Gider Kısıtlamaları 2026: Binek Otomobil, Finansman Gideri, Karşılıklar ve Ticari Kârdan Mali Kâra Geçiş (GVK m.40-41, KVK m.11)
05 Eylül 2026

Gider Kısıtlamaları 2026: Binek Otomobil, Finansman Gideri, Karşılıklar ve Ticari Kârdan Mali Kâra Geçiş (GVK m.40-41, KVK m.11)

Bir harcamanın işletmeyle ilgili olması, tamamının gider yazılabileceği anlamına gelmez: kanun bazı kalemlerde tavan koyar, bazı kalemlerde ise oransal kısıtlama uygular. Binek otomobil giderleri ile finansman giderleri bu kısıtlamaların en çok tartışılan ikilisidir ve doğru hesaplanmadığında matrah farkı doğurur. Bu rehber, konuyu mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Safi kazancın tespitinde indirilecek giderler Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinde sayılmıştır ve bu sayım sınırlıdır.
  • Kiralanan binek otomobillerin her birine ilişkin aylık kira bedelinin kanunda belirlenen kısmı ile iktisapta ödenen özel tüketim vergisi ve katma değer vergisinin kanunda öngörülen kısmı gider yazılabilir (GVK m.40/1).
  • Binek otomobillere ilişkin giderlerin kanunda belirlenen oranı ve amortismanın kanunda öngörülen tutara isabet eden kısmı indirilebilir (GVK m.40/5 ve 7).
  • Kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere finansman giderlerinin kanunda belirlenen kısmı indirilemez (KVK m.11/1-i; GVK m.41/9).
  • Kanunen kabul edilmeyen giderler, ticari kârdan mali kâra geçişte matraha eklenir ve beyannamede gösterilir.

İndirilecek giderlerin çerçevesi (GVK m.40)

Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesi, safi kazancın tespit edilmesi için indirilecek giderleri sayar. Bunlar arasında ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, hizmetli ve işçilerin işyerinde iaşe ve ibate giderleri, tedavi ve ilaç giderleri, sigorta primleri ve emekli aidatı, işle ilgili olmak şartıyla sözleşmeye, ilama veya kanun emrine dayanan zarar, ziyan ve tazminatlar, işle ilgili seyahat ve ikamet giderleri, kiralama yoluyla edinilen veya işletmeye dâhil olan ve işte kullanılan taşıtların giderleri, işletmeyle ilgili ödenen ayni vergi, resim ve harçlar ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrılan amortismanlar yer alır.

Bu sayımın sınırlı olması, kanunda yer almayan bir harcamanın gider yazılamayacağı anlamına gelir. Buna karşılık Kanun’un 41. maddesi, indirilmesi kabul edilmeyen giderleri ayrıca sayar: teşebbüs sahibinin işletmeden çektiği paralar veya aynen aldığı sair değerler, teşebbüs sahibinin kendisine, eşine ve küçük çocuklarına ödenen aylık, ücret, ikramiye, komisyon ve tazminatlar, teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler, her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar. Bu iki maddenin birlikte okunması, gider yazma kararının hukuki çerçevesini oluşturur.

Binek otomobil kısıtlamaları

KalemKısıtlamaDayanak
Aylık kira bedeliKanunda belirlenen tutara kadarGVK m.40/1
İktisapta ÖTV ve KDVKanunda öngörülen tutara kadar giderGVK m.40/1
Yakıt, bakım, sigortaGiderlerin kanunda belirlenen oranıGVK m.40/5
AmortismanKanuni tutara isabet eden kısımGVK m.40/7
KDV indirimiBinek otoda kural olarak indirilemezKDVK m.30/b
Kapsam dışıFaaliyeti taşıt kiralama/işletme olanlarGVK m.40

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Kısıtlamaların uygulanmasında ilk soru, aracın binek otomobil olup olmadığıdır. Bu tespit, aracın gümrük tarife istatistik pozisyonuna ve ruhsattaki cinsine göre yapılır; kamyonet, panelvan ve çift kabinli araçlar bakımından sınıflandırma tartışmalı olabilir ve idari düzenlemelerdeki ölçütler dikkate alınır. İkinci soru faaliyet konusudur: kanun, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları araçları kısıtlama dışında tutar; bu nedenle araç kiralama şirketleri ile sürücü kursları farklı değerlendirilir.

Amortisman ve satış kazancında etki

Binek otomobilde amortisman kısıtlaması, kanunda öngörülen tutarı aşan iktisap bedeline isabet eden kısmın gider yazılamaması şeklinde işler. Bu, muhasebe kaydı bakımından iki katmanlı bir uygulamayı gerektirir: amortisman tam olarak ayrılır ve kayıtlara alınır, ancak kanunen kabul edilmeyen kısım beyannamede matraha eklenir. Kaydın hiç yapılmaması ya da eksik ayrılması, ileride aracın satışında hesaplanacak kazancı bozar.

Satış aşamasında ortaya çıkan soru şudur: gider yazılamayan amortisman kısmı, satış kazancının hesabında dikkate alınacak mıdır? Kazanç, satış bedeli ile net defter değeri arasındaki farktır ve net defter değeri, ayrılan amortismanlar düşülerek bulunur. Bu hesapta ayrılan amortismanın tamamı esas alınır; kanunen kabul edilmeyen kısım için ayrıca bir düzeltme yapılıp yapılmayacağı, uygulamada tartışmalı bir konudur ve idari görüşler izlenmelidir. İkinci konu, iktisapta ödenen ve gider yazılamayan özel tüketim vergisi ile katma değer vergisinin akıbetidir: mükellef bu tutarları maliyete eklemeyi ya da gider yazmayı tercih edebilir; maliyete eklenmesi hâlinde amortisman yoluyla itfa edilir ancak amortisman tavanı yeniden devreye girer. Bu tercihlerin baştan yazılı olarak yapılması gerekir. Amortisman esaslarını amortisman ve kanunen kabul edilmeyen giderler yazımızda ele aldık.

Finansman gider kısıtlaması

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendi, kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının kanunda belirlenen kısmının kurum kazancının tespitinde indirilemeyeceğini düzenler. Gelir Vergisi Kanunu’nun 41. maddesinde de aynı yönde bir hüküm bulunur.

Uygulamada dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi karşılaştırmadır: yabancı kaynak ile öz kaynak tutarları hesap dönemi sonu itibarıyla karşılaştırılır ve yabancı kaynak öz kaynağı aşmıyorsa kısıtlama uygulanmaz. İkincisi kapsamdır: kısıtlama, aşan kısma isabet eden finansman giderleri için işler; tüm finansman giderlerine değil. Üçüncüsü istisnadır: yatırımın maliyetine eklenen finansman giderleri kapsam dışıdır; bu nedenle aktifleştirme tercihi doğrudan sonuç doğurur. Dördüncüsü hesaplamadır: kur farkı ve vade farkı gibi kalemlerin de kapsama girdiği ve lehte oluşan kur farklarının nasıl dikkate alınacağının belirlenmesi gerekir. Beşincisi belgedir: hesaplamanın bir tabloyla gösterilmesi ve beyannamede kanunen kabul edilmeyen gider olarak eklenmesi aranır.

Bağış, yardım ve sponsorluk harcamaları

Bağış ve yardımlar, gider ile indirim arasındaki farkın en net görüldüğü kalemdir. Bunlar kural olarak gider değil, beyanname üzerinden yapılan indirimlerdir: Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesi ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesi, kanunda sayılan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların, beyan edilen kazancın kanunda belirlenen oranına kadar indirilebileceğini öngörür.

Bu ayrımın üç sonucu vardır. Birincisi kazanç şartıdır: indirim ancak kâr bulunması hâlinde yapılabilir; zarar hâlinde indirim uygulanamaz ve sonraki yıla devretmez. İkincisi oran sınırıdır: genel kural belirli bir orandır, ancak okul, sağlık tesisi, öğrenci yurdu, ibadethane ve kanunda sayılan diğer tesislerin yapımı ya da bunlara yapılan bağışlar bakımından kanun tamamının indirilmesine imkân tanıyan hükümler içerir. Üçüncüsü belgedir: bağışın makbuz karşılığı yapılması ve ayni bağışlarda değerlemenin gösterilmesi zorunludur. Sponsorluk ise ayrı bir kalemdir: kanun, sponsorluk harcamalarının kanunda belirlenen oranlarda indirilmesini öngörür ve amatör-profesyonel spor dalları bakımından farklı oranlar uygular. Reklam hizmeti karşılığı yapılan ödemeler ise ne bağış ne sponsorluktur; bunlar doğrudan gider yazılan reklam harcamalarıdır ve karşılığında fatura alınır. Bu üç kalemin karıştırılması, indirim reddine yol açar.

Zarar mahsubu ve devir kuralları

Gider kısıtlamalarının etkisi, zarar hâlinde daha da belirgin hâle gelir; bu nedenle zarar mahsubu kurallarının bilinmesi gerekir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 9. maddesi, kurumlar vergisi beyannamesinde her yıla ilişkin tutarların ayrı ayrı gösterilmesi şartıyla, beş yıldan fazla nakledilmemek koşuluyla geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararların indirilebileceğini düzenler. Gelir Vergisi Kanunu’nun 88. maddesi de benzer bir mahsup imkânı öngörür.

Uygulamada dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi sıra ve gösterimdir: zararlar en eski yıldan başlanarak mahsup edilir ve her yılın tutarı beyannamede ayrı ayrı gösterilir; gösterilmeyen zarar mahsup hakkını kaybettirir. İkincisi süredir: beş yılı aşan zararlar mahsup edilemez ve bu süre hak düşürücüdür. Üçüncüsü kaynaktır: yurt dışı faaliyetlerden doğan zararların mahsubu kanunda öngörülen şartlara (faaliyette bulunulan ülkede denetim yetkisi verilen kuruluşlarca rapor düzenlenmesi gibi) bağlanmıştır. Dördüncüsü, istisna kapsamındaki faaliyetlerden doğan zararların diğer kazançlardan indirilememesidir. Beşincisi devirdir: birleşme ve devirlerde zarar mahsubu, kanunda öngörülen sıkı şartlara tabidir. Bu kuralların izlenmesi için yıl bazında bir zarar takip tablosu tutulması ve her beyannameye eklenmesi gerekir. Devirde zarar mahsubu şartlarını birleşme ve devir yazımızda ele aldık.

Ticari kârdan mali kâra geçiş

Gider kısıtlamalarının pratik sonucu, ticari kâr ile mali kâr arasında fark oluşmasıdır. Muhasebe kayıtlarında oluşan ticari kâr, vergi mevzuatındaki kabul edilmeyen giderlerin eklenmesi ve istisna ile indirimlerin düşülmesiyle mali kâra dönüştürülür; beyannamede vergilendirilen tutar bu mali kârdır.

Geçiş tablosunda yer alması gereken kalemler şunlardır. Eklenecekler: kanunen kabul edilmeyen giderler (binek otomobil kısıtlamasına isabet eden tutar, finansman gider kısıtlaması, para ve vergi cezaları, örtülü sermaye faizleri, transfer fiyatlandırması yoluyla dağıtılan örtülü kazanç, kanunda öngörülmeyen karşılıklar), önceki dönemde ayrılıp bu dönemde iptal edilen karşılıklar ve kanunda sayılan diğer kalemler. Düşülecekler: istisna kazançlar, geçmiş yıl zararları, beyanname üzerinden yapılacak indirimler ve kanunda sayılan diğer kalemler. Bu tablonun her dönem düzenli hazırlanması iki yarar sağlar: birincisi beyannamenin doğruluğu, ikincisi incelemede matrahın nasıl oluştuğunun tek sayfada gösterilebilmesidir. Uygulamada en sık yapılan hata, kanunen kabul edilmeyen giderlerin yıl içinde ayrı bir hesapta izlenmemesi ve yıl sonunda toplu olarak hesaplanmaya çalışılmasıdır; bu, hem hata riskini hem inceleme süresini artırır. Bu nedenle kısıtlamaya tabi kalemler için ayrı muhasebe hesapları açılması yerinde olur.

Temsil, ağırlama ve promosyon giderleri

Ticari hayatta yaygın olan temsil ve ağırlama harcamaları, gider yazılabilirlik bakımından ayrı bir tartışma alanıdır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesindeki genel giderler kavramı bu harcamaları kapsayabilir; ancak aranan şart, harcamanın ticari kazancın elde edilmesi ve idamesi ile ilgili olmasıdır. İşle ilgisi kurulamayan ya da şahsi nitelik taşıyan ağırlama harcamaları kanunen kabul edilmeyen gider sayılır.

Ayrımı yapmak için kullanılan ölçütler şunlardır: harcamanın kiminle ve hangi amaçla yapıldığının belgelenebilmesi, işin hacmiyle orantılı olması, süreklilik ve rutin hâline gelmemesi ve karşılığında bir ticari beklenti bulunması. Bu nedenle temsil harcamalarında faturanın yanına toplantı notu, misafir listesi ya da iş görüşmesi kaydı eklenmesi savunmayı güçlendirir. Promosyon ve numune teslimlerinde ise katma değer vergisi boyutu öne çıkar: ticari teamüllere uygun olarak bedelsiz verilen numune ve promosyon ürünleri bakımından kanunda ve idari düzenlemelerde öngörülen esaslar uygulanır; kapsamı aşan bedelsiz teslimlerde emsal bedel üzerinden vergi hesaplanması gündeme gelir. Üçüncü konu, müşterilere verilen hediyelerdir: bunların reklam gideri mi bağış mı sayılacağı, üzerinde işletme adının bulunup bulunmadığına ve dağıtım biçimine göre değerlendirilir. Bu kalemlerin ayrı hesaplarda izlenmesi, yıl sonu ayrıştırmasını kolaylaştırır.

Yurt dışı seyahat ve eğitim giderleri

Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesi, işle ilgili ve yapılan işin ehemmiyeti ve genişliği ile mütenasip seyahat ve ikamet giderlerinin indirilebileceğini öngörür; seyahat maksadının gerektirdiği süreyle sınırlı olma şartı da maddede yer alır. Bu düzenleme, seyahat giderlerinde iki testin birlikte yapılmasını gerektirir: işle ilgililik ve ölçülülük.

Uygulamada dikkat edilecek noktalar şunlardır. Birincisi belgedir: uçuş ve konaklama belgelerinin yanında seyahatin amacını gösteren yazışma, davet, fuar kaydı ya da toplantı tutanağının dosyada bulunması gerekir. İkincisi süre ve kapsamdır: iş amacını aşan uzatmalar ile eş ve çocukların masrafları kapsam dışıdır. Üçüncüsü yurt dışı harcırahıdır: personele ödenen gündeliklerin kanunda öngörülen sınırlar içinde kalan kısmı istisnadır, aşan kısım ücret sayılır ve stopaja tabi tutulur. Dördüncüsü eğitim giderleridir: personelin işiyle doğrudan ilgili eğitim harcamaları genel gider niteliğindedir; buna karşılık işletme sahibinin ya da ortakların şahsi gelişimine yönelik harcamalar tartışmalıdır. Beşincisi yurt dışında alınan belgelerdir: bunların o ülke mevzuatına uygun düzenlenmiş olması ve gerektiğinde tercümesinin bulunması aranır; ayrıca döviz cinsinden harcamalarda kur değerlemesi yapılmalıdır. Bu belge disiplini, en sık reddedilen gider grubunda savunmanın temelini oluşturur.

Karşılıklar, reeskont ve dönem sonu işlemleri

Dönem sonunda ayrılan karşılıklar, gider yazılabilirlik bakımından en çok eleştiri alan kalemlerdendir. Kural nettir: Vergi Usul Kanunu’nda öngörülmeyen karşılıklar gider olarak kabul edilmez. Kanunda düzenlenen ve dolayısıyla indirilebilen başlıca karşılık, 323. maddedeki şüpheli alacak karşılığıdır; ayrıca 288. madde karşılıkların değerlemesini düzenler.

Buna karşılık uygulamada sık ayrılan ancak kanunen kabul edilmeyen gider sayılan kalemler şunlardır: kıdem tazminatı karşılığı, garanti gider karşılığı, dava karşılığı, stok değer düşüklüğü karşılığı ve maliyet artış karşılıkları. Bunların muhasebe standartları gereği ayrılması gerekebilir; ancak vergi matrahının tespitinde beyannamede matraha eklenir. Bu, ticari kâr ile mali kâr arasındaki farkın en yaygın sebebidir. İkinci konu, karşılığın sonradan kullanılmasıdır: kıdem tazminatı fiilen ödendiğinde o dönemde gider yazılır; bu nedenle karşılık ayrılan dönemde eklenen tutarın, ödemenin yapıldığı dönemde indirilebilmesi için takip edilmesi gerekir. Üçüncü konu, stoklarda değer düşüklüğüdür: karşılık ayrılması yerine, Vergi Usul Kanunu’nun 278. maddesindeki kıymeti düşen mallar hükmü uyarınca takdir komisyonu marifetiyle değerleme yapılması, tutarın gider yazılabilmesini sağlar. Bu ayrımların bilinmesi, dönem sonu kapanışında en çok tartışılan kalemleri baştan doğru kurgular. Değerleme ve karşılık esaslarını değerleme ve envanter yazımızda ele aldık.

Kısıtlamaların KDV indirimine yansıması

Gelir ve kurumlar vergisindeki gider kısıtlamaları, katma değer vergisi indirimini de doğrudan etkiler. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30. maddesinin (d) bendi, gelir ve kurumlar vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirilemeyeceğini düzenler. Bu, iki mevzuatı birbirine bağlayan kritik hükümdür.

Pratik sonuçları şunlardır. Birincisi binek otomobil giderleridir: gider yazılamayan kısma isabet eden katma değer vergisi de indirilemez ve bu tutar gider ya da maliyet unsuru olarak dikkate alınır. Ayrıca 30. maddenin (b) bendi, faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerin alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisinin indirilemeyeceğini öngörür. İkincisi, kanunen kabul edilmeyen diğer giderlerdir: şahsi harcamalar ve işle ilgisi kurulamayan ödemelerde yüklenilen vergi indirilemez. Üçüncüsü, indirim yasağı kapsamına giren tutarların düzeltilmesidir: yıl içinde indirim konusu yapılmış ancak sonradan kabul edilmeyen gider niteliği taşıdığı anlaşılan kalemler bakımından düzeltme yapılması gerekir. Dördüncüsü, zayi olan mallar ile ilgili düzenlemedir: kanun, zayi olan mallara ait katma değer vergisinin indirilemeyeceğini öngörür ve deprem, sel gibi hâller ile kanunda sayılan istisnaları ayrıca düzenler. Bu nedenle kanunen kabul edilmeyen gider hesabı ile katma değer vergisi indirim listesinin birlikte kontrol edilmesi gerekir.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: …… Ltd. Şti., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen kurumlar vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. İdarece, şirketimizin aktifinde kayıtlı taşıtlara ilişkin giderlerin binek otomobil kısıtlamasına tabi olduğu kabul edilerek tarhiyat yapılmıştır.

2. Oysa söz konusu taşıtlar ruhsatlarında ve tarife pozisyonlarında binek otomobil olarak sınıflandırılmamış olup, işletmemizin yük ve personel taşıma faaliyetinde kullanılmaktadır. Ruhsat örnekleri, tarife bilgileri ve kullanım kayıtları ektedir.

3. (Alternatif) Şirketimizin faaliyet konusu taşıt kiralama olup, kısıtlamaya konu araçlar bu amaçla kullanılmaktadır; kira sözleşmeleri ve faaliyet belgeleri ektedir.

4. (Alternatif) Finansman gider kısıtlaması bakımından yapılan hesaplamada, yatırımın maliyetine eklenen finansman giderleri de kapsama dâhil edilmiştir; oysa bu kalemler kanunen kapsam dışıdır. Aktifleştirme kayıtları ve hesaplama tablosu ektedir.

5. (Alternatif) Yabancı kaynak ve öz kaynak karşılaştırması hatalı yapılmış olup, dönem sonu itibarıyla yabancı kaynak öz kaynağı aşmamaktadır; mali tablolar ektedir.

6. Olayda gerçeğe aykırı beyan bulunmadığından ceza uygulanması hukuka aykırıdır.

HUKUKİ SEBEPLER: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.40, 41; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.11; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

DELİLLER: İhbarname, ruhsat ve tarife bilgileri, kullanım kayıtları, mali tablolar, hesaplama tabloları, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle tarhiyatın ve cezanın iptaline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Kontrol listesi

  1. Aracın binek otomobil olup olmadığını ruhsat ve tarife pozisyonuyla belirleyin.
  2. Faaliyet konunuz taşıt kiralama ya da işletme ise kapsam dışı olduğunuzu belgeleyin.
  3. Kira, ÖTV-KDV, gider ve amortisman tavanlarını ayrı ayrı hesaplayın.
  4. Kanunen kabul edilmeyen kısmı beyannamede matraha ekleyin.
  5. Binek otomobilde KDV indirim yasağını gözetin.
  6. Dönem sonunda yabancı kaynak ve öz kaynak karşılaştırmasını yapın.
  7. Yatırım maliyetine eklenen finansman giderlerini kapsam dışında tutun.
  8. Her iki kısıtlama için hesaplama tablosu hazırlayıp saklayın.

Sık sorulan sorular

Hangi giderler indirilebilir?

Gelir Vergisi Kanunu’nun 40. maddesinde sayılanlar; sayım sınırlıdır ve kanunda yer almayan harcama indirilemez.

Hangi giderler kabul edilmez?

41. maddede sayılanlar: işletmeden çekişler, teşebbüs sahibine ve ailesine ödemeler, sermaye faizi, para ve vergi cezaları.

Binek otomobil nasıl belirlenir?

Ruhsattaki cins ve gümrük tarife istatistik pozisyonu esas alınır; kamyonet ve panelvanlarda ölçütler dikkate alınır.

Kiralanan araçta sınır var mı?

Evet. Her bir binek otomobil için aylık kira bedelinin kanunda belirlenen kısmı gider yazılabilir.

ÖTV ve KDV gider yazılır mı?

İktisapta ödenen ÖTV ve KDV’nin kanunda öngörülen kısmı doğrudan gider yazılabilir; tercihen maliyete de eklenebilir.

Yakıt ve bakım giderlerinin tamamı indirilir mi?

Hayır. Binek otomobillere ilişkin giderlerin kanunda belirlenen oranı indirilebilir.

Amortisman tavanı nasıl işler?

Kanunda öngörülen tutarı aşan iktisap bedeline isabet eden amortisman gider yazılamaz; kayıt yapılır, beyannamede eklenir.

Kimler kısıtlama dışındadır?

Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobil kiralama ya da işletme olanlar, bu amaçla kullandıkları araçlar bakımından.

Binek otomobilde KDV indirilir mi?

Kural olarak indirilemez; faaliyeti araç kiralama veya işletme olanlar bakımından durum farklıdır.

Finansman gider kısıtlaması kime uygulanır?

Kredi ve finansal kuruluşlar dışında, yabancı kaynağı öz kaynağını aşan işletmelere; aşan kısma münhasıran.

Kur farkı da kapsamda mı?

Evet. Faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı ve kur farkı gibi kalemler kapsamdadır.

Yatırım kredisi faizi de kısıtlanır mı?

Yatırımın maliyetine eklenen finansman giderleri kapsam dışıdır.

KKEG’ye isabet eden KDV indirilir mi?

Hayır. KDVK m.30/d uyarınca kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV indirilemez.

Kıdem tazminatı karşılığı gider yazılır mı?

Hayır. Kanunda öngörülmeyen karşılıklar KKEG sayılır; kıdem tazminatı fiilen ödendiği dönemde gider yazılır.

Temsil ve ağırlama gideri yazılabilir mi?

İşle ilgili ve işin hacmiyle orantılı olması ve belgelenmesi şartıyla genel gider kapsamında değerlendirilir.

Yurt dışı seyahat gideri indirilir mi?

İşle ilgili, işin genişliğiyle mütenasip ve maksadın gerektirdiği süreyle sınırlı olmak kaydıyla indirilir (m.40).

Bağış gider mi indirim mi?

İndirimdir: beyan edilen kazancın kanunda belirlenen oranına kadar, makbuz karşılığı ve kazanç bulunması şartıyla uygulanır.

Zararımı kaç yıl mahsup edebilirim?

Beş yıldan fazla nakledilmemek ve her yılın tutarı beyannamede ayrı gösterilmek şartıyla (KVK m.9).

Kısıtlanan tutar nereye yazılır?

Kanunen kabul edilmeyen gider olarak beyannamede matraha eklenir.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.40-41, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.11 ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu m.30 hükümlerine dayanır. Tutar ve oranlar her yıl güncellenir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk