Geçici Vergi ve Beyanname Sistemi 2026: Kapsam, Matrah, Eksik Beyanda Ceza, Mahsup ve İade (GVK mük. m.120, KVK m.32)
05 Eylül 2026

Geçici Vergi ve Beyanname Sistemi 2026: Kapsam, Matrah, Eksik Beyanda Ceza, Mahsup ve İade (GVK mük. m.120, KVK m.32)

Yıllık beyanname verilene kadar vergi ödenmiyor değil: ticari kazanç ve serbest meslek kazancı sahipleri ile kurumlar, dönem kazançları üzerinden geçici vergi öder. Bu vergi peşin ödeme niteliğindedir ve yıl sonunda mahsup edilir; ancak eksik beyan edilmesi hâlinde ceza uygulanır. Bu rehber, sistemi mevzuat maddeleriyle anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabı, cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere geçici vergi öder (GVK mükerrer m.120).
  • Kurumlar vergisi mükellefleri de cari dönem kazançları üzerinden geçici vergi öder (KVK m.32).
  • Geçici vergi, ilgili hesap döneminin altı aylık ya da kanunda belirlenen dönemleri itibarıyla hesaplanır ve beyan edilir.
  • Yapılan incelemelerde geçmiş dönemlere ait geçici verginin eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde, eksik beyan edilen kısım için kanunda öngörülen oranı aşan tutar bakımından işlem yapılır.
  • Ödenen geçici vergiler, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan vergiden mahsup edilir; mahsup edilemeyen tutar iade edilir.

Geçici verginin mantığı ve kapsamı

Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 120. maddesi, ticari kazanç sahipleri ile serbest meslek erbabının cari vergilendirme döneminin gelir vergisine mahsup edilmek üzere, bu Kanun’un ticari veya mesleki kazancın tespitine ilişkin hükümlerine göre belirlenen kazançları üzerinden geçici vergi ödeyeceklerini düzenler. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32. maddesi ise kurumlar vergisi mükellefleri bakımından aynı esası öngörür.

Sistemin mantığı, verginin kazancın elde edildiği döneme yakın bir zamanda tahsil edilmesidir; bu hem hazine açısından nakit akışı sağlar hem mükellef bakımından yılsonunda oluşacak yükü böler. Kapsam dışında kalanlar da vardır: basit usulde vergilendirilenler, kanunda sayılan bazı kazanç türleri ve yıllara sari inşaat ve onarım işlerinden elde edilen kazançlar bakımından geçici vergi uygulanmaz. Yıllara sari işlerde kazanç işin bitiminde tespit edildiğinden, ara dönemlerde geçici vergi hesaplanmaz; bu, bu tür işleri yürüten şirketlerin nakit yönetimini doğrudan etkileyen bir farktır.

Hesaplama ve beyan

Konuİçeriği
Kimler öder?Ticari kazanç sahipleri, serbest meslek erbabı, kurumlar
Kimler ödemez?Basit usul, yıllara sari inşaat ve kanunda sayılan diğer hâller
MatrahDönem kazancı; ticari ve mesleki kazanç hükümlerine göre
MahsupYıllık beyannamede hesaplanan vergiden düşülür
Fazla ödemeDiğer borçlara mahsup ya da iade
Eksik beyanKanunda öngörülen oranı aşan kısım için işlem yapılır

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Geçici vergi matrahının tespitinde, yıllık kazancın tespitine ilişkin hükümler uygulanır: dönem sonu envanteri çıkarılır, değerleme yapılır, amortisman hesaplanır ve kanunen kabul edilmeyen giderler eklenir. Uygulamada en sık yapılan hata, geçici vergi dönemlerinde bu işlemlerin yapılmaması ve yalnızca kaba bir hasılat-gider farkının beyan edilmesidir; bu, hem eksik beyan hem yılsonunda büyük düzeltmeler doğurur. Dönem kazancının gerçekçi hesaplanması, ceza riskini ortadan kaldırdığı gibi nakit planlamasını da sağlıklı kılar.

Dönem sonu işlemlerinin geçici vergiye etkisi

Geçici vergi matrahının doğru hesaplanması, dönem sonu işlemlerinin ara dönemlerde de yapılmasına bağlıdır. Bu işlemler şunlardır: stok sayımı ve değerlemesi, alacak ve borçların değerlenmesi, dövizli kalemlerin kur değerlemesi, amortisman ayrılması, şüpheli alacak karşılığı ve reeskont uygulamaları. Uygulamada bu işlemler çoğu zaman yalnızca yıl sonunda yapılır; ara dönemlerde ise yaklaşık rakamlarla beyanda bulunulur. Bu yaklaşım, hem eksik beyan riski hem de dönem karşılaştırmalarının anlamsızlaşması sonucunu doğurur.

Özellikle üç kalem belirleyicidir. Birincisi kur farklarıdır: dövizli borcu bulunan işletmelerde kur hareketleri dönem kazancını ciddi biçimde değiştirir ve ara dönemde değerleme yapılmazsa matrah gerçeği yansıtmaz. İkincisi amortismandır: yıllık amortismanın dönemlere dağıtılması gerekir; tamamının yıl sonunda gider yazılması ara dönem kazancını yüksek gösterir. Üçüncüsü maliyet hesabıdır: üretim işletmelerinde dönem sonu yarı mamul ve mamul stoklarının değerlenmemesi, satılan malın maliyetini hatalı kılar. Bu nedenle geçici vergi dönemlerinde de kısa bir kapanış çalışması yapılması, hem doğru beyan hem sağlıklı yönetim bilgisi sağlar. Değerleme ölçüleri ve dönem sonu işlemlerini değerleme ve envanter yazımızda ele aldık.

Eksik beyanın sonucu ve yanılma payı

Kanun, geçici verginin eksik beyan edilmesi hâlinde uygulanacak yaptırımı özel olarak düzenler: yapılan incelemeler sonucunda, geçmiş dönemlere ait geçici verginin kanunda öngörülen oranı aşan tutarda eksik beyan edildiğinin tespiti hâlinde, eksik beyan edilen bu kısım için re’sen veya ikmalen geçici vergi tarh edilir. Kanunda öngörülen bu oran, bir tür yanılma payı işlevi görür: dönem kazancının tahmine dayalı unsurlar içerdiği kabul edilerek belirli bir sapmaya tolerans tanınır.

Ancak bu toleransın sınırı vardır ve aşıldığında sonuçlar doğar. Aynı maddede, mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici verginin terkin edileceği, ancak gecikme faizi ve cezanın tahsil edileceği düzenlenmiştir. Bu, önemli bir ayrımdır: yıllık beyanname verildikten sonra geçici verginin kendisi aranmaz, çünkü asıl vergi zaten tahakkuk etmiştir; buna karşılık geç ödeme nedeniyle doğan gecikme faizi ve kesilen ceza ayakta kalır. Dolayısıyla geçici verginin eksik beyanı, “nasıl olsa yıl sonunda hesaplaşırız” denilerek geçiştirilebilecek bir konu değildir. Vergi ziyaı cezasının hesabı ve indirim imkânlarını vergi ziyaı cezasında uzlaşma ve indirim yazımızda ele aldık.

Yeni mükellefiyette ve kapanışta geçici vergi

Yıl içinde işe başlayan ya da işi bırakan mükellefler bakımından geçici vergi uygulaması kısmi dönem esasına göre işler. İşe yeni başlayanlarda ilk geçici vergi dönemi, faaliyetin başladığı tarihten itibaren o dönemin sonuna kadar olan süreyi kapsar; bu döneme ilişkin beyanname de kanunda öngörülen sürede verilir. Uygulamada sık yapılan hata, ilk dönemde henüz kazanç oluşmadığı düşünülerek beyanname verilmemesidir; oysa kazanç olmasa dahi kapsamdaki mükellefin beyanname verme yükümlülüğü sürer ve verilmemesi özel usulsüzlük cezası doğurur.

İşi bırakma hâlinde ise mükellefiyetin sona erdiği tarihe kadar olan dönem için beyan yükümlülüğü devam eder. Kurumlarda tasfiyeye girilmesi hâlinde durum değişir: hesap dönemi yerine tasfiye dönemi geçerli olduğundan, geçici vergi uygulaması tasfiye rejimine göre değerlendirilir. Devir ve birleşme hâllerinde ise devrolunan kurumun devir tarihine kadar olan dönemine ilişkin yükümlülükler, devralan kurum tarafından yerine getirilir. Bu geçiş hâllerinde en sık yaşanan sorun, hangi dönemin kim tarafından beyan edileceğinin belirlenmemesi ve dönemin boşta kalmasıdır. Bu nedenle mükellefiyet başlangıcı, kapanışı ve yapı değişikliklerinde beyan takviminin baştan çıkarılması gerekir. Kapanış sürecinin usulünü işi bırakma ve mükellefiyetin sona ermesi yazımızda ele aldık.

Mahsup ve iade

Ödenen geçici vergiler, yıllık beyanname üzerinden hesaplanan gelir ya da kurumlar vergisinden mahsup edilir. Mahsup için verginin ödenmiş olması aranır: tahakkuk etmiş ancak ödenmemiş geçici vergi mahsup edilemez, bu nedenle yıllık beyanname öncesinde geçici vergi borçlarının ödenmiş olması gerekir. Mahsup sonrası kalan tutar, mükellefin diğer vergi borçlarına mahsup edilebilir ya da iade talep edilebilir.

İade sürecinde dikkat edilecek noktalar şunlardır: talebin beyannamede ya da kanunda öngörülen usulle yapılması, tutara göre teminat ya da rapor şartlarının değerlendirilmesi ve ödeme kayıtlarının hazır tutulması. Ayrıca yıl içinde kesilen stopajlar da aynı beyanname üzerinde mahsup edilir; geçici vergi ile stopajın mahsup sırası ve iade edilecek tutarın hangisinden kaynaklandığı, iade usulünü etkileyebilir. Uygulamada sık yaşanan bir sorun, mahsup edilecek stopajın karşı tarafın muhtasar beyanıyla uyumsuz olmasıdır; bu, iade sürecini uzatır. Bu nedenle stopaj belgelerinin ve karşı tarafın beyan bilgilerinin yıl içinde kontrol edilmesi yerinde olur.

Nakit yönetimi ve vergi planlaması

Geçici vergi, işletmenin nakit akışını doğrudan etkileyen bir kalemdir ve planlanmadığında dönemsel sıkışıklık yaratır. Sağlıklı bir yaklaşım şu adımları içerir. Birincisi tahmindir: dönem başında yıllık kazanç tahmini yapılır ve ödenecek geçici vergi kabaca hesaplanarak nakit planına konulur. İkincisi ayırmadır: tahsil edilen hasılatın bir kısmının vergi için ayrılması, ödeme dönemlerinde borçlanma ihtiyacını azaltır. Üçüncüsü izlemedir: dönem içinde kazanç beklenenden yüksek seyrediyorsa ayrılan tutar güncellenir.

Planlamada dikkat edilecek meşru araçlar da vardır. Yatırım kararlarının zamanlaması amortisman yoluyla dönem kazancını etkiler; şüpheli hâle gelen alacaklar için karşılık ayrılması kanuni şartlar sağlandığında matrahı azaltır; bağış ve sponsorluk gibi indirimlerin hangi dönemde yapılacağı kazanç durumuna göre seçilebilir. Bunların hepsi kanunun tanıdığı imkânlardır ve gerçek işlemlere dayandığı sürece hukuka uygundur. Buna karşılık gerçek olmayan giderlerle matrah düşürmek ya da hasılatı sonraki döneme kaydırmak, dönem kaydırma eleştirisi ve vergi ziyaı cezası doğurur. Ayrıca geçici vergi dönemlerinde bilinçli olarak düşük beyanda bulunup yıl sonunda düzeltme yapmak da, kanunda öngörülen oranın aşılması hâlinde ceza sebebidir. Bu nedenle planlama, gerçek verilere dayanan bir zamanlama tercihi olarak kurgulanmalıdır.

Beyanname takvimi ve diğer yükümlülükler

Vergi yükümlülükleri yalnızca yıllık beyannameden ibaret değildir; işletmenin takvimi birden çok beyannameyi içerir. Katma değer vergisi beyannamesi kural olarak aylık verilir. Muhtasar ve prim hizmet beyannamesi, ücret ve diğer ödemelerden yapılan kesintiler ile sosyal güvenlik bildirimlerini kapsar ve kanunda öngörülen dönemlerde verilir. Damga vergisi beyannamesi, sürekli mükellefiyeti bulunanlar bakımından ayrıca verilir.

Bunlara ek olarak kanunda ve tebliğlerde öngörülen bildirim ve formlar bulunur: mal ve hizmet alım satımlarına ilişkin bildirim formları, kesin mizan, transfer fiyatlandırması formu ve kanunda sayılan diğer bildirimler. Bu form ve bildirimlerin süresinde verilmemesi ya da eksik verilmesi, ayrı birer özel usulsüzlük sebebidir; ayrıca bu formlar çapraz kontrolde kullanıldığından, karşı tarafın bildirimiyle uyumsuzluk inceleme sebebi oluşturur. Bu nedenle işletmelerin bir beyan takvimi tutması ve her dönem sonunda hangi beyanname ve formların verileceğini kontrol listesiyle izlemesi gerekir. Belge ve bildirim düzeninin genel çerçevesini belge ve defter düzeni yazımızda anlattık.

Elektronik beyan ve teknik sorunlar

Beyannameler elektronik ortamda verilir ve bu, ayrı bir usul katmanı yaratır. Elektronik beyanname verme zorunluluğu kapsamındaki mükelleflerin beyannamelerini aracılık sözleşmesi bulunan meslek mensubu aracılığıyla ya da kendi kullanıcı koduyla göndermesi gerekir. Kâğıt ortamında verilen beyanname, zorunluluk kapsamındakiler bakımından hiç verilmemiş sayılabilir; bu, hem özel usulsüzlük hem resen tarh sebebidir.

Teknik sorunlar bakımından ise iki mekanizma işler. Birincisi, sistemsel arıza hâllerinde idarece yapılan süre uzatımlarıdır; bu duyurular takip edilmelidir. İkincisi, mükellefin kendi kaynaklı sorunlarıdır: internet erişiminin bulunmaması ya da şifrenin unutulması mazeret sayılmaz. Bu nedenle beyannamenin son güne bırakılmaması, gönderim sonrası onay ve tahakkuk fişinin alınıp saklanması gerekir. Tahakkuk fişi, beyannamenin verildiğinin ispatıdır ve sonradan çıkacak tartışmada tek dayanaktır. Üçüncü bir konu, düzeltme beyannamesinin nasıl verileceğidir: düzeltme beyannamesi de elektronik ortamda verilir ve pişmanlık talebi varsa bunun sistemde doğru işaretlenmesi gerekir; işaretlemenin atlanması hâlinde pişmanlık hükümleri uygulanmaz ve ceza kesilir. Bu ayrıntı, uygulamada sıkça hak kaybına yol açar.

Beyanname verilmemesinin sonuçları

Beyannamenin hiç verilmemesi, geç verilmesinden farklı ve daha ağır sonuçlar doğurur. Süresinde verilmeyen beyanname bakımından önce usulsüzlük cezası kesilir; kanun, kanuni süresi geçtikten sonra verilen beyannameler için özel bir indirim düzeni de öngörür. Beyannamenin hiç verilmemesi ise resen tarh sebebidir: matrah, defter ve belgelere ya da kanuni ölçülere dayanılarak tespit edilemiyorsa takdir komisyonunca takdir edilir veya inceleme raporunda belirtilir.

Resen tarh yoluna gidildiğinde mükellefin durumu iki yönden zorlaşır. Birincisi matrahın belirlenmesinde inisiyatif idareye geçer; karine ve emsallere dayalı tespitler devreye girer ve mükellef bunları çürütmek zorunda kalır. İkincisi ceza ağırlaşır: beyanname verilmemesi nedeniyle vergi ziyaı doğduğundan, vergi ziyaı cezası kesilir ve şartları varsa oran ağırlaştırılır. Buna karşılık, beyannamenin kendiliğinden ve kanuni süresinden sonra verilmesi hâlinde pişmanlık hükümlerinden yararlanmak mümkündür: inceleme başlamadan ve takdir komisyonuna sevk edilmeden önce verilen beyanname ile vergi ziyaı cezası kesilmez. Bu nedenle süresi kaçırılmış bir beyanname için yapılacak ilk iş, gecikmeyi büyütmeden pişmanlık talebiyle beyanda bulunmaktır. Resen tarh sebeplerinin sınırlılığını vergi incelemesinde tutanak ve pişmanlık yazımızda ele aldık.

Düzeltme beyannamesi dilekçesi örneği

…………… VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE

MÜKELLEF: …… Ltd. Şti., Vergi No, Adres, İletişim

KONU: …… dönemi geçici vergi beyannamesine ilişkin düzeltme ve pişmanlık talebidir.

AÇIKLAMALAR

1. Şirketimizin …… dönemine ilişkin geçici vergi beyannamesi ……/……/2026 tarihinde verilmiştir.

2. Beyanname verildikten sonra yapılan kontrolde, …… nedeniyle dönem kazancının eksik hesaplandığı tespit edilmiştir. Düzeltmeye esas hesaplama tablosu ektedir.

3. Hakkımızda bu konuya ilişkin bir vergi incelemesine başlanmamış, olay takdir komisyonuna intikal ettirilmemiş ve herhangi bir ihbarda bulunulmamıştır.

4. Bu itibarla Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesi kapsamında pişmanlık hükümlerinden yararlanmak suretiyle düzeltme beyannamesi verilmesini ve tahakkuk edecek vergi ile pişmanlık zammının tarafımızca yasal süresi içinde ödeneceğini beyan ederiz.

5. Gereğinin yapılmasını saygıyla arz ederiz.

EKLER: Düzeltme beyannamesi, hesaplama tablosu, imza sirküleri.

……/……/2026
Yetkili – İmza – Kaşe

Kontrol listesi

  1. Geçici vergi kapsamında olup olmadığınızı kontrol edin; yıllara sari işler kapsam dışıdır.
  2. Dönem kazancını yıllık kazanç kurallarıyla hesaplayın; envanter ve değerleme yapın.
  3. Kanunen kabul edilmeyen giderleri dönem hesabına da ekleyin.
  4. Eksik beyanda kanuni oranın aşılmasının ceza doğurduğunu unutmayın.
  5. Yıllık beyanname öncesinde geçici vergi borçlarını ödeyin; ödenmeyen vergi mahsup edilemez.
  6. Stopaj belgelerini ve karşı tarafın beyan uyumunu yıl içinde kontrol edin.
  7. Hata fark edilirse inceleme başlamadan pişmanlıkla düzeltin.
  8. Beyanname ve bildirim takvimini kontrol listesiyle izleyin.

Sık sorulan sorular

Geçici vergiyi kimler öder?

Ticari kazanç sahipleri, serbest meslek erbabı ve kurumlar vergisi mükellefleri.

Kimler ödemez?

Basit usulde vergilendirilenler ile yıllara sari inşaat ve onarım işlerinden elde edilen kazançlar ve kanunda sayılan diğer hâller.

Matrah nasıl hesaplanır?

Yıllık kazancın tespitine ilişkin hükümlere göre: envanter, değerleme, amortisman ve kanunen kabul edilmeyen giderler dikkate alınır.

Eksik beyan edersem ne olur?

Kanunda öngörülen oranı aşan eksiklik için re’sen veya ikmalen tarhiyat yapılır ve ceza uygulanır.

Yıl sonunda düzelmez mi?

Mahsup süresi geçtikten sonra kesinleşen geçici vergi terkin edilir; ancak gecikme faizi ve ceza tahsil edilir.

Ödemediğim geçici vergiyi mahsup edebilir miyim?

Hayır. Mahsup için verginin ödenmiş olması aranır.

Fazla ödediğim tutar ne olur?

Diğer vergi borçlarına mahsup edilebilir ya da iadesi talep edilir.

Stopajlar da aynı beyannamede mi mahsup edilir?

Evet. Yıl içinde kesilen vergiler yıllık beyanname üzerinde mahsup edilir.

İadem neden gecikiyor?

Sık karşılaşılan sebep, mahsup edilecek stopajın karşı tarafın muhtasar beyanıyla uyumsuz olmasıdır.

Zarar ettim; yine beyanname verecek miyim?

Evet. Kapsamdaki mükellefler dönem sonucu zarar olsa dahi beyanname verir.

Hangi beyannameleri vermem gerekir?

Yıllık beyanname, geçici vergi, katma değer vergisi, muhtasar ve prim hizmet ile varsa damga vergisi beyannamesi ve kanunda öngörülen bildirim formları.

Bildirim formlarını vermezsem?

Ayrı birer özel usulsüzlük sebebi oluşur; ayrıca çapraz kontrolde uyumsuzluk inceleme sebebi olur.

Yeni kurulan şirkette ilk dönem beyanname verilir mi?

Evet. Kazanç oluşmasa dahi kapsamdaki mükellefin beyanname verme yükümlülüğü sürer; verilmemesi özel usulsüzlük doğurur.

Pişmanlık talebini sistemde işaretlemezsem ne olur?

Pişmanlık hükümleri uygulanmaz ve ceza kesilir; düzeltme beyannamesinde bu işaretlemenin doğru yapılması şarttır.

Geçici vergiyi azaltmak için ne yapabilirim?

Amortisman, şüpheli alacak karşılığı ve indirimlerin zamanlaması gibi kanuni imkânlar kullanılabilir; gerçek olmayan gider ve dönem kaydırma ise ceza doğurur.

Ara dönemde envanter ve değerleme yapmak şart mı?

Matrah yıllık kazanç kurallarıyla hesaplandığından evet; stok, kur farkı ve amortisman ara dönemde dikkate alınmazsa beyan eksik kalır.

Hatayı sonradan fark ettim; ne yapmalıyım?

İnceleme başlamadan önce pişmanlık hükümlerinden yararlanarak düzeltme beyannamesi verin.

Geçici vergide zarar ve mahsup düzeni

Geçici vergi dönemlerinde her zaman kazanç doğmaz; zarar edilen dönemlerde ne yapılacağı ayrı bir konudur. Kapsamdaki mükellefler, dönem sonucu zarar olsa dahi beyanname vermekle yükümlüdür; beyannamenin verilmemesi özel usulsüzlük cezası doğurur. Zarar beyan edilen dönemde vergi doğmaz ve önceki dönemlerde ödenen geçici vergi, izleyen dönemlerde mahsup edilir.

Mahsup düzeninde iki mekanizma işler. Birincisi dönem içi mahsuptur: geçici vergi kümülatif hesaplandığından, bir sonraki dönemin beyannamesinde önceki dönemlerde hesaplanan ve ödenen geçici vergi indirilir; böylece yıl içinde fazla ödeme oluşmaz. İkincisi yıllık mahsuptur: yıl sonunda hesaplanan gelir ya da kurumlar vergisinden ödenen geçici vergiler düşülür ve artan tutar iade edilir ya da diğer borçlara mahsup edilir. Bu ikinci aşamada en sık yapılan hata, ödenmemiş geçici verginin mahsup edilmeye çalışılmasıdır: mahsup için verginin fiilen ödenmiş olması aranır. Bu nedenle yıllık beyanname öncesinde geçici vergi borçlarının kapatılması gerekir; aksi hâlde mahsup reddedilir ve yıllık vergi tam olarak ödenmek zorunda kalınır. Geçmiş yıl zararlarının mahsubu ise ayrı bir kurumdur ve yıllık beyannamede uygulanır.

Kur farkı, faiz ve dönemsel gelir kalemleri

Geçici vergi dönemlerinde en çok tartışma yaratan kalemler, dönemsel olarak değişen finansal unsurlardır. Dövizli varlık ve borçların dönem sonu kur değerlemesi, Vergi Usul Kanunu’nun değerleme hükümleri uyarınca yapılır ve ortaya çıkan kur farkları dönem kazancına yansır; bu, kur hareketlerinin yoğun olduğu dönemlerde geçici vergi matrahını beklenmedik biçimde artırabilir ya da azaltabilir.

Benzer şekilde faiz gelir ve giderleri de dönemsellik esasına göre hesaplanır: vadesi gelmemiş kredi faizlerinin ilgili döneme isabet eden kısmı gider, mevduat ve alacak faizlerinin ilgili kısmı gelir olarak dikkate alınır. Reeskont uygulaması bakımından ise simetri kuralı işler: alacak senetleri reeskonta tabi tutulursa borç senetlerinin de tutulması gerekir. Üçüncü kalem karşılıklardır: kanunda öngörülen şartları taşıyan şüpheli alacak karşılığı ara dönemde de ayrılabilir; buna karşılık kanunda yer almayan karşılıklar kanunen kabul edilmeyen gider sayılır. Dördüncüsü stok değerlemesidir. Bu kalemlerin ara dönemlerde hesaplanmaması, hem eksik beyan riski hem yıl sonunda büyük düzeltme ihtiyacı doğurur. Değerleme ve reeskont esaslarını değerleme ve envanter yazımızda ele aldık.

Beyanname üzerinden yapılan indirimler

Yıllık beyannamede matrahın tespitinden sonra uygulanan indirimler, ödenecek vergiyi doğrudan azaltır ve çoğu zaman gözden kaçırılır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 89. maddesi, gelir vergisi matrahının tespitinde beyan edilen gelirden yapılabilecek indirimleri sayar: kanunda öngörülen şartlarla şahıs sigorta primleri, eğitim ve sağlık harcamaları, engellilik indirimi, bağış ve yardımlar, sponsorluk harcamaları, araştırma ve geliştirme harcamaları ve kanunda sayılan diğer kalemler.

İndirimlerin uygulanmasında üç kural belirleyicidir. Birincisi kazanç şartıdır: bu indirimler ancak beyan edilen gelir bulunması hâlinde yapılabilir; zarar hâlinde indirim uygulanamaz ve sonraki yıla devretmez. İkincisi oran ve sınırdır: her indirim kaleminin kanunda öngörülen oranı ve sınırı vardır; örneğin eğitim ve sağlık harcamaları beyan edilen gelirin kanunda belirlenen oranını aşamaz. Üçüncüsü belgedir: harcamanın Türkiye’de yapılması, gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunan kişilerden alınacak belgelerle tevsik edilmesi ve kanunda öngörülen kişilere ilişkin olması aranır. Kurumlar vergisi mükellefleri bakımından ise 10. madde benzer bir liste içerir. Bu indirimlerin yıl içinde planlanması, yalnızca vergi avantajı değil belge toplama disiplini de gerektirir. Beyanname yükümlülüğünü gelir vergisi beyannamesi yazımızda ele aldık.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu mükerrer m.120, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m.32 ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine dayanır. Dönemler ve oranlar değişebilir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk