Avukatlık kazancının vergilendirilmesinde en çok tartışılan konu, karşı yan vekâlet ücretidir: bu tutar kime aittir, kim belge düzenler, stopaj kimden yapılır ve katma değer vergisi nasıl hesaplanır? Buna bir de icra dosyalarındaki tahsilatlar ve serbest meslek makbuzunun zamanı eklenir. Bu rehber, konuyu mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.
Beş cümlede özet
- Avukatlık serbest meslek faaliyetidir; kazanç, bir hesap dönemi içinde tahsil edilen tutarlardan mesleki giderler indirildikten sonra kalan farktır (GVK m.65-67).
- Serbest meslek erbabı, her türlü tahsilatı için serbest meslek makbuzu düzenlemek zorundadır (VUK m.236).
- Kesinti yapmakla yükümlü olanlarca yapılan serbest meslek ödemelerinden gelir vergisi tevkifatı yapılır (GVK m.94).
- Avukatlık Kanunu, karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğunu düzenler (1136 m.164).
- Serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan hizmetler katma değer vergisine tabidir ve makbuzda ayrıca gösterilir.
Kazancın tespiti ve tahsil esası
Gelir Vergisi Kanunu’nun 65. maddesi, her türlü serbest meslek faaliyetinden doğan kazancı serbest meslek kazancı sayar; serbest meslek faaliyeti ise sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır. Avukatlık faaliyeti bu tanımın tipik örneğidir.
Kazancın tespiti 67. maddede düzenlenmiştir: serbest meslek kazancı, bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ile diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden, bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır. Bu, tahsil esasının uygulandığını gösterir ve avukatlık pratiğinde önemli sonuçlar doğurur: dava kazanılmış ve ücret hak edilmiş olsa dahi tahsilat yapılmadıysa gelir doğmaz; buna karşılık peşin alınan avanslar tahsil edildiği dönemin geliridir. Aynı şekilde, müvekkil adına yapılan ve sonradan tahsil edilen masraflar bakımından da ayrım yapılmalıdır: gerçek anlamda müvekkil adına ve hesabına yapılan masraflar kazancın unsuru değildir, ancak bunun belgelerle ayrıştırılması gerekir. Serbest meslek kazancının genel esaslarını serbest meslek kazancı yazımızda ele aldık.
Vekâlet ücreti türleri ve vergisel durum
| Tür | Kime ait | Belge ve kesinti |
|---|---|---|
| Akdi vekâlet ücreti | Avukata; sözleşmeye göre | Makbuz; şartlarla stopaj |
| Karşı yan vekâlet ücreti | Avukata (1136 m.164) | Makbuz; borçludan tahsilde özellik |
| İcra vekâlet ücreti | Avukata | Dosyadan tahsilde makbuz |
| Kurum avukatı ücreti | Bağlı çalışanda ücret | Bordro; ücret stopajı |
| Adli yardım ödemesi | Avukata | Baro üzerinden ödeme düzeni |
| Masraf avansı | Müvekkile ait | Ayrı izlenir; kazanç değildir |
Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 164. maddesi, avukatlık ücretinin avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiğini; dava sonunda kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olduğunu ve bu ücretin iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemeyeceği ile haczedilemeyeceğini düzenler. Bu hüküm, karşı yan vekâlet ücretinin müvekkilin değil avukatın geliri olduğunu göstermesi bakımından belirleyicidir.
Karşı yan vekâlet ücretinde belge ve stopaj
Karşı yan vekâlet ücretinin vergisel muamelesi, ödemenin kimden ve nasıl tahsil edildiğine göre belirlenir. Tutar avukatın geliri olduğundan, tahsil edildiğinde serbest meslek makbuzu düzenlenmesi gerekir. Makbuzun kime düzenleneceği ise ödemeyi yapan tarafa göre değişir: ücreti ödeyen karşı taraf ya da onun vekili olduğundan, makbuz ödemeyi yapan adına düzenlenir.
