olmakla birlikte fiilî faaliyet, personel ve organizasyon bulunmamasıÖz yokluğu; vergi ve uyum riski
Paravan şirketGerçek faaliyeti veya gerçek sahibi gizleme amacıMuvazaa, aklama ve sahte belge tartışması
Holding ve grup yapısıMeşru ticari organizasyonTransfer fiyatlandırması denetimine tabi
Tabela bankaOfisi ve personeli olmayan, denetime tabi bulunmayan bankaİlişki kurulması yasaktır
Serbest bölge ve finans merkeziDüzenleme ve denetimi sınırlı olabilen alanlarRiskli ülke değerlendirmesine tabi

Bir şirketin offshore olması onu kendiliğinden paravan yapmaz; gerçek bir faaliyet yürüten, personel istihdam eden ve kararlarını kurulduğu ülkede alan bir offshore şirket meşrudur. Buna karşılık Türkiye’de kurulmuş, tüm vergi yükümlülüklerini yerine getiriyor görünen bir şirket, gerçek sahibini gizlemek için kullanılıyorsa paravandır. Belirleyici olan coğrafya değil, özdür.

Asıl Risk: İş Merkezi ve Tam Mükellefiyet

Uygulamada en sık gözden kaçan ve en ağır sonucu doğuran başlık budur. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, kurumlardan kanuni veya iş merkezi Türkiye’de bulunanları tam mükellef sayar ve tam mükelleflerin hem Türkiye içinde hem dışında elde ettikleri kazançların tamamı üzerinden vergilendirileceğini öngörür. İş merkezi, iş bakımından işlemlerin fiilen toplandığı ve yönetildiği merkezdir.

Bunun pratik sonucu şudur: yurt dışında kurulmuş olmakla birlikte yönetim kararları Türkiye’den alınan, çalışanları Türkiye’de bulunan ve müşteri ilişkileri Türkiye’den yürütülen bir şirket, iş merkezi Türkiye’de kabul edilerek tam mükellef sayılabilir. Bu hâlde şirketin dünya çapındaki tüm kazancı Türkiye’de vergilendirilir; beyanname verilmemiş olduğu için re’sen tarhiyat ve vergi ziyaı cezası gündeme gelir.

Ayrım şudur: kontrol edilen yabancı kurum hükmü yalnızca belirli şartlar altında iştirakin kazancını Türkiye’deki ortağın matrahına ekler ve şirket dar mükellef kalmaya devam eder. İş merkezi tespiti ise şirketin kendisini tam mükellef hâline getirir ve sonuç çok daha ağırdır.

Bu riskin en yoğun olduğu grup, yurt dışında şirket kurup faaliyetini fiilen Türkiye’den yürüten yazılım, danışmanlık ve dijital hizmet girişimleridir. Şirketin kurulduğu ülkede ofis, personel ve karar organının bulunmaması, iş merkezinin Türkiye’de olduğu yönündeki tespiti kolaylaştırır. Bu nedenle yapı kurulurken öz unsurunun baştan planlanması gerekir.

Kontrol Edilen Yabancı Kurum (KVK m.7)

Kurumlar Vergisi Kanunu m.7, bir vergi güvenlik müessesesi olarak kontrol edilen yabancı kurum kazancını düzenler. Düzenlemenin amacı, yurt dışı iştiraklere yatırım yapan mükelleflerin bu iştiraklerinden fiilen kâr payı dağıtılmasa bile, vergi uygulamaları bakımından kâr payı dağıtılmış sayılarak iştirak kazancının Türkiye’de kurumlar vergisine tabi tutulmasıdır.

KVK m.7 ölçütleri

ÖlçütİçerikNot
KontrolSermaye, kâr payı veya oy hakkının en az yarısının tam mükellef gerçek kişi ve kurumlara ait olmasıDoğrudan veya dolaylı; birlikte değerlendirilir
Pasif gelirGayrisafi hasılatın belirli oranının faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti ve menkul kıymet satış gelirinden oluşmasıAktif faaliyet gelirleri kapsam dışı
Vergi yüküKurum kazancı üzerinden düşük oranda gelir ve kurumlar vergisi benzeri yükEfektif yük esas alınır
Hasılat eşiğiİlgili yıl gayrisafi hasılatın kanunda öngörülen asgari tutarı aşmasıYabancı para karşılığı hesaplanır
Elden çıkarmaPayın tamamının hesap dönemi kapanmadan muvazaasız elden çıkarılmasıHükümler uygulanmaz
MahsupYurt dışında ödenen vergilerin mahsubuÇifte vergilendirme önlenir

