Ortaklar cari hesabı, Türkiye’de şirket muhasebesinin en çok kullanılan ve en çok sorun doğuran kalemidir. Kasa açığının kapatılmasından kayıt dışı alım satımın gizlenmesine, ortağın kişisel harcamalarının şirkete yıkılmasından örtülü kazanç aktarımına kadar çok sayıda işlev üstlenir. Oysa bu hesabın hukuki zemini üç ayrı mevzuatla aynı anda çevrilidir. Türk Ticaret Kanunu m.358 pay sahiplerinin şirkete borçlanmasını iki şarta bağlar ve m.562/5 buna aykırı biçimde borç verenler için üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezası öngörür; ceza borcu alana değil verene yöneliktir. Kurumlar Vergisi Kanunu m.12 ve m.13, faizsiz kullandırmayı örtülü sermaye ve örtülü kazanç tartışmasına taşır. Vergi Usul Kanunu’na dayanan tevsik düzeni, ortakla yapılan haddi aşan her tahsilat ve ödemenin banka kanalından geçmesini zorunlu kılar. Buna 5549 sayılı Kanun’un müşterini tanı ve şüpheli işlem bildirimi yükümlülükleri eklenir. Bu rehber dört katmanı birlikte kurar ve doğru kurgunun nasıl yapılacağını gösterir.
Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?
Ortaklar cari hesabı nedeniyle inceleme veya soruşturma mı var?
Cari hesabın tasfiyesi, cezalı tarhiyata itiraz ve TTK m.562 dosyalarında savunma için Hukukçular Evi uzman kadrosuyla yanınızda. Telefon: 0554 648 37 15
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppOrtaklar Cari Hesabı Nedir, Neden Sorunludur?
Ortaklar cari hesabı, şirket ile ortakları arasındaki borç alacak ilişkisinin izlendiği muhasebe hesabıdır. Kendi başına hukuka aykırı bir şey değildir; ortağın şirkete kaynak aktarması ya da şirket adına yaptığı harcamaların izlenmesi için gereklidir. Sorun, hesabın gerçek bir borç ilişkisini değil, kayıtla gerçeğin ayrıştığı noktaları kapatan bir denkleştirme kalemi olarak kullanılmasından doğar.
Doktrinde de vurgulandığı üzere, Türk Ticaret Kanunu m.358 ve m.395 ile getirilen borçlanma yasağının amacı, uygulamada hemen tüm şirketlerde yoğun biçimde kullanılan ve faturasız mal alış ve satışlarının gizlenmesi, kasa açık ve fazlalarının kapatılması ile örtülü kazanç aktarımı gibi çeşitli amaçlara hizmet eden ortaklar cari hesabı uygulamasına son vermektir. Yani düzenlemenin kendisi, bu hesabın fiilî işlevini tespit ederek yazılmıştır.
Bu nedenle bir incelemede ortaklar cari hesabı, tek bir kalem olarak değil dört ayrı pencereden birden bakılan bir alandır: ticaret hukuku bakımından borçlanma yasağı, vergi hukuku bakımından örtülü sermaye ve örtülü kazanç, usul bakımından tevsik zorunluluğu ve aklamayla mücadele bakımından izah edilebilirlik. Bir pencerede sorun görünmemesi, diğerlerini kapatmaz.
TTK m.358: Borçlanma Yasağının İki Şartı
6335 sayılı Kanun’la değişik Türk Ticaret Kanunu m.358, pay sahiplerinin sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamayacağını düzenler. Hüküm mutlak bir yasak değil, iki şartlı bir sınırdır: her iki şart birlikte sağlandığında pay sahibi şirkete borçlanabilir.
Birinci şart ortağa, ikinci şart şirkete ilişkindir. Ortağın sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş bir borcu varsa, şirketten kaynak alması düşünülemez; önce kendi taahhüdünü yerine getirmesi gerekir. Şirket tarafında ise serbest yedek akçelerle birlikte kârın geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olması aranır; zarar içindeki bir şirketin ortağına kaynak aktarması, alacaklıların ve şirketin menfaatine aykırıdır.
Madde, şartlar sağlandığında borçlanmanın miktarı ya da sınırı konusunda bir ölçü getirmez. Bu boşluk, sınırın vergi mevzuatındaki örtülü sermaye ve emsallere uygunluk kurallarıyla doldurulmasını gerektirir. Ticaret hukuku bakımından serbest olan bir borçlanma, vergi hukuku bakımından pekâlâ eleştiri konusu olabilir.
Limited şirketler bakımından ayrı bir düzenleme yapılmamış, Türk Ticaret Kanunu m.644 ile anonim şirketlere ilişkin şirkete karşı borçlanma yasağına dair m.358 hükmünün limited şirketlere de uygulanacağı öngörülmüştür. Dolayısıyla uygulamada en yaygın şirket türü olan limited şirket ortakları da aynı sınırın içindedir.
TTK m.393 ve 395: Yönetim Kurulu Üyeleri ve Yakınları
Borçlanma yasağının ikinci ayağı yönetim kurulu üyelerine ilişkindir. Türk Ticaret Kanunu m.393 ve 395 çerçevesinde, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan yakınları şirkete nakden borçlanamaz. Yakınlık çevresi geniş tutulmuştur: alt ve üst soy, eş ile üçüncü derece dâhil olmak üzere kan ve kayın hısımları bu kapsamdadır.
Buradaki ayrım önemlidir. Pay sahibi olan yönetim kurulu üyesi bakımından m.358’deki iki şartlı rejim işlerken, pay sahibi olmayan üye ve yakınları bakımından nakden borçlanma doğrudan yasaktır. Aile şirketlerinde bu ayrımın gözden kaçması sık görülür; yönetimde bulunan ancak payı bulunmayan bir aile üyesinin şirketten aldığı kaynak, doğrudan yasağın kapsamına girer.
Cezanın Muhatabı Kim? TTK m.562/5
Uygulamada en çok yanlış bilinen nokta budur. Türk Ticaret Kanunu m.562/5-(b) uyarınca m.358’e aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler, üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. Aynı fıkranın (c) bendi, m.395’in ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesi hükümlerini ihlal edenler için aynı yaptırımı öngörür. Fıkranın (a) bendi ise 6728 sayılı Kanun’la yürürlükten kaldırılmıştır.
Metinden çıkan sonuç açıktır: ceza, şirketten borç alan pay sahibine değil, kanuna aykırı biçimde borç veren kişilere yöneltilmiştir. Yani sermaye taahhüdünü ifa etmemiş ya da şirketin serbest yedek akçeleriyle kârının toplamı geçmiş yıl zararlarını karşılamadığı hâlde pay sahiplerine borç veren kişiler yaptırımla karşılaşır. Fiilen bu, karar alan ve ödemeyi yapan yönetim organı üyelerini muhatap kılar.
Kim borçlanabilir, kim borçlanamaz?
| Kişi | Durum | Dayanak |
|---|---|---|
| Pay sahibi ortak | İki şart birlikte sağlanırsa borçlanabilir | TTK m.358 |
| Limited şirket ortağı | Aynı rejime tabidir | TTK m.644 yollamasıyla m.358 |
| Pay sahibi olan yönetim kurulu üyesi | m.358 şartlarına tabidir | TTK m.358 ve m.395 |
| Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesi | Şirkete nakden borçlanamaz | TTK m.393 ve m.395 |
| Yönetim kurulu üyesinin pay sahibi olmayan yakınları | Şirkete nakden borçlanamaz | TTK m.395 |
| Cezanın muhatabı | Borç veren | TTK m.562/5-(b) ve (c) |
Geçmiş dönem borçları bakımından bir defalık bir tasfiye imkânı tanınmıştı: 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ilgili maddesinde, m.358’e aykırı şekilde anonim veya limited şirkete borçlu olan pay sahipleri ve ortakların borçlarını, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde nakdî ödeme yaparak tamamen tasfiye etmeleri öngörülmüştü. Bu süre dolmuş olduğundan, bugün için geçerli olan doğrudan yasak rejimidir.
Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?
Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppVergi Tarafı: Adat Faizi ve Emsallere Uygunluk
Ticaret hukuku şartları sağlansa bile vergi hukuku ayrı bir ölçü getirir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.13 uyarınca kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak belirledikleri bedel veya fiyat üzerinden mal veya hizmet alım ya da satımında bulunurlarsa, kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılır. Ortak, tanım gereği ilişkili kişidir.