Tevkifat bakımından belirleyici olan, ödemeyi yapanın Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinde sayılan kesinti yapmakla yükümlü kişilerden olup olmadığıdır. Ödeme bir şirket, kurum ya da kanunda sayılan diğer yükümlüler tarafından yapılıyorsa tevkifat yapılması gerekir; ödemeyi yapan gerçek kişi ve mükellef değilse tevkifat doğmaz. İcra dosyaları bakımından ayrı bir tartışma vardır: vekâlet ücreti icra dosyasından tahsil edildiğinde, ödemenin borçlu tarafından yapıldığı kabul edilir ve borçlunun statüsüne göre tevkifat değerlendirilir. Katma değer vergisi bakımından ise vekâlet ücreti bir hizmet karşılığı olduğundan vergiye tabidir ve makbuzda ayrıca gösterilir; kararda hükmedilen tutarın vergi dâhil mi hariç mi olduğu tartışması, tahsil aşamasında sorun yaratabildiğinden icra takiplerinde bu husus açıkça belirtilmelidir. Serbest meslek makbuzu düzenini belge ve defter düzeni yazımızda ele aldık.
İndirilecek mesleki giderler
Gelir Vergisi Kanunu’nun 68. maddesi, serbest meslek kazancının tespitinde indirilecek giderleri sayar ve avukatlık faaliyetinde bu kalemler şöyle somutlaşır. Birincisi genel giderlerdir: mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen büro kirası, ısıtma, aydınlatma, su, iletişim ve internet giderleri bu kapsamdadır. İkametgâhının bir kısmını iş yeri olarak kullananlarda ikametgâh için ödenen kiranın tamamı ile ısıtma ve aydınlatma gibi diğer giderlerin yarısı; iş yeri kendi mülkü olanlarda kira yerine amortismanın yarısı indirilir.
İkincisi personel giderleridir: büroda çalışanlara ödenen ücretler, sigorta primleri ve emekli aidatı. Üçüncüsü mesleki giderlerdir: baro kesenekleri ve aidatlar, mesleki sorumluluk sigortası primleri, mesleki yayın ve abonelikler, eğitim ve seminer harcamaları, hukuk yazılımı ve içtihat programı abonelikleri. Dördüncüsü seyahat giderleridir: işle ilgili ve işin ehemmiyeti ile mütenasip seyahat ve ikamet giderleri, seyahat maksadının gerektirdiği süreyle sınırlı olmak üzere indirilir. Beşincisi amortismandır: büro demirbaşları, bilgisayar ve taşıtlar için ayrılan amortismanlar; binek otomobillerde kanunda öngörülen kısıtlamalar burada da uygulanır. Altıncısı, mesleki faaliyetle ilgili olarak ödenen ve sözleşmeye, ilama veya kanun emrine dayanan tazminatlardır. Buna karşılık para cezaları, şahsi harcamalar ve mesleki mevzuata aykırı fiiller nedeniyle ödenen tazminatlar indirilemez. Gider kısıtlamalarını gider kısıtlamaları yazımızda ele aldık.
Ortaklık, avukatlık bürosu ve şirket yapıları
Avukatlık faaliyeti tek başına yürütülebileceği gibi ortaklık biçiminde de sürdürülebilir. 1136 sayılı Kanun, avukatlık ortaklığını düzenler ve baro nezdinde tescil edilen bir yapı öngörür. Vergisel açıdan bu yapıların nasıl değerlendirileceği, kuruluş biçimine göre belirlenir.
Üç model ayrılmalıdır. Birincisi adi ortaklıktır: birden fazla avukatın masrafları ve gelirleri paylaştığı yapıda kazanç, ortaklara payları oranında dağıtılır ve her ortak kendi beyannamesini verir; ortaklık katma değer vergisi ve stopaj yükümlülükleri bakımından tek bir birim olarak değerlendirilebilir ve bu husus kuruluşta netleştirilmelidir. İkincisi avukatlık ortaklığıdır: tescilli ortaklık, kendi adına belge düzenler ve kazancın ortaklara dağıtımı ile ortakların beyan yükümlülüğü ayrıca değerlendirilir. Üçüncüsü, büro paylaşımı biçimindeki gevşek yapılardır: burada her avukat bağımsız mükelleftir ve yalnızca giderler paylaşılır; bu hâlde gider paylaşımının belgelendirilmesi gerekir, aksi hâlde bir avukatın adına düzenlenen belgenin diğerince gider yazılması reddedilir. Ortak büro giderlerinde en güvenli yöntem, faturaların bölünerek düzenlenmesi ya da yansıtma faturası kullanılmasıdır. Dördüncü konu, avukatların şirket kurarak faaliyet gösterip gösteremeyeceğine ilişkin mesleki mevzuat sınırlarıdır; vergisel tercih bu sınırlar içinde yapılır.
İcra dosyalarında tahsilat ve kayıt düzeni
Avukatlık pratiğinde en karmaşık muhasebe alanı, icra dosyalarındaki para hareketleridir. Bir dosyadan yapılan tahsilat birden çok kalemi içerir: asıl alacak, faiz, yargılama ve takip giderleri, harçlar ve vekâlet ücreti. Bunların ayrıştırılması, hem müvekkil ilişkisi hem vergi bakımından zorunludur.
Kurulması gereken düzen şudur. Birincisi müvekkil hesabıdır: müvekkile ait tahsilatlar avukatın geliri değildir; bu tutarların ayrı izlenmesi ve müvekkile aktarımının belgelenmesi gerekir. Bu ayrım yapılmadığında, dosyaya giren tüm tutar hasılat sayılabilir ve matrah farkı iddiası doğar. İkincisi vekâlet ücretidir: dosyadan tahsil edilen vekâlet ücreti avukatın geliridir ve tahsil edildiği dönemde makbuzla belgelendirilir. Üçüncüsü masraflardır: dosya için yapılan harç ve masrafların kim tarafından finanse edildiği izlenmelidir; avukat kendi kaynağından karşılamışsa bunlar geri alındığında gelir değil, avansın iadesidir. Dördüncüsü banka kanalıdır: tahsilatların banka üzerinden yapılması ve müvekkil ödemelerinin dekontla belgelenmesi, en güçlü ispat aracıdır. Beşincisi mutabakattır: dönem sonunda dosya bazında bir mutabakat tablosu hazırlanması, banka girişleriyle beyan edilen hasılat arasındaki farkın açıklanmasını sağlar; bu tablo, izaha davet aşamasında dosyayı kapatan belgedir.
Katma değer vergisi ve tevkifat uygulaması
Avukatlık hizmeti, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan hizmet olarak vergiye tabidir. Vergi, serbest meslek makbuzunda ayrıca gösterilir ve tahsil edildiği dönemde beyan edilir. Burada tahsil esasının bir sonucu ortaya çıkar: makbuz tahsilat anında düzenlendiğinden, katma değer vergisi de o dönemde doğar.
Tevkifat bakımından ise Kanun’un 9. maddesine dayanılarak belirlenen alıcı grupları önem taşır: kamu kurumları ve kanunda belirlenen diğer alıcılara verilen bazı hizmetlerde kısmi tevkifat uygulanır ve hizmeti alan, hesaplanan verginin belirlenen kısmını sorumlu sıfatıyla beyan eder. Bu hâlde avukat bakımından tahsil edilemeyen vergi nedeniyle iade hakkı doğabilir ve talebin süresinde yapılması gerekir. İkinci konu, hukuki danışmanlık hizmetlerinin yurt dışına verilmesidir: hizmetten yurt dışında yararlanılması ve kanunda öngörülen diğer şartların sağlanması hâlinde hizmet ihracatı istisnası uygulanabilir; bu, yabancı müvekkillere verilen hizmetlerde önemli bir imkândır ancak şartların belgelenmesi aranır. Üçüncü konu, adli yardım kapsamındaki ödemelerin tabi olduğu düzendir. Dördüncüsü, arabuluculuk ve bilirkişilik gibi ek faaliyetlerden elde edilen gelirlerin niteliğinin ayrı değerlendirilmesidir. Tevkifat ve iade usulünü KDV tevkifatı yazımızda ele aldık.
Ücret sözleşmesi ve tarife ilişkisi
Avukatlık ücretinin belirlenmesi 1136 sayılı Kanun’da düzenlenmiştir ve vergisel sonuçları vardır. Kanun’un 164. maddesi, avukatlık ücretinin taraflar arasında serbestçe kararlaştırılabileceğini; ancak avukatlık asgari ücret tarifesinin altında ücret kararlaştırılamayacağını ve ücretin dava değerinin kanunda öngörülen oranını aşamayacağını düzenler. Ücret sözleşmesinin yazılı yapılması ve kapsamının açıkça gösterilmesi gerekir.
Vergisel açıdan bu düzenlemenin sonuçları şunlardır. Birincisi emsal tartışmasıdır: tarifenin altında düzenlenen makbuzlar, emsal bedel eleştirisine dayanak yapılabilir; bu nedenle tarife altı ücret uygulanan hâllerin gerekçesinin belgelenmesi gerekir. İkincisi kapsamdır: sözleşmede hangi işlerin ücrete dâhil olduğu, ek işlerin nasıl ücretlendirileceği ve masrafların kime ait olduğu gösterilmelidir; masrafların ücrete dâhil gösterilmesi, kazancın olduğundan yüksek görünmesine yol açar. Üçüncüsü ödeme planıdır: taksitli ödemelerde her tahsilatta makbuz düzenlenmesi gerekir. Dördüncüsü, sözleşmenin sona ermesi ve azil hâlleridir: haksız azil ve haklı istifa hâllerinde ücretin akıbeti kanunda düzenlenmiştir ve tahsil edilen tutarlar tahsil edildiği dönemde gelir yazılır. Beşincisi, başarıya bağlı ücret uygulamalarında gelirin ne zaman doğduğudur: tahsil esası gereği belirleyici olan tahsilattır. Bu unsurların sözleşmede netleştirilmesi, hem müvekkil ilişkisini hem vergisel durumu güvenceye alır.
Denetimde karşılaştırılan veriler
Serbest meslek erbabında denetim, banka hareketleri ile beyan edilen hasılatın karşılaştırılmasına dayanır. Avukatlarda bu karşılaştırmaya ek veri kaynakları da girer: icra dosyalarındaki tahsilat kayıtları, dava dosyalarındaki vekâlet ücreti hükümleri, baro kayıtları ve ödeme yapan kurumların muhtasar beyanları. Bu kaynaklar bir araya getirildiğinde, beklenen hasılat hesaplanabilir hâle gelir.
Savunmanın dayanakları şunlardır. Birincisi tahsil esasıdır: hükmedilen ancak tahsil edilmemiş vekâlet ücretleri gelir doğurmaz; dosya kayıtlarıyla tahsil edilmediğinin gösterilmesi gerekir. İkincisi müvekkil paralarıdır: hesaba giren tutarların müvekkile ait kısmının ayrıştırılması ve aktarımın dekontla belgelenmesi gerekir. Üçüncüsü masraf iadeleridir: avukatın kendi kaynağından karşılayıp sonradan tahsil ettiği harç ve masraflar gelir değildir. Dördüncüsü kesintilerdir: ödeme yapan kurumların yaptığı tevkifatlar nedeniyle brüt ve net tutarlar farklıdır; kesinti belgeleriyle bu fark açıklanır. Beşincisi kişisel hareketlerdir: kişisel birikim, kredi ve aile içi transferlerin ayrıştırılması gerekir. Bu beş kalemin dönemsel bir mutabakat tablosunda toplanması, banka analizine karşı en etkili savunmayı oluşturur. Banka ve nakit akışı analizlerini vergi hukukunda ispat ve karineler yazımızda ele aldık.
Sosyal güvenlik ve meslek örgütü yükümlülükleri
Avukatlık faaliyeti, vergi mevzuatının yanında sosyal güvenlik ve meslek mevzuatına da tabidir; bu alanlar birbirini etkiler. Sosyal güvenlik bakımından serbest çalışan avukat, 5510 sayılı Kanun kapsamında kendi nam ve hesabına bağımsız çalışan sigortalı sayılır ve primlerini kendisi öder; bir kuruma bağlı olarak iş sözleşmesiyle çalışan avukat ise hizmet akdiyle çalışan sigortalıdır.
Vergisel açıdan sonuçlar şunlardır. Birincisi gider yazmadır: ödenen primler kanunda öngörülen esaslara göre kazancın tespitinde dikkate alınır. İkincisi statü çakışmasıdır: hem bağlı çalışıp hem serbest faaliyet yürütenlerde sigortalılık statüsünün nasıl belirleneceği kanunda düzenlenmiştir ve bu, prim yükünü doğrudan etkiler. Üçüncüsü baro yükümlülükleridir: baro keseneği ve aidatlar mesleki gider niteliğindedir; ayrıca staj, sicil ve levha kayıtlarının güncel tutulması gerekir. Dördüncüsü emeklilik sonrası çalışmadır: emekli olduktan sonra faaliyete devam edilmesi hâlinde sosyal güvenlik destek primi ve aylık kesintisi kuralları işler; bu tercihin toplam maliyeti hesaplanmalıdır. Beşincisi, mesleki sorumluluk sigortasının hem risk yönetimi hem gider yazma bakımından değerlendirilmesidir. Bu nedenle çalışma biçimi seçilirken vergi, sosyal güvenlik ve meslek mevzuatı birlikte gözetilmelidir.
Yargı harçları ve masrafların vergisel yönü
Dava ve takip süreçlerinde ödenen harç ve masrafların kimin gideri sayılacağı, avukat ile müvekkil arasındaki ilişkiye göre belirlenir. Kural olarak yargılama gideri ve harçlar müvekkile aittir; avukat bunları müvekkil adına ve hesabına öder. Bu hâlde ödenen tutarlar avukatın gideri değildir ve tahsil edildiğinde de geliri sayılmaz; muhasebede avans ve alacak hesaplarında izlenir.
Buna karşılık avukat, dosya masraflarını kendi kaynağından karşılamış ve müvekkilden tahsil etmemişse durum değişir: bu hâlde tutarların mesleki gider olarak indirilip indirilemeyeceği, faaliyetle ilgililik ve belgelendirme şartlarına göre değerlendirilir. Dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi belgedir: harç makbuzları ve gider belgelerinin dosya bazında saklanması gerekir. İkincisi ayrıştırmadır: müvekkilden alınan masraf avansı ile ücret tahsilatının ayrı gösterilmesi zorunludur; makbuzda ücretin gösterilip masrafın ayrı izlenmesi doğru yöntemdir. Üçüncüsü iadedir: kullanılmayan avansın müvekkile iadesinin belgelenmesi gerekir. Dördüncüsü, karşı taraftan tahsil edilen yargılama giderlerinin müvekkile ait olduğu ve avukatın geliri sayılmadığıdır. Bu ayrımın yapılmaması, hesaba giren tüm tutarların hasılat sayılması riskini doğurur. Harç türlerini harçlar rehberimizde ele aldık.
Yıllık beyan ve mahsup uygulaması
Serbest meslek erbabı avukat, yıllık gelir vergisi beyannamesi vermekle yükümlüdür. Beyannamede tahsil esasına göre hesaplanan kazanç gösterilir ve yıl içinde yapılan kesintiler hesaplanan vergiden mahsup edilir; mahsup sonrası artan tutar iade edilir ya da diğer borçlara mahsup edilir.
Beyan hazırlığında izlenecek adımlar şunlardır. Birincisi hasılat tespitidir: yıl içinde düzenlenen makbuzların toplamı esas alınır ve banka kayıtlarıyla mutabakat yapılır. İkincisi gider tespitidir: 68. maddede sayılan kalemler belgeleriyle toplanır; ev-ofis kullanımı, amortisman ve binek otomobil kısıtlaması ayrıca hesaplanır. Üçüncüsü diğer gelirlerdir: aynı yıl içinde elde edilen kira, menkul sermaye iradı ve değer artışı kazancı gibi gelirler birlikte beyan edilir ve artan oranlı tarife uygulanır. Dördüncüsü indirimlerdir: 89. madde kapsamında şahıs sigorta primleri, eğitim ve sağlık harcamaları ile bağış ve yardımlar kanunda öngörülen oran ve şartlarla indirilir; bu indirimler ancak kazanç bulunması hâlinde uygulanır. Beşincisi mahsuptur: kesinti belgelerinin eksiksiz toplanması gerekir; kesinti yapan kurumun muhtasar beyanıyla uyumsuzluk iadeyi geciktirir. Altıncısı geçici vergidir: serbest meslek erbabı geçici vergi mükellefidir ve dönemsel beyan yükümlülüğü bulunur. Beyanname yükümlülüğünü gelir vergisi beyannamesi yazımızda ele aldık.
Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği
…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
DAVACI: Av. Ad Soyad, T.C. Kimlik No, Adres
DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü
DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen gelir vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.
TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026
AÇIKLAMALAR
1. İdarece, ……/…… döneminde hak edildiği kabul edilen vekâlet ücretlerinin gelir yazılmadığı gerekçesiyle tarhiyat yapılmıştır.
2. Oysa serbest meslek kazancında tahsil esası geçerlidir; Gelir Vergisi Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca kazanç, hesap dönemi içinde fiilen tahsil edilen tutarlar üzerinden hesaplanır. Tarhiyata konu tutarların bir kısmı ilgili dönemde tahsil edilmemiştir; dosya kayıtları ve banka hareketleri ektedir.
3. Tahsil edilen tutarlar için süresinde serbest meslek makbuzu düzenlenmiş ve beyan edilmiştir; makbuz örnekleri ektedir.
4. (Alternatif) Tarhiyata dâhil edilen tutarların bir kısmı, müvekkil adına ve hesabına yapılan yargılama gideri ve harç avanslarına ilişkin olup kazancın unsuru değildir; ödeme belgeleri ve mahsup tabloları ektedir.
5. (Alternatif) Ödemeyi yapan taraflarca yapılan tevkifatlar hesaplanan vergiden mahsup edilmemiştir; kesinti belgeleri ektedir.
6. Olayda gizleme ya da gerçeğe aykırı beyan bulunmadığından ceza uygulanması hukuka aykırıdır.
HUKUKİ SEBEPLER: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.65, 67, 68, 94; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.236; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.
DELİLLER: İhbarname, serbest meslek makbuzları, banka kayıtları, icra ve dava dosyası kayıtları, masraf belgeleri, kesinti belgeleri, bilirkişi incelemesi.
SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. ……/……/2026
Davacı
Av. Ad Soyad – İmza
Kontrol listesi
- Her tahsilatta serbest meslek makbuzu düzenleyin; tahsil esası geçerlidir.
- Kapsamdaysanız elektronik serbest meslek makbuzu kullanın.
- Müvekkil adına yapılan masrafları kazançtan ayrı izleyin.
- Karşı yan vekâlet ücretini kendi geliriniz olarak kaydedin.
- Ödemeyi yapanın kesinti yükümlüsü olup olmadığını kontrol edin.
- İcra takiplerinde vekâlet ücretine ilişkin vergi durumunu açıkça belirtin.
- Kesinti belgelerini saklayın; yıllık beyanda mahsup için gereklidir.
- Ücret sözleşmelerini yazılı yapın ve tarifeyle uyumunu gözetin.
Sık sorulan sorular
Avukatlık kazancı hangi türdür?
Serbest meslek kazancıdır; şahsi sorumluluk altında ve kendi nam ve hesabına yürütülür (m.65).
Gelir ne zaman doğar?
Tahsil edildiğinde. Hak edilmiş olması tek başına gelir doğurmaz (m.67).
Karşı yan vekâlet ücreti kime aittir?
Avukata aittir; iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez (1136 m.164).
Bunun için makbuz düzenlenir mi?
Evet. Tahsil edildiğinde serbest meslek makbuzu düzenlenir.
Makbuz kime düzenlenir?
Ödemeyi yapan tarafa; icra dosyasından tahsilde borçlunun durumu esas alınır.
Stopaj her zaman yapılır mı?
Hayır. Ödemeyi yapanın 94. maddede sayılan kesinti yükümlülerinden olması gerekir.
Vekâlet ücreti KDV’ye tabi mi?
Evet. Hizmet karşılığı olduğundan vergiye tabidir ve makbuzda ayrıca gösterilir.
Kararda hükmedilen tutar vergi dâhil mi?
Tartışmalıdır; icra takiplerinde talebin kapsamının açıkça belirtilmesi sorun doğmasını önler.
Müvekkilden aldığım masraf avansı gelir mi?
Müvekkil adına ve hesabına yapılan gerçek masraflar kazancın unsuru değildir; belgelerle ayrıştırılmalıdır.
Kurum avukatıyım; durumum ne?
Bağlı çalışmada gelir ücrettir ve bordro üzerinden stopaja tabidir.
Hem kurumda çalışıp hem serbest çalışabilir miyim?
Mesleki mevzuattaki sınırlar saklı kalmak üzere, her gelir kendi rejimine göre değerlendirilir ve beyan sınırları gözetilir.
Büro giderlerimi indirebilir miyim?
Mesleki kazancın elde edilmesi ve idamesi için yapılan giderler 68. madde kapsamında indirilir.
Müvekkil adına ödediğim harçlar giderim mi?
Hayır. Müvekkil adına ve hesabına ödenen harç ve masraflar avans niteliğindedir; ayrı izlenir ve tahsilinde gelir yazılmaz.
Banka hesabıma giren tutarların hepsi hasılat sayılır mı?
Hayır. Müvekkil paraları, masraf iadeleri ve kişisel transferler ayrıştırılıp belgelendiğinde hasılat dışıdır.
Yabancı müvekkile verdiğim hizmet istisna mı?
Hizmetten yurt dışında yararlanılması ve kanuni şartların sağlanması hâlinde hizmet ihracatı istisnası değerlendirilir; şartlar belgelenmelidir.
Ortak büroda giderler nasıl paylaşılır?
Faturaların bölünerek düzenlenmesi ya da yansıtma faturası kullanılması gerekir; başkası adına düzenlenen belge gider yazılamaz.
İcra dosyasına giren paranın tamamı gelirim mi?
Hayır. Müvekkile ait tahsilat gelir değildir; vekâlet ücreti avukatın geliridir ve ayrı izlenerek belgelenmelidir.
Beyanname ne zaman verilir?
Yıllık gelir vergisi beyannamesiyle; yıl içinde yapılan kesintiler hesaplanan vergiden mahsup edilir.
İlgili Rehberler
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.65-68 ve 94, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.236 ile 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.164 hükümlerine dayanır. Oran ve tutarlar her yıl güncellenir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