Ölçütlerin birlikte gerçekleşmesi aranır; biri sağlanmadığında düzenleme uygulanmaz. Pasif gelir değerlendirmesinde önemli bir ayrıntı vardır: kontrol edilen yabancı kurumun iştiraklerinden elde edeceği kâr paylarının pasif nitelikli gelir vasfı değişmeyeceğinden, alt iştiraklerin aktif ticari faaliyetle uğraşmasının bir önemi bulunmaz.

Vergi yükü hesabında da nominal oran değil efektif yük esas alınır; tahakkuk eden vergi ile dağıtılabilir kazanç oranlanır. Bu nedenle kanuni oranı yüksek görünen bir ülkede kurulu şirket, istisnalar nedeniyle düşük efektif yük taşıyabilir ve ölçüt sağlanabilir. Kâr payı olarak sonradan dağıtım yapılması hâlinde, daha önce Türkiye’de vergilendirilmiş kısım yeniden vergilendirilmez.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Transfer Fiyatlandırması ve Grup İçi İşlemler

Yapı meşru olsa dahi, grup içindeki işlemler ayrı bir denetime tabidir. Kurumlar Vergisi Kanunu m.13 uyarınca kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak belirledikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunurlarsa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır.

Uygulamada en sık eleştirilen kalemler, Türkiye’deki şirketin yurt dışı iştirakine verdiği hizmetler, sağladığı finansman ve lisans ile marka kullandırma bedelleridir. Bu işlemlerin emsallere uygunluğunun belgelenmemesi, yapının bütününün sorgulanmasına yol açar. Yurt dışı iştirake faizsiz kaynak aktarımı ya da bedelsiz hizmet verilmesi, örtülü kazanç dağıtımının tipik görünümüdür.

Aynı mantık şirket ile ortak arasındaki hareketler için de geçerlidir. Yurt dışı yapının Türkiye’deki gerçek kişi ortağa kaynak aktarması, hem transfer fiyatlandırması hem ticaret hukuku bakımından değerlendirilir; bu ilişkinin yurt içi karşılığı ortaklar cari hesabı rehberinde ayrıntılandırılmıştır.

Gerçek Faydalanıcı: Yapının Arkasındaki Kişi

Aklamayla mücadele mevzuatının yurt dışı yapılara bakışı tek bir soru üzerine kuruludur: bu yapının arkasındaki gerçek kişi kimdir? Tedbirler Yönetmeliği, gerçek faydalanıcıyı, adına işlem yapılan tüzel kişiyi nihai olarak kontrolünde bulunduran ya da üzerinde nihai nüfuz sahibi olan gerçek kişi veya kişiler olarak tanımlar.

Tespit usulü kademelidir. Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde belirli oranı aşan hisseye sahip gerçek kişi ortakların kimliği tespit edilir; bu oranı aşan tüzel kişi ortakların kimliği de ayrıca tespit edilir ve ortaklık zinciri izlenir. Zincirin sonunda hiçbir gerçek kişiye ulaşılamadığında, en üst düzey icra yetkisine sahip gerçek kişi esas alınır. Usulün ayrıntısı kimlik tespiti ve müşterini tanı ilkesi rehberinde tablolanmıştır.

Yurt dışı yapılarda bu araştırma zorlaşır. Hamiline yazılı pay senedi kullanılan, nominee ortak ve yönetici bulunduran ya da güven ilişkisine dayanan yapılarda kayıtlı ortak ile gerçek sahip farklıdır. Bu durum tek başına suç değildir; ancak yükümlü bakımından sıkılaştırılmış tedbirleri ve daha derin araştırmayı zorunlu kılar. Araştırmanın sonuçsuz kalması, iş ilişkisinin kurulmamasına kadar gidebilir.