Ortağa faizsiz ya da piyasa altında bir faizle kaynak kullandırılması, bu ilkeye aykırılık oluşturur. Uygulamada çözüm, kullandırılan tutar ve süre üzerinden emsallere uygun bir faiz hesaplanmasıdır; buna adat faizi denir. Hesaplanan tutar kurum kazancına eklenir ve ayrıca katma değer vergisi yönünden değerlendirilir. Emsal olarak hangi oranın seçildiğinin gerekçelendirilmesi, incelemede en çok tartışılan noktadır.
Örtülü kazanç dağıtımının bir diğer sonucu, dağıtılmış sayılan tutarın kâr payı olarak nitelendirilmesidir. Bu nitelendirme, ortak nezdinde gelir vergisi sonuçları doğurur ve düzeltme mekanizmasını işletir. Düzeltmenin yapılabilmesi, örtülü kazanç dağıtan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartına bağlıdır.
Örtülü Sermaye: KVK m.12
Madalyonun diğer yüzü, ortağın şirkete kaynak aktarmasıdır. Kurumlar Vergisi Kanunu m.12, kurumların ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan ya da dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin belirli katını aşan kısmını örtülü sermaye sayar. Bu durumda örtülü sermaye üzerinden hesaplanan faiz, kur farkı ve benzeri giderler kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılamaz.
Uygulamada ortaklar cari hesabının alacak bakiyesi, yani ortağın şirketten alacaklı görünmesi, bu hükmün kapsamına girip girmediği bakımından değerlendirilir. Özellikle uzun süre kapatılmayan ve faiz yürütülen bakiyeler, örtülü sermaye tartışmasını doğurur. Tersine, şirketin ortaktan alacaklı görünmesi hâli ise adat ve örtülü kazanç tartışmasına gider.
Yönüne göre doğan tartışmalar
| Akış | Muhasebe görünümü | Doğan tartışma |
|---|---|---|
| Ortaktan şirkete kaynak | Ortak alacaklı | KVK m.12 örtülü sermaye; faiz giderinin indirilebilirliği |
| Şirketten ortağa kaynak | Ortak borçlu | TTK m.358 yasağı; KVK m.13 adat faizi ve örtülü kazanç |
| Kasa fazlasının ortağa yazılması | Ortak borçlu | Fiktif bakiye; adat ve belge düzeni tartışması |
| Ortağın şahsi harcamasının şirkete yazılması | Gider kaydı | Kanunen kabul edilmeyen gider ve örtülü kazanç |
| Nakit hareketleri | Kasa üzerinden | Tevsik zorunluluğu ihlali ve özel usulsüzlük cezası |
| Yüksek tutarlı transferler | Banka hesapları | Müşterini tanı ve şüpheli işlem değerlendirmesi |
Tevsik Zorunluluğu: Nakit Hareketler
459 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, işletmelerin kendi ortakları ve diğer gerçek veya tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemenin belirlenen haddi aşması durumunda, aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılmasını ve bu işlemlerin söz konusu kurumlarca düzenlenen belgelerle tevsik edilmesini zorunlu kılar. Ortaklar cari hesabı, bu hükmün en sık ihlal edildiği alandır.
İhlalin yaptırımı, Vergi Usul Kanunu mükerrer m.355 uyarınca her bir işlem için oransal özel usulsüzlük cezasıdır ve hesaplanan tutar maddede belirlenen maktu asgari tutarın altında kalırsa asgari tutar uygulanır. Ceza hem tahsilatı hem ödemeyi yapan tarafa ayrı ayrı kesilebilir. Tekrar eden nakit hareketlerinde tutarlar hızla büyür; haddin güncel tutarı ve kapsam ayrıntısı tevsik zorunluluğu rehberinde gösterilmiştir.
Pratik sonuç basittir: ortakla şirket arasındaki her hareketin banka kanalından ve açıklamalı biçimde geçmesi gerekir. Dekont açıklamasına işlemin niteliğinin, varsa sözleşme tarihinin ve dönemin yazılması, sonradan doğacak izah yükünü büyük ölçüde ortadan kaldırır.
MASAK Tarafı: İzah Edilebilirlik
Şirket hesabından ortağın şahsi hesabına ya da tersi yönde yapılan yüksek tutarlı ve tekrar eden transferler, yükümlü banka bakımından bir soru doğurur. Tedbirler Yönetmeliği m.18, karmaşık ve olağandışı büyüklükteki işlemler ile görünür bir hukuki ve ekonomik amacı bulunmayan işlemlere özel dikkat gösterilmesini, bunlar hakkında bilgi edinilmesini ve elde edilen bilgilerin kayda geçirilmesini öngörür.
Buradaki ölçüt tutarın büyüklüğünden çok, akışın şirketin bilinen faaliyetiyle bağdaşıp bağdaşmamasıdır. Ticari tahsilatın kısa süre içinde ortağın şahsi hesabına aktarılması, faaliyetle açıklanamayan sermaye girişleri ve hızla dolaşan bakiyeler, uyum birimlerinin ilk baktığı göstergelerdir. Şirket hesaplarındaki akışın nasıl sorgulandığı hesaba yüksek tutarlı giriş rehberinde ayrıntılandırılmıştır.
İkinci katman gerçek faydalanıcıdır. Tedbirler Yönetmeliği m.17/A uyarınca ticaret siciline kayıtlı tüzel kişilerle sürekli iş ilişkisi tesisinde yüzde yirmi beşi aşan hisseye sahip gerçek kişi ortakların kimliği tespit edilir; bu oranın yeterli olmadığı hâllerde kontrolü elinde bulunduran gerçek kişiye ulaşılana kadar araştırma sürdürülür. Ortaklar cari hesabındaki hareketler, bu araştırmanın en somut verisidir: paranın kimin cebine gittiği, ortaklık yapısından bağımsız olarak buradan okunur.
Kasa Hesabı Fazlası ve Fiktif Bakiyeler
Ortaklar cari hesabının en sık kullanıldığı işlev, kasa hesabındaki fiktif bakiyenin yer değiştirmesidir. Kayıtlarda görünen ancak fiilen bulunmayan kasa mevcudu, dönem sonunda ortağa borç olarak yazılır. Bu işlem, sorunu ortadan kaldırmaz; yalnızca başka bir hesaba taşır ve bu kez adat faizi, örtülü kazanç ve borçlanma yasağı tartışmalarını birlikte doğurur.
İncelemede bu yapı kolayca görünür: kasa bakiyesinin işletmenin ölçeğine göre olağandışı büyüklükte olması, dönem sonlarında ani düşüşler yaşanması ve ortaklar cari hesabının aynı anda şişmesi tipik göstergelerdir. Bu göstergelerin birlikte bulunması, kayıt dışı hasılat ya da belgesiz gider şüphesini güçlendirir.
Doğru çözüm, bakiyeyi taşımak değil kaynağını düzeltmektir. Kayıt dışı bir hasılat söz konusuysa, bunun beyan edilmesi ve gerekiyorsa pişmanlık hükümlerinden yararlanılması, sonradan doğacak cezalı tarhiyattan çok daha düşük maliyetlidir. Bu geçişin nasıl işlediği MASAK incelemesinin vergi incelemesine dönüşmesi rehberinde ele alınmıştır.
Doğru Kurgu: Adım Adım
Şirket–ortak para hareketlerinde doğru kurgu
| Adım | Yapılacak | Belge |
|---|---|---|
| 1 | m.358 şartlarının sağlandığının tespiti | Sermaye taahhüt durumu ve son bilanço |
| 2 | Yetkili organ kararının alınması | Yönetim organı kararı |
| 3 | Yazılı borç ilişkisinin kurulması ve vade belirlenmesi | Borç sözleşmesi |
| 4 | Emsallere uygun faizin kararlaştırılması | Emsal analizi ve gerekçe |
| 5 | Ödemenin banka kanalıyla ve açıklamalı yapılması | Dekont |
| 6 | Dönem sonunda adat hesaplaması ve kayıt | Adat hesap tablosu |
| 7 | Katma değer vergisi yönünden değerlendirme | Fatura ve beyan |
| 8 | Örtülü sermaye sınırının kontrolü | Öz sermaye hesaplaması |
| 9 | Bakiyenin makul sürede tasfiyesi | Geri ödeme dekontları |
| 10 | Belgelerin saklanması | Dosya düzeni |
Bu sıralamanın en atlanan halkası dördüncü ve altıncı adımlardır. Faizin kararlaştırılmaması ya da dönem sonunda adat hesaplanmaması, ticaret hukuku bakımından sorunsuz görünen bir borçlanmayı vergi bakımından eleştiriye açık hâle getirir. Süreçle ilgili hukuki destek için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan avukatlarımıza ulaşabilirsiniz.
Sık Yapılan Hatalar
Birincisi, m.358’deki iki şartın hiç kontrol edilmemesidir; şartlar sağlanmadan yapılan borçlandırma, borç verenler bakımından adli para cezası riski doğurur. İkincisi, cezanın borç alana kesileceğinin sanılmasıdır; oysa kanun metni borç verenleri muhatap alır. Üçüncüsü, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ve yakınları bakımından nakden borçlanma yasağının gözden kaçırılmasıdır.
Dördüncüsü, faizsiz kullandırmadır; emsallere uygunluk ilkesi karşısında bu, örtülü kazanç dağıtımı olarak değerlendirilir. Beşincisi, hareketlerin kasa üzerinden ve nakit yürütülmesidir; haddi aşan her işlem ayrı bir özel usulsüzlük cezası doğurur. Altıncısı, kasa fazlasının ortağa yazılarak sorunun çözüldüğünün sanılmasıdır.
Yedincisi, bakiyenin yıllarca kapatılmamasıdır; süreklilik kazanan bakiyeler hem örtülü sermaye hem kâr payı tartışmasını büyütür. Sekizincisi, şirket ile ortağın hesapları arasındaki transferlerin açıklamasız yapılmasıdır. Dokuzuncusu, ortağın şahsi harcamalarının şirket gideri olarak kaydedilmesidir. Onuncusu, şirket hesabına tedbir konulduğunda cari hesabın hiç açıklanamamasıdır; bu durumda işletmenin devamı da tartışmaya açılır ve izlenecek yol şirket hesabı bloke edildiğinde ne yapılmalı rehberinde gösterilmiştir.
Kâr Payı Avansı: Mevzuata Uygun Alternatif
Ortağın şirketten kaynak ihtiyacı meşru olabilir. Bu ihtiyacın borçlanma yasağını ihlal etmeden karşılanmasının yolu, kâr payı avansı kurumudur. Kâr payı avansı, cari yılın beklenen kârından, belirli şartlar ve sınırlar içinde ortaklara yapılan ön ödemedir. Ticaret Bakanlığının bu konudaki ikincil düzenlemesi, dağıtılabilecek tutarın hesaplanma yöntemini, karar alma usulünü ve ara bilanço şartını belirler.
Kâr payı avansının borçlanmadan farkı niteliğidir: ortağın şirkete borçlanması değil, doğmuş sayılan kâr payının bir kısmının erken ödenmesidir. Bu nedenle ortaklar cari hesabında borç bakiyesi yaratmaz ve adat faizi tartışması doğurmaz. Buna karşılık dönem sonunda beklenen kâr gerçekleşmezse, avansın iadesi gündeme gelir ve iade edilmeyen kısım yeniden borç niteliği kazanır.
İkinci meşru yol, ortağa yapılan ödemenin hukuki sebebini doğru kurmaktır. Yönetim organı üyelerine ödenen huzur hakkı, ücret ve prim; kira ilişkisi varsa kira bedeli; şirkete verilen bir hizmetin karşılığı ise fatura karşılığı hizmet bedeli. Her birinin kendi belge düzeni, stopaj ve katma değer vergisi sonucu vardır; ancak hiçbiri borçlanma yasağının kapsamına girmez.
Üçüncü yol sermaye hareketidir. Ortağın şirkete kaynak aktarması gerekiyorsa, bunu borç olarak değil sermaye artırımı ya da sermaye avansı olarak yapması, örtülü sermaye tartışmasını baştan bertaraf eder. Seçilecek yol, tutarın büyüklüğüne, kalıcılığına ve şirketin öz sermaye yapısına göre belirlenir; kararın gerekçesinin yazılı olarak kayda geçirilmesi incelemede belirleyici olur.
İncelemede İstenen Belgeler ve Savunma Noktaları
Ortaklar cari hesabı incelemelerinde istenen belgeler standarttır. İlk sırada hesabın dönem içi hareket dökümü yer alır; her bir hareketin tarihi, tutarı, karşı tarafı ve dayanağı sorulur. İkinci sırada bu hareketlerin banka kayıtlarıyla eşleşmesi gelir; kasa üzerinden yürütülen ve dekontu bulunmayan kalemler ayrı bir liste hâlinde çıkarılır. Üçüncü sırada adat hesaplamasının yapılıp yapılmadığı ve hangi emsale dayandırıldığı incelenir.
İncelemede istenen belgeler
| Belge | Ne gösterir | Eksikliğinin sonucu |
|---|---|---|
| Cari hesap dökümü | Hareketlerin kronolojisi | Dayanaksız kalemlerin tamamı eleştiri konusu olur |
| Banka dekontları | Tevsik zorunluluğuna uyum | Her bir işlem için özel usulsüzlük cezası |
| Yazılı borç ilişkisi ve vade | Hukuki sebep | İşlemin örtülü kazanç sayılma riski artar |
| Adat hesap tablosu | Emsallere uygunluk | Faiz hesaplanmadığı sonucuna varılır |
| Yönetim organı kararı | Karar sürecinin varlığı | TTK m.562 tartışmasında savunma zayıflar |
| Son bilanço ve yedek akçe durumu | m.358 şartlarının sağlanması | Borçlanma yasağının ihlali iddiası güçlenir |
Savunma bakımından üç eksen öne çıkar. Birincisi hukuki sebebin gösterilmesidir: hareketin borç mu, kâr payı avansı mı, huzur hakkı mı yoksa hizmet bedeli mi olduğunun belgeyle ortaya konması, tartışmanın büyük bölümünü kapatır. İkincisi dönemselliktir: her yılın kendi şartları içinde değerlendirilmesi ve geçmiş dönemlerden devreden bakiyelerin ayrıştırılması gerekir.
Üçüncüsü ölçüdür. İnceleme raporlarında bakiyenin tamamı üzerinden hesaplama yapılması sık karşılaşılan bir durumdur; oysa hareketin hangi gün başlayıp hangi gün kapandığı, adat hesabının matrahını doğrudan değiştirir. Gün bazında yapılan doğru bir hesaplama, tarhiyat tutarını önemli ölçüde düşürebilir ve bu, uzlaşma aşamasında en güçlü argümandır.
Tasfiye, Devir ve Ortaklıktan Çıkışta Cari Hesap
Ortaklar cari hesabı, şirketin olağan yaşamında olduğu kadar sona erme ve el değiştirme anlarında da belirleyicidir. Pay devrinde, devreden ortağın cari hesap bakiyesinin ne olacağı devir sözleşmesinde açıkça düzenlenmezse, devralan ortak kendisine ait olmayan bir borcu devralmış ya da bir alacağı kaybetmiş sayılabilir. Uygulamada pay devri sözleşmelerinde bu kalemin hiç yazılmaması, sonradan açılan davaların önemli bir bölümünü oluşturur.
Şirketin tasfiyesinde ise cari hesap bakiyesi, tasfiye memurunun ilk tahsil etmesi gereken alacaklar arasındadır. Ortağa borç olarak görünen ve tahsil edilmeyen bakiyeler, tasfiye sonucunda alacaklıların zararına bir sonuç doğurduğunda, tasfiye memurunun ve yönetim organının sorumluluğu gündeme gelir. Bu nedenle tasfiyeye girmeden önce cari hesabın kapatılması, hem vergi hem sorumluluk bakımından doğru sıralamadır.
Ortaklıktan çıkma ve çıkarılma hâllerinde ayrılma akçesi hesaplanırken de cari hesap bakiyesi mahsup edilir. Ortağın şirkete borcu varsa bu borç ayrılma akçesinden düşülür; şirketin ortağa borcu varsa ayrılma akçesine eklenir. Bakiyenin gerçek bir borç ilişkisine mi dayandığı yoksa fiktif bir denkleştirme kalemi mi olduğu, tam olarak bu anda tartışma konusu olur ve belgeye dayanmayan bakiyeler ayrılan ortak aleyhine sonuç doğurur.
Miras hâlinde de aynı sorun yaşanır. Vefat eden ortağın cari hesap borcu terekeye geçer ve mirasçılardan talep edilebilir; alacağı ise terekenin aktifine girer. Yıllarca kapatılmayan ve dayanağı belgelenmeyen bakiyeler, mirasçılar ile şirket arasında çözülmesi güç uyuşmazlıklara yol açar.
Sıkça Sorulan Sorular
Ortak şirketten para çekebilir mi?
Kural olarak hayır, istisnai olarak evet. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.358 uyarınca pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamaz. Bu iki şart birlikte sağlandığında borçlanma mümkün hâle gelir.
Bu yasak limited şirketlerde de geçerli mi?
Evet. Türk Ticaret Kanunu m.644 uyarınca anonim şirketlere ilişkin bazı hükümler limited şirketlere de uygulanır ve şirkete karşı borçlanma yasağına ilişkin m.358 bunlar arasındadır. Dolayısıyla limited şirket ortakları da aynı sınıra tabidir.
Cezanın muhatabı borcu alan mı, veren mi?
Veren. Türk Ticaret Kanunu m.562/5-(b) uyarınca m.358’e aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır. Yani yaptırım, şirketten borç alan ortağa değil, kanuna aykırı biçimde borç verenlere yöneliktir. Aynı fıkranın (c) bendi, m.395’in ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesini ihlal edenler için aynı yaptırımı öngörür.
Yönetim kurulu üyeleri ve yakınları için durum nedir?
Türk Ticaret Kanunu m.393 ve 395 çerçevesinde, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan yakınları şirkete nakden borçlanamaz. Buradaki yakınlık, alt ve üst soy, eş ile üçüncü derece dâhil olmak üzere kan ve kayın hısımlarını kapsar.
Ortağa faizsiz para kullandırmak mümkün mü?
Vergi hukuku bakımından sorun doğurur. Kurumlar Vergisi Kanunu m.13 uyarınca kurumlar, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak belirlediği bedel veya fiyat üzerinden yaptığı mal veya hizmet alım satımında örtülü kazanç dağıtmış sayılır. Ortağa faizsiz kaynak kullandırılması, emsallere uygun bir faiz hesaplanmasını, yani adat faizi uygulanmasını gerektirir.
Adat faizi nedir?
Ortağa kullandırılan tutar üzerinden, kullandırma süresi dikkate alınarak emsallere uygun bir faiz hesaplanması işlemidir. Hesaplanan tutar kurum kazancına eklenir ve ayrıca katma değer vergisi yönünden değerlendirilir. Uygulamada emsal olarak banka faiz oranları veya Merkez Bankasınca ilan edilen oranlar esas alınır; seçilen emsalin gerekçelendirilmesi gerekir.
Örtülü sermaye ile örtülü kazanç aynı şey mi?
Hayır. Kurumlar Vergisi Kanunu m.12 örtülü sermayeyi düzenler ve ortak ya da ilişkili kişilerden alınan borçların öz sermayeye oranla belirli sınırı aşması hâlinde aşan kısmı örtülü sermaye sayar. m.13 ise transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımını düzenler. Birincisi şirketin borçlanmasıyla, ikincisi ilişkili kişiyle yapılan işlemin bedeliyle ilgilidir.
Ortaklar cari hesabı üzerinden yapılan ödemeler tevsik zorunluluğuna tabi mi?
Evet. 459 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, işletmelerin kendi ortakları ve diğer gerçek veya tüzel kişilerle yaptığı her türlü tahsilat ve ödemenin haddi aşması hâlinde aracı finansal kurumlar kanalıyla yapılmasını ve bu kurumlarca düzenlenen belgelerle tevsik edilmesini öngörür. İhlalde her bir işlem için özel usulsüzlük cezası doğar.
Kasa fazlası neden ortaklar cari hesabına aktarılıyor?
Uygulamada kasada fiilen bulunmayan tutarların kayıtlarda görünmemesi için bu tutarlar ortağa borç olarak yazılır. Bu, sorunu çözmez yalnızca yer değiştirir: kasadaki fiktif bakiye, bu kez ortağa kullandırılmış bir kaynak hâline gelir ve adat faizi, örtülü kazanç ile borçlanma yasağı tartışmalarını birlikte doğurur.
Bu hareketler MASAK tarafında ne doğurur?
Şirket hesabından ortağın şahsi hesabına ya da tersi yönde yapılan yüksek tutarlı ve tekrar eden transferler, yükümlü banka bakımından işlemin ekonomik amacının sorgulanmasını gerektirir. Tedbirler Yönetmeliği m.18, görünür bir hukuki ve ekonomik amacı bulunmayan işlemlerde bilgi edinilmesini ve kayda geçirilmesini öngörür. Açıklanamayan akışlar şüpheli işlem değerlendirmesine konu olabilir.
Geçmiş dönem borçları için bir tasfiye süresi verilmiş miydi?
Evet. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ilgili maddesinde, m.358’e aykırı şekilde anonim veya limited şirkete borçlu olan pay sahipleri ve ortakların borçlarını Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde nakdî ödeme yaparak tamamen tasfiye etmeleri öngörülmüştü. Bu süre dolmuştur.
Ortağa borç verirken nelere dikkat edilmeli?
Önce m.358’deki iki şartın sağlandığının belgelenmesi gerekir: sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borç bulunmaması ve serbest yedek akçelerle birlikte kârın geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olması. Ardından ödemenin banka kanalıyla yapılması, emsallere uygun faiz hesaplanması, yazılı bir borç ilişkisi kurulması ve vade belirlenmesi beklenir.
📚 İlgili Rehberler
- 🧭 MASAK Rehberi (Hub)Dört tedbir, süre tablosu, konuma göre başlangıç noktası
- Tevsik Zorunluluğu ve Nakit Ödeme Sınırı: 30.000 TL Haddi
- MASAK İncelemesi Vergi İncelemesine Dönüşür mü?
- Şirket Hesabı Bloke Edildi: MASAK, Elkoyma ve İşletmenin Devamı
- Hesabıma Yüksek Tutarda Para Girdi: Banka Neden Kaynağını Soruyor?
- Kimlik Tespiti ve Müşterini Tanı İlkesi: Gerçek Faydalanıcı
Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?
Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.
📞 Hemen Arayın💬 WhatsAppDosyanız için değerlendirme
Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15
İletişime GeçinBu içerik Ceza Hukuku alanındadır.
Ceza Hukuku Rehberi · Bu alandaki tüm rehberler · Tüm hukuk dalları
İlgili Rehberler
- 📚 Ana Rehber: Ceza Hukuku Rehberi
- ▸ Sahte Altın Dolandırıcılığı 2026: TCK m.157-158 Cezası, “Polis/Savcıyım Altınları Teslim Edin” Tuzağı, Kuyumcuya Sahte Bilezik, Aldatma Kabiliyeti, Etkin Pişmanlık ve Suç Duyurusu Dilekçesi
- ▸ Baroya Avukat Şikâyeti Dilekçesi Örneği 2026 ve Disiplin Süreci: Yetkili Baro (m.139), Yönetim Kurulunun Bir Yıllık Karar Süresi (m.141), On Beş Günlük İtiraz (m.142), Savunma Hakkı (m.137), Zamanaşımı (m.159) — Word ve PDF Şablon
- ▸ Avukat Disiplin Cezaları 2026: 7571 Sayılı Kanun Sonrası Uyarma, Kınama, Para Cezası, İşten Çıkarma ve Meslekten Çıkarma — Avukatlık Kanunu m.134-136’da Hangi Fiil Hangi Cezayı Gerektirir, Tekerrür, Savunma Hakkı, İtiraz, Zamanaşımı ve Sicilden Silinme
- ▸ Kira Gelirlerim Bloke Edildi 2026: Kira Tahsilatında Kaynak İspatı — Banka Üzerinden Tahsil Zorunluluğu (VUK m.257), Konut ve İşyeri Kirasında Beyan ve Stopaj (GVK m.70, m.86, m.94), Depozito (TBK m.342) ve Eşleştirme Tablosu
Bu konuda hukuki destek almak için