18 Eylül 2026

FATF Gri Listesi, 7262 Sayılı Kanun ve Türkiye’nin Mevzuat Dönüşümü 2026: Ekim 2021’den 28 Haziran 2024’e Kronoloji, Eylem Planı, Malvarlığının Dondurulması, Dernek Denetimi, Kripto Düzenlemesi ve Beşinci Tur Değerlendirme

Türkiye’de son beş yılda aklamayla mücadele mevzuatında yaşanan dönüşümün tek bir tetikleyicisi vardır: FATF süreci. Türkiye 21 Ekim 2021 tarihli FATF Genel Kurulu kararıyla artırılmış izleme sürecine, yani gri listeye alınmış; üzerinde anlaşılan eylem planını tamamlayarak Singapur’da 23-28 Haziran 2024 tarihlerinde düzenlenen Genel Kurulda listeden çıkarılmıştır. Bu iki tarih arasında yürürlüğe giren düzenlemeler, bugün her yükümlünün uymak zorunda olduğu kuralların büyük bölümünü oluşturur: 7262 sayılı Kanun’la gelen malvarlığının dondurulması rejimi ve dernek denetimi, 5549 sayılı Kanun’da yükümlü kapsamının genişletilmesi ve yaptırımların ağırlaştırılması, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının kapsama alınması ve 2 Temmuz 2024 tarihli düzenleme. Bu rehber süreci kronolojik olarak kurar, her aşamanın hangi mevzuat değişikliğini doğurduğunu gösterir, gri listenin somut maliyetini anlatır ve çıkış sonrasında devam eden değerlendirme döngüsünün yükümlüler bakımından ne anlama geldiğini açıklar.

Somut bir dosyanızla ilgili görüşmek ister misiniz?

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Kurumunuz FATF standartlarına uyum denetimine mi hazırlanıyor?

Uyum düzeninin mevzuata göre gözden geçirilmesi, denetim savunması ve yaptırımlara itiraz için Hukukçular Evi uzman kadrosuyla yanınızda. Telefon: 0554 648 37 15

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

FATF ve Gri Liste: Kavramlar

Mali Eylem Görev Gücü, 1989 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Kanada’dan oluşan G-7 ülkelerinin Paris’teki toplantısında hükümetler arası bir organizasyon olarak kurulmuştur. Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü bünyesinde faaliyet gösterir ve kara paranın aklanmasıyla mücadeleye ilişkin tavsiye ve kuralları belirler. Nisan 2019’da alınan kararla görev süresi süresiz hâle getirilmiştir.

Karar organı olan Genel Kurul yılda üç kez, Ekim, Şubat ve Haziran aylarında toplanır. FATF’nin otuz yedi ülke ve iki bölgesel kuruluş olmak üzere otuz dokuz üyesi bulunur; Türkiye 1991 yılında üye olmuştur. Kararlar oy çokluğuyla değil, oy birliğiyle alınır. FATF, kendi üyeleri dışında, benzer bölgesel kuruluşlarla yaptığı iş birlikleri sayesinde iki yüzün üzerinde ülkede izleme yapabilmektedir.

Gri liste, resmî adıyla artırılmış izleme sürecidir. Bir ülkenin bu listeye alınması, tespit edilen stratejik eksikliklerin giderilmesi için FATF ile birlikte çalışma konusunda üst düzey siyasi taahhütte bulunulması ve bir eylem planı üzerinde anlaşılması anlamına gelir. Kara liste olarak anılan yüksek riskli ülkeler listesinden farklı olarak gri liste, doğrudan karşı tedbir uygulanmasını gerektirmez; ancak finansal kuruluşlar bakımından ilave durum tespiti yükümlülüğü doğurur.

Türkiye’nin Süreci: Kronoloji

Süreçteki dönüm noktaları

TarihGelişmeSonuç
2019Dördüncü tur karşılıklı değerlendirme raporunun kabulü ve yayımlanmasıTeknik uyum ve etkililik eksiklikleri tespit edildi
21 Ekim 2021FATF Genel Kurulu kararıTürkiye artırılmış izleme sürecine alındı
2021-2024Eylem planının uygulanmasıMevzuat ve kurumsal kapasite reformları
Şubat 2024Paris Genel KuruluEylem planının büyük ölçüde tamamlandığına dair ilk tespit ve saha ziyareti talebi
Haziran 2024 öncesiYerinde değerlendirmeUzman ekibin ilerlemeyi doğrulaması
23-28 Haziran 2024Singapur Genel KuruluTürkiye ve Jamaika gri listeden çıkarıldı
Çıkış sonrasıYeni değerlendirme döngüsüUygulama etkinliğinin izlenmesi

Dördüncü tur değerlendirmesinde Türkiye, kırk tavsiyenin on birinde uyumlu, yirmisinde büyük ölçüde uyumlu, yedisinde kısmen uyumlu ve ikisinde uyumsuz bulunmuştur. Uyumsuzluk tespiti yapılan alanlar arasında siyasi nüfuz sahibi kişilerle ilgili önleyici tedbirler ile yeni teknolojiler için ilave önleyici tedbirler öne çıkmış; özellikle kripto varlıklara ilişkin düzenleme şartı gündeme gelmiştir.

Çıkış kararı FATF tarafından yapılan açıklamada, karşılıklı değerlendirmeler sonucu tespit edilmiş olan kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele konularındaki stratejik eksiklikleri gidermekte kat edilen önemli mesafeye dayandırılmıştır. Karar, FATF’nin karar alma usulü gereği oy birliğiyle alınmıştır.

7262 Sayılı Kanun: Dönüşümün Omurgası

Sürecin mevzuat ayağındaki en kapsamlı metin, Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’dur. 2020 yılı sonunda yürürlüğe giren bu Kanun, adından anlaşılandan çok daha geniş bir alanı düzenlemiş ve birden fazla kanunda eş zamanlı değişiklik yapmıştır.

7262 sayılı Kanun’la gelen başlıca değişiklikler

AlanGetirilenEtkilenen mevzuat
Malvarlığının dondurulmasıBirleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanmasına ilişkin rejim6415 sayılı Kanun
Yükümlü kapsamıKripto varlık hizmet sağlayıcıları ve tasarruf finansman şirketlerinin yükümlü sayılması5549 sayılı Kanun
Yaptırımlarİdari para cezalarının ağırlaştırılması5549 sayılı Kanun
Soruşturma araçlarıAklama suçunda gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi5549 sayılı Kanun
Sivil toplumDernek ve vakıflarda denetim, bildirim ve tedbir düzenlemeleriDernekler mevzuatı
Risk temelli denetimKâr amacı gütmeyen kuruluşların denetiminde risk temelli yaklaşımİlgili ikincil mevzuat

Bu değişikliklerden ilki, terörün finansmanıyla mücadelede en keskin araç olan malvarlığının dondurulmasıdır. 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun, Güvenlik Konseyi kararlarıyla listelenen kişi ve kuruluşların malvarlığının gecikmeksizin dondurulmasını sağlayan bir mekanizma kazanmıştır. Bu rejimin işleyişi ve bireyler bakımından sonuçları terörün finansmanı ve 6415 sayılı Kanun rehberinde ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Soruşturma Araçlarının Genişlemesi

Aynı Kanun’la 5549 sayılı Kanun’a eklenen bir fıkra, aklama suçunun soruşturulmasında kullanılabilecek araçları genişletmiştir. Bu düzenleme uyarınca, aklama suçunun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin 139 uncu maddesindeki hükümler uygulanabilir.

Bu değişikliğin pratik önemi büyüktür. Ceza Muhakemesi Kanunu m.139, gizli soruşturmacı görevlendirilmesini kural olarak belirli suçlarla ve örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenme koşuluyla sınırlar. Aklama suçu bakımından bu koşulun aranmaması, tek başına işlenen aklama fiillerinde de bu tedbire başvurulabilmesi anlamına gelir.

Savunma bakımından bunun sonucu, dosyaya giren delillerin elde ediliş usulünün titizlikle denetlenmesidir. Gizli soruşturmacı yoluyla elde edilen delillerde kararın varlığı, kapsamı, süresi ve tedbirin ölçülülüğü ayrı ayrı incelenmelidir. Usulüne uygun olmayan biçimde elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı kuralı, bu dosyalarda merkezî bir savunma ekseni oluşturur.

Kripto Ayağı ve 2 Temmuz 2024 Düzenlemesi

Türkiye’nin uyumsuz bulunduğu alanlardan biri, yeni teknolojiler için ilave önleyici tedbirlere ilişkin tavsiyeydi. Kripto varlık hizmet sağlayıcılarının 5549 sayılı Kanun kapsamında yükümlü sayılması bu yönde atılan ilk adım olmuş; ancak sektörün bütününü düzenleyen bir çerçevenin bulunmaması eksiklik olarak kalmıştı.

Bu eksikliği gidermek amacıyla hazırlanan kanun teklifi Mayıs 2024’te Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiş, Haziran 2024’te Singapur’da yapılan Genel Kurulda düzenlemenin içeriğine ilişkin sunum yapılmış ve bu sunumun ardından Türkiye’nin gri listeden çıkarılmasına karar verilmiştir. Düzenleme 2 Temmuz 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Düzenleme, kripto varlık hizmet sağlayıcılarını sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde izne ve denetime tabi kılmıştır. Böylece sektör, hem aklamayla mücadele hem piyasa gözetimi bakımından iki ayrı düzenleyici çerçevenin içine alınmıştır. Lisans rejimi ve uyum yükümlülükleri kripto varlık hizmet sağlayıcıları rehberinde anlatılmıştır.

Gri Listenin Somut Maliyeti

Gri listede bulunmak doğrudan bir yaptırım anlamına gelmez; ancak somut ekonomik sonuçlar doğurur. Listedeki ülkelerde faaliyet gösteren şirketler, karşı taraf finansal kuruluşlar nezdinde ek sorumluluklar kapsamında ayrıntılı durum tespitine, daha yoğun denetim süreçlerine ve sıkı önlemlere tabi tutulur. Bu, işlem süresinin uzaması ve maliyetin artması demektir.

İkinci etki muhabirlik ilişkileridir. Yabancı bankaların uyum maliyetleri arttıkça, listedeki ülkelere yönelik fonlama kanalları daralır ve risk iştahı zayıflar. Türkiye’nin listede bulunduğu dönemde bu etkinin yaşandığı, kamuya yansıyan değerlendirmelerde belirtilmiştir.

Üçüncü etki itibar ve yatırım tarafındadır. Listedeki ülkeler dış yatırım bulma süreçlerinde itibar kaybı yaşar; bu etkinin büyüklüğü ülkenin ekonomik yapısına göre değişir. Bu üç etki birlikte değerlendirildiğinde, gri listeden çıkışın yalnızca hukuki değil doğrudan ekonomik bir sonuç ürettiği görülür.

Çıkıştan Sonra: Sürdürülebilir Uyum

Gri listeden çıkış, FATF denetiminin sona erdiği bir aşama değildir. FATF metodolojisi, ülkelerin geçici düzenlemelerle veya kısa vadeli reformlarla uyum sağlamasını değil; uzun vadeli, kurumsallaşmış ve sürdürülebilir bir uyum rejimi inşa etmesini hedefler. Bu nedenle çıkış, uygulama etkinliğinin ve sürdürülebilirliğin daha yakından izleneceği yeni bir dönemin başlangıcıdır.

Nitekim çıkış kararından sonra Türkiye bakımından yeni bir karşılıklı değerlendirme döngüsü başlamıştır. Kamuya yansıyan açıklamalarda beşinci tur değerlendirme sürecinin devam ettiği belirtilmiştir. Bu döngüde odağın yalnızca mevzuat metinleri değil, uygulamanın etkinliği olduğu vurgulanmaktadır; teknik uyum ile etkililik ayrı ayrı ölçülür.

Bu ayrım yükümlüler bakımından doğrudan sonuç doğurur. Teknik uyum, mevzuatın kâğıt üzerinde standarda uygun olmasıdır; etkililik ise bu mevzuatın fiilen uygulanıp uygulanmadığıdır. Bir kuruluşun yazılı politikası mükemmel olsa bile, izleme senaryoları çalışmıyor ve uyarılar gerekçesiz kapatılıyorsa etkililik ölçütü karşılanmaz. Denetimlerin son yıllarda belge varlığından uygulama kayıtlarına kayması bu yaklaşımın sonucudur.

Risk alanları da sürekli güncellenmektedir. Kripto varlıklar, merkeziyetsiz finans yapıları ve sınır ötesi dijital ödeme sistemleri, FATF’nin sürekli güncellediği alanlar arasındadır. Bu alanlarda düzenleyici çerçevenin gecikmeden güncellenmemesi, yeni uyum açıkları doğurabilir. Sürecin güncel aşaması için FATF’nin ve Hazine ve Maliye Bakanlığının resmî duyurularının takip edilmesi gerekir.

Yükümlüler İçin Pratik Sonuçlar

FATF süreci soyut bir diplomasi konusu değildir; bugün bir kuyumcunun, bir emlak ofisinin ya da bir ödeme kuruluşunun uymak zorunda olduğu kuralların büyük bölümü bu sürecin ürünüdür. Aşağıdaki tablo, sürecin doğrudan yükümlü seviyesine yansıyan sonuçlarını gösterir.

Sürecin yükümlü seviyesindeki karşılığı

AlanDeğişiklikPratik sonuç
Yükümlü grubuYeni sektörlerin kapsama alınmasıKripto, tasarruf finansman ve e-ticaret aracı hizmet sağlayıcıları
Uyum programıKapsamın genişletilmesiDaha çok kuruluşta uyum görevlisi zorunluluğu
Kimlik tespitiUsul ve eşiklerin sıkılaştırılmasıAnonim ürünlerin daraltılması, uzaktan tespitte ek şartlar
Gerçek faydalanıcıTespit usulünün ayrıntılandırılmasıOrtaklık zincirinin izlenmesi zorunluluğu
Sivil toplumDernek ve vakıflarda denetimRisk temelli denetim ve bildirim yükümlülükleri
YaptırımCezaların ağırlaştırılmasıHer ihlal için ayrı ve yüksek tutarlı idari para cezası
DenetimEtkililik odaklı denetimBelge varlığı değil, uygulama kaydı aranması

Bu tablonun pratik okuması şudur: uyum artık bir dosya hazırlama işi değil, işleyen bir sistem kurma işidir. Denetimde sorulan soru politikanın var olup olmadığı değil, politikanın üretilen uyarılarda, kapatma gerekçelerinde ve iç denetim bulgularında görünüp görünmediğidir. Uyum programının unsurları ve denetimde istenen belgeler uyum programı ve uyum görevlisi rehberinde tablolanmıştır. Süreçle ilgili hukuki destek için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan avukatlarımıza ulaşabilirsiniz.

Kontrol Listesi

Kurumsal hazırlık kontrol listesi

AdımKontrolÇıktı
1Kurum politikasının son mevzuat değişikliklerine göre revizyonuRevizyon tarihli politika metni
2Yükümlü statüsünün güncel kapsam listesine göre teyidiKapsam değerlendirme notu
3Uyum görevlisi ve yardımcısının şartları ile atama sürelerinin kontrolüAtama ve bildirim kayıtları
4Risk sınıflandırma metodolojisinin güncellenmesiMetodoloji dokümanı
5İzleme senaryolarının iş modeline uyarlanmasıSenaryo listesi ve uyarı kayıtları
6Gerçek faydalanıcı araştırmasının belgelenmesiOrtaklık şemaları
7Eğitim planının uygulanması ve ölçülmesiKatılım ve sonuç kayıtları
8İç denetimin bağımsız yürütülmesi ve bulguların takibiİç denetim raporu ve aksiyon listesi
9Malvarlığının dondurulmasına ilişkin süreçlerin politikaya eklenmesiPolitika bölümü
10Yıllık gözden geçirme takviminin kurulmasıGözden geçirme tutanağı

Sık Yapılan Hatalar

Birincisi, gri listeden çıkışın mevzuatın gevşeyeceği anlamına geldiğinin sanılmasıdır; aksine çıkış sonrası dönemde uygulama etkinliği daha yakından izlenir. İkincisi, uyum belgelerinin bir kez hazırlanıp rafa kaldırılmasıdır; mevzuat bu dönemde sık değiştiği için politikaların revizyon tarihi denetimde ilk bakılan veridir. Üçüncüsü, yükümlü statüsünün eski listeye göre değerlendirilmesidir.

Dördüncüsü, malvarlığının dondurulmasına ilişkin süreçlerin kurum politikasına hiç eklenmemesidir. Beşincisi, izleme senaryolarının hazır alınıp kuruluşa uyarlanmamasıdır; etkililik ölçütü tam da burada karşılanmaz. Altıncısı, eğitim faaliyetinin katılım listesiyle belgelenip ölçme ve raporlama adımının atlanmasıdır.

Yedincisi, iç denetimin uyum birimince yapılmasıdır; bağımsızlık koşulu sağlanmadığında denetim yapılmamış sayılır. Sekizincisi, sürecin yalnızca finansal kuruluşları ilgilendirdiğinin sanılmasıdır; kuyumcu, emlakçı, galerici, noter ve serbest meslek mensupları da aynı Kanun’un yükümlüsüdür ve aynı denetime tabidir.

Dernek ve Vakıflarda Denetim: Sivil Toplum Ayağı

FATF standartlarının sekizinci tavsiyesi, kâr amacı gütmeyen kuruluşların terörün finansmanı amacıyla kötüye kullanılmasının önlenmesine ilişkindir. Türkiye’nin eylem planında bu alan, yüksek riskli kuruluşların denetimi için insan kaynağı eklenmesi ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla denetimde risk temelli bir yaklaşım benimsenmesi başlıklarıyla yer almıştır.

7262 sayılı Kanun bu alanda dernekler mevzuatında değişiklikler yapmıştır. Getirilen düzenlemeler arasında derneklerin denetimine ilişkin usullerin güçlendirilmesi, yurt dışından alınan yardımlara ve yurt dışına yapılan yardımlara ilişkin bildirim yükümlülükleri ile organlarda görev alanlar hakkında terör suçlarından soruşturma veya kovuşturma bulunması hâlinde uygulanacak tedbirler yer alır.

Bu düzenlemelerin pratik sonucu, dernek ve vakıfların artık yalnızca kendi mevzuatına değil, aklamayla mücadele rejimine de bakan bir iç düzen kurmasıdır. Bağış kabul süreçlerinde bağışçının kimliğinin tespiti, yurt dışı kaynaklı fonların belgelenmesi, nakit bağışların kayda alınması ve yurt dışına yapılan yardımların bildirilmesi bu düzenin asgari unsurlarıdır.

Denetimin risk temelli yürütülmesi, her derneğin aynı yoğunlukta denetlenmeyeceği anlamına gelir. Faaliyet alanı, gelir kaynakları, sınır ötesi bağlantıları ve fon hacmi yüksek riskli sayılan kuruluşlar öncelikli denetim kapsamına girer. Bu nedenle bu profildeki kuruluşların kayıt düzenini baştan kurması, denetim geldiğinde telafi çabasından çok daha etkilidir.

Karşılıklı Değerlendirme Nasıl Yapılır?

FATF değerlendirmesi iki ayrı eksende yürür ve bu ikili yapı, sonuçların doğru okunması bakımından belirleyicidir. Birinci eksen teknik uyumdur: ülkenin mevzuatı, kırk tavsiyede öngörülen standartları karşılıyor mu? Değerlendirme uyumlu, büyük ölçüde uyumlu, kısmen uyumlu ve uyumsuz olmak üzere dört kademede yapılır.

İkinci eksen etkililiktir: mevzuat fiilen uygulanıyor mu ve amaçlanan sonucu üretiyor mu? Bu eksende on bir etkililik kriteri kullanılır ve ölçüm, ülkedeki gerçek sonuçlar üzerinden yapılır: kaç şüpheli işlem bildirimi soruşturmaya dönüşmüş, kaç aklama davası açılmış, ne kadar malvarlığına elkonulmuş ve müsadere edilmiş gibi.

Türkiye’nin dördüncü tur değerlendirmesinde teknik uyum tablosu görece iyi olmasına rağmen gri listeye alınmasının sebebi, esas olarak etkililik eksenindeki eksikliklerdi. Bu nedenle çıkış süreci de yalnızca kanun çıkarmakla değil, uygulama kapasitesinin artırılmasıyla sonuçlanmıştır. Aynı mantık, çıkış sonrası dönemde de geçerlidir.

Yükümlüler bakımından bunun anlamı açıktır: ülkenin performansı, tek tek kuruluşların ürettiği verilerden oluşur. Bir bankanın ya da bir ödeme kuruluşunun bildirim kalitesi, uyarı inceleme süreleri ve kayıt düzeni, ülkenin etkililik puanına doğrudan katkı yapar. Denetimlerin son dönemde bu verilere odaklanması bundandır.

Kara Liste, Gri Liste ve Riskli Ülke Kavramları

Uygulamada üç kavram birbirine karıştırılır ve hukuki sonuçları farklıdır. Yüksek riskli ülkeler listesi, halk arasında kara liste diye anılan ve karşı tedbir uygulanması çağrısı yapılan kategoridir. Gri liste ise artırılmış izleme sürecidir ve karşı tedbir gerektirmez; yalnızca ilave durum tespiti yükümlülüğü doğurur. Üçüncü kavram, Türkiye mevzuatındaki riskli ülke değerlendirmesidir.

Tedbirler Yönetmeliği, aklama ve terörün finansmanıyla mücadelede yeterli düzenlemelere sahip olmayan, bu düzenlemeleri etkin biçimde uygulamayan ya da uluslararası kuruluşlarca riskli kabul edilen ülkelerle yapılan işlemlere özel dikkat gösterilmesini öngörür. Aynı yaklaşım, düzenleme ve denetim fonksiyonları asgari düzeyde bulunan serbest bölgeler ve finans merkezleriyle ilişkili müşteriler bakımından da uygulanır.

Bu üçlü ayrımın pratik sonucu şudur: bir ülkenin FATF listelerinde yer alması, Türkiye’deki yükümlüler bakımından otomatik bir yasak doğurmaz; ancak sıkılaştırılmış tedbirlerin uygulanmasını gerektirir. Uygulanacak tedbirler arasında fon ve malvarlığı kaynağı hakkında makul araştırma yapılması, iş ilişkisinin kurulması veya sürdürülmesinin üst yönetim onayına bağlanması ve ilişkinin sürekli olarak yakından izlenmesi yer alır.

Kuruluşların bu değerlendirmeyi kendi risk metodolojilerine yazılı olarak yansıtması beklenir. Ülke risk listesinin hangi kaynaklardan güncellendiği, güncelleme sıklığı ve listedeki değişikliklerin mevcut müşteri portföyüne nasıl yansıtılacağı politikada gösterilmelidir. Bu adımın atlanması, denetimde risk yönetimi bileşeninin eksik sayılmasına yol açar.

Süreçten Çıkarılacak Dersler

Birinci ders, mevzuatın dış dinamiklerle değiştiğidir. Türkiye’de aklamayla mücadele alanındaki düzenlemelerin yoğunlaştığı dönemler, FATF değerlendirme takvimiyle örtüşür. Bu nedenle bir kuruluşun mevzuat takip sistemi, yalnızca Resmî Gazete’yi değil, uluslararası değerlendirme takvimini de izlemelidir; gelecek düzenlemenin hangi alanda olacağı çoğu zaman önceden öngörülebilir.

İkinci ders, geçiş sürelerinin kısa olduğudur. Kapsama alınan yeni yükümlü gruplarına tanınan süreler genellikle üç ayla bir yıl arasında değişmiştir. Bu süreler, sıfırdan bir uyum düzeni kurmak için yeterli değildir; kapsama girme ihtimali bulunan sektörlerin düzenleme yayımlanmadan hazırlığa başlaması gerekir.

Üçüncü ders, yaptırımların yönüdür. Süreç boyunca idari para cezaları ağırlaştırılmış, ihlallerin her biri için ayrı ceza uygulanması esası korunmuş ve yönetim organı üyelerinin kişisel sorumluluğu belirginleştirilmiştir. Bu eğilimin tersine dönmesi beklenmemektedir.

Dördüncü ders, kayıt tutmanın değeridir. Etkililik odaklı denetimde kuruluşu koruyan tek şey, yaptığı işi gösteren kayıttır: uyarı inceleme notları, kapatma gerekçeleri, eğitim sonuç raporları, iç denetim bulguları ve bunların takibi. Politikanın kendisi değil, politikanın uygulandığını gösteren iz belirleyicidir. Aynı ilke, bireyler bakımından paranın kaynağını gösteren belgeler için de geçerlidir.

Sıkça Sorulan Sorular

FATF nedir?

Mali Eylem Görev Gücü, 1989 yılında G-7 ülkelerinin Paris’teki toplantısında hükümetler arası bir organizasyon olarak kurulmuş ve Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü bünyesinde faaliyet gösteren bir yapıdır. Kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesine ilişkin tavsiye ve standartları belirler, ülkeleri bu standartlara uyum bakımından değerlendirir. Türkiye 1991 yılında üye olmuştur.

Gri liste ne anlama gelir?

Gri liste, resmî adıyla artırılmış izleme sürecidir. Bir ülkenin bu listeye alınması, tespit edilen stratejik eksikliklerin giderilmesi için FATF ile birlikte çalışma konusunda üst düzey siyasi taahhütte bulunması ve bir eylem planı üzerinde anlaşılması anlamına gelir. Doğrudan bir yaptırım değildir; ancak uluslararası bankalar ve fonlar açısından risk primi artırıcı etki doğurur.

Türkiye ne zaman gri listeye alındı?

FATF Genel Kurulu, 21 Ekim 2021 tarihinde Türkiye’yi artırılmış izleme sürecine, yani gri listeye alma kararı vermiştir. Bu karardan önce Türkiye’nin dördüncü tur karşılıklı değerlendirme raporu 2019 yılında kabul edilmiş ve yayımlanmıştı.

Türkiye ne zaman çıktı?

Türkiye, Singapur’da 23-28 Haziran 2024 tarihleri arasında düzenlenen FATF Genel Kurulunda alınan kararla gri listeden çıkarılmıştır. Aynı toplantıda Jamaika da listeden çıkarılmıştır. FATF açıklamasında, karşılıklı değerlendirmeler sonucu tespit edilen stratejik eksiklikleri gidermekte kat edilen mesafe nedeniyle iki ülke kutlanmıştır.

Çıkış kararından önce ne oldu?

Şubat 2024’te Paris’te düzenlenen Genel Kurulda FATF, Türkiye’nin eylem planını büyük ölçüde tamamladığına dair ilk tespitini yapmış ve reformların uygulanmaya başlandığını doğrulamak amacıyla yerinde bir değerlendirme yapılmasını talep etmiştir. Haziran 2024 öncesinde gerçekleştirilen saha ziyaretinin ardından Genel Kurul çıkış kararını vermiştir.

7262 sayılı Kanun nedir?

Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’dur. 2020 yılı sonunda yürürlüğe girmiş ve aklamayla mücadele mevzuatında kapsamlı değişiklikler yapmıştır. 6415 sayılı Kanun’a malvarlığının dondurulmasına ilişkin yeni bir rejim eklemiş, 5549 sayılı Kanun’da yükümlü kapsamı ve yaptırımlar bakımından değişiklikler yapmış, dernekler mevzuatında denetime ilişkin düzenlemeler getirmiştir.

Kripto düzenlemesi bu sürecin parçası mı?

Evet. Türkiye’nin uyumsuz bulunduğu alanlar arasında yeni teknolojiler için ilave önleyici tedbirler yer almış ve kripto varlıklara ilişkin düzenleme şartı öne çıkmıştır. Bu kapsamda hazırlanan kanun teklifi Mayıs 2024’te Türkiye Büyük Millet Meclisine sevk edilmiş, Haziran 2024 Genel Kurulunda düzenlemenin içeriğine ilişkin sunum yapılmış ve düzenleme 2 Temmuz 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Gri listede olmanın somut maliyeti nedir?

Doğrudan bir yaptırım uygulanmaz; ancak listedeki ülkelerde faaliyet gösteren şirketler ek sorumluluklar kapsamında ayrıntılı durum tespiti, daha yoğun denetim süreçleri ve sıkı önlemlerle karşılaşır. Uluslararası bankaların uyum maliyetleri artar, muhabirlik ilişkileri daralır ve ülkeye yönelik risk primi yükselir.

Çıkış, denetimin bittiği anlamına mı gelir?

Hayır. FATF metodolojisi geçici düzenlemelerle değil, kurumsallaşmış ve sürdürülebilir bir uyum rejimiyle ilgilenir. Çıkış, uygulama etkinliğinin ve sürdürülebilirliğin izlendiği yeni bir dönemin başlangıcıdır; ülkeler belirli aralıklarla yeniden değerlendirmeye tabi tutulur.

Şu anda hangi süreç işliyor?

Çıkış kararından sonra Türkiye bakımından yeni bir karşılıklı değerlendirme döngüsü başlamıştır. Kamuya yansıyan açıklamalarda beşinci tur değerlendirme sürecinin devam ettiği belirtilmiştir. Sürecin güncel aşaması ve sonuçları için FATF’nin ve Hazine ve Maliye Bakanlığının resmî duyurularının takip edilmesi gerekir.

Bu süreç yükümlüleri nasıl etkiledi?

Doğrudan ve somut biçimde etkiledi. Yükümlü grubu genişletildi, uyum programı yükümlülüğü yeni sektörlere yayıldı, kimlik tespiti eşikleri ve usulleri sıkılaştırıldı, anonim ürünlerin kullanım alanı daraltıldı, idari para cezaları ağırlaştırıldı ve denetim sıklığı arttı.

Mevzuat yeniden değişir mi?

Değişmesi beklenir. FATF tavsiyeleri ve rehberleri güncellendikçe, özellikle kripto varlıklar, merkeziyetsiz finans yapıları ve sınır ötesi dijital ödeme sistemleri gibi alanlarda düzenleyici çerçevenin güncellenmesi gündeme gelir. Bu nedenle uyum programlarının statik değil, yıllık gözden geçirmeye tabi belgeler olarak kurgulanması gerekir.

Bu konuda avukat desteğine mi ihtiyacınız var?

Durumunuzu Hukukçular Evi uzman kadrosuyla değerlendirin; ilk görüşme için 0554 648 37 15 numaralı hattımızdan ulaşabilirsiniz.

📞 Hemen Arayın💬 WhatsApp

Dosyanız için değerlendirme

Süreler kısadır ve usul hataları geri alınamaz. Belgelerinizi birlikte inceleyelim. Telefon: 0554 648 37 15

İletişime Geçin

Bu içerik Ceza Hukuku alanındadır.

Ceza Hukuku Rehberi  ·  Bu alandaki tüm rehberler  ·  Tüm hukuk dalları

Bu konuda hukuki destek almak için

📞 Ara: +905546483715💬 WhatsApp’tan yaz

Post by Av. Fatma Öztürk