Tabela Banka Yasağı ve Riskli Ülkeler

Tedbirler Yönetmeliği, sınır ötesi yapılara ilişkin iki sert kural içerir. Birincisi tabela banka yasağıdır: herhangi bir ülkede fiziki hizmet ofisi bulunmayan, tam gün çalışan personel istihdam etmeyen ve işlemleri ile kayıtları bakımından resmî bir otoritenin denetim ve iznine tabi olmayan bankalarla muhabirlik ilişkisine girilemez. Hesaplarının bu tür bankalarca kullanılmasına izin verdiği bilinen kuruluşlarla da ilişki kurulmaz.

İkincisi riskli ülkelerle ilişkilerdir. Aklama ve terörün finansmanıyla mücadelede yeterli düzenlemelere sahip olmayan, bu düzenlemeleri etkin biçimde uygulamayan ya da uluslararası kuruluşlarca riskli kabul edilen ülkelerle yapılan işlemlere özel dikkat gösterilir. Aynı yaklaşım, düzenleme ve denetim fonksiyonları asgari düzeyde bulunan serbest bölgeler ve finans merkezleriyle ilişkili müşteriler bakımından da geçerlidir.

Bu iki kural, offshore yapıların bankacılık erişimini doğrudan etkiler. Türkiye’deki bir bankanın, denetime tabi olmayan bir yargı alanında kurulu ve gerçek faydalanıcısı belirlenemeyen bir şirketle iş ilişkisi kurması beklenemez. Uygulamada yaşanan hesap açamama ve mevcut ilişkinin sonlandırılması sorunlarının kaynağı çoğu zaman budur.

Otomatik Bilgi Değişiminde Pasif Şirketler

Vergi tarafındaki üçüncü katman bilgi değişimidir. Finansal hesap bilgilerinin otomatik değişimi sisteminde, hesap sahibi kurumun bildirimi zorunlu kişi niteliğinde olması ve en az bir kontrol eden kişiye sahip olduğunun tespit edilmesi hâlinde, kurumun bilgileriyle birlikte kontrol eden kişilerin kimlik bilgileri de bildirilir.

Bunun yanında, hesap sahibi şirketin gelirlerinin ağırlıklı olarak faiz ve kâr payı gibi pasif gelirlerden oluşması ve yabancı ülke mukiminin şirket ortaklığındaki payının belirli oranı aşması hâlinde, bu şirketin hesap bilgileri otomatik bilgi değişimi kapsamına girebilir. Kısacası, yalnızca varlık tutmak için kurulmuş yapılar sistemin özel olarak hedeflediği kategoridir.

Sonuç şudur: yurt dışında kurulmuş pasif bir şirketin banka hesabı, arkasındaki Türkiye mukimi gerçek kişiyle birlikte Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilebilir. Sistemin işleyişi, kapsamı ve takvimi otomatik bilgi değişimi rehberinde ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

Aklamada Paravan Şirket: Katmanlama

Aklamanın klasik üç aşamasından ikincisi olan ayrıştırma, suç gelirinin kaynağıyla bağını koparmayı amaçlar. Paravan şirketler bu aşamanın temel aracıdır: fon, birden çok ülkede kurulu şirketler arasında sözleşmeye dayanıyormuş gibi görünen ödemelerle dolaştırılır ve her adımda kaynağa ulaşmak zorlaşır. Danışmanlık bedeli, lisans ücreti ve ticari avans, en sık kullanılan başlıklardır.

Türk Ceza Kanunu m.282, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin yurt dışına çıkarılması veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ya da meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutulmasını cezalandırır. Paravan şirket kullanımı, bu maddedeki işleme tabi tutma unsurunun tipik görünümlerinden biridir.

Savunma bakımından belirleyici olan, işlemin gerçek bir ticari ilişkiye dayanıp dayanmadığıdır. Sözleşmenin varlığı tek başına yeterli değildir; edimin fiilen ifa edilip edilmediği, bedelin emsallere uygunluğu ve tarafların bu işi yapabilecek organizasyona sahip olup olmadığı incelenir. Bu unsurların gösterilememesi, sözleşmeyi kâğıt üzerinde bir düzenlemeye indirger.

Meşru Yapı ile Paravan Arasındaki Çizgi

Öz testi: hangi unsurlar aranır?

UnsurMeşru yapıdaParavan yapıda
FaaliyetGerçek ve tanımlı bir ticari faaliyetFaaliyet yok ya da yalnızca kâğıt üzerinde
Personel ve ofisFaaliyetle orantılı organizasyonPersonel ve ofis yok; adres hizmeti kullanılır
Karar almaKararlar kurulduğu ülkede alınırKararlar Türkiye’den alınır
Banka hesabıŞirket tarafından kullanılırFiilen gerçek kişi tarafından kullanılır
Gerçek faydalanıcıŞeffaf ve belgelenebilirGizlenmiş veya belirlenemiyor
İşlemlerEmsallere uygun ve belgeliBedeli gerekçesiz, edimi ispatlanamaz
SüreklilikFaaliyet yıllar içinde sürerKısa ömürlü, işlev bitince kapanır

Bu tablo aynı zamanda bir savunma çerçevesidir. Bir yapı hakkında inceleme başladığında, tabloda sayılan unsurların her biri için belge sunulabiliyorsa yapının meşruluğu ortaya konabilir. Belge sunulamayan her satır, karşı tarafın iddiasını güçlendirir.

Kontrol Listesi

Yurt dışı yapı kurarken ve sürdürürken

AdımKontrolBelge
1Faaliyetin gerçekten yurt dışında yürütülüp yürütülmediğiSözleşmeler, faturalar, müşteri kayıtları
2Karar organının kurulduğu ülkede toplanmasıToplantı tutanakları ve seyahat kayıtları
3Faaliyetle orantılı personel ve ofisBordro, kira sözleşmesi
4Kontrol oranı ve pasif gelir oranının izlenmesiMali tablolar
5Efektif vergi yükünün hesaplanmasıVergi tahakkuk belgeleri
6Grup içi işlemlerde emsallere uygunlukTransfer fiyatlandırması dokümantasyonu
7Gerçek faydalanıcının belgelenmesiOrtaklık şeması ve sicil kayıtları
8Banka ilişkisinde şeffaflıkKimlik tespiti ve kaynak belgeleri
9Beyan yükümlülüklerinin yerine getirilmesiBeyannameler
10Belgelerin uzun süreli saklanmasıDosya düzeni

Sık Yapılan Hatalar

Birincisi, yurt dışında şirket kurmanın tek başına vergi yükümlülüğünü ortadan kaldırdığı sanılmasıdır; Türkiye’de mukim ortak bakımından beyan yükümlülükleri devam eder. İkincisi, asıl riskin kontrol edilen yabancı kurum düzenlemesi sanılmasıdır; uygulamada daha ağır sonuç, iş merkezi tespitiyle tam mükellefiyetten doğar. Üçüncüsü, şirketin kurulduğu ülkede hiçbir öz unsurunun oluşturulmamasıdır.

Dördüncüsü, grup içi işlemlerin belgesiz yürütülmesidir. Beşincisi, şirket banka hesabının fiilen gerçek kişi tarafından kişisel harcamalar için kullanılmasıdır; bu, yapının perdesini kendiliğinden kaldırır. Altıncısı, gerçek faydalanıcının gizlenmeye çalışılmasıdır; bilgi değişimi ve gerçek faydalanıcı kuralları bu çabayı çoğu zaman sonuçsuz bırakır ve iyiniyet tartışmasını başlatır.

Yedincisi, kısa ömürlü şirketler zinciri kurulmasıdır; işlev bitince kapatılan şirketler, sonradan belge temin edilememesi nedeniyle savunmayı imkânsız hâle getirir. Sekizincisi, incelemenin başlamasından sonra belge üretilmeye çalışılmasıdır; sonradan düzenlenen belgeler, tarih ve içerik tutarsızlıkları nedeniyle çoğu zaman aleyhe sonuç doğurur. Süreçle ilgili hukuki destek için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan avukatlarımıza ulaşabilirsiniz.

Sahte Belge Ticareti ve Paravan Şirketler

Türkiye uygulamasında paravan şirketin en yaygın kullanım alanı sınır ötesi yapılar değil, sahte belge ticaretidir. Kısa sürede kurulan, gerçek bir faaliyeti bulunmayan ve yüksek tutarlı fatura düzenledikten sonra kapanan şirketler, vergi idaresinin sahte belge düzenleyicisi olarak nitelendirdiği yapılardır. Bu şirketlerin ortakları çoğu zaman gerçek yöneticiler değildir.

Vergi Usul Kanunu m.359, gerçeğe aykırı belge düzenleme ve kullanma fiillerini kaçakçılık suçu olarak düzenler. Bu fiiller yalnızca vergi ziyaı doğurmaz; hapis cezası gerektiren adli suç niteliğindedir. Sahte belgeyi düzenleyen ile bilerek kullanan arasındaki ayrım, cezanın belirlenmesinde ve savunmanın kurulmasında merkezî öneme sahiptir.

Aklama boyutu ise fatura bedelinin akışından doğar. Düzenlenen sahte fatura karşılığında banka üzerinden yapılan ödeme, komisyon düşülerek nakit olarak geri verildiğinde, kayıtlı bir gider ile kayıt dışı bir nakit aynı anda yaratılmış olur. Bu nakdin sonradan sisteme sokulması, Türk Ceza Kanunu m.282 kapsamındaki tartışmayı başlatır.

Bu dosyalarda en sık karşılaşılan durum, gerçek bir mal ve hizmet alımı yapmış olan işletmelerin de aynı listeye dâhil edilmesidir. Savunmanın ekseni, alımın gerçekliğini gösteren unsurlardır: teslim ve sevk kayıtları, stok hareketleri, ödeme akışı ve üretim ya da satışla tutarlılık. Bu unsurların bir bütün hâlinde sunulması, sahte belge kullanma isnadına karşı en güçlü karşı delildir.

Tüzel Kişiye Uygulanabilecek Tedbirler ve Kayyım

Aklama ve bağlantılı suçlarda tartışma yalnızca gerçek kişiler üzerinden yürümez. Türk Ceza Kanunu, suçun işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunmasını öngörür. Uygulamada bu tedbirler, faaliyet izninin iptali ve müsadere biçiminde karşımıza çıkar.

Soruşturma aşamasında ise şirket yönetimine kayyım atanması gündeme gelebilir. Kayyım, şirketin faaliyetini sürdürmesini sağlarken malvarlığının kaçırılmasını önlemeyi amaçlar. Bu tedbir, şirket ortakları ve yöneticileri bakımından yönetim yetkisinin fiilen sona ermesi anlamına gelir ve ticari ilişkileri doğrudan etkiler.

Şirket hesaplarına elkonulması hâlinde işletmenin devamı ayrı bir sorun hâline gelir. Maaş ödemeleri, vergi ve sosyal güvenlik yükümlülükleri ile tedarikçi ödemeleri bakımından kısmi çözülme talepleri bu aşamada gündeme gelir. İzlenecek yol şirket hesabı bloke edildiğinde ne yapılmalı rehberinde gösterilmiştir.

Üçüncü kişiler bakımından da sonuçlar doğar. Yapıyla ticari ilişkisi bulunan iyiniyetli şirketlerin alacakları, tedbir kapsamına giren malvarlığı üzerinde tartışmalı hâle gelebilir. Bu nedenle sınır ötesi yapılarla iş yapan şirketlerin, karşı tarafın gerçek faydalanıcısını ve faaliyetinin gerçekliğini önceden araştırması, kendi korunmaları bakımından da gereklidir.

Yapı Kurulurken Sorulması Gereken Sorular

Bir yurt dışı yapı kurulmadan önce cevaplanması gereken sorular, kurulduktan sonra sorulanlardan çok daha ucuzdur. Birinci soru amaçtır: yapı hangi ticari ihtiyaca cevap veriyor? Pazara erişim, yabancı ortakla ortaklık, fikri hakların yönetimi ya da yerel mevzuat gereği gibi tanımlı bir ihtiyaç varsa, yapı bu ihtiyaca göre kurgulanır. Tek gerekçe vergi yükünün azaltılması ise, öz unsurunun yokluğu baştan sorun doğurur.

İkinci soru yönetimdir: kararlar fiilen nerede alınacak? Yönetim kurulunun nerede toplanacağı, imza yetkisinin kimde olacağı ve günlük işlerin kimin tarafından yürütüleceği, iş merkezi tartışmasının cevabını baştan belirler. Bu soruya verilen cevabın kâğıt üzerinde değil fiilen karşılığının bulunması gerekir.

