Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşlerinde Vergilendirme 2026: Bitim Tarihi, Ortak Gider Dağıtımı, Hakediş Stopajı ve İade (GVK m.42-44, 94)
04 Eylül 2026

Yıllara Sari İnşaat ve Onarım İşlerinde Vergilendirme 2026: Bitim Tarihi, Ortak Gider Dağıtımı, Hakediş Stopajı ve İade (GVK m.42-44, 94)

İnşaat işlerinde vergilendirme, diğer faaliyetlerden ayrı bir mantıkla işler: iş birden fazla takvim yılına sarkıyorsa kâr veya zarar yıl yıl değil, işin bittiği yılda tespit edilir. Buna karşılık hakedişlerden her ödemede stopaj kesilir. Bu iki kuralın birlikte uygulanması, yüklenicilerde yıllarca süren bir alacak birikimi doğurur. Bu rehber, rejimi Gelir Vergisi Kanunu’nun 42-44. maddeleri çerçevesinde anlatır. Ankara’daki dosyanız için bize 0554 648 37 15 numarasından ulaşabilirsiniz.

Beş cümlede özet

  • Birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kâr veya zarar, işin bittiği yıl kati olarak tespit edilir ve tamamı o yılın geliri sayılır (GVK m.42).
  • Rejimin uygulanması için üç şart birliktedir: işin inşaat veya onarım işi olması, taahhüde bağlı yapılması ve birden fazla takvim yılına sirayet etmesi.
  • Yıllara sari işlerde ortak genel giderler ve amortismanlar, kanunda öngörülen esaslara göre işlere dağıtılır (m.43).
  • İşin bitim tarihi, geçici ve kesin kabul usulüne tabi işlerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihtir (m.44).
  • Hakediş ödemelerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca stopaj yapılır; kesilen vergi, işin bittiği yıl beyannamesinde hesaplanan vergiden mahsup edilir.

Yıllara sari iş nedir? (GVK m.42)

Gelir Vergisi Kanunu’nun 42. maddesi, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kâr veya zararın işin bittiği yıl kati olarak tespit edileceğini ve tamamının o yılın geliri sayılarak beyan edileceğini düzenler. Bu, genel dönemsellik ilkesinden ayrılan özel bir vergilendirme rejimidir: iş devam ederken elde edilen hasılat ve yapılan giderler, ilgili yılların kazancına dâhil edilmez, işin sonuna kadar bekletilir.

Rejimin uygulanabilmesi için üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekir. Birincisi işin inşaat veya onarım işi olmasıdır; danışmanlık, proje ya da malzeme temini gibi işler tek başına bu kapsamda değildir. İkincisi işin taahhüde bağlı yapılmasıdır: yüklenicinin, başkasına ait bir iş için taahhütte bulunması aranır; kendi arsası üzerine kendi nam ve hesabına inşaat yapan kişi bu rejime tabi olmaz. Üçüncüsü işin birden fazla takvim yılına sirayet etmesidir. Üç şarttan biri eksikse iş, genel hükümlere göre yıllık olarak vergilendirilir.

İşin başlangıcı ve bitimi (m.44)

Rejimin en kritik noktası bitim tarihidir; çünkü kazanç bu tarihte doğar. Kanun’un 44. maddesi, geçici ve kesin kabul usulüne tabi olan hâllerde geçici kabulün yapıldığını gösteren tutanağın idarece onaylandığı tarihi, diğer hâllerde ise işin fiilen tamamlandığı veya fiilen bırakıldığı tarihi bitim tarihi olarak kabul eder.

DurumBitim tarihiSonuç
Geçici-kesin kabul usulüGeçici kabul tutanağının idarece onay tarihiKazanç o yıl beyan edilir
Kabul usulü yoksaİşin fiilen tamamlandığı tarihFiilî durum ispatlanmalı
İşin bırakılmasıFiilen bırakıldığı tarihKazanç o yılda tespit edilir
Bitimden sonra yapılan giderlerYapıldıkları yılO yılın kazancıyla ilişkilendirilir
Bitimden sonra elde edilen hasılatElde edildiği yılO yılın geliri sayılır
Aynı yılda başlayıp biten işYıllara sari sayılmazGenel hükümler uygulanır

Tabloyu yana kaydırarak tüm sütunları görebilirsiniz.

Uygulamada en sık yaşanan tartışma, geçici kabul tutanağının onay tarihinin gecikmesidir: iş fiilen bitmiş olsa dahi tutanak onaylanmadıkça kazanç doğmaz. Bu, hem beyan zamanını hem stopaj mahsubunun yapılacağı dönemi belirlediği için yükleniciler bakımından takip edilmesi gereken bir tarihtir. Bitimden sonra ortaya çıkan gider ve hasılatlar ise ayrık kurala tabidir ve doğdukları yılın kazancına dâhil edilir.

Ortak giderlerin dağıtımı (m.43)

Bir yüklenici aynı anda birden çok iş yürütüyorsa, hangi giderin hangi işe ait olduğu sorunu doğar. Kanun’un 43. maddesi bunu düzenler: yıllara sari birden fazla iş bir arada yapılıyorsa ya da bu işlerle birlikte başka işler de yürütülüyorsa, ortak genel giderler ve amortismanlar kanunda gösterilen esaslara göre dağıtılır. Dağıtımda esas alınan ölçütler, işlerin harcama tutarları ve süreleri gibi objektif verilerdir.

Dağıtımın önemi, kazancın hangi işte ve hangi yılda doğduğunu belirlemesinden gelir. Ortak giderlerin tamamının bitmiş bir işe yüklenmesi, o işin kazancını düşürerek matrahı azaltır; devam eden işe yüklenmesi ise vergiyi ileriye taşır. Bu nedenle gider dağıtım tablosu, inceleme elemanının ilk istediği belgelerdendir. Her iş için ayrı maliyet merkezi oluşturulması, doğrudan giderlerin işe göre kaydedilmesi ve ortak giderlerin dağıtım anahtarının yazılı olarak belirlenmesi, sonradan doğacak eleştirileri önler. Amortismanlar bakımından da aynı ilke uygulanır: yalnızca bir işte kullanılan makinenin amortismanı o işe, birden çok işte kullanılanların amortismanı ise dağıtım esasına göre yansıtılır.

Alt yükleniciler ve iş ortaklıkları

Yapım işlerinin büyük bölümü alt yüklenicilerle yürütülür ve bu, yıllara sari rejimin alt yükleniciler bakımından da uygulanıp uygulanmayacağı sorusunu doğurur. Belirleyici ölçüt aynıdır: alt yüklenicinin üstlendiği iş de inşaat veya onarım işi niteliğinde, taahhüde bağlı ve birden fazla takvim yılına sirayet ediyorsa, onun kazancı da işin bitiminde tespit edilir. Asıl yüklenicinin işinin yıllara sari olması, alt yüklenicinin işini kendiliğinden bu kapsama sokmaz; alt sözleşmenin süresi ve konusu ayrıca değerlendirilir. Asıl yüklenici tarafından alt yükleniciye yapılan hakediş ödemelerinden de kanunda öngörülen kesinti yapılması gerekir.

İkinci yapı iş ortaklıklarıdır. Büyük ihalelerde birden çok şirketin bir araya gelerek kurduğu iş ortaklığı, kurumlar vergisi bakımından mükellefiyet tesis ettirebilir ve işin kazancı ortaklık düzeyinde beyan edilir; adi ortaklık şeklinde kurulan yapılarda ise kazanç ortaklara payları oranında dağıtılarak vergilendirilir. Hangi yapının seçildiği, defter tutma, beyanname verme ve stopaj mahsubu bakımından farklı sonuçlar doğurur; bu nedenle ihale öncesinde yapının vergisel sonuçları planlanmalıdır. Ortaklık payları, kâr paylaşımı ve gider dağıtımı sözleşmede açıkça düzenlenmediğinde, işin bitiminde ortaklar arasında hem hukuki hem vergisel uyuşmazlık doğar. Ortaklık yapılarının hukuki çerçevesini ilgili ticaret hukuku rehberlerimizde ele alıyoruz.

Fiyat farkı, iş artışı ve tasfiye

Kamu yapım işlerinde sözleşme süresince ortaya çıkan fiyat farkı ödemeleri, iş artışları ve sözleşmenin tasfiyesi, vergilendirmeyi doğrudan etkiler. Fiyat farkı, asıl işin hasılatının bir parçası olduğundan aynı rejime tabidir: iş yıllara sari ise fiyat farkı da işin bittiği yılın kazancına dâhil edilir. Ancak fiyat farkının işin bitiminden sonra hesaplanıp ödendiği hâllerde, bu tutar bitimden sonra elde edilen hasılat olarak doğduğu yılın geliri sayılır. Bu ayrım, hangi yılın matrahına gireceğini belirlediği için beyan zamanını değiştirir.

İş artışı ve süre uzatımı bakımından da benzer değerlendirme yapılır: kapsamı genişleyen işin bitim tarihi ötelendiğinde, kazancın doğduğu yıl da ötelenir. Sözleşmenin feshi veya tasfiyesi hâlinde ise iş fiilen bırakılmış sayılır ve kazanç o yılda tespit edilir; tasfiye hesabıyla belirlenen alacak ve borçlar bu hesaba dâhil edilir. Yüklenicinin idareden olan alacağının tahsil edilememesi ya da uyuşmazlık konusu olması hâlinde, şüpheli alacak karşılığı ayrılıp ayrılamayacağı ayrıca değerlendirilir; dava ya da icra takibine konu edilen alacaklar bakımından kanunda öngörülen şartların sağlanması gerekir. Bu konudaki esasları şüpheli ve değersiz alacaklar yazımızda ele aldık.

Hakedişlerde stopaj (GVK m.94)

Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde kazanç işin sonunda beyan edilse de, vergi güvenliği amacıyla ödeme aşamasında kesinti yapılır. Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarım işleri dolayısıyla yapılan hakediş ödemelerinden vergi kesintisi yapılmasını öngörür. Kesintiyi yapmakla sorumlu olanlar, ödemeyi yapan kamu idareleri ve kanunda sayılan kişilerdir.

Kesilen vergi, yüklenici için peşin ödenmiş vergi niteliğindedir: işin bittiği yıla ait beyannamede hesaplanan vergiden mahsup edilir. Mahsup sonrası artan tutar bulunması hâlinde iade talep edilebilir. Uygulamadaki temel sorun nakit akışıdır: iş üç dört yıl sürdüğünde, kesilen stopajlar yıllarca hazinede kalır ve yüklenici bu tutarı ancak işin bitiminde mahsup edebilir. Bu nedenle yıllara sari iş üstlenen işletmelerin, stopaj yükünü teklif aşamasında maliyet hesabına dâhil etmesi gerekir. Kesintinin doğru oranda ve zamanında yapılıp yapılmadığının izlenmesi de önemlidir; eksik kesinti hâlinde ödemeyi yapan sorumlu tutulur.

Özel inşaat (yap-sat) ile taahhüt işinin ayrımı

Vergi hukukunda inşaat faaliyeti iki ayrı kategoriye ayrılır ve sonuçları birbirinden tamamen farklıdır. Birincisi taahhüt işidir: yüklenici, başkasına ait bir iş için sözleşmeyle taahhütte bulunur ve bedelini hakedişlerle alır; iş birden fazla yıla sarkıyorsa yıllara sari rejim uygulanır. İkincisi özel inşaat, yaygın adıyla yap-sat işidir: müteahhit kendi nam ve hesabına, satmak amacıyla bina yapar. Burada taahhüt unsuru bulunmadığından yıllara sari rejim uygulanmaz; kazanç, bağımsız bölümlerin satıldığı yıllarda ve genel hükümlere göre tespit edilir.

Ayrımın pratik sonuçları çoktur. Yap-sat işinde stopaj kesintisi söz konusu değildir; buna karşılık her satışta KDV doğar ve maliyet, tamamlanan bağımsız bölümlere dağıtılarak satılan kısma isabet eden tutar gider yazılır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde ise durum daha karmaşıktır: arsa sahibi ile müteahhit arasındaki ilişkinin niteliği, teslimlerin hangi aşamada gerçekleştiği ve arsa sahibinin faaliyetinin ticari kazanç sayılıp sayılmayacağı ayrı ayrı değerlendirilir. Arsa sahibinin tek bir arsasını değerlendirmesi kural olarak ticari faaliyet sayılmazken, sürekli ve organize biçimde yapılan işlemler ticari kazanç doğurur. Bu nedenle inşaat işine başlamadan önce faaliyetin hangi kategoriye girdiğinin belirlenmesi, defter düzeninden beyan zamanına kadar bütün süreci şekillendirir.

Geçici vergi ve yıllara sari işler

Ticari kazanç sahipleri kural olarak geçici vergi öder; ancak yıllara sari inşaat ve onarım işlerinden elde edilen kazançlar bakımından farklı bir uygulama söz konusudur. Bu işlerin kazancı işin bitiminde doğduğundan, devam eden dönemlerde geçici vergiye esas bir kazanç oluşmaz. Buna karşılık yüklenicinin yıllara sari iş dışında başka faaliyetleri varsa, o faaliyetlerden doğan kazançlar bakımından geçici vergi yükümlülüğü devam eder.

Bu ayrım, muhasebe kayıtlarının işler bazında ayrıştırılmasını zorunlu kılar. Yıllara sari işe ait hasılat ve maliyetler ayrı hesaplarda izlenmeli; diğer faaliyetlerin sonuçları bunlardan bağımsız raporlanmalıdır. Kayıtların karışması hâlinde, geçici vergi beyanı hatalı yapılır ve hem eksik hem fazla beyan riski doğar. Ayrıca işin bittiği yıl beyan edilen kazanç, o yılın toplam matrahını belirgin biçimde yükselttiğinden, tarife dilimi ve ödeme planlaması bakımından önceden hazırlık yapılması gerekir.

KDV, tevkifat ve diğer yükümlülükler

Katma değer vergisi bakımından yıllara sari iş rejimi uygulanmaz: KDV, hakediş düzenlendikçe ve teslim gerçekleştikçe doğar ve ilgili dönemde beyan edilir. Yani gelir vergisi ertelenirken KDV ertelenmez. Bu, iki verginin farklı takvimlerde işlemesi sonucunu doğurur ve nakit planlamasında gözetilmesi gerekir.

Kamu idarelerine yapılan yapım işlerinde ayrıca KDV tevkifatı uygulanır: yüklenici faturada verginin tamamını gösterir, tebliğde belirlenen oranı idare tarafından kesilerek sorumlu sıfatıyla beyan edilir. Bu, hakediş tahsilatını daha da azaltan bir kalemdir. Tevkifat rejimini ve iade sürecini KDV tevkifatı (KDVK m.9) yazımızda ele aldık. Bunların yanında damga vergisi, sözleşme ve hakediş aşamalarında ayrıca doğar; kamu ihale sözleşmelerindeki damga vergisi yükümlülüklerini kamu ihale kararlarında ve sözleşmelerinde damga vergisi yazımızda anlattık.

İşin bitiminde beyan ve iade süreci

İşin bittiği yıl, yüklenici için hem en yüksek matrahın hem de en büyük iade talebinin doğduğu yıldır. Yıllar boyunca biriken hakediş hasılatı ve maliyetler bu yılda karşılaştırılır; ortaya çıkan kâr o yılın beyannamesinde gösterilir. Aynı beyannamede, yıllar içinde kesilen stopajların tamamı hesaplanan vergiden mahsup edilir. Mahsuptan sonra ödenecek vergi çıkabileceği gibi, çoğu dosyada iadesi gereken bir tutar ortaya çıkar.

İade süreci, mahsuben ya da nakden talep edilmesine göre farklı işler. Mahsuben iade, mükellefin kendi diğer vergi borçlarına mahsup edilmesidir ve genellikle daha hızlı sonuçlanır. Nakden iadede ise tutara göre teminat gösterilmesi ya da inceleme raporu düzenlenmesi aranabilir. Talebin dayanağı, kesintiyi yapanlarca verilen muhtasar beyannameler ve kesinti belgeleridir; bu belgelerdeki tutarlarla mükellefin kayıtlarının birebir uyuşması gerekir. Uyuşmazlık çıkan tipik durum, kesintiyi yapan idarenin beyanı ile yüklenicinin kaydı arasındaki farktır; bu hâlde kesinti belgelerinin ve hakediş raporlarının karşılaştırmalı sunulması gerekir. Talebin reddi ya da uzun süre sonuçlandırılmaması hâlinde önce idari başvuru yapılır, ardından vergi mahkemesinde dava açılır; iade davalarında faiz talebi de ileri sürülmelidir.

Sık yapılan hatalar ve inceleme eleştirileri

  • Kapsam hatası: Aynı yıl içinde başlayıp biten işin yıllara sari sayılması ya da yıllara sari işin genel hükümlere göre beyan edilmesi.
  • Bitim tarihinin yanlış belirlenmesi: Geçici kabul tutanağının onay tarihi yerine fiilî bitiş tarihinin esas alınması.
  • Ortak gider dağıtımının yapılmaması: Tüm giderlerin tek işe yüklenmesi ya da dağıtım anahtarının belgelenmemesi.
  • Stopaj mahsubunun atlanması: Kesilen vergilerin işin bittiği yıl beyannamesinde mahsup edilmemesi.
  • Kendi arsasına inşaat: Taahhüt unsuru bulunmayan işlerin yıllara sari rejime sokulması.
  • KDV’nin ertelenmesi: Gelir vergisi rejiminin KDV’ye de uygulandığı yanılgısı.

İnceleme sürecinde istenen belgeler tipiktir: sözleşme ve ekleri, hakediş raporları, geçici ve kesin kabul tutanakları, iş bazında maliyet dökümleri, gider dağıtım tabloları ve stopaj kesinti belgeleri. Bu belgelerin iş bazında düzenli tutulması, savunmanın temelini oluşturur. İnceleme sürecindeki hak ve yükümlülükleri vergi incelemesi ve savunma yolları yazımızda ele aldık.

Vergi mahkemesi dava dilekçesi örneği

…………… VERGİ MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA

DAVACI: …… İnşaat Ltd. Şti., Vergi No, Adres

DAVALI: …… Vergi Dairesi Müdürlüğü

DAVA KONUSU: ……/……/2026 tarih ve …… sayılı ihbarname ile tarh edilen kurumlar vergisi ve kesilen vergi ziyaı cezasının iptali istemidir.

TEBLİĞ TARİHİ: ……/……/2026

AÇIKLAMALAR

1. Şirketimiz, …… idaresi ile ……/……/…… tarihinde imzalanan sözleşme kapsamında …… yapım işini üstlenmiştir. Söz konusu iş birden fazla takvim yılına sirayet etmiştir.

2. İdarece, işe ilişkin kazancın …… yılında doğduğu kabul edilerek tarhiyat yapılmıştır. Oysa Gelir Vergisi Kanunu’nun 44. maddesi uyarınca bitim tarihi, geçici kabul tutanağının idarece onaylandığı tarihtir. Söz konusu tutanak ……/……/…… tarihinde onaylanmış olup, kazanç bu tarihi içeren yılda beyan edilmiştir. Tutanak ve onay yazısı ektedir.

3. Ayrıca ortak genel giderlerin dağıtımı, Kanun’un 43. maddesindeki esaslara ve iş bazında tutulan maliyet kayıtlarına uygun yapılmıştır. Dağıtım tabloları ve maliyet dökümleri ektedir.

4. Hakediş ödemelerinden Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesi uyarınca kesilen vergiler, işin bittiği yıl beyannamesinde mahsup edilmiştir; mahsup belgeleri ektedir. İdarece bu mahsubun dikkate alınmaması ayrıca hukuka aykırıdır.

5. İnceleme dosyasının ve idareden geçici kabul kayıtlarının celbini, gerekirse bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER: 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.42, 43, 44, 94; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu.

DELİLLER: Sözleşme ve ekleri, hakediş raporları, geçici kabul tutanağı ve onay yazısı, maliyet ve gider dağıtım tabloları, stopaj kesinti belgeleri, yasal defterler, bilirkişi incelemesi.

SONUÇ VE İSTEM: Açıklanan nedenlerle dava konusu tarhiyatın ve kesilen cezanın iptaline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı idareye yükletilmesine karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederiz. ……/……/2026

Davacı Vekili
Ad Soyad – İmza

Yüklenici kontrol listesi

  1. İşin yıllara sari olup olmadığını üç şart üzerinden belirleyin: inşaat/onarım, taahhüt, birden fazla yıl.
  2. Geçici kabul tutanağının onay tarihini takip edin; kazanç o tarihte doğar.
  3. Her iş için ayrı maliyet merkezi kurun; doğrudan giderleri işe kaydedin.
  4. Ortak gider dağıtım anahtarını yazılı belirleyin ve tablosunu saklayın.
  5. Hakediş stopajlarını izleyin; işin bittiği yıl mahsubu unutmayın.
  6. Stopaj yükünü teklif aşamasında nakit akışına dâhil edin.
  7. KDV’nin ertelenmediğini unutmayın; hakediş düzenlendikçe beyan edin.
  8. Kamu işlerinde KDV tevkifatını ve damga vergisini ayrı kalem olarak hesaplayın.

Sık sorulan sorular

Yıllara sari iş nedir?

Birden fazla takvim yılına sirayet eden, taahhüde bağlı inşaat ve onarım işleridir; kazanç işin bittiği yıl tespit edilir (GVK m.42).

Hangi şartlar aranır?

İşin inşaat veya onarım işi olması, taahhüde bağlı yapılması ve birden fazla takvim yılına sirayet etmesi.

Kendi arsama inşaat yapıyorum; bu rejim uygulanır mı?

Hayır. Taahhüt unsuru bulunmadığından yıllara sari rejim uygulanmaz; genel hükümler geçerlidir.

İşin bitim tarihi nasıl belirlenir?

Geçici ve kesin kabul usulüne tabi işlerde geçici kabul tutanağının idarece onaylandığı tarih; diğer hâllerde fiilen tamamlanma veya bırakılma tarihi (m.44).

Bitimden sonra gider yaptım; hangi yıla yazılır?

Bitimden sonra doğan gider ve hasılatlar, doğdukları yılın kazancıyla ilişkilendirilir.

Ortak giderler nasıl dağıtılır?

Kanun’un 43. maddesindeki esaslara göre; harcama tutarları ve süreler gibi objektif ölçütler kullanılır ve dağıtım belgelenir.

Hakedişten kesilen vergi ne olur?

Peşin ödenmiş vergidir; işin bittiği yıl beyannamesinde hesaplanan vergiden mahsup edilir, artan tutar iade istenebilir.

Yıllara sari işte geçici vergi ödenir mi?

Bu işlerin kazancı bitimde doğduğundan devam eden dönemlerde geçici vergiye esas kazanç oluşmaz; diğer faaliyetler için yükümlülük sürer.

KDV de erteleniyor mu?

Hayır. KDV, hakediş düzenlendikçe ve teslim gerçekleştikçe doğar ve ilgili dönemde beyan edilir.

Kamu işinde KDV tevkifatı var mı?

Evet. Kamu idareleri belirlenmiş alıcılardandır; tebliğde belirlenen oranda tevkifat uygulanır.

İş yarıda bırakılırsa ne olur?

Kazanç, işin fiilen bırakıldığı yılda tespit edilir ve o yılın geliri sayılır.

Stopajın nakit akışına etkisi nedir?

Kesintiler işin sonuna kadar mahsup edilemediğinden yıllarca bağlı kalır; teklif aşamasında maliyete dâhil edilmelidir.

Biriken stopajı nasıl iade alırım?

İşin bittiği yıl beyannamesinde mahsup edilir; artan tutar mahsuben ya da nakden istenir. Nakdi iadede tutara göre teminat veya inceleme raporu aranabilir.

Yap-sat inşaatta da yıllara sari rejim uygulanır mı?

Hayır. Kendi nam ve hesabına satmak için yapılan inşaatta taahhüt unsuru yoktur; kazanç bağımsız bölümlerin satıldığı yıllarda genel hükümlere göre tespit edilir.

Alt yüklenicinin işi de yıllara sari sayılır mı?

Alt sözleşme ayrıca değerlendirilir: inşaat/onarım niteliğinde, taahhüde bağlı ve birden fazla yıla sirayet ediyorsa evet. Asıl işin yıllara sari olması tek başına yeterli değildir.

Fiyat farkı hangi yılın geliri sayılır?

İş devam ederken doğuyorsa işin bittiği yılın kazancına dâhil edilir; bitimden sonra hesaplanıp ödenirse doğduğu yılın geliri sayılır.

İncelemede hangi belgeler istenir?

Sözleşme ve ekleri, hakediş raporları, kabul tutanakları, iş bazında maliyet dökümleri, gider dağıtım tabloları ve stopaj belgeleri.

Ortak girişim ve konsorsiyum yapıları

Büyük ölçekli inşaat ve taahhüt işleri çoğu zaman birden fazla firmanın bir araya gelmesiyle yürütülür ve seçilen yapı, vergisel sonucu doğrudan belirler. İş ortaklığı, Kurumlar Vergisi Kanunu’nda ayrıca sayılmıştır: kurumların kendi aralarında veya şahıs ortaklıkları ya da gerçek kişilerle belli bir işin birlikte yapılmasını müştereken taahhüt etmek ve kazancını paylaşmak amacıyla kurdukları ortaklıklardan, talep edilmesi hâlinde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilir.

Yapı seçiminde değerlendirilecek unsurlar şunlardır. Birincisi mükellefiyettir: iş ortaklığı kurumlar vergisi mükellefi olarak vergilendirilir ve kazanç ortaklık düzeyinde beyan edilir; adi ortaklık biçimindeki konsorsiyumlarda ise kazanç ortaklara payları oranında dağıtılır ve her ortak kendi beyanını verir. İkincisi sorumluluktur: iş ortaklığında ortakların idareye karşı sorumluluğu ile adi ortaklıktaki müteselsil sorumluluk farklı işler. Üçüncüsü belge düzenidir: işveren idareye kimin fatura düzenleyeceği, hakedişlerin nasıl paylaşılacağı ve ortaklar arası işlemlerin nasıl belgeleneceği baştan belirlenmelidir. Dördüncüsü tevkifattır: yıllara sari işlerde hakedişlerden yapılan kesintinin hangi mükellef adına yapılacağı ve mahsubun kim tarafından kullanılacağı netleştirilmelidir. Beşincisi, işin bitiminde ortaklığın tasfiyesi ve kazancın dağıtımıdır. Bu nedenle sözleşme aşamasında yapı tercihi, vergisel simülasyonla birlikte yapılmalıdır.

Hakediş, avans ve fiyat farklarının dönemi

Yıllara sari işlerde kazanç işin bitiminde tespit edilse de, süreç boyunca doğan kalemlerin doğru sınıflandırılması gerekir. Alınan hakedişler kazanç değil, işin bitiminde hesaplanacak kazancın unsurudur ve ilgili hesaplarda izlenir; bu nedenle her hakediş bir gelir kaydı değil, süreç kaydıdır. Avanslar ise henüz hakedişe bağlanmamış ödemelerdir ve borç niteliğinde izlenir.

Uygulamada üç kalem tartışma yaratır. Birincisi fiyat farklarıdır: sözleşme kapsamında sonradan ödenen fiyat farkları, işin bitiminden önce doğmuşsa işin kazancına dâhil edilir; bitimden sonra ödenenler ise Gelir Vergisi Kanunu’nun 44. maddesi uyarınca elde edildiği yılın geliri sayılır. İkincisi gecikme cezası ve kesintilerdir: işverence uygulanan kesintiler hasılatı azaltır ve belgelenmesi gerekir. Üçüncüsü teminat kesintileridir: hakedişten yapılan ve iş sonunda iade edilen kesintiler, alacak olarak izlenir. Dördüncüsü, işin bitiminden sonra ortaya çıkan giderlerdir: garanti kapsamındaki onarım harcamaları ve kesin kabul öncesi giderler, yapıldıkları yılın kâr veya zararında dikkate alınır. Bu kalemlerin proje bazlı bir tabloda izlenmesi, işin bitiminde yapılacak kesin hesabın dayanağını oluşturur.

Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.42-44 ve 94, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine dayanır. Oranlar ve tutarlar değişebilir; somut dosyanız için Hukukçular Evi Ankara ile 0554 648 37 15 numaralı telefondan iletişime geçin.


Post by Av. Fatma Öztürk