Üçüncü soru akıştır: para nereden gelip nereye gidecek? Müşterilerin kim olduğu, tahsilatın hangi hesaba yapılacağı ve kârın nasıl dağıtılacağı önceden planlanmalıdır. Kârın Türkiye’deki ortağa ulaşma yolu belirlenmeden kurulan yapılar, kazanç fiilen ülkeye getirilmek istendiğinde tıkanır ve o aşamada kaynak sorgusuyla karşılaşır.

Dördüncü soru belgedir: hangi belgeler üretilecek ve nerede saklanacak? Sözleşmeler, faturalar, yönetim kurulu kararları, bordrolar ve banka kayıtları, yapının meşruluğunun tek ispat aracıdır. Bu belgelerin yıllar sonra erişilebilir olması, yapıyı kurmak kadar önemlidir; şirket kapansa dahi belgelerin saklanması gerekir.

İnceleme Başladığında İlk Hafta

Yurt dışı yapıya ilişkin bir inceleme ya da soruşturma başladığında, ilk hafta dosyanın seyrini belirler. İlk iş, isnadın hangi eksende kurulduğunun tespit edilmesidir: vergi tarafında mı, aklama tarafında mı, yoksa her ikisinde birden mi? Vergi incelemesinde tartışma matrah ve mükellefiyet üzerinden yürürken, ceza soruşturmasında suç geliri ve gizleme kastı üzerinden yürür. İkisi aynı belgeleri kullanır ama farklı sonuçlara götürür.

İkinci iş, belgelerin toplanmasıdır. Yurt dışındaki şirketin kuruluş belgeleri, mali tabloları, yönetim kurulu kararları, kira ve personel kayıtları ile banka ekstreleri, mümkünse apostilli ve yeminli tercümeli biçimde hazırlanır. Bu belgelerin temini zaman aldığı için, süreç başlar başlamaz talep edilmesi gerekir; inceleme tamamlandıktan sonra sunulan belgeler çoğu zaman rapora yansımaz.

Üçüncü iş, tutarların ayrıştırılmasıdır. Raporlarda sıklıkla yapının tüm hacmi tek kalemde değerlendirilir. Oysa gerçek ticari işlemlere ilişkin tutarlar ile tartışmalı tutarlar işlem bazında ayrılabilir. Bu ayrıştırma hem matrahı hem müsadere kapsamını doğrudan etkiler ve uzlaşma ile savunma aşamalarının en güçlü aracıdır.

Dördüncü iş, beyan durumunun gözden geçirilmesidir. Beyan edilmesi gereken bir gelir varsa ve idare henüz tespit etmemişse, pişmanlık hükümlerinden yararlanma imkânı değerlendirilmelidir. Bu imkânın kullanılabileceği zaman aralığı dardır ve inceleme başladıktan sonra çoğu hâlde kapanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Yurt dışında şirket kurmak suç mu?

Hayır. Yurt dışında şirket kurmak başlı başına hukuka aykırı değildir ve pek çok meşru ticari sebebi olabilir. Sorun, yapının gerçek bir faaliyete dayanmaması, vergisel yükümlülüklerin gizlenmesi ya da suç gelirlerinin kaynağının örtülmesi amacıyla kullanılması hâlinde doğar.

Offshore, kabuk ve paravan şirket aynı şey mi?

Hayır. Offshore, şirketin kurulduğu ülkeyi ve vergi rejimini anlatan coğrafi bir tanımdır. Kabuk şirket, kayıtlı olmakla birlikte fiilî faaliyeti ve personeli bulunmayan yapıdır. Paravan şirket ise gerçek faaliyeti ya da gerçek sahibi gizlemek amacıyla kullanılan yapıdır. Bir şirket offshore olup gerçek faaliyet yürütebilir; buna karşılık Türkiye’de kurulmuş bir şirket de paravan olabilir.

En büyük vergi riski hangisidir?

Uygulamada asıl risk, yurt dışında kurulu şirketin iş merkezinin Türkiye’de bulunduğunun tespit edilmesidir. Bu tespit hâlinde şirket tam mükellef sayılır ve dünya çapındaki kazancının tamamı Türkiye’de vergilendirilir; beyanname verilmediği için re’sen tarhiyat ve vergi ziyaı cezası gündeme gelir.

Kontrol edilen yabancı kurum ne demek?

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.7’de düzenlenen bir vergi güvenlik müessesesidir. Belirli şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, yurt dışı iştirakin kazancı kâr dağıtımı yapılmasa dahi Türkiye’deki ortağı nezdinde vergilendirilir.

Bu şartlar nelerdir?

Dört ölçüt birlikte aranır: yurt dışı iştirakin sermaye, kâr payı veya oy hakkının en az yarısının doğrudan veya dolaylı olarak tam mükellef gerçek kişi ve kurumlara ait olması; iştirakin gayrisafi hasılatının belirli oranının faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti ve menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşması; bulunduğu ülkede kurum kazancı üzerinden düşük oranda gelir ve kurumlar vergisi benzeri vergi yükü taşıması; ve ilgili yıldaki gayrisafi hasılatın kanunda öngörülen asgari tutarı aşması.

Pasif gelir nedir?

Yurt dışı iştirakin faaliyetiyle orantılı sermaye, organizasyon ve eleman istihdamı suretiyle yürütülen ticari, zirai ve serbest meslek faaliyetlerinden elde edilen gelirler dışında kalan; faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti ve menkul kıymet satış geliri gibi gelirlerdir. Sermaye, emek ve organizasyon gerektiren aktif gelirler bu kapsamın dışındadır.

Vergi yükü nasıl hesaplanır?

Vergi yükü, nominal vergi oranı değil efektif vergi yüküdür; tahakkuk eden vergi ile dağıtılabilir kazancın oranlanmasıyla bulunur. Bu nedenle ülkedeki kanuni oran yüksek görünse dahi, istisnalar ve indirimler nedeniyle efektif yük düşük çıkabilir ve ölçüt sağlanabilir.

Hisseler yıl içinde satılırsa ne olur?

Yurt dışı iştirake ilişkin iştirak payının tamamının, iştirakin hesap döneminin kapanmasından önce herhangi bir tarihte muvazaa olmaksızın elden çıkarılmış olması hâlinde ilgili hükümler uygulanmaz. Muvazaa unsuru burada belirleyicidir; göstermelik devirler sonuç doğurmaz.

Aynı kazanç iki kez mi vergilendirilir?

Hayır. Kontrol edilen yabancı kurum kazancı kapsamında Türkiye’de vergilendirilmiş kazancın sonradan dağıtılması hâlinde, kâr paylarının daha önce Türkiye’de vergilendirilmiş kısmı ayrıca vergilendirilmez. Ayrıca yurt dışındaki iştirakin ödediği gelir ve kurumlar vergisi benzeri vergiler, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun mahsuba ilişkin hükümleri çerçevesinde hesaplanan vergiden mahsup edilebilir.

Tabela banka nedir, ilişki kurulabilir mi?

Herhangi bir ülkede fiziki hizmet ofisi bulunmayan, tam gün çalışan personel istihdam etmeyen ve işlemleri ile kayıtları bakımından resmî bir otoritenin denetim ve iznine tabi olmayan bankalardır. Tedbirler Yönetmeliği uyarınca bu bankalarla muhabirlik ilişkisine girilemez; hesaplarının bu tür bankalarca kullanılmasına izin verdiği bilinen kuruluşlarla da ilişki kurulmaz.

Paravan şirket kullanmak aklama suçu oluşturur mu?

Suç gelirinin kaynağının gizlenmesi ya da niteliğinin değiştirilmesi amacıyla kullanılması hâlinde Türk Ceza Kanunu m.282’deki aklama suçu gündeme gelir. Yapının kendisi değil, ne amaçla kullanıldığı belirleyicidir. Ayrıca tüzel kişi bakımından güvenlik tedbirleri değerlendirilir.

Yapımın meşru olduğunu nasıl gösteririm?

Ölçüt özdür: gerçek bir faaliyetin bulunması, faaliyetle orantılı personel ve organizasyonun varlığı, kararların şirketin kurulduğu ülkede alınması, banka hesaplarının şirket tarafından kullanılması ve ticari ilişkilerin belgelenmesi. Bu unsurların yazılı olarak belgelenmesi, sonradan yapılacak bir incelemede en güçlü savunmadır.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik Ceza Hukuku alanındadır.

Ceza Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk